ORHAN ÇEKİÇ
EKMELETTİN BEY,
Değerli dostlar,
Mustafa Kemal Paşa'nın kurtuluşa uzanan yolun taşlarını döşemek üzere harekete geçerken izlediği strateji, bugün yüz yüze kaldığımız pek çok sorunun çözümü için de gene yol gösterici mahiyettedir. O'nun, belirlediği hedefe ulaşmak için yararlandığı kaynaklara bakın, içlerinde Rus Lenin de vardır, Kürt Diyab Ağa da vardır, Mutki Aşiret Reisi Hacı Musa Ağa da vardır, Hacıbektaş'ta Alevi Dedesi Cemalettin Efendi, Postnişin Niyazi Efendi de vardır. Hiçbirine ulusal çıkarlarımıza ters düşecek bir taviz vermemiş ama ulusal kurtuluş için herkesten yararlanmasını da bilmiştir. Bunun için de, "bunlar geçmişte Türkiye için falan yerde şunu yazmış, filan yerde yaptığı konuşmanın bir yerinde de şunu söylemiş..." türünden safsatalara da katiyen itibar etmemiş ve hedefe yürümüştür.
O, böylece emin adımlarla, dimdik hedefe yürüdüğü için, sonunda işgalciler de ezik, başları eğik olarak geldikleri yerlere doğru ufak ufak yürüdüler. Hem de Dolmabahçe önünde, sancağımızı selamlayarak...
Ekmeleddin Bey'in babası şuymuş, kendisi aslında buymuş, ekmeğin bile fiyatını bilmezmiş bahanesini ileri sürenlere hatırlatmak istedim. Erdoğan'ın ne olduğunu bunca yıl görememiş, algılayamamış olanlara sözümüz zaten olamaz. Onlar her türlü rezil yönetime "eyvallah", demeye hazır olduklarını destekleriyle göstermektedirler zaten. Bizim sözümüz, hâlâ kararını verememiş olan ve "aydın olmayı " da kimselere bırakmayan kesime...
tayyip-ihsanoglu-1ka
Bu seçimin bir cumhurbaşkanı seçimi olmasının çok ötesinde, " Erdoğan BAŞKAN olsun mu, olmasın mı?" seçimi olduğunun ayırdına varamamışlara...Sözümüz onlara...
Son sözümüz gene Atatürk'ten: " Varılmak istenen hedef yaşamsal ölçüde kutsal ise, ulusal ise, o yola varmak için izlenen her yol, mübahtır, meşrudur...
Bu fikrin gerçek sahibi Makyavel'dir ve destekleyicilerine de "Makyavelistler" denir. Atatürk bu fikri savunanlardandır.
Gene Mustafa Kemal'den, mealen aktaralım ki daha kolay anlaşılsın:
" Bir yönetim sapıtabilir, her haltı işleyebilir. Ülkeyi soyup soğana çevirebilir. Üstelik bütün bunları da demokratik yollardan iktidara geldikten sonra yapabilir. Bu yönetimin içine düşmüş bulunduğu bu gayrimeşru düzenden, çalınan çırpılandan, bunları seyreden tüm yönetilenler yani halkın her bir bireyi de, oy vermiş veya vermemiş olsun, sorumludur..."
Kendini Kemalist sanıp da, bu mevcut düzenin devamına yol açacak olan "Seçimleri boykot ediyoruz...Çünkü Ekmelettin'i yeterince Kemalist bulmuyoruz..." diyenlere yeniden bu hatırlatmayı yapıyoruz...Bir bahaneye sığınmamalıdırlar. "Tatilimizi bölmek işimize gelmiyor..." demek dürüstlüğünü gösteremiyorlarsa, bari sussunlar, olumsuz propagandaya alet olmasınlar. Onu zaten yapanlar yeterince yapıyorlar, bir de kendileri o değirmene su taşımasınlar...
Fakat, güneş, kum, deniz, eğlence bitip de, evli evine, köylü köyüne dönünce, Eylül yağmurlarıyla birlikte yağmur gibi gelen her gün yeni bir gerici uygulamanın karşısında "timsahın göz yaşlarını" dökmesinler...Artık onlara yakışanı, "Kendim ettim, kendim buldum..." türküsünü çığırmak olmalıdır. Çünkü tarafların mevcut oy potansiyeline bakılırsa, Erdoğan'ın kaybedeceği kesindir. O takdirde, gelecek seçimler dahil, her bir şeyin yıkılıp gideceği kesindir. Her pisliğin ortaya çıkacağı, yepyeni bir dönemin başlayacağı kesindir. Bundan sonra hiçbir yobazlığın bu topraklarda hayat bulamayacağı kesindir. Yepyeni bir beyaz sayfanın açılmış olacağı kesindir.
Aksi olursa Erdoğan'ın 10 yıl Başkan olacağı kesindir. O zaman da sözünde duracağı,
Cumhuriyet'in 100.ncü yıl dönümü olan 29 Ekim 2023'de Türkiye İslam Cumhuriyeti'ni ilan edeceği, Hilafeti geri getireceği, böylece yıllardır söylediği "büyük hedefi" gerçekleştireceği kesindir.
10 Ağustos (1920) tarihlerimizde Sevr Antlaşması'nın yani Osmanlı Devleti'nin çöküşünün simgesidir.
Bizde de bu seçim 10 Ağustos'a getirtildi. O gün ya Erdoğan seçilecek ve yeniden bir din devletine dönüşün temeli atılacak veya Erdoğan kaybedecek, Ekmeleddin Bey cumhurbaşkanı olacak ve bundan böyle de hiç kimse Çankaya'ya "...bu dinimiz gereğidir..." deyip, onlarca İmam-hatip okulu projesi götüremeyecek. Çünkü Ekmeleddin Bey islamın ne olup ne olmadığını en iyi bilen bir bilim adamı olarak o koltukta, laikliğin teminatı olacak. Bir noter gibi davranmayacak. Bunun arkasından da gereken tüm soruşturmalar, hırsızlıklar, yolsuzluklar ve mahkûmiyetler gelince de ortada ne Ak kalacak ne de partisi.
Ampül patlayacak.O dağılan parçalardan yeniden bir ampül de hiçbir zaman yapılamayacak
Seçiminizi buna göre yapmalısınız sevgili dostlar...
ORHAN ÇEKİÇ