Anahtar Kelimeler: Bilim,Bilim etiği,Akademisyenlerin Bilim etiğine
Bakış Açısı
Geçen yüzyılda, bilim alanındaki hızlı değişim ve yenilikler,
toplum ve yasalarının bu değişim ve yeniliklere paralel gelişme
gösterememesi, pek çok açıdan toplumun ve genelde insanlığın sahip
olduğu ve inandığı moral değerlerini değişikliğe zorlayan boyutlara
ulaşmıştır.
Bilimsel platforma yansıyan ve son yıllarda gittikçe artan etik
sorun yaşanması, öncelikle sorunları çözmeye, devamında önlemeye
yönelik çözüm yollarının aranmasına neden olmuştur.
Yaklaşık yirmi yıl öncesine kadar geleneksel bilim anlayışı
içerisinde, kendiliğinden gelen düzenlemeler, bu sistemin temelindeki
otokritiğin çok iyi işlemesi gibi nedenlerle bilim topluluğunda
sağlanmış bulunan güven, son dönemde, dünya bilim platformunda olduğu
gibi, bizde de sarsıntıya uğramıştır.Değişikliklerin çok hızlı olması
ve bu gelişmelere hazırlıksız yakalanmayla ortaya çıkan durum, alan
gözetmeksizin bilimi ve bilim insanlarını bir bütün olarak
ilgilendirmektedir.
Güvenin sarsılma nedenlerini şu şekilde sayabiliriz:
ı. Bilim insanları arasında daha iyi, daha üst düzeyde araştırma
yapma isteklerinin artması, beraberinde, bilimsel araştırmalar için
gereken destek ve kaynak gereksinimini artırmıştır.
ıı. Yayın kalitesi ve sayısının, bilimsel başarının ölçütü
olarak kabul edilmesi, bilim insanları üzerinde baskı yaratmıştır.
"Daha da" endişesi, en kısa yoldan yeni bilimsel veri ve sonuçlara
ulaşma çabasını ön plana çıkarmıştır.
ııı. Bilimsel araştırmaların sayısının patlama ölçüsünde arttığı
günümüzde, etik sorunlar da bu patlamaya paralel olarak çoğalmıştır.
Bu nedenler, "bazı bilim insanlarının dürüstlük anlayışlarında; meslek
normlarında ve uygulama ilkelerinde yeni arayışlara" ve dolayısıyla
da, "bilimsel sorumlulukların yeniden gözden geçirilmesine" yol
açmıştır.
"Etik, her şeyden önce istenilecek bir yaşamın araştırılması ve
anlaşılması, daha geniş bir bakış açısı ile, bütün etkinlik ve
amaçların yerli yerine konulması; neyin yapılacağı yada
yapılamayacağının; neyin isteneceği yada istenemeyeceğinin; neye sahip
olunacağı ya da olunamayacağının bilinmesidir."
"'Etik ilkeler'i Northcrafts ve Neale: Bir örgüt içinde etiğin
kurumsallaşması için, örgütün genel değerler sistemi ve amaçlarını
tanımlayan, verilen kararların bu ilkelere uygunluğu için rehberlik
eden mekanizmadır" olarak tanımlamaktadır.
Özetlersek, "'Etik', toplumun bakış açısını da dikkate alarak,
bireylerin uygun ve uygun olmayan davranışlarını belirlemektedir.
Yıllara yayılan bu sürecin sonucunda, 'Etik ilkeler' ortaya çıkar. Bu
konularda toplumları kesin olarak yönlendiren "yasal düzenlemeler ise,
genellikle etik tartışmalardan sonra gerçekleşmektedir."
Bilimsel araştırmalar, toplum gereksinimleri ve entelektüel
merak nedeni ile gerçekleştirilmesi gerekirken, 'araştırma yapma
nedenleri' sorgulandığında, akademisyenler çalışma yapmanın getirdiği
kazançları şu biçimde sıralamaktadırlar: "Merak, çeşitli gruplara
katılma, takdir görme, kaynak elde etme ve maddi kazanç." Ama,
genellikle, arzulananın gerçekleşmediği görülür.
Akademisyenler, akademik koşullar nedeni ile, araştırmada ve bu
süreçte karşılaşılabilinecek etik sorunların varlığından haberdar
olmadan, yeterli bilgi sahibi olmadan, "gerekli yetenekleri
kazanmadan" araştırma yapmak, ("kötü niyet" veya "şarlatanlık"
öngörülmeden) durumunda kalmaktadırlar.
Doğruluk, erdemlilik gibi nitelikleri kapsayan Bilim etiği,
bilim insanının, bilim-teknoloji-endüstri-ekonomi ilişkilerinin
getirdiği sorumluluklarının üstesinden gelebilmesinde başlıca dayanağı
olmaktadır.
Bilimde etik dışı davranışın nedenleri;
1. Akademik alanda çalışmaya yönlenenlere, ilk aşamalarda bilimsel
araştırma eğitimi ve bilimsel araştırma etiği hakkında bilgi
verilmemesi en önemli neden olarak tanımlanabilir.
2. Kişisel rahatsızlıklar (psikolojik olabilir), toplumsal ahlaki
sorunların varlığı, ilk maddedeki eksiklikler, tanınma hırsı, yükselme
saplantısı ve sapkınlıkları.
3. Akademik platformda, hem bilimin doğası gereği, hem de yayın yapmak
zorunluluğunun "ya yayın yap, ya yok ol (publish or perish)" varlığı
nedeniyle araştırma yapılacak ve sonuçları da yayınlanacaktır.
Ancak çok sayıda yayın yapmanın akademik ortamda kişiye saygınlık
kazandıracağı yanılgısı, yineleme, dilimleme gibi yaklaşımlara neden
olmaktadır. Bu tür etik dışı yaklaşımlar bireye duyulması gereken
saygının yok olmasına neden olabilmektedir.
4. Parasal destek alan kurumlar ve burada çalışan bilim insanları, bu
desteklerin kesilmemesi için araştırmalarını hızla tamamlama ve
yayınlama zorunluluğunu duymaktadırlar. Bu desteklerin yitirilme
endişesi, beraberinde etik dışı davranışları getirmektedir. Başka bir
etik dışı davranış nedeni de, araştırmayı finanse eden tarafın
araştırma sonucundan kazanç sağlaması söz konusu olduğunda gündeme
gelebilir.Destekleyen firmanın araştırmaya konu olan ürününün olumsuz
yanlarının göz ardı edilmesi isteği karşılaşılabilir bir durumdur,
ancak etik boyutta bu yönde ödün vermek olası değildir.
"Bilimin tek yol gösterici olduğu bir toplumda yaşanmak
isteniyorsa, bilime sarsılmaz bir güven duyulması isteniyorsa, bilim
üretiminde yapılması gerekenlerden birisi de 'etik ile bilimin el
sıkışması' olsa gerektir."[1]
Büyük Önder Atatürk'ün şu sözünü hiç aklımızdan çıkarmayalım:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür. Kültür; okumak, anlamak,
görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek,
anlama yeteğini eğitmektir." 1936 Bilimsel hırsızlık yapan bilim
insanları ile bir ulusun kültürü gelişemez.[2]
[1] Bilimsel Araştırmaların Ve Bilimsel Yazıların Etik Açıdan
Sorgulanması M.E.Güzeldemir, GATA Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD.
SENDROM Tıp Dergisi; OCAK 2003
[2]
http://www.odevturk.com/odev.asp?id=7489