HAÇLI ORDUSU
Hatırlarsınız daha dündü, HAÇLI ORDUSU, Irak’ta kimyasal silah, cehennem topu, nükleer başlıklı füzeler var dedi ve bu arada Demokrasiyi de getirmek vaadiyle hepimizin bildiği gibi Türkiye’nin de desteği ile bu ülkeye girdi.
Sonuç; Kimyasal silah yok, cehennem topu yok,nükleer başlıklı füze yok… Demokrasi yerine de kardeş kavgası getirdiler. Ülkeyi bir kaos ortamına taşıyarak, paramparça edip, kuzeyinde Türkiye’nin kırmızı çizgilerini de morartıp, Kürdistanı kurarak defolup gittiler…
Şimdi yine aynı senaryo ;
Bu sefer de HAÇLI ORDUSU aynı bahanelerle Suriye’ye girmeye hazırlanıyor. Tekrar kimyasal silahlardan bahsedilmeye başlandı. Zaten kardeş kavgasını çıkarmışlardı bile. Ülke parçalanıyor, Müslümanlar birbirine kırdırılıyor. Kuzeyi ise Kürdistana ekleniyor. Türkiye ateş çemberinin içine atılıyor. Artık ne kırmızı çizgi kaldı, ne mor çizgi. Şimdi “kapkara” bir çizgi var güneyimizde…
Bizi adam yerine koyupta hiç bir şey soran da yok zaten. Sadece HAÇLI ORDUSU’nun ana karargahının emirlerini yerine getirmeye mecbur kılınıyoruz.
Zaten bu HAÇLI ORDUSU’na bakarsanız her şeyi anlarsınız. Fazla lafa hiç gerek yok. Amerika, İngiltere, Fransa, İsrail ve Tayyiban Sultanlığı…
Eeeee bu durumda tabiî ki buyurulanları da yapmak zorundayız.
Başka seçeneğimiz mi var?
Haydi hayırlısı…
Av. Tuncer GÜNGÖR https://www.facebook.com/avtuncergungor
From: Turkiye-i...@googlegroups.com [mailto:Turkiye-i...@googlegroups.com]
Sent: Sunday, September 08, 2013 4:54 PM
To: Özet Alıcıları
Subject: [TÜRKİYE:21419] Turkiye-i...@googlegroups.com adlı grubun özeti - 25 Konu konuda 25 İleti ileti
Grup: http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele/topics
§ BİR ÇİFT "BAŞKA" POSTAL ARANIYOR-Hüseyin MÜMTAZ [1 Güncelleme]
§ Bakmak ve Görmek [1 Güncelleme]
§ Dünya böyle alçaklık görmedi! [1 Güncelleme]
§ CHP'liler de müdahale istiyor! [1 Güncelleme]
§ Erdoğan'ın karizması Demir Leydi'yi eritti [1 Güncelleme]
§ TOPRAK SATIŞLARINDA KARARTILAN RAKAMLAR [1 Güncelleme]
§ PKK mezarlığından bakın ne çıktı? [1 Güncelleme]
§ BEN DİKTATÖR OLSAYDIM... [1 Güncelleme]
§ ESKİ TÜRKLERDE SAVAŞ VE SAVAŞ STRATEJİLERİ [1 Güncelleme]
§ Bu Pazar, "Pazar Keyfi" nde bakalım neler var! [1 Güncelleme]
§ BİR GRAFİK TASARIMCI OLARAK AYAKTA ALKIŞLADIĞIM AFİŞ [1 Güncelleme]
§ SAVAŞA HAYIR !!! [1 Güncelleme]
§ 09-"Suriye sınırı" diye bir şey kalmamış, giren çıkan bellisiz [1 Güncelleme]
§ Öldüren Kucaklama... :( [1 Güncelleme]
§ Plastik torbaya bakışınız değişecek... [1 Güncelleme]
§ KiM YAPTI ? ;) [1 Güncelleme]
§ HOMEROS EDEBİYAT ÖDÜLLERİ 2014 BİR ŞAİRLE SÖYLEŞİ 2014 ÖDÜL YÖNETMELİĞİ [1 Güncelleme]
§ Laikliği hafife almayın - EGE CANSEN [1 Güncelleme]
§ Yakında öleceğinizi bilseniz! [1 Güncelleme]
§ Olimpiyat [1 Güncelleme]
§ "ÖNCE VATAN" SİZZ,MİHRİMAH SULTAN'DAN DAHA MI MÜSLÜMANSINIZ..?? [1 Güncelleme]
§ Tartışılan konuya bakınız! [1 Güncelleme]
§ Site Önerisi [1 Güncelleme]
§ HAÇLI İTTİFAKINDA İKİ MÜSLÜMAN ÜLKE [1 Güncelleme]
§ HER GÜNE BİR AYET [1 Güncelleme]
"Doğan Kapkıner" <dkap...@gmail.com> Sep 08 04:47PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Mümtaz Bayazıtoğlu <bayhm...@hotmail.com>
Tarih: 8 Eylül 2013 16:21
Konu: BİR ÇİFT "BAŞKA" POSTAL ARANIYOR-Hüseyin MÜMTAZ
Kime:
*BİR ÇİFT "BAŞKA" POSTAL ARANIYOR*
*Hüseyin MÜMTAZ*
** **
Obama Ağustos'un son günü, *"ABD'nin, Suriye'nin askeri
hedeflerine karşı askeri müdahalede bulunması gerektiğine karar verdim...
bu ucu açık bir operasyon olmayacak ve Amerikan askerlerinin botları yere
değmeyecek" *demişti. ****
Bir hafta sonra 6 Eylül günü radyo ve internette yayınlanan
haftalık mesajında, Suriye'de üç hafta önce yaşanan kimyasal silah
saldırısını "21'inci yüzyılın en kötü kimyasal silah saldırısı" olarak
niteledi ve *"Geçen hafta sonu, ABD silahlı kuvvetlerinin baş komutanı
olarak, ABD'nin Suriye rejimine karşı askeri açıdan harekete geçmesine
karar verdim. Bu kolay verilmiş bir karar değildi. Askeri güç kullanmak,
bir ulus olarak alabileceğimiz en ciddi karar"* dedi.****
Obama mesajında Suriye'ye yönelik askeri müdahalenin
ayrıntılarını da tekrar açıkladı: ****
*"Söz konusu olan, ucu açık bir müdahale değil. Bu, yeni
bir Irak ya da Afganistan olmayacak. Yere Amerikan botu değmeyecek.
Alacağımız her türlü önlem hem zaman, hem de kapsam açısından sınırlı
olacak; amacı da Suriye hükümetinin kendi halkına karşı yeniden gaz
kullanmasından caydırmak ve bunu yapacak yeteneklerini ortadan kaldırmak
olacak."*
Obama şöyle devam etti: *"Amerikan halkının, Irak savaşının
bitmesine ve Afganistan savaşının bitmeye dönmesine rağmen, yaklaşık 10
yıllık savaş halinden dolayı bıkkın olduğunu biliyorum. İşte bu nedenle
askerlerimizi başkalarının savaşının ortasına sokmayacağım". *
Tercüme etmemi ister misiniz?
*1. Askeri güç kullanmak, bir ulus olarak alabileceğimiz en
ciddi karar.*
* 2. Amerikan halkının, Irak ve Afganistan'daki yaklaşık 10
yıllık savaş halinden dolayı bıkkın olduğunu biliyorum.*
* 3. Alacağımız her türlü önlem hem zaman, hem de kapsam
açısından sınırlı olacak.*
* 4. Yere Amerikan botu değmeyecek.*
* 5. Askerlerimizi başkalarının savaşının ortasına
sokmayacağım.*
http://www.hurriyet.com.tr/planet/24664440.asp**
Bu lâfları, dünyanın ağzının içine baktığı Obama söylüyor.**
**
Bir hafta arayla iki defa "AMERİKAN BOTLARI YERE
DEĞMEYECEK" diyor.. Yâni havadan ve denizden bıktırana kadar vuracak.. Bu
da zaman ve kapsam açısından sınırlı olacak..****
"Başkalarının savaşı" dediğine göre "yerde", "yerdeki"
süprüntüleri temizleyecek, çöpleri kaldıracak "başkalarına" ihtiyacı
olacak..****
Demek ki kendisi "havadan" zaman ve kapsam açısından
"sınırlı" müdahale edecek ama yerde "başkalarının postallarına" ihtiyaç
duyacak..****
Sizce "başkaları" derken kimi/kimleri kastediyor? ****
Başka ne yapıyor Amerika?****
Adana'daki Konsolosluğu'nda görevli personelin acil durum
ekibi hariç bölgeden çekilmesi ve diplomatların ailelerinin de Adana'dan
ayrılması emri veriyor.****
Suriye'de savaşan "taraflar" ve bölgede konu ile yakından
ilgilenenlerin hepsi Müslüman..****
Hıristiyanların dini lideri Papa Franciscus ne diyor?****
* "Yapılacak askeri müdahale, uzun süredir dram içinde
yaşayan **Suriye*<https://www.cnnturk.com/guncel.konular/suriye/438/index.html>
* halkı ve barışa ihtiyacı olan bölge için yeni acılar yaşanması riskini
taşımaktadır... Hepinize içtenlikle belirtmek isterim ki, bu ortam,
farklılıkların üstesinden gelmeye ve askeri çözüm seçeneklerinden kaçınmaya
yardımcı olacaktır".*
* *Yâni Hıristiyan Papası bile Müslüman savaşı olmasın
diyor..****
Sahi; *"**Bir çift kundurayla bir de fesi var"* dizesi
hangi Amerikan pop/folk/country şarkısında geçiyordu?****
Önünden "redif sesi" gelen kışla hangisi? *8 Eylül 2013*****
*57'İNCİ ALAY HER YERDE*****
*HEPİMİZ 57'İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ*****
metin atamer <matam...@yahoo.com> Sep 08 05:33AM -0700
Bakmak
ve Görmek
Çocukluğumuzda anne ve babamızın sözlerini anladığımız zamanlar da ‘’ bak
kuş uçmakta ‘’ veya ‘’ oğlum bak bu ağaçkakan’’ dediklerinde, döner bakardık o
yana . Kuşu tanımlardık. Kanatlı uçan bir hayvanı, o küçük beynimizle anlamaya
çalışırdık. ‘ Kızım önüne bak,
çamur var, dikkat etmessen üstün kirlenir ’. Çocukken verin emir hep bakmak fiili üzerinden olur. Küçüklük çağımızın geçipte okul
çağımız geldiğinde , ‘Oğlum bak, bu gideceğin okul’ dedikleri zaman, okul
çağımızın başlamış olduğunu anlardık. Yinede okul bizim için, daha doğduğumuzda
başlamıştı amma, biz bilmiyorduk.
İlk Okulun bize faydası varmıydı, diye bazen duyarım konuşulanları, amma
ilk okul bir çocuğun temel eğitimi olduğuna inanırım. Bunu parçalayıp 4 lere
bölmenin yalnış bir işlem olduğunu, bütün aydınlar konuya bakarak haykırdılar,
amma kanunu çıkaranlar bu gerçeği görmekten uzaktılar. Üzerinden bir sene
geçti, tarikatın verdiği talimatla değişen tevhidi tedrisat kanunun bir işe
yaramadığını yeni fark ettiler. Şimdi ise yeni bir uygulamaya geçeceklerini
söylemekteler.
Hani kahve hanelerde miskinler kağıt oynarlarken kahveci bir yaz boz
tahtası getirirler ya, evvelden, şimdi ise kağıt ve kalem getirmekteler, işte
durum aynen bu durum. İlk okula başladığım 1947 senesinden bu yana, her siyasi
iktidar kendi kafasına göre bir tedrisat yönetmeliği çıkarıp uygular, gelecek genç
nesil çocuklarını, kendi doğrultularında eğiterek, arka bahçede fidan
yetiştirmeye çalışırlar.
Bu gün ülkemizde çeşitli dönemlerde eğitilmiş binlerce insan, çok çeşitli
eğitimlerle yetiştirilmiş olduğundan , çok değişik bakış açılı insanlarla bir arada yaşamaktayız. Hiç bir zaman aynı bakış açısını paylaşamıyoruz. Bu tamamiyle ayrı
dönemlerde eğitim almış, ayrı görüşlerle yetiştirilmiş insanların bir arada
yaşamaya çalışmasından kaynaklandığını düşünürüm. Bu gün ilk okula giden
çocukların ilerde ne şekilde davranacaklarını bilmemekle birlikte, bir evvelki
nesille hiç kaynaşamıyacaklarına kesin gözüyle bakmaktayım.
İlk okulda iyi bir tedrisat görmüş bir çocuğun, bir sonraki eğitimine yine
anne ve babaları karar verip, seçtikleri okullarda okutmak isterler
çocuklarını. ‘ Bak oğlum bu senin gideceğin Talas Amerikan Orta Okulu, seni burada okutacağız’
dediklerinde , sizin seçme şansınızın olmadığı aşikar. Orta okulda okurken bir
hedefiniz asla oluşmaz, bu okulu bir an evvel bitirmek istersiniz.
Gün gelir orta okulu bitirirsiniz, lise ye gitmek için okulunuzu anne veya
babanız karar verir. Şimdilerde ise Tedrisat , ARAP saçına dönmüş bir halde.
Orta Okul ve Lise ayırımı artık yok, ilk okul tedrisatı kimi yerde 8 , kimi
yerde 4, yarın ne olacağı bilinmez bir resim bu gün Türkiye’de . Eğitim
Bakanlığının başında bekar ve çocuğu olmayan bir kişinin, çocuklar hakkında
vereceği talimatlarla, yeni bir kanun hazırlatılmakta. Çocuk sahibi olmayan bir kişinin
çocuklar hakkında hüküm vermesi sizce ne kadar doğrudur bir düşünün. Bir çocuk
büyütmemiş bir kimse, ülke çocukları hakkında karar verecek, bunun çok
sakıncalı bir durum olduğuna inanırım. Hani bu ülkemde birileri ’ İki koyun gütmemiş biri ‘ diye söylemişti bir
zamanlar . Aslında yakın bir
tarihte bu tanımlamayı yapmıştı, hatırlarsınız. Peki bu durumda ‘ İki çocuk
büyütmemiş bir Eğitim Bakanı , siz buna nasıl bakarsınız ’ diye adama sormazlarmı
? Bizim geleceğimiz sadece eğitim ile ilgili olsa gerek.
Bakın, eğitimsiz bir polis devleti, beş adet ağacın kesilmemesi için
verilen mücadelede, genç insanlar hayatlarından oldular. Hiç mi vicdanları
sızlamadı bu omuzdan başlı adamın ve onu yöneten SerVekilin ? Değermiydi bu
canlara kıymaya . Türkmen başına peşkeş çekilen Taksim Gezi Parkı için onca
insanı sakat bırakmaya değermiydi ?
Yetkili insanların konulara sadece bakması yetmez. Suriye ile ciddi bir
sürtüşme halindeyiz. Bir kıvılcım iki halkları akraba ülkeleri bir çatışmaya
sokacak. Konuya ‘ Uluslar arası güc müdahale ederse Türkiye bunun içinde yer alır’
demek, ne kadar sorumsuzca söylenen bir cümle. Kanımca bu türde konuşmaları Dış
Siyaset okuyanlardan ziyade, tekke ve zaviyede tedrisat görmüş insanlar
ancak konuya bu açıdan bakarak söyler.
Olimpiyat meşalesi hayaline bile hep baktılar.
Gerçekleri hiç görmediler. Zaten bizim esas sorunumuz ‘’bakmak’’ la ilgili .
Biz tevhid-i tedrisattan gelen bir alışkanlıkla konulara hep bakarız. Fakat
esas olan GÖRMEK tir. Türkiyenin
gidişatına sadece bakmayın, görün
artık, bu iş kötüye gitmekte, ve konulara
sadece uzaktan bakmakla kalmayın,
dikkatli inceleyin ve ne olur Görmek
için bakın, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
Metin
Atamer
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Sep 08 01:57PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Yilmaz Karahan <karahan...@gmail.com>
Date: Sat, 7 Sep 2013 12:55:06 +0300
Subject: DÜNYA BÖYLE ALÇAKLIK GÖRMEDİ!
*Dünya böyle alçaklık görmedi!*
[image: image00111.jpg]<http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2013/09/image00111.jpg>
Dışişleri Bakanı John Kerry, Körfez ülkelerinin ABD'nin Suriye
müdahalesinin masraflarını karşılamaya hazır olduğunu söyledi. Kerry
"Türkiye, operasyonun parçası olmayı önerdi" dedi.
ABD Başkanı Barack Obama'nın savaşı nasıl finanse edeceği tartışma konusu
olurken, bir Arap ülkesinin, Arap parasıyla vurulacağı çarpıcı gerçeğinin
ortaya çıktı ve Orta Doğu'nun tam bir "Cadı kazanı" olduğu gerçeği bir kez
daha kanıtlandı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Körfez ülkelerinin,
ABD'nin Suriye müdahalesinin masraflarını karşılamaya hazır olduğunu
söyledi. Amerikan Washington Post gazetesindeki habere göre, ABD'nin
Suriye'ye yapmayı planladığı askeri müdahalenin finansmanını Körfez'deki
Arap ülkeleri karşılayacak. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'ndeki
toplantıda, Suriye'ye olası askeri müdahalenin masraflarının nasıl
karşılanacağı da gündeme geldi. Cumhuriyetçi senatör Ileane Ros-Lehtinen,
Dışişleri Bakanı Kerry'ye Suriye savaşının finansmanını sordu. Bu soruyu
cevaplandıran Kerry, Beşşar Esad'ı devirmek için ABD önderliğinde Suriye'ye
yapılması planlanan askeri müdahalenin bütün masraflarının karşılanması
için Körfez'deki Arap ülkelerinin teklifte bulunduğunu söyledi. Dışişleri
Bakanı Kerry, "Gerçekte, bazı Arap ülkeleri, ABD'nin daha önce birkaç yerde
yaptığı gibi, bütün işi üstlenmesi durumunda, tüm masrafları
karşılayacaklarını söyledi" dedi. Kerry, Arap ülkelerinin bu teklifinin de
masada olduğunu vurguladı.
*Türkiye gönüllü*
ABD Kongresi'nin Temsilciler Meclisi kanadının Dış İlişkiler Komitesi'nde,
soruları yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, 28 Avrupa ülkesinin
dışişleri bakanıyla görüştüğünü ve bölgedeki birçok ülkenin de kendilerine
operasyonun parçası olmayı önerdiklerini dile getirdi. Kerry, "NATO üyesi
Türkiye, operasyonun parçası olmayı önerdi. Fransa, operasyonun parçası
olmaya gönüllü. Diğer gönüllü ülkeler de var. Ama açıkçası, bu tür bir
(sınırlı) operasyonda kullanılabilecekten çok daha fazla gönüllü var" diye
konuştu.
*El Kaide hava gücü*
Teksas Senatörü Ted Cruz Obama'nın askeri saldırı kararına itiraz ederek
"ABD, el Kaide'nin hava gücü olmamalı" uyarısını yaptı. Eski Ohio
Temsilciler Meclisi üyesi Dennis Kucinich de "Şimdi biz el Kaide'nin hava
gücü mü oluyoruz" şeklinde soru sordu.
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=88518
- See more at:
http://www.yenidenergenekon.com/1231-dunya-boyle-alcaklik-gormedi/#sthash.JA2zcoD7.dpuf
--
Türkiye için el ele mail grubumuz *
https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Sep 08 01:56PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: "istanbul - Haber Bilgi Yorum" <ista...@istanbulbilgisayar.net>
Date: Sat, 7 Sep 2013 13:48:35 +0300
Subject: CHP'liler de müdahale istiyor!... Türkiye Halkı % 71.8 Suriye
Müdahalesini destekliyormuş...
*CHP'liler **de müdahale istiyor!*
** **
** **
*05.09.2013 - Rotahaber*****
****
** **
[image: Açıklama:
http://imgz.rotahaber.com/rotahaber/newpics/news/050920131052121828795_2.jpg]ORC
Araştırmanın Suriye'ye müdahale araştırması ilginç sonuçlar ortaya koydu.
Ankette sadece CHP'nin aldığı oy oranı kadar bir kesim müdahaleye hayır
derken, evet diyenlerin oranı ise şaşırtıcı. İşte o çarpıcı anket...****
Mısır'da ordunun darbe yapması ve Suriye'de yaşanan iç savaşla birlikte
Türkiye'nin dış politikası gündemin en önemli maddelerinden biri haline
geldi.****
****
Peki vatandaş hükümetin Mısır ve Suriye'ye politikalarına destek veriyor mu?
****
****
Suriye'ye askeri müdahale için vatandaştan onay varmı?****
****
Bu soruların yanıtını ORC Araştırma, yaptığı son anketle verdi.****
****
[image: Açıklama:
http://imgz.vol.io/rotahaber/newpics/news/050920131044411824965_3.jpg]****
****
ORC'nin Türk dış politikası üzerine yaptığı kamuoyu araştırmasının
sonuçlarına göre, "Barışçıl girişimlerin sonuçsuz kalması durumunda Esad'ın
uyguladığı katliamı sona erdirmek için Suriye'ye operasyon yapılmasını
destekleyenlerin oranı" yüzde 71.8'i buldu.****
****
*ERDOĞAN'IN MISIR POLİTİKASI DOĞRU*****
****
Başbakan Erdoğan'ın Mısır'daki darbe sonrası darbecileri hedef alan sözleri
ve Mursi'ye açıktan destek vermesi de tartışma konusu olmuştu. ORC anketine
göre Türkiye'nin yüzde 69.5'i Erdoğan'ın Mursi'yi desteklemesini doğru
buluyor.****
****
Yine aynı anket sonucuna göre toplumun yüzde 59.4'ü Türkiye'nin dış
politikasına destek veriyor.****
****
[image: Açıklama:
http://imgz.vol.io/rotahaber/newpics/news/050920131045031820899_3.jpg]****
****
*BUGÜN SEÇİM OLSA KİME OY VERİRSİNİZ?*****
****
ORC anketinde dikkat çeken bir diğer bölüm ise seçim anketi oldu.****
****
Bugün seçim olsa hangi partisine oy verirsiniz sorusuna yanıt veren
vatandaşların yüzde 49'u AK Parti'yi işaret etti.****
****
Buna göre CHP yüzde 26.5 MHP 14.9 BDP ise 6.4 oranında oy alıyor.****
--
Türkiye için el ele mail grubumuz *
https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Sep 08 01:54PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: "istanbul - Haber Bilgi Yorum" <ista...@istanbulbilgisayar.net>
Date: Sat, 7 Sep 2013 13:59:25 +0300
Subject: Erdoğan'ın karizması Demir Leydi'yi eritti
*Erdoğan'ın karizması Demir Leydi'yi eritti*****
** **
*06.09.2013 **- Rotahaber *
** **
**[image: Açıklama:
http://imgz.rotahaber.com/rotahaber/newpics/news/060920131256050904503_2.jpg]
**Yunanistan Başbakanına önünde el bağlatan, Obama'yı bakışlarıyla döven
Demir Leydi lakablı Merkel, Erdoğan karşısında böyle eridi... ****
** **
*ROTAHABER / ÖZEL - *Avrupa'nın Demir Leydi'si olarak bilinen Almanya
Şansölyesi Angela Merkel'in, G20 zirvesi sırasında objektiflere Başbakan
Erdoğan'ın karşısında hayran duruşuyla yakalanması günün konusu oldu.****
****
Daha önce Yunanistan eski başbakanı Yorgo Papandreu'nun, karşısında süt
dökmüş kedi gibi el pençe divan durduğu ve keskin bakışlarıyla ABD Başkanı
Barack Obama'yı hizaya getiren Angela Merkel'in, Rusya'nın St. Petersburg
şehrinde düzenlenen G20 Zirvesi sırasında Erdoğan'ın karşısında hayranlık
dolu bakışlarla görüntülenmesi, "Demir Leydi Erdoğan'ın karizması
karşısında eridi" yorumlarına sebep oldu. ****
****
** **
** **
[image: Açıklama:
http://imgz.vol.io/rotahaber/newpics/news/060920131254260901113_3.jpg]****
****
** **
--
Türkiye için el ele mail grubumuz *
https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Sep 08 01:49PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: "Yılmaz ARSLAN" <y.ars...@gmail.com>
Date: Sat, 7 Sep 2013 14:31:43 +0300
Subject: TOPRAK SATIŞLARINDA KARARTILAN RAKAMLAR
**
* TOPRAK SATIŞLARINDA KARARTILAN RAKAMLAR*
**
* Bakan'ın Uşak milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'a verdiği yanıt*
**
* *Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından, Uşak Milletvekili Dilek Akagün
Yılmaz'ın önergesine karşı verilen yanıt, halkı tatmin etmekten uzaktır.
Daha öncede buna benzer soru önergelerine verilen yanıtlar da birbiriyle
çelişkili idi. Bugüne kadar karşılıklılık ilkesine dayalı satış yapıldığı
belirtilerek, asla İsrail'e toprak satılmadığı ile övünülürken onu da
kaldırarak hem karşılıklılık ilkesi ve hem de İsrail yasağı kaldırıldı.
Zaten İsrail bu yasağı tanımıyordu. Alımları dolaylı dolaysız
gerçekleştiriyordu. Daha sonra neredeyse tüm ülkelere karşılıksız satışlar
için bir torba yasa gece yarısı operasyonuyla çıkartıldı.
* **Bakan'ın İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'ya verdiği başka
bir yanıt*
Ülke genelinde Yunanlılar toplam 2.8 milyon m2 taşınmaz satın almış
bulunuyor. Bursa'da 4.738 Yunanlı 1.1milyon m2, İstanbul'da 3.646 Yunanlı
447 bin m2, Manisa'da 349 Yunanlı 401 bin m2, şeklinde devam ederek, diğer
illere göre durumu şu şekilde açıklamıştır: İzmir 178 bin 702 m2 ., Yalova
122 bin191 m2., Edirne 106 bin 843 m2 ., Çanakkale 93 bin 252 m2 .,
Balıkesir 85 bin 538 m2 ., Tekirdağ 57 bin 101 m2 ., Aydın 39 bin 200m2.,
Kocaeli 26 bin 349 m2 ., Muğla 19 bin 280 m2 ., Hatay 18 bin 483 m2 .,
Antalya 6 bin 328m2., Mersin 5 bin 023 m2 ., Eskişehir 3 bin 308 m2 .,
Ankara 2 bin 791 m2 ., Sakarya 2 bin 387 m2 ., Nevşehir bin 119 m2 .,
Kayseri 450 m2 ., Konya 125 m2 şeklindeki belirtmiştir.
* Taşınmaz satın alan ülkeler ** *
ABD, Avusturalya, Avusturya, Almanya, Arnavutluk, Azerbaycan, Bahreyn,
Gabon, Malta, İngil tere, Belçika, Bolivya, Bosna-Hersek, Filipinler,
Finlandiya, Fransa, Guatemala, Guyana, Gürcüstan Hırvatistan, Hindistan,
Hollanda, İngiltere, KKTC, G.Kore, Kuveyt, Libya, Lübnan, Lüksemburg,
Mısır, Malezya, Macaristan, Makedonya, Arjantin, Brezilya, Cezayir,
Bulgaristan, Danimarka, Domi nik, Çek Cumhuriyeti, İtalya, İspanya,
İrlanda, Kanada, Japonya, Suudi Arabistan, Meksika, Şili, Mol dovya,
Norveç, İsrail, Pakistan, Ukrayna, Endonezya, Polonya, Portekiz, Roman ya,
Rusya, Peru, Sırbistan-Karadağ, Slovenya, Suriye, Yeni Zelanda, Panama,
Orta Afrika, Türkmenistan Elsal vador gibi 183 ülke vatandaşı ülkemizden
toprak satın almaktadır.
* Tarım arazileri yağmalanıyor *
Bakanın daha önce açıkladığı rakamlar: Toplam, 125 bin 452 kişi,
satılan alan 89 bin 297 dekar olarak bildirilmektedir. Satılan alan miktarı
2004 yılındaki alandan neredeyse üç misli azdır. Kişi sayısı üç misli
artmasına karşın verilen alanın azalması rakamların gerçeğe aykırı olduğunu
gösteriyor. Kaldı ki 2004 yılında toprak satın alan ülke sayısı da 68 iken,
bugün verilen sayı 183'e çıkmış bulunuyor. Demek ki mütekabiliyet, yani
karşılıklılık koşuluna bu sayılarla uyulmadığı açık olarak ortaya çıkmakta
dır. Önceki verilerde bulunmayan ülke vatandaşları yeni listede yer almış
görünüyor. Zaten İsrail'e sa tış yapılmadığı kamuoyuna defalarca medya
aracılığı ile yansıtılmasına karşın aynı resmi verilerde 100 İsrail
vatandaşına 136 taşınmaz satıldığı açıkça görünmektedir." Verilere
bakıldığında 2004 yılına göre Konya'da satışın arttığı ortada. İsrail'in
Konya Karapınar ve çevresin de onlarca köyün arazisi için ve Mersin Alata
Çiftliği'nin 4 bin 56 dekarlık arazisi satın almak için yaptığı çalışmalar
artık kamu oyun ca bilinmektedir. Ülke toprakları Lozan delinerek
yabancılara duyarsızca satılmaya devam edilecek. 'Milli Emlâk'
zenginliklerimiz ve varlıklarımız, yapısı da yok edilerek, kapitülasyon
uygulamasıyla devrediliyor. Misak-ı Milli sınırları büyük bir hızla adeta
yok ediliyor.
* **Batman'a Alman ilgisi ** *
Bayraktar, Birleşik Arap Emirlikleri Büyükelçiliği'nin Beşiktaş'ta bin
91 metrekare alan satın aldığını,
yabancı sermayeli Türk ticaret şirketi olan Abu Dabi Gayrimenkul Geliştirme
Yönetim ve İnşaat Limitet
Şirketi'nin ise Kocaeli'nin Darıca ilçe sinde 64 bin 524 metrekare alan
satın aldığını açıkladı.
Bayraktar, Batman'da 2 milyon 71 bin metrekare alana tekabül eden 244
taşınmazın ise Almanlar
tarafından satın alındığını açıkladı. Bu durum Batman ve Raman havzasını
çok verimli ve kaliteli petrol
yataklarına sahip olması olarak algılanmalıdır. Mayınlı arazilerde daha
yakin zamanda bulunan petrol
yataklarının kalitesi ve genişliği düşünüldüğünde ve ülkenin bir petrol
denizi üzerinde yüzdüğü,
bulunan petrol yataklarının vanalarının betonla kaplandığı iddiaları
tarihsel süreçte ortaya konan
raporlarla kanıtlandığı bilinirken, bunun göz ardı edilerek toprakların
satılması en azından büyük bir
aymazlıktır. * *
* *
* *Yabancılara taşınmaz satışın da son düzenleme ile hükümetin tüm
topraklarımızı yabancıların alımına açtığını Türk halkı çok iyi takip
ediyor. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından verilen son resmi
rakamların gerçeği yansıtmadığı çok açık. 28 Ekim 2004 tarihli Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü'nün internet sitesindeki resmi verilerine göre
ülkemizden taşınmaz alan toplam yabancı sayısının 44 bin 740, satılan
taşınmaz sayısının 42 bin 884, satılan toplam alanın da 273 bin 408 dekar
olduğunu çok net bir şekilde görülmektedir. Bu durumda yeni açıklamalar son
derece yanıltıcıdır. Rakamlar karatılmış durumdadır. O dönemde satılan ülke
sayısı 68 iken bugün 183 çıktığına ve karşılıklılık ilkesi de kalktığına
göre satışların, ülke topraklarının "binde beş"i sınırından "yüzde on"u
düzeyine çıkartılması dahi rakamların karartıldığını ortaya koyuyor. Kaldı
ki, "2B yasası " ve 5737 sayılı "Vakıflar Yasası "yla yabancıların aldığı
topraklar hesaba katılmamakta...
* Tarım arazileri yağmalanıyor *
Bugün için verilen rakam 125 bin 452 kişiyle satılan alan 89 bin 297
dekar olarak bildirilmektedir. Satılan alan miktarı 2004 yılındaki alandan
neredeyse üç misli azdır. Kişi sayısı üç misli artmasına kar şın verilen
alanın azalması rakamların gerçeğe aykırı olduğunu gösteriyor. Kaldı ki
2004 yılında toprak satın alan ülke sayısı da 68 iken, bugün verilen sayı
183'e çıkmış bulunuyor. Demek ki mütekabiliyet, yani karşılıklılık
koşuluna bu sayılarla uyulmadığı açık olarak ortaya çıkmaktadır. Önceki
verilerde bulunmayan ülke vatandaşları yeni listede yer almış görünüyor.
Zaten İsrail'e satış yapılmadığı kamu oyuna defalarca medya aracılığı ile
yansıtılmasına karşın aynı resmi verilerde 100 İsrail vatandaşına 136
taşınmaz satıldığı açıkça görünmektedir. Verilere bakıldığında 2004 yılına
göre Konya'da satışın arttığı görülmektedir. İsrail'in Konya Karapınar ve
çevresin de onlarca köyün tarım alanını ve Mersin Alata Çiftliği'nin 4 bin
56 dekarlık arazisini satın almak için yaptığı çalışmalar artık kamuoyunca
bilinmektedir. Yeni düzenleme ile birlikte karşılıklılık ilkesinin önce
işlemez hale getirildiğini, şimdi de kaldırıldığı ortadadır. Ülke
toprakları Lozan delinerek yabancılara duyarsızca satılmaya devam edilecek.
'Milli Emlâk' zenginliklerimiz ve varlıklarımız, yapısı da yok edilerek,
kapitülasyon uygulamasıyla devrediliyor. Misak-ı Milli sınırları büyük bir
hızla adeta yok ediliyor.
*
*Orhan
Özkaya
--
Türkiye için el ele mail grubumuz *
https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Sep 08 01:47PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: "istanbul - Haber Bilgi Yorum" <ista...@istanbulbilgisayar.net>
Date: Sat, 7 Sep 2013 15:26:03 +0300
Subject: PKK mezarlığından bakın ne çıktı?
*PKK mezarlığından bakın ne çıktı?*
06-09-2013 - internethaber**
**[image: Açıklama: PKK mezarlığından bakın ne çıktı?]***Güney Doğu'da
mezarlık açan PKK'nın sözde şehitliği, cephanelik olarak kullandığı ortaya
çıktı.*
*İNTERNET HABER <http://www.internethaber.com>*-* Güneydoğu'da 'şehitlik'
diye 4 mezarlık açan PKK, cenazelerle birlikte patlayıcı ve silah gömdüğü
ortaya çıktı.
*Türkiye Gazetesi'nin haberine göre;
<http://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/72077.aspx>
*PKK*, bir taraftan hükümeti adım atmamakla suçlarken diğer yandan *çözüm
süreci*ni sekteye uğratmak için hazırlıklarını sürdürüyor.
Örgüt önce hazirana, daha sonra eylüle kadar geri çekilme sürecinin
tamamlanacağını açıklamıştı. Resmi kaynaklara göre; geri çekilme ancak
yüzde 25 oranında gerçekleşti. Dağdaki kadroların bir kısmı, şehir
merkezlerine kaydırılarak burada hazırlıklar yapıldı. Öz savunma birlikleri
ve asayiş birimleri adı altında örgütlenen kadrolara, silah ile patlayıcı
eğitimi verildi. Örgüt bu süre zarfında ileride kullanmak amacıyla
cephanelikler de oluşturdu. Kullandığı taktik ise dikkat çekici.
*ŞEHİTLİK ADI ALTINDA CEPHANELİK*
Örgüt, Güneydoğu'da sözde
şehitlik<http://www.internethaber.com/search_tag.php?tags=%C5%9Fehitlik>adı
altında 4 mezarlık oluşturdu. Hatta bunlardan bazılarını törenle açtı.
Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Yolçatı Köyü kırsalında kurulan mezarlık
onlardan biriydi. Ancak bu mezarlıkların sanıldığı kadar *"masum"* olmadığı
belirlendi. İki gün önce Bingöl'de yakalanan PKK bombaları ile ilgili
soruşturma dosyasına giren ifadelerde söz konusu bombaların Lice
kırsalındaki mezarlıktan yüklendiği bilgisi yer aldı. Güvenlik birimlerine
ulaşan bilgilere göre; geçmişte yaşanan çeşitli çatışmalarda ölen
PKK'lıların gömüldüğü bu mezarlıkların altına veya çevresine patlayıcı ve
silah gömüldü. Eylem kararı alındığı durumlarda tıpkı Bingöl'de yakalanan
patlayıcılarda olduğu gibi bombaların buradan yüklenerek sevk edilmesi
planlanıyor.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık bundan sonraki süreçte farklı
eylem taktikleri uygulayacaklarını söylemişti. Örgüt artık karakol baskını
gibi geçmişte uyguladığı eylemler yerine şehir merkezlerini harekete
geçirebilecek taktikler kullanacak. Şehirlerde faaliyet gösteren kadrolar
duruma göre bombalı eylemler de yapacak.****
------------------------------
*Bingöl'de bomba yüklü araç!
**[image: Açıklama:
7821.jpg]*<http://www.internethaber.com/bingolde-bomba-yuklu-arac-579100h.htm>
****
** **
** **
--
Türkiye için el ele mail grubumuz *
https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Sep 08 01:45PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Nusret Kebapci <nusret...@gmail.com>
Date: Sat, 7 Sep 2013 19:55:16 +0300
Subject: BEN DİKTATÖR OLSAYDIM...
*BEN DİKTATÖR OLSAYDIM...*
* *
* *
Son günlerde tartışılan diktatörlük konusuna biraz da ben katkıda bulunayım
istedim.
Çünkü konu önemli...
Hani kim diktatördür?
Değildir...
Diktatör neler yapar? gibi soruları doğru olarak açıklayabilmek adına biraz
empati yapalım istedim...
Günümüzün en sihirli sözcüklerinden biri ya o yüzden...
Bana göre çok olanaksız bir şey ama hadi bir an için çok yüksek bir oy
oranıyla iktidara geldiğimizi varsayalım...
Üstelik bana ciddi muhalefet edebilecek...
Ya da benden farklı düşünce ve politika üretebilecek herhangi bir parti de
olmasın...
Tek tabancayım bir nevi...
Tüm bu avantajımın yanı sıra ABD'de bana Büyük Ortadoğu Projesi gibi
bölgede yeniden yapılanmayı gerektirecek önemli bir konuda eş başkanlık
gibi bir görev bahşetsin.
Dolayısıyla arkam da çok sağlam yani...
Neyse; işte bu görevin içinde, bildiğiniz gibi bölge haritasını yeniden
çizmek, çizerken de özellikle ikinci bir İsrail olabilecek büyük Kürdistan
için gerekli adımları da atmak da bulunuyorsa...
İşe ilk olarak içinde yaşadığımız devleti oluşturan milletin adını anmamaya
özen göstererek başlardım...
Bilirdim ki büyük Kürdistan'ın oluşabilmesi için bizden de bir parçanın
kopması gerekiyor...
Bu yüzden millet vurgusunu ne kadar az yaparsam toplumdaki aidiyet
duygusunu da o kadar yok etmiş olurdum...
Aslına bakarsanız bu konuda ne gerekiyorsa onu yapardım...
Bakardım ki bazı politikacılar ve askerler habire yok ulus devlet, üniter
yapı, vatan, Türk Milleti deyip duruyor...
Üstelik laf da dinlemeyip her ortamda da konuşuyorlar...
Hemen savcı olup bu kişileri içeri tıktırırdım...
Böylece hem çok rahatlar...
Hem de ulus devleti savunmak suçla ilişkilendirildiği için istediğim her
türlü adımı rahatça atabilirdim.
Anlayacağınız ortada bana ayak bağı olacak hiç kimseyi ortada bırakmazdım...
Bunları yaparken eğitimde de gerekli adımları atmayı unutmazdım...
Bilirdim ki vatanını, milletini, bayrağını seven kuşaklar yetiştikçe, benim
gelecekteki planlarım tehlikeye girecek...
Gerekli adımları atar MEB görev tanımından bu konularla ilgili maddeleri
değiştirirdim...
Çünkü vatanı, bağımsızlığı değil küresel efendilere hizmeti esas olacak
kişilerin yetişmesi gerekiyordu...
Hattat ulusal duygular uyanmasın diye bayramların ve ulusal günlerin
kutlanmasını bile engellerdim...
Öyle ki
Bölücü örgütün her türlü mitingine ses çıkarmayıp bayrama katılanlara
müdahale ettiğimiz bile olurdu...
Yılanın başını küçükken ezmeli misali...
En küçük muhalif gösteriyi bile engellerdik ki büyüyüp bizim için çok
tehlikeli olamasın...
Baktık ki bazı büyük şirketler uslu durmayıp çıkardıkları gazetelerle bize
muhalefet etmeye çalışıyor...
Hemen birkaç maliyeci göndererek denetletiverirdik...
Nasılsa bir açıkları bulunurdu...
Tüm bunlara rağmen hala hakkımızda yazacak yazar kalırsa da bu kez doğrudan
liste gönderip işlerine son verilmesini isterdim...
Yani anlayacağınız ben diktatör olsaydım bunları yapardım...
Ama ben diktatör değilim...
*04-09-2013*
*Nusret KEBAPÇI*
* *
--
Türkiye için el ele mail grubumuz *
https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Sep 08 01:42PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Yilmaz Karahan <karahan...@gmail.com>
To: undisclosed-recipients:;
Cc:
Date: Sat, 7 Sep 2013 21:45:36 +0300
Subject: ESKİ TÜRKLERDE SAVAŞ VE SAVAŞ STRATEJİLERİ
*ESKİ TÜRKLERDE SAVAŞ VE*
*SAVAŞ STRATEJİLERİ*
*1.Giriş*
Eski Türkler karakteristik olarak savaşçılık kimliği kazanmışlardır. Bu
kimliği kendilerine atfeden çağdaşı kavimler olmuştur. Yaşayış tarzları,
coğrafi etkenler, kültür ve birikimleri bu kimliği kazanmalarında
belirleyicilik sağlamıştır. Savaşçı eski Türk kavimleri kendilerine özgü
bir savaş kültürü meydana getirmişlerdir. Kurdukları ordular ve
kullandıkları silahlar diğer kavimlere örnek oluşturmuştur. Dönemlerinde
kendileri ile boy ölçüşebilecek nitelikte ve teknolojide ordu anlayışının
olmayışı Eski Türklerin uzun dönem askeri zaferlerle anılmasını
sağlamıştır. Nitekim bu şöhrette geliştirdikleri harp stratejileri de
önemli bir rol oynamıştır.
*2. Eski Türklerde Savaşçılık Kimliğinin Kazanılması*
Eski Türkler, kalabalık sürülerini yazın ve kışın ayrı otlaklarda
bulundurmak, otlakları ve suyu silahla korumak, sahip olunan hayvanların
bakımı ve tedavisi için gerekli tedbirleri geliştirmek, gerektiğinde mevcut
otlaklardan müşterek faydalanmak için diğer boylarla anlaşma yapmak ve
oluşabilecek anlaşmazlıkların halli için hakem heyeti seçmek ve neticesinde
bölgede meydana gelebilecek geniş bir tehdit için bir araya gelerek güçlü
bir ittifak kurmak zorundadırlar. Bunun için yerleşik toplumların
göstereceğinden çok daha fazla bir çaba gerektiği açıktır. (Turgut,2008:173)
Bozkır ikliminde yaşayan bir ulus olan Türkler; sert iklim koşulları,
coğrafi faktörler, Orta Asya'daki diğer boy ve uluslar arasındaki
mücadeleler zorlu bir hayat yöntemini gerektirmiştir. Bu zor şartlar,
Türklerin savaşçı olarak yetişmesinde neden olmuş ve tarihte de ordu-ulus
olarak tanımlanmaları sonucunu doğurmuştur. (Şencan,2007:79)
Türklerde halk ordu, ordu ise halk idi. Özellikle uzun süren akınlarda,
çoğu zaman aileler de askerlerle beraber gitmişlerdir. Akınlardan sonra
yapılan iskan ve yerleştirmelerde ise tabii olarak askeri düzenin izleri
görülmüştür. Örneğin Çin tarihine göre, Batı Türklüğü'nün temelini teşkil
eden "On-ok" yani On-boy Türkleri böyle askeri bir düzenin sonucunda
meydana gelmişlerdir. (Ögel,2001:301) Böylece Türklerde her birey savaşçı
kimliği kazanmış ve askerlik Türk milletinde meslek değil, bünyesinde
bulundurması gereken bir özellik olmuştur.
Askeri teşkilat olarak personel temininde herhangi bir zorluk
yaşanmamıştır. İç Asya insanı için askeri hizmet vermek doğal bir uğraştır.
Yönetici sınıf ve halk olarak ayrılan toplum düzeni içinde, bütün toplum
gerektiği zaman asker kişi olarak görev yapabilecek bir hayat tarzında
yaşamaktaydılar. Böyle bir coğrafya ve ekonomik yaşam düzeyi içinde gelişen
asker-toplum yapısı içinde, bireylerin askeri gereklere göre
teşkilatlanması icap etmektedir. Savaşçılığa yapılan vurgu burada kendini
kültür olarak göstermektedir. (Turgut,2008:175).
*3.Eski Türklerde Savaş Kültürü ve Ahlakı*
Türklerde savaşa katılmak, cesur olmak ve savaşta düşman askeri öldürmek
kutsanmıştır. Bir savaşçının en büyük yardımcısı ve bir anlamda da
kendisine hız sağlayarak silah olma özelliğini kazanan atlarda, ölen
sahipleriyle beraber öldürülmüş ve atların sahiplerini uhrevi dünyada
cennete taşıyacaklarına inanılmıştır. (Turgut,2008:172)
Türklerin vazgeçilmezi olan atlar, Türkler tarafından M.Ö. 4000-3500
yılları arasında ehlileştirilmiştir. (Aksoy,1998:41). Bu dönemden itibaren
at, Türklerin birçok alanda yardımcısı olmuştur. At üzerinde doğan, atı ile
gömülen, Tanrısına at kurban eden Türkler, atı savaş sahasında da
kullanarak düşmanlarına karşı hız ve manevra kabiliyeti kazanmıştır.
Eski Türklerde kişinin atlarıyla birlikte gömülme anlayışı Kurgan
Kültürü'ne dayanır. Genetik bilimi üzerine çalışan Yrd.Doç.Dr. Osman
Çataloluk, Kurgan Kültürü'nün Eski Türklere ait olduğunu belirterek bu
kültürü şöyle açıklar:
*Kurgan Türkçe'de "koruyan, korunan" manasına gelir. Kurgan Kültürü'ne ait
mezar odaları üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci katta, en dışta
yontulmuş kaya bloklar ile iç kısımda kızıl aşı boyalı kalın kalaslar yer
alır. Burada kişinin arabası bulunur. İkinci katta, kişinin kendisi ve
yanında değerli eşyalar, yiyecek ve kımız bulunur. Yüzeye en yakın katta,
kişinin sevdiği atları, ineği, koyunu ya da köpeği boğazlanarak bırakılır.
Mezar kapatıldıktan sonra ortada büyük bir ateş yakılarak ziyafet verilir,
koyunun ya da atın ön sol bacağı toprağın içine konularak kurgan yapma
işlemi bitirilmiştir. Kurgan Kültürü proto-Türk milletinin kültürüdür.
Yapım tekniği M.Ö.5. binden başlayarak 4. ve 3.binde en gelişmiş seviyesine
ulaşır ve gelenekleşir.* (Çataloluk,2012:54-57).
At binmede kolaylık sağlayan hem biniciyi hem atı yormayan geliştirdikleri
eyer takımları, yüzyıllar boyunca sürekli değişerek hep gelişmiş ve
durmadan yeni koşullara ayak uydurmuştur. (Roux,1997:72)
Türkler askerliği ve savaşmayı kutsal saymışlardır. Türklerde ordudan
kaçanların ve vatana ihanet edenlerin cezası ölümdü. Ancak savaşın meşru
olmadığı barış hallerinde de kılıç çeken ölüm ile
cezalandırılmıştır.(Kafesoğlu,2011:281)
Türkler, askerlerinin kabirleri üzerine bunların öldürdükleri düşmanların
heykelleri dikilmiştir. Bunun nedeni; öldürülmüş adamın kıyamet gününde
kendisini öldüren veya adına öldürmüş olduğu kimseye hizmet edeceğine dair
olan inanç olduğu bilinmektedir. (Turgut,2008:172-173) Eski Türklerde din
olgusu günlük yaşamla karşı karşıya değil, paralel hareket ederek dönemin
koşullarına ayak uydurmuştur.
Eski Türklerde, düşmandan esir yakalayan ödüllendirilmiş, savaşta ölen
Türklerin cesetlerinin düşman eline bırakılmamaya çalışılması ve bu
cesetleri alıp getirenlere ölünün mallarının verilmesi savaşçılığı öven
mahiyette davranışlardır. Cesareti ve mücadele ruhunu geliştirecek "ad
verme" eylemi ile çocuk toplum nezdinde başarı sayılabilecek bir başarı
sağlayıp, bunun sonucunda ad alarak kimlik kazanmıştır. (Turgut,2008:175)
Bozkır Türk halkına, sürekli başarılar sağlayan başlıca hususlardan biri de
aynı zamanda savaş hazırlığı vasfında olan daimi spor hareketleri idi. Ata
binmek, ok atmak herkesin tabii meşgalelerindendir. At yarışları, cirit,
gülle atma, güreş, doğancılık mücadele azmini keskinleştirirdi.
Kadınlarında katıldığı çeşitli top oyunları Hunlardan beri Türkler arasında
oynanmakta olup Göktürk çağında Çin'e yayılmıştır. (Kafesoğlu,2011:276)
*4.Eski Türklerde Ordu*
Türk ordusunun diğer kavimlerden farklı olarak üç yönü tespit edilmiştir:
Türk ordusu ücretli değildir, Türk ordusu daimidir, Türk ordusu temelde
süvarilerden kuruludur. (Gömeç,1997:103)
Eski Türk ordusunda en büyük askeri birlik 10 bin kişilik kuvvet idi. Bu
birliğe Tabgaçlar, Göktürkler ve Uygurlarda "tümen" adı verilmiştir.
Tümenler 1000, 100, 10'a ayrılmış, başlarına ayrı ayrı kumandanlar tayin
edilmiştir. (Kafesoğlu,2011:271)
Komutanların her birinin atkuyruğundan yapılmış birer tuğu vardır. Tuğ
sayısı şekli ve rütbeye göre değişir Kağanın tuğunun başında altından bir
kurt başı vardır. (Güney,2002:55) Onlu sistem ilk olarak M.Ö. Asya Hun
İmparatoru Mo-tun devrinde (M.Ö.209-174) tespit edilmektedir.
(Kafesoğlu,2011:271)
Köktürkçe yazıtlarda ordu kelimesi "sü" terimiyle karşılanmıştır. Ordunun
başında bugünkü genelkurmay başkanı yerinde olan Sü-başılar bulunmuştur.
Genellikle sübaşılık görevlerini kagan çocukları, kardeşleri veya yeğenleri
yapmıştır. (Gömeç,1997:103)
Kitabelerde asker manasına gelen sü'den başka "çerig" kelimesi de
kullanılmıştır. Askeri terimler bakımından dünyanın en büyük kültürüne
sahip Türk milleti ve ordusunda, bütün rütbeler birer birer ayrılmıştır.
(Gömeç,1997:104)
Onlu sistemde kullanılan komuta zinciri sadece savaş zamanı değil, barış
zamanı da devlet işleyişinde kullanılmıştır. Bu durum aslında budunlar ve
boyların sıkı işbirliğinin göstergesidir. Bu ilişki, Türk devletinin
sağlamlığını ve devamlılığını sağlayan başlıca etken olmuştur. Devlet
güçlerinin tümünün kabile, soy vb. ayrılıklara bakılmaksızın 10'lu sisteme
göre bölünerek, merkezden görevlendirilen komutanlar aracılığı ile en üstte
tek yönetime bağlanması, ulusal birliğin meydana getirilmesinde önemli rol
oynamıştır. (Şencan,2007:80)
Eski Türklerde ordunun en önemli gereklerinden biri at arabasıdır. Çin
kaynaklarına göre atlı araba M.Ö.2000 yıllarında Türkler tarafından
kullanılmıştır. (Şahin,2005:166) Atlı arabanın kullanımı diğer uygarlıkları
da etkilemiştir. M.Ö.1450'lerde at arabası kültürü Çin'e Türkler sayesinde
ulaşmıştır. (Yusupcan,2009:2353)
Bir Çin kaynağında, Mo-tun'un mektubunda Çinlilere dostluk sembolü olarak
bir adet deve, iki adet binek atı ile birlikte sekiz adet araba atı
gönderdiğini belirtmektedir. Bu dönemde kullanılan araba atlarıyla binek
atlarının farklılığını ortaya koymaktadır. Bu da arabanın Türkler
tarafından kullanıldığını göstermektedir. Ayrıca "araba" kelimesi
Türkçe'den diğer dillere geçmiştir. Örneğin Ruslar arabaya "arba"
demişlerdir. (Şahin,2005:168-169)
Türkler kalabalık ordu yapısına sahip olduğu için yiyecek temini önemli bir
husus olmuştur. Türkler zaman ve çevrenin en zor şartları içinde dahi
yiyecek ve malzeme ikmallerini yapabilmişlerdir. Diğer ordular askeri
beslemek üzere binlerce hayvan getirmek zorunda kalırken, Türkler yiyecek
ihtiyaçlarını et konservesi ile karşılamışlardır. Konserve et, Çin'de ve
Avrupa'da ortaya çıkmadan en aşağı 500-1000 yıl önce Türklerce
bilinmektedir. (Şencan,2007:80)
Türk orduları temelde süvari birliklerinden kurulu idi. Yani atlı kuvvetler
yanında yer alan ve daha ziyade yardımcı olarak iş gördürülen yayalar
sayıca pek azdır. Diğer milletlerde ise orduları piyade birlikleri meydana
getirmiştir. Bundan dolayı Türk ordularının yetiştirilme tarzı, hazırlık
eğitimleri ve muharebe taktikleri yabancılardan tamamen farklı olmuştur.
(Kafesoğlu,2011:271)
Jean Paul Roux, Türk orduları için bu konuda şu görüşlerini kaydetmiştir:
*Orduları kesinlikle savunma amacına yönelikti ama tabi ki kendilerinin de
bildikleri ve çok zaman uyguladıkları baskınlara, beklenmedik saldırılara
karşı da her zaman hazırlıklı olmuşlardır. Ordu, surlar arkasında korunmasa
da çok sayıdaki gözetleme kulelerinden yararlanmışlardır. *(Roux,1997:73)
Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar döneminde avcılık yoluyla askeri eğitim
verme yöntemi uygulanmıştır. Avlanma usulü ordu komutanları ve askerler
için savaş taktiğini ve sanatını öğrenmede en etkili yol idi. Avlanma
anlayışına göre; yabani hayvan bir çember içine alınıp kuşatılırdı. Sonra
bu çember içine doğru ilerlenmeye başlanırdı. Merkez kuvvet ile iki
tarafındaki ek kuvvetler, aralarında belli bir mesafe bırakıp birbirleri
ile iletişim içinde olarak koordineli hareket ederlerdi. Savaşta da durum
aynıdır. Bu yöntemle Eski Türklerin kötü yaşam koşulları ve kötü hava
şartlarında ayakta kalabilme gücü arttırılmakla birlikte, sürekli yer
değiştirmeden dolayı karşılaşabilecekleri açlık, susuzluk, hastalıklar gibi
olumsuzluklar karşısında direnme güçleri arttırılmıştır. Ayrıca savaş
dışında tertip ve düzenlerinin korunması sağlanıp, her zaman dinç ve güçlü
olmalarında etkili rol oynamıştır. (Çakan,2006:173-174)
Birliklerine göre değişen şekillerde flamalar da taşımışlardır. Savaş
meydanlarında süvariler, atların renklerine göre, belli kanatlarda mevki
almışlardır. (Kafesoğlu,2011:274)
Askeri müzik olgusu da Eski Türklerde köklü bir şekilde gelişmiştir. Büyük
Hun Devleti zamanında bilinen ilk askeri müzik topluluğu olan "Tuğ Takımı"
oluşturulmuştur. Hunlar döneminde Tuğ takımları; Yırağ (saray, zurna),
borguy (boru), tümrük (davul), küvrük (kös), çeng (zil) kurulmuş ve hakanın
sancağını temsil etmiştir. (Kaya,2012:95)
Tuğ takımlarının başlıca eylemi olan "Tuğ vurma", bir savaş alameti olarak
nitelendirilir, savaşa giderken ve savaştan gelinirken çalınırdı. Kulakları
sağır edercesine çalınan davul sesleri, savaş alanlarında bir güç ve gövde
gösterisi sergileyerek düşmanın ürkmesine sebep olmuştur. Tuğ takımları,
Göktürk ve Uygurlarda da varlığını sürdürmüştür. (Kaya,2012:96)
*4.1.Eski Türklerde Silah*
Her çağın taktiğine göre, çağın en etkili silahlarını kullanan Türk
ordularında başlıca silah ok ve yaydır. Ok ve yay, bir av teçhizatı olarak
en eski çağlarda hemen hemen tüm topluluklarda görülür. Fakat Türkler, ok
ve yayı etkili bir savaş silahı haline getirmişler ve kendi muharebe
taktikleri için en iyi şekilde kullanmışlardır. (Şencan,2007:81)
Türklerin kullandıkları silahlar çok çeşitlidir. Örneğin, gerilmesi çok zor
ama vuruculuğu çok kuvvetli olan, tersine gerilerek kullanılan çift
kavisli, "reflexse" yaylar bunlardandır. İlk kez Hunların yaptığı "ıslıklı
oklar" etkili birer savaş aletidir. Türkler at üzerinde seyir halindeyken
dört yöne ok atabilmekteydiler. Düz ve çengelli ok uçları (temren)
kullanmışlar, çok iyi kement atmışlardır. (Güney,2002:55-56) Hücum
silahları (=saldın) olarak; mızrak, kılıç ve türleri, balta
kullanmışlardır. (Baykara,2001:172) Yakın muharebelerde; kargı, süngü ve
kalkan da kullanılmıştır. (Kafesoğlu,2011:274)
Eski Türkler savaşta, göğüs göğse çarpışmalarda karşısındaki düşmana
darbeleri hançerle vurmuştur. Bu hançerler, düz eşkenar dörtgen veya yassı
iki tarafı da keskin demirlidirler. Savaşta korunma amaçlı kullanılan pullu
zırhlı gömlekler vücuda deri kemerlerle sarılmıştır.(Hudyakov,2002:851) Çin
kaynaklarında bahsi geçen vurucu güce sahip zırhlı süvarilerin bulunması
düşman ordularına karşı sağlanan ayrı bir üstünlüktür. (Gömeç,1997:104)
Eski Türk askerleri oklarını özel kılıflarında muhafaza etmişlerdir.
Sadaklar iki çeşittir. Kapalı olanlarda, oklar kılıfın içine doğru
yerleştirilmiştir. Bir de açık cepli kılıflar mevcuttur. Bu ok kılıflarında
okların uç kısmı yukarıya doğru yerleştirilmiştir. Ok kılıfı okçunun
kemerine takılmıştır. Sağ tarafta bazen de kemere takılarak sırtta
taşınmıştır. (Hudyakov,2002:854)
Eski Türklerin ağır silahlı askerleri kendilerini korumak için başlıklar ve
kalkanlar kullanmışlardır. Yakın savaşta, askerler düşmana çevgan
(cirit/mızrak) ve süvari kılıçlarla hücum ederken darbe vurabilmiştir. Uzak
mesafeli savaş taktiğinde savaşçıları düşmana ok yağdırırdı. Bundan dolayı
darbe almamak için korunma amaçlı atların üzerinde özel koruyucu takılar
vardır. Eski Türk atlı ordusu yakın savaş taktiğinde çok başarılıdır. Hafif
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com> Sep 08 01:41PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Ismail Kara <kar...@gmail.com>
Date: Sun, 8 Sep 2013 00:38:54 +0300
Subject: Fwd: Karozan İSMAİL KARA, 2:PAZAR KEYFİ - 9 -
*P A Z A R K E Y F İ - 9 -*
*
*
Bu Pazar, "Pazar Keyfi" nde bakalım neler var!
*Sevgi üstüne*
"Sevgi; şiddetin değil, barışın çocuğudur" *(Fethi Acar)*
"Sevgidir her şeyin başı, onu her yere taşı" *(İsmail Kara)*
"Bütün insanları dostun bil,
Sevginin ürünüdür insan,
Nefretin değil...
Zulmün önünde dimdik tut
Onurunu,
Sevginin önünde eğil".
*(Ataol Behramoğlu)*
***
*Otuz yıl önce*
Cervantes artık ihtiyarlamıştı. Bir gün bir köy meyhane-sinin önünde durup
genç ve güzel meyhaneci kıza aşkını ilan etmeye başladı.
Kız pek yüz vermedi tabii:
- Otuz yıl önce buradan geçmiş olsaydınız belki aşkını-za karşılık
verebilirdim, dedi.
Cervantes gülümsedi önce:
- Otuz yıl önce de geçtim buradan. Ama o zaman anne-nize rastlamışım ve
tıpkı sizin sözlerinizi söylemiştim ben de ona...
*
*KARA GÖZLÜ MEMLEKETİM*
*Yağmur yağsa, bir yerini sel alır***
*Kara gözlü memleketim duy beni.***
*Akıla gelmeyen başına gelir,***
*Bir kurumuş dal yerine koy beni,***
*Kara gözlü memleketim duy beni.***
<http://www.blogger.com/blogger.g?blogID=8368091903914178713>
*****
*Dağlarında Köroğlu'nu dinledim,***
*Dinledim de yüz yerimden inledim,***
*Çektiğini gözlerinden anladım,***
*Sen istersen el yerine koy beni,***
*Kar gözlü memleketim duy beni.**
*****
**Dert bir değil, dert on değil, kırk değil,***
*Seni ezen felekteki çark değil,***
*Şu haline acımayan TÜRK değil,***
*Bir tutulmuş dil yerine koy beni,***
*Kara gözlü memleketim duy beni.***
*(Halil SOYUER)*
***
*Savaş cinayettir***
*Mehmet Çınarlı diyor ki;*
Bahçemde kırmızı güller açtı;
Dökülen kanları düşünürüm.
Evinde, tarlasında öldürülen
Suçsuz insanları düşünürüm.
*
Batınca eline bir diken,
Kızım ağlıyarak gelirken,
"Babacığım" bile diyemeden,
Vurulanları düşünürüm.
*
Korkunç cinayetler karşısında,
Susan vicdanları düşünürüm.
*
*Pablo Neruda ise,*
"Biz şairler nefretten nefret ederiz
ve savaşa karşı savaşırız" diyor.
*
*Atatürk diyor ki;*
"Milletlerin esareti üzerine kurulmuş müesseseler
her tarafta yıkılmaya mahkûmdurlar".
"Kaleyi içten ele geçirmek, dışından zorlamaktan
çok kolaydır".
"Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek,
Türkiye siyasetinin esasıdır".
"Yurtta barış, dünyada barış için çalışıyoruz".**
***
*Tepki*
Sebebi neydi be mucit,
Demiri silâh yapmanın?
Yıllardır kanı döküldü;
İcadınla insanların...
*(Orhan Vergili)*
***
*Çamura yatma*
"Yan yattık, çamura battık" diye üzülüp duruyorduk.
Çamura yatan güzelleşiyormuş. Bir teselli doğdu yine...
*(Tahsin Şentürk)*
***
*Bıyık*
Bıyıklıydı.
"Yakışmaz erkeğe bıyık" dediler
"Bıyık kedide olur".
Haklı buldu
Ve bıyıklarını kesti.
Bu sefer de başkası;
"Yolunmuş tavuğa" benzetti.
*(Basri İmece)*
***
*Yarına bırakma!*
"Bugün cesaret edemediğin için yapamadığın şeyleri,
yarın zamanın olmadığı için yapamayabilirsin"
*(Paulo Coelhe)*
***
"Birkaç sineğin ısırması, yarışı kazanmaya azmetmiş
bir atı durduramaz" *(Betthoven)*
***
*Adalet üzerine*
"Bir tilki adaletten bahsediyorsa, tavuklar buna asla inanmamalı"
"Birileri sürekli adalet, barış, özgürlük diyorsa kulağınızı değil,
gözünüzü kullanın".
"Bir ülkede adalet bozulmuşsa, herkes risk altındadır".
"Yargısız infazın olduğu yerde, yargıdan söz edilemez".
"Bir köpeğe niçin ısırdığı sorulmaz, onun her zaman haklı bir
gerekçesi vardır".
"Eğer bir ülkede aydınların yolu hep hapishaneden geçiyorsa,
aydınların ilk işi adaletin terazisini düzeltmek olmalıdır".
*(Av.Durdu Güneş)*
*
*Yekta Güngör Özden'e göre*
"Adalet duygusunu yitirenin ölüden farkı yoktur".
"Adalet, devletin; savunma da adaletin temelidir".
"Adaletin ülküsü, yalnızca adalettir".
"Adalet, dünyanın temelidir".
"Adalet toplumsal namustur".
"Adaletin azı ya da çoğu olmaz. Ya vardır ya yoktur".
*
*A y ı*
Sade bir ayıydım
İster evrim deyin ister devrim
Tüm şehri basmışım
Üzerinize afiyet
Fena halde insanlaşmışım...
*(Tahsin Şentürk)*
*
*Şey bey*
Ankara'da bir avukat arkadaşın bürosundayız. Birlikte konuşurken,
söz sekreter konusuna geldi. Dedim ki,
-Sekreteriniz yok sanıyorum. O;
-Vardı, dün gönderdim. Ben;
-Hayırdır. O;
-Kızım, ben geç kalabilirim. Saat 14 oo de Emekli Vali İhsan bey gelecek.
Ben dışarıda olursam, telefonla hemen beni ara demiştim. Nitekim öyle de
Oldu, beni aradı ve
"Efendim, şey bey geldi" dedi. Siz olsaydınız ne yapardınız?
*
*Hazırlayan ; İsmail KARA*
http://karozan1b.blogspot.com/2013/09/pazar-keyfi-9.html
*WEB ::: http://karozan.blogspot.com*
--
Türkiye için el ele mail grubumuz *
https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele *
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Sep 07 09:58PM +0300
Tarih: 7 Eylül 2013 11:56
Konu: BİR GRAFİK TASARIMCI OLARAK AYAKTA ALKIŞLADIĞIM AFİŞ
Kime:
[image: Satır içi resim 1]
--
*"Görmeden ölürsem millette ümit ettiğim feyzi, yazılsın seng-i kabrime
vatan mahzun ben mahzun" Namık Kemâl*
*"Doğduğunuz zaman siz ağladınız, dünya güldü. Öyle bir hayat yaşayın ki,
öldüğünüzde dünya ağlasın, siz gülün." **Cherokee atasözü*
*İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.*
--
*TC Sili*
[image: Resim]
* ek* -- Tüm ekleri
indir<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
(sıkıştırma
hedefi:
Türkçe
[image: Dosya adı kodlama menüsü]
) Tüm resimleri
görüntüle<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
[image: ata ve bayrak.jpeg]<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>
*ata ve bayrak.jpeg*
31
.
.
SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
YURTTA SULH CİHANDA SULH
PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
K. ATATURK
"T. C. - Nihal Gülbahar " <nihalg...@gmail.com> Sep 07 09:58PM +0300
[?][?][?]
[image: savaşa hayır...! Milliyetçi ve Atatürkçü Haber Sayfamıza Herkes
--
*NE MUTLU "TÜRK'ÜM" DİYENE !*
Mustafa Kemal ATATÜRK
"*Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
ortak sayılır.*"
Mustafa Kemal ATATÜRK
"T.C. Oraj POYRAZ" <cim...@neomailbox.net> Sep 07 06:48PM +0300
* "Suriye sınırı" diye bir şey kalmamış, giren çıkan bellisiz
<#mozTocId517648>
*
o ‘Can güvenliği yok’ <#mozTocId848933>
o ‘PKK’lılar faydalanıyor’ <#mozTocId839818>
o Suriye istihbaratı <#mozTocId98565>
o ‘Elimizde veri yok’ <#mozTocId108556>
o ‘Kontrolsüz geçiliyor’ <#mozTocId379987>
------------------------------------------------------------------------
"Suriye sınırı" diye bir şey kalmamış, giren çıkan bellisiz
05 Eylül 2013, 23:01
Sınırdaki kontrolsüz geçişlerden PKK ve El Muhaberat yararlanıyor.
Suriyelilerin Türkiye geneline dağılımı kontrol altına alınamıyor.
Gümrüklerdeki personelin bile can güvenliği yok.
Arap-Kürt gerilimi yaşanabilir
Şanlıurfa Valiliği’nin, Suriye’den yaşanan göçler ve sonuçları ile
ilgili hazırladığı raporda çarpıcı tespit ve uyarılar yer aldı.
Örneği Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilen raporda özetle şu tespitler
yer aldı:
* Suriye’nin Rakka ilindeki çatışmalar ve hava saldırıları sonrasında
Akçakale Sınır Kapısı’na yoğun bir mülteci akını yaşandı.
Yaşanan yoğunluk ve aşırı yüklenme nedeniyle sınır kapımızdan
geçişler, kontrol edilemez bir hal almıştır.
Pasaport kontrolünün yanı sıra kişilerin beraberinde getirdiği koli,
çanta ve malzemelerin denetimi de yetersiz kalmaktadır.
*‘**Can güvenliği yok’*
* Akçakale Gümrük Kapısı’nın modernizasyonu henüz tamamlanmadığı için
Suriye’deki savaştan kaçan mültecilerin sınır kapısına kalabalık bir
şekilde yığılmaları halinde görevli personelin kendi can güvenliği
ve genel güvenlik açısından zafiyet oluşmaktadır.
Giren-çıkan kişilerin kimlik kontrolü ve kaydı, resim çekimi, üst ve
eşya araması sağlıklı yapılamamaktadır.
* Akçakale ve Harran’daki mülteci kamplarının dolu olması nedeniyle
sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapan Suriyelilerin, sözkonusu
barınma yerlerine kabul edilmedikleri ve kontrolsüz bir şekilde
akrabaları aracılığıyla ülkemize dağıldıkları belirlenmiştir.
*‘**PKK’*lılar faydalanıyor’
* PKK’nın Suriye uzantısı olan PYD güçlerinin yoğun olarak bulunduğu
Kobani ve Rasulayn ilçelerine Şanlıurfa’nın sınır olması ve Akçakale
Sınır Kapısı’nda yaşanan yoğunluğa bağlı kontrolsüz geçişlerden PKK
mensupları ve işbirlikçileri örgütsel faaliyetlerde bulunmak için
faydalanmaktadır.
Suriye’de bazı resmi kurumların PKK’nın kontrolüne geçmesi nedeniyle
bu kurumların imkanları ile örgüt mensuplarına resmi nitelikte
pasaport gibi belgeler hazırlanabileceği, bu bağlamda PKK’nın
kontrollerinin daha da zorlaşacağı öngörülmektedir.
* Suriye’de yaşanan çatışmalar sonucunda yaralanan rejim muhalifi
kişiler zaman zaman ilimiz ve merkez ve ilçelerinde çeşitli
hastanelerde tedavi edilmektedir.
Bu kişilere muhalif olmaları gerekçesiyle BDP’ye yakın kişilerce
çeşitli tepkiler gösterilebileceği, bunun neticesinde de ilimiz
merkez ve ilçelerinde yaşayan Arap ve Kürt vatandaşlarımız arasında
gerginlik olabileceği değerlendirilmektedir.
Suriye istihbaratı
* Suriye istihbarat servisi El Muhaberat ajanlarının da hem
istihbarat toplamak hem de ülkemizde iç karışıklık çıkarmak amacı
ile sınır kapısındaki kontrolsüz geçişlerden faydalanma imkânları
bulunmaktadır.
* Suriye sınır ilçesi Rasulayn’da PKK ve muhalif gruplar arasında
yaşanan çatışmalar nedeniyle sınıra yakın Ceylanpınar ilçesinde
mermi ve bomba düşmesi neticesi yaralanan ve hayatını kaybeden
vatandaşlarımız bulunmaktadır.
Durum, ilçede yaşayan Kürt ve Arap asıllı vatandaşlarımız arasındaki
gerilimi artırmaktadır.
* İl genelinde Suriye nüfusunun artmasına paralel olarak asayiş
olaylarında da artış meydana gelmektedir.
Gerek hırsızlık, gerekse ahlaki sorunlardan dolayı toplumsal bir
tepki oluşmaktadır.
Suça karışan suriyeliler ve Suriye plakalı araçların plaka tespit
sistemlerinde tespitinin oldukça zor olması nedeniyle olayların
aydınlatılması ve faillerin yakalanmasında güvenlik kuvvetlerimize
zorluk oluşturmaktadır.
*‘**Elimizde veri yok’*
* Suriyeli kişilerin pasaportsuz olarak ülkeye girmesinden dolayı
sorgulama yapılacak bir veri tabanının bulunmaması, güvenlik
birimlerinin Suriyelilere ne işlem yapılacağını bilmemesi gibi
durumlar kuvvetli bir suç şüphesi yoksa bu kişilerin görmezden
gelinmeleri sonucunu doğurmaktadır.
Bu durum, terör örgütlerinin Suriyeliler ve Suriye plakalı araçları
terör eylemlerinde kullanmaları halinde hem eylemlerinin
engellenmesi hem de aydınlatılması için yapılan çalışmalarda zafiyet
oluşturacaktır.
Suriye olaylarının güvenlik birimlerimizin iş yükünü ciddi oranda
artırması, bir meslektaşımızın şehit olması, özellikle sınır
ilçelerimizde seken mermi ve düşen bombalar nedeniyle personelimizin
kendisinin ve ailesinin can güvenliği tehlikesinin bulunması, konut
kiralarının sürekli artış göstermesi, personelimizin moral ve
motivasyonunu olumsuz etkilemektedir.
*‘**Kontrolsüz geçiliyor’*
* Sınır bölgesinden kontrolsüz geçişler olması nedeniyle sınır
kaçakçılığı faaliyeti artmaktadır.
Sınır bölgemizden yasadışı biçimde yüzlerce küçükbaş hayvan, ateşli
silah, sigara, esrar, çay ve şeker başta olmak üzere çeşitli gümrük
kaçağı malzemeler geçirilebilmektedir.
Güvenlik güçlerimizin zaman zaman bu geçişlere engel olmak
istemeleri halinde ise yüzlerce Suriyeli tarafından karşı
çıkılmakta, bazen silah ile güvenlik güçlerimize ateş de
açılabilmektedir.
Sonuç olarak, Suriye’deki karışıklığın hâlâ devam etmesinden dolayı
belirtilen olumsuzlukların ilimiz genelinde artarak devam edeceği
değerlendirilmektedir.
(Milliyet)
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-201307301451-09
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
zaryop:jaro
AKDENIZ ACILIYDI XI
. . . . . .
Denizin sakladigi bir sey var
Sevmek der kimi,
Kimi unutulmak.
Peki neden usutur hep
Bu agustos gecesinde
Karanligin buyuklugu?
Beni dusunme, dedindi ayrilirken
Dusunmuyorum ki
Dusuncem sende kalmis.
Fazil Husnu DAGLARCA
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.
"T. C. - Nihal Gülbahar " <nihalg...@gmail.com> Sep 08 02:24AM +0300
[?]
--
*NE MUTLU "TÜRK'ÜM" DİYENE !*
Mustafa Kemal ATATÜRK
"*Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
ortak sayılır.*"
Mustafa Kemal ATATÜRK
"T. C. - Nihal Gülbahar " <nihalg...@gmail.com> Sep 08 03:32AM +0300
[?]
*Doğanın katledilmesini önlemede katkınız olabilir...*
*
*
*N. G.*
*
*
*****
--
*NE MUTLU "TÜRK'ÜM" DİYENE !*
Mustafa Kemal ATATÜRK
"*Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
ortak sayılır.*"
Mustafa Kemal ATATÜRK
"T. C. - Nihal Gülbahar " <nihalg...@gmail.com> Sep 08 04:26AM +0300
[?]
--
*NE MUTLU "TÜRK'ÜM" DİYENE !*
Mustafa Kemal ATATÜRK
"*Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
ortak sayılır.*"
Mustafa Kemal ATATÜRK
"Veysel Çolak" <veysel...@gmail.com> Sep 08 12:14PM +0300
KARŞIYAKA BELEDİYESİ
HOMEROS EDEBİYAT ÖDÜLLERİ 2014
BİR ŞAİRLE SÖYLEŞİ 2014
ÖDÜL YÖNETMELİĞİ
2003 yılından bu yana dil, inceleme-araştırma ve şiir dalında verilen
Homeros Edebiyat Ödülleri bu yıl Bir Şairle Söyleşi Ödülü olarak
düzenlenmiştir.
Amaç edebiyat türleri arasında önemli bir yeri olan söyleşi (röportaj)
türünü anımsatmak; onca söyleşi yapılmasına karşın türsel
özelliklerini yitirme noktasına varan bu türün yetkin örneklerini
oluşturmaktır.
Katılım Koşulları Şunlardır:
1. Ödül, herkese açıktır.
2. Söyleşi bir şairle yapılmalı ve zamanla tarihsel bir belge niteliği
kazanabilmelidir.
3. Şairle daha önce yapılan söyleşilerde, şairin yazdığı yazılarda,
özellikle şiirlerinde yansıttığı şiir anlayışı açığa çıkartılmalı;
biçim, biçem, teknik, imge, esin kaynağı, dil anlayışı açılarından
şairin şiirleri çözümlemeli; hayat karşısında duruşu ve dünyagörüşü
sorulan sorularla irdelenmeli ve yanıtları alınmalıdır.
4. Söyleşiyi yapan kişinin açıklayıcı, betimleyici, tartışmacı,
öyküleyici anlatım yollarını deneyebilir ve örnekleme, karşılaştırma,
tanık gösterme yoluna gidebilir.
5. Yarışmaya katılacak olanlar, yapacakları söyleşi için diledikleri
bir şairi seçebilir.
6. Birden çok kişinin ortaklaşa yapacağı söyleşiler de yarışmaya katılabilir.
7. 6 Eylül 2013 tarihinden sonra yapılmış ve herhangi bir yerde
yayımlanmış söyleşiler yarışmaya katılabilir..
8. Yarışmaya katılacak söyleşiler için sayfa sınırlaması yoktur.
9. Yarışmaya katılacak çalışmalar bilgisayarda çift aralıkla yazılmış olmalıdır.
10. Ödül, birinciye 1500 (binbeşyüz), ikinciye 1000 (bin), üçüncüye
750 (yediyüzelli) TL'dir. Seçici kurul uygun gördüğü takdirde ödülü
bölüştürebilir.
11. Dereceye giren çalışmalar kitap olarak basılacak, bunun
karşılığında yazarlara yirmişer kitap verilecektir. Ayrıca telif
ödenmeyecektir.
12. Ödüle son başvuru tarihi 10 Ocak 2014 günüdür. Ödül, 21 Mart 2014
günü düzenlenecek olan Dünya Şiir Gününü kutlama etkinliği sırasında
açıklanacak ve sahiplerine verilecektir.
13. Ödüle katılanların yaptıkları söyleşilerin 6 nüshasını,
özgeçmişlerini, adreslerini, e mail ve telefonlarını içeren bir yazı
ile
"Karşıyaka Belediyesi Kültür Müdürlüğü"
Bir Şairle Söyleşi Yarışması 2014
Bahriye Üçok Bulvarı No:5
35600 Karşıyaka - İZMİR adresine APS, kargo, taahhütlü posta ile
göndermeleri ya da elden teslim etmeleri gerekmektedir.
8. Ödüle katılan çalışmalar iade edilmez.
9. Ödül hakkında bilgi:
Melih Elhan (Ödül Sekreteryas) Tel: 0232 3994089 (Hafta içi 08.00 - 17.00)
SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ:
Abdülkadir Budak
Veysel Çolak
Mustafa Fırat
Adnan Özer
Fergun Özelli
"M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Sep 08 12:31PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Engin Öget
Tarih: 7 Eylül 2013 17:14
Konu: Fwd: Laikliği hafife almayın - EGE CANSEN
Kime:
Merak ediyorum, sevgili Ege Cansen' in işine bu Aydın efendi ne zaman son
verecek.
Engin ÖĞET
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Laikliği hafife almayın
*İslamist (İslamcı) kelimesini, ilk defa ABD'nin Japon asıllı siyaset
bilimcisi Profesör Francis Fukuyama'ın İstanbul'da verdiği bir konferansta
kendinden duymuştum.*
İslamcılık, İslam'ı sadece bir din olarak kabul etmekle yetinmeyip, onu
siyasetin ideolojisi haline getirmektir.
*LAİKLİK VEYA LAİSİSTLİK
*Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlar din eğitimi de almış Osmanlı Paşalarıdır.
Onların hazırladığı 10 Nisan 1924 tarihli ilk anayasada *"Devletin Dini
İslâm'dır" *yazar. Bu ifade 1928'de metinden çıkarılmıştır. Laikliğin
Anayasa'ya girişi ise 1937'de olmuştur. Yani laiklik, damdan düşmemiştir.
Ülkenin çağdaş uygarlık düzeyine erişmesinin İslamcılıkla mümkün
olamayacağına kanaat getirildikçe laiklik öne çıkmıştır. Laik, Yunanca *
"laos"*tan gelir. Laos, asker, din adamı, toprak ağası veya tüccar olmayan
sıradan en sade vatandaş demektir. Bu tanıma tam tamına uyan Arapça kelime
ise* "ümmi"*dir. Ümmi de, anasından doğduğu gibi olan, yani hiçbir imtiyazı
olmayan halktan biri demektir. Laiki halen Yunancada halk anlamında
kullanılmaktadır. Laik kelimesi bize Fransa'dan gelmiştir. Günümüzdeki
anlamı *"Kiliseyle, camiyle, havrayla kısaca dinle ilgisi olmayan" *demektir.
Laiklik, özet olarak *"hayatta en hakiki mürşit ilimdir" *önermesine
inanmaktır. *"Referansım İslâm'dır"* manifestosunun tam tersidir.
*LAİKLİK, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN ÇİMENTOSUDUR
*Büyük Türk milletini teşkil eden, ancak ebeveynleri farklı etnik
kökenlerden gelenleri, *"Yurtta Barış" *içinde birlikte yaşatacak
kaynaştırıcı ilke, laikliktir. Bunu bilhassa kimlik mücadelesi veren
Kürtlerin ve Alevilerin benimsemesi gerekir. Laiklik, demokrasinin de
olmazsa olmaz şarttır.
*TÜRKİYE İLE BATI ARASINDA ORTAK PAYDA DA LAİKLİKTİR
*
Batı ülkelerinde din, Fransız Devrimi'nden sonra her geçen gün daha fazla
siyaset dışına çıkarılmıştır. Kültür olarak Batı, esasta Hıristiyan biraz
da Musevi'dir. Adı Hıristiyan Demokrat olan siyasi partilerde din, temel
referans değildir. Batılılar genelde Hıristiyan, Çinliler, Hintliler ve
Japonlar Budist, biz ise Müslüman olduğumuza göre *"din"* Dünya ile ortak
paydamız olamaz. Ama laiklik olur. Laik Türkiye, *"Dünyada Barış"*a daha
çok katkı yapar. T.C.'yi kuranlar, bunun için de laiklik ilkesini
benimsemiştir. Laiklikten vazgeçmek, barıştan vazgeçmektir. İç siyasette
İslamcı olunduğu için, dış siyaset de buna uyumlu olarak değişmiş ve
herkesle papaz olunmuştur.
*SON SÖZ:* *Yurtta İslamcı, dünyada laik olunmaz.
*
--
Selam...
T.C. / M. Kemal Adal
"Celal Çelik" <celal...@gmail.com> Sep 08 12:23PM +0300
HAŞMET BABAOĞLU<http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/babaoglu/Arsiv?getAll=true>
[image: HAŞMET BABAOĞLU]
*
Yakında öleceğinizi bilseniz! *
<javascript:degistir('contextual','+1');>
**
*(Köşe yazarlığı öyle bir şey ki, asla otomatiğe bağlayamıyorsunuz. Hele
bir de kendi sıradan hayatınızda zihninizi dağıtacak bir gelişme olmaya
görsün, bir marangozun kolunun burkulması, bir piyanistin parmaklarının
uyuşması gibi bir durumdur bu.
Bir süre sonra geçer ama o an kriz yaşanır! Bugün öyle bir günümdeyim fakat
köşemin boş kalmasına da gönlüm razı gelmedi; izninizle köşeme 2007
yılından bir yazımı hafifçe güncelleyerek aktarıyorum.) *
Genç bir arkadaş odamın kapısında beliriyor.
Laflıyoruz.
*Yakın bir tanıdığının hastalığına *geliyor konu.
Gözlerinden yoğun bir hüzün bulutu geçiyor.
"*Durumu görünürde iyi ama doktorlar altı ay veriyorlar*" diyor; "*bunu
bilse ne yapardı?*"
Ardından aynı gözlerde pırıltılar beliriyor:
"*Ben olsam tatile çıkar, dünyayı gezerdim!*" "Ne olacak ki!" karşılığını
veriyorum, "gezdiği dünyayı yanında götürmeyecek!
Gezerken özel olarak mutlu olmayacaksa, anlamı yok bu şeylerin!"
Duruyor. "Gerçekten de öyle!" diyor; "Bu yönden hiç düşünmüyoruz!"
Genç adam gittikten sonra düşüncelere dalıyorum.
Ne garip!
"*Şu kadar ömrünüz kaldığını öğrenseniz, ne yaparsınız?*" sorusunun
yarattığı heyecan hiç bayatlamıyor.
Oysa biliyoruz; böyle durumlarda insanlar çoğu zaman *tıp sektörünün
direktiflerine *uymaya devam ediyorlar.
Farka dikkat! Hayata değil, ölüme değil, tıp sektörüne!
***
Ölümle yüzleşmemişlerin bu soruya verdikleri cevaplar hayatı algılayış
biçimimizi ortaya koyuyor.
Özellikle de gündelik harala gürelenin bizi "*varoluş*" gerçeği karşısında
nasıl *sığ *bir noktaya savurduğu şıp diye ortaya çıkıveriyor.
Radyo programlarında, arkadaş sohbetlerinde, internet forumlarında bu
soruya verilen cevap, büyük oranda "*tatile çıkarım, dünyayı gezerim*"
oluyor.
Kimse birbirine "*madem dünyayı gezmek bu kadar önemli, neden şimdi
çıkmıyorsun?*" veya "*Tatil bu kadar arzuladığın bir şeyse, neden ölümün
çağrısına kadar bekliyorsun?*" diye sormuyor.
Ne sanıyoruz biz ta
tili?
Kaçmak mı? Kaçamak mı?
Diyelim ki öyle.
Ama bu yolla olsa olsa gündelik hayat rutinimizden kaçarız, ölümden kaçılır
mı?
***
Bakıyorum; "her şeyden önce yakınlarımı tek tek arar, *haklarını helal
etmelerini isterim*; kavga ettiklerim arasında bunun için üzüldüklerim
varsa *barışırım*" diyenlerin sayısı sandığımdan çok daha az.
İnançlı insanlar bile dedelerimizin, ninelerimizin *manevi iklim*inden
hızlı biçimde uzaklaşmış.
Öyle bir iklimde yaşamak başka bir şey!
"*Bekleyişimin acısız geçmesinden başkaca dileğim olmaz*" diyen bir "*modern
*" bile kalmadı!
Bir ara *Met-Üst *bu tür sorulara verilen cevaplara ağır biçimde karanlık
bir mizahla cevap vermişti: "Üç ay ömrüm kalsa, on sekiz aylık taksitli
alışveriş kampanyalarına katılırdım."
"M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Sep 08 11:33AM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Yılmaz ARSLAN
**
Olimpiyat
Ezan okunuyor.
Rihanna söylüyor.
Olimpiyat tanıtım filmimiz bu.
*
Televizyonlarda yayınlanıyor.
İnternette var, izleyin lütfen...
Kızlı-erkekli dolaşıyorlar.
Kızlı-erkekli parkta oynuyorlar.
Kızlı-erkekli müze geziyorlar.
Kızlı-erkekli alışveriş yapıyorlar.
Kızlı-erkekli çay içiyorlar.
Kızlı-erkekli Boğaz kenarındalar...
Kızlı-erkekli tekneye biniyorlar.
*
Dalgalı, düz, kıvırcık.
Hepsinin saçı açık.
Tekneye binen kız, mini etekli.
*
Sanırsın, Los Angeles'tır.
Siyah Amerikalı bile var.
*
Nerde türbanlılar kardeşim?
*
Yok mu İstanbul'da hiç türbanlı?
Neden koymadınız tanıtım filmine?
*
Benim başörtülü bacım, benim başörtülü bacım diye oy toplamayı biliyorsun...
Utanmıyor musun başörtülü bacını saklamaya?
Başörtüsünden mi utanıyorsun yoksa?
Kızlı-erkekli bankta oturmayı hoş karşılamam diyeceksin... Memleketi dünyaya
tanıtmak için çapulcu'lara sarılacaksın, öyle mi?
Başörtülü bacım üniversiteye giremiyor, başörtülü bacım TBMM'ye giremiyor
diye mağdur ayaklarına yatacaksın... Kendi ellerinle hazırladığın tanıtım
filmine, başörtülü bacını sokmayacaksın, öyle mi?
*
Ayıp mıdır türbanlıları göstermek?
Yoksa, bu senin yaptığın mı ayıptır?
*
Ayrıca...
Ezan okunurken konserlerin sesini kısmayana dinsiz diyeceksin... Sonra da,
ezan'a Rihanna'yla vokal yaptıracaksın... Müezzin midir Rihanna?
*
İçinde "rakı" geçiyor diye 'Vardar Ovası'nı yasaklayacaksın. İçinde
"ecstasy" geçen Rihanna şarkısıyla Türkiye'yi tanıtacaksın öyle mi?
*
2020'yi verirler mi bilmem ama, "takiye olimpiyatı" yapsalar, banko bunlar
alır.
Yılmaz Özdil:
--
Selam...
T.C. / M. Kemal Adal
"M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Sep 08 11:15AM +0300
*Asil ve Duyarlı Türk Kadının Tipik örneği, Saygıdeğer Türk - Gülsev
Eyüpoğlun' un, "Uydurulan Din:Ilımlı İslam"ın ve onun uygulayıcısı
zihniyetin gerçek yüzünü sergileyen, bu İBRETLİK yazısını, katılarak
yönlendiriyorum. - MKA.*
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Türk-Gülsev Eyüboğlu
Tarih: 6 Eylül 2013 23:53
Konu: "ÖNCE VATAN" SİZZ,MİHRİMAH SULTAN'DAN DAHAMI MÜSLÜMANSINIZ..??
Kime:
Cc:
SİZZZ,MİHRİMAH SULTAN'DAN DAHA MI MÜSLÜMANSINIZ..???
<http://4.bp.blogspot.com/-KR0Azmod1os/UDYPxcx3eXI/AAAAAAAAA8A/af960hGxNaU/s1600/atam%25C4%25B1z....jpg>
* SİZZZ,MİHRİMAH SULTAN'DAN DAHA MI MÜSLÜMANSINIZ..???*
<http://3.bp.blogspot.com/-925X0ZclZUs/Uio-snKFNWI/AAAAAAAAES8/zpyLzNIPpm8/s1600/SAM_5161.JPG>
*
*
* EVET..Eyyy KİNİDARlar görün..!!*
*
*
* Aynı zamanda HALİFE Makamında oturan Kanuni Sultan Süleyman'nın Kız
evladı Mihrimah Sultan'ın asaletiyle uygarca özenle topladığı saçlarının
güzelliğinde başındaki Taç ile resmini görün..!!O dönemde bu uygar TÜRK
Kadını HAN Kızı Resmini yaptırmış..*
*Zehirli kinidarlar sizz şimdi bu Asil TÜRK Kadınına kafir Mİ diyeceksiniz
HA..??*
* *
* Anglo-Sakson Cizvit Papazlarının kurguladığı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin
temellerine dinamit döşeme simgesi Ilımlı İslam projesinin sözüm ona tesettürü
olan Türban ki aslında Haçlıların TÜRK Coğrafyalarını kıskaç içine alan
1940 lı yılların dışardan içeriye Yeşil Kuşakçılarının sembolü
değilmidir..??*
*
*
* Tesettür,peki kim tasarladı bu sembolü..?
Fransa'da beslenerek İRAN'IN başına geçirilen Molla Sarıklarıyla kurdurulan
sözüm ona İslam Cumhuriyetinde zorunlu tesettürü Kara çarçaf olarak
tasarlıyanlar MI..??
İran'da yüzbinlerce kadına KARA ÇARÇAF giydirmek için vahşice tecavüz ve
işkence edenler hafızalardan silindi Mİ..?*
*
*
*Afganistan'da sözüm ona Kadınlara özgürlük getirilecek
diye,kadınları"BURGA"lara hapsedenler KİM..?O Medeniyet havarisi Batılılar
değil Mİ..??*
*
*
* Madem İSLAMİDİR niye her ülkede tesettür aynı değil..?Yanıt
hazır..-her ülkenin kültürü ayrı--Yaa öyle Mİ..??Pekii KURAN-I KERİM'in
emirleri BİR değilmidir..??*
*
*
* Sizi gidi Anglo-Sakson havarileri Cizvit Papazları SİZİİİ...!*
*
*
* İSLAMİYETİ ,HAÇLILARA parçalattınız..İSLAMİYETİN Kutsalı KABE'nin
etrafına Gökdelenler diktirdiniz..Kahire'de Emevi Halifesinin kese kese
altınlarıyla Haçlılarla TÜRKLERE Karşı İttifaklarında yetiştirdikleri
katiller sürücü Haccaci Suikastçılarını 21.Yüzyılda yeniden binlerce
yetiştirerek "ALLAHU EKBER" nidalarıyla hunharca vahşice masum müslümanları
ve adını ağzınıza almadan Türkleri katlettiriyorsunuz..!*
*
*
* İSLAM Coğrafyalarını KAN Gölüne döndürdünüz..*
*
*
*
BU NE KİN..??
Bu ne İnsanlık DÜŞMANLIĞI..?*
*
*
* İngilizlerin TÜRK İmparatorluğunu parçalamak için kurdurduğu
Vahhabiyetide sinsice hak Mezhep yaparak Dİyanet İşleri Başkanlı'ğının
içine yerleştirdiniz..!!!
TÜRK Milletinin DİN'ine saldırıyıda Kara Hiyanet Mondros Mütarekesinin
üçüncü kuşak Tetikçi Medyasına yaptırdınız,yaptırıyorsunuz..!
Hayasızca dalga geçerek sözüm ona DİNİDAR Adamlarınızın karşılarınada
özenle yetiştirilen her konuda uzman(!)
dekolteleri açıkta Kadıncık Sunucularınızı yerleştirdiniz..!
Ahlak yoksunu basit kadıncıkları sanatçı kisvesi giydirerek her türlü
hayasızlıklarını hoş görerek toplum önderi olarak pazarladınız..*
*
*
* Ancak iğrenç bakışlarınızla,tıslayan çatal dillerinizle TÜRK
Kadınlarınıda başları açık diye ahlaksız ilan ettiniz..O rezil
kadınlarınız,TÜRK Kadınının kesip attığı tırnak bile olamaz..13-14
yaşındaki kız çocuklarıyla evlenmeyi normal sayan hepiniz AHLAKSIZSINIZ..!!*
*
*
* Aaaa sahii ILIMLI İSLAM da böyle oluyor öyle Mİ..?*
*
*
* Kan Emici HAÇLI Şeytanları,Kanla İrfanla kurulan TÜRK DEVLETİ Türkiye
Cumhuriyeti'ni parça parça yıkarak Eyaletlere bölmek için TÜRKİYE'nin
başınada ILIMLI İSLAM Çorabını ilmek ilmek ördüler..Asil TÜRK
MİLLETİ'ne,TÜRK DEVLETİ'NİN Kurucusu ATATÜRK'e ve TÜRK DEVLETİ'nin bekası
TÜRK ORDUSU'na en büyük düşman olarak soy seçerelerini takip ederek
Siyonist gömlekli Vatansız,Bayraksız,Milletsiz Yerli Misyoner
işbirlikçiler,Sizz Dindar görünerek TÜRK'ÜN "DİN"ine,Milliyetçi görünerek
TÜRK'ün Milliyetçiliğine,Devlet adamı görünerek TÜRK'ün Devleti'ne
saldırdınız,saldırıyorsunuz..!!*
* Şimdiii,TÜRK İmparatorluğu HAN'ı Kanuni Sultan Süleyman,o dönemlerde
İSLAM Halifesi değilmi..?EVET..!*
*
*
* Sizzz İslam Halifesi Kanuni Sultan Süleyman'dan daha MI İyi
biliyorsunuz İSLAMİYETİ..?????*
<http://2.bp.blogspot.com/-Rs41Q-MbJp0/Uio_DzaotPI/AAAAAAAAETE/o_O58XbRXr8/s1600/SAM_5160.JPG>
*
*
* HADDİNİZİ BİLİN HADDİNİZİ..!!*
*
*
* TÜRK'ÜN "SON"U GELDİ DİYE OVUŞTURDUĞUNUZ KANLI ELLERİNİZLE KENDİNİZİ
BOĞACAKSINIZ KENDİNİZİ..!!*
*
*
* EVET,"SON"UN "SON"U ANCAK TÜRK'ÜN "SON"U DEĞİL TOPYEKÜN HEPİNİZİN
"SON"UDUR..*
*
*
* BİLİNE...*
*
*
* NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE-İNADINA DÜNYA DURDUKÇA..*
* BİZ TÜRKLER DELİ'KANLIYIZ...*
* SİZ KİMSİNİZ BEE,KİM..???*
* BİZİM VARLIĞIMIZ TÜRK VARLIĞINA ARMAĞANDIR..*
*
*
* Saygılarımla*
* 07 Eylül 2013 *
* Gülsev EYÜBOĞLU
<http://3.bp.blogspot.com/-iLlSQidxgVI/T5BYxBGJZsI/AAAAAAAAAnc/6ovkm3lRDho/s1600/..kad%25C4%25B1nlar.jpg>
*
--
Selam...
T.C. / M. Kemal Adal
"M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Sep 08 10:39AM +0300
*
Yazarlar*
* 07 Eylül 2013***
*Armağan KULOĞLU*
*armagan...@yahoo.com*
*Tartışılan konuya bakınız!*
*Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda iki siyasi parti temsilcisi tarafından,
değişmez maddelerin 1982 yılında Milli Güvenlik Konseyi tarafından konduğu
gerekçe gösterilerek, anayasada her şeyin değiştirilebileceği ifade
edilmiştir.***
*Bu maddelerin ne olduğunu bir kere daha hatırlayacak olursak;*
*Anayasanın birinci maddesi, Türkiye Devleti'nin bir cumhuriyet olduğunu
ortaya koyarken ikinci maddesi, devletin insan haklarına saygılı, Atatürk
milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti
olduğunu hükme bağlamaktadır. *
*Üçüncü maddesi ise, "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir
bütündür" cümlesiyle başlıyor ve dilinin Türkçe, bayrağının ay yıldızlı al
bayrak, başkentinin de Ankara olduğunu teminat altına almaktadır. *
*Dördüncü maddesi de, ilk üç maddenin değiştirilemez hatta değiştirilmesi
teklif dahi edilemez olduğunu belirtmektedir.*
*
**Komisyonda önce dördüncü maddenin müzakere edilmesi, bu halledilirse
diğerlerinin görüşüleceği anlaşılmıştır. Anayasanın başlangıç hükümleri,
değişmez maddeler ve vatandaşlık tanımı gibi kritik konularda uzlaşma
sağlanması karşılığında başkanlık sisteminden vazgeçilebileceği beyan
edilmiştir.** **
***
**Devletin şekli, dili, bayrağı ve temel ilkelerini belirleyen hususlar
üzerinde tartışma yapılmasını, ulus devleti ortadan kaldıran düzenlemelerin
ortaya atılmasını ve üniter yapıyı zedeleyecek tekliflerde bulunulmasını,
hatta bunların pazarlık konusu yapılmasını kabul etmek mümkün değildir.** *
*Bunları teklif edenlerin ve destekleyenlerin, hatta görüşenlerin, hangi
amaca hizmet etmek istediklerinin Türk Milleti tarafından fark edilmesi ve
değerlendirilmesi kaçınılmazdır.** *
*İhtiyaç duyulan konularda değişiklik yapılması ve geçmişte yapılan bazı
değişikliklerden dolayı insicamı ve uyumu bozulan yerlerinin düzeltilerek
düzgün hale getirilmesi yerine, yeni bir anayasa yazılması konusunun ortaya
atılmasının altında yatan gerçeklerin de ne olduğu anlaşılmış
durumdadır.** Bunun
herkes tarafından görülmesi gerekir.
***
1982 Anayasasının bir Danışma ve Kurucu Meclis tarafından hazırlandığı
dikkate alınmalıdır. Meclisin mevcut bir anayasayı ortadan kaldırıp, yerine
yeni bir anayasa yapma yetkisi tartışmalıdır.*
* **Çünkü meclis yetkisini mevcut anayasaya uygun olarak milletten
almıştır. Meşruiyeti bu anayasaya göredir. Milletvekilleri mevcut anayasaya
göre yemin etmişler ve yeminlerinde de anayasaya sadakatten
ayrılmayacakları hususunda büyük Türk Milleti önünde namus ve şerefleri
üzerine ant içmişlerdir.** *
*Ayrıca yeminlerinde, anayasanın başlangıç hükümleri ve değiştirilemez
maddelerinde de yer alan vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin
kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacaklarını, hukukun üstünlüğüne,
demokratik ve laik Cumhuriyete, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı
kalacaklarını da ifade etmişlerdir.*
*
Bu durumda meclisin yetkisi, Anayasa'nın 175. Maddesine uygun olarak
değişiklik yapmaktır.*
*
**Bu değişikliklerin de, birilerini memnun ve tatmin etmek için değil,
halkın huzuru ve refahını sağlamak maksadıyla ele alınabileceği
unutulmamalıdır**. *
*Vatanın ve milletin varlığı, bütünlüğü ve güvenliğinin sorgulanmasına
sebep olabilecek teşebbüslerden kaçınılmalı, kuruluş felsefesinden ve
bağımsızlığımızın kazanılmasından bugüne kadar itinayla korunan
değerlerimizden de asla taviz verilmemelidir**. Verenler ve vermeye istekli
olanlar da sorgulanmalıdır.
***
Yeni bir Anayasa yapılması, meşru olan Anayasanın hukuki olmayan bir
şekilde ortadan kaldırılması olarak algılanabilir.*
* Gelişmeler ve görüşmeler ülkede yeni bir gerginlik ortamının doğmasına da
sebebiyet verilebilir**. *
*Bu nedenlerle yeni Anayasa yerine, mevcut Anayasada, Türk Milletinin
değerlerinden asla taviz vermeden, ancak çok elzem olan değişiklikler
yapılması cihetine gidilmeli ve mutlaka değişiklik yapılması hususunda da
ısrarcı olunmamalıdır.** *
*Anayasanın değiştirilemeyecek kutsal maddelerinden başka görüşülecek yer
kalmadı mı? Tartışılan konuya bakınız! İyi ki uzlaşamıyorlar. Maazallah bir
de uzlaşırlarsa!***
http://www.sanalbasin.com/goster/23871/?href=http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/
**
*Dip Not:***
*İlgililere ve kamuoyuna saygıyla duyurulur:*
*Millî ve milletler arası belgelerdeki bütün bu kayıtlar şunları
göstermektedir.*
*
1. Türkiye bağımsız bir devlettir. Türkiye'nin bağımsızlığının kaldırılması
ancak düşman devletler tarafından istenebilir. **Türkiye de elbette
düşmanlığa düşmanlıkla karşılık verir. **Bu, Türkiye'nin millî ve
uluslararası hukuktan doğan en tabii hakkıdır.*
*
2. Türkiye, sınırları uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş, bütünlüğü
olan bir devlettir. Özerklik veya federasyon gibi bütünlüğü ve sınırları
bozucu talepler, ancak düşman güçler ve devletler tarafından dile
getirilebilir.** Elbette Türk halkı da bu taleplere gereken karşılığı verir.
** Ve bu karşılık halkımızın millî ve uluslararası hukuktan doğan en tabii
hakkıdır.*
*
3. Türkiye halkına Türk denir ve dolayısıyla Türkiye, Türk halkının
devletidir. **Devlete, Türk'ten başkasını ortak edecek veya devleti Türk
halkının devleti olmaktan çıkaracak bir teşebbüs Türk halkı tarafından yok
edilir. Türk halkının böyle bir teşebbüsü önlemeye ve yok etmeye hakkı
vardır **ve bu hak millî ve uluslararası hukuktan kaynaklanır.*
*
**Türk milleti vakurdur ve sessizdir. Bu vakar ve sessizliği hiç kimse
teslimiyet olarak yorumlamaya kalkışmamalıdır.*
* *
*"Özerklik, ortaklık, federasyon" gibi kavramları ağızlarına sakız edenler,
Türk milletinin hak ve hukukunu korumak için, İstiklal Savaşında olduğu
gibi yine kükreyeceğini akıllarından çıkarmamalıdırlar.*
*Aynı şekilde "Türk"ü birtakım etnik gruplarla aynı sıraya koyanlar da
akıllarını başlarına devşirmelidirler.*
*Akıllarından geçenin ancak düşman ülke yönetimlerinin aklına gelebilecek
bir "düşmanlık göstergesi" olabileceğini idrak etmelidirler.*
*Bu tür ifade ve kavramları Türk halkı da kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla
genciyle, işçisiyle memuruyla, çiftçisiyle esnafıyla, siviliyle askeriyle
bu şekilde değerlendirecektir.*
*Yeni anayasa söylemleriyle Türkiye'yi dönüştürmeye yeltenenler şu cümleyi
zihinlerine kazımalıdırlar:*
*"Türkiye Devleti bağımlılaştırılamaz, bölünemez ve Türklükten
uzaklaştırılamaz."*
*(Prof. Dr. Ahmet B. ERCİLASUN - Yeni Çağ - 28 Aralık 2011)*
*( *http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php
haber=21069<http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=21069>
*)*
*"NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" ve diyebilenlere...*
*M. Kemal Adal*
* *
--
Selam...
T.C. / M. Kemal Adal
"M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com> Sep 08 10:11AM +0300
Site Hakkında
[image: akyol10]
*HOŞ GELDİNİZ *
*Kısa süreli bir ayrılıktan sonra, sitenin yenilenen yüzüyle tekrar beraber
olmanın mutluluğunu yaşıyorum.*
*Fuzulî bile, "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil" demiş.*
*Fuzuli'nin dediği gibi, susunca gönlüm razı olmadığından yazıyorum.*
*Amacım: Çalışmalarımı ve çeşitli olaylar karşısındaki düşüncelerimi arzu
edenlerle paylaşmak; özellikle birikimimi duyarlı Türk Gençliği'ne
aktarmaktır.*
*Eflâtun, "İnsan öldüğünde her şeyi dünyada bırakır. Ancak bilgi ve
deneyimlerini beraberinde götürür" demiş.*
*Ben, bilgi ve deneyimimi gençlere aktarmak için üzerime düşeni yapıyorum.
Bu vatanın çocuğuyum; Türk Milleti'ne borcum var.*
*Tam bu noktada, Prof. Dr. Emre Kongar'ın bir sözünü hatırlamanın tam
zamanıdır:*
*"Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi
etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı
değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum."*
*İşte olay budur!*
*Şu konu açık açık bilinsin isterim:*
*Tam bağımsız, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinden yanayım;
ATATÜRK ilke ve devrimlerine ve tek TÜRK BAYRAĞI altında ülke bütünlüğüne
gönülden inanıyorum.*
*Herhangi bir siyasî parti, kurum, kuruluş, vakıf, dernek ve oluşum ile
maddî ve manevî hiç bir ilgim ve bağlantım yok.*
*...........*
*Devamı*: http://www.ahmetakyol.net/site-hakkinda/
--
Selam...
T.C. / M. Kemal Adal
"Nurullah aydın" <na74...@gmail.com> Sep 08 10:06AM +0300
*Nurullah AYDIN*
*8 Eylül 2013-ANKARA*
*HAÇLI İTTİFAKINDA İKİ MÜSLÜMAN ÜLKE*
Birleşmiş Milletler Örgütü; 24 Ekim 1945'te kurulan, dünya barışını,
güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir
iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.
Uluslararası İlişkilerde, *kuvvet kullanılmasını* ilk olarak evrensel
düzeyde yasaklayan ilk antlaşma *Birleşmiş Milletler Antlaşması*'dır.
*BM Güvenlik Konseyi'nde*; daimi üyeler ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve
Rusya ile on geçici üye ülke bulunur. Dönüşümlü 10 üye ülke her iki yılda
bir BM Genel Kurulu'nda yapılan seçimlerle belirlenir. Konsey Başkanlığı
ise ayda bir üye ülkeler arasında el değiştirir.
Birleşmiş Milletler'e şu anda *193 devlet* üye. Hepsi de genel kurul üyesi.
Veto yetkisine sahip beş daimi ülke ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere
dünyanın en çok *silah üreten ve pazarlayan* ülkeleridir. Sadece Çin,
Almanya'dan sonra altıncı durumdadır.
*İslam İşbirliği Teşkilatı; *Eylül 1969 tarihinde Rabat'ta kuruldu.* *Avrupa
Konseyi veya Birleşmiş Milletler gibi uluslararası hukuk tüzel kişiliğini
haiz bir uluslararası teşkilattır. Bugün İslam aleminin tek çatı altında
toplandığı tek kuruluş sıfatına sahiptir. *57 devlet* üye.
*Arap Birliği; *22 Mart 1945'te Kahire'de kuruldu. Örgüt, Arap ülkeleri
arasında ekonomik, kültürel, siyasi ve sosyal ilişkileri düzenlemek
amacındadır.* 22 devlet *üye.**
Kiminin elleri kanlı
Kiminin dilleri kanlı
Kiminin kalemleri kanlı
Kimileri dilleriyle tahrik ediyor, kışkırtıyor, savunuyor.
Kimileri kalemleriyle tahrik ediyor, kışkırtıyor, savunuyor.
Kimleri uygulamalarıyla tahrik ediyor, kışkırtıyor, savunuyor.
Amaç bir İslam ülkesinin daha yakılıp yıkılmasını, insanların
katledilmesini sağlamak.
Katledenler yakıp yıkanlar haçlılar ama Rol alanlar ise ne yazık işbirlikçi
İslamcılar.
*Dünya böylesine alçaklık görmedi.*
İslam tarihinde haçlılarla birlik olup Müslümanları katledenlerin en
kapsamlısı birinci dünya savaşında oldu. Arabistanlı Şerif Hüseyin ve
kabileleri, İngiliz ve Fransızlarla birlik olup Türkleri arkadan
hançerlemiş, yüzbinlerce Müslüman Türk, bir altın karşılığı katlettirmişti.
*Sonra* Afganistan işgalinde,
*Sonra* Irak işgalinde,
Libya bombalanmasında, Haçlı ittifak içinde işbirlikçi Müslüman devletler
vardı.
Şimdi de Suriye olayında aynı durum var.
*ABD Dışişleri Bakanı John Kerry*; Körfez ülkelerinin ABD'nin Suriye
müdahalesinin masraflarını karşılamaya hazır olduğunu söylüyor.
*John Kerry;* Türkiye, operasyonun parçası olmayı önerdi, diyor.
*BM'ne üye* 193 ülke içinde Suriye'ye müdahaleyi Suudileri Türkiye ve Katar
desteliyor.
*Peki ya diğerleri?*
*İslam işbirliği teşkilatı üyesi* 57 ülkeden sadece* Türkiye, Suudi ve
Katar *destekliyor.
*Peki ya diğerleri?*
*Arap birliği üyesi* 22 ülkeden sadece *Suudi Arabistan* ve Katar
destekliyor.
*Peki ya diğerleri?*
*İşte dünya coğrafyasındaki Suriye karşıtı fotoğraf bu.*
Bir de İslam birliğinden İslam ümmetinden, İslam dünyasından bahsediyorlar?
Türkiye ve Suudi Arabistan'ın kimlerle birlikte hiç düşünmüyorlar mı?
İslamcılığın nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiğinin çarpıcı durumu.
Haçlı ordularını çağıran, onlarla gönüllü koalisyon kuran, Siyasal
İslamcıların utanmazlığı bu.
* *
*Günün sözü: *Din istismarcılarını anlatmak dine yapılabilecek en büyük
iyiliktir.
hamza selcuk <hamza...@gmail.com> Sep 08 09:41AM +0300
Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla Allah, iman edenlere ve salih amel
işleyenlere şöyle vaad etmiştir: Onlar için mağfiret ve büyük bir mükafat
vardır. İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar,
cehennemliktirler.
Mâide 9-10
--
Sayın "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU" grubu üyesi.
grubumuzla ilgili şikayetleriniz ve tavsiyeleriniz grup yönetimine " erzinca...@gmail.com " adresimize bildirin,
Grubumuzda yayınlanan iletilerin yasalar karşısında tüm sorumluluğu yazarına ve iletinin üzerinde değişiklik yapıp yayınlayan üyeye ait olacaktır, İletilerin mutlaka konu başlıklarını yazınız. İletilerinizde Başka bir grubun tanıtımı, url adresleri yada benzeri ibareler bulunması halinde o iletiler yayınlanmayacaktır.. önemle duyurulur. saygılarımızla
---
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU " adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için Turkiye-i...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu grubu http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele adresinde ziyaret edebilirsiniz.