RE: [TÜRKİYE:34934] Turkiye-icin-el-ele@googlegroups.com adlı grubun özeti - 24 konu konuda 25 güncelleme ileti

9 views
Skip to first unread message

Yılmaz Dikbaş

unread,
Jul 26, 2014, 3:22:49 AM7/26/14
to Turkiye-i...@googlegroups.com, dik...@kalinka.com.tr

HAFIZ SONER YALÇIN - 1

 

Soner Yalçın’ı tanıyorsunuz.

Yazdığı iki kitapla, Türk halkının neredeyse yarısından fazlasının Yahudi dönmesi, yani Sabetayist olduğunu ortaya çıkarmıştı!

Adınızı soyadınızı ve ana babanızın adlarını Soner Yalçın’a verin, üç dakikada şipşak sizin Sabetayist olduğunuzu kanıtlasın! Hele bir de aileniz Selanik göçmeniyse, Sabetayist damgasını anında anlınıza yapıştırır!

 

Soner Yalçın’ın üstün yetenekli, eşsiz bir araştırmacı olduğunu çok iyi biliyordunuz. Ama onun, biraz sonra anlatacağım, çok başka bir yeteneğinden eminim bugüne kadar haberiniz yoktu!

Ben de bilmiyordum, yeni öğrendim.

İşte bu yazımda sizlere, eşsiz araştırmacı Soner Yalçın’ın bu olağanüstü yeteneğini anlatacağım, çok şaşıracaksınız, ağzınız açık kalacak!

 

ODA TV davası kapsamında 14 Şubat 2011 tarihinde tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan Soner Yalçın, 27 Aralık 2012 tarihinde salıverildi.

1 yıl 10 ay 13 gün yattığı Silivri’de, ağır işkencelerden geçerken biri 368 sayfa, diğeri 550 sayfa iki kitap yazdı!

Bir kâğıt bir kalem, tek kişilik hücrede, işkenceden inim inim inlerken toplam 918 sayfalık, tamamı belgelere dayalı iki kitabı Soner Yalçın nasıl yazdı, diye sakın sormayınız, çünkü o bir eşi daha bulunmaz, mucizeler yaratan üstün yetenekli bir yazardır!

 

Eşsiz araştırmacı Soner Yalçın, Silivri’den çıkar çıkmaz bir kitap daha yazdı: “KAYIP SİCİL – ERDOĞAN’NIN ÇALINAN DOSYASI”.

Kitabın adını okur okumaz, eşsiz araştırmacı Soner Yalçın’ın bir kez daha büyük bir deprem etkisi yaratacak bir kitap yazmış olduğuna inandım, hemen kitabı aldım, okudum, büyük şaşkınlığım geçmeden önce okuduklarımı sizlerle paylaşmak istedim.

 

Silivri’den çıktıktan, evinde güzel bir uyku çektikten hemen sonra Soner Yalçın, iki katlı kütüphanesine girer.

Polisler, tutuklandığı gün evine gelmişler, gün boyu yaptıkları arama sırasında tüm kitapları birbirine karıştırmışlardır. Ne yapsın, başa gelen çekilir, birkaç hafta içinde ancak yeniden bir düzene girecek olan kitaplarını toplamaya başlar.

Soner Yalçın birden paniğe kapılır! Çok önem verdiği, daha önce hiç kimse tarafından bilinmeyen çok gizli belgeleri içeren bir dosyası kayıptır! Üzerinde “Erdoğan’ın Sicili” yazılı el yakacak dosya, kütüphanesinde yoktur! Her yanı arar, her kitabı kaldırır evirir çevirir, dosya ve içindeki defteri toz olmuştur!

“Çok özel bilgiler toplamıştım; yılların emeği vardı” diyerek inleyen Soner Yalçın, iki katlı kütüphanesinin altını üstüne getirir, evin her yerini arar, dosya ve defter kayıptır!

Soner Yalçın için her şey meydandadır: Tutuklandığı gün evini arayan polislerden biri o dosyayı ve defteri çalmış, götürmüştü. Hiç kuşkusuz bunları ileride Tayyip Erdoğan’a karşı kullanacaktı!

Tehlike büyüktü! O dosyayla Recep Tayyip Erdoğan’ı fişleyeceklerdi!

 

Burada durup biraz duygudaşlık (empati) yapalım. Ünlü bir araştırmacının çok önemli belgeler içeren bir dosyası, defteri ile birlikte çalınmış! Bu durumda oturup ağlamaktan başka elden ne gelir!

İşte burada yanılıyorsunuz!

Ağlayıp sızlamak sizin gibi benim gibi sıradan insanlara özgü bir durum!

Soner Yalçın, ne ağlar ne de sızlar.

Peki, ne yapar?

Kendi dilinden dinleyelim:

“Sonra dedim ki, o dosya ve o defter bana artık geri gelmez. Belki Cemaat/paralel yapı o bilgileri Cumhurbaşkanlığı’na aday olması kesinleşen Erdoğan aleyhinde kullanacak. En iyisi çıkmasını hiç bekleme, otur yaz.”

Ve oturur, 410 sayfalık kitabı ezberden yazar!

Şaşırmakta haklısınız, Soner Yalçın oturur, çok gizli belgeleri kapsayan dosyanın içeriğini ezberden yazar, tam 410 sayfa!

 

Kuran’da 114 sure, 6.666 ayet ve toplam 77.807 Arapça sözcük vardır.

Kuran’ı baştan sona ezberleyenlere “Hafız” denilir.

Soner Yalçın, yalnız Türkiye’deki değil, tüm İslam dünyasındaki hafızları gölgede bırakacak bir hafıza (bellek) sahibi olarak karşımıza çıkıyor!

Mademki Soner Yalçın kütüphanesindeki bir dosyanın içeriğini ezberlemiş, yani hafızlamış, öyleyse şu varsayımda haklı oluruz: Soner Yalçın, kütüphanesine koyduğu tüm dosyaları önce ezberliyor, yani hafızlıyor, ondan sora arşivliyor.

Şimdi düşünün, Soner Yalçın gibi eşsiz bir araştırmacının arşivinde kaç yüz tane dosya vardır? Ve Soner Yalçın bunların hepsini ezberlemiş, yani hafızlamış!

İşte, yazımın başında Soner Yalçın’ın bugüne kadar bilmediğiniz olağanüstü yeteneğinden söz ederken bunu anlatmak istemiştim.

Olağanüstü araştırmacı, üstün yetenekli Hafız Soner Yalçın’ı gelin hep beraber alkışlayalım!

 

Sizlerde bu heyecanı yarattıktan sonra, elbette Hafız Soner Yalçın’ın “Kayıp Sicil – Erdoğan’ın Çalınan Dosyası” adlı kitabını alıp bir solukta okuyacaksınız.

Olsun, ben yine de kitaptan bazı alıntılar yaparak, uğrayacağınız şoklara sizleri hazırlamak istiyorum.

İşte, Hafız Soner Yalçın’ın çok şiddetli deprem yaratacak kitabından bir tadımlık:

 

Kitabın ilk 45 sayfasında; Recep Tayyip Erdoğan, anası, babası, dedesi, eşi Emine Hanım, eşinin babası, annesi ve dedesinin etnik kökenleri bir kez daha anlatılıyor.

(Yazının devamı Facebook’taki sayfamda)

 

Yılmaz Dikbaş

22 Temmuz 2014

0532 233 31 52



From: Turkiye-i...@googlegroups.com [mailto:Turkiye-i...@googlegroups.com]
Sent: Saturday, July 19, 2014 3:13 PM
To: Özet alıcıları
Subject: [TÜRKİYE:34934] Turkiye-i...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 24 konu konuda 25 güncelleme ileti

Grup: http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele/topics

    "Celal Çelik" <celal...@gmail.com> Jul 19 03:04PM +0300  

    *Hekimoğlu İsmail - İslamî tavır sergilemek… *
    Hekimoğlu İsmail
     
    RAMAZAN2014 Yazarlar
    <http://www.zaman.com.tr/columnistMenuDetail.action?sectionId=6> Hekimoğlu
    İsmail
    <http://www.zaman.com.tr/columnistDetail_getNewsById.action?columnistId=1036>
    İslamî tavır sergilemek…
     
     
    Besmelede geçtiği üzere Rahman ve Rahim olan Rabb’imiz İslamiyet’i bize
    göndermiş ki, şu cennet gibi olan dünyayı başımıza cehennem etmeyelim.
     
     
    Müslümanlar ise yüzlerce senedir hep ahiretteki cennete göz dikmişler.
    Hâlbuki evvela dünyamızı cennet edeceğiz. Yüz metrekarelik evini cennet
    bahçesine çeviremeyen adamlar, ahiretteki cennetin hasretini çekiyorlar.
    Yahu kardeşim, sen evvela burayı hallet. Mesela şöyle düşün; “Ben
    İslamiyet’in hangi emrini uygulamadım ki, evim yuvam cehenneme döndü.”
    Mesela geçenlerde yeni evlenmiş bir karı-koca ziyaretime geldi, dediler ki,
    “Ağabey bize ne söylersiniz?” “Âcizane söyleyeceğim şey şudur; dünyanızı
    cennet etmeye çalışın. Dolayısıyla evvela evdeki kavgayı bitirin. Güneş
    altında söylenmedik söz yok. Öyleyse neyi söyleyeceğimiz önemli değil,
    nasıl söyleyeceğimiz önemlidir. Yani üslup önemlidir. Bana göre en tesirli
    üslup, susabildiğimiz kadar susup, İslamiyet’i yaşayabildiğimiz kadar
    yaşamaktır.”
     
     
    “Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi ittiba-ı
    Kur’an’dır.” buyuruyor Bediüzzaman. Risale-i Nur’lar reçetedir. İşte tabip,
    reçeteyi uzattı; “Kur’an’a ittiba edin.” Kur’an’ın ilk tefsiri Efendimiz’in
    (sas) hayatıdır. Peygamberimiz (sas) insan olarak, her türlü şartlarda
    İslamiyet’i yaşamış. Fakir kalmış, çocukları ölmüş, yakınları ona düşman
    olmuş, iyi günler de kötü günler de görmüş. Bu dünyada dert, felaket çok;
    hayat halden hale girerken, O’nun (sas) bu haller içinde İslamiyet’i nasıl
    yaşadığını görmemiz lazım. O yaşayış bize örnek olmalı.
     
     
    Mesela Ağrı’dan öğretmenler geldi, dedim ki, “Bulunduğunuz bölgede birtakım
    fitneler zuhur edebilir. Beşeriyet için en büyük tehlike, fitnedir. Siz bu
    karışıklıkların içine girmeyin. Bediüzzaman’ın hakiki talebesi, vekili
    olun. Gittiğiniz yerlerde Kürtçe Risale-i Nur okuyun, anlatın. Türkiye
    Risale-i Nur prensipleriyle ayağa kalkar. Böylece ulvi bir derdiniz olsun.
    Yoksa süfli dertler sizi boğar.” Derler ya, “Her yiğidin bir ayran içişi
    vardır. İnsanların hal ve hareketleri, anlayışları birbirinden farklıdır.
    Bu farkı, olduğu gibi kabul edeceğiz. Maksatta, hedefte ittifak etmek
    lazım…
     
     
    Maksadımız ne? Allah’ın rızasını kazanmak... Böyle bir maksat için çok
    konuşmaya, tenkide gerek yok; hatta bunları terk etmek lazım… İnsanda en
    tehlikeli damar, enaniyettir. Enaniyet her türlü müşterek çalışmayı önler.
    Dostlukları bozar. Evlilikleri bitirir. Mesela bir anne-baba evladına dese,
    “Benim gibi olacaksın!” Burada firavunca bir tavır sergilemiş oluyor. Çünkü
    Firavun, halkına, “Ben sizin Rabb’inizim, benim gibi olacaksınız!” diyordu.
    Hâlbuki her zaman, her işte sünneti, ilmihali nazara vermek lazım… “Bakalım
    sevgili yavrum, eşim, arkadaşım, bu konuda ilmihal ne diyor?” dersek,
    münakaşa olmaz.
     
     
    Ahirette ailelerin, şirketlerin, devletlerin, milletlerin, partilerin,
    muhakemesi yoktur; herkes tek tek hayatının hesabını verecek… Bir
    Müslüman’ın hadiselerle fazla uğraşması, esas vazifeyi unutturur. Her
    işimizde İslami tavırlar sergilemek, maddeten ve manen üstün olmaktır!

     

    Yesevi Dergisi <yesevi...@gmail.com> Jul 19 02:23AM +0300  

    *Türklük davasının yılmaz savaşçılarından Sami Yavrucuk ağabeyimizi
    kaybettik. Cenazesi **19 Temmuz Cumartesi** günü **Zincirlikuyu
    Mezarlığı** içindeki
    camiden öğle namazından sonra kaldırılacaktır.*
     
    *Türk milletinin başı sağ olsun ! Allah rahmet eylesin. Rabbim mekanını
    cennet eylesin.*
     
     
     
    *Erdoğan Aslıyüce*
     
     
    *Hoca Ahmed Yesevi Vakfı BaşkanıTelefon:* 0212 638 50 12
    *Belgegeçer:* 0212 638 35 47
     
    *Adres:* Küçük Ayasofya Mah. Küçük Ayasofya Cad. Hüseyin Ağa Medresesi
    Kadırga-Sultanahmet/FATİH/İST.

     

    "yunus emre demir" <yunusemr...@gmail.com> Jul 19 02:43PM +0300  

    allag ramet eylesin geride kalanlara mevlam sabır ihsa eylesin saygılarımla
     
     
    From: Yesevi Dergisi
    Sent: Saturday, July 19, 2014 2:23 AM
    To: suavi tuncay ; suna gurler ; Süheyl Çobanoğlu ; Süleyman Merdanoğlu ; Süleyman Uluocak ; Şaban Kutlu ; Şaban, aracılığıyla ; Şahin Boran ; Şahin Ceylanlı ; Şakir Gebeş ; şerafettin AYDEMİR ; şuayip özcan ; Şükrü Karaca ; Taner Tatar ; ta...@haberturk.com ; tasdemirler ; td...@turan.org ; Tekay Tuna ; tek...@haberturk.com ; tekirdağ aydınlar ocağı ; tekno...@yahoo.co.uk ; Temel Can ; tes...@gmail.com ; tesud...@gmail.com ; Tevfik Karabulut ; teym...@hotmail.com ; TGC ; Timur Davletov ; tkoc...@yahoo.com ; tolga gençer ; topkap...@mynet.com ; TR HAFIZ ; trabzon aydınlar ocağı ; tuba ceylan ; tub...@hotmail.com ; Tuncay Ergan ; Tuncer Gülensoy ; TURAN BİRLİĞİ ; Turan Fikirli ; Turgay Arÿfffffdcÿfffffdoÿfffff0lu ; Turgut Mumcu ; Turk Buro-Sen ; Turk Eli ; TURK HAREKETİ ; Turk Stk ; turkegitimsen istanbul5 ; Turkiye-i...@googlegroups.com ; TURKSAM ; TURKSAM ; Turkuvaz ; Tuva Sibirya ; Tuva SİBİRYA ; Türk Birlik ; Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği ; TÜRK EĞİTİM ; Türk Milli ; TÜRKÇÜ TAVIR ; Türkistanlılar Kültür ve Sosyal Yardım Dernegi ; tybgaz...@gmail.com ; tzar...@gmail.com ; Ufuk Süslü ; ug...@rotateknoloji.com.tr ; ugurelr...@yahoo.com.tr ; umayg...@yahoo.com ; umut yurtkuran ; unal_dirlik ; UNER GROUP ; Ünal ; Üniversite Kitabevi ; ünver ; Vecihi Tekin ; Vedat BAYRAM ; Vedat ÇALIK ; Vedat Zorlu ; velisar...@gmail.com ; volkand...@hotmail.com ; volka...@dengesmmm.com ; www.soztv.org ; y_aga...@yahoo.com ; Yağmur Tunalı ; Yakup EROGLU ; yama...@ibu.edu.tr ; yaprak....@koruma.com.tr ; yasar erkalan ; Yasar Halk Bilimi Arastirmacisi ; yasar...@yahoo.com ; Yaşar Bilgin ; Yaşar Canca ; Yavuz Selim Pınarbaşı ; Yavuz Tiryaki ; yenice...@yahoo.com ; Yeniçağ Gazetesi ; yeniufukgazete yeniufukgazete ; Yesevi Dergisi ; yesie...@pikare.net ; Ýstanbul.com ; yt...@hotmail.com ; yucel kaya ; Yunus Özen ; Yusif Afshar ; Yusuf Beyazıt ; Yusuf Delikoca ; Yusuf Gedikli ; YÜCEL ÇAGLAV ; Yüksel Ercan ; Zakir Avsar ; Zaur Aliyev ; zekeriya tümer ; zeki...@gmail.com ; zel...@gunes.com ; Zeynel Beksa� ; Zeynep Kosucu ; zeynep şahiner ; Zubeyir Ulas ; zübeyde kılıç
    Subject: [TÜRKİYE:34912] Sami Yavrucuk ağabeyimizi kaybettik
     
     
    Türklük davasının yılmaz savaşçılarından Sami Yavrucuk ağabeyimizi kaybettik. Cenazesi 19 Temmuz Cumartesi günü Zincirlikuyu Mezarlığı içindeki camiden öğle namazından sonra kaldırılacaktır.
     
    Türk milletinin başı sağ olsun ! Allah rahmet eylesin. Rabbim mekanını cennet eylesin.
     
     
     
    Erdoğan Aslıyüce
     
    Hoca Ahmed Yesevi Vakfı Başkanı
    Telefon: 0212 638 50 12
    Belgegeçer: 0212 638 35 47
     
    Adres: Küçük Ayasofya Mah. Küçük Ayasofya Cad. Hüseyin Ağa Medresesi Kadırga-Sultanahmet/FATİH/İST.
     
     
     
     
    --
    Sayın "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU" grubu üyesi.
    grubumuzla ilgili şikayetleriniz ve tavsiyeleriniz grup yönetimine " erzinca...@gmail.com " adresimize bildirin,
    Grubumuzda yayınlanan iletilerin yasalar karşısında tüm sorumluluğu yazarına ve iletinin üzerinde değişiklik yapıp yayınlayan üyeye ait olacaktır, İletilerin mutlaka konu başlıklarını yazınız. İletilerinizde Başka bir grubun tanıtımı, url adresleri yada benzeri ibareler bulunması halinde o iletiler yayınlanmayacaktır.. önemle duyurulur. saygılarımızla
    ---
    Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
    Bu gruba yayın göndermek için, Turkiye-i...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
    Bu grubu http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele adresinde ziyaret edebilirsiniz.

     

    "Dr.Kayaalp Buyukataman" <k...@turkishforum.com.tr> Jul 19 11:57AM +0300  

    Degerli Arkadaslar,
     
    Dünya`nin önde gelen sahsiyetlerinin Atatürk hakkinda söyledikleri cok anlamli
     
    sözlerini ilgiyele okuyacaginizi umuyorum.
     
    Dostca selamlarimla.
     
    Hakki Keskin
     

     

     
    Halit Gürelman’dan cok önemli bir bir görsel.

     

    Lale Gurman <lale....@gmail.com> Jul 19 12:47PM +0300  

    Değerli dostlar,
    Bugün, 19 Temmuz Cumartesi saat 15.00'de Ulusal Kanal'da Atatürk'e
    saldıranlara yanıt vermeye devam edecek. Sayın Çekiç notunda diyor ki, "*Bu
    biraz da anlaşılan, izleyicilerin Tv kanalını yönlendirmesinden
    kaynaklandı. Güzel olan, içinde bulunduğumuz karanlığa karşın,*
    *halkımızın hâlâ Atatürk'ü bıkmadan usanmadan dinlemeye bu kadar arzulu
    olması. Atatürk'ün hangi koşullarda bu ülkeyi yeniden vatan kılıp, sonra da
    tüm dünya barışına yaptığı katkıları yeniden yeniden duydukça, onun
    büyüklüğüne olan hayranlıklarının katlanıyor olması.*
    *Güzel olan bu. Bu güzelliği hazmedemeyenlerin uyduruk-kaydırık tarih
    masallarına duydukları tepki, nefret...Gerçeğini öğrendiklerinde ise,
    içlerini kaplayan bir huzur, bir rahatlık, bir övünç, bir ferahlık,
    aydınlık. Bunun e-postalara yansıyan yüzlerce teşekkür mesajları ve
    dualar...*
    *Bütün bunlar sanırım TV kanalını da etkilemiş olmalı ki, devamını
    istediler.*
    *Gerçekten de baktığımız zaman, bölge aynı bölge, ülke aynı ülke...Ve bu
    ülkeyi iki dünya savaşı arasındaki dönemde yönetiyor Atatürk.*
    *Milyonlarca insanın yok olmasına yol açan iki tane koskoca dünya savaşının
    arasında...*
    *Nazizim, faşizm, komünizm gibi yayılmacı ve saldırgan rejimlere karşı,
    Balkan Paktı'nı ve Sadabad Paktı'nı kurarak, *
    *dünya barışının gerçek liderliğini yapıyor.*
    *Hitler bile saldırmak için O'nun ölümünü bekliyor.*
    *Tam bir devlet adamı.*
    * Tüm bölgeyi kan çanağına döndüren şimdikiler onun yanında bırakın "devlet
    adamlığını", adam bile değil."*
     
    Bilgi ve ilgilerinize...
    Lâle Gürman
     
     
     
     
     
     
     
    --
     
    *YARIN SANA GÖZ AÇTIRMAYACAK OLANLAR, DÜN GÖZ YUMDUKLARINDIR!*
     
     
    *VATAN AŞKI MAYA GİBİDİR; SÜTÜ BOZUK OLANLARDA TUTMAZ!*
     
    *FARKINDA OLMAK DÜŞMANI BERTARAF ETMENİN İLK KOŞULUDUR!*

     

    recep akdur <drrece...@gmail.com> Jul 19 12:36PM +0300  

    -
     
    Engin Kahraman’ın “Tıp Fakülteleri Eğitimi” konusunda yaptığı söyleşi
     
    Sağlık Dergisi’nin Temmuz 2014 Sayısı’nda yayımlandı Dr Recep Akdur

     

    "ERTV Haber Merkezi" <ha...@malatyaertv.com> Jul 19 10:31AM +0300  

    ----- Original Message -----
     
    From: Turkiye-i...@googlegroups.com [mailto:Turkiye-i...@googlegroups.com]
     
    To: Turkiye-i...@googlegroups.com
     
    Sent: Fri, 18 Jul 2014 19:27:17 +0000
     
    Subject: [T�RK�YE:34909] Turkiye-i...@googlegroups.com adl� grubun �zeti - 24 konu konuda 25 g�ncelleme ileti
     
    Bugünün konu özeti
     
    Grup: http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele/topics
     
    Ramiz Dayı Mevlana ile Şems hikayesi [1 Güncelleme] [Konu Yok] [1 Güncelleme] ABD nedir ? [1 Güncelleme] Böyük Rəsuloğlu:Torpaqlarımızda gözü olanlarla müzakirə xəyanətdir! [1 Güncelleme] YAZILARIMA YER VERMEYEN GAZETELERİN GÜNLÜK OKUJYUCUSU NE KADAR ACABA?.. [1 Güncelleme] İsrail'in Gazze'ye başlattığı saldırıların CEPHANESİ BİZDEN OLMAYACAK, ŞİMDİ BOYKOT VAKTİDİR. [1 Güncelleme] Turan Kavimlerinin Göçü [1 Güncelleme] Unutulmuş bir sünnet "İTİKAF" [1 Güncelleme] Kadir gecesi hk. [1 Güncelleme] İrlanda [1 Güncelleme] Ayetlerle Peygamberimizin görevi! [1 Güncelleme] DES: Milli Eğitim Şurası Acilen Toplanmalıdır! [1 Güncelleme] KIBRIS ve Ingiltere'deki Turk toplumu ....... Cyprus 40 Years Since the Coup Briefing [1 Güncelleme] Clinton'dan İsrail'e: Hamas heybetinizi bitirdi [1 Güncelleme] Bu adam acaba 1974'de nerede idi? Kibris yerine Filistin isgali icin fikri nedir acaba? [1 Güncelleme] TARİH VE KISSALAR - 104 B. PEYGAMBER KISSALARI - 84 11. HZ. MUSA, HARUN VE İSRAİLOĞULLARI- 19 [1 Güncelleme] NİHAT HATİPOĞLU - Gönüllerin sultanı [1 Güncelleme] BÖYLE BİLİNE... [1 Güncelleme] AYDINLIK'TAN ÖZEL HABER [1 Güncelleme] ANTALYA'da BAYRAK İNDİRMEK İSTEYEN HAİNİN SONU [1 Güncelleme] YALOVA DA TÜRK DÜNYASI BULUŞMASI [1 Güncelleme] [TÜRKİYE:34883] O bombalar bize (Ergün Diler) [2 Güncelleme] Efkan Vural - Her şeye rağmen yaşamak çok güzel-35 [1 Güncelleme] BÜYÜKLERE MASALLAR ( SUÇLU ) [1 Güncelleme]
     
    Ramiz Dayı Mevlana ile Şems hikayesi
     
    "M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Jul 18 10:16PM +0300
     
    *"Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın"*
     
    *....*
     
    *"Aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın."*
     
    *Tıklayınız:*
     
    http://www.youtube.com/watch?v=blplW-ZzW_A
     

     

     
    --
     
    Selam...
     
    TC / M. Kemal Adal
     
    [Konu Yok]
     
    Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Jul 18 01:41PM +0300
     
    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
     
    Kimden: Sami Toprak
     
    Tarih: 18 Temmuz 2014 12:40
     
    Konu: Re:
     
    Kime: Sili Ozerdim
     
    ​18 Temmuz 2014 12:39 tarihinde Sami yazdı:
     
    --
     
    *TC Sili*
     
    [image:
     
    http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/215290_10200934840280643_385814596_n.jpg]E-Posta
     
    ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve
     
    sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
     
    *MADDE 25:* "*Düşünce ve Kanaat Hürriyeti*";
     
    *MADDE 26:* "*Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti*"
     
    kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
     
    Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı
     
    altına alınması, bu nedenle
     
    "*hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi*",
     
    TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her
     
    türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
     
    [image: Resim]
     
    * ek* — Tüm ekleri indir
     
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
     
    (sıkıştırma
     
    hedefi:
     
    Türkçe
     
    [image: Dosya adı kodlama menüsü]
     
    ) Tüm resimleri görüntüle
     
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
     
    [image: ata ve bayrak.jpeg]
     
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
     
    ve bayrak.jpeg*
     
    31
     
    .
     
    .
     
    SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
     
    SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
     
    YURTTA SULH CİHANDA SULH
     
    PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
     
    K. ATATURK
     
    ABD nedir ?
     
    "D.Ali Ercan" <dali...@gmail.com> Jul 18 12:05PM +0300
     
    Değerli arkadaşlar, Bu gün sizlere *ABD'*yi tanıtmak istiyorum. Her an her
     
    dakika, iki sözden biri olarak, her yerde duyduğunuz ABD hakkında açıklayıcı
     
    bilgiler vermek istiyorum;
     
    *ABD öyle bir şeydir ki hiç bir zaman görünmez, ama O her şeyi görür, her
     
    zaman, her yerdedir. *
     
    ABD' den daha güçlü hiç bir şey yoktur. ABD den habersiz, izinsiz yaprak
     
    bile düşmez; her şey onun planı ve iradesi doğrultusunda tıkır tıkır işler.
     
    ABD'nin izni olmadan, hiç bir şekilde görüşmek, anlaşmak, uzlaşmak,
     
    oydaşmak, kararlaştırmak, mümkün değildir; Yazı yazılamaz, açıklama
     
    yapılamaz, bir adım dahi atılamaz; Affedersiniz, başınıza kuş sıçsa
     
    kesinlikle ABD ajanı bir kuşun işidir. Ayağınız bir taşa takılsa, o taşı
     
    kesinlikle ABD yerleştirmiştir oraya.
     
    ABD Ülkede sosyal, siyasal, ekonomik anlamda her olan biteni zaten çok
     
    önceden planlamıştır, O her şeyi önceden bilir ve günlük olsun, saatlik
     
    olsun her olaya anında müdahale eder.. Fay hatlarını tetikleyerek
     
    depremlere yol açar. Uçakları düşürür, Trafik kazalarının çoğu ABD kaynaklı
     
    elektromagnetik sinyaller nedeniyledir; hatta daha ileri seviyede bu
     
    sinyallerle beyinleri hayalleri, rüyaları, düşünceleri kontrol eder.
     
    ABD Muhalefet olsun, iktidar olsun her partiye, her lidere istediğini
     
    dayatır, yaptırır. Bütün seçimler (hatta at yarışları bile) ABD'nin
     
    önceden belirlediği şekilde sonuçlanır. İstediğini Başkan seçtirir;
     
    istediği zaman iktidarı değiştirir. İnsanların bir kısmının kendisine
     
    yandaş, bir kısmının muhalif ve aykırı olmasını planlar. Devlet yönetiminde
     
    şube başkanından itibaren yukarıya doğru her makam ya doğrudan, ya da
     
    taktik(!) icabı gizli ABD ajanıdır.
     
    ABD önce darbe yaptırır, sonra darbeciyi tutuklatır, darbeciyi tekrar
     
    iktidar yapar, teröristler de, polis de aslında ABD ye çalışır, yer altı
     
    yer üstü tüm faaliyet ABD denetimi altındadır..
     
    ABD Ülkenin kaynaklarını sömürür, insanlarını tutsak eder, Madenlerde
     
    patlamalar yapar , salgın hastalıklar çıkarır, Hastanelere virüs
     
    taşıyıcıları gönderir, yatak odalarına yerleştirdiği ölçüm cihazlarıyla
     
    doğumunu önceden tespit ettiği zeki çocukların doğumunu engeller, camiler
     
    ama aynı zamanda genel evler açar, gençleri uyuşturucuya alıştırır,
     
    insanların bir kısmını dindar bir kısmını ateist yapar, insanları
     
    cepheleştirir; kavga çıkartır, her cephe sonuçta ABD nin dediğini yapar.
     
    Uçak gemilerindeki matbaalarında dolar basar, geceleri el altından akıttığı
     
    kara paralarla Ülkelerin para piyasasını kontrol eder. kendi kendine
     
    suikastler düzenleyerek savaş bahanesi çıkarır.
     
    ABD orduyu, yargıyı, basını istediği gibi yönlendirir... istediği
     
    gazetecileri yandaş bazılarını muhalif olarak görevlendirir. Bazı
     
    aydınları kendinden yana, bazılarını gizli ajan olarak güya kendine karşı
     
    faaliyette bulundurur. ABD Sendikalar kurar, dernekler açar, bunların
     
    başına hem kendinden yana Başkanlar seçtirir; hem de kendinden yana
     
    muhaliflerle bu başkanları alaşağı eder.....
     
    Kısacası Yurttaşların, seçmenlerin, yöneticilerin, yönetilenlerin,
     
    aydınların, kadınların hiç bir suçu günahı, ihmalleri, salaklıkları,
     
    satılmışlıkları, tembellikleri yoktur... Çünkü onlar aslında çok zeki, çok
     
    akıllı, çok bilgili, çok becerikli, çok çalışkan, çok yurtsever ve çok
     
    özverilidir, ama neylesinler ki kör olası ABD şeytanı her şeye kadirdir,
     
    her şeye hakimdir; yapacak bir şey yoktur....
     
    ABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABDABD.....
     
    öff be... yetti artık bu *A*llahın *B*elası *D*angalaklık !!
     
    Sevgilerimle. æ
     
    Böyük Rəsuloğlu:Torpaqlarımızda gözü olanlarla müzakirə xəyanətdir!
     
    Eluca Atali <eluca...@hotmail.com> Jul 18 07:54PM +0200
     
    Böyük Rəsuloğlu:Torpaqlarımızda gözü olanlarla müzakirə xəyanətdir!
     
    http://youtu.be/LenW2RTqQ6w
     
    Böyük bəy Rəsuloğlu ilə söhbət əsnasında Kərküklü yazar, araşdırmaçı Şəmsəddin Kuzəçinin "Kərkük soyqırımları" kitabındakı tarixi faktlara istinad olundu.
     
    YAZILARIMA YER VERMEYEN GAZETELERİN GÜNLÜK OKUJYUCUSU NE KADAR ACABA?..
     
    "Hayri BALTA" <ha...@tabularatalanayalanabalta.com> Jul 19 06:02PM +0300
     
    Ağrıyan Bileğin 40 yıllık sızısı
     
    Sevgili Ustam Filozof Avukat Hayri Baltanın "Öğrenmenin Kuralları" başlıklı anılarından bir bölümünü içeren yazısını ibret alarak okudum. Ülkemde bu ibret dersini alması gerekenler o denli çok ki…
     
    Ne yazık ki bir o kadar da böyle şeyleri dert etmeyen sorumsuz insanlar var. Bu insanlar, demokrasi adına her dört yılda bir sandık başına gider, sallama oylar atarak ülkenin başına layık olmayan insanları getirirler. Bununla da iftihar ederler.
     
    Böyle bir ülke nereye gider? Sonra da dertlenip yakınırlar. Bunların yakınmaya hakları yoktur. Hak, kurunun yanında yanan "yaş"larındır. Asıl onlara yazık oluyor.
     
    Ustamızın; ayakta, mutfakta, yatakta, sokakta, otobüste vb. kitap okuduğunun, ders çalıştığının Gaziantep'te çok tanığı vardır. Ne mutlu ona ki, çileli emeklerinin ürününü almayı başardı sonunda. Okuyalım:
     
    “ÖĞRENMENİN KURALLARI: 33 yaşında (1965'te) Akşam Ortaokuluna başladığımı bütün okuyucularım bilir. Elbette bunu söylemesi kolay… Bunu şu nedenle belirttim. Anladım ki öğrenimin de bir yaşı varmış. Hani derler ya “Öğrenmenin yaşı yoktur!..” diye… İşin aslı hiç de öyle değil…
     
    Anladım ki insan yaşlandıkça öğrenmesi de zorlaşıyor. Bunun zorluğunu hem Akşam Ortaokulu, hem Akşam Lisesi hem de Hukuk Fakültesinde gördüm…
     
    Bu öğrenim tam 16 yıl sürdü. Bu 16 yıl içinde gündüzleri çalıştım; akşamları ise okudum. Okul tatil olduğu günlerde de bütünlemeye kaldığım bazı derslere çalıştım. Bu arada geri zekalılarla da boğuştum…
     
    Çocuklarım ara sıra bana takılırlardı: “Baba Okulu nasıl oluyor baba?”
     
    “Baba Okulu” zor oluyordu. İşten çıkıp okula koşuşturmanın yanı sıra okuduklarımı aklımda tutamıyordum. Bu zorluğu daha çok Hukuk Fakültesinde yaşadım. Çünkü ben Akşam Ortaokulu'nda ve de Akşam Lisesinde hep dinleyerek öğrenim görmüştüm.
     
    Hukuk Fakültesi öğretimini gündüz yaptığı için dersleri izleme olanağım olmuyordu. İşyerinden dersleri izlemek için işverenim sendikacılardan günde bir saat izin istedim. “Emsal olur!” diye vermediler. Bu günlerde çalıştığım sendika; işverenlere, işçilere “okuma izni” için toplu sözleşme masasında dayatıyordu.
     
    Kendi işçisi olan bana ise günde bir saatlik izni vermiyordu. Çelişki işte… Ben de zorunlu olarak derslere gidemedim ve kitapları okuyarak sınavlara hazırlandım; hazırlandım ama gel bana sor!..
     
    İşin zor olanı da şuydu. Sayfanın başından aşağıya doğru gelince başta okuduğumu unutuyordum. Yeniden başa geçtiğimde de bu kez sayfanın altında okuduğumu unutuyordum.
     
    Bu, dayanılacak gibi değildi, çıldıracak gibi oluyordum...
     
    Bu kez de öğrenmenin yollarını öğreten kitaplar okumaya başlıyordum. Öğrenmenin yollarını gösteren kitaplarda da şöyle deniyordu:
     
    “Aralıklı çalışma, canlının durumu, dikkat, ilgi, ödül-ceza, önceki bilgiler, not alma, sağlık, sürat, teknik, tekrar, uygulama…”
     
    Bu kuralları öğrenim yaşamımda uygulamaya çalıştım. En çok da okuduklarımdan not alırdım. Bu notlarıma ise işyerinde kaçamak yaparak çıkarıp bakardım. Kimi zamanlar yüz numarada bile çıkarıp bakardım. Sokakta yürürken, otobüste giderken hep notlarımla meşguldüm
     
    Not almak da başka bir sorun. Sağ bileğim öylesine ağrırdı ki not tutmaktan, bu gün bile zaman zaman ağrısını duyarım…
     
    Ne diyordu öğrenme kurallarını bildiren notta: Tekrar ve uygulama….
     
    Bu tekrarlamayı ve uygulamayı uygulayıp durdum; ayakta, sokakta, mutfakta, yatakta…
     
    Bir de takvim yaprağından aldığım şu notlar beni yüreklendirirdi:
     
    “İnsan için çalışmaktan başka bir uğraş yoktur.
     
    Çalışanı Tanrı sever…”
     
    (25.6.1970 Saatli Maarif Takviminden…)
     
    Av. Hayri Balta, 20.4.2011”
     
    ***
     
    Gaziantep gazeteleri, bir iki “aklı eksik sözde “okur”unun şantajına boyun eğerek sevgili Balta ustamıza yazı yazdırmamak gibi bir gaflete düşmüştü. Böylece onun ibret alınacak yazılarından tüm okurlarını mahrum etti.
     
    (Hayri Balta araya giriyor: Bu gün ise Hayri Balta'nın www.tabularatalanayalanabalta.com adresli sitesinde günlük okuyucusu sayısı 925'i bulmaktadır ve Hayri Balta sormaktadır: Yazılarıma yer vermeyen gazetelerin günlük okuyucu sayısı kaçtır acaba?.. 18.7.2014)
     
    O ise, 90'ına merdiven dayadığı halde hala 18 yaşının eksilmeyen enerjisiyle yazmayı sürdürüyor. Varsın yayınlamasınlar Gaziantep gazeteleri Balta ustanın yazılarını. Okurları, internetteki www.tabularatalanayalanabalta.com sitesinden de bulup okuyorlar onu.
     
    Ustamız, sizlerle bölüştüğüm yazısının sonunda teselliyi bir takvim yaprağından aldığını söylüyor:
     
    “Çalışanı Tanrı sever…”
     
    Tanrı, gerçekten her çalışanı seviyor mu? Bundan kuşkum var. Ayrıca her çalışma sevgiyi hak eder mi? İnsan, “Sevileyim” diye çalışmamalı. Önce kendini sevdiği, kendine emek verdiği için çalışmalı.
     
    Tanrı, çalışanı gerçekten sevseydi, ağrıyan bileğin 40 yıllık sızısını çekene onca zulmü reva görmezdi.
     
    Selam olsun sevmeyi bilenlere!
     
    Fevzi Günenç, 20.4.2011
     
    İsrail'in Gazze'ye başlattığı saldırıların CEPHANESİ BİZDEN OLMAYACAK, ŞİMDİ BOYKOT VAKTİDİR.
     
    "Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Jul 18 08:52PM +0300
     
    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
     
    From: "MBD Haber" <mbdh...@gmail.com>
     
    To: "MBD Haber" <mbdh...@gmail.com>
     
    Cc:
     
    Date: Fri, 18 Jul 2014 17:17:49 +0300
     
    Subject: CEPHANE BİZDEN DEĞİL
     
    [image: cephanebizdendegil.jpg]
     
    İsrail'in Gazze'ye başlattığı saldırıları değerlendiren *Tüketici Birliği
     
    Federasyonu (TBF) Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz; “soykırımın cephanesi
     
    bizden olmayacak” dedi.*
     
    *Devamı için…
     
    <http://mbulentdeniz.blogspot.com.tr/2014/07/cephane-bizden-degil.html>*
     
    *@tuketicigundemi #israiliçinboykotvakti @mbulentdeniz*
     
    --
     
    Türkiye için el ele mail grubumuz
     
    *https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
     
    <https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
     
    Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
     
    <turkiye-i...@googlegroups.com> *
     
    Erzincan Kemaliye Egin Grubum
     
    http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
     
    Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
     
    Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
     
    Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
     
    https://twitter.com/#!/MiLALDi
     
    Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
     
    http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
     
    Turan Kavimlerinin Göçü
     
    "Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Jul 18 08:53PM +0300
     
    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
     
    From: Yilmaz Karahan <karahan...@gmail.com>
     
    Date: Fri, 18 Jul 2014 15:05:55 +0300
     
    *Turan Kavimlerinin Göçü*
     
    *(Karoly Czegledy)*
     
    Turan Kavimlerin Göçleri ve göç sonrası yeni iskân sahalarının tarihlerine
     
    dair aslında bugüne kadar ciddi sayılabilecek çalışmaya pek rastlanmaz. Bu

     

    Alparslan Oguz <alpars...@gmail.com> Jul 19 01:55PM +0300  

    *ALPARSLAN OĞUZ*
     
     
     
    ---------- Forwarded message ----------
    From: Enis Akdağ
    Date: 2014-07-19 6:19 GMT+03:00
    Subject: ÇiN AHŞAP OYMACILIĞI... MÜTHiŞ!
    To:

     

    "Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Jul 19 02:37PM +0300  

    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
    Kimden: yasemin <yasem...@hotmail.com>
    Tarih: 19 Temmuz 2014 14:20
    Konu: Allah'ın Ayetleri ile, TEK kaynak KUR'AN!
    Kime: "erzinca...@gmail.com" <erzinca...@gmail.com>
     
     
    Biz ortak koşuculara öğüt almaları için, gerçekleri Kur’an’da her
    fırsatta / türlü biçimlerde, detaylı / ayrıntılı olarak açıkladık.*(İSRA,41)
    *Yemin olsun! Biz bu Kur’an’da, insanların anlamaları için, her türlü
    örneği ayrıntılı bir biçimde verdik.*(İSRA,89) **Biz Kitapta / Kur’an’da
    hiçbir şeyi eksik bırakmadık.**(EN’AM,38) *Anlayan bir toplum için,
    ayetleri en ince ayrıntısına kadar / tam bir biçimde ayrıntılı açıklamış
    bulunuyoruz.*(EN’AM,98) *Biz, öğrenmek isteyen bir topluluk için,
    ayetleri çeşitli şekillerde sunuyoruz / ayetlerimizi herkesin
    anlayabileceği bir şekilde ayrıntılı olarak açıklıyoruz.*(EN’AM,105)
    *Allah
    size Kitabı / Kur’an’ı en ayrıntılı bir şekilde / açıklanmış olarak
    indirmişken, Allah’tan başkasının hakemliğine / sözlerine mi
    uyayım?*(EN’AM,114)
    *Biz, düşünen, öğüt alan bir toplum için, ayetlerimizi / ilkelerimizi
    en ince ayrıntısına kadar açıklamış bulunuyoruz.*(EN’AM,126)* Ey
    insanlar! Bu öyle bir Kitaptır ki, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar
    olan Allah’ın, ayetlerini kolaylaştırdığı / sağlamlaştırdığı, sonra da
    ayrıntılı olarak / uzun uzun açıkladığı bir Kitaptır.*(HUD,1) *Bu
    Kur’an, uydurma bir hadis / söz değildir; aksine bu Kur’an / Hadis
    kendisinden önce gelen Tevrat, İncil, Zebur ve diğerlerini onaylayıp
    doğrulayan, her şeyin ayrıntılı açıklaması / her şeyi ayrıntılı kılıcı /
    uzunca anlatan ve inananlar için de bir yol gösterici ve Rahmettir.*(YUSUF,111)
    *Yemin olsun! Biz Kur’an’da insanlara her türden örnekler verdik ki,
    herkes düşünüp öğüt alsınlar.*(ZÜMER,27) *Yemin olsun! Biz bu
    Kur’an’da insanlar için, her türlü / her çeşit örneği ayrıntılı / türlü
    biçimlerde / değişik ifadelerle / her şeyi ayrı ayrı örnek vererek
    açıkladık.*(KEHF,54) *Biz sana bu Kur’an’ı, her şeyi açıklayan / her
    şey için ayrıntılı bir açıklayıcı bir yol gösterici, bir rahmet ve
    Müslümanlara bir müjde olarak indirdik.*(NAHL,89) Ye*min olsun! Biz bu
    Kur’an’da, insanlara her türlü örneği verdik.*(RUM,58) *Yemin olsun!
    Biz size, her şeyi açık açık / açık-seçik anlatan ayetler / apaçık ilkeler,
    sizden önce geçmiş kimselerden örnekler ve erdemliler için de bir öğüt
    indirmiş bulunuyoruz.*(NÛR,34) *Yemin olsun! Biz, her şeyi apaçık
    bildiren / açık-seçik bilgiler veren ayetler / açıklayan ilkeler indirmiş
    bulunuyoruz.*(NÛR,46) *İşte Biz Kur’an’ı böyle apaçık / açık-seçik,
    anlaşılır ayetler / ilkeler olarak indirdik. *(HAC,16) *Biz ayetleri,
    yürekten inanacak olanlar için açık ve anlaşılır bir şekilde / iyiden iyiye
    açıklamışızdır.*(BAKARA,118) *Gerçekten Biz inkârcılara, gerçekleri
    bilimsel olarak ve en ince ayrıntısına kadar açıkladığımız / ilme uygun
    biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap gönderdik.*(A’RAF,52) *Biz her
    şeyi apaçık bildiren / apaçık gösteren ayetler indirmiş
    bulunuyoruz.*(MÜCADELE,5)
    *Andolsun ki, Biz, size içinde (gereksinme duyacağınız her türlü)
    uyarının bulunduğu bir Kitap indirmiş bulunuyoruz.*(ENBİYA,10) *Biz,
    bilen bir halk için ayetlerimizi ayrıntılı bir biçimde açıklamaktayız /
    açık-seçik ortaya koyarız / uzun uzun anlatıyoruz.*(TÖVBE,11) *Dili
    Arapça olarak bilinen bir topluma, anlamaları için, Arapça bir Kur’an
    olarak ayetleri açıklanmış / ayrıntılı kılınmış bir Kitaptır bu.*(FUSSİLET,3)
    *Apaçık olan / ayan-beyan gösteren Kitap’a yemin olsun ki!*(DUHÂN,2)
    *Allah’tan bir ışık ve apaçık bir Kur’an geldi size!*(MÂİDE,15) *Biz
    (bu Kur’an’da) akıllarında (tutmaları gerekli olan her şeyi)
    getirdik.*(MÜ’MİNÛN,71)
    *Andolsun ki, Biz öylesine açık ayetler / ilkeler indirdik ki, onları
    yoldan çıkmış olanlardan başkası inkâr etmez.*(BAKARA,99) *Allah,
    Rabbinize geri döndürüleceğiniz konusunda kuşkunuz olmasın diye /
    Rabbinizle karşılaşacağınızdan içsel olarak emin olmanız için, size
    ayetlerini / ilkelerini ayrıntılı açıklar.*(RA’D,2) *Apaçık ayetleri
    indiren Allah’tır.*(HADİD,9) *Allah, bilgi sahibi olmak isteyen bir
    topluma, ayetlerini ayrıntılı olarak açıklar.*(YUNUS,5) *Bu
    Kur’an, kendisinin ayrıntılı bir açıklamasıdır.*(YUNUS,37)*
     
     
     
    --
    Türkiye için el ele mail grubumuz
    *https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
    <https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> *
     
    Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
    <turkiye-i...@googlegroups.com> *
     
    Erzincan Kemaliye Egin Grubum
    http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
     
    Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
     
    Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
     
    Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
    https://twitter.com/#!/MiLALDi
     
    Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
    http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148

     

    "M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Jul 19 01:03PM +0300  

    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    Acele karar verme hastalığı
     
     
    <http://www.mailce.com/acele-karar-verme-hastaligi.html/lao-tzu-2>
     
     
    Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama
    Kral bile onu kıskanırmış… Öyle dillere destan bir beyaz atı
    varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin
    tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış..
     
    “Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan
    dostunu satar mı” dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,
    at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak,
    bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala
    satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.
    Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler…
     
    <http://www.mailce.com/acele-karar-verme-hastaligi.html/beyaz-at-4>
     
    İhtiyar: “Karar vermek için acele etmeyin” demiş.
    “Sadece at kayıp” deyin, “Çünkü gerçek bu.
    Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.
    Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı?
    Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.
    Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”
     
    Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.
    Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş…
    Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.
    Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
    Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler.
    “Babalık” demişler, “Sen haklı çıktın. Atının
    kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu
    oldu senin için, şimdi bir at sürün var..”
     
    “Karar vermek için gene acele ediyorsunuz”
    demiş ihtiyar. “Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.
    Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini
    henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.
    Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz
    kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?”
     
    Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler
    ama içlerinden “Bu herif sahiden gerzek” diye geçirmişler…
    Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan
    ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış.
    Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman
    yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara.
    “Bir kez daha haklı çıktın” demişler.
     
    “Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre
    kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.
    Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın”
    demişler. İhtiyar “Siz erken karar verme
    hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş.
     
    “O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.
    Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba
    ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde
    gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.”
     
    Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu
    ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan
    bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler,
    ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri
    askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın
    kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya
    öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
     
    Köylüler, gene ihtiyara gelmişler… “Gene haklı
    olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık
    ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler,
    belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının
    kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer…”
     
    “Siz erken karar vermeye devam edin” demiş,
    ihtiyar. “Oysa ne olacağını kimseler bilemez.
    Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda,
    sizinkiler askerde… Ama bunların hangisinin talih,
    hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor.”
     
    <http://www.mailce.com/acele-karar-verme-hastaligi.html/beyazz-at-surusu>
     
    *Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:*
     
    *“Acele karar vermeyin.*
     
    *Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.*
     
     
     
     
     
     
    *Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi,dolayısı
    ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar.Çünkü
    gelişme halinde olmak** tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar*.
     
     
     
     
     
    *Oysa gezi asla sona ermez.Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı
    kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız vedaha yüksek bir hedefin
    hemenoracıkta olduğunu görürsünüz.”*
     
     
    * Bugün hayatımda taşların bir kez daha yerinden oynadığını,*
    *​ ​*
    *tam düze çıktım derken bir kez​ ​daha başladığım noktaya geri döndüğümü
    düşünürken bu hikâyeyi hatırladım birden.Bu tuhaf döngü daha kaç kez tekrar
    edecek bilemiyorum…Bekleyip görmekten başka seçeneğim yok.*
     
     
    * “Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı
    size asla bildirilmez.” demiş ya filozof, öyleyse neden her yeni gelen
    parçaya son parçaymış muamelesi yapıyo*
    *​r​*
    *uz ki?*
     
    *Yani neden bi başka parçanın da gelip her şeyi tekrar değiştirebileceğini
    bildiğimiz halde peşin hüküm veriyoruz ? Yok peşin hüküm vermiyorsam neden
    bunca tasa ? *
     
    *Mümkün mü acaba resimdeki o adam gibi, büsbütün dışından bakabilmek içinde
    bulunduğumuz duruma? *
     
    *Ya da mümkün mü hikayedeki yaşlı adam gibi her defasında “Bu olay henüz
    bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.” deyip yorum
    yapmadan,sadece yaşamak? Mümkün mü…*
     
    (Çin düşünürü Lao-Tzu ya aittir)
     
     
     
    --
    Selam...
    T.C. / M. Kemal Adal

     

    Abdullah Mustafa <abdullah...@gmail.com> Jul 19 10:36AM +0300  

    TARİH VE KISSALAR - 105
     
     
    B. PEYGAMBER KISSALARI - 85
     
     
    11. HZ. MUSA, HARUN VE İSRAİLOĞULLARI- 20
     
     
    b) Musa - 9
     
     
    (21) Musa, Halkı Musa'ya Karşı İsyan Etti
     
     
    Ve Mûsa ile kırk gece için sözleşmiştik de siz bunun ardından buzağıyı
    tanrı edinmiştiniz. Zulme sapmıştınız siz. 2. sure (BAKARA) 51. ayet
    (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
     
     
    *Hani Mûsa, toplumuna demişti ki:* "Ey toplumum, buzağıyı tanrı edinmenizle
    öz benliklerinize zulmettiniz. Hadi, yaratıcınıza, Bâri'nize tövbe edin;
    egolarınızı öldürün. Böyle yapmanız yaratıcınız katında sizin için daha
    iyidir; O sizin tövbelerinizi kabul eder. Hiç kuşkusuz O, evet O, tövbeleri
    çok kabul edendir, rahmeti sonsuz olandır." *Siz şunu da söylemiştiniz:* "Ey
    Mûsa! Biz, Allah'ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayacağız." *Bunun
    üzerine sizi yıldırım çarpmıştı ve siz bakıp duruyordunuz*. 2. sure
    (BAKARA) 54-55. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
     
    *Siz şöyle demiştiniz:* "Ey Mûsa, biz bir tek yemeğe asla dayanamayız,
    bizim için Rabb'ine dua et de bize yerin bitirdiklerinden, baklasından,
    acurundan, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından çıkarıversin." *Mûsa
    şöyle demişti:* "Siz daha aşağı bir nimeti daha üstün bir nimete mi
    değişmek istiyorsunuz? İnin bir kasabaya; istediğiniz sizin olacaktır." *Ve
    üzerlerine zillet, eziklik ve yoksulluk damgası vuruldu, Allah'tan bir
    gazaba çarpıldılar*. Bu böyle oldu, çünkü onlar Allah'ın ayetlerini inkâr
    ediyor ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. İsyan ettikleri için
    böyle oldu. Sınır tanımıyor, azgınlık yapıyorlardı. 2. sure (BAKARA) 61.
    ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
     
     
    *Mûsa, toplumuna dedi ki*: "Allah size, bir inek kesmenizi emrediyor." *Dediler
    ki:* "Sen bizimle alay mı ediyorsun?" *Dedi ki:* "Cahillerden biri olmaktan
    Allah'a sığınırım." *Şöyle konuştular:* "Çağır Rabb'ine bizim için,
    açıklasın bize neymiş o!" *Cevap verdi:* "O diyor ki, bahsettiğim ne
    yaşlıdır ne de körpe. İkisi arası bir inektir." *Hadi size emredileni
    yapın! Şöyle dediler*: "Çağır Rabb'ine bizim için, neymiş onun rengi
    açıklasın bize." *Cevap verdi:* "O diyor ki, bahsettiğim, sarı, rengi
    parlak bir inektir; seyredenlere mutluluk verir." *Şöyle dediler* "Dua et
    Rabb'ine, açıklasın bize neymiş o! Çünkü bu inek, bizim gözümüzde
    başkalarıyla karıştı. Ve biz, Allah dilerse, doğruya ve güzele elbette
    kılavuzlanacağız." *Cevap verdi Mûsa*: "Allah diyor ki, bahsettiğim,
    boyunduruk yememiş bir inektir; toprağı sürmez, ekini sulamaz. Salma
    hayvandır. Alaca yoktur onda." *Dediler ki:* "*İşte şimdi gerçeği getirdin*."
    *Ve ardından onu boğazladılar, az kalsın yapmayacaklardı*. 2. sure (BAKARA)
    67-71. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
     
    Yemin olsun ki, Mûsa size açık-seçik hak beyanlarla gelmişti de onun
    arkasından buzağıyı ilâh edinmiştiniz. Zalimlersiniz sizler. *Hani kesin
    söz almıştık sizden de Tûr'u üzerinize kaldırmıştık*. "Size verdiğimizi
    kuvvetlice tutun ve dinleyin." *demiştik. Şöyle demişlerdi:* "Dinledik ve
    isyan ettik." *İnkârları yüzünden gönüllerine buzağı içirildi. De ki*: *"Eğer
    inanan kişilerseniz, ne kötü şeydir size imanınızın emretmekte olduğu...*" 2.
    sure (BAKARA) 92-93. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
     
    Yoksa siz de resulünüzden, daha önce Mûsa'dan istekte bulunulduğu gibi
    isteklerde bulunmak mı diliyorsunuz?! İmanı küfürle değiştirmeye kalkan,
    yolun dosdoğrusunu saptırmış olur. 2. sure (BAKARA) 108. ayet (Resmi:
    2/İniş:92/Alfabetik:11)
     
     
    *Mûsa, kavmine şöyle demişti:* "Ey toplumum! Allah'ın, üzerinizdeki
    nimetini hatırlayın. İçinizde peygamberler vücuda getirdi, sizi krallar
    yaptı, âlemlerden hiç kimseye vermediklerini size verdi." "Ey toplumum!
    Allah'ın sizin için yazdığı kutsal toprağa girin, arkanıza dönmeyin; yoksa
    hüsrana uğramışlar durumuna düşersiniz." *Şöyle dediler:* "Ey Mûsa, orada
    zorbalardan oluşan bir toplum var. Onlar oradan çıkıncaya kadar biz oraya
    asla girmeyeceğiz. Eğer çıkarlarsa o zaman gireceğiz." *İçine ürperti
    düşenlerden, Allah'ın nimet verdiği iki adam dedi ki*: "Onların içine
    kapıdan girin. Oraya girdiğinizde galip geleceksiniz. Eğer inananlar iseniz
    yalnız Allah'a güvenin." *Dediler ki:* "Ey Mûsa! Onlar orada oldukça biz
    oraya asla girmeyeceğiz. Hadi sen git, Rabbin'le birlikte savaşın. Biz
    şuracıkta oturacağız." *Şöyle yakardı Mûsa:* "Rabbim! Nefsimle kardeşimden
    başkasına söz geçiremiyorum. Artık sapıklar topluluğu ile bizim aramızı ayır."
    *Allah dedi ki:* "Orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Yeryüzünde
    sersem sersem dolaşacaklar. Sen o sapıklar topluluğu için kederlenme." 5.
    sure (MÂİDE) 20-26. ayet (Resmi: 5/İniş:110/Alfabetik:60)
     
    *İsrailoğullarına denizi geçirttik. Özel putlarına tapan bir topluluğa
    rastladılar. Bunun üzerine*: "Ey Musa, dediler, bunların ilahları olduğu
    gibi sen de bize bir ilah belirle." *Musa dedi*: "Siz cahilliği sürdürmekte
    olan bir toplumsunuz." 7. sure (A'RAF) 138. ayet (Resmi:
    7/İniş:39/Alfabetik:9)
     
     
    Musa'nın kavmi, onun Allah'la konuşmaya gidişinden sonra, süs eşyalarından
    oluşmuş, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki,
    o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu
    benimsediler ve zalimler haline geldiler*. Başları avuçları arasına
    düşürülüp de sapmış olduklarını fark ettiklerinde şöyle yakardılar*:
    "Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi affetmezse mutlaka hüsrana düşenlerden
    olacağız." *Musa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine döndüğünde şöyle dedi:*
    "Benden sonra arkamdan ne kötü şeyler yaptınız! Rabbinizin emrini
    bekleyemediniz mi? Levhaları yere attı, kardeşinin başını tuttu, kendisine
    doğru çekiyordu*. Kardeşi dedi ki:* "Ey annem oğlu! Bu topluluk beni
    horlayıp hırpaladı. Nerdeyse canımı alıyorlardı. Bir de sen düşmanları bana
    güldürme. Beni şu zalim toplulukla bir tutma." *Musa şöyle yakardı*:
    "Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Rahmetine sok bizi. Sen, rahmet
    edenlerin en merhametlisisin." Buzağıyı ilah edinenler var ya, yakında
    onlara Rablerinden bir öfke ve dünya hayatında bir zillet ulaşacaktır.
    İftiracıları böyle cezalandırırız biz. Günahlar işlendikten sonra tövbe ile
    iman edenlere gelince, o tövbe imandan sonra Allah çok affedici, çok
    merhametli olacaktır. *Öfke, Musa'yı rahat bırakınca, levhaları aldı.
    Onlardaki yazıda, yalnız Rableri karşısında ürperenler için bir rahmet ve
    bir kılavuz vardı. Musa, bizimle buluşma vakti için toplumundan yetmiş adam
    seçti. Şiddetli sarsıntı onları yakalayınca Musa şöyle dedi*: "Rabbim,
    dileseydin, onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizdeki
    beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak mi edeceksin? Bu iş senin
    imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini şaşırtır, dilediğine
    yol gösterirsin. Sen bizim Veli'mizsin. O halde affet bizi, acı bize. Sen
    affedenlerin en hayırlısısın." 7. sure (A'RAF) 148-155. ayet (Resmi:
    7/İniş:39/Alfabetik:9)
     
     
    Onların zulme sapanları, sözü, kendilerine söylenenin dışında bir sözle
    değiştirdiler. *Bunun üzerine biz de üzerlerine gökten bir pislik azabı
    saldık; çünkü zulmediyorlardı. *7. sure (A'RAF) 162. ayet (Resmi:
    7/İniş:39/Alfabetik:9)
     
     
    *Şöyle demişti Mûsa:* "Siz de yeryüzünde bulananların tümü de küfre
    saplansanız, hiç kuşkusuz Allah mutlak Ganî, mutlak Hamîd'dir. 14. sure
    (İBRÂHİM) 8. ayet (Resmi: 14/İniş:72/Alfabetik:40)
     
     
    *Buyurdu*: "Biz senden sonra toplumunu tam bir biçimde imtihan ettik.
    Sâmirî onları saptırdı." *Bunun üzerine Mûsa, öfkeli ve ümidi kırık bir
    halde kavmine döndü. Dedi:* "Ey toplumum! Rabbiniz size güzel bir vaatte
    bulunmadı mı? Süre mi size uzun geldi yoksa Rabbinizden üzerinize bir
    gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze ters
    davrandınız?" *Dediler
    ki*: "Biz sana kendi irademizle / malımızla karşı çıkmadık. Olay şu: Bize o
    topluluğun süs eşyalarından bazıları yükletilmişti, onları kaldırıp attık;
    aynı şekilde Sâmirî de attı." Sâmirî onlar için, böğürmesi olan bir buzağı
    heykeli çıkardı. *Dediler ki:* "Bu, hem sizin hem de Mûsa'nın tanrısıdır.
    Ama Mûsa unuttu." 20. sure (TÂHÂ) 85-88. ayet (Resmi:
    20/İniş:45/Alfabetik:96)
     
    Medyen halkı da. Mûsa da yalanlanmıştı da ben, inkârcılara biraz süre
    vermiş sonra hepsini yakalamıştım. Nasılmış benim azabım! 22. sure (HAC)
    44. ayet (Resmi: 22/İniş:88/Alfabetik:32)
     
     
    *Ey iman edenler!* Mûsa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Allah, Mûsa'yı
    onların dediğinden uzak tutmuştur. O, Allah katında olumlu, itibarlı bir
    kul idi. 33. sure (AHZÂB) 69. ayet (Resmi: 33/İniş:97/Alfabetik:4)
     
     
    *Hani, Mûsa, toplumuna şöyle demişti:* "Ey toplumum! Benim size gönderilen
    Allah elçisi olduğumu bilip durduğunuz halde, beni neden incitiyorsunuz*?"
    Onlar bozulup sapınca Allah da onların kalplerini eğriltti. Çünkü Allah,
    sapıklardan oluşmuş bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz*. 61. sure
    (SAFF) 5. ayet (Resmi: 61/İniş:108/Alfabetik:89)
     
     
     
    *Bitmedi nasipse devam edecek.*
    --
    Selam ...
    Abdullah Mustafa

     

    Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Jul 18 11:46PM +0300  

    ELİMDEN GELSE...
    Savaş ‘tam tam’larıın ülkemizde de duyulduğu bu günlerde; Ülkemize ve
    Milletimize aydınlık ve mutlu bir gelecek dileyerek, Azerbaycan'ın büyük
    şairi Resul RIZA’NIN “Elimden Gelse” şiirini paylaşmak istiyorum…
     
    ELİMDEN GELSE
     
    BEN İSTERİM Kİ
    BULUTLAR AĞLASIN
    AMA ÇOCUKLAR AĞLAMASIN
    HİÇ BİRİ ÖKSÜZLÜK YETİMLİK NEDİR DUYMASIN
     
    BEN İSTERİM Kİ
    KONUŞSUN HER ÇİÇEK KENDİ DİLİNCE
    AMA SİLAHLARIN KESİLSİN SESİ
     
    BEN İSTERİM Kİ
    KAPANSIN BÜTÜN KAPILAR KARANLIĞA
    AMA GÖZLER KAPANMASIN
    SÖZLER KAPANMASIN
     
    BEN İSTERİM Kİ
    YANGINLAR SÖNSÜN
    AMA BULUTLAR SÖNMESİN
    ERİŞSİN HER MEYVE KENDİ DALINDA
    YÜREKLERE ACI BİR SÖZ DEĞMESİN
     
    BEN İSTERİM Kİ
    EĞİLSİN DALLAR BEREKETTEN
    AMA İNSANOĞLU BAŞINI EĞMESİN
    UTANÇTAN VE GÜÇSÜZLÜKTEN
     
    BEN İSTERİM Kİ
    GÖZYAŞI GİBİ AKSIN PINARLAR
    TOPRAĞIN ÜZERİNDE DURU BERRAK
    AMA PINARLAR GİBİ AKMASIN GÖZYAŞI
    YERYÜZÜNÜN HİÇBİR YERİNDE
     
    BEN İSTERİM Kİ
    BİR YILDIZLAR KALSIN UYKUSUZ
    GÖKYÜZÜNÜN DERİNLİKLERİNDE
    AMA İNSANLAR YATIP DİNLENSİNLER
    TAZE BİR GÜÇLE BAŞLAMAK İÇİN
    GÜZEL SABAHLARA
    AYDINLIK SABAHLARA
     
    BEN İSTERİM Kİ
    HER ŞEY
    HER ŞEY
    HER ŞEY EĞİLSİN İNSANIN ÖNÜNDE
    AMA İNSAN İNSANA TUTSAK OLMASIN
     
    BEN İSTERİM Kİ
    SEVİNÇ BOL OLSUN
    MUTLULUK BOL OLSUN
    ÜLKEDEN ÜLKEYE GİDEN YOL OLSUN
     
    Resul RIZA (Çeviren Ataol BEHRAMOĞLU)
     
     
     
     
    --
    *TC Sili*
     
    [image:
    http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/215290_10200934840280643_385814596_n.jpg]E-Posta
    ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve
    sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
    *MADDE 25:* "*Düşünce ve Kanaat Hürriyeti*";
    *MADDE 26:* "*Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti*"
    kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
    Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı
    altına alınması, bu nedenle
     
    "*hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi*",
     
    TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her
    türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
     
     
     
    [image: Resim]
     
     
    * ek* — Tüm ekleri indir
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
    (sıkıştırma
    hedefi:
    Türkçe
    [image: Dosya adı kodlama menüsü]
    ) Tüm resimleri görüntüle
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
     
    [image: ata ve bayrak.jpeg]
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
    ve bayrak.jpeg*
    31
    .
    .
    SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
     
    SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
     
     
    YURTTA SULH CİHANDA SULH
     
    PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
     
    K. ATATURK

     

    Lale Gurman <lale....@gmail.com> Jul 19 12:29AM +0300  

    Değerli dostlar,
     
    19.07.2014, yarın, Saygın Yarman Türkiye'nin Seçimi programına telefonla
    bağlanacak ve Cumhurbaşkanı seçimi konusunda değerli görüşlerini bizlerle
    paylaşacak.
    Program süreci 11.00-12.45.
    Bilgi ve ilgilerinize...
     
    Lâle Gürman
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    --
     
    *YARIN SANA GÖZ AÇTIRMAYACAK OLANLAR, DÜN GÖZ YUMDUKLARINDIR!*
     
     
    *VATAN AŞKI MAYA GİBİDİR; SÜTÜ BOZUK OLANLARDA TUTMAZ!*
     
    *FARKINDA OLMAK DÜŞMANI BERTARAF ETMENİN İLK KOŞULUDUR!*

     

    hamza selcuk <hamza...@gmail.com> Jul 19 09:14AM +0300  

    Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah'ın adıyla
    De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine
    ilim verilenler, Kur'an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye
    kapanırlar." "Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka
    gerçekleşecektir" derler. Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da
    onların derin saygısını artırır.
    İsrâ suresi 107-109

     

    Union of British Turks <briti...@aol.com> Jul 19 01:50AM -0400  

    Hangi Ingiliz siyasetci sizi temsil ediyor? bunu ogrenmek icin https://www.writetothem.com/ ; sayfasina girin, posta kotu'nuzu yazin ve derhal sizi bolgenizde hangi Milletvekili, hangi Avrupa Parlamentosu Milletvekili ve hangi Belediye Encumeni temsil ediyor bulabilirsiniz ve kendilerine istediginiz konuda yazabilirsiniz!! BU FIRSATLARI KACIRMAYIN, EMAIL GONDERSENIZ BILE ELINIZDEN GELENI YAPMIS OLURSUNUZ (simdilik acil olarak Kibris ve Ermeni sorunu icin kendilerine goruslerinizi yazip gonderin)..... Bu mesaji tum arkadaslariniza yayin lutfen.. Yurt disinda yasayan Turkler olarak, Turkiye icinde siyaset ile ugrasacagimiza Turkiye'yi yurt disinda yabanci Parlamento'larda destekliyelim. Yurt icindekiler zaten yapacaklarini yapiyorlar, biz gurbetcileri takan bile yok !!!!
     
     
     
    This is how you contact the British Members of Parliament and Political leaders for your area (if you are living in the UK)
     
     
     
    mesela buraya hemen yazin:
     
     
     
    http://www.jimsheridanmp.org.uk/
     
     
    1974'de Turkler oldurulurken neredeymis bu adam acaba?
     
     
     
     
     
    Jim Sheridan (Paisley and Renfrewshire North, Labour)
    I think it is fair to say that the Leader of the House got off to a flying start. May I remind him that this year is the 40th anniversary of the illegal occupation of Cyprus by Turkey? Will he therefore arrange for a statement by the Foreign Secretary to inform us of exactly what the UK Government, the guarantor of power, are doing to mark this anniversary to ensure that we do not have another 40 years of illegal occupation?


     
    Hansard source (Citation: HC Deb, 17 July 2014, c1031)
    Add an annotation (e.g. more info, blog post or wikipedia article)
     


    William Hague (The Secretary of State for Foreign and Commonwealth Affairs; Richmond (Yorks), Conservative)
    As the hon. Gentleman knows, and as I have pointed out before, we have Foreign and Commonwealth Office questions on Tuesday, so there will be plenty of opportunities to raise this. Of course, the UK Government support all those working for a solution to the Cyprus question. We have done a great deal of that in recent months, particularly working with President Anastasiades. Talks in recent months have made some progress, and we will continue to encourage that. I know that Foreign Office Ministers will be able to talk about that.

     

     
     
     
    Universal Justice for Cypriot Turks, now
     
    CPTCR - Committee for Protection of Turkish Cypriot Rights
    affiliated to Council of Turkish Cypriot Associations UK
     
    CPCTR is a non-profit making British NGO, acting against unfair and unfounded propaganda, unjust initiatives, racism and alike against Turkish Cypriots, their lands, culture and integrity. The primary purpose of existence of the Committee is to promote multi-cultural, tolerant Cypriot society, respecting human rights and the conventions of United Nations. It is not affiliated to any Cypriot or British political party or Governmental institution. This is a private e-mail for communication purposes only. The information contained in this e-mail is strictly confidential and is intended solely for the individual/s to whom it is addressed. Opinion, statement & advice contained in this email is private & non-binding unless physically signed for.

     

    "M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Jul 19 04:19AM +0300  

    Cumhurbaşkanlığı seçimindeki çelişkiler
     
     
    *19.07.2014 00:00*
     
    [image: Satır içi resim 1]
     
    *Armağan KULOĞLU*
     
    *oaku...@gmail.com <oaku...@gmail.com>*
     
     
    *İlk defa halk oyuyla yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi için
    adayların propaganda faaliyetleri devam etmektedir. *
     
     
    *Ancak bu yarışın eşit şartlar altında yapılmadığı, bu süreçte birçok
    hukuksuz durumun cereyan ettiği ve propaganda konuşmalarında da görüldüğü
    üzere, bazı adayların ifadelerinin ve vaatlerinin cumhurbaşkanında olması
    gereken siyaset üstü durumla bağdaşmadığı, tam aksine tamamen siyasi
    ağırlıklı olduğu, hatta rejim değişikliğinin bile söz konusu edildiği
    görülmektedir. *
     
     
    *****
     
     
    *Adayların eşit imkânlarla yarışamadığı, iktidar adayının seçim öncesi
    faaliyetlerinde devletin bütün imkânlarını sorumsuzca kullanmasından açıkça
    anlaşılmaktadır.*
     
     
    * Ayrıca iktidar tarafından çeşitli kaynaklar harekete geçirilerek her
    türlü para imkânı da bu kampanyada geniş bir şekilde ve sınır tanımayan
    ölçüde kullanılmaktadır. *
     
     
    *Sadece devlet imkânlarını kullanma değil, medyanın da, zaten olmayan
    tarafsız, objektif durumunu tamamen kaybettiği, zaman içinde gittikçe
    bloklaşan yandaş medyanın Cumhurbaşkanlığı seçimini de bir iktidar
    mücadelesi olarak görerek tamamen iktidar propagandasına yönelik adeta
    naklen yayın yaptığına şahit olunmaktadır. *
     
     
    *Devlet radyo ve televizyonunun durumu ise ne hukuka ne de etik anlayışa
    uymaktadır. Bunun da bilinen medya ve gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmadığı
    bir gerçektir. *
     
     
    * Kanunlar da iktidar tarafından kendi amaçları istikametinde
    yararlanılabilecek bir vasıta olarak görüldüğünden, yeri geldiğinde bu
    yönde kullanılmakta, aleyhte bir durum söz konusu olduğunda ise görmezden
    gelinerek yok sayılmaktadır. *
     
     
    *Böyle olunca da medyanın yanında, çeşitli yöntemlerle yaratılan maddi
    imkânların ve devletin imkânlarının, biraz da iktidarın verdiği güçle,
    hukuk kuralları dışında kullanılması söz konusu olabilmektedir. Bütün
    bunların demokrasinin eşitlik ve adalet ilkesiyle ve evrensel hukuk
    kurallarıyla bağdaşmadığı malumdur. *
     
     
    * Cumhurbaşkanı adaylarının propaganda konuşmalarında, Cumhurbaşkanı
    yeminine ve anayasadaki Cumhurbaşkanının görevlerine uygun ifadelerde
    bulunması gerekir. Ancak bazı adaylar buna uygun davranmamaktadır. *
     
     
    *Parlamenter siteme zaten uymayan ve bir inatlaşma sonucu anayasaya konan
    Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, konunun tamamen
    siyasallaşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle de propagandalar sadece oy
    almaya ve iktidar olmaya yöneldiğinden iyice mecrasından sapmış
    durumdadır. *
     
     
    *****
     
     
    *Ancak bu seçim mevcut şartlar içinde yapılacaktır**. *
     
     
    *Bu durumda seçimi en az olumsuzlukla geçebilmek ve olanın en iyisini
    yapabilmek için mümkün olan en üst düzeyde sandığa gitmenin yolları
    aranmalıdır. *
     
     
    *Oy vermenin bir vatandaşlık görevi olduğu, tatil veya diğer nedenlerle
    sandığa gitmemenin sorumsuzluk olduğu, verilmeyen oyun, düşünce itibariyle
    kendileri tarafından hiç tasvip etmedikleri bir adayın işine yarayacağı,
    ona dolaylı bir destek sağlayacağı bilinmelidir**.*
     
     
    * Bu konuda duyarlı vatandaşlar, kuruluşlar ve kurumlar oy vermeyi teşvik
    etmek için telkinlerde bulunmalıdır. Bunu vatan ve millet sevgisinin ve
    demokrasinin gereği olduğu bilinciyle yapmalıdır.*
     
     
    *Bazı ulusalcı görünen kanalların ve siyasi kuruluşların, kendilerinden
    beklenenin aksine ters propaganda yaptıklarına şahit olunmaktadır. Bu
    davranış şeklinin karşı tarafa avantaj ve dolaylı destek sağladığı bir
    gerçektir.*
     
     
    *Bu durum, bazı ulusalcı kanal ve kuruluşların karşı tarafla bir anlaşma
    sağladığı yönünde değerlendirmelere sebep olmakta ve şaibe yaratmaktadır**.
    Bu kanal ve kuruluşların durumlarını yeniden gözden geçirmeleri, zaten eşit
    imkânlarla yapılmayan bir yarışta, gerçekten hiç istemedikleri adaya
    payanda olmaktan vazgeçmeleri arzu edilir**. Sonra bu konuda söyleyecek söz
    bulunamayacaktır.*
     
     
    *****
     
     
    *Muhalefetin ortak adayının, özellikle ulusalcı kesimin tüm beklentilerini
    karşılaması beklenmemelidir**. Ancak birçok temel konuda ortak payda
    mevcuttur. *
     
     
    *Ulusalcıların tüm beklentilerini karşılayacak bir adayın mevcut şartlar
    itibariyle seçilmesinin bir hayal olabileceği, daha baştan olmayacak duaya
    âmin demek olduğu bilinmeli, gerçeklerden uzaklaşılmamalıdır. *
     
     
    *Böyle değerlendirilmediği takdirde, seçimden kendilerinin hiç arzu
    etmediği bir sonuç çıkabileceği hesap edilmeli, ona göre tavır
    belirlenmelidir.*
     
     
    *Her konuda çelişkilerle dolu bir Cumhurbaşkanlığı seçimi bizi
    beklemektedir. Bu çelişkileri büyük ölçüde ortadan kaldırabilecek irade,
    ancak milli menfaatler doğrultusunda gerçekleşebilecek, biat kültüründen
    uzak, aklı ve mantığı ön planda tutan milli irade olacaktır. Demokraside
    seçim, sandığa bir oy atmaktan öte, bu oyu bilinçli olarak kullanma
    kültürüdür.*
     
     
    *http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cumhurbaskanligi-secimindeki-celiskiler-31449yy.htm
    <http://www.yenicaggazetesi.com.tr/cumhurbaskanligi-secimindeki-celiskiler-31449yy.htm>
    *
     
    --
    Selam...
    T.C. / M. Kemal Adal

     

İbrahim Metin

unread,
Jul 29, 2014, 8:26:30 AM7/29/14
to Turkiye-i...@googlegroups.com
Tayyibe yaptığınız hizmete devam ediniz....


27 Temmuz 2014 15:15 tarihinde <Turkiye-i...@googlegroups.com> yazdı:
      recep akdur <drrece...@gmail.com> Jul 27 02:51PM +0300  

      Uyuşturucu testinde sağlıkçılara önemli sorumluluk
       
      Artık uyuşturucu testinde sağlıkçılara önemli sorumluluk düşüyor.
      27 Temmuz 2014 Pazar 12:40
      [image: yazıyı büyüt] <http://www.trthaber.com/#>[image: yazıyı küçült]
      <http://www.trthaber.com/#>
       
      -
      -
      -
      -
       
      E-posta gönder <http://www.trthaber.com/> Çıktı al
      <http://www.trthaber.com/>
      [image: Uyuşturucu testinde sağlıkçılara önemli sorumluluk]
       
      "Bonzai" denilen uyuşturucu maddeden ölümlerin artması, uyuşturucu
      testlerini ve Türk Ceza Yasası'ndaki yeni düzenlemeler ışığında
      sağlıkçıların sorumluluğunu gündeme getirdi.
       
      Uzmanlara göre, Türk Ceza Yasası'nda kısa süre önce yapılan düzenleme,
      bireylerin kendi inisiyatifiyle özel yerlerde yaptırdığı testler için
      sağlıkçıların yükümlülüğünü artırdı.
       
      Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İ. Hamit Hancı
      yaptığı açıklamada, son günlerde "Bonzai" denilen uyuşturucu maddenin
      gündeme gelmesiyle uyarıcı/uyuşturucu maddelerin saptanmasındaki
      sorunların, tükrük, kan ve idrarda analiz yapan özel ya da üniversite
      laboratuvarlarının tartışılmaya başlandığını söyledi.
       
      Bu laboratuvarların teknik altyapısıyla ilgili bir veri olmadığı için
      analiz standartlarıyla ilgili yorumda bulunulamayacağını ancak beyanlar
      doğrultusunda usulüne uygun analizler yaptıklarının kabul edildiğini
      belirten Hancı, asıl sorunun, bu analizler ve sonrasındaki hukuki süreç
      noktasında ortaya çıktığına işaret etti.
       
      *TÜKRÜK TARAMA TESTİ*
       
      "Okullarda tükrük tarama testleri yapılması" önerisini değerlendiren Prof.
      Dr. Hancı, CMK'nın yürürlükteki ilgili maddelerine göre, kişinin rızası
      olmadan uyuşturucu tespiti ve muayenesi, daha da önemlisi tarama testi
      yapılmasının mümkün olmadığını dile getirdi.
       
      CMK'nın 75/1. maddesi uyarınca, şüpheli veya sanık üzerinde iç beden
      muayenesi yapılabilmesi, saç, tükürük, tırnak, kan veya biyolojik örnek
      alınabilmesinin, cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemi ya da re'sen hakim
      veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise cumhuriyet
      savcısının kararıyla mümkün olabildiğini anımsatan Hancı, Anayasa'ya göre
      de tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut
      bütünlüğüne dokunulamayacağını, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere
      tabi tutulamayacağını, hiç kimsenin kendisini ve yakınlarını suçlayan bir
      beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamayacağını bildirdi.
       
      Tıp Meslekleri Uygulamalarına Dair Yasa'ya göre de hekimlerin yapacakları
      işlemler için hasta veya yakınının rızasının gerekli olduğunu kaydeden
      Hancı, bu hükümler çerçevesinde, kişilerin tükrükte uyuşturucu testi için
      aktif bir katılımda bulunmaya zorlanamayacağını bildirdi.
       
      Prof. Dr. Hancı, tarama testlerinde, yanlış pozitif ya da yanlış negatif
      sonuç oranlarının da söz konusu olabileceğini, pozitiflik halinde doğrulama
      testleri yapılması gerektiğini belirtti.
       
      *ENDİŞELİ AİLELER*
       
      Zaman zaman bazı ailelerin çocuklarının kan, idrar ya da saçlarını
      uyarıcı/uyuşturucu tetkiki amacıyla laboratuvarlarda analiz ettirdiğini
      anlatan Hancı, "Bu tip özel incelemeler Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma
      Kriminal Laboratuvarları ya da Adli Tıp Kurumunda zaten yapılmaz. Bu
      laboratuvarlar sadece mahkemelerin gönderdiği resmi numuneler üzerinde
      inceleme yapar" bilgisini aktardı.
       
      Özel başvuruları üniversitelerle özel laboratuvarların kabul ettiğine
      dikkati çeken Hancı, şu değerlendirmelerde bulundu:
       
      "Bu durumda da ihbar yükümlülüğüyle ilgili sorunlar ortaya çıkar.
      Uyarıcı/uyuşturucu madde tarama testi yapılan hastada aranan madde
      bulunduğunda pozitif sonuç halinde kişinin o maddeyi kullandığı kabul
      edilir. Bu durumda akla, sonucu öğrenen sağlıkçı ya da laboratuvar
      sorumlusunun ne yapması gerektiği sorusu gelir."
       
      *"BİR YILA KADAR HAPİS CEZASI"*
       
      "Bu görevlilerin suç duyurusu yapma zorunluluğu bulunup bulunmadığı"
      sorusunu yanıtlayan Hancı, Türk Ceza Yasası'nın 280. maddesinin, sağlık
      mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi suçunu düzenlediğini anımsattı.
       
      Buna göre, görevini yaptığı sırada suçun işlendiği yönünde belirtiyle
      karşılaşmasına rağmen durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta
      gecikme gösteren sağlık mesleği mensubunun, bir yıla kadar hapis cezasıyla
      cezalandırıldığını bildiren Hancı, bu kapsama tabip, diş tabibi, eczacı,
      ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişilerin girdiğini vurguladı.
       
      Hancı, suçun oluşabilmesi için sağlık mesleği mensubunun görevini yaptığı
      sırada suç belirtisiyle karşılaşmasına rağmen bunu bildirmemesi ya da
      gecikme göstermesinin yeterli olduğunu bildirdi.
       
      *UYUŞTURUCU KULLANMAK SUÇ MU?*
       
      "Uyuşturucu kullanmanın suç olup olmadığı" sorulan Hancı, Türk Ceza
      Yasası'nın 191. maddesinde, kullanım amaçlı uyuşturucu suçlarının
      düzenlendiğini söyledi.
       
      Prof. Dr. Hancı, kısa bir süre öncesine kadar bu maddelerin satışı ve
      bulundurulması durumunda ceza öngörüldüğünü, sadece kullanım halinde ise
      ceza uygulanmadığını vurgulayarak, şu bilgileri verdi:
       
      "Kullanmak suç olmadığı için laboratuvar tetkiklerinde saptanması halinde
      ihbar edilmeyebilirdi. 18 Haziran 2014 tarihli 6545 sayılı torba yasayla
      Türk Ceza Yasası'nın 191. maddesi değişti. Yeni düzenlemeyle uyuşturucu
      madde kullanmak suç kapsamına alındı. Ceza da 2 yıldan 5 yıla kadar hapis
      olarak belirlendi. Buna göre kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde
      satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
      kullanan kişi, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
      Uyuşturucu madde kullanmak da artık suç olduğundan, çeşitli testlerde
      ortaya çıkması durumunda, suç belirtisi kabul edileceği için kişinin ihbar
      edilmesi gerekir."
       
      Bu düzenlemeye göre analizde uyarıcı/uyuşturucu, yani yasak madde saptayan
      sağlık mensubunun, bu durumu adli makamlara bildirmekle yükümlü olduğunu
      bildiren Hancı, pratikte bunun bazı sorunlara yol açabileceğini söyledi.
       
      Prof. Dr. Hancı, kişilerin, pozitif sonuç çıkması durumunda ihbar
      edileceklerini bildiği için özel ya da üniversite laboratuvarlarına
      bireysel başvurudan kaçınmalarının söz konusu olacağını belirtti.
       
       
      http://www.trthaber.com/haber/saglik/uyusturucu-testinde-saglikcilara-onemli-sorumluluk-138056.html
       
       
      http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/26897154.asp

       

      "yavuz altýndiþ" <elver...@yahoo.com> Jul 27 03:43AM -0700  

                Şeker Bayramınızı Kutlarım                           

       

      Sami Toprak <stop...@gmail.com> Jul 27 01:50PM +0300  

      ​Sayın Engin Demirkollu,
      Sayın Lale Gürman,
      CB seçimleri ile önümüze konan tablo Ergenekon ve Balyoz ile Türkiye ye
      kurulan kumpasın çok daha şiddetlisi, ancak çok daha yumuşak bir versiyonu.
      Bu tabloyu çok daha tehlikeli ve yıkıcı hale getiren ise buna teslim olmuş
      Cumhuriyetçiler.
      Bu tabloya teslim olmanın da ötesinde bu planın uygulayıcıları arasında
      Cumhuriyetçi bildiklerimizin yer alması.
      Çok yakın bildiklerimiz dahi kendilerini ''Kafamız karışık'' olarak
      tanımlıyor.
      Bu ifade gerçeği tam anlatmıyor.Aslında irademiz teslim alındı deseler daha
      doğru olacak.
      Bir milletin kafası kafası elbette karıştırılabilir.İradesi bir süre için
      teslim alınabilir.Ancak bundan daha tehlikeli durum ise toplumun
      öncülerinin,kanaat sahiplerinin iradelerinin teslim alınmasıdır.
      Bu gün yaşadığımız budur ve ülkemize olan maliyeti çok daha büyük olacaktır.
      Seçimlerde boykot seçeneğini intihar diye niteliyor bir sanatçı aydınımız.
      Oysa asıl intihar sandıkta Ekmel beye oy vermeye koşmaktır.Bunu
      farkedemeyecek kadar akıllar durmuştur.
      Bu işte her ne şekilde olursa olsun rol alanlar,katkı sağlayanlar çok büyük
      bir vebale girmişlerdir.
      Ekmel beye oy verilmesi için gösterilen tüm gerekçeler o derece zavallıca
      ki !
      Bu da öncü diye bildiklerimizin öncülüklerinin bir göstergesi.
      Bu konuda hiç sahte nezaket cümleleri kullanmaya sığınmıyorum.Çünkü bu
      konuda yazılan ve söylenenler kişisel konular değil.Tüm milletin geleceğini
      ilgilendiriyor.
      Ancak durum ne olursa olsun her zaman zihni açık,tutarlı,kararlı insanlara
      ihtiyaç vardır.Onların pusula görevleri her zaman millette yankısını
      bulacaktır.
      Sayılarının ne olduğunun bir önemi yoktur.
      Kurtuluş savaşımızı sayılarla açıklayabilir miyiz?
      Batı,bizim bu savaşımızı daima sayılarla anlamaya çalıştığı için büyük
      şaşkınlık yaşadı,yine yaşayacak.
      Ancak ah ödediğimiz ağır fatura,ödediğimiz ağır bedeller ! Bu da bizim
      kaderimiz herhalde.
      Bana gönderdiğiniz aklı başında değerlendirme gibilerine her zaman çok
      ihtiyacımız var.
      Sağolun.
      Yanlış yoldan biran önce dönülmesini diliyorum.
       
      Sevgi ve saygılar sunuyorum.
       
      Sami Toprak
       
       
      24 Temmuz 2014 01:18 tarihinde Engin Demirkollu <enginde...@gmail.com>
      yazdı:
       

       

      Abdullah Mustafa <abdullah...@gmail.com> Jul 27 01:56PM +0300  

      TARİH VE KISSALAR - 111
       
       
      B. PEYGAMBER KISSALARI - 91
       
       
      11. HZ. MUSA, HARUN VE İSRAİLOĞULLARI- 26
       
       
      b) Musa - 15
       
       
      (22) Musa, Firavun'a Gönderildi - 6
       
      *Yemin olsun, Mûsa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun üst düzey adamlarına
      gönderdik de onlara dedi ki:* "Ben âlemlerin Rabbi'nin resulüyüm." *Mûsa
      onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı. Onlara
      gösterir olduğumuz her ayet / alâmet, kız kardeşi ayet / alâmetten mutlaka
      daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır. Dediler
      ki:* "Ey büyücü! Sana verdiği söz aşkına, Rabbine bizim için bir yakarıver;
      biz artık doğru yola gireceğiz." *Fakat kendilerinden azabı kaldırdığımızda
      hemen yan çizmeye başladılar. Firavun, toplumu içinde haykırıp şöyle dedi:* "Ey
      toplumum! Mısır'ın mülk ve yönetimi benim değil mi? İşte şu nehirler benim
      altımdan akıyor. Görmüyor musunuz?" "Yoksa ben şu zavallı, şu meramını
      anlatamayacak adamdan hayırlı değil miyim?" "Ona altın bilezikler atılmalı,
      yanında / hizmetinde melekler bulunmalı değil miydi?" *İşte toplumunu böyle
      küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan sapmış bir toplum
      idiler. Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince, biz de onlardan öç aldık;
      hepsini suya gömüverdik. Onları, sonra gelecekler için eski bir örnek
      yaptık*. 43. sure (ZUHRUF) 46-56. ayet (Resmi: 43/İniş:63/Alfabetik:113)
       
      *Kudretimize yemin olsun ki, onlardan önce Firavun'un kavmini de ince bir
      imtihana çektik de, asil ve onurlu bir resul geldi onlara. Şöyle
      sesleniyordu:* "Ey Allah'ın kulları, bana gelin! Çünkü ben sizin için
      güvenilir bir resulüm." "Allah'a karşı ululuk taslamayın! Ben size apaçık
      bir kanıt getirmekteyim." "Ben, beni taşlamanızdan Rabbim ve Rabbinize
      sığındım." "Bana inanmadınızsa bari benden uzak durun!" *Sonra
      Rabbine*, "*Bunlar
      suç işleyen bir topluluktur."* *diye yakardı.* *Bunun üzerine, Allah
      buyurdu:* "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
      "Denizi açık bırak, çünkü onlar, boğulmaya mahkûm edilmiş bir ordudur." *Geriye
      nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar. Nice ekinler, nice seçkin
      makamlar. İçinde zevk sürdükleri nice nimetler. İşte böyle! Onlara başka
      bir toplumu mirasçı kıldık. Gök de ağlamadı onlar için yer de. Yüzlerine
      bakılmadı bile! Yemin olsun, İsrailoğullarını, rezil edici bir azaptan
      kurtardık. Firavun'dan kurtardık. Firavun, haddi aşanların büyüklük
      taslayanlarından biriydi. Yemin olsun, biz onları bir ilim sayesinde
      âlemlere üstün kılmıştık. Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan ayetler
      vermiştik.* 44. sure (DUHÂN) 17-33. ayet (Resmi: 44/İniş:64/Alfabetik:19)
       
       
      *Mûsa'da da. Biz onu açık bir kanıtla Firavun'a gönderdik. O tüm gücüyle /
      tüm seçkin adamlarıyla birlikte yüz çevirdi ve şöyle dedi*: "Bir büyücü
      yahut mecnun." *Bunun üzerine, onu da ordusunu da yakalayıp suyun ortasına
      fırlattık. Kendi kendini kınayıp duruyordu.* 51. sure (ZÂRİYÂT) 38-40. ayet
      (Resmi: 51/İniş:67/Alfabetik:111)
       
       
      Sonra, Mûsa ile kardeşi Hârun'u mucizelerimizle, açık bir kanıtla
      gönderdik; Firavun'a ve kodamanlarına. *Ancak kibre saptılar, çünkü
      kendilerini büyük gören bir topluluktu onlar. Şöyle dediler*: "Kendilerine
      bağlı toplum bize kulluk, kölelik ederken, biz kalkıp bizim gibi iki insan
      olan şu adamlara mı inanacağız?" İkisini de yalanladılar, böylece helâk
      edilenler arasına katıldılar. Yemin olsun, Mûsa'ya o Kitap'ı vermiştik ki,
      hidayete erebilsinler. 23. sure (MÜ'MİNÛN) 45-49. ayet (Resmi:
      23/İniş:74/Alfabetik:70)
       
      *Ulaştı mı sana Mûsa'nın haberi?* *Hani, Rabbi ona, kutsal vadide, Tuva'da
      seslenmişti:* "Firavun'a git! İyice azdı o." "De ki ona: 'Arınıp
      temizlenmeye ne dersin?" "Seni Rabbine kılavuzlayayım da gönülden ürperesin!"
      *Derken, ona o en büyük mucizeyi gösterdi. Ama o yalanladı, isyan etti*.
      Sonra, sırtını döndü; koşuyordu. Derken, bir araya toplayıp bağırdı. *Dedi
      ki:* "Ben sizin en yüce rabbinizim." *Bunun üzerine Allah, onu sonraya ve
      önceye ibret olmak üzere bir ceza ile çarptı. Kuşkusuz, bunda, içine
      ürperti düşen için tam bir ibret vardır*. 79. sure (NÂZİÂT) 15-26. ayet
      (Resmi: 79/İniş:81/Alfabetik:78)

       
      *Bitmedi nasipse devam edecek.*
       
      --
      Selam ...
      Abdullah Mustafa

       

            *İsrail’in, Gazze’den Hamas’ın füze attığını, bunun da güvenliğini tehdit
            ettiğini bahane ederek kendini savunmak amacıyla Gazze’ye başlattığı
            saldırıları devam etmektedir.*
             
             
            *İsrail bu saldırılarda Hamas militanlarını hedef aldığını söylese de,
            saldırılarda çok sayıda çocuk, kadın ve militan olmayan sivilin öldüğü
            görülmektedir**.*
             
             
            *Bugüne kadar 1000 kadar Filistinlinin öldüğü ve 5000’den fazlasının da
            yaralandığı tespit edilmiştir.*
             
             
            *Saldırılarda hedef gözetilmediğine, çeşitli bahanelerle hastanelere dahi
            ağır silahlarla ateş edildiğine şahit olunmaktadır**. *
             
             
            *Hastaların, hatta doktorların öldüğü görülmüştür. Kaçacak yerleri dahi
            bulunmayan Filistinlilerin evlerine ateş edilmekte, yıkılmakta, insanlar
            enkaz altında dahi kalmaktadır.*
             
             
            *Gazze zaten abluka altına alınmış, dış dünyayla ilişkisi kesilmiş, nüfus
            yoğunluğu açısından son derece sıkışık, yaşam şartları insanlık dışı olan
            bir yerdir. Böyle bir yerde insanlık dışı bir vahşet yaşanmakta, maalesef
            BM başta, uluslararası güçler, bu vahşeti yaşatan İsrail’i haklı
            görmektedir. Hal böyle olunca da İsrail fütursuzca bu vahşete devam
            etmektedir.*
             
             
            *****
             
             
            *İsrail esasen bölgede Filistin Kurtuluş Örgütü(FKÖ) ve Hamas’ın
            bulunmasını ve gerçek bir Filistin devletinin kurulmasını kendisi açısından
            çok tehlikeli bulmaktadır**.*
             
             
            *Filistin Devleti’nin oluşumuna güç katacak olan FKÖ ile Hamas’ın
            yakınlaşması ve iş birliği içinde hareket etmesini istememekte ve buna
            tepki göstermektedir. *
             
             
            *Filistinlilerin bir kısmının Batı Şeria’da, bir kısmının da Gazze’de
            yaşamasını ve aralarında coğrafi bağ olmamasını kendisine avantaj olarak
            görmektedir.*
             
             
            * Başta ABD olmak üzere, İngiltere, Almanya ve Fransa, bu katliamda hâlâ
            İsrail’i haklı görebilmektedir. BM dahi barışçıl bir tavır takınıp, bir an
            önce akan kanı durdurmak yerine, İsrail’i yüreklendirecek bir tutum içinde
            Hamas’ı kınamaktadır.*
             
             
            * Bu durum bölgede bağımsız bir Filistin Devleti kurulması çalışmalarının
            göstermelik olmaktan ileri gitmediği, bölge güvenliğinin ancak İsrail’in
            sopasıyla sağlanabileceği zihniyetinin hâkim olduğu anlayışını
            çağrıştırmaktadır. *
             
             
            *Ateşkes çağrıları çok cılız kalmakta, ateşkesi sağlamak için acil ve etkin
            bir faaliyet gözlenmemektedir. Adeta katliama göz yumulmaktadır.*
             
             
            *Ancak bütün bunlar İsrail’in uygun bir gelecekte uluslararası mahkeme
            önüne çıkmasını engelleyemeyecektir.*
             
             
             
            *****
             
             
             
            *Ateşkes görüşmelerinde Mısır, Ürdün, Katar, İsrail ve FKÖ’nün muhatap
            olarak alınması ve bölgeyle yakın ilgisi olduğunu her fırsatta gösteren
            Türkiye’nin bu tabloda yer almadığının görülmesi üzüntü vericidir. Bu durum
            Türkiye’nin bölgede ağırlığının kalmadığının bir göstergesi olarak
            algılanmaktadır.*
             
             
            * Filistin’e bu kadar destek verdiğini meydanlarda haykıran Türkiye’nin,
            tek bir Filistin devleti kurulması için çaba sarf etmesinin, bu konuda hem
            FKÖ tarafına hem de Hamas tarafına gerekli telkin ve tavsiyelerde
            bulunmasının faydalı olacağına inanılmaktadır. *
             
             
            *Bu arada Gazze’nin dolayısıyla Filistin’in haklı davasına hizmet
            açısından, bu davaya destek olabilecek İran, Rusya ve diğer ülkelerle iş
            birliği içinde hareket ederek, İsrail’i haklı görenler karşısında bir
            mutabakat anlayışı oluşturmasının da doğru bir yaklaşım olacağı
            değerlendirilmektedir. *
             
            *Türkiye’nin başta Orta Doğu olmak üzere dış politikasını yeniden gözden
            geçirmesi zamanının geldiği, hatta geçtiği düşünülmektedir.*
             
             
             
            *****
             
             
             
            *Ateşkes girişimlerinin önümüzdeki günlerde hız kazanacağı beklenmektedir.
            Ancak Hamas’ın haklı olarak, Gazze’ye olan ambargo kaldırılmadan ve esir
            olan Filistinliler serbest bırakılmadan bir ateşkese yanaşmayacağı
            anlaşılmaktadır.*
             
             
            *Diğer taraftan İsrail’in de Hamas’ı askeri anlamda çökertmeden geri
            çekilmeye niyetinin de olmadığı görülmektedir. Bu durumda savaşın devam
            edeceği, ancak maalesef Gazze’deki masum insanların ölümlerinin de bu
            kapsamda artacağı kıymetlendirilmektedir.*
             
             
            * İsrail’in Gazze saldırısında mümkün olduğu ölçüde askeri birlikleriyle
            şehir içine girmekten kaçındığı gözlemlenmektedir. Hava Kuvvetleri,
            helikopterler, topçu ve uzaktan tank atışlarıyla sonuca gitmeye
            çalışmaktadır. Ancak bu arada çok sayıda masum insanın kanına girmektedir. *
             
             
            * İsrail’in önümüzdeki dönemde sonuç almak için şehirlerin içine girdikçe,
            Hamas’ın pusu, sabotaj, misilleme, hatta intihar saldırısıyla karşılaşması
            ve bugüne kadar vermediği zayiatı bu safhada verebileceği
            değerlendirilmektedir. Zaten verdiği zayiat gittikçe de artmaktadır. *
             
             
            *Hamas’ın daha sonra yapılacak müzakerelerden istediği sonucu alabilmesi
            için, olası ateşkese kadar direncini artırarak mücadeleye devam edeceği ve
            bundan sonuç alacağı beklenmektedir.*
             
             
            *http://www.yenicaggazetesi.com.tr/israil-gazzeden-kolay-cikamaz-31518yy.htm
            <http://www.yenicaggazetesi.com.tr/israil-gazzeden-kolay-cikamaz-31518yy.htm> *

             
            --
            Selam...
            T.C. / M. Kemal Adal

             

              "Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Jul 27 12:26PM +0300  

              ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
              Kimden: Mehmet Harmanci <hmhar...@gmail.com>
              Tarih: 26 Temmuz 2014 18:23
               
               
               
               
              Konu: *Ramazan Bayram Tebriği - 1435/2014*
               
              *Mübarek **Ramazan Bayramı*
               
              --
               
               
              MH
               
              *SelamlarımlaMehmet HARMANCI*
                Yusuf Yaman <yusufya...@gmail.com> Jul 27 11:41AM +0300  

                Durum gösteriyor ki Hadisler, Kurana Eş koşmak için uydurulmuş. Allah'a eş
                koşmak ve Kuran'a eş koşmak niye? Kuran'ı okuyup anlayan insan bunu yapmaz.
                Kuran anlaşılmak ve anlatılmak ve öğüt almak için insanlara indirilmiştir.
                Ama insanlar hep kötülük işleyerek ilerisini berbat etmek isterler Allah
                ıslah etsin. ALLAH AFFETSİN.
                 
                 

                 

                ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com> Jul 27 12:14PM +0300  

                Bir sonraki aşama ise Batılıların iddiaları gibi Kuranı kendisi yamış.
                Ondan dan sonraki aşama ise hepsi uydurulmuş.
                İnsan dünyada da sırat köprüsü üzerinde yürür.
                Denge bir kere zanlar ile bozulursa sonuç sırattan düşmekle sonuçlanır.
                Ama yaşarken üzülmeyiniz. Sırattan söz edende Yine Peygamberin
                hadisleridir. Vahiy geldiğinde Cebrail (As)ı gören olmadığına göre Kuranda
                hadistir.
                Size iyi yolculuklar bakalım bu şekilde nereye vara bileceksiniz. Bence
                üzücü bir durum Allah düşmanlarımın dahi başına bu gibi kesin zannı ile
                sahteye bakıp gerçeği de inkar etmeyi.
                A.D.Şimşek
                 
                 
                 

                 

                  ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com> Jul 27 12:06PM +0300  

                  İşte beyler paralel polis
                  Yorum Yok
                  A.D.Şimşek
                  Haram lokma değil 557 maaş
                   
                  Paralel yapı <http://www.takvim.com.tr/Index/paralel_yapi>nın, emniyette
                  para ödülü veren taltif sistemini sömürdüğü ortaya çıktı. 'Haram lokma
                  yemedim' diyerek sov yapan, İstanbul Terörle Mücadele Subesi'nin eski müdür
                  yardımcısı Hayati Basdag'ın tam 557 maas taltif aldıgı belirlendi
                  [image: Haram lokma değil 557 maaş]
                  *Güncel* <http://www.takvim.com.tr/Guncel>27 Temmuz 2014, Pazar
                  Gönder
                  <http://www.takvim.com.tr/HaberGonderUp/9a743db7-e861-41c2-9413-03073ba58e5f/haram-lokma-degil-557-maas/2014/07/27>
                  YazdırYorum
                   
                  -
                  -
                  -
                   
                  *Etiketler:* paralel yapı
                  <http://www.takvim.com.tr/index/paralel_yapi> , hayati
                  başdağ <http://www.takvim.com.tr/index/hayati_basdag>
                   
                  - önceki haber <http://www.takvim.com.tr/Guncel/2014/07/27/buyuk-satis>
                  - sonraki haber <http://www.takvim.com.tr/Guncel/2014/07/27/yalan-zamani>
                   
                  Emniyet içindeki paralel yapı
                  <http://www.takvim.com.tr/Index/paralel_yapi>lanmanın,
                  polislere para ödülü verilmesini düzenleyen taltif sistemini sabote ederek,
                  ödüllerin tamamına yakınını yapıya mensup emniyet müdürlerine aktardıkları
                  tespit edildi. Maaş taltifiyle ihya olan müdürlerden birisi de, gözaltına
                  alındıktan sonra sağlık kontrolü için gittiği hastanede 'Haram lokma
                  yemedim' diyerek şov yapan, İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nin eski müdür
                  yardımcısı Hayati Başdağ <http://www.takvim.com.tr/Index/hayati_basdag> oldu.
                  Başdağ'ın tam 557 maaş taltif aldığı ortaya çıktı.
                   
                  *HEPSİ DAİRE ZENGİNİ *
                  Ali Fuat Yılmazer'in de 490 maaş taltif aldığı belirlendi. 2003 yılına
                  kadar hiçbir mal varlığı olmayan Yılmazer'in 11 yılda "Çanakkale Sarıtaş ve
                  Tepecik'te 3 arsa, Ankara Yumrutepe, Karagedikli ve Gölbaşı'nda 3 arsa,
                  Ankara Mera Besi Çiftliği'nde hisse" elde ettiği görüldü. Terörle Mücadele
                  Şube eski Müdürü Yurt Atayün'ün de 731 maaş taltif aldığı ve 2012'den sonra
                  Büyükçekmece'de 2 daire aldığı öğrenildi. Asayiş Şube eski Müdürü Ertan
                  Erçıktı'nın da 697 maaş taltif sayesinde Atakent'te 1 daire ve birisi
                  eşinin üzerine olmak üzere Kayabaşı'nda 2 daire aldığı öğrenildi.
                  İstihbarat Şube eski Müdürü Serdar Güldalı ise 449 maaş taltif ile Ankara
                  Eryaman ve Yapracık'ta 2 daire ile İstanbul Beşiktaş'ta geçen yıl 400 bin
                  lira karşılığında alınan bir daireye sahip olduğu öğrenildi. Terörle
                  Mücadele Şubesi'nin 17 Aralık sürecindeki müdürü Ömer Köse'nin ise 428 maaş
                  taltif aldığı ve Tekirdağ Çerkezköy'de bir arsaya sahip olduğu öğrenildi.
                   
                   
                  Yusuf DOĞAN

                   

                  "KERİM ÖZBEKLER" <kerimoz...@gmail.com> Jul 26 09:45PM +0300  

                  KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI FOTOĞRAF YARIŞMASI'NI KAZANAN 3 AYRI KATEGORİDE
                  Kİ 3 FOTOĞRAF SANATÇISINA 3.000'ER TL. ÖDENECEK...(KATILIM TARİHİ.18-22
                  AĞUSTOS 2014 GÜNLERİ.)...
                   
                  KERİM ÖZBEKLER
                  GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
                   
                  KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI TARAFINDAN 16.KEZ DÜZENLENEN FOTOĞRAF YARIŞMASI
                  ŞARTLARI, AŞAĞIDA Kİ ŞEKİLDEDİR.
                   
                  KONU;
                   
                  1. Anadolu’da İnsan ve Yaşam,
                   
                  2. Anadolu’da Doğal Hayat,
                   
                  3. Anadolu’da Tarihi Yapılar,
                   
                  4. Deneysel Çalışmalar.
                   
                  KATILIM ŞARTLARI;
                   
                  · Yarışma; Seçici Kurul Üyeleri ile birinci derece yakınlıkları olanlar
                  dışında, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu, yaşayan tüm sanatçılara açıktır.
                   
                  · Fotoğraflar, sayısal ortama kayıtlı olarak gönderilecektir.
                   
                  · Yarışmaya her kategoride en fazla üç eser gönderilebilir.
                   
                  · Katılımcı daha önceden herhangi bir yarışmada ödül almamış ya da
                  sergilenmemiş eserleriyle katılabilir.
                   
                  · Yarışmaya gönderilen eserler, bir CD/DVD’de, uzun kenarı en fazla kısa
                  kenarı . geçmeyecek şekilde 300 dpi çözünürlükte ve JPEG formatında kayıtlı
                  olarak gönderilecektir.
                   
                  · Eserlerin kaydedildiği CD/DVD’de her kategori için bir dosya
                  oluşturulacak ve fotoğraflar şartnamede belirtilen sıra numarası verilerek
                  ait oldukları dosya içine kaydedilecektir.
                   
                  · CD/DVD’lerin üzerine en az 2 (iki) harf 4 (dört) rakamdan oluşan bir
                  rumuz yazılacaktır. Örnek(AS5379) CD/DVD’ ye kayıt edilen fotoğraflara,
                  katılımcı kesinlikle kendi ismini yazmayacak, yalnız rumuz ve sıra numarası
                  yazacaktır.
                   
                  · CD/DVD’ler bir zarfa konmalı, zarf kapatılarak üzerine sadece RUMUZ
                  yazılmalıdır. Katılım formu eksiksiz doldurularak başka bir zarfa konmalı,
                  zarf kapatılmalı ve üzerine yine yalnızca rumuz yazılmalıdır. Her iki zarf,
                  ayrıca hazırlanan gönderim ambalajına konarak gönderilmelidir.
                   
                  · Her fotoğrafa isim verilerek fotoğrafın nerede ve ne zaman çekildiği
                  CD/DVD’deki dosyada belirtilmelidir.
                   
                  · CD/DVD’lerin posta ya da kargo ile gönderimi sırasında zarar görmemesi
                  için sertleştirilmiş ambalajlarda paketlenerek gönderilmesi gerekmektedir.
                  Gönderim sırasında doğabilecek zararlardan Kültür ve Turizm Bakanlığı
                  sorumlu olmayacaktır.
                   
                  · Katılımcılar formları eksiksiz olarak doldurup imzalayarak
                  göndereceklerdir.
                   
                  · Yarışmaya eser verecek olan sanatçılar, kendi anlatım biçimlerine uygun
                  her türlü yaklaşımı/yorumu kullanmakta serbesttirler.
                   
                  · Fotoğrafların kayıtlı olduğu CD/DVD ve Katılım Formları, 18-22 Ağustos
                  2014 tarihleri arasında aşağıda belirtilen adrese kargo ya da posta ile
                  gönderilmeli veya teslim makbuzu karşılığında elden teslim edilmiş
                  olmalıdır.
                   
                  · Posta veya kargo ücretleri yarışmacılar tarafından ödenecektir. Posta ve
                  kargoda meydana gelebilecek gecikmelerden Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel
                  Sanatlar Genel Müdürlüğü sorumlu değildir.
                   
                  · Katılımcı yarışmaya gönderdiği eser/eserlerin kendisine ait olduğunu ve
                  tüm izinlerini aldığını kabul, beyan ve taahhüt eder. Eseri ödül alan veya
                  sergilenmeye değer bulunan katılımcılardan bu beyan ve kabulleri dışında
                  hareket ettiği anlaşılanlardan bu yarışma ile elde ettikleri ödül, unvan ve
                  her türlü kazanımları geri alınır.
                   
                  TOPLAMA MERKEZİ;
                   
                  Kültür ve Turizm Bakanlığı
                  Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü
                  Roma Meydanı Hipodrom Cad.
                  06330 HİPODROM-ANKARA
                  Tel.0-312-3844200/160
                   
                  SEÇİCİ KURUL;
                   
                  -Kültür ve Turizm Bakanlığı Temsilcisi
                  -İbrahim DEMİREL Serbest Ankara
                  -Yusuf TUVİ Serbest İzmir
                  -Yrd.Doç.Dr. Beyhan ÖZDEMİR 9 Eylül Üniversitesi İzmir-
                  -Kamil FIRAT Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul
                   
                  · Seçici Kurul toplantısı için en az üç üyenin katılımı gereklidir.
                   
                  · Değerlendirme toplantısı için yeterli sayıda Seçici Kurul üyesi
                  bulunmaması halinde yeterli sayıda yedek üye çağırılabilir.
                   
                  DEĞERLENDİRME;
                   
                  Seçici Kurul, 2014 yılı Eylül ayı içerisinde Ankara’da toplanarak, her
                  kategoriden ayrı ayrı 3 Başarı Ödülünü ve 20 sergilenmeyedeğer eseri
                  belirler.
                   
                  ÖDÜLLER;
                   
                  16.Devlet Fotoğraf Yarışması’nda,
                   
                  Başarı ödülüne değer görülecek her bir kategorideki üç eser için;
                   
                  3.000.-TL ve Başarı Belgesi verilecektir.
                   
                  · Seçici Kurul, ödüllerin tümünü ya da bir kısmını dağıtıp dağıtmamakta
                  serbesttir.
                   
                  TELİF HAKKI;
                   
                  · Yarışmada ödüle değer bulunan eserlerin baskı ve sayısal kopyaları, tüm
                  haklarıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Koleksiyonuna ait olacaktır.
                   
                  Yarışma sonunda ödül alan eserler, bütün telif haklarıyla Kültür ve Turizm
                  Bakanlığı tarafından satın alınmış gibi işlem görür. Kültür ve Turizm
                  Bakanlığı, ödüle değer bulunan eserleri, etkinliklerinde, eğitim
                  faaliyetlerinde, sergileme, afiş, katalog, broşür vb. her türlü tanıtım
                  malzemelerinde kullanma ve gösterme, medyada yayınlama hakkı da dahil olmak
                  üzere eser sahibinin ismi ile birlikte 5846 sayılı yasadan doğan tüm telif
                  haklarına sahip olacaktır.
                   
                  SERGİLEME;
                   
                  16. Devlet Fotoğraf Yarışması Sergisi, 2014 yılı Eylül ayında İzmir’de
                  açılacaktır.
                   
                  ESERLERİN İADESİ;
                   
                  Sergi bitiminden sonra Bakanlığımıza gönderilmiş olan CD/DVD’ler bir ay
                  içerisinde sanatçılar tarafından elden geri alınabilir. Bu süre içinde geri
                  alınmayan CD/DVD’ler bir komisyon tarafından imha edilecektir.
                   
                  DİĞER BİLGİLER;
                   
                  · Katılım Formları ve Şartnameler, Valiliklerden (İl Kültür ve Turizm
                  Müdürlükleri), ilgili Fakülte ve Derneklerden alınabilir, Bakanlığımız web
                  sitesi www.kulturturizm.gov.tr veya guzelsanatlar.gov.tr. adresinden de
                  indirilebilir. Fotokopi ile çoğaltılabilir.
                   
                  · Başarı ödülü alan ve sergilenmeye değer bulunan fotoğraflar Kültür ve
                  Turizm Bakanlığınca sergilenecektir.
                   
                  · Kültür ve Turizm Bakanlığı, sergilenmeye değer bulunan eserleri afiş,
                  katalog, broşür v.b. her türlü tanıtım malzemesi olarak kullanma hakkına
                  sahip olacaktır.
                   
                  · Kültür ve Turizm Bakanlığı, yarışmaya teslim edilen eserlerin
                  sergilenmesi sırasında gereken tedbirleri alır. Buna rağmen söz konusu
                  eserlerle ilgili olarak doğabilecek aksaklıklarda Kültür ve Turizm
                  Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünce oluşturulacak Komisyon’un
                  kararı geçerlidir.
                   
                  · Yarışmaya katılan tüm sanatçılar, bu şartname hükümlerini kabul etmiş
                  sayılırlar.
                   
                  *****************************************************************************************
                   
                  AHMET ALİ BİLGEN
                  BURDUR ARAŞTIRMACI YAZAR VE ŞAİRLER DERNEĞİ ( BAYŞA-DER )
                  PK.19
                  ÖZGÜR MAHALLESİ, ÇELİK SOKAK, NO.20
                  15100 BURDUR
                  Başkan;Ahmet Ali BİLGEN-TEL.0-505-4256526
                  Başkan Yardımcısı;Yusuf ÇAKAR-TEL.0-535-4452688
                  Genel Sekreter;Zafer AZAKLI-TEL.0-535-5502587 VEYA 0-543-7168425
                  Muhasip Üye;Kenan DEMİR-TEL.0-533-6507720
                  Yön.KuruluÜyesi;Ahmet CAN-TEL.0-537-4101121
                  E POSTA.burd...@hotmail.com
                  NOT.SİZ DE BULUNDUĞUNUZ ÜLKE-İL-İLÇE-KASABA VE KÖY'DE BÖYLE BİR DERNEK
                  KURARAK, ÇEŞİTLİ FAALİYETLERDE BULUNABİLİRSİNİZ.
                   
                  *****************************************************************************************
                   
                  İSTANBUL MİMARLAR ODASI BÜYÜKKENT ŞUBESİ ''SAĞLIKLI KENTLER'' KONULU
                  FOTOĞRAF YARIŞMASI DÜZENLEDİ, BİRİNCİYE 3.000 TL.. İKİNCİYE 2.000 TL.,
                  ÜÇÜNCÜYE 1.000 TL. ÖDENECEK.(SON KATILIM TARİHİ.02 EKİM 2014.PERŞEMBE)
                   
                  KERİM ÖZBEKLER
                  GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
                   
                  Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA), bu yıl 6 Ekim 2014′te kutlanacak Dünya
                  Mimarlık Günü ana temasını “Sağlıklı Kentler” olarak belirlemiştir.
                  Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi de bu temaya paralel olarak
                  Sağlıklı Kentler temasını vurgulayan bir fotoğraf yarışması düzenlemektedir.
                  Fotoğraflarda; ekoloji, çevresel sürdürülebilirlik, temiz enerji,
                  kaynakların eşit kullanımı, kent ve demokrasi, toplumsal bellek, eşitlikçi
                  ve engelsiz yaşam konularındaki duyarlılıkların vurgulanması
                  hedeflenmektedir.
                   
                  YARIŞMA KOŞULLARI;
                   
                  A- Katılım Koşulları:
                   
                  - Yarışmaya, Türkiye’de çekilmiş en çok 6 adet renkli ya da siyah/beyaz
                  fotoğrafla, Seçici Kurul, Oda çalışanları ve TFSF temsilcisi dışında herkes
                  katılabilir.
                   
                  - Analog fotoğraflar sayısal ortama aktarılarak, CD/DVD’ye kaydedilmiş
                  olarak gönderilmelidir.
                   
                  - Dijital (sayısal) fotoğraflar ise uzun kenarı 40 cm olacak şekilde 300
                  dpi çözünürlükte jpeg formatında CD/DVD’ye kaydedilerek gönderilmelidir.
                   
                  - Baskılar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
                   
                  - Katılımcı, yarışmaya gönderdiği yapıtın tümüyle kendisine ait olduğunu ve
                  tüm izinlerinin alındığını kabul, beyan ve taahhüt eder. Ödül alan
                  katılımcılardan bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettiği
                  anlaşılanlardan elde ettikleri ödül, unvan ve her türlü kazanımları geri
                  alınır.
                   
                  - Daha önce ya da bu yarışma ile eş zamanlı yapılan herhangi bir yarışmada
                  ödül ve sergileme almış ve yayımlanmış fotoğraflar ile bu fotoğrafların
                  deklanşör farklılığı içerenleri yarışmaya katılamaz; katılıp ödül almış
                  olsalar dahi ödülleri geri alınır.
                   
                  - Fotoğraflar belge niteliği taşıyacağından sayısal müdahaleler bu özellik
                  dikkate alınarak yapılmalı, görüntünün ana yapısı değiştirilmemelidir.
                  Fotoğraf kenarlarında boşluk bırakılmamalı, herhangi bir çerçeveleme işlemi
                  yapılmamalıdır. Fotoğraf üzerinde katılımcı hakkında ipucu oluşturabilecek
                  isim, imza, tarih, logo vb işaretlemeler yer almamalıdır.
                   
                  - Yarışmaya gönderdiği fotoğraf üzerinde, yapıt kendisine ait olmadığı
                  halde kendisininmiş gibi göstermeye ve değerlendirme kurulunu yanıltmaya
                  yönelik müdahale ve değişiklik yapan; ödül ve sergileme almış fotoğrafların
                  katılımının kısıtlandığı bu yarışmada böyle bir fotoğrafla ya da bu
                  fotoğrafın ana unsur olarak kullanıldığı yapıtlarla katılımda bulunan
                  kişilerin TFSF onaylı yarışmalara katılımı TFSF Yarışma İlkeleri gereğince
                  bir yıl süreyle kısıtlanır. Kural ihlalinin tekrarı halinde katılımcı TFSF
                  onaylı yarışmalardan süresiz olarak men edilir.
                   
                  - Haklarında yukarıda açıklanan gerekçelerle verilmiş kısıtlılık kararı
                  devam eden katılımcılar bu yarışmaya katılamazlar.
                   
                  Katılımcılar yarışma koşullarını kabul etmiş sayılırlar.
                   
                  B- KİMLİK;
                   
                  Katılımcılar, 6 rakamdan oluşan rumuzlarını ve fotoğraf numaralarını dosya
                  adına yazmalıdırlar. Fotoğrafların üzerinde başka herhangi bir bilgi yer
                  almayacaktır. Katılım formunda katılımcının açık kimliği ve iletişim
                  bilgilerinin yanı sıra mutlaka her fotoğrafın numarası, çekildiği yer ve
                  tarih bilgisi ile varsa fotoğrafın adı yer almalıdır. CD/DVD kayıtlarındaki
                  adlandırmalar katılım formu ile aynı olmalıdır. Katılım formu
                  doldurulduktan sonra bir zarfa konarak zarfın üzerine sadece rumuz
                  yazılmalıdır.
                   
                  C- FOTOĞRAFLARIN GÖNDERİLMESİ;
                   
                  Fotoğrafların ve katılım formunun bulunduğu zarf, postada zarar görmeyecek
                  şekilde paketlenerek başvuru adresine gönderilebileceği gibi elden de
                  teslim edilebilir. Postadaki olası gecikme, hasar ve kayıplardan Mimarlar
                  Odası sorumlu tutulamaz.
                   
                  YARIŞMA TAKVİMİ;
                   
                  Son Katılma Tarihi : 02 Ekim 2014 Perşembe, saat 17.00
                  Seçici Kurul Değerlendirmesi : 16 Ekim 2014 Perşembe
                  Sonuçların açıklanması : 20 Ekim 2014 Pazartesi
                  Ödül Töreni ve Sergi Açılışı : 25 Ekim 2014 Cumartesi
                   
                  ÖDÜL TÖRENİ VE SERGİ ALANI;
                   
                  TMMOB MİMARLAR ODASI
                  İstanbul Büyükkent Şubesi
                  Barbaros Bulvarı, Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası,
                  34349 BEŞİKTAŞ-İSTANBUL
                   
                  SEÇMELER;
                   
                  Seçici Kurulun yarışmaya katılan fotoğraflar arasından, temaya uygunluk ve
                  Türkiye ile sınırlılık açısından yapacağı ön elemenin ardından; 41 adet
                  fotoğraf 2015 yılı ajandası için seçilecektir.
                   
                  SEÇİCİ KURUL (soyadına göre alfabetik sırayla);
                   
                  Behiç Ak (Mimar-Karikatürist),
                  İsa Çelik (Fotoğraf Sanatçısı),
                  Hilmi Etikan (Belgesel Film Yönetmeni),
                  Şeniz Kabadayı (Fotoğraf Sanatçısı),
                  Aras Neftçi (Mimar-Fotoğraf Sanatçısı),
                  Yalçın Savuran (Fotoğraf Sanatçısı),
                  Hüsnü İlham Tibet (Mimar-Fotoğraf Sanatçısı)
                  (Seçici kurul, en az üç üye ile toplanacaktır.)
                   
                  TFSF Temsilcisi: Firdevs Sayılan
                   
                  TELİF;
                   
                  Ajanda için derece ve özdeş ödüller dahil toplam seçilen 41 adet fotoğraf,
                  ajanda dışında çeşitli yöntemlerle çoğaltılmış olarak yarışma sergisinde ve
                  sergi duyurusunda, ayrıca Mimarlar Odası’nın öngöreceği kendisine ait her
                  türlü yayın ve etkinlikte isim belirtilerek tanıtım amaçlı
                  kullanılabilecektir. Kullanım hakkı eser sahibi ile birlikte kurumumuza ait
                  olacaktır. Ödül alan eserler Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu / TFSF’nin
                  www.tfsf.org.tr web sayfasında yayınlanacak, ayrıca TFSF yayını olan
                  Almanak 2014′te kurumumuza ayrılan sayfalarda da yer alacaktır.
                  Şartnamede yer almayan ya da anlaşılamayan konularda TFSF ve düzenleyici
                  kurum kararları geçerlidir.
                   
                  ÖDÜLLER;
                   
                  Birincilik Ödülü: 3.000.-TL
                  İkincilik Ödülü : 2.000.-TL
                  Üçüncülük Ödülü : 1.000.-TL
                   
                  En fazla 38 eşdeğer ödül (her biri) : 100.- TL.
                   
                  Birincilik Ödülü verilecek fotoğraf, albüm ajandanın kapağı olarak
                  kullanılacaktır. Ödül alan diğer fotoğraflarla birlikte eşdeğer tüm
                  fotoğraflar ajanda içinde yer alacaktır. Ödülün yanı sıra tüm katılımcılara
                  “Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Kültürel Katkı Belgesi”
                  verilecektir.
                   
                  FOTOĞRAFLARIN İADESİ;
                   
                  41 fotoğrafın haricinde kalan tüm sayısal kayıtlar ile CD/DVD’ler TFSF
                  Temsilcisi gözetiminde bir tutanakla imha edilecektir.
                   
                  YARIŞMA SEKRETERLİĞİ VE BAŞVURU;
                   
                  SELMA ERDEM
                  TMMOB MİMARLAR ODASI İSTANBUL BÜYÜKKENT ŞUBESİ
                  KEMANKEŞ CADDESİ, NO.31
                  KARAKÖY-İSTANBUL
                  TEL.0-212-2514900/(Dahili 204-205)
                  FAX.0-212-2519414
                  E POSTA.fo...@mimarist.org
                  WEB.http://www.mimarist.org
                   
                  Ajandamız ticari amaç taşımayan, kendi giderlerini karşılayan bir kültür
                  hizmeti olarak gerçekleştirilmektedir.
                  Yarışmamız, TFSF 2014/056 patronaj numarasıyla onaylanmıştır. Yarışma
                  sürecinde TFSF Temsilcisi bulunacaktır.
                   
                  *****************************************************************************************
                   
                  HASBİHÂL...
                   
                  MEHMET ŞÜKRÜ BAŞ
                  mehmet_s...@mynet.com
                   
                  ESME BÂD-I SABÂ TORUNLAR YOLDA...
                   
                  Öğrenciliğimde, gençliğimde her bayram annemin babamın, dedemin,
                   
                  ninemin ellerini öpmek için yanlarına gider miydim?.. Sorusunu sizlere
                  değil
                   
                  kendime soruyorum değerli okurlarım.
                   
                  Büyük bir olasılıkla giderdim.
                   
                  Zaten gittiğim gideceğim yer şunun şurasında 27 Km.lik bir mesafeydi.
                   
                  Çünkü bizim köy merkeze 27 kilometreydi.
                   
                  Gönderdik onları birer birer...
                   
                  Onlarla birlikte ağabeylerimizi de, yengelerimizi de, yeğenlerimizi de,
                   
                  amcalarımızı da, amca çocuklarımızı da gönderdik.
                   
                  Gönderdiğimiz birinci derecedeki yakınlarımızı saymaya kalksak otuzu
                   
                  bulur, kırkı bulur. Buda bize gösteriyor ki ömür güzergâhımızda en az kırk
                   
                  yakınımızın yasını tuttuk.
                   
                  Allah cümlesine rahmet eylesin.
                   
                  ARİFE GÜNÜ
                   
                  Oğullar, kızlar torunlar da olmasa yapayalnız kaldık bu bayramlarda.
                   
                  Eskiden ailenin en küçüğü biz idik şimdi en büyüğü biz olduk. Bir kuşak
                   
                  kayboldu. Yine eskiden el öpmeye biz giderdik şimdi gençler geliyor. Zira
                  onlar
                   
                  büyüdüler anne oldular, baba oldular biz yaşlandık nine olduk,

                   

                  "Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Jul 27 11:57AM +0300  

                  ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
                  Kimden: Abdullah Mustafa <abdullah...@gmail.com>
                  Tarih: 26 Temmuz 2014 20:59
                  Konu: Re: [TÜRKİYE:35099] Burası propaganda yeri mi?
                   
                   
                  *Sayın Muzaffer İlaldı (Grup yöneticisi)*
                   
                   
                  *Sayın Mehmet Patan’dan yönlendirdiğiniz iletiden, Sayın Patan’ın eleştiri
                  ve şikâyetinden haberdar oldum.*
                   
                  *Yaklaşık 65.000 kayıtlı üyesi olan bir toplulukta, tüm üyelerin beğeni,
                  tercih ve seçimlerinin hepsinin aynı olması elbette ki beklenemez. İsteyen
                  istediğini okur hatta arşivler, İstemeyen okumaz “bir tık” ile çöpe
                  yollar. Herkes istediği yazıdan ancak kendi isterse nasiplenir.*
                   
                   
                  *Sayın Patan, kişisel değerlendirmesi ile: “Bir olay olur. Bunun kuranda
                  karşılığı olur. Onu belirterek örnek verirsiniz herkes severek okur.”
                  Diyerek aslında “Türkiye’nin tarihi, kültürel, siyasi ve güncel
                  sorunlarıyla” Din ve Kuran’ın ilgisini zımnen (**Üstü kapalı olarak,
                  dolayısıyla) ilgisini kabul ediyor “Ama öyle olmuyor.” Diye , “Burası kuran
                  öğretme yeri değildir. Kuran veya başka şeyler öğrenmek isteyenler giderler
                  bu tür konuları öğreten yerler vardır, oralarda öğrenirler.” “Bakış
                  Yoluyla” meseleye yaklaşıyor**.*
                   
                   
                  *Oysaki:*
                   
                   
                  *Aslolan, aydınlanma adına, istismarına engel olmak ve asıl kaynağından
                  doğru bilgiyi / haberi paylaşmak olduğunda, “bu tür konular”, sadece,
                  birbiriyle örtüşmeyen ve / fakat belli disiplin ve geleneksel
                  yorumla “öğreten yerler” den sorgulamamaksızın “öğrenildiği”
                  için, “Türkiye’nin kültürel, siyasi ve güncel sorunları” zuhur etmekte /
                  belirmektedir.*
                   
                   
                  *Bu gurup gibi her düşünce ve fikrin, usul ve adap çerçevesinde, demokratik
                  olarak ifade edildiği guruplar, bilgi ve haberin serbestçe paylaşıldığı,
                  gereğinde tartışılıp, sorgulanıp, tahkik edildiği, gerçek bir “halk
                  okul”ları olarak hizmet sunarlar. Doğruya ulaşmada bir ihtiyacı
                  karşılarlar.*
                   
                   
                  *Bu sebeple kişisel olarak beğenmezsek elbette görüşümüzü yazarız, ama
                  kendimiz gibi düşünmeyen bir başka üyeyi, “**bu grubun belki de iyi
                  niyetini süistimal etmekle**” ve “**Birileri bu platformu dinsel
                  amaçlarına ve propagandalarına alet ediyorlar. Bizi de kullanıyorlar.**” Diye
                  delilsiz ( yazarının niyet ve maksadını anlamadan kendi zannımızca)
                  suçlayamayız. *
                   
                   
                  *Sayın Mehmet Patan’nın bu ithamını kendi adıma reddederken, ithama muhatap
                  diğer yazı sahibi üyeleri de bu konuda tenzih ederim.*
                   
                   
                  *Sayın Muzaffer İlaldı (Grup yöneticisi)*
                   
                   
                  *Gurubun yöneticisi olarak, gurup ilkeleri ile ilgili olarak, yöneticisi
                  olmanız sebebiyle özelinize gönderilen Sayın Mehmet Patan’nın
                  iletisini, gurubunuzla paylaşıp üyelerinizi bilgilendirmeniz şüphesiz
                  uygun ve doğru bir uygulamadır.*
                   
                   
                  *Ancak bir yorum yapmadığınız için sizin konuya ilişkin olarak görüş ve
                  ilkesel olarak tutum ve isteğinizi, şahsen bilmek ihtiyacındayım. *
                   
                   
                  *Şayet kişisel özgün derlemem olan,” Konularına göre Kur’an Mesajı” E-
                  kitabından, yorumsuz (herkes kendi ne anlıyorsa o), Yaşar Nuri Öztürk
                  Türkçe Çevirisi ile, Konusuna uygun derlenmiş Kur’an Ayet Guruplarını, Ana
                  kaynağından ve ana diliyle “oku”mak isteyenler için, günlük olarak, Allah
                  rızasını kazanmak amacıyla paylaşmaya çalıştığım ve Sayın Mehmet Patan’nın
                  iletisinde atıf (gönderme) yapılan yazı disisinin gurupta yayımlanmasını
                  uygun görmüyorsanız lütfen bunu guruba açık bildiriniz (bu yönetici olarak
                  sizin hem hakkınız hem görevinizdir) ki böylece hem ben yazı dizisini
                  sonlandırayım, hem de ithama muhatap olan diğer yazı sahiplerine bir
                  işaret verilmiş olsun.*
                   
                   
                  *Saygılarımla*
                   
                   
                  *abdullah...@gmail.com <abdullah...@gmail.com>*
                   
                   
                   
                   
                   
                  26 Temmuz 2014 08:54 tarihinde Grup Yönetici <erzinca...@gmail.com>
                  yazdı:

                   
                   
                   
                  > --
                  > Selam ...
                  > Abdullah Mustafa
                   
                  --
                  Selam ...
                  Abdullah Mustafa
                   
                   
                   
                    "Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Jul 27 11:46AM +0300  

                    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
                    From: Habip Hamza ERDEM <habip...@gmail.com>
                    Date: Sun, 27 Jul 2014 01:25:37 +0200
                     
                     
                    *AFFERİM MAHMUD*
                     
                    Orta Doğu uzmanı Olivier Roy, benim bildiğim en az on yerde,
                    Humeyni’ye kadar tüm İran Șahlarının Türk kökenli olduğunu yazmıștır.
                     
                    İranlı bir ekonomist olan Nasser Pakdaman da, Bakü’de Saddam’ın
                    kardeși tarafından yaptırılan bir türbe mi ne olduğunu, orada kendilerinin
                    de Türk olduğunu açıklayan bir yazıtın bulunduğunu söylemiști.
                     
                    Doğru olmayabilir, önemli de değildir.
                     
                    Ancak biz İran’ı da eski Irak’ı da kardeș bilirdik.
                     
                    İsterlerse kardeșliğimizi sürdürmemek için bir neden de yoktur.
                     
                    Bu iki komșudan biri bugün ABD ile sıcak savașa girmek üzere
                    iken, diğeri ABD ateși altında kimliğini yitirmiș bulunmaktadır.
                     
                    İkisi de Türkiye’ye inanılmaz boyutlarda gereksinim duymakta,
                    ancak ikisi de Türkiye’ye inanılmaz boyutlarda düșmanlık yapmaktadırlar.
                     
                    Irak eski Irak olmadığı için ayrıca değerlendirilmeli.
                     
                    İran ise Mahmud Ahmedinecad’ın ziyareti ile gündemimizde.
                     
                    Bu Mahmud bey, İran’da bulunan ‘islam cumhuriyeti’nin bașkanı.
                    Yani sözde ‘cumhurbașkanı’. Bizim de olmamız için çırpındıkları bir
                    ‘cumhuriyet’ bu, ılımlı mı güdümlü mü bilinmez, ama cumhuriyet olmadığı
                    kesin.
                     
                    Yașar Büyükanıt’ın cumhurbașkanı ile görüșmeye geliyor.
                     
                    Geliyor gelmesine de Ankara’ya değil İstanbul’a geliyor.
                     
                    Hani șu bașkent yapmayı tasarladığımız padișahlar kentine.
                     
                    Destek mi istemeye geliyor yoksa kötek atmaya mı belli değil.
                     
                    Biz acemleri hep dost bilmișizdir, ama düșmanlık Humeyni ile
                    bașlamıștır.
                     
                    Suçludurlar. Belgeli kanıtlı olarak suçlu.
                     
                    Suçlu da olsalar zorda oldukları için eluzatabilirdik.
                     
                    Ancak Mahmud Ahmedinecad, satranç deyimi ile yanlıș ata oynamaktadır.
                    Türkiye’nin Mustafa Kemal Türkiyesi olmaktan çıktığını düșünmüș olmalı.
                     
                    Zavallı Mahmud.
                     
                    Eğer bu ziyaretinin bașka nedenleri yoksa, eli boș döneceksin.
                     
                    Büyük Ortadoğu Projesi içinde sana yardımcı olabileceğimizi sanmam.
                     
                    Yine de afferim sana, en azından ilkeli imișsin.
                     
                    İlke nedir bilmeyenler bizimkiler.
                     
                    5 Ağustos 2008’de yazılmıș bu yazı.
                     
                    Ve șöyle bitirilmiș : « ilke nedir bilmeyenler bizimkiler ».
                     
                    Bizimkiler, 2008’lerden, hatta daha öncesinden buyana ‘iktidar’da
                    olanlardır.
                     
                    Bugūn 2014 Ağustos’una beș kala bir ‘afferim’ de Y-CHP milletvekili Mahmut
                    Tanal’a..
                     
                    Bu Mahmut Tanal’ın da her tarafı ‘ilke’ imiș.
                     
                    Yirmibeș yıllık savunmanlık mesleği yapmasına karșın hala Tūrkçe’yi
                    doğru-dūrūst konușamayıșı da bir ‘ilke’ olsa gerek..
                     
                    ‘Hukuk’ adına Fetullahçı polisler için ‘saçını sūpūrge etmesi’ de bir bașka
                    ‘ilke’.
                     
                    Ülkede bașka hukuksuzluk yokmuș gibi, hukuku çiğnediklerini Urfa’nın Hilvan
                    köylūlerinin bile bildiği șu ‘F-Tipi’ polislerin ‘hukuk’unu aramasına
                    șașmamak elde değil.
                     
                    Doğrudur; bu ‘F-Tipi’ polisler için kurulan ‘mahkeme’ mahkeme, ‘yargıç’ da
                    yargıç olmayabilir.
                     
                    Ancak o tutuklanan polisler de ‘polis’ değillerdi.
                     
                    Ahlaksız, onursuz ve așağılık adamlar idiler.
                     
                    Polis ūniforması altında yapmadıkları alçaklık, atmadıkları iftira,
                    yakmadıkları can kalmamıș idi.
                     
                    Cezalarını eninde sonunda çekeceklerdi.
                     
                    ‘Bizim’ Mahmut Tanal onlar için yırtınsa da o polisler cezalarını
                    çekecekler, yırtınmasa da.
                     
                    Șu ‘bizim’ Mahmut Tanal’a yine de ‘afferim’ diyesim geliyor.
                     
                    Hani gūzel Tūrkçemizdeki ‘aferin’ değil ; kime denildiğini Hilvan’lı
                    köylūlerin bile bildiği ‘afferim’ diyorum.
                     
                    ‘Afferim’ Mahmut !
                     
                    Hukuku savunmak bir sana bir de Y-CHP’nin gūlū mū gūleni mi belli olmayan
                    Sezgin Tanrıkulu’na kaldıysa, vay halimize.
                     
                    Kendi payıma sizin savunduğunuz ‘hukuk’tan benim bir beklentim yok.
                     
                    Varın o ‘așağılıkta sınır tanımayan’ polisler için çırpının
                    durun.
                     
                    Afferim size !
                     
                    Habip Hamza Erdem
                      Tarih: 27 Temmuz 2014 08:51
                      Konu: KİBİR-VEFA ve KUR’AN!
                      Kime: "erzinca...@gmail.com" <erzinca...@gmail.com>
                       
                       
                      *KİBİR-VEFA ve KUR’AN!*
                       
                      Allah’ı/Yaratıcı kudreti devre dışı bırakıp, herşeyi kendilerine mâl
                      eden, elde ettikleri bilgileri kendilerinden zannedenler, büyüklük
                      kuruntusu içine girip kibirle, gururla vazgeçilmez olduklarını
                      düşünebilirler. Alt yapısı bilgi ile donanmamış kibirli insan, bir de
                      çevresinin aşırı övgülerine muhatap kılınıyorsa, aşırı derecede azıp
                      zalimlik noktasına varabilir. Hiçbir şeyin kendisini durduramayacağı, her
                      türlü ayrıcalığın üstünde olduğu vehmine kapılanların, tarihteki örnekleri
                      ve sonları ürperti, ibret vericidir. İnsanı, bilginin kaynağını
                      reddetmesinin, azdırabileceği uyarısını da yapmıştır Kur’an. Alak
                      suresi,6,7,8.ayetlerde Yüce Yaratıcı şöyle seslenir: “İnsan, öğrendiklerini
                      Rabbinden soyutlarsa, aşırı derecede azabilir; çünkü insan, bildikleriyle
                      kendisini her türlü ayrıcalığın üstünde görür. Oysa ki en sonunda insan,
                      tekrar Rabbine dönecektir.”
                       
                      Esas Yaratıcı Kaynağa minnetsizlik, vefa duygusu yokluğu, insanı mutsuz,
                      umutsuz yapar, boşluğa, kibre, gurura iter. Sevginin, şefkatin kaynağı
                      olan Yaratıcı Kudret/Allah, yarattığı kulları için her daim iyi, güzel ve
                      doğru olanı dilemektedir ama seçimler konusunda özgür bırakmaktadır.
                      O’nunla birlikte doğruluk yolunda yürümek, yaşam denilen bu hayat
                      macerasını güzel sonlandırmak ve boşuna yaşanmamış bir ömür geçirmek için
                      en önemli ilkelerden biri de paylaşmaktır. Size verilen herşeyin
                      ihtiyacınızdan fazla olanını ihtiyaç sahipleri ile paylaşmak. İşte esas
                      mutluluklardan biri de bu! İsteyerek, gönüllü vermek; maldan, paradan,
                      bilgiden, candan vermek ama sadece esas kaynak olan Yaratıcı için vermek!
                      Hiçbir karşılık beklememek! Çok zorlar ama işte gerçek mutluluk budur der
                      KUR’AN!!!
                       
                      Yasemin Çin


                        Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah'ın adıyla
                        Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz
                        yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine
                        karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer
                        çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.
                        Kehf suresi 45

                         

                        "Haluk Gümüştabak" <halu...@gmail.com> Jul 27 10:55AM +0300  

                        Bizler İslam toplumları olarak, acaba Kur’an ın önerdiği yoldan gidiyor ve
                        sosyal hayatımızı doğru yönde etkileyecek, yöneticilerimizi seçebiliyor
                        muyuz? Bu soruyu lütfen kendimize soralım. Çünkü yakın zamanda, nasip
                        olursa, ülkemizin yönetiminde söz sahibi olacak, Cumhurbaşkanımızı
                        seçeceğiz.
                         
                         
                        Allah Kur’an da bizleri dikkatle uyararak, birçok kez ORTA YOLU İZLEYEN,
                        BİR TOPLUM OLMAMIZI İSTER. Peki, bu orta yol nedir? Kur’an ın dışına
                        sapmadan, hurafeden batıldan uzak, aklı ve Kur’an ı harmanlamış bir birey
                        olmamızı ister, bu sözleriyle Kur’an bizlerden.
                         
                         
                        Peki, bizler Allah ın bu uyarısını dikkate alıyor muyuz, işte burası çok
                        önemli. Eğer dikkate alıyor olsaydık, dinde sakın bölünmeyin diye uyaran
                        Rabbimizi dinler, Kur’an ın sınırlarını aşmayın uyarısını dikkate alır,
                        orta yolu izleyen bir toplum olurduk. Ne yazık ki Kur’an ın bu gerçeğini
                        göremedik. Daha doğrusu, görmemizi istemeyenlerin oyununa geldik.
                         
                         
                        Böyle olunca da, ne huzuru bulabildik, nede adaletli bir yaşamın ortamını
                        hazırladık. Kur’an devleti yönetecek kişileri, bizzat halkın seçmesini
                        ister ve bakın kıstas ne olmalı der.
                         
                         
                        Nisa 58: Allah size, mutlaka EMANETLERİ EHİL OLANLARA VERMENİZİ ve insanlar
                        arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne
                        kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah, her şeyi işitendir; her şeyi
                        görendir
                         
                         
                        Bu ayette bahsedilen emanet yönetme yetkisidir ki, Rabbimiz bizleri
                        yönetecek kimselerin, dikkat ediniz EHİL KİŞİLERE VERİLMESİNİ İSTİYOR.
                        Devamında da seçilen bu kişilerin tarafsız ve adil olmalarının önemine
                        dikkat çekiyor. Lütfen bizlerde seçeceğimiz kişilerin bu özelliğine dikkat
                        edelim ve kavgadan, nefretten, bölünmüşlükten uzak yöneticilerimizi seçelim.
                         
                         
                        Allah bizlerin adaletli ve hakkı savunan insanlar olmamızı ister ve bakın
                        bu konuda bizleri nasıl uyarır.
                         
                         
                        Maide 8: Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik
                        eden kimseler olunuz. BİR TOPLULUĞA DUYDUĞUNUZ KİN, SİZİ ÂDİL DAVRANMAMAYA
                        İTMESİN. ADALETLİ OLUNUZ; bu takvânın ta kendisidir. Allah'a isyandan
                        sakınınız. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
                         
                         
                        Bu ayeti okuduğunuzda, neler geldi aklınıza? Birbirimize yaptığımız
                        düşmanlıklar, bölünmüş ve kamplara ayrılmış guruplar, haktan adaletten uzak
                        birbirimizin aleyhine söylediğimiz sözler, sanırım günümüzün konusu olsa
                        gerek. Yapılan bu adaletsizliklerin, üzücü olayların gölgesinde, ülkemiz
                        önemli bir seçime gidiyor. Kararı Türk halkı verecek. Çünkü Yaradan, NEYE
                        LAYIKSANIZ ONU VERİRİM DER. Yani bizler, neye layıksak onu bulacağız,
                        bundan kaçış yok.
                         
                         
                        Allah yöneticilerimizi seçerken, dikkat ederseniz çok önemli bir kıstasa
                        dikkat çekiyor. İŞİN EHLİ OLMAK. Sizlere sorsam ve desem ki, bugün bizler
                        Allah ın bu önemli şartını dikkate alarak mı yöneticilerimizi seçiyoruz,
                        yoksa Allah ın hiç söz etmediği, ama önemle uyardığı bir konuyu, kendi
                        nefsimizde saptırıp, kendi kriterlerimizi mi yaratıyoruz?
                         
                         
                        Dikkat ederseniz toplum algısında, çok konuşulan bir kıstas var. DİNDAR
                        OLMAK. Dindar yönetici seçmeliyiz tabiri acaba doğrumu. Dindarlık yani
                        TAKVA, Allah dan sakınıp, onun en doğru yolu üzerinde olmak, hepimizin
                        amacıdır. Bunda hiç şüphe yok. Peki, bunu tespit eden birisi var mı? Ya da
                        şu insan çok dindar, deme yetkisine sahip miyiz?
                         
                         
                        Sizce kim, diğerimizden daha dindar olduğunu ölçüp, bu daha dindar
                        diyebilir? Eğer Kur’an ı rehber almış, onun orta yolunu izlemiş olsaydık,
                        hiç birimiz bir diğerimize bu kişi çok dindar yakıştırması yapmaya
                        korkardık. ÇÜNKÜ BUNU SÖYLEMEK, BU DEĞERİ VERMEK, YALNIZ ALLAH IN
                        TEKELİNDEDİR DE ONDAN. Gelin bu sözlerin kanıtını Kur’an dan alalım. Bakın
                        bu sözleri söyleyen kişilere Allah ne diyor.
                         
                         
                        İsra 84: De ki: “Herkes kendi yapısına uygun işler görür. RABBİNİZ, EN
                        DOĞRU YOLDA OLANI DAHA İYİ BİLİR.”
                         
                         
                        Allah açıkça hangimizin, en doğru yolda odlunu yalnız ben bilirim diyor,
                        ama bizler inatla yalnız Allah ın bilebileceği bir konuya bile müdahale
                        ederek, bu ya da şu kişi ÇOK DİNDAR, takva sahibi ve Allah ın doğru yolunda
                        bir insan diye, hüküm verebiliyoruz. Onun içinde hep yanılıyoruz.
                         
                         
                        Şöyle bir düşünün lütfen. Çok dindar yaftasını yakıştırdığımız birçok
                        insanın, seçtiğimiz kişilerin, nasıl yanlışlarına şahit olduk. İşte böyle
                        insanlar yalnız kendilerine değil, ön plana çıkardığı güzelim İslam a da,
                        büyük zararlar vermiyor mu sizce?
                         
                         
                        Bizler kendimizi daha dindar gösterip, karşımızdaki kişileri hep
                        küçümsemişizdir. Ama Allah Necm suresinin sonunda bakın bu konuda bizleri
                        nasıl uyarır.
                         
                         
                        (Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. ÇÜNKÜ O, ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN
                        SAKINANLARI EN İYİ BİLENDİR. )
                         
                         
                        Yine Allah Hucurat 11. ayette dikkatimizi aynı konuya çekerek;
                         
                         
                        (Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar
                        kendilerinden daha iyidirler.)
                         
                         
                        Değerli din kardeşlerim. Ülkemizin yönetiminde çok önemli bir yeri olan,
                        Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Bu seçimde her kime oy verecek isek, bu
                        bizlerin özgür iradesi ile olmalıdır.
                         
                         
                        Bu seçimde, bizleri yöneteceklerde arayacağımız kıstas, hakkı ve adaleti
                        gözeten, toplumu ayrıştırmayıp birleştiren, yumuşak tabiatlı, hoşgörülü,
                        tarafsız olan, toplumun inançlarını, itikatlarını kullanmayan, her inanca
                        eşit yaklaşabilecek, her şeyden önemlisi EHİL bir Cumhurbaşkanı, bir lider
                        seçmeliyiz. Bunu başarabildiğimiz ölçüde, bu toplumda huzurda, adalette
                        gereken yerini alacaktır.
                         
                         
                        Dilerim Yüce Rabbimizden, bu seçim ülkemize adalet, eşitlik ve huzurun
                        geldiği bir seçim olur.
                         
                         
                        Rabbimiz, bizlerin gönül gözünü aç ki, gerçekleri görebilelim ve ehil,
                        adaletli bir yönetici seçebilelim. Senin yardımına muhtacız, ne olur yardım
                        et bizlere.
                         
                         
                        Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

                         

                        "M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Jul 27 02:24AM +0300  

                        * [image: Satır içi resim 1]*
                         
                         
                         
                        Güneş ülkesinin karanlık insanları
                         
                         
                         
                        *26.07.2014 19:04*
                         
                         
                         
                        *Büyüdüğünü zannederken un-ufak olan bir ülkenin hikâyesidir bu.*
                         
                        *Küçülmenin, çağdan korkunun, teslim olmanın, diz çökmenin acıklı macerası.*
                         
                        *Kurtarıcılarının ışığına ihanet eden, Güneş Ülkesinin karanlıkta kalmış
                        insanları…*
                         
                        *Bir asır önce, kapanık dünyalarını birdenbire aydınlatan çağın ışığından
                        korktular.*
                         
                        *Ve kendi gettolarında, kendilerince, kapalı devre bir hayat kurdular**.*
                         
                        *İşporta sarayının içinde büyüklenen bir virane babalanmaya dışarısı
                        olmayan bir hayatın gerçekliği olarak tapınıyorlar şimdilerde...*
                         
                        *Sonsuz maviliğin ufuklarını aşan güzelliğini göremeyenlerin görüş
                        menzillerinin ulaştığı zirve burasıdır.*
                         
                        *Artık hiçbir şeye şaşırmadan, yetinmenin kısa tarihini izliyoruz.*
                         
                        *Kül olmanın, savrulmanın dayanılmaz hafifliği..*
                         
                        *Oysa bütün bir İslam alemine de pusula olabilecek, dev bir kurtarıcı
                        gelmişti küçük asyaya.*
                         
                        *Siyasetiyle, müziğiyle, sanatıyla, eğitimiyle, üretimiyle, hayatıyla,
                        uygar dünyaya kendi rengini verebilecek, ışıl ışıl genç cumhuriyetin
                        tohumları atılmıştı güneşli tarlalara…*
                         
                        *Ama asırlardır kendi coğrafyalarının ölü toprağında yaşayanlar, o arabik
                        iklimin yarattığı kulluk batağının parçası olmaktan kurtulamadılar bir
                        türlü…*
                         
                        *Bataklığı kurutacak, yeşertecek, yılanlardan, çiyanlardan arındıracak
                        aydınlıktan hep rahatsız oldular.*
                         
                        *Artık ülkemizi de pençesine alan yaşam bulantısı, tüm İslam âleminin ve
                        orta doğunun ortak sorunudur.*
                         
                        *Kendi dünyalarına yabancı olan bütün medeniyet çağrılarına gözleri ve
                        kulakları daima kapalı…*
                         
                        *Hayatın devrimlerine ve devrimcilerine homurdanmaya devam ettiler, hiç
                        susmadan.*
                         
                        *Doksan sene önce başlayan,** “Bizi niye kurtardınız, biz burada,
                        bataklığımızda mutluyduk” mealindeki yobazlık ve çağdan korku sızlanması,
                        bugün şuurunu yitirmiş bir karşı devrim patlamasıdır**.*
                         
                        *Devletin tepesine çöreklenmiş öfkeli homurtu, bir asır önceki taassup
                        fısıltısının, bugün büyük halk desteğiyle taçlandırılıp gök gürültüsüne
                        dönüştürülmüş zafer şenliğidir.*
                         
                        *Dünyadan kopuk kendi mahallelerinin yine kendilerince kabul görmesi…*
                         
                        *Erişemedikleri devleti kendilerine benzeyen bir kral eliyle ele geçirip
                        kendilerine benzetmeyi marifet sayanların, bitmeyen bir histeri krizi
                        içinde sürdürdükleri yaşamasızlık sergisi…*
                         
                        *Ve yok ettiği değerlerle birlikte kendini de tüketen bir öteki dünya
                        ülkesi.*
                         
                        *İnsanı yitik duble yollarıyla, hızlı trenleriyle, köprüleriyle,
                        avm’leriyle, gökdelenleriyle öğünen…*
                         
                        *İnsanları, ağaçları, doğayı acımasızca katlederken, diktiği cılız soğan
                        cücükleriyle, en büyük çevreci olduklarını iddia edenlerin harikalar
                        diyarı(!)*
                         
                        *On yıllardır, asla büyümeyecek, tohum, filiz vermeyecek, açmayacak plastik
                        çiçekleri suluyor birileri.*
                         
                        *Ruhları ve değerleri olmayan o plastik çiçekler, tutarlılık, ardışık zekâ
                        ve vicdandan da yoksun oldukları için;*
                         
                        *Bir yandan ortadoğu teröristlerine silah satıp, diğer yandan** “müslüman
                        müslümana kıyar mı?” nutukları atabiliyor…*
                         
                         
                         
                        *Bir yandan, İsrail’e jet yakıtı satıp, Kürecik üssü ile istihbarat
                        uçururken, diğer yandan yalandan İsrail düşmanlığı yapabiliyorlar.*
                         
                        *Öyle bir garabet oluştu ki, düşünün;*
                         
                        *Devletin, iktidarın ve sağır sultanın bildiği gibi, onyıllardır yargıya ve
                        emniyete sızmış cemaat, orduyu ve ulusalcı refleksi paramparça ediyor…** 17
                        Aralık’ta F tipi silahlar hükümete yönelince, ilk defa duymuş gibi çok
                        şaşıran iktidar(!) bu kez yargı ve emniyetten cemaati temizleme
                        operasyonlarına başlıyor.*
                         
                         
                         
                        *Şimdi sormak gerek;** Cemaat devletin kılcal damarlarında sizin haberiniz
                        olmadan mı at koşturdu? Eğer öyle ise siz nasıl bir aciz iktidarsınız? Ama
                        öyle değil! Tilkiler kaynayan beyninizle, saflığa yatıp sıyıramazsınız.*
                         
                        * Bu ülkeye on küsur yıldır yaşatılan bütün kötülükleri ve hukuksuzlukları
                        siz cemaatle elele yapmadınız mı? *
                         
                        *Şimdi nasıl oluyor da, yaşanan felaketlerde hiçbir sorumluluğunuz yokmuş
                        gibi, yargının arkasından dolanıyor, güle oynaya kendi vesayetinizi ve
                        statükonuzu kuruyorsunuz?*
                         
                        *Ve nasıl oluyor da insanlar, yaşanan büyük oyunun kuklalarını böylesine
                        kutsallaştırabiliyor?*
                         
                        *Yanıtı esen rüzgârda, yağan yağmurda değil… Çok net ve açıkça görülüyor;*
                         
                        *Vicdan yoksa sorun ve sorumluluk sıfırdır çünkü.*
                         
                        *Sevginin olmadığı yerde gerçeğin anlamı yoktur.*
                         
                        *Artık her şey olabilir! Ve her şey anlamsız bir kâbus gibi, bir mantık
                        dizini içermeden yaşanacaktır.*
                         
                        *İncelikler ve aşk çoktan terk edildi…*
                         
                        *Ama daha da önemlisi;*
                         
                        *Son hayat belirtisi olarak uzun süredir can çekişen,*
                        * ‘farkındalık’ bitti.*
                         
                        *‘Hiç kimse hiçbir şeyin farkında değil’ artık**.*
                         
                        *Olanın ve olmayanın ayırdına varacak farkındalıklar ölünce, insanlar için
                        kendi düşünce zindanlarının dışında neler yaşandığının hiçbir önemi kalmadı*
                        *.*
                         
                        *Nereden geldim? Nerdeyim? Nereye gidiyorum? Bu dünyadaki amacım ne?
                        Sonsuzluk içindeki soluğum ne anlama geliyor? Bu soruların bu gezegende
                        önemi yok artık…*
                         
                        *İnsandan insana aşılmaz duvarların ardında; Değil başkasını, kendini bile
                        düşünmeden kendi içinde yaşayanların hissizliklerini yarıştırıp
                        birbirlerini alkışladıkları narkozlanmış ilişkiler koğuşu!*
                         
                        *Utanç duygusunu algılayacak farkındalık öldü. Herkes bir bir
                        omurgalarından soyunuyor… *
                         
                        *Mürekkep balığında kemiğe rastlayabilirsiniz belki! Ama bu dünyada sevgi,
                        barış, utanç artık zor.*
                         
                        *Ormanın dışındaki mavi gökyüzünü yok sayıp, bitkisel hayatı kabulleniş ilk
                        ne zaman başladı?*
                         
                        *Şimdi demokrasi şehitliğinde(!) yatan birinin;** “İstersem odunu bile
                        vekil seçtiririm” cümlesiyle mi ?*
                         
                        *Yoksa ötekinin:** “Koy şurdan bi kaset, neşemizi bulalım” özdeyişi
                        miydi(!) son darbenin ilk işaret fişeği.*
                         
                        *Yalanı ve yalancılığı böylesine canhıraş bir şekilde sahiplenmeyi ne zaman
                        öğrendi insanlar ?*
                         
                        *Müziğidir toplumun aynası, değil mi ? Bakın bir; Burun kıvırdığımız sanat
                        güneşleri, süperstarlar, serçeler, divalar, babalar, meğerse iyi
                        günlerimizmiş.*
                         
                        *Hatırlayın, tribünlere oynamak ve riya ilk kez kimin paçalarından döküldü
                        sahnelere?*
                         
                        *“Size alo diyorum”** dinleyin, “gözünüz yolda kulağınız bende olsun.”*
                         
                         
                         
                        *Tarihte bir gün, birileri işin kolayını buldu ve diğer görmemişlerin sonu
                        gelmeyen geçit töreni başladı.*
                         
                        *Sanatın doğasının muhalif olmak, karşı durmak, haksızlıklara teslim
                        olmamak, zalimin, güçlünün soytarısı olmamak olduğu unutuldu çoktan.*
                         
                        *Gemilerini yürütmekten başka hiçbir amaçları olmayan düzen pervaneleri bu
                        baştankara gidişin gönüllü yolcuları olarak tam kadro güvertede şimdi.*
                         
                        *Gezi Direnişine destek veren sanatçılara hakaretler yağdıran,** ‘sanatçı
                        müsveddeleri’ hatta ‘ulan’ diyebilenler, sanatı ve özgürlüğü ancak
                        kendilerine destek veren şarkıcılar eleştirilince hatırlıyorlar**.*
                         
                         
                         
                        *Fareli köyün ahalisi, kendi doğruları olan tarihi yanlışların peşinde
                        geriye doğru ilerliyor.*
                         
                        *Yok edilen kıyılar, ormanlar, kurutulan göller, doğal göletler, göz
                        dikilen zeytinlikler…*
                         
                        *Vatan ve toprak duygusunu tüketmişlerin acımasızca yok ettiği güzellikler…*
                         
                        *İçten dıştan çekiştirilen zincirleri özgürlük ve demokrasi diye
                        yutturanların ardına takılmış insanlar…*
                         
                        *En çok izlenen film hangisi?*
                         
                        *Hangisi daha yazlık şarkıcıların? En çok dinlenen hangisi? O mu, öteki mi?*
                         
                        *Uzaylı türkücü mü filozofumuz? Yoksa nefesine helyum karışmış gibi konuşan
                        diğeri mi?*
                         
                        *Atatürk ve İnönü’ye ayyaş diyenlerin samsun’dan yola çıkıp alkışlandığı
                        bir akıl tutulmasında, Said-i Nursi’de baştacıdır mutlaka.*
                         
                        *Terörist başının barış elçisi olduğu tepetaklak günlerde, yurtseverler
                        çapulcu olacak tabii ki.*
                         
                        *Ve işin tuhafı, yıllarla oluşan bu anlamsızlığın sahte güç anaforu,
                        aydınlık tarafın zayıf halkalarını da etkileyip içine çekebiliyor.*
                         
                        *Hâlbuki kendilerinden başka hiçbir şeyi tümden kaldırıp atmaya yetmeyecek
                        güçleri.*
                         
                        *Sonunu bildiği boş maceralarının gidişatından en çok firavunlar korkar…*
                         
                        *Gürültüleri ondandır.*
                         
                        *Kaç kişi kaldıysa kurtarılmış bölgede;*
                         
                        *Bırakın, karanlık dünyalılar hevesini alsın…*
                         
                        *Ne olacaksa olsun da kurtulalım.*
                         
                        *Kendi kibir dağından daha yükseğe çıkamayacağı bir iniş yokuşunun başında,
                        sonun başlangıcına varsın yabanıl macerası.*
                         
                        *Kral mı olacak, sultan mı olacak?*
                         
                        *Ne olacaksa olsun.*
                         
                        *Kendi gibilere kendini alkışlatsın.*
                         
                        *Gerçek duyguların, gerçek hayatların tanımadığı, asla kabullenmeyeceği,
                        kumda oynayan sahte bir ikbali sürdürsün boşluklar…*
                         
                        *Doğal yasadır; Hep böyle gitmez.*
                         
                        *Altın tepsi içinde sunulanlar ellerinden saçılıverir bir anda.*
                         
                        *Bugün ya da yarın…*
                         
                        *Ama bir gün.*
                         
                        *Mutlaka.*
                         
                        *Işık ve sevgiyle…*
                         
                        *İlhan İrem*
                         
                        *Odatv.com*
                         
                         
                         
                        *http://www.odatv.com/n.php?n=gunes-ulkesinin-karanlik-insanlari-2607141200
                        <http://www.odatv.com/n.php?n=gunes-ulkesinin-karanlik-insanlari-2607141200>

                      Yılmaz Dikbaş

                      unread,
                      Aug 1, 2014, 12:47:34 PM8/1/14
                      to Turkiye-i...@googlegroups.com, dik...@kalinka.com.tr

                      CÜBBELİ SARIKLI SİRK SOYTARISI

                       

                      Miraç Kandili’nden üç gün önce, 23 Temmuz 2014 Çarşamba akşamı Habertürk TV canlı yayında Ahmet Mahmut Ünlü, Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına konuktu.

                      Tarihçi Murat Bardakçı da uzman danışman olarak yerini almıştı.

                      Programda konuşulanlara girmeden önce Ahmet Mahmut Ünlü’yü biraz yakından tanıyalım.

                       

                      1965 Fatih/İstanbul doğumlu olan Ahmet Mahmut Ünlü, Fatih’in Çarşamba semtinde bulunan İsmail Ağa Cemaatinin önde gelenlerindendir. Halk arasında “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak tanınmaktadır.

                       

                      Cübbeli Ahmet Hoca, medrese usulü din eğitimi gördü. Resmi öğrenim durumu ilköğretim düzeyinde olup ortaokulu dışarıdan bitirmiştir.

                      İstanbul Beykoz’da 20 dönüm Hazine arazisine kaçak inşaat yaptığı anlaşılınca inşaata el konulup Hazine’ye devredilmiştir.

                       

                      Cübbeli Ahmet Hoca 1999 yılında, “halkı din, mezhep ve inanç farklılığı gözeterek birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçundan yargılandı, suçlu bulundu ve 13 ay hapis yattı.

                       

                      Cübbeli Ahmet Hoca 2009 yılında, “barbi bebekler erkekleri cinsel yönden tahrik ediyor” diye fetva verince medyada haber oldu. Bu olaydan sonra Fatih Altaylı’nın Teke Tek programlarına sık sık konuk olarak yüksek izlenme oranları (reyting) sağladı.

                       

                      İşte böyle bir geçmişi olan Cübbeli Ahmet Hoca, 23 Temmuz 2014 Çarşamba akşamı Habertürk TV’de Teke Tek programında Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı ile bir kez daha beraber oldu ve Miraç konusunu anlattı.

                      Bakın nasıl anlattı.

                       

                      Miraç gecesi Hz. Muhammed, Mescid-i Aksa’dan Allah’la konuşmak üzere yedi kat göğe çıkarken altıncı katta Yahudilerin peygamberi Musa ile karşılaşır.

                      Cübbeli Ahmet Hoca’ya göre Musa, Allah’a karşı biraz kırgındır. Allah’a “Sen bu genci benden sonra gönderdin ama onu şimdi makamına davet ettin!” demektedir.

                      Burada söze giren Fatih Altaylı, argo ağzıyla “Yani Musa, Allah’a bozuk attı!” der.

                      Cübelli Ahmet Hoca, hayır öyle değil, Musa biraz nazlıydı, diye düzeltir.

                      Hz. Muhammed, yedinci kata çıkar, Allah’la konuşur, Cübelli Ahmet Hoca’ya göre, dönüşünde altıncı katta Musa ile arasında şöyle konuşma geçer:

                      Musa- “Rabbin sana ne farz etti?”

                      Muhammed- “Müslümanlara 50 vakit namaz farz etti.”

                      Musa- “Aldın mı?”

                      Muhammed- “Aldım, kabul ettim.”

                      Musa- “Sen ne yaptın! Günde 50 vakit namazı senin ümmetin nasıl kılar? Sen git, Rabbinle bir daha görüş!”

                      Musa’nın bu önerisi üzerine Muhammed yeniden Allah’ın huzuruna çıkar, namazın 50 vakitten aşağı indirilmesini ister.”

                      Yine Cübbeli Ahmet Hoca’nın anlatımıyla, 50 vakit namaz önce 40’a indirilir, Musa bunun da çok olduğunu söyler, Muhammed’i tekrar Allah’a gönderir. Bu gidip gelmeler birkaç kez tekrar eder, en sonunda Allah günde 5 vakit namaz kılınmasını buyurur. Musa, bunu da çok bulur, ancak Muhammed bir daha Allah’ın huzuruna çıkıp yeni bir indirim istemekten çekinir.

                      Böylece Müslümanlara günde 5 vakit namaz kılmak farz olur…

                       

                      Sanırım söylememe hiç gerek yok!

                      Kuran’da, Miraç gecesi ile ilgili, bu uydurma hikâyeyi çağrıştıracak tek bir sözcük yoktur!

                      Kuran’da İsra Suresi 1. Ayet’te Miraç gecesi şöyle anlatılır:[1]

                      “Kulunu, bir gece, ayetlerimizden gösterelim diye, Mescid-i Haram’dan bir kenarını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürüten Zat, her türlü noksan sıfatlardan arınıktır. Şüphesiz O, en iyi işitenin, en iyi görenin ta kendisidir”

                      Bu ayette sözü edilen gece, Kadir gecesidir.

                       

                      Cübelli Ahmet Hoca, tam bir sirk soytarısı gibi, baştan sona uydurma bir hikâye anlatmış, Fatih Altaylı ile tarihçi Murat Bardakçı da bu soytarılığı sessiz sakin izlemişlerdir.

                       

                      Cübbeli Sarıklı Sirk Soytarısı Ahmet Hoca, anlattığı bu uydurma hikâye ile hem Allah’ı küçültmüş hem de Hz. Muhammed’i aşağılamıştır!

                      Cübbeli Sirk Soytarısı Ahmet Hoca’ya göre, Allah kullarının günde kaç vakit namaz kılacak güçte olduğunu bilmeyen biridir! Önce 50 vakit diyor, sonra 5 vakide kadar iniyor!

                      Cübbeli Sirk Soytarısı Ahmet Hoca’ya göre, Hz. Muhammed kendi iradesi olmayan, Musa’nın yönlendirmesi ile hareket eden, Allah’ın yanına birkaç kez çıkıp inmek zorunda kalan bir zavallı!

                      Ve yine Sirk Soytarısı Ahmet Hoca’ya göre, Musa hem Allah’tan hem de Hz. Muhammed’den çok daha akıllı, çok daha deneyimli bilge bir kişi!

                       

                      Kuran’ı kendi dilinde okuyup öğrenememiş Müslüman Türk halkı; Allah’a ve Peygamber’e hakaret eden Cübbeli Sarıklı Sirk Soytarısı Ahmet Hoca’ya tepki gösteremiyor…

                       

                      Yılmaz Dikbaş

                      26 Temmuz 2014

                      0532 233 31 52



                      [1] Hakkı Yılmaz, “Nüzul Sırasına Göre Kuran Meali”, İstanbul, 2011



                      From: Turkiye-i...@googlegroups.com [mailto:Turkiye-i...@googlegroups.com]
                      Sent: Sunday, July 27, 2014 3:16 PM
                      To: Özet alıcıları
                      Subject: [TÜRKİYE:35249] Turkiye-i...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 24 konu konuda 25 güncelleme ileti

                      gabartigin

                      unread,
                      Aug 4, 2014, 5:24:41 AM8/4/14
                      to Turkiye-i...@googlegroups.com
                      Türkiye bin yıldır Haçlı odaklarının türlü görüntüllerle saldırısına uğramaktadır.Önce Ermenileri kışkırttılar. Ermeniler oyuna geldi. Kan dökücü eylem ve etkinliklerde bulundular.Sonra  Yunan Ordusu adı altında son Haçlı ordusu ile ülkemizi ele geçirmek istediler.Olmadı. Bu kez Kürt boyası sürülmüş Ermeni soylu  APO adlı kişinin öncülüğünde PKK çetelerini başımıza musallat ettiler. Anadolu'yu bölüt bölüt edip ardından Hıristiyanlaştırma girişimlerinde bulunmak istiyorlar. Selahattin Demirtaş Türkiye 22 eyalete bölünmelidir diyor. Türkiye iki kez fetret dönemi ile beyliklere bölündü ama Türk soyunun çekim gücüyle bütünleşti. 
                      Esenlikler. Yalçın Tan  
                      ----- Original Message -----
                      Sent: Sunday, August 03, 2014 4:36 PM
                      Subject: [TÜRKİYE:35479] Turkiye-i...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 24 konu konuda 25 güncelleme ileti

                      Grup: http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele/topics


                         
                         
                         
                        --
                         
                        *YARIN SANA GÖZ AÇTIRMAYACAK OLANLAR, DÜN GÖZ YUMDUKLARINDIR!*
                         
                         
                        *VATAN AŞKI MAYA GİBİDİR; SÜTÜ BOZUK OLANLARDA TUTMAZ!*
                         
                        *FARKINDA OLMAK DÜŞMANI BERTARAF ETMENİN İLK KOŞULUDUR!*

                         

                          Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Aug 03 04:29PM +0300  

                          ---------- Forwarded message ----------
                          From: Türker Ertürk
                          Date: 2014-08-03 12:12 GMT+03:00
                          Subject: Gezi Notları - 9 : ALEVİLİK VE ATATÜRK
                          To:
                           
                          ir
                            "KERİM ÖZBEKLER" <kerimoz...@gmail.com> Aug 02 09:43PM +0300  

                            3 AĞUSTOS 2014 PAZAR GÜNÜ, SAAT.14.00'DE. AŞAĞIDA Kİ ADRES DE, RAMAZAN
                            BAYRAMI KUTLAMASI YAPILACAKTIR.
                             
                            Umida Yusupova Ozdemir
                            TürKev Boston
                            Cadde/Sokak: Boston Street Avlu icinde
                            Şehir/Kasaba:South Boston, MA� 02127-USA (ABD)
                            TEL.617 269 7300 veya 617 833 1218
                            E POSTA...@turkkulturevi.org
                            WEB SİTELERİ;
                            http://www.turkkulturevi.org/
                            http://groups.yahoo.com/group/TurkKulturEvi/
                            https://www.facebook.com/groups/88407986918/
                             
                            İLGİLENENLERE, ÖNEMLE DUYURULUR.
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            MERHABA GÖNÜL DOSTLARIM,
                             
                            31 TEMMUZ 2014 GECESİ EVİME GİREN HIRSIZ;CEP TELEFONUMU VE ÇOK AZ DA OLSA,
                            HARÇLIĞIM OLAN PARAMI ALIP GİTMİŞ. LEPTOPUMUN FİŞLERİNİ ÇIKARMIŞ, ANCAK
                            BANA ACIMIŞ OLMALI Kİ ONU BIRAKMIŞ.
                             
                            KREDİ KARTLARIMI ALMAMIŞ AMA CEPLERİMİ TERS ÇEVİRMİŞ.
                             
                            BU NEDENLE 0 536 316 37 62 NUMARALI TELEFONUMU GEÇİCİ BİR SÜRE İÇİN
                            KULLANAMIYORUM,
                             
                            ANCAK EŞİME AİT OLAN 0 507 848 33 44 NUMARALI CEP TELEFONUNU KULLANACAĞIM
                            VEYA 0 224 507
                             
                            00 80 NUMARALI EV TELEFONUM HİZMETTEDİR.
                             
                            BENİ GEREK 0 507 848 33 44 VE 0 224 507 00 80 NUMARALI TELEFONLARDAN
                            ARAMANIZ HALİNDE
                             
                            GÖRÜŞEBİLECEĞİZ.
                             
                            GÖNÜL DOSTLARIMA SAYGI İLE DUYURULUR.
                             
                            HASAN AZKIRAN
                            TÜRKİYE ŞAİR OZAN VE YAZARLAR KÜLTÜR DERNEĞİ
                            DR.ZİYA KAYA MAHALLESİ, KANARYA SOKAK, NO.23 D.2
                            GEMLİK-BURSA
                            TEL.0-536-3163762 VEYA 0-224-5050080
                            E POSTA.azk...@hotmail.com
                            NOT.HASAN AZKIRAN'A FACEBOOK ÜZERİNDEN DE ULAŞABİLİRSİNİZ.
                             
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            30 AĞUSTOS 2014 İLE 5 EYLÜL 2014 TARİHLERİ ARASINDA;SİVAS VALİLİĞİ-SİVAS
                            BELEDİYESİ-İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN ORGANİZE EDİLECEK OLAN
                            ''4 EYLÜL SİVAS KÜLTÜR VE SANAT ŞENLİKLERİ'' PROĞRAMI KAPSAMINDA, ''3.SİVAS
                            KİTAP GÜNLERİ ETKİNLİĞİ'' YAPILACAKTIR. İL İÇİNDEN VE İL DIŞINDAN BİR ÇOK
                            YAYINEVİ İLE YAZARIN İŞTİRACAK EDECEĞİ BU ETKİNLİĞE SİVAS YAZARLAR ŞAİRLER
                            DERNEĞİ (SİYŞAD) ÜYELERİ DE KATILABİLECEKTİR. BU ETKİNLİKTE YER ALMAK
                            İSTEYEN YAZAR VE ŞAİRLER AŞAĞIDA Kİ ADRESİ KULLANARAK BEKİR ALİM İLE
                            İRTİBAT KURABİLİRLER;
                             
                            BEKİR ALİM
                            SİVAS YAZARLAR VE ŞAİRLER DERNEĞİ (SİYŞAD) BAŞKANI
                            ATATÜRK CADDESİ, VAKIFLAR İŞ HANI, KAT.1, NO.104
                            SİVAS
                            TEL.0-506-2646613
                            E POSTA.sulta...@hotmail.com
                             
                            NOT.YILDA 1 KEZ ''SİVAS ŞAİRLER ŞÖLENİ'' DÜZENLİYORLAR, ŞİİR ANTOLOJİSİ
                            YAYINLIYORLAR. CUMARTESİ GÜNLERİ, SAAT.13.30-16.30 ARASINDA DERNEK
                            MERKEZİNDE ŞİİR VE MÜZİK DİNLETİSİ İCRA EDİYORLAR. BEKİR ALİM'E, FACEBOOK
                            ÜZERİNDEN DE ULAŞABİLİRSİNİZ.
                             
                            3.SİVAS KİTAP GÜNLERİ'NDE KİTAPLARINI İMZALAYACAK OLAN YAZAR VE ŞAİRLER;
                             
                            1-Bekir ALİM;Bergüzar isimli şiir kitabı, Aşık Seyit Yalçın'ın Hayatı ve
                            Şiirleri, Gönülden Gözlere Dökülen Işık Berceste ve 6 adet Antoloji Kitabı,
                             
                            2-Sabiha SERİN;Kartaneleri ve 6 adet Antoloji Kitabı,
                             
                            3-Nevin KILIÇ;Dil Kaleme Küsmeden,
                             
                            4-Bilal KARAMAN;Sevgini Ört Üstüme.
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            http://kumrudergisi.com/ ŞEKLİNDE Kİ WEB SİTESİNE ÜYE OLARAK, BURAYA İLAVE
                            EDİLEN YAZI-ŞİİR-ÖYKÜ VB.GİBİ EDEBİ ESERLERDEN BEĞENİLENLER KUMRU
                            DERGİSİ'NDE YAYINLANMAKTADIR. İLGİLENENLERE, ÖNEMLE DUYURULUR.
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            Kerim bey, paylaşımlarınızı izlenimlerinizi anılarınızı bizimle paylaşmanız
                            çok güzel. Sizi severek takip ediyorum, yalnız büyük harflerle yazılanları
                            okumak zor geliyor. Küçük harflerin büyük gücü o güzelim paylaşımlarınıza
                            renk katacaktır diye düşünüyorum, saygılarımla. Yazdıklarınızı hep okumak
                            istiyorum ve okuyorum ama büyük harfleri görünce gözümde büyüyor metin.(1
                            Ağustos 2014.Cuma)
                             
                            Ömriye Karataş (Facebook)
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            IŞİD TEHLİKESİ GÖRÜNÜNCE...
                             
                            NECDET BULUZ
                            necde...@gmail.com
                            necd...@mynet.com
                             
                            Daha düne kadar IŞİD’e destek verenlerin, şimdi bu örgüte karşı direnmiş
                            başlattığı haberleri geliyor. Çünkü IŞİD, İslam adına Islama yakışmayan ve
                            İslam dünyasının tepkilerine neden olan ne varsa onu yapıyor. İnsanların
                            kafalarını gövdelerinden ayırıyor, kendi kurallarını koyuyor, camileri,
                            türbeleri, ibadethaneleri, mezarları bombalarla yok ediyor. İnsanların
                            kutsal saydıkları mekânları yerle bir ediyor. En son olarak Yunus
                            Peygamberin mezarının bulunduğu dini alanların da yıkılması bardağı taşıran
                            damla olarak değerlendiriliyor.
                             
                            Irak’ın Musul kentinde şimdi yeni bir örgüt ortaya çıktı. Adını “Musul
                            Taburları” ile tanıtan yeni grup üyeleri özellikle bıçak ve keskin nişancı
                            saldırıları ile dikkatleri çekiyor. IŞİD militanlarını da yaptıkları
                            baskınlarla öldürüyor. Musul’da IŞİD’a destek veren bazı Sünni aşiretlerin
                            de şimdi “Musul Taburları”nın yanında yer almaya başlaması, IŞİD
                            tehlikesine karşı önemli bir cephenin oluşmaya başladığını da gösteriyor.
                             
                            Musul’da şimdi IŞİD’a karşı cephe oluşturanların söyledikleri özetle şu:
                             
                            ”Musul halkı için gerçekten bir şok oldu. Halk İslam Devleti tarafından
                            aldatıldığını hissetti. İlk geldiklerinde bize ‘Sizi özgür kılacağız”
                            dediler ama herkese karşı döndüler‘.Başta sadece Şii halkın yerlerini
                            patlatacaklarını bekledik. Şimdi onlar her şeyi patlatıyor.Türbelere
                            yapılanlardan dolayı ahali tamamen İslam Devleti’ne karşı döndü.Musul
                            kentinin insanları silahlı örgüt oluşturma peşinde ve küçük taburlar İslam
                            Devleti’ne karşı mücadele ediyor.”
                             
                            IŞİD’ın uygulamalarının tüm İslam dünyasında tepkilerin artmasına neden
                            oluyordu. Şimdi Musul’da başlayan bu direniş ve mücadelenin başka yerlere
                            de sıçrayacağını söyleyebiliriz. Çünkü bu satırlar yazılırken Suriye’de de
                            bazı Kürt gruplar ile Esad’a karşı mücadele eden direnişçilerin IŞİD’a
                            karşı birleşerek yeni bir cephe oluşturmaya başladıkları haberleri
                            geliyordu.
                             
                            IŞİD’ın İslamiyet adına insanları kandırdığı, yalan söylediği, uygulamaları
                            ile topluma, çevreye ve İslamiyet’e büyük zararlar vermeye başladığının
                            görülmesi, bu örgütün kısa zamanda çökmesine neden olacaktır. IŞİD’a destek
                            veren ülkelerin de bunu görerek frene basmak durumunda kalacaklarını
                            sanıyoruz. Yoksa başta İslam dünyası olmak üzere, birçok ülkenin
                            insanlarının bu örgütten çok büyük zarar göreceği ortadadır.
                             
                            Bu örgüte destek veren, sempati duyanların bir gün pişmanlık duyacağı
                            şimdiden görülmeye başlanmıştır. İş işten geçmeden karşı cephelerin
                            harekete geçmesini bu açıdan değerlendirdiğimizde olumlu buluyoruz.
                             
                            İran-Irak savaşının yoğun olduğu bir dönemde Başbakan Turgut Özal, bazı
                            bakanlar, bürokratlar, iş adamları ve bir grup gazeteci ile özel uçakla
                            Tahran’a gitmiştik. Grup olarak Hilton Otel’de konakladık. (Devrim sonrası
                            İran Hilton Otelin adını Estaghlal olarak değiştirmişti.) Devlet Bakanı
                            Prof. Dr. Ercüment Konukman, rahmetli Mevlüt Işık, Ferhat Koç ile akşam
                            bizi Konukman Hoca’nın iki öğrencisi Azeri İranlı evlerine götürdüler.
                            Artistler Sitesi’ne gittik. Sohbet sırasında öğrencilerin eşleri geldi.
                            Üzerlerindekileri çarşafları ve başörtülerini çıkardılar. Örtünmek
                            istemediklerin, ancak zorla ve tehdit ile örtünmek durumunda kaldıklarını
                            söylediler. Topluca yemeğimizi konuk olduğumuz evde yedik. Akşam geç
                            saatlerde bizi arabaları ile kaldığımız otele bıraktılar.
                             
                            Azeri öğrencilerin söyledikleri hala kulaklarımızda ve hafızlarımızdan
                            silinmiş değil. Özetleyelim:
                             
                            “Rıza Şah Pehlevi’ye karşı hepimiz Humeyni’nin yanında yer aldık. Çünkü
                            kandırıldık. Bize çok şeyler vaad edildi, çok şeyler söylendi. İran’da her
                            şeyin Şah döneminden daha iyi olacağını kanaati oluştu. Şah’a karşı öyle
                            kin tohumları atıldı, öyle karalama kampanyaları başlatıldı ki, Şah’tan
                            sonra ülkenin yönetiminde bizlerin görev alacağı bile söylendi. Sonra, Şah
                            dönemini mumla arayacak hale geldik. Ellerimiz kırılsaydı da Devrim için oy
                            kullanmasaydık. Arkadaşlarımızın çoğu cezaevlerine tıkıldı. Çoğu kırbaçtan
                            geçirildi, seslerini yükseltenler sorgusuz sualsiz idam edildi. İran’da
                            düşünmek bile istemediğimiz olaylarla karşılaştık. Özgürlük diye bir şey
                            kalmadı. Devrim muhafızlarının yanında halk köleden beter hale getirildi.
                            İran’ın böyle olmaması gerekirdi, bu duruma ne yazık ki bizler getirdik.
                            Şimdi çok pişmanız ama bunun da faydasız olduğunu görüyoruz.”
                             
                            İşte, IŞİD’ın ortaya koymaya çalıştığı tablo da İran’da Humeyni döneminde
                            yaşananlardan farklı görünmüyor. Hatta, bu örgütün daha acımasız, daha kan
                            dökücü, daha insanlık düşmanı olduğunu da söyleyebiliriz. Dün Humeyni’ye
                            destek verenlerin pişmanlığını bugün IŞİD’a destek verenlerin önceden
                            görmesi bir şanstır. Çünkü IŞİD, artık İslamiyete çok büyük zararlar
                            vermeye başlayan bir örgüt olarak da değerlendiriliyor.
                             
                            Musul’da IŞİD karşıtı cephenin açılmış olması, bazı Sünni aşiretlerin
                            pişmanlık duyarak IŞİD’dan desteğini çekmesini bu açıdan
                            değerlendirdiğimizde çok olumlu bulmaktayız. Temennimiz bu örgüte destek
                            veren diğer bazı devletlerin de artık uyanmaya başlamasıdır.
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            ÇÖPÇÜ YAŞAR BANDIRMA'NIN SEÇİM KARNESİ...
                             
                            2007 Genel Seçimleri’nde ''Aydın bağımsız milletvekili adayı.'' oldu, 600
                            geçerli oy aldı.
                            2009 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde de ''Bağımsız Nazilli Belediye
                            Başkan adayı.'' oldu, 65 oy aldı.
                            12 Haziran 2014 seçimleri'nde DSP'den 5.sırada Van Milletvekili adayı
                            olarak gösterildi.
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            SORUN SADEVE AZERBAYCAN'IN SORUNU DEĞİL...
                             
                            NECDET SİVASLI
                            necd...@mynet.com
                             
                            Azerbaycan ile Ermenistan arasında çıkan çatışmalarda 11 Azeri askerinin
                            hayatını kaybetmesi ve bölgedeki çatışmaların sürmesi kapımıza dayanan yeni
                            bir kriz olarak değerlendirilmelidir. Çünkü her bir Azeri askere sıkılan
                            kurşunu, Türk’e sıkılmış bir kurşun olarak değerlendiriyoruz. Dağlık
                            Karabağ’ın işgalini de Türk topraklarının işgali olarak görüyoruz.
                             
                            1994 yılında yapılan ateşkesten sonra Ermenistan’ın işgal ettiği
                            topraklardan çekilmesi konusunda yapılan görüşmelerden bugüne kadar bir
                            sonuç alınamadı. Konu ile ilgili yazdığımız yazılarda da “Rusya istemediği
                            sürece Ermenistan bu topraklardan çekilmez. Çünkü bölgede Rusya’nın
                            hesapları var” demiştik.
                             
                            Ermenistan’ın nüfusu 2 milyon, Azerbaycan’ın nüfusu 10 milyondur. Ekonomik
                            ve askeri açıdan Azerbaycan Ermenistan karşısında ezici bir güce de sahip
                            bulunuyor. Buna rağmen Ermenistan’ın arkasında bir güç ve dayanağı olmadan
                            böylesine bir hareket içine girmesi mümkün olabilir mi?
                             
                            Zaten, Dağlık Karabağ’ın işgali Rusya’nın desteği ile sağlanmıştı. Bugün,
                            sınırda en şiddetli çatışmalar oluyor Azerbaycan 11 askeri yitiriyorsa
                            bunun da arkasında Rusya’nın olduğunu görmekteyiz. 1994 yılından bu yana en
                            şiddetli çatışmaların yaşandığı bölgede bugüne kadar olan sessizliğin
                            bozulmasının da bir nedeni vardır.
                             
                            Rusya’ya Amerika ve bazı dış güçlerce çok ağır ekonomik ambargo
                            uygulanıyor. Rusya köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor. İşte bu noktada
                            Rusya, Ermenistan’ı kışkırtıp, bölgeyi savaş alanına çevirmeyi hedefliyor.
                            Dikkat edilmesi gereken nokta, bu sıcak alana Türkiye’yi de çekme
                            planlarının var olduğunu görüyoruz. Bir çıkış yolu arayan Rusya’nın bunun
                            dışında da bazı planlarının olabileceğini düşünüyoruz.
                            Ermenistan’ı bu saldırılarda cesaretlendiren bazı nedenler de bulunuyor.
                            MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan Oğan, bunu son yaptığı analizde şöyle
                            değerlendiriyor kendisini dinleyelim:
                             
                            “Gazze, Suriye, Irak, Ukrayna, Kırım, Doğu Türkistan ve diğer bölgelerde
                            var olan ve süren çatışmalara yönelik olarak Türkiye’nin etkisiz ve
                            tarafsız kalması neticesinde bölgede hep Türkler öldürülmekte ve Türk
                            yurtları işgal edilmektedir. Ermenistan’ın bu son hamlesinde de bundan
                            cesaret aldığı açıkça görülmektedir. Zira Türkiye’nin diğer bölgelerdeki
                            çatışmalara ses çıkarmaması, Gazze’de olduğu gibi ses çıkarsa da bölgede
                            yürüttüğü yanlış dış politika sonucu etkisiz eleman pozisyonuna düşmesi
                            Ermenistan’ı bu saldırıda cesaretlendirmiştir. Rusya’nın desteğine rağmen
                            Ermenistan’ın Azerbaycan ile topyekûn savaşa girmesi Ermenistan için
                            intihar manasına gelecektir. Ermenistan Rusya’nın bütün desteğine rağmen bu
                            savaşa dayanamaz. Ancak bölgede sıcak çatışma ihtimali ve hatta topyekûn
                            savaş ihtimali de her geçen gün artmaktadır.”
                             
                            Ortada bizi de çok yakından ilgilendiren yeni bir kriz vardır. Böyle bir
                            krizin yaşanabileceği görülmeliydi, buna da hazırlıklı olunmalıydı. Bizi
                            yönetenlerden ses çıkmıyor. Sorun, sadece Azerbaycan’ın değil, Türk’ün,
                            Türkiye’nin sorunudur. Özellikle Türk Dünyası’nın bu noktada bir araya
                            gelip, birlik ve bütünlük sağlamaya yönelik adımların atılması gerekiyor.
                            Buna da öncülük ve ağabeylik edecek olan Türkiye’dir.
                             
                            Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, “Azerbaycan’ın 9 yiğit neferi için” başlıklı
                            bir şiiri bizimle paylaşmış, biz de sizlerle paylaşarak bugünkü yazımızı
                            noktalıyoruz:
                             
                            NÖBETTEYDİLER...
                             
                            Vatan topraklarını bekliyorlardı.
                            “Düşman karşısında bir saat nöbet,
                            Bir sene ibadet hükmünde”ydi.
                            Biliyorlardı…
                            Gece sesler duydular.
                            Kulak verdiler:
                            Yılanlar geliyordu yurtlarına. Zehirli yılanlar…
                            Arkalarında da “Ayı”lar…
                            Vatan toprağını zehirleyeceklerdi.
                            İzin vermediler.
                            Kovdular yılanları,
                            Vurdular… Boğdular…
                            Lakin yiğit 9 nefer
                            Karabağ’da
                            Kara toprağa düştüler.
                            Düşerken
                            “Vatanım, ha ekmeğinden yemişim,
                            Ha uğrunda kurşun” dediler.
                            Elbette Cennete gittiler.
                            Giderken de, tıpkı öncekiler gibi,
                            Kanlarını yerde koymayacak
                            Kardeşlerini gözlediler…
                             
                            CEMALETTİN TAŞKIRAN
                            01 Ağustos 2014–Ankara
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            ADALET BAKANLIĞI CEZA VE TEVKİF EVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ YETKİLİLERİ;CEZA
                            EVLERİNDE BULUNAN 151.047 TUTUKLU VE HÜKÜMLÜNÜN SUÇ PROFİLİNİ ORTAYA
                            ÇIKARDI, SUÇ SIRALAMASI VE SUÇLU SAYISI AŞAĞIDA Kİ ŞEKİLDE;
                             
                            HIRSIZLIKTAN;TOPLAM 28.325 KİŞİ,
                            UYUŞTURUCUDAN;TOPLAM 26.906 KİŞİ,
                            CİNAYETTEN;TOPLAM 26.163 KİŞİ,
                            YARALAMADAN TOPLAM 18.697 KİŞİ,
                            YAĞMA-GASP SUÇLARINDAN;TOPLAM 17.356 KİŞİ,
                            CİNSEL SUÇLARDAN;TOPLAM 11.957 KİŞİ,
                            SAHTECİLİK SUÇLARINDAN;TOPLAM 6.095 KİŞİ,
                            DOLANDIRICILIK SUÇLARINDAN;TOPLAM 3.952 KİŞİ,
                            ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSTEN;TOPLAM 2.045 KİŞİ
                             
                            CEZA EVİNDE BULUNUYOR, İLGİLENENLERE ÖNEMLE DUYURULUR.
                             
                            *****************************************************************************************
                             
                            İZMİR EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISI ŞERAFETTİN ASLAN;YILIN İLK 6 AYINDA ''155

                             

                              Lale Gurman <lale....@gmail.com> Aug 02 10:26PM +0300  

                              10 AĞUSTOS'DAKİ SANDUKA
                               
                               
                               
                              Ali Nejat Ölçen
                               
                               
                               
                              Yazmaktan usandık. Kimilerin anlayacağını sandık.
                               
                               
                               
                              Anlamayanların anlamamaktaki ısrarını anlamakta güçlük çektiğimiz için bir
                              kez ve de son kez yineleyelim ki, 10 Ağustos'daki sandık, seçim sandığı
                              değildir. O Sandık, Cum-huriyetimizin sanduka'sı olacaktır. O sanduka'ya
                              girecek kağıt parçaları R.T.Erdoğan'ın yok etmeyi amaçladığı Cumhuriyetimiz
                              gömecektir. YSK tarafından seçim sandığını sanduka'ya dönüştüren kararını
                              hala görmezden gelenlere bir kez daha yineliyorum ki: Bay Ekmeleddin'in adı
                              R.T.Erdoğan'ın o sanduka'dan çıkmasını sağlamak için bulun-muştur. Bay
                              Ekmeleddin, adı gibi ekmel (kusursuz) olabilseydi kendisinin araç olarak
                              kullanıldığını anlar, R.T.Erdoğan'ın YSK mancınığı ile havadan Çankaya'ya
                              uçurulduğunu görür, figure olmaktan vazgeçer kişiliğini koruduğu gibi
                              Çankaya'nın işgale uğradığının da canlı kanıtı olabilirdi.
                               
                               
                               
                              Türkiye'yi tanımayan, yakın tarihini okuyup ya da yaşayıp öğrenmemiş olan
                              bu saygıdeğer yabancı uzman'ın sokaklarda dolaşarak omuz okşayarak seçimi
                              kazanacağını sanması ve ona oy veren gafillerin de R.T.Erdoğan'da kurtuluşu
                              o kişide görmesi, BOP'un nemenem menhus tasarım olduğunu ve ülkemizdeki
                              hainler aracılığıyla uygulamaya konulduğunu halâ anlamamaları, 10
                              Ağustos'daki sandığın sanduka'ya dönüşmesine katkı sağlayacak.
                               
                              Böyle biline çare buluna. 2.8.2014.
                               
                              Dr.Ölçen.

                               
                               
                               
                               
                               
                               
                               
                              --
                               
                              *YARIN SANA GÖZ AÇTIRMAYACAK OLANLAR, DÜN GÖZ YUMDUKLARINDIR!*
                               
                               
                              *VATAN AŞKI MAYA GİBİDİR; SÜTÜ BOZUK OLANLARDA TUTMAZ!*
                               
                              *FARKINDA OLMAK DÜŞMANI BERTARAF ETMENİN İLK KOŞULUDUR!*

                               

                                "T. C. - Nihal Gülbahar " <nihalg...@gmail.com> Aug 03 02:39AM +0300  

                                [?]
                                 
                                KADIN, İFFETLİ OLACAK KAHKAHA atmayacak Her önüne gelen DİREĞE
                                ÇIKMAYACAAAKK ! *Tamam BÜLO... Öyleyse, Bu "İFFETSİZ"e de söyle !!!*
                                 
                                [?]
                                [?]

                                 
                                [image: Satır içi resim 1]
                                 
                                 
                                 
                                 
                                --
                                 
                                "*Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
                                ortak sayılır.*"
                                Mustafa Kemal ATATÜRK

                                 

                                "T.C. Oraj POYRAZ" <cim...@neomailbox.net> Aug 03 02:45PM +0300  

                                ------------------------------------------------------------------------
                                 
                                 
                                Rahmi Turan : Amerika’da alay konusu olduk!
                                 
                                Başbakan Erdoğan, Fethullah Gülen’e çatarken hep, onun yaşadığı kent
                                olan *“Pensilvanya”* diyor ya…
                                 
                                Philadelphia İnquirer gazetesi *“Pensilvanya Eyaleti, Türkiye’ye savaş
                                açtı”* diye ilginç bir yazı yayınladı.
                                 
                                Amerika’da yaşayan meslektaşımız Savaş Süzal *“Gazeteyi bulup okudum”*
                                diyor ve yazıyı şöyle naklediyor:
                                 
                                * * * *
                                 
                                /“Amerikan eyaletlerinden 12 milyon nüfuslu Pensilvanya, Başbakan
                                Erdoğan’a savaş ilan etti./
                                 
                                //
                                 
                                /Erdoğan’ın, Gülen cemaatini kastederek *“Pensilvanya, Pensilvanya”*
                                diye nutuklar atması, Eyalet Valisi Tom Corbet’in 26 Temmuz gecesi
                                Eyalet Meclisi’nde, Türkiye’ye savaş ilan etmesine neden oldu./
                                 
                                //
                                 
                                /Kürsüye geç saatlerde *“Van minut, vanminut”* diyerek gelen Eyalet
                                Valisi Corbet, bir bildiri okuyarak:/
                                 
                                //
                                 
                                /*“Ne zaman televizyonlarımızı açsak, karşımızda kaba bir adam, sürekli
                                *//*“Pensilvanya, Pensilvanya” diye bağırıp çağırıyor.
                                Pensilvanya ile problemin ne senin kardeşim?
                                Artık tahammül edemiyoruz!”*////dedi./
                                 
                                //
                                 
                                /Eyalet milletvekilleri de //*“Sustur onu, sustur onu”*//diye bağırdı”/
                                 
                                * * * *
                                 
                                *“Durum ABD Başkanı Obama’ya bildirildi.
                                Obama da “Vali Corbet’ın kararını anlayışla karşılıyorum.
                                Türk Başbakanı tarafından hakaret edilen her eyaletin kendini savunma
                                hakkı vardır!”*diyerek Savunma Bakanlığı’na, eyalet halkına dağıtılmak
                                üzere birer beyzbol sopası (!) tedarik etme emrini verdi!
                                 
                                Gazeteciler, Pensilvanya Valisi’ne *“Sayın Vali, NATO’nun ikinci büyük
                                ordusuna sahip olan Türkiye ile nasıl baş edeceksiniz?”* diye sorunca
                                Vali Corbet gülerek şu cevabı verdi:
                                 
                                *“Türkiye’nin kendi ordusuna yaptığını dikkate alırsak, Ankara’ya
                                ulaşmamız iki hafta alır!”*
                                 
                                * * * *
                                 
                                Savaş Süzal /*“Yazının tamamını okuyunca bizimle dalga geçtiklerini
                                farkettim ve üzüldüm.
                                Başbakan Erdoğan’ın isim vermeden, paralel yapı ve Fethullah Gülen
                                tarikatına “Pensilvanya Pensilvanya…”*//diye saldırması, Amerika’da alay
                                konusu oldu!//
                                //İşte AKP iktidarının dünya gözünde bizi getirdiği nokta!”/ diyor.
                                 
                                Ölüm otobüsleri!
                                 
                                Otobüsler neredeyse canlı bomba gibi oldu!
                                 
                                Bir haftada meydana gelen 6 kazada 7 ölü, 13 yaralı var!
                                 
                                Son on iki yılda Türkiye’de çok sayıda otobüs yangını olmasının sebebi
                                nedir?
                                 
                                Araçların, lastikleri başta olmak üzere teknik bakımlarının iyi
                                yapılmadığı biliniyor.
                                 
                                Bunun dışında çok önemli bir neden daha var.
                                Elektrik mühendisi okurum Semih Kalkanoğlu, bunu şöyle açıklıyor:
                                 
                                * * * *
                                 
                                /*“Otobüs yangınlarının ana nedeni, ağır vasıtalarda Euro Diesel
                                (kurşunu azaltılmış mazot) yerine, içine (yanıcı madde) solvent ilave
                                edilen 10 numara makine yağının yakıt olarak kullanılmasıdır.*/
                                 
                                //
                                 
                                /*Bu motor yağının 18 litrelik bir tenekesi, Özel Tüketim Vergisi
                                nedeniyle 22 lira.
                                Ancak kaçak yollarla yurda sokulan bu yağ, litresi 2 liradan kapış kapış
                                gidiyor!*/
                                 
                                //
                                 
                                /*Bayramda İstanbul’da yanan halk otobüsü, yine bayramda Keşan’da yanan
                                şehirlerarası otobüs 10 numara yağ kullanan iki örnektir.*/
                                 
                                //
                                 
                                /*Yıllardır Esenler Otogarı’nın en alt katında, otobüsler teneke teneke
                                bu (tehlikeli) karışımdan doldururlar.
                                Solvent çok yanıcı bir maddedir.
                                Dolayısıyla karışım, tutuşma sıcaklığı 80-140 derece olan normal
                                motorinin tutuşma sıcaklığını çok düşürür.
                                İşte tehlike buradadır!*/
                                 
                                //
                                 
                                /*Vergiler nedeniyle dünyanın en pahalı akaryakıtının Türkiye’de olması,
                                otobüs yangınlarının baş sebebidir ve bunun sorumlusu ekonomiden
                                anlamayan AKP iktidarıdır”*/
                                 
                                Rahmi Turan
                                 
                                -------
                                 
                                bidon kafalı” dendiğinde kuduran, *“Bu milletin a.koyacağız”* diyeni
                                Tayyip'in yanında görüp sırıtana AK PARTİLİ denir !
                                 

                                 

                                 
                                ------------------------------------------------------------------------
                                 
                                a45UyF587661-140803131927-04
                                ^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
                                 

                                --
                                - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
                                Oraj POYRAZ
                                - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
                                 
                                Iyi ve kotu, insanin dogal duygu ve davranislaridir.
                                 
                                David Hume
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Zeyd o kadindan ilisigini kesince onu sana nikahladik ki, Zaten Allah in
                                emri yerine getirilmistir.
                                 
                                Ahzab 33/37
                                ZEYNEP Muhammedin in oz halasinin, guzelligi ile unlu kizi ve 7.esidir.
                                Kolesi ve hukuken evlat edindigi Zeyd i, hala kizi Zeynep ile evlendirdi.
                                Muhammed goruntude boyle bir evlilik yaptirdi diye dedikodularin ardi
                                arkasi kesilmedi.
                                Azhab suresinde Muhammed peygamber hanimlari dedikodu yapmayin diye
                                vahiy geldi dedi.
                                Muhammedin in istemesiyle Zeyd, evliligi sona erdirdi.
                                Bir muddet sonra da Peygamber e, Zeynep ile evlenmesi icin vahiy yoluyla
                                emir geldi.
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
                                Erkege, hanimini ne sebeple dovdugu sorulmaz.
                                 
                                Ebu Davud, Nikah 43, 2147
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Sait Nursi ye gore her sey, her zerre Allah a ibadet eder, mesela
                                pusulanin Kabe deki Hacer i Esvet i isaret ederek titremesi, namaz
                                kilmasidir.
                                 
                                Tiryak, s.116
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Yunanla carpismaktan vazgeciniz.
                                Zira bu tesebbusunuz beyhudedir.
                                 
                                Jandarma Genel Komutani Kemal Pasa - 3.08.1919
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Osmanli tebaasindan olan Ermeni unsurlari, gordukleri tesvik ve yardimin
                                neticesiyle de,
                                milli namusumuzu yaralayacak taskinliklardan baslayarak, nihayet hazin
                                ve kanli safhalara girinceye kadar kustahane tecavuzlere koyuldular.
                                 
                                Vatanin parcalanmasi soz konusu ve karar olarak, Dogu Vilayetlerimiz- -
                                - - - - - - - - - - -
                                Cevaplari diz cokerek, ve gozleri kapali arayanlardan daha cahil ve ise
                                yaramaz insanlar yoktur.
                                Din, siradan insanlar tarafindan dogru, zeki insanlar tarafindan sahte,
                                liderler tarafindan kullanisli kabul edilir.
                                 
                                Seneca
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Bir ulus kendi icindeki aptal ve hatta muhteris olanlarla bas edebilir
                                Fakat icersindeki satilmis ve hainlerle yasayabilmesi olanaksizdir.
                                Sinirlari zorlayan dusman silah ve alemlerini acikta tasidigi icin daha
                                az tehlikelidir.
                                Fakat bir hain, hain gibi gorunmez,
                                kurbanlari ile ayni aksanda konusur,onlarin cehresine burunur ve
                                onlarin argumanlarini kullanarak ulusun politik yapisina nufuz eder,
                                butun kapilardan serbestce gecer, sesi en ust duzey hukumet
                                koridorlarinda duyulur,
                                ulusun ruhunu curutur
                                Politik yapiya her turlu hastalik bulastirarak yasam gucunu elinden alir
                                Bir katil daha az korkuludur.
                                 
                                Marcus Tullius Cicero
                                (M.O.106-M.O.43)
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Eger ben siradan bir Israil vatandasi olsaydim ve bir Filistinliyle
                                karsilassaydim, yemin ederek soyluyorum ki, ben o Filistinliyi yakarak
                                oldurur ve oldurmeden once ona eziyet ederdim
                                 
                                Ariel Saron, Israil Basbakani
                                Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
                                0532 233 31 52
                                - - - - - - - - - - - - -
                                - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
                                Kurmus oldugum gruba uye olun
                                Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
                                Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
                                <mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
                                Ayrilmak isterseniz de :
                                Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
                                <mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
                                Grup Sayfamız :
                                http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
                                Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
                                http://orajpoyraz.blogspot.com/

                                 

                                "T.C. Oraj POYRAZ" <cim...@neomailbox.net> Aug 03 01:45PM +0300  

                                ------------------------------------------------------------------------
                                 
                                 
                                Bülent ESİNOĞLU : *Amerika saldırıyor, Rusya şimdilik savunmada!*
                                 
                                Amerikan borçları sürdürülemez hale gelince, ABD saldırıları arttı.
                                Artacak da.
                                 
                                Amerikan zenginliğinin kaynağının; karşılıksız basılan dolarların, dünya
                                ülkelerinde bir nevi vergi görevi görmesiydi.
                                 
                                Halen de durum büyük ölçüde budur.
                                 
                                Lakin 2008’deki krizden sonra, karşılıksız basılan ve *“helikopterden
                                atılan dolarların”* artık eskisi kadar iş görmediği ortaya çıktı.
                                 
                                *Dövizden kaynaklanan enflasyon, gizli ABD vergisidir.*
                                 
                                ABD’nin bizim gibi ülkelere sattığı dolalar, enflasyonun asıl kaynağıdır.
                                 
                                Sizin Türk parası basmanızı uluslararası kurallar adı altında engeller
                                ama kendisi istediği kadar kâğıt basar ve enflasyon ihraç eder.
                                 
                                Kendinde enflasyon sıfır civarında seyrederken, dolar sattığı ülkelerde
                                enflasyon daima çok yüksek seyreder.
                                 
                                İşte Çin ve Rusya’nın yıkmaya çalıştığı bu düzen, şimdilerde, ABD’nin
                                Rusya’ya saldırmasını gerektirdi.
                                 
                                Emperyalizm neye denir diye tanımlamak istersek; emperyalizm dolar, EURO
                                ve sterlin demektir.
                                 
                                Sömürü artık sadece artı değer üzerinden gerçekleşmiyor.
                                 
                                Onun için Batının, bizim gibi ülkelerdeki finans kuruluşları, dolar ve
                                Euro üzerinden, bir nevi vergi toplama istasyonlarıdır.
                                 
                                Çözüm kambiyo sistemine yeniden dönmektir.
                                 
                                Arjantin 1,5 milyar dolara %800 faiz ödemesi istenince, Akbaba Fonlarına
                                karşı isyan etti.
                                 
                                Aslında Arjantin’deki asıl mesele; *Arjantin’in Çin ve Rusya ile doları
                                dışlayan* ticaret anlaşmaları imzalamasıdır.
                                 
                                Madenciliğin ve hayvancılığı deposu olan Arjantin’in Batı simsarları
                                tarafından üçüncü kez iflasa sürüklenmesidir.
                                 
                                Batı finans sisteminin sonuçlarıdır.
                                 
                                Buradan Rusya’ya dönelim.
                                 
                                ABD’nin, Çin’e yapabileceği fazla bir şey olmaması sebebiyle, Çin/Rusya
                                ittifakının Rus kanadına saldırmak, ABD için daha stratejik göründü.
                                 
                                ABD Avrupa’yı kullanıp, Avrupa’yı zarara sokarak Rusya’ya ekonomik
                                yaptırımlar uygulamaya başladı.
                                 
                                Rusya iki şekilde cevap veriyor.
                                 
                                Birincisi; ABD ile AB’yi karşı karşıya getirmek için şimdilik Avrupa’nın
                                Rusya’ya uyguladığı yaptırımlara cevap vermiyor. ABD’ni baskılarıyla,
                                AB’yi karşı karşıya bırakıyor.
                                 
                                İkincisi; Çin, Hindistan Arjantin ve diğer Güney Amerika ülkeleri ile
                                dolar dışı ekonomik anlaşmalar yapıyor.
                                 
                                Şimdi durum şudur; ABD hiçbir bedel ödemeden, bedelin tamamını Avrupa’ya
                                yıkarak, Rusya’ya bir yaptırım uygulamak istiyor.
                                 
                                *ABD, Avrupa’ya diyor ki, Rusya ile ticaret yapma.*
                                 
                                Aynı bize, İran ve Suriye ile ticaret yapma dediği gibi…
                                 
                                Bedeli Türkiye ödeyecek, nimetleri ABD, dolar basarak toplayacak!
                                 
                                Avrupa’nın Rusya’ya, Amerika’nın hatırı için uygulayacağı yaptırımlar,
                                kriz içindeki Avrupa halklarını daha da fakirleştirir.
                                 
                                Gelişmekte olan milliyetçiliği artırır. Yönetimlerle halkların arasını
                                koparır.
                                 
                                Gelelim ABD’nin gönüllü maşası Ukrayna’ya…
                                 
                                Ukrayna daha şimdiden iflas etti. Ordunun maaşını ödeyemiyor.
                                 
                                Halkın tüm alışverişlerine %1,5 vergi koydu. Artık Rusya’dan bedava
                                yakıt yok.
                                 
                                Batı Ukrayna’ya 17 milyar dolar vermek için istemediği kalmadı. Başta
                                ABD Rusların yoğun yaşadığı bölgelere askeri üs istiyor.
                                 
                                Anlayacağımız, ABD’nin yaratığı Ukrayna meselesi, Ortadoğu meselesine
                                çok benziyor.
                                 
                                Tabi ilk ezilenler de Ukrayna halkı olacaktır.
                                 
                                Şimdi *ABD temsilcilerinden oluşan bir heyet*, ABD’nin müttefiklerini
                                dolaşıyor. Türkiye’nin de içinde olduğu ülkelerden, “Rusya ile ticaret
                                yapma” baskısı yapıyorlar.
                                 
                                Yani sıra komşularımızdan Rusya’ya geldi. Bize diyorlar ki
                                müttefikseniz, Rusya ile ticaret yapmayın.
                                 
                                Çözüm; Bölge ülkelerine karşı ABD’nin bu saldırısına, ancak bölge
                                ülkelerinin birliği karşı koyabilir. Türkiye, İran, Suriye, Rusya
                                birliği altın değerindedir.
                                 
                                3.8.2014, bulente...@gmail.com <mailto:bulente...@gmail.com>
                                 
                                ------------------------------------------------------------------------
                                 
                                a45UyF587661-140803125024-04
                                ^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
                                 

                                --
                                - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
                                Oraj POYRAZ
                                - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
                                 
                                Umutsuzluk susar..Kaldi ki susmak bile,eger gozler konusuyorsa bir anlam
                                tasir...
                                 
                                Albert Camus
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Biz, yeryuzunu bir dosek, daglari da birer kazik yapmadik mi?
                                 
                                NEBE/6-7
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Liderler mutlaka Kureys kabilesinden secilmelidir.
                                 
                                Buhari 3/129, 183; 4/121; 86/31
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Sait Nursi ye gore her sey, her zerre Allah a ibadet eder, mesela
                                pusulanin Kabe deki Hacer i Esvet i isaret ederek titremesi, namaz
                                kilmasidir.
                                 
                                Tiryak, s.116
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Yunanistan kisa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denen capulculari
                                tamamen tepeleyecektir.
                                 
                                Yazar Refi Cevat Ulunay - 08.09.1920
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Osmanli tebaasindan olan Ermeni unsurlari, gordukleri tesvik ve yardimin
                                neticesiyle de,
                                milli namusumuzu yaralayacak taskinliklardan baslayarak, nihayet hazin
                                ve kanli safhalara girinceye kadar kustahane tecavuzlere koyuldular.
                                 
                                Vatanin parcalanmasi soz konusu ve karar olarak, Dogu Vilayetlerimiz- -
                                - - - - - - - - - - -
                                Cevaplari diz cokerek, ve gozleri kapali arayanlardan daha cahil ve ise
                                yaramaz insanlar yoktur.
                                Din, siradan insanlar tarafindan dogru, zeki insanlar tarafindan sahte,
                                liderler tarafindan kullanisli kabul edilir.
                                 
                                Seneca
                                - - - - - - - - - - - - -
                                "Tanri kotulukten ve acidan korumak istiyor mu?
                                Fakat bunu yapmaya gucu mu yok?
                                Eger yoksa, O gucsuz, ya da kesinlikle her seye gucu yeten degildir.
                                Her seye gucu yeten fakat istemeyen mi?
                                Eger oyle ise , O kotudur, ya da kesinlikle tum iyilik degildir.
                                O, ne gucu yetiyor, ne de istemiyor mu?
                                O zaman. O'nu Tanri diye cagirmak sacma olur.
                                O, hem gucu yetiyor hem de istiyor mu?
                                O zaman kotuluk nereden geliyor?"
                                 
                                 
                                (Istencin Ozgur Secimi Uzerine. Giris.)
                                EPICURE
                                - - - - - - - - - - - - -
                                Filistinliler, tipki cekirgeler gibi oldurulmelidir...
                                kafalari kayalara ve duvarlara carpilarak parcalanmalidir
                                 
                                Izhak Samir, Israil Basbakani
                                Yilmaz Dikbas-EFENDI TERORISTLER
                                0532 233 31 52
                                - - - - - - - - - - - - -
                                - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
                                Kurmus oldugum gruba uye olun
                                Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
                                Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
                                <mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
                                Ayrilmak isterseniz de :
                                Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
                                <mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
                                Grup Sayfamız :
                                http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
                                Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
                                http://orajpoyraz.blogspot.com/

                                 

                                Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Aug 03 01:04PM +0300  


                                *EBOLA VİRÜSÜ KORKUNÇ BİR HIZLA YAYILIYOR...*
                                 
                                 
                                 
                                Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Başkanı Dr. Margaret Chan, yeterli önlem
                                alınmadığı için hızla yayıldığını söyledi. Barack Obama, ABD-Afrika
                                zirvesine katılanların virüs taramasından geçirileceğini söylerken, Avrupa
                                Birliği, ABD, İngiltere ve Tayland gibi çok sayıda ülke, havaalanlarına
                                termal kameralar yerleştirdi.
                                 
                                 
                                 
                                WHO Başkanı Chan, Gine, Liberya ve Sierre Leone'de gerekli önlem alınmış
                                olduğu takdirde, ölü sayısının bu kadar çok olmayacağını söyledi. WHO'dan
                                yapılan açıklamada, Dr Chan'ın Ebola ile mücadele için 100 milyon dolar fon
                                oluşturulması için Gine, Liberya ve Sierre Leone liderleri ile görüştüğü
                                belirtildi.
                                 
                                 
                                 
                                 
                                 
                                LİBERYA, DEVLET OFİSLERİNİ KLORLUYOR
                                 
                                 
                                 
                                Liberya hükümeti Ebola'ya karşı önlem için Cuma gününü tatil ilan ederek,
                                bakanlık binalarını ve halkın toplandığı yerleri klorladı. Monrovia
                                şehrinde bir polis aracının da "Virüsü taşıyorsan herkese söyle" yazılı
                                afişle devriye gezdiği ve insanları panik yapmamaları için uyardığı
                                bildirildi.
                                 
                                 
                                 
                                AFRİKALI SPORCULAR DÖNMEK İSTEMİYOR
                                 
                                 
                                 
                                Bunun yanı sıra İskoçya'da İngiliz Milletler Topluluğu Oyunları'na katılan
                                30'a yakın sporcunun, Ebola tehlikesinden dolayı Glasgow şehrinde kalma
                                sürelerini uzatmayı düşündükleri belirtildi. Öte yandan Glosgow
                                hastanelerinde Afrikalı sporculara Ebola testi yapıldığı açıklandı. Sierre
                                Leoneli bisikletçi geçen hafta Gartnavel Hastanesi'nde Ebola testinden
                                geçirilmiş, 4 gün karantinadan sonra serbest bırakılmıştı. Bir masa
                                tenisçisi Afrikalı sporcuda da Ebola belirtisi görülmüştü.
                                 
                                 
                                 
                                EMİRATES, GİNE UÇUŞLARINI DURDURDU
                                 
                                 
                                 
                                Dubai merkezli havayolu şirketi Emirates, bugünden itibaren Gine uçuşlarını
                                durdurduğunu duyurdu. Şirketin internet sitesinde, "Yolcularımızın ve
                                mürettebatımızın güvenliği için, Gine uçuşlarımız ileri bir tarihe kadar
                                durdurulmuştur" denildi.
                                 
                                 
                                 
                                Batı Afrika'da Ebola'nın hızla yayılması üzerine Gana hükümeti Nijerya,
                                Gine, Liberya ve Sierre Leone'den gelen bütün uçuşlara yasak getirdi. Gana
                                ayrıca Nijerya'ya seyahat yasağı koyan ilk ülke oldu. Nijerya'da şu ana
                                kadar sadece bir Liberyalı havaalanında Ebola'dan hayatını kaybetti.
                                Afrika'nın en büyük ülkesine bazı ülkeler seyahat uyarısı yaptı. Öte yanda
                                Nijerya'dan Avrupa ülkelerine uçuşlar devam ediyor.
                                 
                                İnsanlar arasında kan ve vücut sıvılarının teması ile yayılan Ebola virüsü,
                                erken teşhis edildiği takdirde kurtulma şansı biraz yüksek. Kirli ortamları
                                seven ve kurbanlarının yüzde 90'ını öldüren virüsün belirtileri ateş,
                                bulantı, kusma, ishal, kas, baş ve boğaz ağrısı, halsizlik, kaşıntı ve
                                böbrek ile karaciğer yetmezliği. Bazen 3 haftaya kadar anlaşılamayan virüs,
                                organ yetmezliğine ve iç kanamalara yol açabiliyor.
                                 
                                İlk defa 1976' da rastlanan virüsün şu anda Afrika'nın en fakir
                                bölgelerinde yayılması ve gerekli sağlık aletlerini kullanacak eğitimli
                                insanların bulunmamasının virüsün hızla yayılmasına davetiye çıkardığı
                                söyleniyor. Virüsün hızla yayılması üzerine yüzlerce Amerikalı gönüllü
                                çalışanın Batı Afrika ülkelerinden tahliye edildiği duyuruldu.
                                 
                                 
                                 
                                 
                                 
                                GazeteVatan
                                  "T.C. Oraj POYRAZ" <cim...@neomailbox.net> Aug 03 01:45PM +0300  

                                  ------------------------------------------------------------------------

                                   

                                  Oraj POYRAZ <oraj....@openmail.cc> Aug 03 01:45PM +0300  

                                  ------------------------------------------------------------------------
                                   

                                   

                                  Salih Arikan <slh.a...@gmail.com> Aug 03 12:31PM +0300  

                                  Merhaba Arkadaşlar gazete köşe yazıları ve güncel olayların paylaşıldığı
                                  grubumuzu tanıtmak istiyoruz sizleride grubumuzda görmek isteriz sizlerde
                                  yazılarınızı paylaşabilirsiniz .
                                   
                                  üye olmak için: boş mail atmanız yeterli
                                   
                                  engelsizgaze...@googlegroups.com
                                   
                                  Ayrıntılı bilgi icin :
                                   
                                  mail: bekira...@gmail.com
                                   
                                   
                                   
                                  --
                                    Oraj POYRAZ <oraj....@openmail.cc> Aug 03 02:45PM +0300  

                                    Ben diyorum ki;
                                    Cumhurbaşkanlığı seçiminde ister zar atın, ister boykot edin, ister
                                    kendinizce(?) bilinçli bir tercih yapın.
                                    Sonuca bir tesiri olmayacak.
                                     
                                    Boşuna hoplayıp zıpamayın.
                                    Kendinizi üzmeyin.
                                    Kavga etmeyin.
                                    Gerginlik yaşamayın.
                                     
                                    Recep Tayyip ERDOĞAN(RTE) cumhurbaşkanı olursa Pandoranın kutusu
                                    açılmayacak, cehenneme açılan kapı aralanmayacak, cumhuriyet
                                    yıkılmayacak, rejim değişmeyecek.
                                    Ya da Ekmelleddin İHSANOĞLU cumhurbaşkanı olursa rejim ve cumhuriyet
                                    kurtulmuş olmayacak.
                                     
                                    Basite indirgeyelim.
                                    Başbakan elindeki iktidarı cumhurbaşkanlığının güvencesi karşılığında
                                    bırakacak.
                                    Cumhurbaşkanı RTE, emanetçi başbakan formülü rejimi başkanlık sistemine
                                    dönüştürmeye yetmeyecek.
                                    Açılım vb tavsayacak.
                                    Artısı budur.
                                     
                                    RTE The Cemaatle barışacak.
                                    Eksisi budur.
                                     
                                    Ekmelleddin İHSANOĞLU cumhurbaşkanı olursa, Abdullah GÜL bunca zaman
                                    nasıl bir rol oynamışsa aynını oynayacak.
                                    Ve hatırlatırım, bu ismi önerenler de zaten RTE'ın ve küresel
                                    oligarşinin yardakçılığını yapmaktadır.
                                    Bin kere yazdım söyledim, CHP ve MHP üst yönetimi küresel oligarşiye
                                    teslim olmuştur.
                                    Kendi seçmenlerini kandırmaktadır.
                                    Bu kuru bir iddia değildir, bin bir türlü karinesi ve delili vardır.
                                    Kritik her olayda bu iki parti liderliğinin aldığı tavırları dönün bir
                                    bakın.
                                    Ve zaten Mr. Ekmelleddin böylesi bir süreç sonucunda ortaya çıkmıştır.
                                    Aslına bakarsanız, bu senaryoda RTE hala daha başbakanlık yetkilerine
                                    sahip olduğu için ulusal birlik ve rejim için daha bile tehlikelidir.
                                    *Başbakan RTE, Cumhurbaşkanı RTE'den yüz misli daha tehlikelidir.*
                                    Buna dikkatinizi çekmek isterim.
                                     
                                    Siz sadece küresel yönetmenlerin sahnelediği bir tiyatro oyununda
                                    kendinize düşen rolü oynamış olacaksınız.
                                    Seçeneksizliğe mahkum edilmişsiniz ve siz de buna boyun eğiyorsunuz bu
                                    kadar basit.
                                    Ve ben yine diyorum ki, hiç değilse kişilikli ve onurlu olun, boykotla
                                    mesajınızı iletin.
                                    Figüran olmayı reddedin.
                                     
                                    Daha iyisi hem CHP hem de MHP'li seçmenler bir an önce küresel
                                    oligarşiye teslim olmuş parti üst yönetimlerini tasfiye etmeli ve
                                    yeniden partilerini ele geçirmeli.
                                     
                                     
                                    Saygılar.
                                    Oraj POYRAZ
                                    L2fSIJNoA0xfSNxA
                                     
                                    * Prof.Dr.Yalçın Küçük : Devrimci durumun başındayız: Oligarşinin son
                                    çaresi Erdoğan <#mozTocId386252>
                                    * ARKA ARKAYA SARA NÖBETLERİ <#mozTocId549694>
                                    * ALDIKLARINI VERECEKLER <#mozTocId595357>
                                    * PRİMİTİF AKÜMÜLASYON VE ZOR <#mozTocId992036>
                                    * İKİ KAHİRELİ <#mozTocId167803>
                                    * ‘AYDIN DOĞAN BEDAVA’ <#mozTocId299544>
                                    * BAŞBAKANLIĞI ÇANKAYA’YA TAŞIMAK <#mozTocId338800>
                                    * ÇARE YOBAZİZM <#mozTocId2177>
                                    * KENDİNİ ALDATAN AYDIN <#mozTocId462326>
                                    * AVRUPA'YA HAYRAN VE DEMOKRASİYE AŞIK <#mozTocId177730>
                                    * BARIŞÇIL KAPİTALİZM VAAZLARI <#mozTocId416571>
                                    * ZINDAN ARKADAŞLARIM <#mozTocId414737>
                                     
                                    ------------------------------------------------------------------------
                                     
                                     
                                    *Prof.Dr.Yalçın Küçük : **Devrimci durumun başındayız:Oligarşinin son
                                    çaresi Erdoğan*
                                     
                                     
                                    **
                                     
                                    /Odatv, 01.08.2014 22:49/
                                     
                                    *Bir ses duydular, **"**/cafeer/**"**ve herkes koştu.
                                    Hepsi bez getirdi.*
                                     
                                    Misal, budur ve *Erdoğan*, kundakta büyütülmüştür ve hepimiz öyleyiz,
                                    yalnız*, Erdoğan'ı herkesler sardılar ve bütün kundakların bebeğidir.*
                                     
                                    Amma bir nokta var, *Erdoğan, Türk oligarşisinin son bebeği değil, son
                                    çaresidir.*
                                     
                                    http://www.gazetevatanemek.com/images/stories/yalcinkucuk-basinizaisaldiniz.jpg*Bunu
                                    bilmeyenler değil, kabul etmeyenler ahmaktırlar.*
                                     
                                    Çaresizliklerinin çaresini böyle birisinde buldular.
                                    Hırsla sarılıyorlar.
                                     
                                    Tabii hem yanlış anlaşılmak ve hem de, kendimi yanlış anlatmak
                                    istemiyorum; *"/Çölaşan Eşleri/"*asla kastetmiyorum.
                                     
                                    Bizim için derstirler, her rastlantıyı, her tesadüfü, şansı,
                                    *"/çöl/"*ile anlatıyoruz.
                                     
                                    /Çöl/'ümüzdürler ve bizi, çölde olmasa bile, *Kahire doğumlu Tekmeleddin
                                    ile kurtarıyorlar; Emin'e değil de Tansel'e şaşırıyorum.*
                                     
                                    *Bu Tekmeleddin, bu tatsız sahnede, ben **"**/Türk
                                    Vatandaşıyım/**"***buyurmuşlar, Hürriyet, 20 Temmuz '14, ve ne ahmaklık,
                                    *dünyada **"**/Türk Vatandaşı/**"**yoktur, ya **"**/Türk/**"**ya
                                    **"**/Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı/**"**vardır.*
                                     
                                    Ben, *bu ne **"**/cahiliye/**"**ve bu ne korkaklık*demek ile yetiniyorum.
                                     
                                    Hem bilgisiz ve hem korkak, *"/Türküm, çalışkanım.."/*diyemiyor, çok
                                    uzağındadır.
                                     
                                     
                                    *ARKA ARKAYA SARA NÖBETLERİ***
                                     
                                    Ve *Erdoğan, Türk oligarşisinin, Türk gericiliğinin, en tamahkar ve en
                                    acımasız, en hedonist,en işçi ve köylü düşmanı oligarşinin, hem çocuğu,
                                    hem diktatörü ve hem de kendisidir.*
                                     
                                    Sara'sıdır, çünkü saralı bir oligarşimiz var.
                                     
                                    Ve *bu Cumhuriyet, arka arkaya gelen sara nöbetleriyle yıkılmaktadır ve
                                    yıkışın başka yolu yoktur.*
                                     
                                    Ah, siz marksist olamayan solcular ve ilericiler, İlhan Selçuk'u
                                    hatırlıyorum, *"/saralı/"*cumhurbaşkanı ister misiniz, son ve önemli
                                    sorularından birisi idi; bilmiyorlar ve tabii isterler, çünkü, *saralı
                                    olan diktatördür.*
                                     
                                    Ve *yeter ki servet transferi olsun ve sürsün, bu **"**/dinci/**"**ve
                                    saralı dönemdedir ki, halkın olan, kamunun olan Tüpraş ve Petkim artık
                                    Koç'tadır, **"**/dünya değerlisi/**"**Hilton Oteli'nin yeri Doğan'dadır,
                                    Kara Yolları Genel Müdürlüğü, yeri de diyebiliriz, Zorlu'dadır,
                                    **"**/Zorlu Center/**"**diyorlar; biz ise buna servet transferi diyoruz.*
                                     
                                    *Bu, halkın olanı, bir avuç' a vermek anlamındadır.*
                                     
                                     
                                    *ALDIKLARINI VERECEKLER***
                                     
                                    *Diktatör mü, alandır ve çalandır.*
                                     
                                    Ben mi,sadece bir kamusal aktörüm; oraları, *Karayolları Genel Müdürlüğü
                                    yerini, **/"Atatürk Kültür Merkezi/**"**yapacaktım*, ilan etmiştim.
                                     
                                    *"/Globalizm/"*dediler, el koydular; yuvarladılar.
                                     
                                    *Ama hala vaktimiz var, gücümüzü biriktiriyoruz.*
                                     
                                    Peki, marksist olmayan solcular mı, eksiktirler ve Türk oligarşisi mi,
                                    artık pek fazladırlar.
                                     
                                    *Aldıklarını verecekler; kanunla aldılar ve tabii kanunla verecekler,
                                    zamanımız yaklaşmaktadır.
                                    Güzel, seçimlerin sonunda ve devrimci durum'un başındayız.*
                                     
                                    *Zaman, bizim eylemimizdir.*
                                     
                                     
                                    *PRİMİTİF AKÜMÜLASYON VE ZOR***
                                     
                                    *Her devrim bir servet transferi'dir; Ermeniler'den zenginlik transferi
                                    Jön-Türkler zamanında başlamıştı, Ermeni kızlarını ve büyük
                                    zenginlikleri Kürt Şefler aldılar.*
                                     
                                    *Erken Cumhuriyet'te mübadele ise, çok acı ve büyük bir servet
                                    transferidir, adaletsizlikler ve feryatlarla doludur.*
                                     
                                    İki, *Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül, servet transferidirler,
                                    acımasızdırlar; Yunani ve Ermeni mallarına el koydular.*
                                     
                                    Üç, *Erdoğan'ın kendisi,uzatılmış on yılı, hem görülmemiş bir servet
                                    transferi ve hem görülmemiş bir primitif akümülasyon olmuştur.*
                                     
                                    Ve not ediyorum, *primitif akümülasyon farklıdır; emekçi ve köylü,
                                    vahşetle soyuldular, yerlerine, **"tit"**milyarderleri koydular.*
                                     
                                    *Bunun için Erdoğan'ın bütün nöbetlerini sakladılar ve milli bir türban
                                    giydirmeyi ve medinevi bir zor ile korkutmayı denediler.*
                                     
                                    Özeti ise şudur, *Erdoğan hem transferlerin ve hem akümülasyonun
                                    vesilesidir ve cürüm oligarşinindir.*
                                     
                                    Ve tabii payını, unutmuyoruz.
                                     
                                    Ve mutlaka *diktatoryal oligarşiyi* biliyoruz.
                                     
                                    ***
                                     
                                    *Transferleri bozmadan, akümülasyonu dağıtmadan, Erdoğan'dan vazgeçmeyiz.*
                                     
                                    *O kadar ucuza veremeyiz, maliyeti büyüktür.*
                                     
                                    ***
                                     
                                    *Cinayetsiz yapmadılar; Trabzon ve Malatya'da Hıristiyan, İstanbul'da
                                    Ermeni katlini ihmal etmediler.*
                                     
                                    *Cinayetlerle suçlanan Alperenler'in başına ise, Ankara'da **"**/devlet
                                    töreni/**"**düzenlediler veYazıcıoğlu'nu, Hacettepe'de Tacettin
                                    Dergahı'na gömdüler.*
                                     
                                    *Tacettin Dergahı, Kurtuluş Savaşı günlerinde Mehmet Akif'e ikametgah
                                    verilmişti, Muhsin Yazıcıoğlu, eğer öldürülmüşse, bir büyük Hristiyan
                                    Devlet'in eli vardır*, böylece,Yazıcıoğlu'na ilahiyat saçtılar.
                                     
                                    *Devlet törenine, Reis-i Evvel İlker Paşa ve Rahşan Ecevit de
                                    katıldılar*; tarihin notlarını eksik bırakmak istemiyorum.
                                     
                                    *Yahudi-Hristiyan Savaşları'nı*duyuyorum.
                                     
                                     
                                    *İKİ KAHİRELİ***
                                     
                                    Güzel, devamı var, *Mehmet Akif hızla Kahire'ye kaçmıştı ve yalnız Akif,
                                    Kahire'de bir diğer Cumhuriyet kaçkını İhsan'ı buldu.*
                                     
                                    *İkisinin birbirinden gayrı hiç bir arkadaşı olmamıştı*, kayıtlarda
                                    rastlamıyoruz.
                                     
                                    *İki şapka kaçkını*birbirlerine sarıldılar.
                                     
                                    *İhsan, Ekmeleddin'in babasıdır ve İhsanoğlu, Akif'in Kahire'de Kuran
                                    çevirdiği masallarının taşıyıcısı*durumundadır.
                                     
                                    *Masaldır, çünkü, Akif'in Arabi bilgisi yoktur*ve kayıtlar bu yöndedir.
                                     
                                    Demek *gericilik bir çemberdir ve Ekmeleddin'in, Cumhuriyet kaçkını
                                    İhsan Efendi'nin oğlu olmasından başka bir niteliğinden haberdar değiliz.*
                                     
                                    *"/Türküm/"*demekte güçlükleri vardır.
                                     
                                    Ve *özetle, Fethullah Gülen çemberi içindedir, pek yakışmaktadır.*
                                     
                                     
                                    *‘**AYDIN DOĞAN BEDAVA’***
                                     
                                    Hiçbir yere gidemezler ve geldikleri yerlerde olamazlar; hiç okumadan,
                                    erkan-ı harp olmaları imkansızdır.
                                     
                                    Bu arada not ediyorum, benim pek çok kitabım var, Erkan-ı Harbiye
                                    Reisi'nin bunlardan birini dahi okuduklarına ihtimal vermiyorum.
                                     
                                    Çünkü, kitap okumazlar, öyle sanıyorum, iki sure bir fatiha, bunlar
                                    için, yetmektedir.
                                     
                                    *"/Caligula/"*veya *"/Hasta Despot/"*bir yana, *"/Epilepsi ile
                                    Orgazm/"*hassaten okurlar sanıyordum ve hep yanıldığımı anlıyorum.
                                     
                                    Bu kitapta, ikinci kitap *"/Doğan Savaş/"*başlığını taşıyor ve
                                    *"/Doğan/"*, Aydın Doğan'ı içine alıyor.
                                    Bilmeyebilirler, *Cumhuriyet Mitingleri'nde **"**/Aydın Doğan
                                    bedava/**"***deniyordu, bir şişe coca-cola yetiyor, ve işte O'dur.
                                     
                                    *Bedava satılan, çok büyük zenginlerimizdendir*ve benimle arasında bir
                                    savaş sürüyordu; sebebi, Aydın Doğan'ın, Erdoğan'ın epileptik halini ve
                                    bir de diploma meselesini saklamasıdır.
                                     
                                    Saklıyordu ve işi o'dur.
                                     
                                    *Doğan mı, oligarşi'dir, TÜSİAD'ı yansıtmaktadır ve
                                    **"**/Hürriyet/**"**bazen **"**/Koç/**"**ve bazen
                                    **"**/Doğan/**"**kisvesindedir*; tümüne göre, *Erdoğan olmadan, akepe'yi
                                    sürdürmek imkansızdır.*
                                     
                                    Diplomasızlık ve *"/grand mal/"*, ciddi sara, Erdoğan'ın sonudur, öyle
                                    düşünüyorlar; sonu, akepe'nin de sonu demektir ve istemiyorlar.
                                     
                                    Ancak epileptik ataklardan da bıktılar, nöbetlerde çok fevridir, bu
                                    nedenle, *kızağa, Çankaya'ya almak* istiyorlardı ve ben, diplomasızlık
                                    ve grand epilepsi ile bu kapıyı kapatıyordum.
                                    Hayli kızıyorlar.
                                     
                                     
                                    *BAŞBAKANLIĞI ÇANKAYA’YA TAŞIMAK***
                                     
                                    Savaş budur; *"/sara/"*sözcüğünü Abdülhamid'in burnuna çevirdiler,
                                    sansür ettiler.
                                     
                                    Diplomasızlığı ise önemsemediler, bir çare bulurlar; nitekim Ergun
                                    Özbudun, Erdoğan için hazırladığı anayasa taslağında, gerekli tahsili
                                    ilkokula indirmişti; Hürriyet bunu hemen gördü, sevinçle, duyurmuştu.
                                     
                                    Ben de Hürriyet'i duyurduğumu hatırlıyorum.
                                    Erdoğan ise buna bir tepki olarak, başbakanlığı, fiilen ve mümkünse
                                    hukuken, yanında, Çankaya'ya taşımak istiyordu.
                                     
                                    Bütün oyun işte budur.
                                     
                                    Devlet işlerinin pek dışındadır, kapak tadındadır ve burada duruyorum.
                                     
                                    Artık Genelkurmay'a geliyorum.
                                    En son saklayan O'dur.
                                     
                                    *Genelkurmay şimdi Erdoğan'ı, Çankaya'ya yolcu etmeye hazırlanmaktadır.*
                                     
                                    *Elindeki bütün bilgileri, açmamak, bu anlamdadır.*
                                     
                                    ***
                                     
                                    *Genelkurmay, işte bu Erdoğan'ı, yukarıya, yolcu etmektedir.*
                                     
                                    Elinde men edici bütün bilgiler var.
                                    Bilgileri vermemekte ve büyük sorumluluk almaktadır.
                                     
                                     
                                    *ÇARE YOBAZİZM***
                                     
                                    *Şahane on yılımız var, **"**/1961-1971/**"**, çok korktular;
                                    ilericiler, solcular, sosyalistler, Cumhuriyet'i, ileriye doğru
                                    fırlattılar.*
                                     
                                    Bunun içinde, *"/15-16 Haziran 1970/"*ayrı bir tarihtir, *İstanbul'da
                                    işçiler, iki gün için, İstanbul'u ellerine aldılar.
                                    İstanbul'un zenginleri çok korktular ve **"**/bir daha
                                    asla/**"**dediler*; sanki hepsi saralı oldular; korku'dan farkı azdır,
                                    nöbete girdiler.
                                     
                                    *Çare aradılar ve buldukları çare, yobazizm oldu*; 12 Mart ve 12 Eylül
                                    sadece kademeleri ve denemeleri idi ve sonunda, *"/sara bizimdir/"*,
                                    dediler.
                                     
                                    Kara özet ve karalama işte budur.
                                     
                                     
                                    *KENDİNİ ALDATAN AYDIN***
                                     
                                    Aydın-Saydın, üç yol ya da jüstifikasyon buldular.
                                     
                                    *Aydın-saydın, katılmak için bir inanca, bir teori'ye muhtaçtırlar;
                                    zaman zaman kendilerini aldatmak zorundadırlar.*
                                     
                                    Demek *aydın olmak, kolay değildir ve bazıları için her teslimiyet bir
                                    ayrı teoridir.*
                                     
                                    Başlarda daha aydın'dılar,bu nedenle olabilir,
                                    *"/yobaz/"*görebiliyorlardı, kemalizm'e karşı diyorlardı, amma, bizi,
                                    Avrupa'ya sokacaklar, Avrupa mühimdir, *"/derdimiz kalmaz/"*; bu masala
                                    mahkum oldular.
                                    Ah bir soksunlar ve bizi sokacaklar, ancak bunlar sokarlar; yeter ki
                                    soksunlar, çok neşeli ve umutlu insandırlar.
                                    Sonra unuttular ve umutlarıyla çok bozuldular ve orada kaldılar.
                                     
                                    *Belki başında aydındılar ve şimdi ne olduklarını bildiklerini sanmıyorum.*
                                     
                                    *Bir kısmı artık tarikatlardadırlar.*
                                     
                                     
                                    *AVRUPA'YA HAYRAN VE DEMOKRASİYE AŞIK***
                                     
                                    Avrupa'ya hayran ve demokrasiye aşıktılar, ikinci aşamada bu gözü
                                    karalar varlar, gözleri kara, sadece demokrasi görüyorlar.
                                    Ve 2010 yılında bu gözü karalar,*"/yetmez ama evet/"*dediler; *evet
                                    dedikleri karanlıktı, seçtiler ve orada kaldılar.*
                                     
                                    Kalmasalar ne olur ki, artık pek buruşukturlar.
                                    Artık bunları kimseler almazlar ve bunu biliyorlar.
                                     
                                    Çöp sepetlerine atıldılar.
                                     
                                     
                                    *BARIŞÇIL KAPİTALİZM VAAZLARI***
                                     
                                    *Üçüncü ve en son türe gelmiş durumdayız ve bunlar bağ bozumudurlar.*
                                     
                                    *Silivri'den çıktılar.*
                                     
                                    *İçlerinde aslanlı yolu tavaf edenler de var, ne demektir, anlamamıştım
                                    ve yavaş yavaş anlıyorum.
                                    *Peki, ancak *devrimci durumdayız ve devrim tarihi ve dili kullanmak
                                    istiyorum.*
                                     
                                    Çok kısa tutuyorum.
                                     
                                    O halde *Karl Kautskiy*'i anlatmak durumundayım ve büyük bir Alman
                                    devrimcisiydi ve ne oldu, Birinci Dünya Savaşı'nın eşiğinde,
                                    *Ultraemperyalizm'i* keşfetti, *yoldan çıkma ve oportunizmi seçme*
                                    anlamındadır.
                                     
                                    Balşaya Savyetskaya Ansiklopedi'den, Vol.
                                    11, alıyorum ve şu anlamdadır, artık kapitalizm gelişmiş ve /izjinaniya
                                    evo protivoreçiyiy/, çelişkilerinden kurtulmuştur, bundan böyle
                                    *barışcıl bir kapitalizm* karşımızdadır.
                                     
                                    Devrimci yöntemlerle karşı çıkmak geride kalmaktadır, Kautskiy, bunları
                                    vaaz etmektedir.
                                     
                                    *Lenin*de aşağı yukarı aynı tarihlerde, *"/Imperialism and The Split in
                                    Socialism/"*incelemesini yazmıştı, Collected Works 23,ve burada*,
                                    kapitalizmi, monopoli kapitalizm, parazitik kapitalizm ve can çekişen
                                    kapitalizm* olarak anlatıyordu.
                                     
                                    *Monopol varsa her zaman şiddeti kullanmaktadır, parazitik ise
                                    ahlaksızlık temel karakterdir ve can çekişiyorsa, ben ekliyorum,
                                    yobazizm mutlak vardır.*
                                     
                                    Lenin'in bu incelemesine göre, *emperyalist aşama ile sosyal mücadelede
                                    bölünme kaçınılmazdır.*
                                     
                                    Ne ilginç şimdi bizde de bölünme esas olmuş haldedir.
                                     
                                    Balşaya Savyetskaya Ansiklopedisi, Kautskiy'e yakıştırılan
                                    *"/oportünist/"*sıfatını da hatırlatıyor.
                                     
                                    Ancak, menşevikler için de kullanılıyordu, Balşaya Savyetskaya
                                    Ansiklopediya Vol.
                                    16 ve bu, *kapitalizmdeki değişme ve gelişmeleri abartmaktan* kaynaklanıyor.
                                     
                                    Şöyle söyleyebilirim, *nerede abartma varsa, orada oportünizm vardır.*
                                     
                                    Buraya ve Türkiye'ye gelmiş oluyoruz.
                                     
                                    Ancak Lenin'in, Kautsykiy üzerine kalıcı çalışması, *"/Poleterskaya
                                    Revolutsiya İ renegat Kautskiy/"*adını taşıyordu; Rusça *"/Renegat/"*ve
                                    Türkçe, *"/Dönek/"*diyoruz.
                                     
                                    *Oportünist veya değil, ama bunlar mutlak dönek'tir *ve renegat'tırlar.

                                     

                                    Lale Gurman <lale....@gmail.com> Aug 03 03:03PM +0300  

                                    Değerli dostlar,
                                     
                                     
                                    Prof. Tolga Yarman 04.08.2014 Pazartesi saat 16.00'da Ulusal Kanal'da Can
                                    Karadut'un konuğu olacak ve su sorunu konusunda çözümlerini anlatacak.
                                     
                                    Sayın Yarman aynı kanalda on gün kadar önce yine aynı konuyla ilgili olarak
                                    konuşmuş, 25 yıl kadar önce oluşturduğu projesini anlatarak, İstanbul
                                    Belediyesi'nin bu projeyi kabullenip uyguladığından söz etmişti. (Ekte)
                                     
                                    Yetkili ve sorumlulardan hâlâ bir çözüm önerisi gelmiyor fakat bizlerin bu
                                    konuyu iyi öğrenmesi gerek.
                                     
                                    Dostlukla,
                                    Lâle Gürman
                                    --

                                     

                                    isasecme <isas...@gmail.com> Aug 03 05:14AM -0700  

                                    EY ÇAKMA ATATÜRKÇÜLER, CHP'LİLER, SANDIK BOYKOTÇULARI, BİLİMSEL
                                    SOSYALİSTLER, KOMÜNİSTLER, YETMEZ AMA EVETÇİLER...!
                                     
                                    AKPKK YANİ ŞER CEPHESİ 1938 DEN BUYANA ÇALIŞIYORLAR..BU NOKTAYA DÜN
                                    GELMEDİLER..GAZETELERİ, BANKALARI, HOLDİNGLERİ, ÖĞRENCİ YURTLARI, VAKIF
                                    ÜNİVERSİTELERİ,DERSANELERİ, CEMAATLERİ, İNŞAAT ŞİRKETLERİ, MARKETLERİ,
                                    AVM'LERİ VS. VS. VAR.....ATATRÜKÇÜLER OLARAK ATATÜRK İÇİN, CUMHURİYET
                                    DEĞERLERİ İÇİN YILLARDIR NE YAPTIK, HANGİ ORTAK EKONOMİK DEĞERİMİZ
                                    VAR..GENÇLERİMİZE NE KADAR SAHİP ÇIKIP CUMHURİYET DEĞERLERİNİ ÖĞRETTİK,
                                    BAYRAK İNDİRİLDİ, YÜZBİNLER, MİLYONLAR SAHAYA İNDİK Mİ? KONSOLOSLUK
                                    GÖREVLİLERİ ESİR, NE YAPTIK, BAYKAL'A YILLARDIR KATLANDIK, KEMAL
                                    KILIÇTAROĞLU'NU KAYBETTİĞİ İLK SEÇİMDE DEVİRDİK Mİ? KOCAMAN BİR
                                    HAYIR..PARTİYE ÜYE OLUP ATATÜRK ÇİZGİİSNDE TUTMAK İÇİN MÜCADELE ETTİK Mİ.?
                                    HAYIR...ARMUTUN SAPI, ÜZÜMÜN ÇÖPÜ, ARMUT PİŞ AĞZIMA DÜŞ DEDİK VE ATA'M
                                    İZİNDEYİZ FETHİYE MARMARİSTEYİZ, ATAMIZDA İÇEREK BU VATANI KURTARDI
                                    MUHABBETİ İLE RAKI MASALARINDAN KALKMADIK..HALKIN CENAZESİ, NİŞANI, DÜĞÜNÜ,
                                    AÇLIĞI, İŞSİZLİĞİ BİZİ İLGİLENDİRMEDİ..BİR KİBİR BİR GURUR ALDI BAŞINI
                                    GİTTİ...ŞİMDİ NE DİYE ELEŞTİRİP SANDIK BOYKOTU DİYORSUNUZ, DÜN NEYDİNİZDE
                                    ŞİMDİ NE OLDUNUZ...EKMEL BEY GELDİĞİMİZ BU NOKTADA BİR SONUÇTUR...UYUMANIN
                                    VE BOŞVERMİŞLİĞİN SONUCU...CHP TEK BAŞINA CUMHURBAŞKANLIĞINI KAZANAMAYACAK;
                                    MECBUREN ÇATI ADAYINA DESTEK VERMEK ZORUNDA ÇÜNKÜ KARŞISINDA AKPKK, KCK,
                                    PKK İŞİT MÜSLÜMAN KARDEŞLER VE ELNUSRA, FETO VAR......SOL SAĞ YOK ARTIK
                                    KUVAİ MİLLEYE GİBİ DÜŞÜNMEK VAR......DİKTATÖRE BAŞKA TÜRLÜ KUVVETLE BAŞ
                                    KOYMAK MÜMKÜN DEĞİL...DÖVÜNMEYİ BIRAK GÖZÜNE FAR TUTULMUŞ TAVŞAN GİBİ
                                    BAKMAYI BIRAK AYAĞA KALK BİRAN ÖNCE ŞU YANAN ATEŞE SU TAŞI, ELİNDEN GELENİ
                                    YAP, YARIN ÇOK GEÇ OLACAK...AYDIN AYDINLIĞINI BİLECEK ZOR KOŞULLARDA GÜÇ
                                    KUVVET TOPLAMASINA YARDIM EDECEK...HER GEÇEN GÜN BİR ÖNCEKİNİ
                                    ARATIYOR..DAHA NE DÜŞÜNÜYOR, NEYE KÖSTEK OLMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ...KIRIN
                                    KİBİR VE GURURUNUZU, ÖNYARGILARINI, KOMLPLOCU DÜŞÜNCELERİ, HATTA BİR KEZ
                                    BİR İŞE YARAYINDA ŞU MEMLEKETTE YAŞADIĞINIZIN BİR ANLAMI OLSUN...ATA'MIZIN
                                    YÜZÜNE BAKACAK BİR EYLEMİNİZ OLSUN...YILLARDIR OLDUĞU GİBİ ATATÜRK VE
                                    CUMHURİYETTEN BAHSEDİP GEYİK MUHABBETİ YAPMAYIN...ELİNİZİ TAŞIN ATLTINA
                                    KOYUN, DESTEK OLMUYORSANIZ BARİ KÖSTEK OLMAYIN....AYDINI AYDIN, SANATÇISI
                                    SANATÇI, VATANDAŞI VATANDAŞ OLARAK GÖREVİNİ YAPACAK, DEĞİLSE SONRA KONUŞMA
                                    ELEŞTİRME ŞİKAYET ETME HAKKINIZ OLMAYACAK...!
                                    İSA SEÇME

                                     

                                    "Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Aug 03 04:16PM +0300  

                                    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
                                    From: Ismail Kara <kar...@gmail.com>
                                    Date: Sun, 3 Aug 2014 15:50:14 +0300
                                    Subject: Karozan İSMAİL KARA:TÜRK VE MÜSLÜMAN KİMLİĞİ
                                     
                                     
                                    TÜRK VE MÜSLÜMAN KİMLİĞİ
                                    Türk Kimliği :
                                    Türk olmak; sadece nüfus belgesinde T.C. yazan
                                    kişi Türk değildir.
                                    Türk olmak; bunu yüreğinde, beyninde hissetmektir.
                                    Türk olmak; Türk örf ve geleneklerini, Türk kültürünü
                                    yaşamak ve yaşatmaktır.
                                    Türk olmak; mert ve cesur olmaktır.
                                    Türk olmak; vaadinde durmak, sözünden dönmemek,
                                    hiç kimseyi aldatmamak, kandırmamaktır.
                                    Türk olmak; yalandan, dolandan, hırsızlıktan, arsızlıktan
                                    uzak, dürüst ve dosdoğru olmaktır.
                                    Türk olmak; vatanını, milletini, bayrağını, atasını sevmektir.
                                    Türk olmak; küçüklerine sevgide, büyüklerine saygıda
                                    kusur etmemektir.
                                    Türklükle hiç ilgisi olmayanlar (başta pek çok Ermeni
                                    ve Yahudi), Türk adlarını almışlar ve sözde Türk geçinir
                                    olmuşlardır. Türk adı almakla da, asla Türk olunamaz.
                                    Özetle Türk olmak; tam bir Türk olarak yaşamaktır.
                                    *
                                    Müslüman Kimliği :
                                    Müslüman olmak; sevgiyle yola çıkmak, tüm insanlara,
                                    hayvanlara, diğer canlılara, özetle her yaratılana
                                    sevgiyle bakmaktır.
                                    Müslüman olmak; Allah’ın emirlerine ve Hz.Muhammed’in
                                    hadislerine uygun hareket etmektir.
                                    Müslüman olmak; son derece dürüst ve güvenilir olmaktır.
                                    Müslüman olmak; asla yalan söylememek, hiçbir zaman
                                    doğruluktan ayrılmamaktır.
                                    Müslüman olmak; “İnsan, insanın kardeşidir” ilkesine
                                    bağlı olmaktır.
                                    Müslüman olmak; insana ya her hangi yaratılana, eza, cefa
                                    etmemektir.
                                    Müslüman olmak; Allah’ı anarak, bir başka Müslüman’ı ya da
                                    insanı katletmemektir.
                                    Sözde “Ben Müslüman’ım” demekle de Müslüman olunmaz.
                                    Müslümanların çok kullandığı Recep, Şaban, Ramazan,
                                    Ali, Muhammed, Hasan, Hüseyin, Ahmet vb… adlarıyla
                                    anılmakla da kimse Müslüman olamaz.
                                    Özetle Müslüman olmak; insanlığı, insanca yaşamaktır.
                                    *İsmail KARA*
                                    http://karozan.blogspot.com/2014/08/turk-ve-musluman-kimligi.html
                                     
                                    *WEB ::: http://karozan.blogspot.com <http://karozan.blogspot.com>*
                                      "İsa Seçme" <isas...@gmail.com> Aug 03 03:18PM +0300  

                                      EY SANDIK BOYKOTÇULARI...!
                                       
                                      Cumhurbaşkanlığı seçimleri için muhalefet aday arayışına girdiğinde,
                                      Tayyip’i yıkabilecek adayın nitelikleri tartışıldı. Bunlar şunlardı:
                                      *Adayın, Atatürk’le, Cumhuriyet’le, laiklikle bir sorunu olmamalıydı ki,
                                      CHP tabanından oy alabilsin.
                                      *Adayın Türklükle, Türk milliyetçiliğiyle bir sorunu olmamalıydı ki MHP
                                      tabanından oy alabilsin.
                                      *Adayın Dinle bir çatışması olmamalıydı ki, AKP tabanından da oy alabilsin.
                                      Aslında Cumhurbaşkanlığı seçimi için denklem net; CHP artı MHP oylarının
                                      tamamı alınmalı. Bu oyların toplamı en fazla %45. Ama bu da yeterli değil,
                                      AKP’lilerin de, Saadet, BBP gibi partilerin muhafazakâr tabanının da oy
                                      verebileceği bir isim gerekli.
                                      Sonuç olarak bu isim bulundu: Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu
                                      Aslında hem CHP’nin, hem de MHP’nin tabanı buna memnun olmalı.
                                      Çünkü CHP’nin sol bir adayla seçim kazanma ihtimali sıfır!
                                      MHP’nin milliyetçi bir adayla seçim kazanma ihtimali de sıfır!
                                      CHP ve MHP’nin ortak adayının bile seçim kazanma ihtimali yüzde yüz değil,
                                      artı oya ihtiyaç var. Ve bu oyları atacak taban da muhafazakâr kesim.
                                      Demek ki Ekmel Bey, bu işi başarmak için tespit edilen en ideal aday.
                                      Ama görüyoruz ki, CHP içinde Perinçek tarafından kışkırtılan bir hizip,
                                      “laiklik elden gidiyor, Ekmeleddin’e oy verilmez, ha Tayyip ha Ekmeleddin”
                                      diye kara propagandaya başladı. Şimdi CHP’li seçmenin bir bölümünün seçimi
                                      boykot etmesi, sandığa gitmemesi sağlanmaya çalışılıyor.
                                      Elbette bu kampanyanın başı Tayyip; Gafil taşeronlar da yok değil eşbette.
                                      Hedef, CHP tabanından %5-%10 arasında bir kesimi sandıktan uzak tutmak ve
                                      seçimi Tayyip’in birinci turda kazanmasını sağlamak.
                                      CHP tabanında yükselen bu küçük, ama tiz sesi kesmek için CHP yönetiminde
                                      bir panik oluştu ; Ve bizce çok yanlış bir tavırla, Ekmel Beyin kadar laik
                                      olduğunu ispatlamak gibi bir çabaya girişildi. İşte asıl tuzak da burada
                                      gizli.
                                      Ekmel Bey CHP’lilerin tümünden oy alsa ne yazar? Seçimi kazanmaya yetmez ki!
                                      Asıl hedef, geçtiğimiz seçimlerde AKP’ye oy vermiş, bu seçimler için
                                      Tayyip’e oy vermeye pek niyetli olmayan iki ara bir deredeki, %5’lik bir
                                      kitleyi ikna etmek ve onların oylarını almak olmalıydı. Bu ise “ben laikim”
                                      diyerek olmaz!
                                      CHP’li muhalifler ve “ben laikim” diyen sözde muhalifler kusura bakmasın
                                      ama Ekmel Bey, tam tersine Tayyip’ten daha Dindar ve samimi bir Müslüman
                                      olduğunu ispatlamalı ki AKP tabanından oy alabilsin!
                                      Bu propaganda kimi CHP’lileri rahatsız edebilir ama bundan asıl rahatsız
                                      olacak isim Tayyip’tir!
                                      CHP’liler sakin olsun; bu adamın laiklikle bir meselesi yok, (ailesi zaten
                                      laik anlayışta!)
                                      Bırakınız, Ekmel Bey halka gerçek dini ve dindarlığı anlatsın.
                                      Unutmayın şu anda kurtulmaya çalıştığımız adam din sömürüsü ile başta
                                      duruyor ve bizim de bu kozu ve silahı onun elinden almamız gerek…
                                      Çocukluğun ve şımarıklığın lüzumu yok!
                                       
                                       

                                       

                                      "İsa Seçme" <isas...@gmail.com> Aug 03 03:50PM +0300  

                                      ORHAN ÇEKİÇ EKMELETTİN BEY, Değerli dostlar, Mustafa Kemal Paşa'nın
                                      kurtuluşa uzanan yolun taşlarını döşemek üzere harekete geçerken izlediği
                                      strateji, bugün yüz yüze kaldığımız pek çok sorunun çözümü için de gene yol
                                      gösterici mahiyettedir. O'nun, belirlediği hedefe ulaşmak için yararlandığı
                                      kaynaklara bakın, içlerinde Rus Lenin de vardır, Kürt Diyab Ağa da vardır,
                                      Mutki Aşiret Reisi Hacı Musa Ağa da vardır, Hacıbektaş'ta Alevi Dedesi
                                      Cemalettin Efendi, Postnişin Niyazi Efendi de vardır. Hiçbirine ulusal
                                      çıkarlarımıza ters düşecek bir taviz vermemiş ama ulusal kurtuluş için
                                      herkesten yararlanmasını da bilmiştir. Bunun için de, "bunlar geçmişte
                                      Türkiye için falan yerde şunu yazmış, filan yerde yaptığı konuşmanın bir
                                      yerinde de şunu söylemiş..." türünden safsatalara da katiyen itibar etmemiş
                                      ve hedefe yürümüştür. O, böylece emin adımlarla, dimdik hedefe yürüdüğü
                                      için, sonunda işgalciler de ezik, başları eğik olarak geldikleri yerlere
                                      doğru ufak ufak yürüdüler. Hem de Dolmabahçe önünde, sancağımızı
                                      selamlayarak... Ekmeleddin Bey'in babası şuymuş, kendisi aslında buymuş,
                                      ekmeğin bile fiyatını bilmezmiş bahanesini ileri sürenlere hatırlatmak
                                      istedim. Erdoğan'ın ne olduğunu bunca yıl görememiş, algılayamamış olanlara
                                      sözümüz zaten olamaz. Onlar her türlü rezil yönetime "eyvallah", demeye
                                      hazır olduklarını destekleriyle göstermektedirler zaten. Bizim sözümüz,
                                      hâlâ kararını verememiş olan ve "aydın olmayı " da kimselere bırakmayan
                                      kesime... tayyip-ihsanoglu-1ka Bu seçimin bir cumhurbaşkanı seçimi
                                      olmasının çok ötesinde, " Erdoğan BAŞKAN olsun mu, olmasın mı?" seçimi
                                      olduğunun ayırdına varamamışlara...Sözümüz onlara... Son sözümüz gene
                                      Atatürk'ten: " Varılmak istenen hedef yaşamsal ölçüde kutsal ise, ulusal
                                      ise, o yola varmak için izlenen her yol, mübahtır, meşrudur... Bu fikrin
                                      gerçek sahibi Makyavel'dir ve destekleyicilerine de "Makyavelistler" denir.
                                      Atatürk bu fikri savunanlardandır. Gene Mustafa Kemal'den, mealen aktaralım
                                      ki daha kolay anlaşılsın: " Bir yönetim sapıtabilir, her haltı işleyebilir.
                                      Ülkeyi soyup soğana çevirebilir. Üstelik bütün bunları da demokratik
                                      yollardan iktidara geldikten sonra yapabilir. Bu yönetimin içine düşmüş
                                      bulunduğu bu gayrimeşru düzenden, çalınan çırpılandan, bunları seyreden tüm
                                      yönetilenler yani halkın her bir bireyi de, oy vermiş veya vermemiş olsun,
                                      sorumludur..." Kendini Kemalist sanıp da, bu mevcut düzenin devamına yol
                                      açacak olan "Seçimleri boykot ediyoruz...Çünkü Ekmelettin'i yeterince
                                      Kemalist bulmuyoruz..." diyenlere yeniden bu hatırlatmayı yapıyoruz...Bir
                                      bahaneye sığınmamalıdırlar. "Tatilimizi bölmek işimize gelmiyor..." demek
                                      dürüstlüğünü gösteremiyorlarsa, bari sussunlar, olumsuz propagandaya alet
                                      olmasınlar. Onu zaten yapanlar yeterince yapıyorlar, bir de kendileri o
                                      değirmene su taşımasınlar... Fakat, güneş, kum, deniz, eğlence bitip de,
                                      evli evine, köylü köyüne dönünce, Eylül yağmurlarıyla birlikte yağmur gibi
                                      gelen her gün yeni bir gerici uygulamanın karşısında "timsahın göz
                                      yaşlarını" dökmesinler...Artık onlara yakışanı, "Kendim ettim, kendim
                                      buldum..." türküsünü çığırmak olmalıdır. Çünkü tarafların mevcut oy
                                      potansiyeline bakılırsa, Erdoğan'ın kaybedeceği kesindir. O takdirde,
                                      gelecek seçimler dahil, her bir şeyin yıkılıp gideceği kesindir. Her
                                      pisliğin ortaya çıkacağı, yepyeni bir dönemin başlayacağı kesindir. Bundan
                                      sonra hiçbir yobazlığın bu topraklarda hayat bulamayacağı kesindir. Yepyeni
                                      bir beyaz sayfanın açılmış olacağı kesindir. Aksi olursa Erdoğan'ın 10 yıl
                                      Başkan olacağı kesindir. O zaman da sözünde duracağı, Cumhuriyet'in 100.ncü
                                      yıl dönümü olan 29 Ekim 2023'de Türkiye İslam Cumhuriyeti'ni ilan edeceği,
                                      Hilafeti geri getireceği, böylece yıllardır söylediği "büyük hedefi"
                                      gerçekleştireceği kesindir. 10 Ağustos (1920) tarihlerimizde Sevr
                                      Antlaşması'nın yani Osmanlı Devleti'nin çöküşünün simgesidir. Bizde de bu
                                      seçim 10 Ağustos'a getirtildi. O gün ya Erdoğan seçilecek ve yeniden bir
                                      din devletine dönüşün temeli atılacak veya Erdoğan kaybedecek, Ekmeleddin
                                      Bey cumhurbaşkanı olacak ve bundan böyle de hiç kimse Çankaya'ya "...bu
                                      dinimiz gereğidir..." deyip, onlarca İmam-hatip okulu projesi
                                      götüremeyecek. Çünkü Ekmeleddin Bey islamın ne olup ne olmadığını en iyi
                                      bilen bir bilim adamı olarak o koltukta, laikliğin teminatı olacak. Bir
                                      noter gibi davranmayacak. Bunun arkasından da gereken tüm soruşturmalar,
                                      hırsızlıklar, yolsuzluklar ve mahkûmiyetler gelince de ortada ne Ak kalacak
                                      ne de partisi. Ampül patlayacak.O dağılan parçalardan yeniden bir ampül de
                                      hiçbir zaman yapılamayacak Seçiminizi buna göre yapmalısınız sevgili
                                      dostlar... ORHAN ÇEKİÇ

                                       

                                      "Dr.Kayaalp Buyukataman" <k...@turkishforum.com.tr> Aug 03 08:42AM -0400  

                                      TURK ULUSUNUN DEGERLI MENSUPLARI
                                       
                                      KOPRUNUN ALTINDAN VE USTUNDEN COK SULAR AKDI.. COK SEYLER SOYLENDI.. CESITLI
                                      ANALIZLER VE ANKETLER YAPILDI .. HER BIR DEGERLI FIKRI VE TAVSIYEYI GOZ
                                      ONUNE ALARAK BENIM KIRMIZI CIZGIM ASAGIDA BELIRTILDIGI GIBIDIR .
                                       
                                      NEDEN 10 AGUSTOSDA OYUMU KULLANACAGIM VE NEDEN TAYYIP EFENDIYE OY
                                      VERMIYECEGIM
                                       
                                      1- DIN SOMURUCUSU VE YALANCILARIN YONETTIGI AKP IKTIDARINA KARSI EN
                                      DEMOKRATIK "BAS KALDIRMAYI" GERCEKLESTIREN VE BU EYLEMDE HAYATLARINI FEDA
                                      ETMEKDEN CEKINMEYEN GEZI COCUKLARINA BORCUM VAR .. ARALARINDA FIZIKEN
                                      OLAMADIM , 10 AGUSTOSDA OYUMLA ONLARLA BERABER OLACAGIM
                                       
                                      2- TURKIYE BIR KABUS DONEMINDEN GECMEKDE . BU HEPIMIZI ETKILIYOR .. 10
                                      AGUSTOSDA BENDE SAYIN PROF DR. NERMIN ABADAN'IN VECIZ SOZU ILE IFADE ETTIGI
                                      GIBI " HAYALLERIMIN ADAYI KAZANSIN DIYE DEGIL, KABUSLARIMIN ADAYI KAZANMASIN
                                      DIYE 10 AGUSTOSDA SANDIGA GIDIYORUM" ..
                                       
                                      3- 10 AGUSTOS SONRASI TURKIYENIN YALANCI VE HIRSIZ BIR DIKTATORUN
                                      BASKAN OLARAK YONELTIGI DEVLET OLMAMASI VE LAIK CUMHURIYETIN DEVAMI SANSININ
                                      ELIMDE OLMASI ICIN OYUMU KULLANACAGIM
                                       
                                      4- SECIM SANDIGINA GITMEMEK VEYA GIDIP BOS GECERSIZ OY KULLANMAK, CAHIL
                                      ZUMRENIN DESTEKLEDIGI TAYYIB'E YARACAGI ICIN 10 AGUSTOSDA OYUMU GECERLI
                                      OLARAK KULLANACAGIM
                                       
                                      5- KIRMIZI CIZGISI, TURKIYENIN PARCALANMAMASI VE/VEYA VATAN
                                      TOPRAGINDAN BIR KARIS BILE ODUN VERILMEMESI OLAN TEK ADAYI (EKMEL BEYI)
                                      DESTEKLEMEK ICIN OYUMU KULLANACAGIM.
                                       
                                      6- TURKIYEYI 10 YILI ASKINJ BIR SUREDIR YONETMEKDE OLAN KISILERIN ,
                                      YENIDEN YONETMEYE DEVAM ETMESI HALINDE, CIKACAK OLAYLARI VE CAN KAYIPLARINI
                                      ONLEMEK YONUNDE OYUMU KULLANACAGIM.
                                       
                                      BANA BU KADAR SEBEB FAZLA BILE NE DOGRULTUDA OY KULLANACAGIMI SECMEK ICIN..
                                       
                                      OY KULLANMAMAYI TESVIK EDEN VE KENDILERI BU BAGLAMDA ULUSALCI VEYA
                                      MILLIYETCI OLARAK ISIMLIYEN CB ADAYLARINI VE KENDILERI GIBI DUSUNMIYEN HER
                                      BIR KISIYI VE KURULUSU AMERIKAN AJANI, AMERIKANCI, BOP CI VATAN HAINI GIBI
                                      YAFTALARLA DAMGALAMAYA CALISAN HEYACANLI DOSTLARIMI KARARLARINI BIR KERE
                                      DAHA GOZDEN GECIRMEYE DAVET EDIYORUM "SAYET GEZI COCUKLARINDAN
                                      UTANMIYORSANIZ, ONLARIN GAYRETLERINI HICE SAYIYORSANIZ, OY KULLANMAYIN" .
                                       
                                      ONLARA OLAN BORCUNUZU VE VATANIN BUTUNLUGUNU ON PLANA ALIYORSANIZ 10
                                      AGUSTOSDA OMUZ OMUZA OY KULLANALIM VE HEB BERABER SECIMDEN ONCE VE SONRA
                                      LAIK TURKIYEYE DONUS YAPMAK ICIN ELELE CALISALIM.. UNUTMAYIN SAKIN.. BOYLE
                                      BIR GAYRETI TAYYIP EFENDI BASDA IKEN DEMOKRATIK OLARAK YAPMAK TATLI BIR
                                      HAYALDEN OTEYE GIDEMEZ .
                                       
                                      SAYGILARIMLA
                                       
                                      DR. KAYAALP BUYUKATAMAN, BASKAN
                                       
                                      TURKISH FORUM - DUNYA TURKLERI BIRLIGI

                                       

                                      "Yusuf Tunçer" <yusuf...@gmail.com> Aug 03 04:08PM +0300  

                                      BDP-HDP-HDK-KCK-PKK adı her neyse onların yayın organı Özgür Gündem
                                      gazetesi 1 Ağustos 2014 Cuma günü ilk sayfasından verdiği haberde
                                      PKK'nın liderlerinden Cemil Bayık'ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
                                      Demirtaş'a destek mesajını kamuoyuna duyurdu.
                                       
                                      PKK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık şunları söylüyor:
                                       
                                      ​*Özgür Gündem / 1 Ağustos 2014*
                                       
                                      *"Demirtaş'a verilen her oy;*
                                      *tek millet, tek devlet, tek vatan ve tek bayrağa ret oyu olacaktır."*
                                       
                                      Demirtaş'a oy vermenin ne anlama geldiğini PKK yöneticisi Cemil Bayık çok
                                      özlü anlatmış.
                                       
                                      Özellikle Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığından sonra arayışa girip
                                      Demirtaş'a oy vermeyi düşünen Alevi kökenli yurttaşlarımıza uyarıdır.
                                       
                                      TAYYİP ERDOĞAN'I DESTEKLİYORSAN, AÇILIM ORTAĞI DEMİRTAŞ'A OY VER,
                                      NASILSA SEÇİM SONRASI DAHA DA SARMAŞ DOLAŞ OLACAKLAR,
                                       
                                      CUMHURİYETTEN VAZGEÇTİYSEN GİT DEMİRTAŞ'A OY VER,
                                       
                                      AYRI VATAN, AYRI DEVLET, AYRI BAYRAK İSTİYORSAN
                                      GİT DEMİRTAŞ'A OY VER CANIM KARDEŞİM...
                                       
                                      Türkiye, Başkanlık heveslisi bir diktatörün Cumhurbaşkanlığı seçimlerini
                                      kazanması yanında,
                                      aynı zamanda her fırsatta ayrılığı savunan ve tepki oylarından dolayı
                                      oylarını % 10'un üzerine taşıyabilecek özerklik heveslileri tehlikesiyle
                                      de karşı karşıyadır.
                                       
                                      Gerekirse sandığa gitme ama ne olursa olsun Selahattin Demirtaş'a oy verme..
                                       
                                       
                                       
                                       
                                       

                                       

                                      "mustafa acer" <ma...@ttmail.com> Aug 03 03:38PM +0300  

                                      VESAYET! Mustafa ACER 03. 08. 2014
                                       
                                      Sayın ERDOĞAN; "Vesayet rejimini kaldırdık" diyor. Yani Türkiye; Dahili Güç
                                      odaklarının vesayetinden çıkmış.
                                       
                                      Peki, Dahili Güç odakları ne oldu? AKP'nin vesayeti altına girdi.
                                       
                                      Peki, AKP Egemen Dış Güçlerin vesayeti altında değil mi? Bu durumda iç
                                      güçler de dolaylı olarak Egemen Dış Güçlerin vesayeti altına girmiş olmuyor
                                      mu?
                                       
                                      Egemen Dış Güçlerin istekleri doğrultusunda uygulamalar yapılması ve din
                                      üzerinden toplum baskı altına alınarak, İslamiyet dışı bütün uygulamalar hoş
                                      gösterilmeye çalışılması ile Türk Milleti aldatılmış olmuyor mu?
                                       
                                      Ülke içindeki güç odakları baskı altında tutularak; Ordu, Yargı, Medya, İş
                                      dünyası, Üniversiteler, Bilim adamları, Siyaset mensuplarına Egemen Dış
                                      Güçlerle işbirliği yapılarak kumpas kurulmuş ve esir kamplarında tutularak
                                      sindirilmeye çalışılmıştır.
                                       
                                      Egemen Dış Güçlerin vesayeti sayesinde, Hiçbir Milli Hükümetin kabul
                                      edemeyeceği uygulamalar yapılmıştır.
                                       
                                      Dış Güçlerin direktifleri olmasaydı, Milli bir Hükümet'te;
                                       
                                      · Sayın ERDOĞAN, Başbakan olmadan önce Beyaz Saray'da ağırlanarak,
                                      icazet alabilir miydi?
                                       
                                      · Sayın ERDOĞAN, BOP Eşbaşkanı olur muydu?
                                       
                                      · Sayın ERDOĞAN, Yahudi Cesaret Ödülünü alabilir miydi?
                                       
                                      · Sayın Abdullah GÜL, İngiltere Krallığının Şövalyesi olabilir
                                      miydi?
                                       
                                      · Arap Baharı safsatası ile Ortadoğu Coğrafyasındaki Müslüman
                                      Ülkelere Müdahale edilmesine destek verebilir miydi?
                                       
                                      · Libya'da Kaddafi'nin devrilmesi için savaş gemisi gönderir miydi?
                                       
                                      · Müslüman Ülkelerde kan ve gözyaşı yaratan Terör Örgütlerine destek
                                      verir miydi?
                                       
                                      · İsrail'i desteklemek için gerekli üsler, patriyotlar ve savaş
                                      cihazları Türkiye'ye yerleştirilebilir miydi?
                                       
                                      · Türk Askerlerinin başına çuval geçirilmesine seyirci kalır mıydı?
                                       
                                      · Terör konusunda dış güçlerle işbirliği içerisinde olur muydu?
                                       
                                      · Siyonizm'in kurucusu Theodor Herzl'i anmak için Türkiye'de
                                      konferans toplanması konusunda destek verilir miydi?
                                       
                                      · Irak'a askeri müdahale için ABD Askerlerinin Türkiye topraklarını
                                      kullanması konusundaki Teskere TBMM'ne gelir miydi?
                                       
                                      · ABD'nin Irak'a yaptığı Askeri müdahale sırasında, İncirlik üssü
                                      kullanılabilir miydi?
                                       
                                      · Sayın ERDOĞAN; "ABD'li Askerler sağ salim Ülkelerine dönebilsin"
                                      diye dua eder miydi?
                                       
                                      · Sayın Cüneyt ZAPSU "Sayın ERDOĞAN'ı, kullanın, deliğe süpürmeyin"
                                      der miydi?
                                       
                                      · 29 Ekim 2004 Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş gününde; yıkım
                                      anlaşması olarak, AB Anayasası imzalanır mıydı?
                                       
                                      · Kürt, Alevi, Roman, etnik gruplarla ilgili açılım adında
                                      ayrımcılık yapılır mıydı?
                                       
                                      · PKK Terör örgütü ile "baldıran zehri içerek" Oslo'da ve İmralı'da
                                      pazarlıklar yapılabilir miydi?
                                       
                                      · Bülent ARINÇ'a suikast iddiası ile Askeri Kozmik odalara girilip
                                      gizli bilgiler deşifre edilebilir miydi?
                                       
                                      · Bakanlıklarda bu kadar yabancı danışman çalıştırılır mıydı?
                                       
                                      · Türkiye'nin parçalanmasına neden olacak, özerkliği çağrıştıran
                                      yerel yönetimler yasası hazırlanabilir miydi?
                                       
                                      · Yabancılara toprak satışı serbest bırakılır mıydı?
                                       
                                      · Yabancılar vergiden muaf tutulur muydu?
                                       
                                      · Pırlanta ve kıymetli taş ithali ve satışında vergiler kaldırılır
                                      mıydı?
                                       
                                      · Askerler, Bilim adamları, Yazarlar, Düşünürler, siyasiler; kumpas
                                      kurularak, düzmece suçlarla cezaevlerinde tutulabilir miydi?
                                       
                                      · Habur sınır kapısında düzmece mahkemelerle Teröristler pişmanlık
                                      yasasından faydalanabilir miydi?
                                       
                                      · Yurdun bütün varlıkları; özelleştirme adı altında, haraç mezat
                                      yabancılara ve yandaşlara satılabilir miydi? Satışlardan rüşvet alınabilir
                                      miydi?
                                       
                                      · Yerli bankaların çoğunluğu yabancıların eline geçebilir miydi?
                                       
                                      · Yapılan bütün ihaleler, satışlar, ruhsatlardan rüşvet alınarak;
                                      aile fertlerine ve yandaşlara menfaat sağlanır mıydı? Yargıya müdahale
                                      edilerek, yolsuzlukların araştırılması engellenebilir miydi?
                                       
                                      · Kayıp trilyonlar ve Deniz Feneri davalarında halktan toplanan
                                      paraların sorgulanmadan kapatılması mümkün müydü?
                                       
                                      · Domuz ve yaban domuzu kasaplık hayvan statüsüne alınabilir miydi?
                                       
                                      · Evlilik dışı ilişkiler suç olmaktan çıkarılabilir miydi?
                                       
                                      · ABD Büyükelçisi söyledi diye; Cuma hutbesinde okunan "Allah
                                      katında din İslam'dır" Ayeti okunmaktan vaz geçilir miydi?
                                       
                                      · Papa Jean Poul'ün ölümü üzerine yas ilan edilebilir miydi?
                                       
                                      · Türkiye'de Ortodoks din devleti kurulması anlamına gelen,
                                      "Ekümenlik konusuna" destek verilir miydi?
                                       
                                      · Ermenilerin binlerce Türk'ü vahşice öldürdüğü Akdamar Kilisesi
                                      ibadete açılabilir miydi?
                                       
                                      · Rum Pontus Devleti kurma hayallerinin dalgalandırıldığı ayinlerle,
                                      Sümela Manastırı Hıristiyanlara ibadete açılabilir miydi?
                                       
                                      · Sayın ERDOĞAN; Barak OBAMA ile telefonda konuşurken beysbol sopası
                                      gösterilerek tehdit edilebilir miydi?
                                       
                                      · Ege Denizinde 11 ve Akdeniz'de 5 Türk adasına Yunanistan bayrağı
                                      dikilebilir miydi?
                                       
                                      · İsrail Gazze'ye saldırıp, Binlerce Müslüman'ın canına kıyabilir
                                      miydi?
                                       
                                      · İsrail; Nil'den Fırat'a topraklarda hak iddia edebilir ve Türkiye
                                      topraklarında İsrail güdümünde Kürt devleti kurma hayaline kapılabilir
                                      miydi?
                                       
                                      · IŞİD Musul Türk Konsolosluğunu basıp 49 Türk'ü esir alabilir
                                      miydi?
                                       
                                      · T.C. ve Türk Milleti ifadeleri, Andımız kaldırılabilir miydi?
                                       
                                      · Milli Bayramların kutlanması konusunda kısıtlamalar getirilir ve
                                      Atatürk anıtlarına çelenk konması yasaklanır mıydı?
                                       
                                      · Egemen Dış Güçlerin istekleri doğrultusunda birçok kanun
                                      değişikliği yapılabilir miydi?
                                       
                                      Ve daha birçok konuda Egemen Dış Güçlerin istedikleri uygulamalar
                                      yapılabilir miydi?
                                       

                                       
                                      Bugün AKP Egemen Dış Güçlerin vesayeti altındadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin
                                      Egemen Dış Güçlerin vesayetinden kurtulması için AKP'den kurtulması şarttır.
                                       
                                      AKP'ye muhalif olanlar da İktidar olmanın yolunun Egemen Dış Güçlerin
                                      vesayetine girmek olarak görüyorlarsa bu en büyük yanılgıdır.
                                       
                                      Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkınması, gelişmesi, çağdaş uygarlık seviyesine ve
                                      daha ileriye gitmesi için tek yolu Mustafa Kemal ATATÜRK göstermiştir.
                                      ATATÜRK; "Hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin
                                      planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir" diyerek,
                                      hiçbir yabancının vesayeti ile ülkenin gelişmesinin mümkün olmayacağını
                                      ifade etmiştir.
                                       
                                      Tek çıkar yol; ATATÜRK ilke ve hedeflerine gönülden bağlı kadroların,
                                      Bağımsız Türkiye Cumhuriyetine sahip çıkarak, Türkiye'yi yüceltmesidir.
                                       
                                      Bizim için hiçbir yabancı ideoloji ve yönlendiricinin faydası yoktur. Bize
                                      ATATÜRK ilke ve hedeflerinin rehberliği yeter.

                                       

                                      Abdullah Mustafa <abdullah...@gmail.com> Aug 03 02:02PM +0300  

                                      TARİH VE KISSALAR - 116
                                       
                                       
                                      B. PEYGAMBER KISSALARI - 96
                                       
                                       
                                      11. HZ. MUSA, HARUN VE İSRAİLOĞULLARI- 31
                                       
                                       
                                       
                                       
                                      d) İsrailoğulları - 2
                                       
                                       
                                      (3) İsrailoğulları ve Buzağıya tapanlar

                                       
                                       
                                      Ve Mûsa ile kırk gece için sözleşmiştik de siz bunun ardından buzağıyı
                                      tanrı edinmiştiniz. Zulme sapmıştınız siz. Belki şükredersiniz diye bunun
                                      ardından da sizi affetmiştik. 2. sure (BAKARA) 51-52. ayet (Resmi:
                                      2/İniş:92/Alfabetik:11)
                                       
                                      *Hani Mûsa, toplumuna demişti ki*: "Ey toplumum, buzağıyı tanrı edinmenizle

                                      öz benliklerinize zulmettiniz. Hadi, yaratıcınıza, Bâri'nize tövbe edin;
                                      egolarınızı öldürün. Böyle yapmanız yaratıcınız katında sizin için daha
                                      iyidir; O sizin tövbelerinizi kabul eder. Hiç kuşkusuz O, evet O, tövbeleri
                                      çok kabul edendir, rahmeti sonsuz olandır." 2. sure (BAKARA) 54. ayet

                                      (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
                                       
                                       
                                      Yemin olsun ki, Mûsa size açık-seçik hak beyanlarla gelmişti de onun
                                      arkasından buzağıyı ilâh edinmiştiniz. Zalimlersiniz sizler. Hani kesin söz
                                      almıştık sizden de Tûr'u üzerinize kaldırmıştık. "Size verdiğimizi
                                      kuvvetlice tutun ve dinleyin." demiştik. Şöyle demişlerdi: "Dinledik ve
                                      isyan ettik." İnkârları yüzünden gönüllerine buzağı içirildi. De ki: "Eğer
                                      inanan kişilerseniz, ne kötü şeydir size imanınızın emretmekte olduğu..." 2.

                                      sure (BAKARA) 92-93. ayet (Resmi: 2/İniş:92/Alfabetik:11)
                                       
                                      *İsrailoğullarına denizi geçirttik. Özel putlarına tapan bir topluluğa
                                      rastladılar*. Bunun üzerine: "Ey Musa, dediler, bunların ilahları olduğu
                                      gibi sen de bize bir ilah belirle." *Musa dedi: "Siz cahilliği sürdürmekte
                                      olan bir toplumsunuz."* 7. sure (A'RAF) 138. ayet (Resmi:

                                      7/İniş:39/Alfabetik:9)
                                       
                                       
                                      Musa'nın kavmi, onun Allah'la konuşmaya gidişinden sonra, süs eşyalarından
                                      oluşmuş, böğürebilen bir buzağı heykelini ilah edinmişti. Görmediler mi ki,
                                      o onlarla ne konuşabiliyor ne de kendilerine yol gösterebiliyor? Onu
                                      benimsediler ve zalimler haline geldiler. Başları avuçları arasına
                                      düşürülüp de sapmış olduklarını fark ettiklerinde şöyle yakardılar:

                                      "Rabbimiz bize merhamet etmez, bizi affetmezse mutlaka hüsrana düşenlerden
                                      olacağız." Musa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine döndüğünde şöyle dedi:

                                      "Benden sonra arkamdan ne kötü şeyler yaptınız! Rabbinizin emrini
                                      bekleyemediniz mi? Levhaları yere attı, kardeşinin başını tuttu, kendisine
                                      doğru çekiyordu. Kardeşi dedi ki: "Ey annem oğlu! Bu topluluk beni horlayıp

                                      hırpaladı. Nerdeyse canımı alıyorlardı. Bir de sen düşmanları bana
                                      güldürme. Beni şu zalim toplulukla bir tutma." Musa şöyle yakardı: "Rabbim!

                                      Beni ve kardeşimi bağışla. Rahmetine sok bizi. Sen, rahmet edenlerin en
                                      merhametlisisin." Buzağıyı ilah edinenler var ya, yakında onlara
                                      Rablerinden bir öfke ve dünya hayatında bir zillet ulaşacaktır.
                                      İftiracıları böyle cezalandırırız biz. Günahlar işlendikten sonra tövbe ile
                                      iman edenlere gelince, o tövbe imandan sonra Allah çok affedici, çok
                                      merhametli olacaktır. 7. sure (A'RAF) 148-153. ayet (Resmi:
                                      7/İniş:39/Alfabetik:9)
                                       
                                      *Buyurdu:* "Biz senden sonra toplumunu tam bir biçimde imtihan ettik.
                                      Sâmirî onları saptırdı." Bunun üzerine Mûsa, öfkeli ve ümidi kırık bir
                                      halde kavmine döndü. Dedi: "Ey toplumum! Rabbiniz size güzel bir vaatte

                                      bulunmadı mı? Süre mi size uzun geldi yoksa Rabbinizden üzerinize bir
                                      gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze ters davrandınız?"
                                      Dediler ki: "Biz sana kendi irademizle / malımızla karşı çıkmadık*. Olay

                                      şu: Bize o topluluğun süs eşyalarından bazıları yükletilmişti, onları
                                      kaldırıp attık; aynı şekilde Sâmirî de attı." Sâmirî onlar için, böğürmesi
                                      olan bir buzağı heykeli çıkardı. Dediler ki:* "Bu, hem sizin hem de
                                      Mûsa'nın tanrısıdır. Ama Mûsa unuttu." *Görmüyorlar mı ki; o buzağı onlara
                                      bir sözü geri çeviremiyor; kendilerine bir zarar veremiyor, bir yarar
                                      sağlayamıyor.* *Yemin olsun, Hârun daha önce onlara şunu söylemişti*: "Ey
                                      kavmim, siz bununla imtihan edildiniz. Sizin Rabbiniz o Rahman'dır. Artık
                                      bana uyun, emrime itaat edin!" *Onlar şöyle demişlerdi:* "Mûsa bize
                                      dönünceye kadar ona tapıcılar olmakta devam edeceğiz." Mûsa dedi: "Ey
                                      Hârun, onların saptıklarını gördüğün zaman seni ne engelledi de, Benim
                                      ardım sıra gelmedin. Emrime isyan mı ettin?" Hârun dedi: "Ey annemin oğlu!
                                      Sakalımı, başımı tutma. Ben senin şöyle diyeceğinden korkmuştum:
                                      'Beniisrail arasına ayrılık soktun, sözüme bağlı kalmadın!" *Mûsa dedi:* "Senin
                                      derdin neydi, ey Sâmirî?" *Sâmirî dedi*: "Onların görmediklerini gördüm.
                                      Resulün izinden bir avuç avuçladım da onu attım. *Nefsim bana böylesini hoş
                                      gösterdi*." *Mûsa dedi:* "Defol, çünkü sen, hayatın boyunca "bana
                                      dokunmayın" diyeceksin! Ve senin için asla kaytaramayacağın bir hesap
                                      zamanı da var. O başını bekleyip durduğun tanrına bir bak! Onu kesinlikle
                                      yakacağız, sonra da un ufak edip denize dökeceğiz." 20. sure (TÂHÂ) 85-97.

                                      ayet (Resmi: 20/İniş:45/Alfabetik:96)
                                       
                                      Yemin olsun, biz, İsrailoğullarına Kitap'ı, hükmetme gücünü, peygamberliği
                                      verdik, onları temiz yiyeceklerden rızıklandırdık ve kendilerini âlemler
                                      üzerine imtiyazlı kıldık. 45. sure (CÂSİYE) 16. ayet (Resmi:
                                      45/İniş:65/Alfabetik:15)
                                    Reply all
                                    Reply to author
                                    Forward
                                    0 new messages