Ovadaki yolların, dağlarda bittiği zannedilir. Yolcu bilir ki, dağlar ne kadar yüce olsa, yollar onun üstünden geçer. Yol yapan mühendisle arkadaş oldum. Nehre gelince köprü yaptı, dağa gelince tünel açtı, çukura gelince doldurdu, sırtları yardı, bataklıktan dolaştı, güneş batsa, fener ışığına razı idi; hiçbir zaman “yol bitti” demedi. Yolun biteceğini dahi düşünmedi. Bu hal, azmimi artırdı. İnsan, gökte, denizde, yeraltında, yolda, gecede, fırtınada yürüyebiliyor. Her insan, istediği yerlerin çoğuna varmıştır. Öyleyse cennete giden yolda da yürüyebilir. İdealin kudretini bir damla suda seyrettim. O, koştu, denize ulaştı. Onun ideali deniz olmaktı, bir damla su deniz kadar güçlü olmak istedi ve oldu. Damlanın, denize koşmasını, denizin damlayı kucaklamasını seyrettim, bir damla gözyaşı ile ben de bu ideale katıldım.
Karanlığın büyüklüğünden korkma, zira hiçbir karanlık, ışığı boğamamıştır. Ne zaman ışık çekilip gitmişse, karanlık onun yerine gelmiştir. İslamiyet güneştir, onun olduğu yerde karanlık barınamaz. Amma İslamiyet çekilirse, karanlık kendiliğinden gelir. Bunun için din düşmanları vardır. Onlar bir şey getirmek istemezler, sadece İslamiyet’i kovmaya çalışırlar.
Allah, Adil-i Mutlak’tır. Mutlak adalet sahibidir, kimseye zulmetmez. Hadiseler, kaderin ikaz taşlarıdır.