İktisadi İdari Bilimler Alanında Çalışan Akademisyenlerin Bilim Etiğine Bakış Açıları

9 views
Skip to first unread message

040410032 Adem KOÇ

unread,
Jul 12, 2009, 8:27:02 AM7/12/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Yasemin Arbak, Ebru Günlü, Gökhan Karagonlar; İktisadi İdari Bilimler
Alanında Çalışan Akademisyenlerin Bilim Etiğine Bakış Açıları konulu
ortak çalışmalarında bilim etiğini ve bilim etiğine nasıl bakmamız
gerektiğini aşağıdaki yazılarında anlatmışlardır:

Bilim;
“Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel
yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli
bilgi”dir.

Bilim Etiği;
“Bilimsel araştırma sürecinde ortaya çıkan değer sorunlarının
çözümünde bilim toplumunun vicdanının temsilcisi olan ilkeler
bütünü”dür.

Çalışmaya Konu Etik İhlalleri

1) AŞIRMA (İntihal-Plagiarism)
2) SAHTECİLİK (UYDURMA) (Fabrication)‏
3) ÇARPITMA(Falsification)‏
4) DUPLİKASYON (Duplication)‏
5) DİLİMLEME (Slicing)
6)SANAL YAZARLIK (Ghost Authorship)‏
7)HAKKI OLDUĞU HALDE KİŞİNİN ADININ ÇALIŞMAYA KONMAMASI

1) AŞIRMA (İntihal-Plagiarism)‏
*Başkalarının fikirlerini, metotlarını, verilerini, uygulamalarını,
yazılarını, yapıtlarını ve şekillerini sahiplerine bilimsel kurallara
uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisininmiş gibi
sunmak.
*Yabancı dilden kitap makale vb. tercüme ederek kendi yazmış gibi
basmak.

2) SAHTECİLİK (UYDURMA) (Fabrication)‏
*Sunulan veya yayınlanan belgeyi gerçeğe aykırı olarak düzenlemek veya
bir belgeyi değiştirmek veya gerçeğe aykırı belgeyi bilerek kullanmak.
*Araştırmaya dayanmayan veriler üretmek, bunları rapor etmek veya
yayımlamak; yapılmamış bir araştırmayı yapılmış gibi göstermek.

3) ÇARPITMA(Falsification)‏
*Araştırma kayıtları ve elde edilen verileri tahrif etmek,
*Araştırmada kullanılmayan yöntem, cihaz ve materyalleri kullanılmış
gibi göstermek,
*Araştırma hipotezine uygun olmayan verileri değerlendirmeye almamak,
İlgili teori veya varsayımlara uydurmak için veriler ve/veya
sonuçlarla oynamak.

4) DUPLİKASYON (Duplication)‏
Bir araştırmanın aynı sonuçlarını birden fazla dergiye yayın için
göndermek veya yayınlamak.

5) DİLİMLEME (Slicing)
Bir araştırmanın sonuçlarını araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde
ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırarak çok sayıda yayın yapmak.

6) SANAL YAZARLIK ( Ghost Authorship)‏
Çalışmanın bilimsel dergide daha kolaylıkla kabul edilebileceği
inancından hareket ederek çalışmaya hemen hemen hiç katkısı olmayan
birinin adının yerleştirilmesi.

7) HAKKI OLDUĞU HALDE KİŞİNİN ADININ ÇALIŞMAYA KONMAMASI
Araştırmaya yazar kadar somut katkıda bulunduğu halde araştırmacının
adının çalışmaya dahil edilmemesi.

Çalışmanın Temel Sorguları

1) Bilimsel etik bağlamında akademisyenlerin faaliyet gösterilen
ortama ilişkin algıları nelerdir?
Gerçekleştirilen davranış;
a) Ülkemizde akademik çevrenin kültürel normlarına aykırı
mıdır ?
b) Ülkemizde akademik çevre tarafından hoş görülebilecek türden
bir davranış mıdır ?
2) Akademisyenlerin çalışmada ele alınan etik ihlallerine ilişkin
duyarlılıkları farklılık göstermektemidir ?
3) Akademisyenlerin farklı ahlaki yaklaşımlar çerçevesinde etik
ihlallerine ilişkin değerlendirmeleri nasıldır?
Gerçekleştirilen davranış
a) Evrensel normlara aykırı mıdır ?
b) Ülkenin mevcut koşulları çerçevesinde değerlendirildiğinde
kabul edilebilir bir davranış mıdır?
c) Kişiye haklılık sağlayacak ölçüde bir yarar sağlamakta
mıdır ?

Yöntem

*Araştırmada veri toplama aracı olarak senaryolardan
yararlanılmıştır.

*Her bir senaryonun verilen tanıma uygunluğu 10 ayrı hakemin görüşü
alınarak test edilmiştir.

UYDURMA

Ahmet, bir araştırma kuruluşuna, “Türkiye’deki İnsan Kaynakları
Uygulamaları”nı tanımlamak üzere bir proje teklifi verir. Teklifi
kabul gören Ahmet, 1 yıl boyunca canla başla çalışarak projesini
tamamlamak üzere neredeyse Türkiye’nin tüm bölgelerini dolaşır. Fakat
Ahmet, tüm çabalarına rağmen iki bölgeden çok sınırlı sayıda veri elde
eder. Elinde bulunan veriler bu bölgelerdeki uygulamaların
tanımlanabilmesi için sayıca yeterli değildir. Ahmet, yaptığı
incelemede aslında bu iki bölgeden elde ettiği sınırlı sayıdaki
verilerin birbirinden çok da farklı olmadığını fark eder. Proje teslim
süresi sona ermekte olan Ahmet, bu bölgelerden elde ettiği sınırlı
sayıdaki verilere dayanarak kendisi yeni veriler türetir. Bu şekilde
ilgili bölgelere ilişkin anlamlı bir tanımlama yapabilecek sayıya
ulaşan Ahmet raporunu tamamlayarak araştırma kuruluşuna teslim eder.

HAKKI OLDUĞU HALDE KİŞİNİN ADININ ÇALIŞMAYA KONMAMASI

Doçent Uzbaş ile aynı anabilim dalında görevli Araş.Gör.Kınalı bir
kongrede sunulmak üzere ortak bir çalışma yapmaya karar verirler.
Çalışmanın başından sonuna kadar, gerek çalışmanın tasarımı gerek
analizi gerekse yorumlanması aşamalarında Uzbaş ve Kınalı birlikte
çalışırlar. Çalışma neredeyse sona ermek üzereyken Uzbaş ve Kınalı
kişisel bir nedenden dolayı çatışırlar ve Kınalı başka bir
üniversiteye geçer. Uzbaş bir süre sonra çalışmaya daha fazla
uğraşmadan son şeklini vererek sadece kendi adını koyar ve daha önce
planlanan kongrenin tarihi geçmiş olduğundan farklı bir kongreye
bildiri olarak gönderir.

Farklı bakış açılarının eylemin genel değerlendirilmesindeki rolü
nedir ?

Aşırma, Katkısı olanın adının konmaması,uydurma ve sanal yazarlık
eylemleri söz konusu olduğunda gerçekleştirilen etik ihlalinin
evrensel normlara aykırı olup olmadığına ilişkin düşünceler eyleme
ilişkin yargıların olumsuz anlamda etkilerken , ülkenin mevcut
koşulları çerçevesinde yapılan değerlendirmeler eyleme karşı yargıları
olumlu anlamda etkilemektedir.
Dilimle eylemi söz konusu olduğunda ise bu eylemin kişiye sağladığı
katkı kişilerin bu eylem konusundaki yargılarını olumlu anlamda
etkileyebilmektedir.

SONUÇ
Meslekte yükseltilme kriterleri ve bu kriterlere ilişkin farklı
algılar
Yayınlanan Dergilerin Kapsamı
Hakemlik
Türkçe elektronik veri tabanlarının yetersizliği
Kültürel faktörler

Son olarak konuyu güzel bir sözle kapatmak için:

Bilim özellikle dürüst kişileri seçmez ya da içine almaz.
Onları yalnızca aldatmanın ödüllendirilmediği bir ortama koyar.
S.E.Luria

ifadesi kullanılmıştır.

050410044 Gözde ÖZÇIRPAN

unread,
Jul 13, 2009, 8:03:59 AM7/13/09
to İstatistiksel Danışmanlık

Anahtar Kelimeler: Bilim,Bilim etiği,Akademisyenlerin Bilim etiğine
Bakış Açısı

Geçen yüzyılda, bilim alanındaki hızlı değişim ve yenilikler,
toplum ve yasalarının bu değişim ve yeniliklere paralel gelişme
gösterememesi, pek çok açıdan toplumun ve genelde insanlığın sahip
olduğu ve inandığı moral değerlerini değişikliğe zorlayan boyutlara
ulaşmıştır.
Bilimsel platforma yansıyan ve son yıllarda gittikçe artan etik
sorun yaşanması, öncelikle sorunları çözmeye, devamında önlemeye
yönelik çözüm yollarının aranmasına neden olmuştur.
Yaklaşık yirmi yıl öncesine kadar geleneksel bilim anlayışı
içerisinde, kendiliğinden gelen düzenlemeler, bu sistemin temelindeki
otokritiğin çok iyi işlemesi gibi nedenlerle bilim topluluğunda
sağlanmış bulunan güven, son dönemde, dünya bilim platformunda olduğu
gibi, bizde de sarsıntıya uğramıştır.Değişikliklerin çok hızlı olması
ve bu gelişmelere hazırlıksız yakalanmayla ortaya çıkan durum, alan
gözetmeksizin bilimi ve bilim insanlarını bir bütün olarak
ilgilendirmektedir.
Güvenin sarsılma nedenlerini şu şekilde sayabiliriz:
ı. Bilim insanları arasında daha iyi, daha üst düzeyde araştırma
yapma isteklerinin artması, beraberinde, bilimsel araştırmalar için
gereken destek ve kaynak gereksinimini artırmıştır.
ıı. Yayın kalitesi ve sayısının, bilimsel başarının ölçütü
olarak kabul edilmesi, bilim insanları üzerinde baskı yaratmıştır.
"Daha da" endişesi, en kısa yoldan yeni bilimsel veri ve sonuçlara
ulaşma çabasını ön plana çıkarmıştır.
ııı. Bilimsel araştırmaların sayısının patlama ölçüsünde arttığı
günümüzde, etik sorunlar da bu patlamaya paralel olarak çoğalmıştır.
Bu nedenler, "bazı bilim insanlarının dürüstlük anlayışlarında; meslek
normlarında ve uygulama ilkelerinde yeni arayışlara" ve dolayısıyla
da, "bilimsel sorumlulukların yeniden gözden geçirilmesine" yol
açmıştır.
"Etik, her şeyden önce istenilecek bir yaşamın araştırılması ve
anlaşılması, daha geniş bir bakış açısı ile, bütün etkinlik ve
amaçların yerli yerine konulması; neyin yapılacağı yada
yapılamayacağının; neyin isteneceği yada istenemeyeceğinin; neye sahip
olunacağı ya da olunamayacağının bilinmesidir."
"'Etik ilkeler'i Northcrafts ve Neale: Bir örgüt içinde etiğin
kurumsallaşması için, örgütün genel değerler sistemi ve amaçlarını
tanımlayan, verilen kararların bu ilkelere uygunluğu için rehberlik
eden mekanizmadır" olarak tanımlamaktadır.
Özetlersek, "'Etik', toplumun bakış açısını da dikkate alarak,
bireylerin uygun ve uygun olmayan davranışlarını belirlemektedir.
Yıllara yayılan bu sürecin sonucunda, 'Etik ilkeler' ortaya çıkar. Bu
konularda toplumları kesin olarak yönlendiren "yasal düzenlemeler ise,
genellikle etik tartışmalardan sonra gerçekleşmektedir."
Bilimsel araştırmalar, toplum gereksinimleri ve entelektüel
merak nedeni ile gerçekleştirilmesi gerekirken, 'araştırma yapma
nedenleri' sorgulandığında, akademisyenler çalışma yapmanın getirdiği
kazançları şu biçimde sıralamaktadırlar: "Merak, çeşitli gruplara
katılma, takdir görme, kaynak elde etme ve maddi kazanç." Ama,
genellikle, arzulananın gerçekleşmediği görülür.
Akademisyenler, akademik koşullar nedeni ile, araştırmada ve bu
süreçte karşılaşılabilinecek etik sorunların varlığından haberdar
olmadan, yeterli bilgi sahibi olmadan, "gerekli yetenekleri
kazanmadan" araştırma yapmak, ("kötü niyet" veya "şarlatanlık"
öngörülmeden) durumunda kalmaktadırlar.
Doğruluk, erdemlilik gibi nitelikleri kapsayan Bilim etiği,
bilim insanının, bilim-teknoloji-endüstri-ekonomi ilişkilerinin
getirdiği sorumluluklarının üstesinden gelebilmesinde başlıca dayanağı
olmaktadır.

Bilimde etik dışı davranışın nedenleri;

1. Akademik alanda çalışmaya yönlenenlere, ilk aşamalarda bilimsel
araştırma eğitimi ve bilimsel araştırma etiği hakkında bilgi
verilmemesi en önemli neden olarak tanımlanabilir.
2. Kişisel rahatsızlıklar (psikolojik olabilir), toplumsal ahlaki
sorunların varlığı, ilk maddedeki eksiklikler, tanınma hırsı, yükselme
saplantısı ve sapkınlıkları.
3. Akademik platformda, hem bilimin doğası gereği, hem de yayın yapmak
zorunluluğunun "ya yayın yap, ya yok ol (publish or perish)" varlığı
nedeniyle araştırma yapılacak ve sonuçları da yayınlanacaktır.
Ancak çok sayıda yayın yapmanın akademik ortamda kişiye saygınlık
kazandıracağı yanılgısı, yineleme, dilimleme gibi yaklaşımlara neden
olmaktadır. Bu tür etik dışı yaklaşımlar bireye duyulması gereken
saygının yok olmasına neden olabilmektedir.
4. Parasal destek alan kurumlar ve burada çalışan bilim insanları, bu
desteklerin kesilmemesi için araştırmalarını hızla tamamlama ve
yayınlama zorunluluğunu duymaktadırlar. Bu desteklerin yitirilme
endişesi, beraberinde etik dışı davranışları getirmektedir. Başka bir
etik dışı davranış nedeni de, araştırmayı finanse eden tarafın
araştırma sonucundan kazanç sağlaması söz konusu olduğunda gündeme
gelebilir.Destekleyen firmanın araştırmaya konu olan ürününün olumsuz
yanlarının göz ardı edilmesi isteği karşılaşılabilir bir durumdur,
ancak etik boyutta bu yönde ödün vermek olası değildir.

"Bilimin tek yol gösterici olduğu bir toplumda yaşanmak
isteniyorsa, bilime sarsılmaz bir güven duyulması isteniyorsa, bilim
üretiminde yapılması gerekenlerden birisi de 'etik ile bilimin el
sıkışması' olsa gerektir."[1]

Büyük Önder Atatürk'ün şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür. Kültür; okumak, anlamak,
görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek,
anlama yeteğini eğitmektir." 1936 Bilimsel hırsızlık yapan bilim
insanları ile bir ulusun kültürü gelişemez.[2]

[1] Bilimsel Araştırmaların Ve Bilimsel Yazıların Etik Açıdan
Sorgulanması M.E.Güzeldemir, GATA Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD.
SENDROM Tıp Dergisi; OCAK 2003
[2] http://www.odevturk.com/odev.asp?id=7489


050415043 Cüneyt SOYDAN

unread,
Jul 28, 2009, 7:37:45 PM7/28/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Gözde ÖZÇIRPAN arkadaşımızın bizee sunduğu yazıda'' Özetlersek,
"'Etik', toplumun bakış açısını da dikkate alarak,
bireylerin uygun ve uygun olmayan davranışlarını belirlemektedir.
Yıllara yayılan bu sürecin sonucunda, 'Etik ilkeler' ortaya çıkar. Bu
konularda toplumları kesin olarak yönlendiren "yasal düzenlemeler ise,
genellikle etik tartışmalardan sonra gerçekleşmektedir." ''
cümleleri üzerine konuşmak gerekirse;

Etik düzenlemeler belli bir birikimden sonra meydana
geliyormuş.Düşündüğümüzde kısa zaman içinde yapılan düzenlemeler çok
köklü olamayacağı gibi geçerliliğini koruyamaz.Yani etik ihlalinin çok
fazla yapıldığı bir zamanda yapılacak düzenlemeler o gün şartlarında
doğru düşünülemiyeceği için çokta doğru olmayabilir.Ayrıca etik
değerler evrenseldir ,öyle de olmak zorundadır.Aralarındaki uzaklığın
çok fazla olduğu iki ülke düşündüğümüzde birinde uygulanan etik
kurallar eğer diğer ülkede uygulanmıyorsa etik kurallara uymasına
rağmen bi mağduriyet yaşayacaktır.Etik davranmanın bu gibi durumları
ortandan kaldırması gerekirken mağduriyet yaşatması mümkün olmaması
için evrensel olmalıdır.Yapılan düzenlemeler her çağa ayak uydurmalı
her kesimden insan için geçerli olmalıdır.Bir bilimci kaynak
göstermeden bir alıntı yapmamalı ,yaptığı aşırmayı kendi sözü gibi
söylememelidir.Bir manav da dürüst olmalıdır ,bir öğrenci de,bir şöför
de... Ama insanlığı etkileyecek durumda olan bilimde bunun kuralları
cok daha sıkı ve sert olmalıdır.Bu düşüncemden sonra Burçin ARAÇ
arkadaşımızın bizimle paylaştığı(2)

(2) *"İnsanları yasa ve ceza ile yönetirseniz, onlar bir daha yanlış
yapmayacaklar, ancak şeref ve utanma duygularına sahip
olmayacaklardır.
İnsanları erdemle ve ahlak kuralları ile yönetirseniz, o zaman onlar
hem
şeref ve utanma duygusuna sahip olacaklar hem de doğruyu yapmaya
çalışacaklardır."*

*
KONFÜÇYÜS*

Konfüçyüs'ün bu sözünden sonra düşündüğümüzde insanları zorla
bişeylere yöneltmek çok uygun olmadığı biraz açık gibi.Ama bu sözde
ahlak kurallarıyla yönetmekten bahsediyor.Doğru gibi gelse de başta şu
durumu göz ardı ettiğimi gördüm.Eğer ahlaki olarak uygun davranışlar
(etik)sergilemeyen ve bundan rahatsızlık duymayan bir toplum bu duruma
alışarak sürekli uygunsuz davranışlar(etik ihlali) yapmış
olacaklar.Yani bu toplumun bir şekilde iyi yolu bulması etik
davranmayı öğrenmesi gerekmektedir .Bunun için özellikle eğitim veren
insanların kesinlikle etik davranması gerekmektedir.İnsanlar daha
küçük yaşlarda ahlaklı ,dürüst ,iyiyi kötüyü ayırt edebilen ,etik
davranan şekilde yetiştirilirmeye başlanırsa ki burada eğitmenlere ve
topluma doğru bilgiyi onlara sunacak olan bilimcilere ve aileye büyük
sorumluluklar düşüyor ,doğru bilgiyi sunacak bilimcilere diyorum;çünkü
uygunsuz şekilde elde edilmiş bilgi (etik olmayan yoldan)ya da yanlış
bilgi herkes ne kadar dürüst ve ahlaklı olursa olsun ki bu durumda
tehlikeli bile olabilir (çünkü güvenilir olarak görüyorsun ve sen
dürüst şekilde herkese yayıyorsun ve çaba gösterek yapıyosun bunu ama
bilmiyorsun ki sen bir yalanı ordan oraya taşıyorsun yada başka
şekilde söylemek gerekirse o insanın yaktığı ateşe benzin
döküyorsun ). artık o toplumda yetişen insanlar ilerki yaşlarda o
toplum için çalıştıklarında daha dürüst daha ahlaklı çalışacak ve
artık sözünü ettiğimiz etik olmayan davranışların ortadan kalktığı
göreceğiz.Bu durumda topluma bilgi sağlayan insanların dürüst olması
eğitimcilerin iyiyi doğruyu ayıran insanlar yetiştirmesi topluma etik
yollardan faydalı bireyler yetiştirmesi gerekiyor.Tabi bütün
sorumluluk o insanlara değil herkese yüklenmelidir.Daha önce
bahsettiğim evrensel olması grektiği gerçeğini bu durumda geçerli
olduğunu bir kez daha vurgulamış olurum.


!-Gözde ÖZÇIRPAN
''İktisadi İdari Bilimler Alanında Çalışan Akademisyenlerin Bilim
Etiğine Bakış Açıları '' konusuna yazdığı cevap (13 temmuz 2009)
http://groups.google.com/group/istatistiksel/browse_thread/thread/155a925c91b698ea?hl=tr

2-Burçin ARAÇ ''etik ihlali nasıl saptanır ''konusuna verdiği cevap
(14 temmuz 2009)
http://groups.google.com/group/istatistiksel/browse_thread/thread/d00955dae2c7cac6/b5f47925f9a75bc3?hl=tr#b5f47925f9a75bc3



Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages