Re: [TÜRKİYE:35451] Turkiye-icin-el-ele@googlegroups.com adlı grubun özeti - 6 konu konuda 6 güncelleme ileti

0 views
Skip to first unread message

İsa Seçme

unread,
Aug 3, 2014, 9:18:45 AM8/3/14
to Turkiye-i...@googlegroups.com
EY SANDIK BOYKOTÇULARI...!

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için muhalefet aday arayışına girdiğinde, Tayyip’i yıkabilecek adayın nitelikleri tartışıldı. Bunlar şunlardı:
*Adayın, Atatürk’le, Cumhuriyet’le, laiklikle bir sorunu olmamalıydı ki, CHP tabanından oy alabilsin.
*Adayın Türklükle, Türk milliyetçiliğiyle bir sorunu olmamalıydı ki MHP tabanından oy alabilsin.
*Adayın Dinle bir çatışması olmamalıydı ki, AKP tabanından da oy alabilsin.
Aslında Cumhurbaşkanlığı seçimi için denklem net; CHP artı MHP oylarının tamamı alınmalı. Bu oyların toplamı en fazla %45. Ama bu da yeterli değil, AKP’lilerin de, Saadet, BBP gibi partilerin muhafazakâr tabanının da oy verebileceği bir isim gerekli.
Sonuç olarak bu isim bulundu: Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu
Aslında hem CHP’nin, hem de MHP’nin tabanı buna memnun olmalı.
Çünkü CHP’nin sol bir adayla seçim kazanma ihtimali sıfır!
MHP’nin milliyetçi bir adayla seçim kazanma ihtimali de sıfır!
CHP ve MHP’nin ortak adayının bile seçim kazanma ihtimali yüzde yüz değil, artı oya ihtiyaç var. Ve bu oyları atacak taban da muhafazakâr kesim.
Demek ki Ekmel Bey, bu işi başarmak için tespit edilen en ideal aday.
Ama görüyoruz ki, CHP içinde Perinçek tarafından kışkırtılan bir hizip, “laiklik elden gidiyor, Ekmeleddin’e oy verilmez, ha Tayyip ha Ekmeleddin” diye kara propagandaya başladı. Şimdi CHP’li seçmenin bir bölümünün seçimi boykot etmesi, sandığa gitmemesi sağlanmaya çalışılıyor.
Elbette bu kampanyanın başı Tayyip; Gafil taşeronlar da yok değil eşbette. Hedef, CHP tabanından %5-%10 arasında bir kesimi sandıktan uzak tutmak ve seçimi Tayyip’in birinci turda kazanmasını sağlamak.
CHP tabanında yükselen bu küçük, ama tiz sesi kesmek için CHP yönetiminde bir panik oluştu ; Ve bizce çok yanlış bir tavırla, Ekmel Beyin kadar laik olduğunu ispatlamak gibi bir çabaya girişildi. İşte asıl tuzak da burada gizli.
Ekmel Bey CHP’lilerin tümünden oy alsa ne yazar? Seçimi kazanmaya yetmez ki!
Asıl hedef, geçtiğimiz seçimlerde AKP’ye oy vermiş, bu seçimler için Tayyip’e oy vermeye pek niyetli olmayan iki ara bir deredeki, %5’lik bir kitleyi ikna etmek ve onların oylarını almak olmalıydı. Bu ise “ben laikim” diyerek olmaz!
CHP’li muhalifler ve “ben laikim” diyen sözde muhalifler kusura bakmasın ama Ekmel Bey, tam tersine Tayyip’ten daha Dindar ve samimi bir Müslüman olduğunu ispatlamalı ki AKP tabanından oy alabilsin!
Bu propaganda kimi CHP’lileri rahatsız edebilir ama bundan asıl rahatsız olacak isim Tayyip’tir!
CHP’liler sakin olsun; bu adamın laiklikle bir meselesi yok, (ailesi zaten laik anlayışta!)
Bırakınız, Ekmel Bey halka gerçek dini ve dindarlığı anlatsın.
Unutmayın şu anda kurtulmaya çalıştığımız adam din sömürüsü ile başta duruyor ve bizim de bu kozu ve silahı onun elinden almamız gerek… Çocukluğun ve şımarıklığın lüzumu yok!



3 Ağustos 2014 15:17 tarihinde İsa Seçme <isas...@gmail.com> yazdı:
ORHAN ÇEKİÇ EKMELETTİN BEY, Değerli dostlar, Mustafa Kemal Paşa'nın kurtuluşa uzanan yolun taşlarını döşemek üzere harekete geçerken izlediği strateji, bugün yüz yüze kaldığımız pek çok sorunun çözümü için de gene yol gösterici mahiyettedir. O'nun, belirlediği hedefe ulaşmak için yararlandığı kaynaklara bakın, içlerinde Rus Lenin de vardır, Kürt Diyab Ağa da vardır, Mutki Aşiret Reisi Hacı Musa Ağa da vardır, Hacıbektaş'ta Alevi Dedesi Cemalettin Efendi, Postnişin Niyazi Efendi de vardır. Hiçbirine ulusal çıkarlarımıza ters düşecek bir taviz vermemiş ama ulusal kurtuluş için herkesten yararlanmasını da bilmiştir. Bunun için de, "bunlar geçmişte Türkiye için falan yerde şunu yazmış, filan yerde yaptığı konuşmanın bir yerinde de şunu söylemiş..." türünden safsatalara da katiyen itibar etmemiş ve hedefe yürümüştür. O, böylece emin adımlarla, dimdik hedefe yürüdüğü için, sonunda işgalciler de ezik, başları eğik olarak geldikleri yerlere doğru ufak ufak yürüdüler. Hem de Dolmabahçe önünde, sancağımızı selamlayarak... Ekmeleddin Bey'in babası şuymuş, kendisi aslında buymuş, ekmeğin bile fiyatını bilmezmiş bahanesini ileri sürenlere hatırlatmak istedim. Erdoğan'ın ne olduğunu bunca yıl görememiş, algılayamamış olanlara sözümüz zaten olamaz. Onlar her türlü rezil yönetime "eyvallah", demeye hazır olduklarını destekleriyle göstermektedirler zaten. Bizim sözümüz, hâlâ kararını verememiş olan ve "aydın olmayı " da kimselere bırakmayan kesime... tayyip-ihsanoglu-1ka Bu seçimin bir cumhurbaşkanı seçimi olmasının çok ötesinde, " Erdoğan BAŞKAN olsun mu, olmasın mı?" seçimi olduğunun ayırdına varamamışlara...Sözümüz onlara... Son sözümüz gene Atatürk'ten: " Varılmak istenen hedef yaşamsal ölçüde kutsal ise, ulusal ise, o yola varmak için izlenen her yol, mübahtır, meşrudur... Bu fikrin gerçek sahibi Makyavel'dir ve destekleyicilerine de "Makyavelistler" denir. Atatürk bu fikri savunanlardandır. Gene Mustafa Kemal'den, mealen aktaralım ki daha kolay anlaşılsın: " Bir yönetim sapıtabilir, her haltı işleyebilir. Ülkeyi soyup soğana çevirebilir. Üstelik bütün bunları da demokratik yollardan iktidara geldikten sonra yapabilir. Bu yönetimin içine düşmüş bulunduğu bu gayrimeşru düzenden, çalınan çırpılandan, bunları seyreden tüm yönetilenler yani halkın her bir bireyi de, oy vermiş veya vermemiş olsun, sorumludur..." Kendini Kemalist sanıp da, bu mevcut düzenin devamına yol açacak olan "Seçimleri boykot ediyoruz...Çünkü Ekmelettin'i yeterince Kemalist bulmuyoruz..." diyenlere yeniden bu hatırlatmayı yapıyoruz...Bir bahaneye sığınmamalıdırlar. "Tatilimizi bölmek işimize gelmiyor..." demek dürüstlüğünü gösteremiyorlarsa, bari sussunlar, olumsuz propagandaya alet olmasınlar. Onu zaten yapanlar yeterince yapıyorlar, bir de kendileri o değirmene su taşımasınlar... Fakat, güneş, kum, deniz, eğlence bitip de, evli evine, köylü köyüne dönünce, Eylül yağmurlarıyla birlikte yağmur gibi gelen her gün yeni bir gerici uygulamanın karşısında "timsahın göz yaşlarını" dökmesinler...Artık onlara yakışanı, "Kendim ettim, kendim buldum..." türküsünü çığırmak olmalıdır. Çünkü tarafların mevcut oy potansiyeline bakılırsa, Erdoğan'ın kaybedeceği kesindir. O takdirde, gelecek seçimler dahil, her bir şeyin yıkılıp gideceği kesindir. Her pisliğin ortaya çıkacağı, yepyeni bir dönemin başlayacağı kesindir. Bundan sonra hiçbir yobazlığın bu topraklarda hayat bulamayacağı kesindir. Yepyeni bir beyaz sayfanın açılmış olacağı kesindir. Aksi olursa Erdoğan'ın 10 yıl Başkan olacağı kesindir. O zaman da sözünde duracağı, Cumhuriyet'in 100.ncü yıl dönümü olan 29 Ekim 2023'de Türkiye İslam Cumhuriyeti'ni ilan edeceği, Hilafeti geri getireceği, böylece yıllardır söylediği "büyük hedefi" gerçekleştireceği kesindir. 10 Ağustos (1920) tarihlerimizde Sevr Antlaşması'nın yani Osmanlı Devleti'nin çöküşünün simgesidir. Bizde de bu seçim 10 Ağustos'a getirtildi. O gün ya Erdoğan seçilecek ve yeniden bir din devletine dönüşün temeli atılacak veya Erdoğan kaybedecek, Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanı olacak ve bundan böyle de hiç kimse Çankaya'ya "...bu dinimiz gereğidir..." deyip, onlarca İmam-hatip okulu projesi götüremeyecek. Çünkü Ekmeleddin Bey islamın ne olup ne olmadığını en iyi bilen bir bilim adamı olarak o koltukta, laikliğin teminatı olacak. Bir noter gibi davranmayacak. Bunun arkasından da gereken tüm soruşturmalar, hırsızlıklar, yolsuzluklar ve mahkûmiyetler gelince de ortada ne Ak kalacak ne de partisi. Ampül patlayacak.O dağılan parçalardan yeniden bir ampül de hiçbir zaman yapılamayacak Seçiminizi buna göre yapmalısınız sevgili dostlar... ORHAN ÇEKİÇ


3 Ağustos 2014 15:16 tarihinde İsa Seçme <isas...@gmail.com> yazdı:

EKMELEDDİN'E NEDEN EVET 1-Çünkü Tayyip’e hayır! Ve Tayyip’e hayır demenin tek yolu Ekmeleddin’e evet demek. 2-Ekmeleddin seçilirse Cumhurbaşkanı olacak, Tayyip seçilirse Başkan olacak. 3-Ekmeleddin seçilirse Türkiye üniter kalacak, Tayyip seçilirse Kürdistan eyaletini kuracak. 4-Ekmeleddin seçilirse, Tayyip ilk defa seçim kaybedecek, karizması çizilecek. 5-Ekmeleddin seçilirse AKP diktasını sınırlayacak bir Cumhurbaşkanı olabilecek. 6-Ekmeleddin seçilirse Tayyip “Sen kim oluyorsun, kimsin ya sen” diyemeyecek, karşısında %50 oy alan cumhurbaşkanı olacak. 7-Ekmeleddin seçilirse AKP karşıtları %50’yi geçecek, AKP’liler azınlık kalacak. 8-Ekmeleddin seçilirse, bu ittifakı başaran CHP ve MHP genel seçimlerde de ittifak yapabilecek. 9-Ekmeleddin seçilirse, bir İslamcı’nın eşinin başının açık olabileceği kabul edilecek, türban istismarı bitecek. 10-Ekmeleddin kültürel İslamcıdır, Tayyip siyasal İslamcıdır. 11-Ekmeleddin İslam bilimini ve kültürünü desteklemektedir, Tayyip İslamcı teröristleri. 12-Ekmeleddin yazı yazmakta, bilimle uğraşmaktadır, Tayyip arsa, inşaat, altınla uğraşmakta, ülkeyi soymaktadır. 13-Ekmeleddin seçilirse Türkiye’nin kavgacı değil uzlaşmacı bir Cumhurbaşkanı olacak. 14-Ekmeleddin ile Tayyip’in yolları bir olsaydı, Tayyipçiler Ekmeleddin’e saldırmazdı. 15-Ekmeleddin’e saldıran Atatürkçüler yeterince Atatürkçü olsalardı, bugün Ekmeleddin’e muhtaç olmazdık.


3 Ağustos 2014 01:54 tarihinde <Turkiye-i...@googlegroups.com> yazdı:

Grup: http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele/topics

    "M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Aug 02 09:42PM +0300  

    Paralelle mücadele ve sonrası...
     
     
    *02.08.2014 00:00*
     
     
    [image: Satır içi resim 1]
     
     
    *Armağan KULOĞLU*
     
    *oaku...@gmail.com <oaku...@gmail.com>*
     
     
    *İktidar, asıl adı Gülen Cemaati olan hareketi, siyasi kaygılarla,
    cemaatin tümünün tepkisini çekmemek ve kendilerine rakip olarak göstermemek
    maksadıyla, “Okyanus Ötesi”, Pensilvanya veya “Paralel Devlet” olarak
    isimlendirmekte, halen bu harekete karşı sürdürdüğü mücadeleyi de “paralel
    devletle mücadele” olarak nitelendirmektedir.*
     
     
    * Son zamanlarda bu mücadele kapsamında, emniyet mensuplarının yargı önüne
    çıkarılması için bir seri operasyonlar yapılmaktadır. *
     
     
    *Bunu takiben bazı yargı mensupları üzerinde benzer operasyonların
    yapılmasının da muhtemel olduğu, daha sonra medya ve diğer bağlantılarla
    ilgili işlemlerin de olabileceği düşünülmektedir.*
     
     
    *****
     
     
    *Devletin önemli kesimlerini saran bu hareketin tehdit olduğu, uzun bir
    süredir çeşitli organlar tarafından dile getirilmesine rağmen, iktidarın bu
    seslere kulak vermediği, hatta bununla kendi yetki alanları içinde mücadele
    edenleri de engellediği bilinmektedir. Özellikle TSK’nın bu konuda
    gösterdiği hassasiyetin hiçe sayılması da gözden kaçmamıştır.*
     
     
    * TSK’nın itibarsızlaştırılarak gözden düşürülmesi ve sindirilerek
    etkisizleştirilmesi maksadıyla, sahte olarak üretilmiş delillerle,
    yönlendirilmiş gizli tanıkların yalan beyanlarıyla yüzlerce general, subay,
    astsubay ve sivil memur ile kamuoyu nezdinde itibarlı kişilerin
    tutuklandıkları ve yine yönlendirilmiş mahkemelerle de mahkûm edildikleri
    ortadadır.*
     
     
    * Bu işlemlere esas teşkil eden tüm davaların tamamen düzmece olduğu
    anlaşılmış ve bu davalar AYM kararıyla da çökmüştür. Uydurulan bir
    senaryoya istinaden, Bülent Arınç’a suikast bahanesiyle kozmik odaya
    girilmesinin maksatlı ve düzmece olduğu ve bunun uluorta oynanan tiyatronun
    da ayrı bir parçasını teşkil ettiği görülmüştür.*
     
     
    * Olayların tamamen cemaat tarafından planlandığı, düzenlendiği ve icra
    edildiği artık anlaşılmış durumdadır.*
     
     
    * Diğer taraftan cemaatin uluslararası bir destek almadan bunu
    başarabilmesinin de mümkün olamayacağı aşikârdır. *
     
     
    *Ancak bunun hükümete yönelik olarak yapılan 17 ve 25 Aralık 2013
    yolsuzluk operasyonlarının ortaya çıkmasından sonra anlaşılmış görülmesi ve
    mücadelenin de bu safhadan sonra başlatılması manidardır ve tepki
    çekicidir.*
     
    *****
     
    *Paralel yapıyla hukuk alanında mücadele sürdürülürken, devletin
    organlarının bu unsurlardan temizlenmesi için bir seri düzenlemelerin
    yapıldığı ve bundan sonra da devam edeceği anlaşılmaktadır. *
     
     
    * Ancak özellikle TSK üzerinde operasyonlar sürdürülürken hükümet
    üyelerinin, onların yandaşlarının ve yandaş medyanın, büyük bir zevk ve
    heyecan içinde olayların üstüne gitmesi, davaların savcısıyım denmesi,
    iğrenç bir tabirle temizlik yapıldığının söylenmesi, yalana, dolana itibar
    edilmesi ve bir kahramanlık edası takınılmasının hafızalardan silinmesinin
    de mümkün olamayacağı takdir edilmelidir. *
     
     
    * Suçsuz yere yargılanıp, savunmalara itibar edilmeyerek mahkûm edilmelerin
    ve uzun süre hapislerde tutulmaların verdiği ıstırabın unutulması da
    beklenmemelidir. Gerçeklerin açık olarak ortaya çıkmasına rağmen, olanları
    içine sindiremeyen ve hala TSK’nın suçlu ve hatalı olduğunu söyleyen, kin
    ve intikam duygularını bir türlü içinden atamayan, atmak bir tarafa
    frenleyemeyen yetkililerin ve yorumcuların bulunması da onlar açısından
    üzüntü verici bir durumdur.*
     
     
    *****
     
     
    *Cemaat olarak bilinen hareketin, bu düzenlemeleri iktidardan habersiz,
    onların desteği olmadan ve kendilerine uygun ortam hazırlanmadan
    gerçekleştirmesinin mümkün olamayacağı bilinmektedir**.*
     
     
    * Başta anayasa değişikliği olmak üzere, yapılan atamaların,
    görevlendirmelerin ve devletin gerekli organlarının içine yerleştirmelerin,
    bilerek ve isteyerek olmadığı söylenemez. Hatta onlar için “Ne istediler de
    yapmadık” denmesi bunun bir göstergesi olarak nitelendirilmelidir.*
     
     
    * İktidarın ve cemaatin bilinen yollarda beraber yürüdükleri, ancak bir
    noktaya gelindiğinde iktidar paylaşımında anlaşmazlığa düştükleri, 17 ve 25
    Aralık yolsuzluk konularının cemaat tarafından bu nedenle ortaya
    çıkarıldığı değerlendirilmekte ve iktidarın kendisinin de hedef alındığını
    görünce, mücadeleyi de bu noktadan itibaren başlattığı
    kıymetlendirilmektedir.*
     
     
    * Mücadelenin sonuna kadar gidilmesi önemlidir. Ancak bundan sonraki
    gelişmelerin, cemaatin suç işlemesine imkân yaratan, ortam hazırlayan,
    onlara destek olan, işledikleri suçu öven, onlara yardım ve yataklık yapan
    siyasetçi, bürokrat, hukukçu, medya unsurları ve diğer kişilerin de
    yargılanmasına yol açacağı düşünülmektedir.*
     
     
    *http://www.yenicaggazetesi.com.tr/paralelle-mucadele-ve-sonrasi-31582yy.htm
    <http://www.yenicaggazetesi.com.tr/paralelle-mucadele-ve-sonrasi-31582yy.htm>
    *
     
     
    *DİP NOT:*
     
     
    *“**Cemaatin suç işlemesine imkân yaratan, ortam hazırlayan, onlara destek
    olan, işledikleri suçu öven, onlara yardım ve yataklık yapan siyasetçi,
    bürokrat, hukukçu, medya unsurları ve diğer kişiler” **de ELBETTE
    YARGILANMALIDIR. NORMAL OLARAK OLMASI GEREKEN VE ADİL OLAN DA BUDUR.*
     
     
    *M. Kemal Adal *
     
    --
    Selam...
    T.C. / M. Kemal Adal

     

    Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Aug 01 11:30PM +0300  

    TIPIŞ TIPIŞ SANDIĞA GİTMEYECEGİM.!
    CHP Lideri’ne göre, Cumhurbaşkanlığı seçiminde seçeneksiz bıraktığı gerçek
    Atatürkçü ve Cumhuriyetçiler tıpış tıpış sandığa giderek oy vereceklerdir.
    Kılıçdaroğlu’nun Atatürkçü ve Cumhuriyetçi vatandaşlara bakış açısını
    bundan iyi açıklayan bir ifade olamazdı.
    Bu yazıda, Sayın İhsanoğlu’nun 91 yıllık Cumhuriyet’e uygun bir aday
    olmadığı konusundaki görüşleri tekrarlamayacağım. Adaylığının belirlenme
    şekli, bugün AKP ile ortaklıkları bozulmuş Cemaat’in ve TSK’ya
    kumpasçıların ve de Atatürk düşmanı diğer kesimlerin memnuniyeti gözden
    uzak tutulmakta, “kötülerin iyisi”ne oy vermemiz beklenmektedir. Çaresizlik
    ve teslimiyet söylemleri yaygınlaşmakta, kıskaçtaki Atatürkçü seçmen
    “yetmez ama evet”e zorlanmaktadır.
    Adaylığı öncesi İnsanoğlu’nun tanımayanlara “tanıyınca seveceksiniz”
    dediler. Şu söylem ve davranışlarını seviniz bakalım:
    1. Diplomatik anlamda Başbakan’ın Ermenilerden özür dileyen sözlerine
    katıldığını açıkça ifade etmiştir.
    2. Çözüm sürecinde AKP politikalarını onaylamaktadır
    3. PKK’ya ciddi bir eleştiri yöneltmemiş, “indirilen bayrak” konusunu dile
    getirmemiştir.
    ATATÜRKÇÜ OLARAK NE YAPMALIYIM?
     
    1. Tıpış tıpış sandığa gitmeli ve Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermeliyim.
    CHP yönetiminin “ölümü gösterip sıtmaya razı etmesi” emrivakisini içime
    sindirip yalnızca Erdoğan karşıtlığım nedeni ile bu davranışı gösterirsem
    inandığım tüm ilkelere aykırı hareket etmiş olurum. Devrim yolunda
    doğrularım kalmaz. Seçildiği takdirde İhsanoğlu’nun “görünen köy” misali
    yapılacağından zerre kadar kuşku duymadığım yanlışlarının ortağı olurum. Bu
    yükü kaldıramam. İhsanoğlu’na oy vermeyeceğim.
    2. Seçime katılmamalı mıyım yoksa katılıp boş oy mu atmalıyım? Seçimlere
    katılmak demokratik bir hak olduğu kadar, bir görevdir de. Sandığa giderek
    “boş oy” atacağım ve belirlediğiniz hiçbir adayı onaylamıyorum, CHP
    yönetimini protesto ediyorum, diyeceğim.
     
    SORULAR VE YANITLAR
     
    1. Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermeyip Erdoğan’ın seçilme şansını arttırmak
    yanlış olmaz mı?
    Erdoğan seçilemezse de bugünkü tek adam davranışını sürdürecektir.
    İhsanoğlu’nun tanıyabildiğiniz kişiliğinden Başbakan Erdoğan’a karşı net
    bir karşı duruş sergilemesini beklemiyorum. Başta dış politika olmak üzere
    hükümetin çıkardığı ve Ekmeleddin Bey’in onaylayacağı yasalar “AKP
    hükümetinin çıkardığı, muhalefetin Cumhurbaşkanı’nın onayladığı yasalar”
    olur ki; PKK ve Ermeni sorunları karşısında Ekmeleddin Bey’in bugünkü
    tavrını bile kabul edilmez bulurken bunun benim oylarımla gerçekleşmesi
    anlamındaki bir davranış benden beklenmemelidir.
     
    2. İhsanoğlu seçilemezse muhalefetin “sizin tutumunuz sonucu seçilmedi,
    alınan sonuçtan siz sorumlusunuz” eleştirilerine katlanabilir miyim?
    İslamcı bir çatı aday belirlerken bana mı sordunuz? Birinci turda gönül
    rahatlığı ile oy vereceğim bir adayın çıkarılmasını, Erdoğan’ın birinci
    turda seçilme şansının yok edilmesini neden engellediniz? Tıpış tıpış gidip
    oy vereceksin hakaretini kabullenmemi mi beklediniz?
     
    DEVRİMCİ MÜCADELE
     
    Durumumuz Milli Mücadele’nin başlangıcındaki duruma benzemektedir. AKP ve
    Erdoğan Cumhuriyetin bütün kurumlarını işgal etmişken muhalefet kurtuluşu
    Amerikan ve İngiliz mandası anlamındaki Sayın İhsanoğlu’nun adaylığında
    bulmaktadır. Gerçeklerin üstü örtülmekte, sorunlar ertelenmektedir. “Oylar
    bölünmesin” söylemi ile duyulan acı hafifletilmeye çalışılmakta, Ekmeleddin
    adı toplumu uyuşturmak için adeta bir afyon gibi kullanılmaktadır. Bir
    kanser uzmanı olarak kanserin ağrı kesici ilaçlarla tedavi edilemeyeceğini
    biliyorum.
     
    ÇÖZÜM:
     
    Atatürk’ün devrimci mücadele yoludur. Tarihten ders alınmalı, Nutuk yeniden
    okunmalı, gösterdiği eylem yolu tutulmalıdır.
     
    Türkiye’de sorun iktidar değil, muhalefet sorunudur. Atatürkçü çekirdek
    siyasal odak etrafında bugünden başlanılarak örgütlenilmeli, Atatürk’ün
    devrimleri emanet ettiği gençliğin desteği hatta önderliğinde demokratik
    mücadeleye hız verilmelidir.
     
    Prof. Dr. Faik Sarıalioğlu
     
    Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi
    Cuma, 25 Temmuz 2014
    ***
    Faik Hoca ile tamamen aynı fikirdeyim. Türkiye'de İKTİDAR DEGİL MUHALEFET
    SORUNU VAR. BAHCELİ ve KILICDAROGLU'NDAN kurtulamadığımız takdirde
    TAYYİP'ten de KURTULAMAYIZ.
     
    İhsanoğlu seçilemezse bana kimse: “sizin tutumunuz sonucu seçilmedi, alınan
    sonuçtan siz sorumlusunuz” DİYEMEZ.
    İslamcı bir çatı aday belirlerken bana mı sordunuz? Birinci turda gönül
    rahatlığı ile oy vereceğim bir adayın çıkarılmasını, Erdoğan’ın birinci
    turda seçilme şansının yok edilmesini neden engellediniz?
     
    BENİ SEÇENEKSİZ BIRAKTIĞINDAN o kadar EMİNSİN Kİ "Tıpış tıpış gidip oy
    vereceksin" diyebiliyorsun. Ben ATATURK'un partisinin başında bir DESPOT
    İSTEMİYORUM ve senin bu hakaretini kabullenmeye MECBUR DEGİLİM. Başıma ne
    gelecekse de RAZIYIM.
    Tuncay Erciyes
     
    *http://www.aydinlikgazete.com/guendem/46769-tipis-tipis-sandiga-gitmeyecegim.html*
    <http://www.aydinlikgazete.com/guendem/46769-tipis-tipis-sandiga-gitmeyecegim.html>
     
     
     
     
    --
     
    *YARIN SANA GÖZ AÇTIRMAYACAK OLANLAR, DÜN GÖZ YUMDUKLARINDIR!*
     
     
    *VATAN AŞKI MAYA GİBİDİR; SÜTÜ BOZUK OLANLARDA TUTMAZ!*
     
    *FARKINDA OLMAK DÜŞMANI BERTARAF ETMENİN İLK KOŞULUDUR!*
     
     
     
     
     
     
    --
    *TC Sili*
     
    [image:
    http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/215290_10200934840280643_385814596_n.jpg]E-Posta
    ile gönderdiğim tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve
    sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
    *MADDE 25:* "*Düşünce ve Kanaat Hürriyeti*";
    *MADDE 26:* "*Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti*"
    kapsamında tarafımdan yapılmıştır.
    Demokratik düşünce ve kanaatlerimin engellenmesi ve/veya şiddet/baskı
    altına alınması, bu nedenle
     
    "*hakkımda olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi*",
     
    TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her
    türlü yasal haklarım saklı kalmak üzere, peşinen reddederim.
     
     
     
    [image: Resim]
     
     
    * ek* — Tüm ekleri indir
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
    (sıkıştırma
    hedefi:
    Türkçe
    [image: Dosya adı kodlama menüsü]
    ) Tüm resimleri görüntüle
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
     
    [image: ata ve bayrak.jpeg]
    <https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
    ve bayrak.jpeg*
    31
    .
    .
    SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
     
    SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
     
     
    YURTTA SULH CİHANDA SULH
     
    PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
     
    K. ATATURK

     

    "M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Aug 02 12:40PM +0300  

    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
    Kimden
    Tarih: 2 Ağustos 2014 11:33
    Konu: E. Albay Sezerin ailesi Ulusal Kanala konuştu
     
     
    www.ozgunhaber.org/haber/gundem-haberleri/e-albay-sezerin-ailesi-ulusal-kanala-konustu/91277.html
     
     
    *​Dip Not:*
     
    *"Ateş düştüğü yeri yakar"​ derler ama yayılıp ulaştığı yerleri de yakar!
    Bu "yangınlar" a / kumpaslara / haksızlıklara duyarsız kalmayın.El ve gönül
    birliği ile bugün itibariyle "sizi sokmayan yılan" etkisiz hale
    getirilemezse, "yarın" için siz de güvende değilsiniz demektir.*
     
    *Zulme hayır! Kumpaslara Hayır! Haksızlığa / Adaletsizliğe Hayır! Her türlü
    yalan, dolanan ve kandırmaya / kandırılmaya hayır!.*..
     
    *M. Kemal Adal*
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    *Günümüz Türkçesiyle... Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Haluk, Eğer
    bu memleketin sislenen alın yazısı Dirençli, dinç bir elin güçlü, canlılık
    verici Dokunmasındaki titremle silkinip, şu donuk, Şu paslanan yüzü halkın
    biraz gülerse... - O gün Ben ölmemiş bile olsam, hayata pek ölgün, Pek az
    ilişkim olur kuşkusuz; - o gün benden Ümidi kes; beni kötrüm ve boş
    muhitimde Bütün acımla unut; çünkü kör, topal, tükenik Bakışlarım seni
    geçmişte görmek ister; sen Bütün etin, kemiğin, kimliğinle yarısın: Ve
    şarkılar gibi hep hep kulaklarımda sesin... Evet, sabah olacaktır, sabah
    olursa, geceler Geçer, kıyamete dek sürmez; en sonunda bu gök Bu mavi gök
    size bir gün acır; usanma sakın. Hayata neş'e güneştir, usanç içinde
    kişi Çürür bizim gibi... Siz, ey yarın uzaylıların Küçük güneşleri, artık
    birer birer uyanın! Tükenmez özlemi vardır ufukların ışığa, Işık, ışık...
    Bugünün işte ruhu, özlemi bu; Silin bulutları, silkin o korku
    gölgesini, Koşun ışıklar içinden o kutlu kurtuluşa. Ümidimiz bu; ölürsek de
    biz, yaşar mutlak Vatan sizinle şu zindan karanlığından uzak! Günümüz
    Türkçesine Aktaran: Ahmet Muhip Dıranas*
     
     
    *Tevfik Fikret*
     
    ​​
     
    --
    Selam...
    T.C. / M. Kemal Adal

     

    "Celal Çelik" <celal...@gmail.com> Aug 02 11:04AM +0300  

    *Hekimoğlu İsmail - Hiçbir karanlık, ışığı boğamamıştır!.. *
    Hekimoğlu İsmail
     
    AİLE-SAĞLIK Yazarlar
    <http://www.zaman.com.tr/columnistMenuDetail.action?sectionId=6> Hekimoğlu
    İsmail
    <http://www.zaman.com.tr/columnistDetail_getNewsById.action?columnistId=1036>
    Hiçbir karanlık, ışığı boğamamıştır!..
     
     
    Şahinin varlığı, serçe kuşunun uçmakta, kaçmakta ve gizlenmekteki
    istidadını artırır. Düşman gibi görünen şahin, aslında hayatın tadıdır.
    Çünkü hayat, hareket ile kaimdir. “Hayat mücadeledir.” derler. Bana göre
    hayat mücadele değildir. Kedi ile farenin mücadelesi yoktur. Kedinin
    varlığı, fareyi harekete geçirir. Farenin hareket etmesi hayattır,
    sıhhattir, nimettir.
     
     
    Din düşmanlarının varlığı, dindarlara kötülük değil, “Din düşmanı batıl
    davası için böylesine hizmet ederken, ey Müslüman, sen ne yapıyorsun?”
    sorusunun cevabını lisan-ı hal ile görmek-göstermek içindir. Her şeyin iki
    yönü var: Zahirde zulüm olsa da batında adalet var. Mesela Bediüzzaman
    Hazretleri, “Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir
    şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında
    memleket mahkemelerinde memleket, hapishanelerinde geçti. Çekmediğim cefa,
    görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde bir cani gibi muamele gördüm; bir
    serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında
    aylarca ihtilâttan men edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü
    hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü
    tercih ettim.” buyurduktan sonra, bir mektubunda diyor ki, “Şimdi bence
    kat’iyet peyda etmiştir ki, ekser hayatım, ihtiyar ve iktidarımın, şuur ve
    tedbirimin haricinde, öyle bir tarzda geçmiş ve öyle garip bir surette ona
    cereyan verilmiş, ta Kur’ân-ı Hakîm’e hizmet edecek olan bu nevi risaleleri
    netice versin...”
     
     
    Ovadaki yolların, dağlarda bittiği zannedilir. Yolcu bilir ki, dağlar ne
    kadar yüce olsa, yollar onun üstünden geçer. Yol yapan mühendisle arkadaş
    oldum. Nehre gelince köprü yaptı, dağa gelince tünel açtı, çukura gelince
    doldurdu, sırtları yardı, bataklıktan dolaştı, güneş batsa, fener ışığına
    razı idi; hiçbir zaman “yol bitti” demedi. Yolun biteceğini dahi düşünmedi.
    Bu hal, azmimi artırdı. İnsan, gökte, denizde, yeraltında, yolda, gecede,
    fırtınada yürüyebiliyor. Her insan, istediği yerlerin çoğuna varmıştır.
    Öyleyse cennete giden yolda da yürüyebilir. İdealin kudretini bir damla
    suda seyrettim. O, koştu, denize ulaştı. Onun ideali deniz olmaktı, bir
    damla su deniz kadar güçlü olmak istedi ve oldu. Damlanın, denize
    koşmasını, denizin damlayı kucaklamasını seyrettim, bir damla gözyaşı ile
    ben de bu ideale katıldım.
     
     
    Karanlığın büyüklüğünden korkma, zira hiçbir karanlık, ışığı boğamamıştır.
    Ne zaman ışık çekilip gitmişse, karanlık onun yerine gelmiştir. İslamiyet
    güneştir, onun olduğu yerde karanlık barınamaz. Amma İslamiyet çekilirse,
    karanlık kendiliğinden gelir. Bunun için din düşmanları vardır. Onlar bir
    şey getirmek istemezler, sadece İslamiyet’i kovmaya çalışırlar.
     
     
    Allah, Adil-i Mutlak’tır. Mutlak adalet sahibidir, kimseye zulmetmez.
    Hadiseler, kaderin ikaz taşlarıdır.

     




gabartigin

unread,
Sep 4, 2014, 5:36:25 AM9/4/14
to Turkiye-i...@googlegroups.com
Bu ülke RTE gibi bir şahsı  cumhurbaşkanı yaptı. Olabilir. Çünkü halk RTE'nin görüntüsünü biliyor.Onun hayat öyküsünü bilmiyor. Bu nedenle kazanan RTE'nın görüntüsü olmuş oluyor.Yalçın Tan
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages