NİCE SAĞLIKLI YILLAR KARDEŞLERİM
Prof. Dr. Övgün Ahmet ERCAN
HEPAR Hak ve Eşitlik Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı
From:
Turkiye-i...@googlegroups.com
[mailto:Turkiye-i...@googlegroups.com]
Sent: Monday, December 30, 2013 2:16 PM
To: Özet Alıcıları
Subject: [TÜRKİYE:27070] Turkiye-i...@googlegroups.com adlı
grubun özeti - 25 Konu konuda 25 İleti ileti
Grup: http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele/topics
§ [Konu Yok] [1 Güncelleme]
§ Yeni yılınız kutlu olsun!... [1 Güncelleme]
§ YENİ YIL KUTLAMA MESAJI [1 Güncelleme]
§ 09-Malkoçoğlu Balı Bey [1 Güncelleme]
§ 09-Selcan TAŞÇI : "Milletim adil yargılandığıma hükmederse kendimi yakarım" [1 Güncelleme]
§ 09-Emniyet'te büyük şok! Maliye Şube'ye... [1 Güncelleme]
§ HARiKA BiR MANZARA... :) [1 Güncelleme]
§ DOĞA VE MÜZİK... [1 Güncelleme]
§ SONUNCU KÖY'ÜN DUVAR YAZILARI... [1 Güncelleme]
§ GÜLÜMSEMELİK... [1 Güncelleme]
§ [TÜRKİYE:26997] Fwd: Fw: FW: *HİLFER** SALAVAT HAKKINDA BİR KISSA [1 Güncelleme]
§ Gizli devlet (İbrahim Karagül [1 Güncelleme]
§ ABD CASUSLARI, "YOLSUZLUK"LA HALKI KANDIRIYOR! (M. Sakarya) [1 Güncelleme]
§ ZİLLETLE YAŞAM.. [1 Güncelleme]
§ Cüneyt Ülsever: HERKES POZİSYONUNU YENİDEN BELİRLİYOR... [1 Güncelleme]
§ NE GÜZEL GÜNLERDİ ONLAR! [1 Güncelleme]
§ KARS'TA GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER... [1 Güncelleme]
§ 2.Abdulhamid'in Çarşafı Yasaklaması [1 Güncelleme]
§ ÖFKEM VAR - Erol ÖZDEN [1 Güncelleme]
§ Yüzük parmağımız... [1 Güncelleme]
§ İlt: TSM KOROSU DAVETİYESİ [1 Güncelleme]
§ Yorgan gitti dava sürer [1 Güncelleme]
§ HER GÜNE BİR AYET [1 Güncelleme]
§ YENİ YAZI: Yeni yılınız kutlu olsun [1 Güncelleme]
"Bay Tekin" <gabar...@ttmail.com> Dec 30 11:56AM +0200
"T.C. Oraj POYRAZ"
<cim...@neomailbox.net> Dec 30 11:30AM +0200
Sayın Turkiye Icin El Ele Grubu üyeleri ,
Yeni yılın sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle.
Neşe dolu yıllar dilerim.
Oraj POYRAZ
Yeni umutla, Hoşgeldin Yeni Yıl
(Şair Erdoğan Kırmızıoğlu)
Bir yılı daha geride bıraktık.
Yeni yıla hep umutlarla girdik.
Her gönüle, yeni düşler yarattık,
Ömrümüzden bir yılı daha verdik.
Yeni umutla, hoş geldin yeni yıl.
Geçen bir yılda, bazen mutlu olduk,
Bazen acıdan, hüzünlenip, solduk,
Bazen nice olay yaşayıp, dolduk,
Bazen de, sevgiye uzanan yolduk,
Yeni umutla, hoş geldin yeni yıl.
Yeni yıla, hep merhaba diyelim,
Kin, nefreti gönüllerden silelim,
Doğru, dürüst olup, ilerleyelim,
Mutlulukla bu yılı geçirelim.
Yeni umutla, hoş geldin yeni yıl.
Bu yılda da beklentiler olacak,
Fakir sofrası, inşallah dolacak,
Karanlık günler, geçmişte kalacak,
İnsanlarımız huzuru bulacak.
Yeni umutla, hoş geldin yeni yıl.
--
zaryop:jaro
. . . . . .
KUMRULU SIIR
. . . . . .
Duydugum yoktu ne vakittir
Guvercin sesi, kumru sesi, pencerede;
Icime gene
Yolculuk mu dustu, nedir?
Nedir bu yosun kokusu,
Martilarin gurultusu havalarda;
Nedir?
Yolculuk olmali, yolculuk.
Orhan Veli KANIK
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
"Nurullah aydın"
<na74...@gmail.com> Dec 30 12:06PM +0200
*Nurullah AYDIN*
*30 Aralık 2013-ANKARA*
*YENİ YIL KUTLAMA MESAJI*
*Akıl ve bilim öncülüğünde;*
*hak, adalet, özgürlük ve eşitliğin temel kabul edildiği, *
*dostluk, dayanışma, kardeşlik, barış, ve yardımlaşmanın pekiştiği;*
*Dargınlıkların, *
*düşmanlıkların, çatışmaların, çekişmelerin, ayrışmaların ve savaşların
giderildiği,*
*sevginin, saygının, hoşgörünün ve bütün güzelliklerin ülkemizde, dünyada
ve galaksimizde olması umuduyla,*
*sağlıklı, başarılı, mutlu günler diler, Yeni Yılınızı içtenlikle kutlarım.*
*Nurullah AYDIN*
"T.C. Oraj POYRAZ"
<cim...@neomailbox.net> Dec 29 10:48PM +0200
Dikkatinizi çekerim.
Lehistan, Prut nehri, Diniester nerhri, Galiçya, Podolya, Lviv ve
Jaroslaw şehirleri.
Ve son olarak Varşova şehri.
Bu günlerde buralara kadar turist olarak dahi gidenler sayıyladır.
Aslında benim tahminim, o devasa imparatorluğun kurucu varislerinden
olan Türklerin belki de sadece yüzde beşi ülke dışına çıkmış olabilir.
Baltık denizine neredeyse birkaç yüz kilometre kalmış.
Az şey değil doğrusu.
oraj
------------------------------------------------------------------------
Malkoçoğlu Balı Bey
Malkoçoğlu Balı Bey Osmanlı'da beylerbeyi.
Lehistan'ın 1498 yılının başlarında Osmanlı himayesinde bulunan Boğdan
Prensliği'ne müdahalesi üzerine Osmanlı-Lehistan Savaşı başlamıştı.
Öncelikle Rumeli Beylerbeyi Yakup Paşa ve hatta Vezir Mesih Paşa bu
savaşa tayin edildi.
Lakin Lehistan Kralının Türk-Boğdan birliklerine karşı yürüttüğü savaşta
büyük bir yenilgi alıp, ancak 1,000 atlı ile hayatını kurtarabilmesi ve
20,000 araba dolusu ganimetin Osmanlı'nın eline geçmesi üzerine, buna
lüzum olmadığı anlaşıldı ve harbin yönetimi Silistre sancak beyi akıncı
kumandanı Malkoçoğlu Balı Bey'e verildi.
Balı Bey Lehistan üzerine iki sefer yaptı ve 40,000 akıncı ile Osmanlı
tarihinin en büyük akıncı seferidir.
Ordunun sağ kanadını Balı Bey'in büyük oğlu Ali Bey, sol kanadı ise
Mustafa Bey yönetiyordu.
Türk atlıları önce Prut Nehri'ni, ardından Dniester nehirini geçti.
Mustafa Bey önce Galiçya'ya girdi.
Kuzeybatı istikametinde ilerledi Lviv şehrinin 100 km.kuzeybatısındaki
Jarosław şehrini zaptetti.
Burası Varşova'ya 260, Baltık Denizi'ne ise 500 km.mesafededir.
Balı Bey ise kuvvetleri ile Lviv şehrini aldı.
Bütün Galiçya'yı çiğneyerek Varşova şehrine girdi.
Böylece ilk defa Türk Akıncıları bu kadar kuzeye ulaşmış oluyorlardı.
Bu birinci seferden sonra 10.000 seçkin esir ile Akkerman'a döndü.
Yaklaşık - 3 ay sonra Türk ordusu tekrar Lehistan'daydı.
Bu sefer Podolya ve Galiçya üzerine gidildi.
Yalnız şiddetli soğuk yüzünden sefer uzun sürmedi.
Bu büyük başarı ile Balı Bey sancak beyliğinden beylerbeyliğine yükseltildi.
Mezarı Bursa-Yenişehirde Balibey camii avlusundadır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Malkoçoğlu_Balı_Bey
<http://tr.wikipedia.org/wiki/Malko%C3%A7o%C4%9Flu_Bal%C4%B1_Bey>
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-201307301451-09
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
zaryop:jaro
Amor omnia vincit
* * *
Ask her guclugu yener.
Latin Atasozu
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
"T.C. Oraj POYRAZ"
<cim...@neomailbox.net> Dec 29 10:48PM +0200
Bakın bu yazının bana hatırlattığı şey nedir?
Cemaate de çete suçu isnat etmek için dijital veri kullanılabilir.
Hatta kullanılmalıdır.
En azından ilahi adaleti tecelli ettirmek için bunu yapmak gerekir.
Bilgisayardan anlayan birkaç acar kişi bunun içi yeterli.
Bilgisayar tarihleriyle oynanır, biraz cut/copy-paste yapılır.
Bazen aynı metni onlarca kez çoğaltır, tekrar tekrar farklı klasörlere
yığarsın.
Alakasız metinlerle iyice şişirirsin.Araya gerçekten resmi olan belgeler
de koyarsın.
Resmi görünümlü delil niteliğinde belgeler üretirsin.
Şifresi 1234 olan şifreleme yöntemleriyle şifreler sonra da şifreyi
kırdım diye ortaya çıkarsın.
Sonuçta onlarca değil, yüzlerce CD, belge üretirsin.
Sonra bunları muteber sayıp mahkumiyet kararı üretirsin.
Bütün itirazları geçersiz sayarsın.
Temyiz mahkemesini de kurguladın mı iş tamam.
Yanında güzel bir medya kampanyası da yaptın mı iş tamam.
Tayyipcan kardeş bunu aynen böyle yapsın, gelsin ciğerimi yesin.
Kaç oyum varsa onun olur.
Kolay değil, dünyada ilahi adaletin tecelli etmesini sağlıyorsun.
Görev ilahi, sonuçları ilahi.
Ikinci bir dikkate deger nokta, zavalli general halkin ferasetine guveniyor.
Saf garibim.
Halkin tirnak kadar feraseti, bilgeligi olsaydi zaten bu noktaya hic
gelmezdin pasam.
Ayni hatayi uc kere yapana ne denir?
Anadolu halklari mi desek, ne desek?
Ne kisilik, ne onur, ne tarihi miras, ne faziletler?
Hicbirsey yok, bir kakafoni var o kadar.
Oraj POYRAZ
------------------------------------------------------------------------
Selcan TAŞÇI : "Milletim adil yargılandığıma hükmederse kendimi
yakarım"
http://www.bursaturkocagi.org.tr/images/selcantaşçı/Selcan%20Taşçı%20Yeni%20Medya%20Düzenini%20Konuştu.JPG
Yolsuzluk, rüşvet, kara para, beddua, istifa, *_"devlet içinde
çete"_*,
*_"savaş kabinesi"_* derken ortalık toz duman olunca epey ihmal ettik
mektupları.
Madem Başbakan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan Balyoz’un *_"ülkenin milli
ordusuna kumpas"_* olduğunu itiraf etti, bu durumda *_"masum
oldukları
halde bir kumpas uğruna yıllardır cezaevlerinde çürütülmeye çalışılan"_*
komutanların seslerine bir kere daha kulak kabartmanın tam vakti.
Deniz Kurmay Albay Servet Bilgin’in, kızı Bilgesu aracılığıyla yolladığı
mektup Kasım ayında elime ulaştı.
Sine-i millete dönüyoruz
Akdoğan’ın itiraf ettiği *_"kumpas"_*, kendini *_"Milletimizin
hak ve
menfaatleri uğruna gerektiğinde canını feda etmeye yemin etmiş, milletin
bağrından çıkmış onurlu ve şerefli bir Türk subayı"_* olarak tanımlayan
askerlerin hayatlarında bakın neye mal oldu:
"/25 yıl vatanımın ve milletimin menfaatleri uğruna adeta çırpındım…//
//Hak ederek kazandığım Deniz Kurmay Albay rütbesi ile liyakat
esaslarına göre atandığım Donanmanın en prestijli görevi olan Hücumbot
Komodorluğu görevini yaparken bir komplo sonucunda tutuklandım.//
//BALYOZ davasında yargılama süresince bağımsız zannettiğim mahkemeye
karşı suçsuzluğumu ispatlayan bütün belge ve bilgileri sundum, hâkimlere
karşı son derece saygılı davrandım, mahkeme dışında konuşmadım, yazmadım
ve sabırla adaletin tecelli etmesini bekledim.//
//Neticede Yargıtay’ın kararı ile 18 yıl hapis cezası ile ödüllendirildim!//
//Ve hapishane köşelerinde kaderimle baş başa bırakılarak manevi anlamda
idam edildim.(…) //
//Bunları Türk milleti adına yetki kullanan mahkemelerde anlattık…//
//Yargıtay yanlış karar verdiyse Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk, ama
Anayasa Mahkemesi başkanı da //*_"ben o hâkimleri tanırım, doğru karar
vermişlerdir"_*//demedi mi?//
//Bu nedenle sine-i millete dönerek işlenen hukuk cinayetinin somut
delillerini anlatmak zorunluluğu doğmuştur.//
//Bunları okuyan ve araştıran sağduyulu milletimin herhangi bir ferdi
//*_"BALYOZ davasında adil yargılama yapılmıştır"_*//sonucuna
varırsa,
kendimi yakarak hayatımı sonlandıracağıma namusum ve şerefim üzerine
yemin ediyorum.(…) //
//Bize herkes //*_"evet haklısınız, suçsuzsunuz ama yapacak bir şey yok,
bu dava siyasidir, bu bir süreçtir"_*//diyor.//
//Ne süreci bu?//
//Almayın mazlumun ahını çıkar aheste aheste"/
*_"İhbar ediyorum"_*
17 Aralık operasyonundan bir ay önce yazdığı mektupta dediği olduğu
Bilgin’in; *_"mazlumların ahı tuttu"_*.
Şimdi, Balyoz davasının çöktüğü, yargılamanın yeniden yapılmasının
gündeme geldiği bu günlerde Bilgin’in *_"millete"_* hitaben yazdığı
*_"ihbarname"_*nin her satırı daha da önemli.
Yerimiz tamamını aktarmaya elvermese de, suç işlediği iddia edilen
dönemde Türkiye’de dahi olmayan Bilgin’in (tabii aynı durumdaki bütün
askerlerin) maruz kaldığı *_"hukuksuzluğu"_* anlamanıza yetecek kadar
özetlemeye çalışacağım size:
/"-Islak veya elektronik imzam, parmak izim ya da bana ait bir
bilgisayarın izi veya yazıcı çıktısı gibi hiçbir maddi delil olmayan
dijital yazılara dayanarak hakkımda 18 yıl hapis cezasına hükmettiler.
Bir yazının, ceza hukuku kapsamında sorumluluk doğurabilmesi ve daha
doğrusu *_"belge"_* olabilmesi için imzalı olması gereklidir .(…)
CD-flash bellek gibi dijital materyallerde yer alan Word dosyaları,
belge değildir.///
//
/- TÜBİTAK raporlarında ve Yargıtay’ın onama kararında da kabul edildiği
üzere (…) sahte bir dijital yazı hazırlamak isteyen herkes,
bilgisayarların sistem saat ve tarihi ile kullanıcı isimlerini
değiştirerek, istediği tarih ve saatte, istediği kullanıcı adıyla yazı
üretebilir ve bu yazıları CD’ye, flash bellek’e vs.
aktarabilir.///
//
/- *_"Sözde suç"_* ile beni ilişkilendiren bir eylem olmadığı gibi,
ismim bulunan dijital verileri destekleyen herhangi bir fiziki veya
teknik takibe dayalı iletişim tespit tutanağı, bant kaydı, tanık ya da
sanık beyanı, imzalı belge ve benzeri tespit veya somut olgu yoktur.///
//
/- Talep ettiğim *_"davanın sonucuna doğrudan etkili olacak"_*
tanıklarım keyfi olarak dinlenmedi; *_"silahların eşitliği"_* ilkesi
yok
sayıldı.///
//
/- Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı
tarafından İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen raporlarda
tereddüte mahal vermeyecek biçimde tespit edilen sahtelik ve
manipülasyonlar, mahkeme ve Yargıtay tarafından keyfi olarak dikkate
alınmadı.(…)
30’dan fazla bilirkişi raporu/uzman görüşü ile manipülasyonlar, zaman ve
mekân çelişkileri ve sahtelikler ile bilişim teknolojileri kapsamında
açıklanamayan çelişkiler dikkate alınmadı.(…)
Hüküm için hayati öneme haiz olan hususta mahkeme kararı ile savunma
hakkım sınırlandırılmış ve bu açık ihlal Yargıtay tarafından göz ardı
edilerek savunma ve adil yargılanma haklarım açık şekilde ihlal edildi.///
//
/- Yargıtay tarafından imzasız dijital veriler benim hakkımda geçerli
delil olarak kabul edildi.
Ancak aynı durumdaki başka sanıklar hakkında bozma kararı verildi.(…)
Davanın tek somut delili olduğu iddia edilen *_"seminer"_*de sunum
yapan, hazırlayan, fikir beyan eden, ses kayıtlarını kabul eden (…)
sanıklar hakkındaki mahkûmiyet kararları Yargıtay tarafından bozuldu.(…)
Yani mahkemede sanıklarca kabul edilen ses kayıtları delil olmuyor,
niteliği belli olmayan sahte dijital veriler geçerli delil oluyor!(…)
Sanıklar arasında doğrudan doğruya pozitif ayırımcılık yapılmış,
Anayasa’nın *_"herkes, kanun önünde eşittir"_* ilkesi ile AİHS açıkça
ihlâl edildi.///
//
/Mağdurunun şikayetçi olmadığı suç(!)///
//
/- Kanunun suç saymadığı düzmece bir olaydan dolayı cezalandırıldım.
765 sayılı TCK m.147 incelendiğinde, suçun *_"cebirle işlenmesi
zorunluluğu"_* şartı aranmaktadır.(…)
Diğer taraftan, Bir suçta maddi veya manevi cebirden bahsedilebilmesi
için öncelikle mağdurun bundan haberdar olması (…) suçtan doğan bir
zarara maruz kalması gerektiği çok açıktır.
Hâlbuki (…) bundan dolayı da mağdur sayılan hükümet davada müdahil bile
olmadı.///
//
/- Soruşturma ve kovuşturma süresince taraflı basın yayın organları
adeta mahkeme yerine geçerek ve suçsuzluk karinesine aykırı olarak hâkim
ve savcıları etki altında bıraktı*_"Taraf"_* gazetesinde Mehmet
BARANSU
isimli kişinin köşe yazılarında davayı yönlendirme amaçlı çıkan
yazılarının, mahkemenin gerekçeli kararında bire bir aynen yer alması,
bunun en açık kanıtıdır.
Diğer taraftan BARANSU’nun savcılığa teslim ettiği CD/DVD’lerin
teslimden önce *_"ne kadar süre gazetecinin elinde kaldığı"_*,
*_"bu
süre içinde CD/DVD’lerde hangi değişikliklerin yapıldığı"_* araştırılmadı.
Orhan AYKUT isimli şahsın Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği
BALYOZ davasının komplo amaçlı kurgulandığına dair ifadesi hiç
araştırılmadı.///
//
/- Anayasanın 10, 36, 37, 38, 90 ve 141’inci maddeleri ile AİHS’nin 5, 6
ve 7’nci maddelerindeki temel hak ve özgürlüklerimiz ihlâl edilerek, göz
göre göre Türk Milletinin gözünün içine bakılarak hem de onun adına
büyük bir hukuk cinayeti işlendi.
Verilen kararlardan hangi aşamada dönülürse dönülsün, yapılan haksızlık
ve hukuksuzlukların bende ve ailemde yarattığı maddi-manevi kayıpların
telafisi mümkün değildir.
Takdir Yüce milletimizindir"/
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-201307301451-09
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
zaryop:jaro
KUMRULU SIIR
. . . . . .
Duydugum yoktu ne vakittir
Guvercin sesi, kumru sesi, pencerede;
Icime gene
Yolculuk mu dustu, nedir?
Nedir bu yosun kokusu,
Martilarin gurultusu havalarda;
Nedir?
Yolculuk olmali, yolculuk.
Orhan Veli KANIK
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
"T.C. Oraj POYRAZ"
<cim...@neomailbox.net> Dec 29 08:48PM +0200
The Cemaat iş başında.
Her biri adeta James Bond.
Teknoloji kullanmayı biliyorlar.
Hile, desise, aldatma, kandırma konusunda eğitim almışlar.
Al sana çete, ve çete suçu.
Devletin gizli belge ve verilerini çalmak.
Ararsan, bakarsan bol bol bulursun.
Oraj POYRAZ
------------------------------------------------------------------------
Emniyet'te büyük şok! Maliye Şube'ye...
Açıklama: Emniyet'te büyük şok! Maliye Şube'ye...
<http://fotocdncube.gazetevatan.com/newpics/news/281220131102024625164_2.jpg>RESMİ
BÜYÜT
<http://fotocdncube.gazetevatan.com/newpics/news/281220131102024625164_2.jpg>
28 Aralık 2013 Cumartesi - 11:03
Radikal Gazetesi'nden Fatih Yağmur'un haberine göre, Bakan çocuklarının
da tutuklandığı Türkiye’yi sarsan büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu
yürüten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube’ye kimliği belirsiz bir
kişinin girdiği iddia edildi.
Şubenin verilerin saklandığı odaya giren kişinin bilgisayarları
karıştırdığı ve güvenlik kameraları tarafından tespit edildiği ancak
kimliğinin henüz belirlenemediği öne sürüldü.
Emniyet konuyla ilgili soruşturma başlattı.
Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası Şube Müdürü Yakup Saygılı ve
bütün şube polisleri görevden alınmış, şube katında çalışan çaycının
bile yeri değiştirilmişti.
Kuş uçurtulmayan emniyete kimliği belirsiz kişinin nasıl girdiği
araştırılıyor.
Önceki akşam yaşanan olay şöyle gelişti: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu
soruşturmasıyla ilgili veri, dosya ve bilgilerin bulunduğu Mali Şube
katına giren kimliği belirsiz kişi şubedeki bilgisayarlarda birtakım
işlemler yaptı.
Kimliği belirsiz kişinin bilgisayardaki hard disklerden veri kopyaladığı
düşünülüyor.
Görüntülerle belgelendiği ifade edilen kişinin oda karanlık olduğu için
kimliğinin henüz belirlenemediği ve konuyla ilgili olarak inceleme
başlatıldığı öğrenildi.
*KİMLİK YA DA PARMAK İZİ ZORUNLU*
İstanbul Emniyet Müdürlüğü binasının 1 ana 2 de yan giriş kapıları
bulunuyor.
Emniyet mensubu olmayanlar, ana kapıdan içeri girerken kimlik verip
nereye gideceğini ve kime geldiğini bildirmek zorunda.
Yan kapılardan ise ancak parmak izi tanımlanmış emniyet personeli
girebiliyor.
Mali Şube’nin bulunduğu bölüm B blok olarak geçiyor.
Bu blokun 4 katında yer alan Mali Şube’ye çıkabilmek için ya asansör ya
da merdivenler kullanılmak zorunda.
Ancak 4.katta da sizi görevli bir polis memuru karşılıyor ve nereye
gittiğinizi soruyor.
Bu ofiste bulunan polisler izin vermediği müddetçe mali şubeye giriş
yapılmasının imkânı yok.
Giriş yapabilmek için ziyaretçi olmanız ve içeriden bir polis tarafından
davet edilmeniz gerekiyor.
Mali Şube’ye ziyaretçiler dışında sadece parmak iziyle yetkilendirilmiş
polisler girebiliyor.
Son dönemede atanan polislerin parmak izi alınmadığı için parmak izi ile
giriş sisteminin devre dışı olmasından faydalanılarak giriş yapıldığı da
olası ihtimallerden biri.
------------------------------------------------------------------------
a45UyF587661-201307301451-09
^^^^^ <#BAS> - vvvvv <#SON>
zaryop:jaro
Quo vadis.
* * *
Nereye gidiyorsun?
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Kurmus oldugum gruba uye olun
Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com>
Ayrilmak isterseniz de :
Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
<mailto:Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com>
Grup Sayfamız :
http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
http://orajpoyraz.blogspot.com/
"T. C. - Nihal Gülbahar
" <nihalg...@gmail.com> Dec 29 07:40PM +0200
[?]
[image: Gömülü resim için kalıcı bağlantı]
--
*NE MUTLU "TÜRK'ÜM" DİYENE !*
Mustafa Kemal ATATÜRK
"*Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
ortak sayılır.*"
Mustafa Kemal ATATÜRK
ahmet kalkan <kalk...@windowslive.com> Dec 29 04:53PM +0200
ahmet kalkan <kalk...@windowslive.com> Dec 29 04:44PM +0200
ahmet kalkan <kalk...@windowslive.com> Dec 29 04:27PM +0200
101 / 2013 YENİLER OKUMANIZA SUNULUR * İngiliz belgelerinde Vahdettin * YÖNETİME EL KOYUN DİYE BİZE YALVARDI * Seyhülislam Vatikan’a AKP Amerika’ya sarıldı * 87 yıllık belge ortaya çıktı *Hazreti gazeteci * BUNGA BUNGA”cının sonu * Cemaatin Yaktığı Canlar!..* TÜRK DİYE BİR IRK OLMADIĞINI SÖYLEYEN prof.dr. !!! Yasin Aktay’ın MİLLİYETİ NEDİR ??? *ESKİ TAHRAN BÜYÜKELÇİSİ’NİN EŞİNDEN UYARI…
"naci kaptan"
<cumhuri...@gmail.com> Dec 29 03:28PM +0200
http://nacikaptan.com/
101 / 2013 YENİLER OKUMANIZA SUNULUR
İngiliz belgelerinde Vahdettin * YÖNETİME EL KOYUN DİYE BİZE YALVARDI
“Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri” adlı kitabın yazarı Gotthard
Jaeschke, VI. Sultan Mehmet Vahdettin’in İngiliz dostluğunu kazanmak için
“İngilizlere...
Seyhülislam Vatikan’a AKP Amerika’ya sarıldı * 87 yıllık belge ortaya çıktı
19/05/2012 Yeniçağ Seyhülislam Vatikan’a AKP Amerika’ya sarıldı Papa’dan
yardım isteyen milli direniş düşmanı Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi adına
‘vakıf’ kuran...
KAMER GENÇ’TEN
Hazreti gazeteci
Yılmaz ÖZDİL 08.12.2013 Hürriyet Hazreti gazeteci Hariciye nazırımız
açıkladı. Mısır’da dört aydır tutuklu bulunan ve “bana bir şey olursa, beni
Gafir mezarlığında...
Gen.Kur.Başkanı Necdet özel’e yakışır bir davranış !!! * Paşalara orduevi
yasağı
YAZIYAyorum Gen.Kur.Başkanı Necdet Özel’e yakışır bir davranış !!! Necdet
Özel tarafından Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde mağdurların
konuşmaması sessiz...
TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI ….
TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİM HAKKI …. AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, “Örtülü Ödenekten En Fazla Harcama Yapan Başbakan” ünvanını elinde
bulunduruyor.Her ne...
Piri Reis Haritası 500 Yaşında
Mustafa Balbay 08 Aralık 2013 Cumhuriyet Piri Reis Haritası 500 Yaşında 2013
Piri Reis’in dünya haritasının çizimini tamamlamasının 500. yılı. Piri Reis
iyi bir bilim...
OTOKRATİK BUYURGAN YÖNETİCİLER DERS ALSINLAR * BUNGA BUNGA”cının sonu
YAZIYAyorum ; OTOKRATİK BUYURGAN YÖNETİCİLER DERS ALSINLAR Bu bir ibret
alınsın yazısıdır. “Sultanın sonu Ancak her halükârda sultanlık bitecek!”
“Yıllardır partiyi...
ÖZDEYİŞ
Cemaatin Yaktığı Canlar!..
Hikmet Çetinkaya hikmet.c...@cumhuriyet.com.tr 03 Aralık 2013
Cumhuriyet Cemaatin Yaktığı Canlar!.. Hukuk devleti, temel hak ve
özgürlükler… Demokrasi… Evrensel...
TÜRK DİYE BİR IRK OLMADIĞINI SÖYLEYEN prof.dr. !!! Yasin Aktay’ın MİLLİYETİ
NEDİR ???
Prof. Dr. Yasin Aktay’a , Akademik bir ünvan taşıyan ve Cumhuriyetİn verdiği
imkanlarla eğitim alan , hatta akademik bir kariyere ulaşmış olan TÜRKİYE’de
doğmuş ve...
ESKİ TAHRAN BÜYÜKELÇİSİ’NİN EŞİNDEN UYARI…
İran’da kadın olmak Sevgili kadınlar , İlla başımı örteceğim diyenler,
Paralanıp da süslüman olanlar , Hem tesettürlenip , Hem de ruj rimel oje
makyaj yapanlar,...
http://nacikaptan.com/
"doğan dovancioğlu"
<dovan...@gmail.com> Dec 29 05:48PM +0200
İzninizle, "SALAVAT HAKKINDA BİR KISSA" adlı paylaşımınızı
düzenlediğim
videoya ekledim...
https://www.youtube.com/watch?v=ow2E6DN5SzU&hd=1
ahmet dogan Simsek
<ahmetdog...@gmail.com> Dec 30 11:33AM +0200
Çok düşünülmesi sorgulanması gereken olaylara yanlış açılardan bakıyoruz.
A.D.Şimşek
Yazının kısa yolu
http://yenisafak.com.tr/yazarlar/IbrahimKaragul/gizli-devlet/45458
İBRAHİM KARAGÜL
Gizli devlet
Öyle şaşırtıcı bilgiler dolaşıyor ki, inanmamaya zorluyoruz kendimizi. 'Bu
kadar da olmaz' diyoruz... Böyle bir Türkiye olmaz, bu ülkeye bunlar
yapılmaz, içeriden ve dışarıdan bu kadar çevre aynı amaç doğrultusunda
böyle organize olamaz, milletin gözlerinin içine bakılarak millete
operasyon çekilemez, diyoruz.
Keşke sadece yolsuzluklar olsaydı. Rahatça tartışsaydık. Suçlu olana
tavrımızı koysaydık. Hesabı sorulsaydı. Ya da dershane olsaydı. Rahatça
konuşsaydık. Pozisyonumuzu belirleseydik. Yanlışa yanlış, doğruya doğru
deseydik. Bu tartışmaların hiç biri bu ülkeyi yaralamazdı, zorlamazdı hatta
güç kazandırırdı. Ama mesele bunlardan hiç biri değilmiş. Bunlar sadece
adım adım uygulanacak projenin aşamalarıymış.
Ama şimdi oluşan resim bizi ürpertiyor. Tehditler, hesaplaşmalar,
operasyonlar, şantajlar, inanılmaz bir akıl tutulması, insanların
zihinlerini allak bullak eden entrikalar, gizli gündemler, gizli
ortaklıklar ve bir karanlık Türkiye projesi var önümüzde. Böyle olunca
duracağımız yer, tereddüde yer bırakmayacak şekilde Türkiye oluyor.
Türkiye'nin sivil siyasi sistemi oluyor. Millet oluyor, bu ülkenin büyümesi
ve güç kazanması oluyor. Devlet dediğimiz, meşruiyetini milletinden alan
iktidar alanı oluyor.
Devleti bir kenara iten, devlet gibi hareket eden bir yapının iç ve dış
boyutları olan bir iktidar savaşı için nasıl organize çalıştıkları her
geçen gün daha da berraklaşıyor. Buradan bakınca, yaşadığımız gerilimin
seçimleri etkilemenin çok ötesinde bir hesap olduğu ortaya çıkıyor.
Gün gelir, bu karmaşık ilişkilerin ayrıntıları ortaya çıkar, kimlerin
kimler için pazarlık teklifi yaptıkları ortaya serilir. İçerideki darbeci
sermaye çevreleri ile dışarıdaki ortaklarının siyasi sistemi dinamitleyen
bu saldırıda ne tür kazanç hesapları yaptıkları, Türkiye'nin biriken
zenginliğini nasıl paylaştıkları görülür.
Savcılar üzerinden tartıştığımız resmin yabancı istihbarat ve sermaye
bağlantıları açığa çıkar. Polisin kimin polisi olduğu, savcının kimler için
'adalet' aradığı, yolsuzluğa karşı yapılan operasyonun nasıl bu ülkenin
zenginliğine hortumlamaya dönük bir yolsuzluğa kapı araladığı anlaşılır.
Mavi Marmara'nın da, İsrail'e özür baskılarının da bu operasyonun içinde
nasıl bir yer ettiği, nasıl pazarlık meselesi haline getirildiği bu millete
anlatılır.
Kimseden yana değiliz. Kimseye tavır almıyoruz. Yolsuzluğu savunacak
kişilik ve ahlak yapısına da sahip değiliz. Ama mütevazı tecrübemiz bu işin
sonraki aşamalarını da öngörmemizi sağlıyor. Türkiye'nin sadece son yirmi
yılında yaşananlara bakmak bile o resmi görmemiz için yeterli. Biz
Türkiye'den yanayız. Bu ülkeyi savunur, bu ülkeye zarar verecek her
gelişmeye karşı dururuz.
Hatırlayalım: Her on yılda bir Türkiye'de ekonomik kriz yaşanırdı. Bu bazen
askeri darbe ile bazen siyasal krizlerle ortaya çıkardı. Aslında bunların
hiç biri kriz değildi. Küresel sistemin Türkiye'de uyguladığı bir ekonomik
operasyondu. Her krizde, on yılda biriken zenginlik talan edilir, krizden
çıkmak için ağır krediler verilir, ülke ikinci kez soyulurdu. Tabii bu
arada iç politik yapı da yeniden dizayn edilirdi.
Şükür uzunca bir süre bunları yaşamadık. Zenginlik birikti. Politik kimlik
sistemi rahatsız edecek kadar güçlendi. Türkiye, Cumhuriyet tarihinde ilk
kez Anadolu sınırlarının dışına taştı. Bölge ile, dünya ile ilgilenmeye
başladı. Küresel ekonominin merkez yöneticileri krizlerle sarsılırken
Türkiye kendine hep yeni yollar açma becerisine kavuştu.
Kriz zamanları, siyaset itibarsızlaştırılır, ekonomi dalgalandırılır,
toplumsal alanda şiddetli cepheler oluşturulur ardından da bir Türkiye
hesabı çıkardı ortaya. Sanki bu sefer de bu ülkeyi yeniden 28 Şubat sonrası
siyasi ve ekonomik olarak çöküşe sürüklenen doksanların Türkiye'sine
döndürmek istiyorlar. Sanki birileri bir 'tehdidi', meydan okumaya başlayan
bir gücü tasfiye etmek istiyorlar.
Hadi, 'dış bağlantı' yok diyelim. Sadece Halkbank ve Kuzey Irak petrolleri
ile ilgili boyut bile bunun bir dış operasyon olduğunu bal gibi ortaya
koyuyor. Dış bağlantıya 'komplo' diyenlerin yeniden sahneye sürüldüğünün
farkındasınız. Komplo diyenler aslında içeride bir operasyon yapıyor,
milletin gözlerini kör ediyor, en büyük komplonun etki ajanları olarak
hepimize operasyon çekiyor.
İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın açıklamalarını izledik dün. Sözleri hepimizi
endişelendirecek türden:
'Güneyde bir ilde başabaş bir yapı var. Orada valiyi de iktidar partisini
de tüm muhalefet partilerini de il başkanlarını da devlet içerisinde
dinliyorlar. Önce orada sonra Türkiye genelinde siyasete dizayn etmek için
kullanıyorlar' diyor.
'Yalanın maliyeti 104 milyar dolar oldu. Şimdi ben bir şey soruyorum,
doları kim aldı? Bir şey söylüyorsam sadece şüpheyle değil. Bu tezgahın
kazançlıları kimlerdir? Bu nasıl bir ihanettir. Nasıl bir yanlışlıktır.
Tabii devlet ciddiyeti, bildiğinizi söylersiniz, sonra da bunu tevsik
edersiniz. Sonra bunlar ortaya çıkacaktır. Kim bu bilgileri sızdırıyor, kim
ne alıyor' diye soruyor.
Her gün yepyeni şeyler görüyoruz. Her hafta bir başka krizle boğuşuyoruz.
Savcının soruşturmasından devletin haberi yok. Devletten gizli yürütülüyor.
Polis soruşturmasından devletin haberi yok. Emniyet'ten gizli yürütülüyor
ve soruşturmaya dair hiçbir resmi kayıt yok. Kim kime çalışıyor, hangi
ajandaya göre yapılıyor bunlar?
O zaman bu savcılar kimin, polisler kimin, bu soruşturmaları kim yapıyor
diye sormazlar mı adama. Devlet bilmiyorsa kim biliyor bunları? Kamu
yararını temsil eden devlet ortada yoksa, kim var?
Bugün Pazartesi. Artık her hafta başı yeni bir bomba patlayacak diye endişe
ediyoruz. Hesaplaşma da, cepheler de netleştiğine göre kim kime operasyon
çekecek diye bekliyoruz.
Bu ülkeye diz çöktürmek isteyen kim olursa olsun, zelil bir şekilde tarihe
gömülecektir.
"Fethi Murat Doğan"
<fethi...@gmail.com> Dec 29 10:17PM +0200
NOT: Araştırmacı-yazar Murat SAKARYA dostumuzun, 10 gün önce gönderdiği ve
feysbukta yayımladığım notunu, bilgi ve dikkatlerinize sunarım,
saygılarımla, (FMD)
ABD CASUSLARI, "YOLSUZLUK"LA HALKI KANDIRIYOR!
Devletimiz içindeki Amerikan casusu bir çetenin, "yolsuzlukla
mücadele"
ediyormuş görüntüsüyle halkımızı aldatmasına, Vatanımızı bölmeye
çalışanların, sahtekarca "dürüstlük şampiyonu" görünmesine izin
vermeyelim!
ABD emperyalizminin Türk ordusunu çökertme ve aziz Türk Vatanını bölme
harekatını yürüten Amerikan casusu emniyet ve adalet görevlilerinin,
sahtekarca halkı "yolsuzlukla mücadele" görüntüsüyle kandırmasına
izin
verilmemelidir!
Bunlar, Amerikan casusluğundan hemen tutuklanmalı, hesaplarına el konmalı,
dershaneleri kapatılmalı, casus faaliyetindeki yayınlarına el konmalıdır.
ABD'nin kışkırttığı darbe bahane edilerek tutuklanan Türk subayları hemen
serbest bırakılmalı;
Türkiye'nin içişlerine açıkça müdahalede bulunan ABD Büyükelçisi, hemen
"istenmeyen kişi" ilan edilmeli;
İmralı'daki caninin kışkırtmaları engellenmeli, "açılım" bölücülüğüne
hemen
son verilmeli, azılı ırkçı terör örgütü işbirlikçi feodal-faşist PKK
canilerinin Meclisimize sızan sözcüleri hemen tutuklanmalıdır.
ABD'nin Türk ekonomisini çökertmek için çıkartacağı mali krize karşı hemen
önlem alınmalıdır.
Yolsuzluklara, kendisi ve yakını bulaşan bakanlar azledilmeli;
soruşturmalar, hiçbir şaibeye yol açmayacak titizlikle sürdürülmelidir.
CHP, MHP, bütün vatanseverler, milliyetçiler, yurtseverler, ulusal
hassasiyeti olan bütün aydınlar, namuslu bütün vatandaşlar, Ak Partili
sağduyulu kardeşlerimiz, sağ-sol bütün herkes, en alçakça bir sahtekarlıkla
"devrim" (?!) diye yutturulan bir Amerikan darbesine karşı çıkmalı;
aziz
Vatanımızın bölünme tehlikesinin en büyük tehlike olduğunu asla unutmamalı,
hükümeti seçimler yoluyla değiştirmek için yürütülen demokratik muhalefete,
Amerikan gölgesi düşmesine asla izin vermemelidir!
(Murat SAKARYA)
--
www.fethimuratdogan.net
--
www.fethimuratdogan.net
--
www.fethimuratdogan.net
"Serendip Altındal"
<serendip...@gmail.com> Dec 30 10:39AM +0200
30.12.2013
Birileri Abdullah Gül'den sanki medet umuyor gibiler şimdilerde bu ülkede. Oysa
biraderlerin hep birlikte içinde bulundukları destansı çürümenin baş müderrisi
o hazrettir. Eğitimiyle birlikte başlayan içerde ve dışarıda ki yanardönerli(!)
siyasi yaşam öyküsü, aslında bu günlerinin de habercisiydi. Fazilet, Refah
sonra da kurucusu olduğu AKP'de, birbirinden 180 derece tutarsız takiye
manevralı hezeyanlarıyla, parti içi çürümenin emsalsiz bir örneği olmadı mı,
siyasi yaşamında hep.
Bunu ben söylemiyorum. "Musa'nın Çocukları"nın hayat belgeseli, Ergün
Poyraz'a makûs bir talih olmuş olsa da, tanınmasının da önünü açmıştır.
Adamcağız eksiksiz belgelemiş doğrusu. Aşağıda kitabından küçük bir alıntıyı
okuyacaksınız.
§ Abdullah Gül'de Türklükten Rahatsız:
Tayyip'in danışmanı Mehmet Metiner "Yemyeşil Şeriat" kitabının 481.
sayfasında Abdullah Gül'ün "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünden duyduğu
rahatsızlığı ve konu ile ilgili bazı açıklamalarına yer veriliyordu:
"...Abdullah Gül: Asıl çözüm İslam kardeşliği o dönemde İslamcı
siyasetçilerimizin, yani RP'de siyaset yapan aktörlerin, şiddet sarmalındaki
Kürt sorununa ilişkin neler dediğine bakmakta yarar olduğu kanısındayım. O gün
söylenenler ile bugün söylenenler arasındaki farkı görmek acısından çok gerekli
ayrıca.
Osman Tunç'un yönettiği, DYP'den Baki Tuğ, DEP' ten Remzi Kartal ve RP'den
Abdullah Gül'ün katıldığı "Kürt sorununda şiddet-siyaset çekişmesi"
başlıklı açıkoturumda Gül'ün söyledikleri o günkü anlayışına uygun "dini
bir söyleme" yaslanıyordu bütün bütüne.
Bugün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül, o tarihte RP
Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili sıfatıyla bakınız neler
diyordu:
"Simdi ben bu meseleye farklı yaklaşmak istiyorum. Bunlar benim şahsi
görüşlerimdir. Bir ırk asabiyeti içerisinde değil. Çünkü ben Kayseri'de, Remzi
Bey Van'da doğarken iradelerimiz dışında olan şeylerdir. Dolayısıyla meseleye
biraz daha inanç birliği acısından değinmek istiyorum.(...)
"Ne Trablusgarp'ta savaşırken, ne Medine'yi müdafaa ederken, ne de
Çanakkale'de çarpışırken sen Kürt müsün,? Çerkez misin, Türk müsün diye kimse
sormuyordu. Bunu sormayı inancına, ahlakına yakıştıramazdı. İslam ahlakından
gelen böyle bir kaygı yoktu. Böyle bir birlik, böyle bir yapı içerisinden
geldik.(...)
Fakat Osmanlı'dan sonra, yeni Türkiye Cumhuriyeti'nde özellikle tek parti
diktatoryası oyle yanlıs politikalar izlemistir ki, burada Kurt orijinli olan
arkadaslarımızı, vatandaslarımızı değil Turk olanları da mahvetmistir. Mesela
bir Atıf Hoca Kurt değildi ki! Dolayısıyla devletin bu yanlıs politikası,
Kürt-Türk'ten cok Türkiye'ye giydirilmek istenen bir elbise olmuştur ki, bu
milletin örfüne, âdetine, geçmişine zıt olan bir yapıdır.
Gösterebilir misin, resmi ideolojiyle bütünleşmiş olan Kürt vatandaslarımızın
hor görüldüğünü? Ama çok Turk gösterebilirim ki ezilmiştir. Dolayısıyla sunu
demek istiyorum. Meselenin ortaya çıkması ırki bir asabiyetten olmamıştır. Ama
bu 70 senelik uygulamalar Türkiye'yi şimdiki duruma getirmiştir.(...) (Musa'nın
Gül'ü - Ergün Poyraz)
Çanakkale, Trablus, Medine vs. savunmalarından bahsederken, o savunmaları tek
yumruk bütün TÜRK ULUSU'NUN yaptığını unutmuş olmalı herhalde muhterem Gül. Bu
eksikliği, ulus devlet kavramının farkında olmadığının da bir göstergesidir
aslında. Entelektüel(!) bir Doçent Dr. adına vah ki ne vah! Ayrıca dışarıdan
parmak atılmazsa, bir ülkenin milli birliğinin, o ülkenin farklı etnik kökenli
- ki her devlette farklı ırklar mevcuttur - vatandaşları tarafından,
kendiliğinden bozulamayacağını da bilmez mi pekiyi bu zat. Şayet bilmiyorsa
İngiltere'de ne öğretmişlerdir kendisine acaba? Yoksa ABD, İngiliz, Fransız
veya Alman vs. ulus devletlerin bütün vatandaşları aynı ırktan mıdır?
İlave olarak, Avrasya-Avrupa köprüsü olan Türkiye'mizin hayati stratejik
konumunun, emperyalist için yüzyıllardır taşıdığı önemin ve bu önem dolayısıyla
da esasen her fırsatta içimizde ki azınlıklara oynandığının farkında
değilmidir. Hem de ülkenin ne yazık ki Başbakanı da olmuş bir vatandaşı olarak.
Anlaşılan Abdullah Gül'ün, asıl kaynağı Cumhuriyet alerjisi olan evrensel
İslami(!); ama Ehli Beyt olmayan fırkasal bakışı, ULUS devletlere karşı alerji
taşıyan emperyalist kampus devleti ABD için de, biçilmiş kaftan olduğundan,
küresel İslam(!) - doğrusu Vatikan İslami - maskeli çokuluslu soygunun, daha
verimli olacağına ABD'yi de ikna etmişti.
Nitekim İngiltere de okurken, arada sırada yaptığı Kilise ziyaretlerinden
döndüğünde, orada ne yaptığını soranlara, Gül'ün "Rahip izniyle namaz
kılıyordum"(.) mizahı da belgeleniyor aynı kitapta. Bu bağlamda Okyanuslu
senaristin ikisini birden kullandığı "AKP Haramiler Hükümeti" adlı
oyunda, baş oğlan ve hamal figüran olan Erdoğan için de bir şeyler söylemek
gerekirse; sadece aşağıda ki dörtlüğümün yeterli olacağını düşünüyorum.
Tencere dibin kara
Seninki alayımızdan da kara
Ulan utanmadan hala
Sallıyorsun makara kukara
Allahım var deme
Şirk koyma tanrına
Salladığın yetmedi mi yıllarca
Şimdi ağlama boşuna
Nadim ol kandırma daha fazla
Ümmetini yok yere
Zira sende muhtaçsın
Sonda bir arşın peşkire
Kör inadı bırak
Zilletinden utanda biraz
Terk et fitneyi günah çıkar
Etme boşuna niyaz
Bindiysen de elin sandalına
Kaldıysan da Okyanusta artık tek başına
Ve boğuluyorken haram denizinde
Nasıl kafadır ki bu ZURNAN hala elinde
Oysa son deliğisin
Bak bu halinle
Ve Musa'nın çocuklarının
Kafadan çürüttüğü partinle
Uyma daha fazla elin aklına
Hiç olmazsa sonunda
Gel artık imana
Kalan aklını kullan da gir adalet denen limana...
Bu fırsatla, bütün dost ve okurlarımın aileleriyle birlikte yeni yıllarını en
içten dileklerimle kutluyor, sağlık, mutluluk ve esenlikler diliyorum aziz
vatanlarında ve İnşallah 1914 ile başlayacak - AKP'siz - aydınlık yarınlarında.
Serendip Altındal
Özün Kişiliğinin Aynasıdır...
serendipaltindal.blogspot.com
serendip...@gmail.com
Video Kanalım
.
"Dogan Kekevi"
<dog.k...@t-online.de> Dec 29 07:14PM +0100
"Ben buradan suç duyurusunda bulunuyorum. HSYK da suç işledi. Yaptıkları
açıklamayla Anayasa'nın 138. maddesine aykırı hareket ediyorlar. Peki, bu
HSYK'yı kim yargılayacak. Öyle bir yetkim olsa anında yargılayacağım."
Peki Başbakan'ın "suç duyurusunda" bulunduğu HSYK nasıl oluşturuldu?
Onu da Sn.Cüneyt Ülsever'den dinleyelim.
A.K.
<http://www.yurtgazetesi.com.tr/herkes-pozisyonunu-yeniden-belirliyor-makale
,6790.html>
http://www.yurtgazetesi.com.tr/herkes-pozisyonunu-yeniden-belirliyor-makale,
6790.html
HERKES POZİSYONUNU YENİDEN BELİRLİYOR...
Cüneyt Ülsever
cuneyt....@yurtgazetesi.com.tr
29 Aralık 2013, 12:26
Güçlü iken kişinin en yakınında duran, güçlüden en fazla nemalanan insanlar,
kişi gücünü yitirmeye başladığı an kişiyi ilk terk eden insanlar olurmuş.
Bazıları kağnı gölgesinde yürürken gölgeyi kendi gölgeleri sanırlar, güneş
çekilmeye başlayıp da gölge eridiğinde de kağnının dibini ilk önce onlar
terk ederler.
Farelerin gemiyi terk etmesi ise bir ön uyarı sayılırmış.
Gemi batıyor!
Aşağıdaki örnekler bana "bazılarının" RTE'nin devr-i saadetinin
bittiğine
hükmettiklerini söylüyor.
***
HSYK ile başlayalım.
HSYK; RTE'nin bir telaş çıkardığı ve emniyet görevlilerinin yaptıkları
soruşturmaları amirlerine haber verme mecburiyeti getiren "yeni Adli
Kolluk
Yönetmeliği"ni Anayasa'ya aykırı bularak karşı çıktı. Nitekim Danıştay
yönetmeliğin yürütmesini durdurdu.
RTE çok kızdı ve dedi ki:
"Ben buradan suç duyurusunda bulunuyorum. HSYK da suç işledi. Yaptıkları
açıklamayla Anayasa'nın 138. maddesine aykırı hareket ediyorlar. Peki, bu
HSYK'yı kim yargılayacak. Öyle bir yetkim olsa anında yargılayacağım."
HSYK'nın çiçeği burnunda başkanı yeni Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da HSYK'nın
karar açıklamasını Anayasa'ya aykırı buldu!
***
İyi de; RTE'yi yarı yolda bırakan, RTE'nin hukuk anlayışını yedi düvele
rezil eden HSYK nasıl oluşmuştu?
Adalet Bakanı Avrupa'da hiçbir HSYK'da yer almazken (son olarak Fransa
Anayasa Mahkemesi Adalet Bakanı'nın Fransız HSYK'dan çıkarılmasını istemiş
ve işlem yerine getirilmişti) bizde 12 Eylül faşizmine son vermek üzere yola
çıkan Hükümet 12 Eylül 2010'da referandumla kabul edilen Anayasa değişikliği
sonucunda HSYK'ya şöyle bir yapı kazandırdı:
HSYK'da 12 Eylül ürünü Adalet Bakanı ve Müsteşarı korunduğu gibi, Kurul'a
ilave olarak personelden sorumlu Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı,
Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürü ve eğitimden sorumlu Adalet Akademisi
Müdürü de sokuldu.
Yargı dört koldan yürütmeye, daha açık yazalım RTE'ye bağlandı!
Bu da yetmemiş, Anayasa Referandumu'ndan sonra HSYK için seçim yapılmış,
Hükümetin desteklediği "Adli Yargı Listesi" seçimden önce çarşaf
çarşaf
yayınlanmıştı. Oy kullanan 12.000 hâkim ve savcı 167 adayın yer aldığı Adli
Yargı Listesini aynen seçmişti. Listeyi %100 oranında önceden doğru tahmin
etme ihtimali yılbaşında büyük ikramiye çıkma ihtimali ile neredeyse aynı
seviyede idi.
Açıkçası, HSYK'ya Hükümet'in (RTE) cevaz verdiği 167 kişi aynen seçilmişti.
İlginçtir, geçenlerde Cemaat-Hükümet kavgasında, şu veya bu nedenle Cemaat'i
tuttuğu için Sabah'tan kovulan Nazlı Ilıcak Anayasa Referandumu öncesi
"RTE'nin HSYK"sını demokrasinin abidesi ilan etmişti. O dönem
Ilıcak'ın
HSYK'yı canla başla savunan yazılarını Adalet Bakanlığı Özel Kalemi
hazırlardı.
Nazlı Ilıcak da HSYK da artık RTE'ye karşı pozisyon alıyorlar.
***
Gelelim basına. Hürriyet Gazetesi'nin dünkü nüshasında bir açıklama
yayınlandı. Yazıda deniyor ki:
"Herkesin bilmesini isteriz ki: Hürriyet, tarif ve hayal ettiğimiz medyayı
temsil eder. Tıpkı geçmişte olduğu gibi kendisini asla hâkim veya savcı
yerine koymaz, işini görür. Rüşvet ile çete arasında tercih kullanmaz, ama
suç karşısında habercilikten kaçmaz.
O yüzden, "İyi ki bağımsız ve tarafsız medya var, iyi ki Hürriyet
var"
dediğimiz günlerde yaşıyoruz."
Hürriyet'in bu açıklaması yüreklere su serpiyor.
İnşallah, Hürriyet tekrar gazetecilik yapacak.
Ancak "tıpkı geçmişte olduğu gibi" sözü bana "acaba gazete
okurun zekası ile
alay mı ediyor? diye de sordurdu.
Çok haksız bir vergi cezası aldıktan sonra açık ve seçik Hükümet baskısı ile
20 yıllık genel yayın yönetmeninin işine son veren, muhalefet yapan köşe
yazarlarını teker teker kovan, Doğan Hızlan'ı köşe yazılarını sansürlemeye
memur eden, yeni genel yayın yönetmenini aynı kareye girmek için dağ taş
RTE'nin peşinden koşturan, Hükümet'e burcu burcu yağ çeken manşetler atan,
Aydın Doğan'ın RTE ile birlikte resim vermesi için özel gayretler sarf eden
Hürriyet de bir yerlerden "gemi batıyor" diye tüyo mu aldı?
Gazete; geçen günlerde de Hükümet ile "ilişkileri" tanzim eden, 2
Bakan ile
içli dışlı "dostluk" kuran, genel yayın yönetmenini hiçe sayıp
doğrudan
Aydın Doğan'a rapor veren Ankara Temsilcisi Metehan Demir'in temsilcilik
görevine son verince Hürriyet'in içinde bile geminin terk edilmeye
başlandığı konuşulmaya başlanmıştı!
***
Her şeye rağmen HSYK'nın kararı doğrudur.
HSYK'nın "hukukun üstünlüğü"nün teminatı olması gerekir.
Hürriyet gibi güzide bir basın organımıza "sadece gazetecilik" yapmak
yakışır.
Basının amiral gemisi, Cumhuriyet'in temel kurumlarından Hürriyet'in tüm
yazılı basına "ağabeylik" yapma, "yol gösterme" görevi
vardır.
Ancak tarihe de not düşmek gerekir.
Gemiyi ilk önce kim terk eder?
"T. C. - Nihal Gülbahar
" <nihalg...@gmail.com> Dec 30 02:11AM +0200
[?]
*Saygın Canerhan Tipi'ye,*
*bizlere yaşattığı güzel nostalji için *
*teşekkürlerimle...*
*N. G.*
*****
Ne güzel günlerdİ onlar!
Canerhan tİpİ
*"Ne güzel günlerdi onla**r"* sendromu oluştu birçoğumuzda son
yıllarda...
Neye baksak böyle görmeye başladık...
İyi oldu bir yerde de, rahatlatıyordu insanı eskiye dönmek, eskiyi anmak...
İlerleyen yaşlar yanında ülkenin son yıllardaki manzarası da etkili bunda
sanırım...
Bu hissiyatı "belgelendirmek üzere" diye bir çalışma yapayım bari,
dedim
ortaya ekteki sunum çıktı...
Tam olarak aksettirebildim diyemem ama kendimce bir görüntü vermeye
çalıştım işte...
Sunuyorum...
Ne güzel günlerdi onlar: http://youtu.be/X30RCi6s1sA
--
*NE MUTLU "TÜRK'ÜM" DİYENE !*
Mustafa Kemal ATATÜRK
"*Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
ortak sayılır.*"
Mustafa Kemal ATATÜRK
"KERİM ÖZBEKLER"
<kerimoz...@gmail.com> Dec 30 09:29AM +0200
KARS'TA GEZİLECEK GÖRÜLECEK
YERLER...<http://kerimozbekler34.blogspot.com/2012/04/karsta-gezilecek-gorulecek-yerler.html>
KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
ANİ HARABELERİ;KARS'A 43 KM. UZAKLIKTADIR, RUS SINIRINDADIR. 3 TARAFI DİK
KAYALIKLARLA KAPLIDIR, 1 TARAFI SURLARLA KAPALIDIR. BURANIN İLK SAKİNLERİ
M.Ö.350-300 YILLARINDA KAFKASYA'DAN GELEN KAVİMLERDİR, SONRA ARSIKLAR ADI
VERİLEN OĞUZ BOYLARI BURADA 460 YIL YAŞAMIŞLARDIR. DAHA SONRA GÜRCÜ
SOYUNDAN OLAN BAGARATİLER, M.S.977'DEN 1064 YILINA KADAR ANİ'Yİ KENDİLERİNE
BAŞKENT YAPAN ERMENİLER BURADA YAŞAMIŞLARDIR. ANİ HARABELERİ SELÇUKLU
ŞEDDATLAR ZAMANINDA DEPREMLE YIKILMIŞTIR, BURADA MİNARE-KİLİSELER-SARAYLAR
YER ALMAKTADIR, KARS'IN HASSAS 1 NOKTASIDIR.
KARS KALESİ;1152 YILINDA SALTUKOĞULLARINDAN SULTAN MELİK İZZETTİN'İN
EMRİYLE VEZİRİ FİRUZ AKA TARAFINDAN YAPTIRILMIŞTIR, 1386 YILINDA TİMUR
TARAFINDAN KALE TAHRİP EDİLMİŞTİR. 16.ASIRDA BÜYÜK 1 ONARIMDAN GEÇMİŞTİR,
1579 YILINDA 111.MURAT'IN EMRİYLE SADRAZAM LALA MUSTAFA PAŞA TARAFINDAN
YENİDEN İNŞA ETTİRİLMİŞTİR. XV11. VE XV111. YÜZYILLARDA DA 2 BÜYÜK ONARIM
DAHA GÖREREK BU GÜNE GELMİŞTİR. İÇ VE DIŞ KALE OLARAK KALE 2 KISMA
AYRILMAKTADIR, 220 BURCU VARDIR. İÇ SUR 3500 METRE, HİSAR VE HENDEKLERİN
TOPLAM UZUNLUĞU İSE 27.000 METREDİR. 3 KAPISI VARDIR, BUNLARIN İSİMLERİ ŞU
ŞEKİLDEDİR;SU KAPISI VE ÇERİBAŞI KAPISI-KAĞIZMAN KAPISI VE ORTA
KAPI-BEHRAMPAŞA KAPISI, KARS'A HAKİM 1 TEPEDE BULUNAN KALE KARS'IN SİMGESİ
DURUMUNDADIR. BU KALEYE 1980'DEN ÖNCE, KARS'TA Kİ KOMÜNİSTLER TARAFINDAN
KIZIL BAYRAK ASILMIŞTIR.
BEYLERBEYİ SARAYI;KARS'IN KALEİÇİ MAHALLESİ'NDEDİR, 1579 YILINDA KALE İLE
BİRLİKTE OSMANLI BEYLERBEYİ SARAYI OLARAK YAPILMIŞTIR. 1918 YILINDA
FRANSIZLARLA BİRLİKTE TÜRKLERE SALDIRAN ERMENİLER BURADAN ÇEKİLİRKEN SARAYI
ATEŞE VERMİŞLERDİR, HALEN HARABE HALİNDEDİR.
SALTUK BURCU;KARS'IN DOĞUSUNDADIR, KANALIN GÜNEY KISMINDADIR.ERZURUM'DA
HÜKÜMDAR OLAN, SALTUKOĞULLARINDAN İZZETTİN TARAFINDAN YAPTIRILMIŞTIR.
ÇATLAK KALE BURCU;KARS'IN KALE İÇİ MAHALLESİ'NDEDİR, 1579 YILINDA KALE İLE
BİRLİKTE DİYARBAKIR BEYLERBEYİ BEHRAMPAŞA TARAFINDAN YAPTIRILMIŞTIR.
PAŞA KONAĞI ZEMİN KATI (NAMIK KEMAL'İN EVİ);KARS'TADIR, TAŞKÖPRÜ İLE
MAZLUMAĞA HAMAMI ARASINDADIR. 400 YILLIK 1 ESERDİR, VATAN ŞAİRİ NAMIK KEMAL
1853 İLE 1954 YILLARI ARASINDA KARS MUTASARRIFI OLAN DEDESİ ABDUL LATİF
PAŞA İLE BİRLİKTE 1.5 YIL BU KONAKTA OTURMUŞTUR. İLK ŞİİRLERİNİ BURADA
YAZMIŞTIR.
BEŞİK CAMİİ (BEŞİK KİLİSE);1044-1064 YILLARI ARASINDA BİZANS İSTİLASI
SIRASINDA ORTODOKS RUM KİLİSESİ OLARAK İNŞA EDİLMİŞTİR, SONRADAN CAMİYE
ÇEVRİLMİŞTİR.
BÜYÜK ABDİ AĞA CAMİİ;KARS'IN KALE İÇİ MAHALLESİ'NDEDİR, ŞEREFESİ İLE
PETEKLİĞİ 93 TÜRK-RUS SAVAŞI SIRASINDA YIKILMIŞTIR. HALEN MİNARESİ
AYAKTADIR.
EVLİYA CAMİİ;1579 YILINDA BÜYÜK BİR ONARIM GEÇİRMİŞ VE 111.MURAT ADINA
YAPTIRILMIŞTIR, 1604 VE 1628 YILLARINDA TAHRİP EDİLMİŞSE DE YENİDEN
YAPTIRILMIŞTIR. BU GÜN İÇİN İBADETE AÇIKTIR.
KÜMBET CAMİİ (HAVARİLER KİLİSESİ);GÜRCÜ BAĞRATLI KRALLIĞI'NA AİT 1
KİLİSEDİR, 932-937 YILLARI ARASINDA KRAL 11.TEKFOR TARAFINDAN 12 HAVARİ
ADINA İNŞA ETTİRİLMİŞTİR. 1579 YILINDA CAMİYE ÇEVRİLMİŞTİR, SELÇUKLU
KÜMBETLERİNE BENZEYEN KUBBE YAPISI NEDENİ İLE VAKIF KAYITLARINA KÜMBET
CAMİİ OLARAK İSMİ YAZILMIŞTIR. 1778 YILINDA KARS'I İŞGAL EDEN RUSLAR
TARAFINDAN TEKRAR KİLİSE'YE ÇEVRİLMİŞTİR, ONARIM VE İLAVELER YAPILMIŞTIR.
KARS'IN KALEİÇİ MAHALLESİ'NDEDİR, BU GÜN MÜZE OLARAK KULLANILMAKTADIR.
ULUCAMİ;X1.ASIRDAN KALMA 1 BİZANS KİLİSE'SİDİR, OSMANLI PADİŞAHI SULTAN
İBRAHİM ÇAĞINDA KARS BEYLERBEYİ DİLAVERPAŞA TARAFINDAN YAPTIRILARAK CAMİYE
ÇEVRİLMİŞTİR VE BU GÜN HARAP HALDEDİR.
PAŞA SARAYI;1579 YILINDA BEYBERBEYİ SARAYI OLARAK YAPILMIŞTIR, 1828 YILINDA
Kİ OSMANLI-RUS SAVAŞI SIRASINDA YIKILMIŞTIR. 1 OSMANLI ESERİDİR, BU GÜN
HARAP VAZİYETTEDİR.
TAŞ KÖPRÜ;16.ASIRDA 1579 YILINDA YAPILMIŞTIR, YIKILINCA 1725 YILINDA
YENİDEN YAPTIRILMIŞTIR. KARS SUYUNU BİRLEŞTİREN 1 KÖPRÜDÜR, 3 GÖZLÜDÜR VE
BU GÜN HALA KULLANILMAKTADIR.
YUSUF PAŞA CAMİİ;1663 YILINDA SEYYİT YUSUF PAŞA TARAFINDAN YAPTIRILMIŞTIR,
HALEN KULLANILMAKTADIR VE KARS'IN YUSUF PAŞA MAHALLESİ'NDEDİR.
HASAN HERAKANİ TÜRBESİ;1579 YILINDA KARS KALESİ İLE BİRLİKTE YAPTIRILAN
EVLİYA CAMİ AVLUSUNDADIR, HASAN HERAKANİ SELÇUKLULARIN ANADOLU'YA
GELMELERİNDEN ÖNCE YAPILAN ÖN SAVAŞLARDA ŞEHİT DÜŞMÜŞ 1 HORASAN EVLİYASIDIR.
CELAL BABA TÜRBESİ;KARS KALESİ'NİN ESAS GİRİŞ KAPISI İÇİNDEDİR, 1239
YILINDA MOĞOLLARIN KARS'I İSTİLASI SIRASINDA ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜR.
ELBEYOĞLU HAMAMI;-17. VE 18.ASIRDA YAPTIRILMIŞTIR, KARS ÇAYI'NIN SAĞINDA.
TAŞ KÖPRÜ'NÜN KUZEYİNDEDİR, KUBBELİDİR.
KÜÇÜK ABDİ AĞA CAMİİ-HACI VELİ CAMİİ-ALİ AĞA CAMİİ-GAZİ AHMET MUHTARPAŞA
KARARGAHI-MAZLUMAĞA HAMAMI (TOPÇUOĞLU HAMAMI)-CUMA HAMAMI KARS İÇİNDE Kİ
TARİHİ DEĞERİ OLAN VE GEZİLECEK GÖRÜLECEK DİĞER YERLERDİR.
ARDAHAN İLÇESİ'NDE GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER;
ARDAHAN KALESİ;ARDAHAN İLÇESİ'NDEDİR.
ARPAÇAY İLÇESİ'NDE GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER;
ARPAÇAY KAPLICALARI;ARPAÇAY İLÇESİ'NİN AKYAKA KASABASI'NDADIR, BANYOSU
ROMATİZMA HASTALIKLARINA FAYDALIDIR. KARAYOLUNA VE DEMİRYOLUNA YAKINDIR,
KAPALI TESİSE SAHİPTİR.
ÇILDIR İLÇESİ'NDE GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER;
ŞEYTAN KALESİ;ÇILDIR İLÇESİ'NDEDİR, KARS'A 87 KM. UZAKLIKTADIR.
GÜNEŞ MABEDİ;M.Ö.3000 YILLARINA AİT OLDUĞU TAHMİN EDİLMEKTEDİR, ÇILDIR
İLÇESİ'NDEDİR.
TAŞ KÖPRÜ KÖYÜ KOÇ HEYKELLERİ;ÇILDIR İLÇESİ'NİN TAŞ KÖPRÜ KÖYÜ'NDEDİR,
BURADA URARTU DEVRİ ÇİVİ YAZILI KİTABE İLE KOÇ HEYKELLERİ VARDIR.
ÇILDIR GÖLÜ MESİRE ALANI;ÇILDIR-KARS KARAYOLU ÜZERİNDEDİR, ÇILDIR İLÇESİ'NE
2 KM. UZAKLIKTADIR. ÇILDIR GÖLÜ'NÜN DENİZ SEVİYESİNDEN YÜKSEKLİĞİ 1947
METREDİR, YÜZÖLÇÜMÜ 120 KM2'DİR. EN DERİN YERİ 22 METREDİR, GÖL İÇİNDE
ALABALIK VE SAZAN BALIĞI ÇOKTUR. KIŞIN 3 AY DONAN BU GÖLÜN ÜZERİNDEN ARABA
VE HAYVAN SÜRÜLERİ GEÇMEKTEDİR, DAĞLARDAN İNEN KAYNAK SULARI İLE BESLENEN
ÇILDIR GÖLÜ KENARINDA YAZ AYLARINDA KAMP KURMAK MÜMKÜNDÜR.
DİGOR İLÇESİ'NDE GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER;
AĞCA KALE;DİGOR İLÇESİ'NDEDİR.
MAĞAZBERT KALESİ;DİGOR İLÇESİ'NDEDİR.
GÖLE İLÇESİ'NDE GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER;
17.ASIR OSMANLI ESERLERİ;GÖLE İLÇESİ'NDEDİR.
GÖLE KAPLICASI;
KAĞIZMAN İLÇESİ'NDE GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER;
GEÇİVAN KALESİ;KAĞIZMAN İLÇESİ'NDEDİR.
BAŞ KALE;KAĞIZMAN İLÇESİ'NDEDİR.
SARIKAMIŞ İLÇESİ'NDE GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER;
SARIKAMIŞ KAYAK BÖLGESİ;
MİCİNGERT KALESİ;SARIKAMIŞ İLÇESİ'NDEDİR.
ZİVİN KALESİ;SARIKAMIŞ İLÇESİ'NDEDİR.
KÖROĞLU KALESİ;SARIKAMIŞ İLÇESİ'NDEDİR.
SUSUZ İLÇESİ'NDE GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER;
BERDİK KALESİ;SUSUZ İLÇESİ'NDEDİR.
BENDİVAN KALESİ;SUSUZ İLÇESİ'NDEDİR.
SUSUZ KAPLICASI;SUSUZ İLÇESİ'NE 2 KM. UZAKLIKTADIR, ÜZERİ AÇIK 1 KAPLICADIR.
NEVZAT BOZKUŞ
KARS BELEDİYESİ BAŞKANI
MERKEZ MAHALLESİ, DAVUT AKSU CADDESİ, NO.95 KARS
TEL.0-474-2232150-1-2-3-4
FAX.0-474-2232155
E POSTALAR;ka...@kars.bel.tr VEYA beya...@kars.bel.tr
KARS'IN İLÇELERİNE UZAKLIĞI;
KARS-ARDAHAN;
KARS-ARPAÇAY;
KARS-ÇILDIR;87 KM.
KARS-DİGOR;
KARS-GÖLE;
KARS-HANAK;
KARS-KAĞIZMAN;
KARS-POSOF;
KARS-SARIKAMIŞ;
KARS-SELİM;
"Grup Yönetici "
<erzinca...@gmail.com> Dec 30 11:27AM +0200
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Yilmaz Karahan <karahan...@gmail.com>
Date: Mon, 30 Dec 2013 02:39:35 +0200
Subject: 2. ABDÜLHAMİD'İN ÇARŞAFI YASAKLAMASI
*2.Abdulhamid'in Çarşafı Yasaklaması*
[image: image00143.jpg]<http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2013/12/image00143.jpg>
Osmanlı Tarihi boyunca ilginç uygulamaların varlığı hepimizce malumdur. Bu
ilginç uygulamalara bir örneği sizlerle paylaşmak istedik. Metnin orijinali
dışında sadeleştirilmiş bir çevirisini de sizlerle paylaşıyoruz. Beğeni ve
yorumlarınızla II. Abdülhamid'in bayanlara çarşaf giyimini yasakladığı
fermanı:
"Bugün cuma selâmlığı töreninden sonra Teşvikiye'deki silâhhâneyi Padişah
Hazretleri teşrifle oradan saraylarına dönerler iken yolda, tuhaf bir
şekilde bellerinden bağlı siyah çarşaflara bürünmüş ve yüzlerini de siyah
renkte ve gayet ince peçelerle örtmüş bazı kadınlar gözüne ilişmiş,
bunların örtünmemiş denilecek halde açık saçık bulunmalarına ve âdeta matem
elbisesi giymiş Hıristiyan kadınlarına benzemelerine bakılarak birden bire
İslâm olduklarında tereddüt buyrulmuştur.
İzaha muhtaç olmadığı gibi büyük İslâm devletinin ayakta durması, devamı ve
yükselmesi kadın ve erkek bütün Müslümanların her türlü hal ve
hareketlerinde şeriatın yüksek hükümlerine son derece dikkatle uymalarına
bağlı olup aksi hal Allah esirgesin gerek fertler gerek devlet için maddî
ve mânevî sonsuz zararlara sebeb olacağından İslâm kadınlarının Allah'ın
emirlerinden bulunan örtünme usul ve kaidelerine fevkalâde dikkat ve itina
etmeleri lüzumunu beyana hacet olmadığı, bu çarşaflar ise İslâm
kadınlarınca örtünmeye aslâ uygun ve müsait olmadığı gibi bir maksatla
şuraya buraya girmek için bazı münasebetsiz erkekler tarafından da bir
fesat ve melânet perdesi olarak kullanılmakta olup hatta geçenlerde bir
erkek bu suretle çarşafa bürünerek kadın kıyafetinde silâhlı olarak bir eve
girip içerdeki kadının üzerine hücumla çaldığı eşyayı pencereden arkadaşına
atarak savuşmuş olduğundan dindarlık ve maslahat bakımından meydanda olan
zararlarından ötürü icap edenlere münasip bir şekilde anlatılıp tenbihlerde
bulunmak suretiyle kadınların çarşaf giymelerinin yasaklanması Padişah emri
iktizasındandır. Bu hususta emir sahibinindir."
2 Nisan 1892
Hükümdarın Başkâtibi
Süreyya
İLGİLİ YAZI:
http://www.yenidenergenekon.com/12-turk-kadininin-carsafla-tanismasi/
İLGİLİ VİDEO:
http://www.indirvideo.net/2abdulhamitin-yahudi-ortusu-diye-carsafi-yasaklamasi-679261.html
[image: image00216.jpg]<http://www.yenidenergenekon.com/wp-content/uploads/2013/12/image00216.jpg>
- See more at:
http://www.yenidenergenekon.com/717-2-abdulhamidin-carsafi-yasaklamasi/#sthash.JWoCHTLj.dpuf
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele>
*
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Grup Yönetici "
<erzinca...@gmail.com> Dec 30 11:25AM +0200
---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
From: Ismail Kara <kar...@gmail.com>
Date: Mon, 30 Dec 2013 09:56:16 +0200
Subject: Fwd: Karozan İSMAİL KARA, 3:Ö F K E M V A R - Sn.Erol Özden yazdı
*ÖFKEM VAR*
*Öfkem var talana yalana dolana*
*Öfkem var konuşmaya yazmaya engel olana. Öfkem var salya sümük timsah göz
yaşı dökeneÖfkem var insanlar arasına nifak tohumları ekene.Öfkem var
memleketi soyup soğana çevireneÖfkem var vatandaşa gavat deyip çam
devirene. Öfkem var silahları hem üretip hem satanaÖfkem var kanımı emerek
yan gelip yatana.Öfkem var zalimin karşıma geçip gülüşüneÖfkem var
oğulların babalardan önce ölüşüne. Öfkem var bu gün başka yarın başka
diyeneÖfkem var müslümanlık taslayıp kul hakkı yiyene.Öfkem var dindar
ateist alevi sünni diye ayırana Öfkem var devlette yandaşı eşi dostu
kayırana.Öfkem var savcının efendi emriyle dava açanınaÖfkem var halkını
sindirip korku saçanına.Öfkem var çaldıklarını kutularda saklayana Öfkem
var haksız yere hırsızları aklayana.Öfkem var çetenin her bir türüneÖfkem
var kim biat ederse körü körüne.Ve öfkem var doğayı katledip ormanı kesene
Güçlünün önünde eğilip, güçsüze gürleyip esene.Erol ÖZDEN *
http://karozan1c.blogspot.com/2013/12/o-f-k-e-m-v-r-snerol-ozden-yazd.htm<http://karozan1c.blogspot.com/2013/12/o-f-k-e-m-v-r-snerol-ozden-yazd.html>
l
*WEB ::: http://karozan.blogspot.com
<http://karozan.blogspot.com>*
--
Türkiye için el ele mail grubumuz
*https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
<https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele>
*
Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com
<turkiye-i...@googlegroups.com> *
Erzincan Kemaliye Egin Grubum
http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu
Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com
Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com
Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum :
https://twitter.com/#!/MiLALDi
Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim.
http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148
"Celal Çelik"
<celal...@gmail.com> Dec 30 10:45AM +0200
Yüzük parmağımız...
<http://1.bp.blogspot.com/-iFD12qfvtwA/UsAomsXuk0I/AAAAAAAAUFs/uwMrs0KJgKs/s1600/y%C3%BCz%C3%BCkimagesCARAZBNI.jpg>
Evlilik yüzüğü neden hep aynı parmağımızdadır da, neden işaret parmağı baş
parmak ya da serçe parmak değil de neden yüzük parmağı...
Evlilik yüzüğünü ilk defa eski mısır prensesi nefertiti takmıştır...o
yıllardaki Tıbbın ne kadar ilerde olduğu ayrı bir tartışma konusudur
ama yüzyıllar
Sonra anlaşılmıştır ki direk kalbe giden tek damar evlilik yüzüğünü
taktığımız Parmaktadır..
Başka hiç bir parmağımızdan direk kalbe giden bir damar yoktur
Alaettin Hacimuezzin <hacim...@yahoo.com> Dec 29 11:19PM -0800
ahmet dogan Simsek
<ahmetdog...@gmail.com> Dec 30 09:05AM +0200
Yorgan gitti dava sürer.
Bizlerde derdimize yanmayı konuşuruz.
Türkiyeyi karıştırıp soyduran savcının sabıka künyesini Vatan gazetesinden
bir yazar şöyle açıklamıştı.
İşte Okay Gönensin'in Savcı Akkaş'la ilgili yazdığı yazıdaki o bölüm;
*SAVCININ ÇORBAYA DÖNEN 4 DAVASI*
*"Bu arada, ilk savcının künyesine bakıldığında da ilginç bilgiler
görülüyor. Söz konusu savcı Hrant Dink cinayeti davasında vardır, bu dava
baştan aşağı bir karartma operasyonudur. Sabancı cinayeti davası vardır,
asla aydınlanmamış, başından karartılmıştır. Ergenekon davasının çorbaya
çevrilmesindeki imzalar içinde aynı isim vardır. Yine aynı savcı 'darbe
günlükleri' davasında vardır ve darbe davalarında bu günlükler ana kanıtlar
arasına sokulmamıştır."*
Ben bu yazıyı gruplara gönderince bir arkadaş
ergenekon davası nasıl bir olguydu?
Diye sormuş
Göründüğü gibi bir olguydu ama davada yakılması gerekenlerin pek azı
yakılırken pek çok da temiz askerin yakıldığı anlaşılmaktadır.
Operasyon doğru başlayıp karışık biterek doğru olanlarda yakılınca geride
kalan doğruların morali çökertildi.
Şimdi Hükümete karşı gibi gösterilerek yapılan operasyonda cemaatin
içindeki bazı Gladio üyesi oldukları anlaşılan kişiler tarafından, cemaati
çıra olarak kullanıp devleti ve ülkeyi tutuşturmakta kullanılıyor. Cemaati
ele geçirenlerde CHP ile birleştirilip Türkiye den atmak istediğimiz Yahudi
baronların hizmetine verilmeye çalışılıyor. Bu oyunları bilmeyen temiz
insanlar da bağıra çağıra kavrulurken kavurma olduklarını fark edemiyorlar.
Yanlış teşhisten doğru sonuç çıkmaz. Bu oyun bize iki yüz senedir sürekli
sahnelenip bizleri de figüran olarak bedava kullanıp malı götürenler
tarafından uygulanıp duruyor. Henüz nasıl bir oyun kurulduğunu kimse tam
bilmiyor. Bizler üç beş milyonluk yolsuzluk diye sahneye konan aslının ne
olduğu bilinmeyen Ayakkabı kutuları ve para görüntülerini seyir ederken dün
akşam itibarı ile soyulan para 120 milyar dolar oluyor. Hükümet linç
edilirken bu parayı kimler götürdü ve ülkedeki değeri bir anda yok bahasına
düşen şirketleri kim devir aldı diye takibata başlayamıyor. Karanlık
işlerde kullanılan bir Gladio savcısı cemaatten olarak ortaya çıkıp cemaati
arkasına alıp hükumet ile iki tarafı kapıştırıp arkasındaki gücün patronu
ABD büyükelçisi Ricardone nin ağzından şimdi sizler bir imparatorluğun
çöküşünü izliyorsunuz diye neler olup bittiğini açıklayıveriyor.
Türkiye yeteri kadar imparatorluk olmadığına göre Dünyanın her yerine şube
açmış ve o ülkeleri Türkiye'ye en azından gönül bağı ile bağlayan ve
oralarda Milletimiz için uç beylikleri kurmaya çalışan Cemaatten ve o
cemaatin faaliyetleri ile inşa edilmeye çalışılan imparatorluktan söz
ediyor olmasın diye kimse düşünmüyor. Cemaatin içindeki bunca İslam karşıtı
düne kadar Müslümanları gericilikle suçlayan yazar çizer savcı, 28 Şubat
davasında tutuklu sanık bırakmayan yargıç buraya neden dolduruldu diye de
soran yok. Cemaate yardıma gelip ben cemaati severim, bu yüzden yardım
ediyorum diyenler kendi ajanlarını çoktan kritik noktalara yerleştirmiş
gibi görünüyor.
Bediüzzaman Saidi Nursi'nin. Hırs sebeb-i hasarettir sözü burada Cemaatin
devleti ele geçirmek kadar aşırı hırsının içine düşmekte olduğu çöküntünün
sebebinin kendi hırs ve ihtiraslarının olduğu gayet güzel açıklıyor.
Devletin tamamını yönetme hırsını kışkırtanlar aslında yine Gladionun
ajanları oluyor ve Türkiye bu olaydan elleri kırılmadan bu vartayı da
atlatsa bile artık cemaat eski cemaat olma şansını kaybetmiş ve Türkiye de
onların yurt dışı hizmetlerini kullanma imkânından yoksun duruma düşürülmüş
oluyor. Zaten bu kadar zarar ve çöküntüyü toparlamak epeyce zaman alacak
gibi görünüyor. Ortadan buharlaşan mali imkanlar eğer Ülkeyi bölmek için
kullanılacak ise oda ayrı bir felaket senaryosu olacağa benziyor. Ülkeyi
Tunçelili (Dersim li) Kemal ile Sarıgüle teslim ederlerse onlar daha işi
öğrenmeye bile vakit bulamadan Türkiyenin parçalanmasında kullanılmasınlar.
Ve ya neden Türkiye'yi araların da kardeş payı diye paylaşmasınlar.
Nasrettin hocanın dediği gibi Yorgan giderse kavga biter.
Fıkra
Gecenin bir yarısı kış kıyamet kapının önünde üç kişi bir birine girmiş
kavga ediyor. Hoca bakıyor ki kavganın biteceği yok yorganı sırtına alıp
dışarı çıkıp yapmayın etmeyin diye kavgacıların arasına giriyor. İçlerinden
biri o hengâme de yorganı kapıp kaçıyor. Biride ben tek kaldım bu beni
döver ağabey, şunu tut da ben kaçayım diyor hoca birini engellemeye
çalışırken o da kaçıyor. geride kalan adamda kaçmasalardı ben onlara
yapacağımı bilirdim diye söylenerek çekip gidiyor.Hoca soğukta titreyerek
eve giriyor.Hanımı, efendi dava ne imiş diye sorunca hoca bizim yorganmış
diyor. Hanımı, efendi öyle saçma şey olur mu diye tekrar sorunca. Hoca oldu
bile Yorgan gitti dava bitti diyor.
Savcının açtığı dava bizim en azından beş senelik emeğimiz ile
kazandıklarımızı alıp götürüyor. Para gitti davada kısa süre sonra biter.
Kimse bundan sonra art arda gelecek zamlar neyin nesi demesin. Herkes
Ayakkabı kutularına takılıp kalırsa bizi daha çok soyarlar. Parayı ve
malları götürenler değerini düşürüp yok pahasına satılacak malları ve
hisseleri o para ile on katı ile bizden geri satın alırlar. Bizlerin
bankamatik önünde maaşını çekip, kap kaççılara kaptırmış emekli dede ile
yanındaki yaşlı nine gibi dövünüp ağlayışımıza bakarken Parayı malı
götürenler de şimdi kendi aralarında nasılda kahkahalar atıyorlardır değil
mi? Selçuklu ve Osmanlı gibi imparatorluklar kuran nesillerin miras yedi
çocukları yeniden soyulup çökertildi diye.
Yine bize ağlamak onlara Hurra diye nara atıp kıkır kıkır gülmek kalıyor.
A.D.Şimşek
hamza selcuk <hamza...@gmail.com>
Dec 30 08:47AM +0200
Rahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah'ın adıyla
Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a
(azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Şüphesiz, Allah'ın
rahmeti iyilik edenlere çok yakındır.
A'râf suresi 56
"Celal Çelik"
<celal...@gmail.com> Dec 30 06:30AM +0200
*YENİ YAZI:* *Yeni yılınız kutlu olsun*
Hatırlıyorum da geçen yıl bu zamanlar kıl dönmesi ameliyatından dolayı
yatıyordum. Bir yıl ne çabuk geçti.
Evet zaman çok hızlı geçiyor. Zaten Efendimiz *SAV* yaşadığımız bu *ahir
zaman*da zamanın kısalması ve vaktin değersiz hale gelmesi hakkında şöyle
buyuruyor:
*"Zaman yaklaşır. Öyle ki, yıl bir ay gibi, ay bir cuma/bir hafta gibi,
hafta bir gün gibi, gün bir saat gibi, saat ise, bir anda yanıp kül olan
hurma ağacının dalı gibi süratle gelip geçer. Ayrıca o zamanda bulunan
insanların seviyesi *-genellikle-* birbirine yaklaşmış olur. Hayırlı işler
yapmamakta, kötülük yapmakta insanlar aynı düzeyi paylaşmış olur."* *(İbn
Hacer, 13/16)*
*1973* doğumluyum, yaşım *kırk* oldu. Bana sorarsanız kırk sene yaşamamış
gibiyim. Hastalıklarım, onaltı yıl çalışıp emekli olmam, yaşadığım
sevinçler, acılar herşey bir hayal gibi geçti.
<http://4.bp.blogspot.com/-JAM9I76QF9A/Ur_lRalacVI/AAAAAAAAUEs/SOnzPdZ8BBs/s1600/IMG_430832391022014.jpeg>
Yani demem o ki sevgili arkadaşlarım, hızla *kaçınılmaz son olan ölüme
*yaklaşıyoruz.
Aslında klasiktir ama ben de söyleyeyim, insan geçen bir yılda neler
yaptığını düşünüp, bir iç muhasebe yapmalıdır.
Önümüzdeki yıl içinde ölebiliriz, her günü *bu son günümüz
olabilir*diyerek yaşamalıyız. Ölüme hem manen hem madden hazırlıklı
olmalıyız. Ben
sevgili Efkan hocama vasiyet sayılabilecek bir word dosyasını gönderdim.
Geçen yaz Ereğli’deyken kendimi çok yorgun hissediyordum. Namazlarımı
kılarken belki bu son namazım diye huşu ile kılıyordum. Sabah
namazlarında *baklava
yiyerek* (ağlayarak) dostlarıma 40-50 dakika *dua* ediyordum...
15 eylülde Ankara’ya döndük, ama ben bu seferde belki bahara yeniden
Ereğli’ye dönemem diye aynen *huşu* ile namazlara ve duaya devam ediyorum
hamdolsun...
Evet Efendimizin *SAV* dediği gibi zaman su gibi akıyor. Allah bizi bu
dünyaya gönderirken elimize verilen *sermayemiz, ömür dakikaları*dır. Ben
yapacağım çok şeylere vakit bulamıyorum. Sermayemiz olan yıllar süratle
geçiyor.
Oysa *daha namaza başlayacak*, umreye gidecektik, apartmanımızın bahçesinde
dostlarımıza ve akrabalarımıza iftar verip, yasin okutacaktık, vs...
Ama dostlarım *henüz hayattayız*, bunların hepsini de yapabiliriz. Bu
yılbaşı gecesi tefekkür edelim ve yeni yıl için kararlar alalım. *Yepyeni
bir sayfayı daha açıyoruz*...
Gelin içkiye, sigaraya, haramlara tövbe edelim, namaza başlayalım.
Kılıyorsak daha huşu içinde kılmaya çalışalım, *birbirimize bol bol dua
edelim*.
Peygamberimizin *SAV* hadisini biliyorsunuz: *"İslâm kendinden önceki
şeyleri söküp atar..."* *[ Taberânî ile Beyhakî ]*
Bir ateist veya Hristiyan bir kimse Müslüman olduğunda, hayatı boyunca
işlediği bütün günahları silinip sıfırlanıyor...
Bakınız bu ayette Rabbimiz ne diyor:
*“Ancak şu var ki dönüş yapıp *(tövbe edip)* iman edenler güzel ve makbul
işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini
iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir *(çok
affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)*. “* *[Furkan suresi, 70.ayet] *
*Esprili dille söyleyeyim:* Allah inanmayana bu kıyağı yapıyor da, tövbe
eden Müslümana yapmaz mı hiç? Elbette yapar, hem de günahları resetlemekle
kalmıyor, tövbesinde samimi olup tövbeli halini korursa, o günahlar sevap
hanesine kaydırılıyor...
<http://4.bp.blogspot.com/-N2kLjXoKIaE/Ur_lickTRxI/AAAAAAAAUE0/KpVwvlxjsUc/s1600/tevbeuntitled.png>
Bu yeni yıl için yeni kararlar alalım. *Altından kıymetli ömür
dakikalarımızı* boşa geçirmeyelim. Günahlarımız sıfırlansın diye *samimiyetle
tövbe edelim,* tertemiz bir sayfa açalım.
Namaz, Kuran okumak, düşünmek, zikir, dua, faydalı kitaplar okumak, sohbet
dinlemek gibi faydalı işlerle zamanımızı süsleyelim inşallah...
*Bize birşey katmayan* film, eğlence, dedikodu programları, diziler ve
maçlarla vaktimizi tüketmeyelim. Yeri gelmişken söyleyeyim, ben haftada bir
dizi film ve bir maç izlerim. Yani demem o ki, *tüm zamanımızı böyle
harcamayalım*.
<http://1.bp.blogspot.com/-_JGq30OmSIc/Ur_lKj7ghGI/AAAAAAAAUEo/W3pIVOgVTLA/s1600/bo%25C5%259Fvakit7.jpg>
Ömür sermayemizden bir sene sayfası daha kapandı.
Yepyeni bir yıla başlıyoruz.
İnşallah salih ameller, hayırlı işler yaparak mutlu bir sene geçiririz...
<http://2.bp.blogspot.com/-BdxemRJz4R0/Ur_l_DSSSHI/AAAAAAAAUE8/ttMp_HN9DCs/s1600/IMG_272969742709698.jpeg>
Celal Çelik Ankara ( Konya-Ereğli )
http://celal1973.blogspot.com/
--
Sayın "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU" grubu üyesi.
grubumuzla ilgili şikayetleriniz ve tavsiyeleriniz grup yönetimine "
erzinca...@gmail.com " adresimize bildirin,
Grubumuzda yayınlanan iletilerin yasalar karşısında tüm sorumluluğu yazarına ve
iletinin üzerinde değişiklik yapıp yayınlayan üyeye ait olacaktır, İletilerin
mutlaka konu başlıklarını yazınız. İletilerinizde Başka bir grubun tanıtımı,
url adresleri yada benzeri ibareler bulunması halinde o iletiler
yayınlanmayacaktır.. önemle duyurulur. saygılarımızla
---
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU "
adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için Turkiye-i...@googlegroups.com adresine
e-posta gönderin.
Bu grubu http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele
adresinde ziyaret edebilirsiniz.