Re: [TÜRKİYE:29009] Turkiye-icin-el-ele@googlegroups.com adlı grubun özeti - 14 Konu konuda 14 İleti ileti

5 views
Skip to first unread message

Selami Cekmegil

unread,
Feb 18, 2014, 11:34:42 PM2/18/14
to Turkiye-i...@googlegroups.com
BİLGİÇ hocamız, Prof. EMİN bey… başlıklı yazım
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=2745&Itemid=47



19 Şubat 2014 06:33 tarihinde Selami Cekmegil <cekmegi...@gmail.com> yazdı:
BİLGİÇ hocamız, Prof. EMİN bey… başlıklı yazım


19 Şubat 2014 00:55 tarihinde <Turkiye-i...@googlegroups.com> yazdı:

Grup: http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele/topics

    "Ahmet Kılıçaslan Aytar" <ahmetkilic...@gmail.com> Feb 19 12:02AM +0200  

    *ÜÇÜNCÜ TUR ÖNCESİ*
     
     
    Cenevre II Barış Konferansı ikinci tur görüşmeleri, Suriye Muhalif ve
    Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nun tek hedefi olan rejimi değiştirme
    ısrarıyla sonuçsuz kapandı.
    Suriye rejimi anayasal, kanuni ve meşru sorumluluk olarak güvenliğin tesis
    edilmesinden birinci derecede sorumlu olduğunu savlıyor,
    Suriye'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü için BM garantisinde savaşan
    silahlı güçlere her türlü desteği veren devletlerin desteklerini kesmesini,
    sınırların denetimi için bir mekanizmanın oluşturulmasını istiyor -sonra,
    ulusal bir misak çerçevesinde toplumun tüm bileşenlerinin temsil olacağı
    genişletilmiş bir hükümetle yeni Suriye'nin siyasi geleceğinin
    resmedilmesini savunuyordu -ki;
     
    *
    Bilim adamı Stephan Hawking, İngiliz The Guardian gazetesindeki makalesinde
    dünyanın tüm sağduyulu insanlarına tercüman oldu.
    "Suriye'de yaşananlar,tüm dünyanın uzaktan izlediği iğrenç bir durum.
    Zekâmız, duygulara ve kollektif adalete tepki verme yeteneğimiz nerde? "
    dedi.
     
    *
    Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nun dostları, Barış
    Konferans'ı görüşmelerinin başlamasından önce rejimin karşısında oturacak
    tarafın sadece Koalisyon'la sınırlandırılmaması,çeşitli çıkar
    temsilcileriyle zenginleştirilmesi tekliflerini reddetmişlerdi.
    İkinci tur görüşmelerde rejime karşı bir araya getirdikleri ve birbirinden
    çok farklı gruplar ve bireylerden oluşturdukları -o yüzden,her bir grubun
    diğer gruplardan ciddi farklılar gösteren bir takım hak ve iddiaları temsil
    eden Koalisyon yapısının görüşme performansını zayıflattığını gördüler.
    Üstelik Özgür Suriye Ordusu da çatışmalarda -gerek, hükümet birlikleri
    -gerekse, radikal İslamcılara karşı yenilgiye uğramakta, Koalisyon'un elini
    müzakere masasında zayıf bırakmaktaydı!
     
    *
    İkinci turun, Koalisyon'un düşük performansıyla sonuçsuz kapanması
    -ardından, bölgesel çıkarları ezilen ABD'de, Beyaz Saray Sözcüsü Jey Kerney
    Başkan B.Obama'nın Suriye ile ilgili askeri saldırı seçeneğin yer almadığı
    diğer tüm seçeneklerin yeniden değerlendirilmesini istediğini açıkladı.
    İlkin, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nun yapısının
    değiştirilmesine el atıldı.
    Sonra,Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın iktidar üzerindeki kontrolünün
    son bir yılda arttığı, Esad'ın avantajlı bir konumda olduğu sürece Suriye
    ile ilgili siyasi bir uzlaşının pek mümkün olmadığı düşüncesiyle Suudi
    Arabistan,Türkiye gibi ülkelerin Özgür Suriye Ordusu gruplarına daha ileri
    silahları vermesinin yolu açıldı.
     
    *
    Obama'nın kararı, Stephan Hawking'in Suriye'de yaşananlar ile ilgili
    "Zekâmız, duygulara ve kollektif adalete tepki verme yeteneğimiz nerde?
    "sorusuna verilen yanıt gibiydi!
     
    *
    ABD, Rusya'nın Esad rejimine verdiği silah ve siyasi desteğin, Esad'ı
    güçlendirdiği, sivillere saldırmasını tırmandırdığı ve Suriye Sorununun
    görüşmelerle çözümünü zorlaştırdığından yakınıyor.
    Bu çerçevede, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu, Esad'ı iktidardan
    uzaklaştırmaya çalışan ülkelerin istihbarat uzmanlarının katılımıyla
    Washington'da "gizli bir toplantı" gerçekleştirildiği öne sürülüyor.
     
    *
    Bu noktada toplantıya katılan Türkiye'nin Suriye politikasını kısaca
    hatırlamak gerekiyor.
    Batı ülkelerinin Suriye'ye askeri saldırı kararından geri adım
    atmasıyla,Türkiye'de AKP iktidarı Suriye ile ilişkilerini düzeltmek ya da
    önceki düşmanca politikalarını sürdürmek gibi iki durum arasında bir seçim
    yapma durumuna gelmişti.
    Bir yandan, Cenevre II Barış Konferansına mesafeli yaklaşılıyor- bir yandan
    da, Suriye krizinden kaynaklanan tehditler ve Irak'ta şiddet olaylarının
    tırmanmasının milli güvenlik üzerindeki etkilerinden rahatsızlık duyuluyor
    ve içine düşülen diplomatik inziva nedeniyle oluşan güvenlik krizinden
    çıkış yolları aranıyordu...
     
    *
    Daha o günlerde dahi AKP iktidarının İsrail,Suriye,Irak,Mısır,Filistin,İran
    ile sürdürdüğü diplomasiden dönüp ilişkilerini düzeltmesi pek olası
    görülmüyordu.
    Reyhanlı'ya düzenlenen terör eylemini El-Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi
    terör örgütünce üstlenilmesi -ardından,Özgür Suriye Ordusu'nun birçok
    bölgede mevzi kaybetmesiyle birlikte Kürtlerin Demokratik Özerklikleri
    doğrultusunda savaşmaları ve Suriye genelinde ağırlık göstermeye başlayan
    Irak-Şam İslam Devleti örgütünün (İŞİD) Özgür Suriye Ordusu'na karşı
    topyekün bir savaş başlatması durumunun Türkiye sınırına yakın bölgelerde
    hüküm sürmesi endişe oluşturuyordu.
    O yüzden Milli İstihbarat Teşkilatı İŞİD ile müşterek çalışıyor, İŞİD'İn
    yalnız kalmaması, saldırmaması ve Türkiye sınırına operasyon yapmaması
    -fakat,
    Kürtlerin sınırdan 50 km.içerilere sürülmesi karşılığında Özgür Suriye
    Ordusu'nun mevzilerinin dağıtılması, kontrolündeki bölgelerin IŞİD'in eline
    geçmesi gibi garip bir durum alabildiğince destekleniyordu.
     
    *
    Madem El Kaideci örgütler destekleniyor -o yüzden,dünyanın her yerinden
    gelen cihadçılar bir süre sonra Suriye'ye savaşa sürülmek üzere Türkiye'de
    iktidara yakın sivil toplum örgütlerince misafir ediliyordu.
    Bu durum, El Kaide'nin Türk topraklarını kullanma kabiliyeti, NATO üyesi
    olan Türkiye'nin Suriye'deki iç savaşta oynadığı rol hakkındaki soruları
    uyandırıyor ve
    Türkiye -hangi gerekçe ile olursa-olsun, devletlerin uluslararası ilişkiler
    açısından görevlerini belirleyen BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen
    kararlara aykırı davranmakla itham ediliyordu.
     
    *
    Şimdi,Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu'nun
    dostları,Türkiye'nin bu ithamlar dolayısıyla Suriye'de daha itidalli bir
    politikaya yönelmesi yüzünden
    ana çatışmaları Suriye'nin güneyine,Ürdün ile sınır bölgelerine kaydırıyor.
    Bu bölgelerde Suriye hükümetinin büyük askeri birlikleri bulunuyor.
    Bir askeri senaryo gündeme getirilmektedir -eğer, silah gücü arttırılmış
    Özgür Suriye Ordusu bizzat Esad'a ya da bu bölgedeki hükümet birliklerine
    zayiat verirse rejimin avantajlarına son verileceği planlanıyor.
    ABD Cenevre II Barış Konferansı üçüncü turu için güç toplamaya çalışıyor
    -iken;
     
    *
    Stephan Hawking ve dünyanın tüm sağduyulu insanları " Hey! Zekâmız,
    duygulara ve kollektif adalete tepki verme yeteneğimiz nerde? " diye isyan
    ediyor...
     
    19.2.2014
     
    Ahmet Kılıçaslan AYTAR
    ahmetkilic...@gmail.com

     

    "mehmet necati güngör" <mnecat...@gmail.com> Feb 18 09:05PM +0200  

    *VEYSEL TİRYAKİ!*
     
    Mehmet Necati GÜNGÖR
     
     
     
    Türkiye'de, hizmetlerini hayranlıkla izlediğim iki belediye
    başkanı var.
     
    Birisi Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen;
    diğeri, Ankara'nın Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki.
     
    Yıllar sonra Eskişehir'e gittiğimde şehrin uğradığı
    dönüşümü şaşkınlıkla izlemiş, kirli akan Porsuk nehrinin temizlenerek
    üzerinde çifte kayıkların yüzdürüldüğü, eğlencelerin tertiplendiği bir
    "şenlik suyu" haline getirildiğini büyük bir mutlulukla izlemiştim.
     
    Benzer dönüşümü Ankara'nın Hamamönü semtinde bizler
    yaşadık. Başkan Tiryaki, bu semtteki yüzlerce Ankara evini aslına uygun bir
    şekilde onararak şehre armağan etmekle kalmadı, burayı İstanbul'un
    Ortaköy'ü gibi bir "ferahlık mekânı" haline getirmeyi büyük bir maharetle
    başardı. Tek farkla: Ortaköy denize bakar, Hamamönü deryaya. Evet, burada
    bir derya yatıyor. İstiklâl Marşı'mızın yazarı Büyük Akif.
     
    Türk milletine feyiz kaynağı olmuş olan Tacettin Dergâhı
    ile...
     
    Yanı başında bir Akif sevdalısı: Helikopter kazasında
    yitirdiğimiz Sivas'ın yiğit evlâdı Muhsin Yazıcıoğlu.
     
    İçinde farelerin cirit attığı, coğu kaderine terk edilmiş
    eski-üskü yapılardan, kendi tarihine ışık saçan bir "ünik eser" meydana
    getirildi Hamamönü'nde. Şimdi, o evlerin her biri 1-2 trilyon liradan alıcı
    buluyor. Bu arada, eski Spor Bakanının ticari zekâsını takdir etmeden
    geçmeyelim. Danışmanı üzerinden 40 bin liraya satın aldığı ev bu gün
    trilyon ifade ediliyor. Takdir etmemek elde değil!
     
    Her ne ise...
     
    Veysel Tiryaki'nin hizmetleri sadece Hamamönü semtiyle
    sınırlı kalmıyor elbet. Altındağ semti yeni baştan imar ediliyor. Modern
    binalarıyla, Gençlik ve Kültür Merkezleriyle, parklarla, spor salonlarıyla
    yüzme havuzlarıyla, okullarıyla ve daha pek çok hizmetle. Tiryaki, adı gibi
    hizmetleriyle tiryakilik yapmış bir başkan. Altındağlılar kendisini çok
    sevip takdir ediyorlar.
     
    Türkiye'nin borcu olmayan tek belediyesi unvanına sahipmiş.
     
    En son borç taksitini 15 trilyon lira olarak ödemiş ve
    bitirmiş.
     
    10'dan fazla okulu, bir o kadar camiyi yaptırıp ilgili
    kurumlara devretmiş.
     
    Yaşlılar da düşünülmüş. Yaşlılar için yaptırılan Gicik
    Huzurevi tamamlanıp ilgili Bakanlığı devredilmiş. 25 Şubat'ta törenle
    açılıyor.
     
    Şimdi de Bosna'da bir cami yaptırıyormuş.
     
    Birçok Afrika ülkesine de yardımları ulaşmış.
     
    Bu belediyede siyaset, sadece hizmet için. Particilik yok!
    Kapıdan giren herkes eşitlik içinde hizmet alıyor.
     
    Ankaralıların beklentisi Veysel Tiryaki'nin, başarısını
    artık Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda kanıtlaması beklentisi üzerine
    iken...
     
    Yeniden Melih Gökçek!
     
    Buna "kadersizlik" diyenler de var.
     
    İyi ki Gökçek var.
     
    O'na karşı biriktirilen tepkiler olmasaydı, Ankaralılar
    Mansur Yavaş gibi bir değere nasıl sahip olacaklardı?
     
    Gelecek dönem Ankara, Mansur Yavaş'la anılacak gibi...
     
    Tiryaki, AKP'nin "yüz akı" olarak Altındağ hizmetine devam
    edecek.
     
    Bizimki Tiryaki'ye bir tebrik ziyareti idi. Benim açımdan
    en az üç yıl gecikmiş bir ziyaret. Neyse ki dostlarla birlikte, geç de olsa
    bunu gerçekleştirmiş olduk. Diyanet İşleri eski Başkanımız Mehmet Nuri
    Yılmaz, TÜSİAV Başkanı Veli Sarıtoprak, Ortak Değerler Derneği Genel
    Başkanı Mustafa Odabaşı ve ben.
     
    Tebrikler Veysel Tiryaki!

     

    ismet soner <ismet...@gmail.com> Feb 18 08:56PM +0200  

    Melike Göksu
     
     
     
    Çeken bilir; bâsur (latin: hemoroid) çok ıstırap veren bir illettir.
    Adamcağız da hemoroidden öyle çekmiş ki...
    Ağrının acının zirve yaptığı gün, bir arkadaşı *"kahve telvesi sür, iyi
    gelir" *deyince, bol kıvamlı, koyu telveli bir kahve pişirmiş. Sonra da
    avuçladığı gibi sürmüş, sürmüş...
    Sürmüş ama beyhude; ağrı sancı geçmediği gibi arttıkça artmış.
    Ağlaya sızlaya doktora koşmuş.
    Soyunmuş, eğilmiş.
    Doktor bâsurunu muayene etmesi uzun sürünce adam merak edip sormuş:
     
    *"Ne var doktorcuğum?""Vallahi iki vakte kadar bir yol görünüyor. Bir de
    uzun boylu birinden toplu para alacaksınız. Ha, bir de mektup var."*
    [?]
     
    --
    PRIMUM NON NOCERE
    http://www.facebook.com/ismetsoner
    http://groups.google.com.tr/group/bursaforum

     

    Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Feb 18 06:49PM +0200  

    *BENİM İZMİR'İM BU DURUMA MI DÜŞECEKTİ?*
     
     
     
     
     
     
    *İZMİR,*
     
    *CHP'NİN KALESİ OLARAK KALSIN DİYE YILLARCA DİRENDİK, *
     
    *MHP VE DSP'Lİ BİRÇOK VATANDAŞIMIZ AKL-I SELİM ÇERÇEVESİNDE İZMİR ELDEN
    GİTMESİN, OYLAR BÖLÜNMESİN DİYE *
     
    *VE HATTA ZAMANIN CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL'A OLAN SEVGİSİZLİĞE RAĞMEN
    CHP'Yİ DESTEKLEDİ*
     
     
     
    *AMA BUGÜN OY KULLANACAK BEN, ŞAHSEN BUNA OY VERMEM, VERİRSEM ELİM
    KIRILSIN,*
     
    *KİM ALIRSA ALSIN ARTIK, BANA SAHİP ÇIKMAYANA BEN HİÇ ÇIKMAM, OYLAR
    BÖLÜNECEKSE BÖLÜNSÜN*
     
     
     
    *GİTSİN BDP'DE SİYASET YAPSIN BU ADAY*
     
     
     
    [image: Açıklama: semapekdassoz]
     
    *İzmir Barosu'nun başkanıyken "Ne Atatürk rozeti ne Türk bayrağı ne türban"
    diyen ve seçildiğinde ilk icraatı Baro bülteninden Türk bayrağını çıkarmak
    olan CHP Konak Belediye Başkan Adayı Sema Pekdaş, "Sözlerimin arkasındayım,
    Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini tekrar ettim" dedi.*
     
     
     
     
     
    *AYRICA URLA İSE BAŞKA BİR TERANE; ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ
    DEMİŞLER, HERKESİN AĞZINDA URLA BEL. BŞK. ADAY'ININ EŞİNİN TEFECİLİKTEN
    SABIKASI OLDUĞU. *
     
     
     
    *AYAKKABI KUTUSUNA SAVAŞ AÇAN CHP ADAYI VE EŞİ.*
     
     
     
    *TEBRİK EDERİM SAYIN KILIÇDAROĞLU, TEBRİK EDERİM SAYIN KOCAOĞLU, TEBRİK
    EDERİM SAYIN ALATTİN YÜKSEL.*
     
     
     
     
     
     
     
    --
    *TC Sili*
     
    [image: Resim]
     
     
    * ek* -- Tüm ekleri
    indir<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
    (sıkıştırma
    hedefi:
    Türkçe
    [image: Dosya adı kodlama menüsü]
    ) Tüm resimleri
    görüntüle<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
     
    [image: ata ve bayrak.jpeg]<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
    ve bayrak.jpeg*
    31
    .
    .
    SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
     
    SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
     
     
    YURTTA SULH CİHANDA SULH
     
    PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
     
    K. ATATURK

     

    recep akdur <drrece...@gmail.com> Feb 18 07:14PM +0200  

    *ADLİ BİLİMCİLER DERNEĞİ 1.ULUSAL SAĞLIK HUKUKU
    KONGRESİ*
     
    *1-4 Mayıs
    2014 MARMARİS*
     
     
     
    *Düzenleyen:* *ADLİ BİLİMCİLER DERNEĞİ*
     
     
     
    *Kongre Düzenleme Kurulu Eş Başkanları *
     
    *Prof. Dr. YENER ÜNVER*
     
    *Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı*
     
    *Prof. Dr. İ.HAMİT HANCI*
     
    *Adli Bilimciler Derneği Başkanı. Ankara Ü. Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü*
     
     
     
    *Kongre Sekreterleri :*
     
    *Prof.Dr. HAKAN HAKERİ*
     
    *İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı*
     
    *Prof.Dr. ZERRİN ERKOL*
     
    *Adli Bilimciler Derneği Sağlık Hukuku Komisyonu Başkanı*
     
    *Yard. Doç.Dr. NEZİH VAROL*
     
    *Sağlık Hukuku Merkezi (SAHUMER) Genel Müdürü*
     
    * Av.CAHİD DOĞAN*
     
    *Türkiye Barolar Birliği Sağlık Hukuku Eğitim Koordinatörü*
     
     
     
    * KONGRE PROGRAMI*
     
    *1 MAYIS 2014 PERŞEMBE*
     
     
     
    *AÇILIŞ* *09.00 -10.00*
     
     
     
    *AÇILIŞ KONUŞMALARI*
     
    *Prof.Dr. YENER ÜNVER*
     
    *Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı - Kongre Eş Başkanı*
     
     
     
    *Prof.Dr. İLYAS DOĞAN*
     
    *YÖK Denetleme Kurulu Başkanı*
     
     
     
    *Prof.Dr. METİN FEYZİOĞLU*
     
    *Türkiye Barolar Birliği Başkanı*
     
     
     
    *OTURUM 1*
     
    *10.00 - 11.00*
     
    *Oturum Başkanı:* *Prof.Dr. İLYAS DOĞAN*
     
    *YÖK Denetleme Kurulu Başkanı*
     
     
     
    *Konuşmacılar:*
     
    *Prof.Dr. YENER ÜNVER*
     
    *Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı - Kongre Eş Başkanı*
     
    *"Kamu Görevlisi Hekimlerin Ceza Hukuku Bakımından Soruşturma Usulü"*
     
     
     
    *Prof.Dr. HAKAN HAKERİ*
     
    *İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı*
     
    *"Hekimlik alt-kültürünün tıp hukukuna yansımaları"*
     
     
     
    *Prof.Dr. MUHARREM ÖZEN*
     
    *Ankara Üniversitesi Hukuk Müşaviri*
     
    *"Organ Ve Doku Ticareti"*
     
     
     
    *ÇAY* */ KAHVE ARASI * *11.00 - 11.15*
     
     
     
    *OTURUM 2*
     
    *11.15 - 12.30*
     
     
     
    *Oturum Başkanı:* *Prof.Dr. YENER ÜNVER*
     
    *Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı - Kongre Eş Başkanı*
     
     
     
    *Konuşmacılar:*
     
    *Yard. Doç.Dr. NEZİH VAROL*
     
    *Sağlık Hukuku Merkezi (SAHUMER) Genel Müdürü*
     
    *"Sağlık Hukuku Açısından Sağlık Hizmetleri"*
     
     
     
    *Prof.Dr. GÜROL CANTÜRK*
     
    *Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A.D Başkanı*
     
    *"Adli Tıp Açısından Onam"*
     
     
     
    *Prof.Dr. ZERRİN ERKOL*
     
    *Adli Bilimciler Derneği Sağlık Hukuku Komisyonu Başkanı*
     
    *"Ceza Hukukunda Adli Tıbbi Boyutuyla İlliyet Bağı Kavramı"*
     
     
     
    * Av. PERVİN YILDIZ*
     
    *Ankara Barosu*
     
    *"Hekimin Sır Saklama Yükümlülüğü"*
     
     
     
    *ÖĞLE YEMEĞİ* *12.30- 13.30*
     
     
     
    *OTURUM 3*
     
    *13.30 - 14.45*
     
    *Oturum Başkanı:* *Prof.Dr. ZERRİN ERKOL*
     
    *Adli Bilimciler Derneği Sağlık Hukuku Komisyonu Başkanı*
     
     
     
    *Konuşmacılar:*
     
    *Av. GÜLER POLAT*
     
    *İstanbul Barosu*
     
    *"Engelli Bireylerin Adli Tıp ve Sağlık Kurullarında İncelenmeleri ve
    Raporlamasının Engellilerin Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler
    Sözleşmesi Işığında Değerlendirilmesi"*
     
     
     
    *Av. ÜMİT ERDEM*
     
    *İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkanı*
     
    *"Üreme Hakları"*
     
     
     
    *Av. CAHİD DOĞAN*
     
    *T.C.Sa <http://T.C.Sa>ğlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Hukuk
    Müşaviri*
     
    *Türkiye Barolar Birliği Sağlık Hukuku Eğitim Koordinatörü*
     
    *"Sterilizasyon : Ojeni mi ? yada Nüfus Planlaması mı?"*
     
     
     
    *Av. DEVRİM KARAKÜLAH*
     
    *Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri*
     
    *"Dinlemenin Hukuki Yönü"*
     
     
     
    *ÇAY* */ KAHVE ARASI* *14.45 - 15.00*
     
     
     
    *OTURUM 4*
     
    *15.00 - 16.15*
     
    *Oturum Başkanı:* *Av. PINAR AKSOY GÜLASLAN*
     
    *Ankara Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Başkanı*
     
     
     
    *Konuşmacılar:*
     
    *Doç.Dr. AYFER UYANIK*
     
    *Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk*
     
    *"Sınır Ötesi Tele Tıp Uygulamalarından Kaynaklanan Hukuksal Sorunlar"*
     
     
     
    *Av. BERNA ÖZPINAR*
     
    *Ankara Barosu*
     
    *"Yaşamın Sonunun Sağlık Hukukuna Yansımaları"*
     
     
     
    * Yrd. Doç.Dr. ERDAL YERDELEN*
     
    *Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fak. Ceza ve Ceza Usul Hukuku A.D
    Başkanı *
     
    *"Hekimin İrtikâp Suçu"*
     
     
     
    *Uzm.Dr.FERHAN KANDEMİR* *-* *Abant İzzet Baysal Üniv. Tıp Fak. Adli Tıp
    A.D*
     
    *Doç.Dr.BORA BÜKEN -* *Düzce Üniv.Tıp Fak.Adli Tıp A.D Başkanı*
     
    *Prof.Dr. ZERRİN ERKOL - **Abant İzzet Baysal Üniv. Tıp Fak. Adli Tıp A.D
    Başkanı*
     
    *Doç.Dr.ERHAN BÜKEN -* *Başkent Üniv.Tıp Fak. Adli Tıp A.D Başkanı*
     
    *"Cinsel Saldırı Olgularında Ruh Sağlığının Bozulması Kavramı"*
     
     
     
    *2 MAYIS 2014 CUMA*
     
     
     
    *OTURUM 5*
     
    *09.00 -10.00*
     
    *Oturum Başkanları:* *Av.CAHİD DOĞAN*
     
    *T.C.Sa <http://T.C.Sa>ğlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Hukuk
    Müşaviri *
     
    *Türkiye Barolar Birliği Sağlık Hukuku Eğitim Koordinatörü - Doç.Dr.**FULYA
    İLÇİN GÖNENÇ**. Marmara Üniv. Hukuk Fak.*
     
     
     
    *Konuşmacılar:*
     
    *Av. PINAR AKSOY GÜLASLAN*
     
    *Ankara Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Başkanı*
     
    *"Genetik Veri Bankaları"*
     
     
     
    *Av. SUNAY AKYILDIZ*
     
    *Tıp Hukuku Derneği Başkanı*
     
    *"Sağlıkta Arabuluculuk"*
     
     
     
    *Prof.Dr.ERDEM ÖZKARA*
     
    *Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fak.Adli Tıp A.D.Ba <http://A.D.Ba>şkanı*
     
    *Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Hukuku Uygulama Merkezi Başkanı*
     
    *" Tıbbi Uygulama Hatalarında Güncel Durum "*
     
     
     
    *ÇAY* */ KAHVE ARASI* *10.00 - 10.15*
     
     
     
    *OTURUM 6*
     
    *10.15 - 11.15*
     
    *Oturum Başkanı:**Prof.Dr. KADRİYE BULDUKOĞLU*
     
    *Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Psikiyatri B.D Başkanı*
     
     
     
    *Konuşmacılar:*
     
    *Prof.Dr. BESTİ ÜSTÜN -**Türk Hemşireler Derneği Şiddete Sıfır Tolerans
    Çalışma Komisyonu Üyesi*
     
    *Uzm. Hem. HATİCE UÇAK-**Türk Hemşireler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi *
     
    *"Türk Hemşireler Derneği Şiddete Sıfır Tolerans Çalışma Komisyonu Raporu"
    *
     
     
     
    *Doç.Dr. ÖZEN KULAKAÇ *
     
    *Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi*
     
    *"Şiddet Kültürü ve Hemşirelik"*
     
     
     
    *Uzm. Hem. CANAN GÜNGÖR* *-* *Türk Hemşireler Derneği Konya Şube Başkanı*
     
    *Yard. Doç.Dr. ŞERİFE KURŞUN* *-* *Selçuk Üniversitesi Sağlık Bil. Fak.
    Dekan Yard.*
     
    *Hem. FERDA ÜLKER* *-* *Türk Hemşireler Derneği Antalya Şube Başkanı*
     
    *Hem. BAĞDAT EROL* *-* *Türk Hemşireler Derneği Konya Şube Başkan Yard.*
     
    *"Hemşirelerin Şiddete Maruz Durumları ve Şiddetle İlgili Düşünceleri Konya
    ve Antalya Örneği"*
     
     
     
    *ÇAY / KAHVE ARASI* * 11.15 - 11.30*
     
     
     
    *OTURUM 7*
     
    *11.30 - 12.00*
     
    *Oturum Başkanı:* *Prof.Dr. GÜROL CANTÜRK*
     
    *Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp A.D Başkanı*
     
    *Konuşmacılar :*
     
    *Yard. Doç. Dr. AHMET GÖKDEMİR -* *Gazi* *Üniversitesi Teknoloji Fakültesi*
     
    *MEHMET SERCAN SAPTAŞ*
     
    *"Güvenli ve Sağlıklı Konut Hakkı"*
     
    *Stj. Av.SELCEN BAYÜN*
     
    *"Çevreden ( Doğadan ) Sağlığa Bir Bakış"*
     
     
     
    *OTURUM 8*
     
    *UZMANINA SORUN OTURUMU*
     
    *12.00 - 12.30*
     
    *Oturum Başkanı:* *Yard. Doç.Dr. NEZİH VAROL*
     
    *Sağlık Hukuku Merkezi (SAHUMER) Genel Müdürü*
     
    *UZMAN:* *Uzm. Dr.RAYHAN BOZABALI*
     
    *"Malpraktis Dosyalarının İncelenmesi ve Bilirkişi Mütalaası Alınması"*
     
     
     
    *ÖĞLE YEMEĞİ* *12.30 - 13.30*
     
     
     
    *OTURUM 9*
     
    *13.30 - 14.45*
     
    *Oturum Başkanları:* *Av. DEVRİM KARAKÜLAH*
     
    *Adli Bilimciler Derneği Genel Sekreteri -*
     
    *Prof.Dr.NEVZAT ALKAN. **İstanbul Üniv. İstanbul Tıp Fak. Adli Tıp A.D*
     
     
     
     
     
    *Konuşmacılar:*
     
    *Yard. Doç.Dr. SERKAN ÇINARLI - **İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare
    Hukuku Anabilim Dalı *
     
    *Dr. ASLIHAN TEYİN -* *Ege Üniversitesi Tıp Fak. Adli Tıp A. D. Araştırma
    Görevlisi*
     
    *"Tıbbi Uygulama Hatalarında Yargı Öncesi Çözüm Usulleri ve 663 Sayılı
    Kanun*
     
    *Hükmünde Kararnamedeki Düzenlemenin Uygulanamama Nedenleri"*
     
     
     
    *Dr. SIRRI ŞENBAYRAM* *-* *Burdur İl Sağlık Müdürü*
     
    *Dr. ALPER TEKER* *-* *Burdur İl Sağlık Müdür Yardımcısı*
     
    *Dr.M. FARUK OZAN* *-* *Burdur İl Sağlık Müdürlüğü Şube Müdürü*
     
    *DT. MEHMET SÜRÜCÜ* *-* *Diş Hekimi - Burdur İl Sağlık Müdürlüğü*
     
    *HAKKI EROL - **Araştırmacı - Burdur İl Sağlık Müdürlüğü *
     
    *"Burdur İlinde Çalışan Tüm Diş Hekimlerinin Hasta Hakları
    Konusundaki Bilgilerinin Değerlendirilmesi"*
     
     
     
    *Dr. FATMA KORAL*
     
    *Adli Tıp Kurumu Başkanlığı*
     
    *"Tanısal Histeroskopi İşlemine Bağlı Karbondioksit Embolisi"*
     
     
     
    *Dr. FATİH SEZER*
     
    *Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı*
     
    *"Doğumsal Kol Felci: Olgu Sunumu"*
     
     
     
    *OTURUM 10*
     
    *POSTER OTURUMU*
     
    *14.45 - 15.30*
     
    *Oturum Başkanı:* *Yrd. Doç.Dr. ERDAL YERDELEN*
     
    *Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fak. Ceza ve Ceza Usul Hukuku A.D
    Başkanı*
     
     
     
    *2 MAYIS 2014 CUMA *
     
     
     
    *09.00 - 12.00 ve 13.30 - 14.45 *
     
    *SAĞLIK HUKUKUNDA SİGORTA KURSU* *(* *Opsiyonel* */* *Katılım Belgeli* *)*
     
    *Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası*
     
    *Hastane Sorumluluk Sigortası*
     
    *Tamamlayıcı Sigorta Uygulaması*
     
    *Sağlık Sigortası Uygulamaları*
     
    *Risk Belirlemesi*
     
    *Prim Karşılığı Zarar*
     
    *Maliyet Hesabı*
     
    *Kritik Sigortalar*
     
    *Özürlü ve Maluliyet Hesaplaması*
     
    *Sorumluluk Sigortaları*
     
    *KURSA KATILMAK İÇİN İLETİŞİM:*
     
    *adlibilimcil...@gmail.com* <adlibilimcil...@gmail.com>
     
     
     
     
    *3 MAYIS 2014 CUMARTESİ*
     
     
     
    *OTURUM 11*
     
    *09.00 - 10.30*
     
    *Oturum Başkanı:* *Hem. FERDA ÜLKER *
     
    *Türk Hemşireler Derneği Antalya Şube Başkanı *
     
     
     
    *Hem. MERAL DÖLEK*
     
    *Acil Hemşireleri Derneği Başkanı*
     
    *"Acil Hemşiresinin Yasal Sorumluluğu"*
     
     
     
    *Doç.Dr. FATMA CEBECİ*
     
    *Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekan Yardımcısı*
     
    *"Hemşirelik Uygulama Alanlarında Malpraktis Örnekleri"*
     
     
     
    *Doç.Dr. EMİNE EFE *
     
    *Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri Müdürü*
     
    *"Hemşirelerin Uygulama Alanlarında Karşılaştıkları Şiddet Durumları"*
     
     
     
    *Hem. SONGÜL PİŞKİN*
     
    *Akdeniz Üniversitesi Hastanesi*
     
    *"İlaç Uygulama Hataları ve Önlemede Hemşirenin Sorumluluğu"*
     
     
     
    *ÇAY / KAHVE ARASI* *10.30 - 10.45*
     
    *OTURUM 12*
     
    *10.45 - 11.45*
     
    *Oturum Başkanı:* *Doç.Dr. ÖZEN KULAKAÇ*
     
    *Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi. İstanbul Tıp Fak.
    *
     
     
     
    *Konuşmacılar:*
     
    *Dr. EMRAH DURAL*
     
    *Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü
    "Sildenafil Düzeylerinin, Pulmoner Arteriyel Hipertansiyon Hasta Plazmalarında
    Kromatografik Yöntemle Belirlenmesi ve "Bitkisel Kökenli" Ürünlerde İllegal
    Varlığının Araştırılması"*
     
     
     
    *Kim. YÜCEL DENER *
     
    *T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Daire Başkanı*
     
    *"Tükürükten Uyutucu, Uyuşturucu Analizleri"*
     
     
     
    *Prof.Dr. PERVİN SOMER .**Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Sağlık
    Hukuku Program Koordinatörü*
     
     
     
    *Yrd. Doç. Dr. ESRA DÜNDAR ARAVACIK*
     
    *İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi*
     
    *Sağlık Kurumları Yönetimi Bölümü Sağlık Hukuku Anabilim Dalı*
     
    *"Sağlık Hizmetleri Bakımından İş Sağlığı ve Güvenliği"*
     
     
     
    *ÇAY / KAHVE ARASI* *11.45 - 12.00*
     
     
     
    *OTURUM 12*
     
    *UZMANINA SORUN OTURUMU*
     
    *12.00 - 12.30*
     
    *Oturum Başkanı:* *Prof.Dr. MUHARREM ÖZEN*
     
    *Ankara Üniversitesi Hukuk Müşaviri*
     
    *UZMAN:* *Prof.Dr. YENER ÜNVER*
     
    *Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı - Kongre Eş Başkanı*
     
     
     
    *ÖĞLE YEMEĞİ* *12.30 - 13.30*
     
     
     
    *13.30* *SOSYAL PROGRAM*
     
    *Yat ve/veya Köy Turu* *(**Opsiyonel**)*
     
     
     
    *20.00* *GALA YEMEĞİ*
     
     
     
    *4 MAYIS 2014 PAZAR*
     
    *Günübirlik RODOS GEZİSİ* *(**Opsiyonel**)*
     
     
     
    * "Saatlere uyulması hususunda hassasiyet ricasıyla".....*

     

    Oraj POYRAZ <oraj....@openmail.cc> Feb 18 11:09AM +0200  

    ÖZDEMİR İNCE : Opus Dei
     
    2 Şubat Pazar günü, Galatasaray-Bursaspor maçından sonra, bir televizyon kanalında gezinip dururken, birinde gördüğüm birkaç saniyelik görüntü beni zıng diye durdurdu.
     
    Çarpıcı bir film olacağını hissettim.
     
    Bir dakika geçti geçmedi, görüntülerin İspanya İçsavaşı'yla ilgili olduğunu anladım.
     
    Filme "Devlerin Günahı" diye uyduruk bir ad verilmişti.
     
    Özgün adı: "The Be Dragons".
     
    "Opus Dei" örgütünün kuruluşu ve İspanya İçsavaşı.
     
    Bir bakıma 2 Ekim 1928'de Madrid'de bu Katolik örgütü kuran Jose Maria Escriva de Balaguery Albas adlı rahibin öyküsü.
     
    Bir de, karşıda, çocukluk arkadaşı, burjuva kökenli Frankist casus Torres var.
     
    Tam anlamıyla bir antechirst (deccal).
     
    Filmi izlerken, Hürriyet'te yazdığım sırada, Utah'tan gelen bir iletide, Fethullah Cemaati'nin Türkiye'nin Opus Dei'si olduğu yazdığını anımsadım.
     
    Filmi daha dikkatli izledim.
     
    Ama film örgütten çok Rahip Jose Maria ile Decal Torres üzerineydi.
     
    Bunun üzerine, film bitince, internette "Tanrı'nın işi, Tanrı'nın eseri" anlamına gelen Opus Dei'yi aradım.
     
    Şu bilgiyi buldum:
     
    Tam adı" Sociedad de la Santa Cruz de Opus Dei" dir.
     
    Latince "Tanrının Yapıtı" anlamındadır.
     
    1950 yılında papalık tarafından resmen onaylanmıştır.
     
    Papalık, güçlü anti-komünist misyonu nedeniyle açık destek verdiği "Opus Dei"nin statüsünü 1982'de yükselterek, örgüt önderine, tarikat başkanlarına mahsus "piskopos" unvanını bahşetti.
     
    Opus Dei, İspanyol asıllıdır ve sadece 85 yıllık bir örgüttür.
     
    Katolikliğe sadık iş ve meslek sahiplerini bir araya getirerek Papa'ya Vatikan dışında destek olacak varlıklı ve iyi eğitim görmüş elit bir kadroyu oluşturmak amacı ile kurulan ama günümüzde Vatikan'da en etkili olan kurumdur.
     
    Gizli bir örgüt olan Opus Dei'nin tüm üyeleri meslek sahibi Katoliklerden oluşmakta, her ülkede örgütten sorumlu bir Kardinal bulunmaktadır.
     
    Onlara göre Papa'nın kimliği, Kilise'nin de, Papalık Makamı'nın da üstündedir.
     
    Papa, Tanrı Krallığı'nın kutsal önderidir.
     
    Böylesine yüce bir mertebeye erişebilen kişi de elbette Olağanüstü bir kişidir.
     
    Bu nedenle Opus Dei, böylesine olağanüstü bir kişi tarafından temsil edilen Vatikan Devleti'ni yüceltir ve Kilise'yi ikinci planda görür.
     
    2,8 milyar dolar serveti, 600 medya aracı bulunmaktadır; 15 üniversitesi, 97 teknik okulu, 36 ilköğretim okulu olan Opus Dei tarikatı son olarak karikatür kriziyle gündeme geldi.
     
    Tarikata bağlı Studi cattolici dergisi Muhammed'i cehennemde tasvir eden bir karikatür yayınlayarak dinlerarası diyalog girişimine ağır bir darbe vurdu.
     
    Tarikat dünya siyasetinde de varlık gösterir.
     
    İngiltere Milli Eğitim Bakanı, Polonya hükümetinde görev yapan 3 bakan, Perulu 2 bakan, ABD Anayasa Mahkemesi'nin 2 yargıcı, Amerikan Kongresi'nin onlarca üyesi, eski FBI Başkanı Louis Freeh ve Fox televizyonunun yorumcusu Robert Novak; Opus Dei müridi olduğunu gizlemiyor.
     
    ABD'de kürtaj, eşcinsel evlilikleri ve kök hücre çalışmaları konusunda yönetimin muhafazakâr tutum göstermesinin ardında Opus Dei'nin yattığı vurgulanıyor.
     
    Opus Dei tarikatı Dan Brown'ın "Da Vinci Şifresi" kitabının sayfalarında ölümsüzleştirilmiş ve sağ kanat politik gündemini belirlemekle suçlanmıştır.
     
    Opus Dei, hakkında çok fazla konuşulan fakat günümüz dinsel toplulukları içinde hakkında en az şey bilinen örgüttür.
     
    pus Dei ile ilgili pek çok tartışma yaşanmış ve olumsuz görüşler dile getirilmiş, buna rağmen örgüt herhangi bir açıklama yapmamıştır.
     
    Bu görüşlerden bazıları şunlardır: İsviçreli parlamenter ve toplum bilimci Jean Ziegler'e göre: Opus Dei kendisiyle terörizm kadar mücadele edilmesi gereken, gizli çalışan aşırı sağcı bir harekettir.
     
    İngiliz araştırmacı Michael Walsh'ya göre: Bu örgüte, Opus Dei (Tanrının işi) değil Actopus Dei (Tanrının ahtapotu) denilmelidir.
     
    Fethullah Cemaati'nin Opus Dei'den esinlendiğini düşündürecek epeyce belirti var.
     
    Ancak, temel ayrılık şu: Opus Dei Vatikan'a bağlı bir tarikat ve belki kendine özgü bir kilise.
     
    Fethullah Cemaati, görünürde, dinsel olarak hiçbir yere bağlı değil.
     
    Öyle görünüyor.
     
    Fethullahçı hareketin yapısını, gerekli görmediğim için, neredeyse hiç incelemedim.
     
    Ancak, siyasal açıdan değilse bile, finans, sermaye, bankacılık alanlarında Opus Dei'den daha güçlü görünüyor.
     
    Hareketin 92 ülkede yaklaşık 500 okul, dershane, üniversite gibi eğitim kurumlarının yanı sıra dinler ve kültürler arası diyalog faaliyetleri ve yardım organizasyonlarını gerçekleştirdikleri çeşitli vakıf ve dernekleri ile ticari faaliyet gösteren basın yayın kuruluşları, hastaneleri ve finans kurumları var.
     
    İki hareketin en belirgin özelliği üyelerinin meslek sahibi, zengin işadamı, mevki ve makam sahibi kişilerden oluşması.
     
    Gülen hareketinin kendine seçtiği "Altın Nesil" yetiştirmek hedefi ile Opus Dei'nin hedefleri örtüşmekte.
     
    Ancak, bilindiği kadarıyla, Opus Dei hiçbir hükümet karşısında açık vermedi, açığa ve tuzağa düşmedi
     
    a45UyF587661-201307301451-{{SN}}
     
    ^^^^^ - vvvvv
     
    zaryop:jaro
     
    Siki bir arastirma yapilirsa gorulur ki, is, herhangi bir eglenceden cok daha az sikicidir.
     
    CHARLES BAUDLAIRE
     
    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
     
    Kurmus oldugum gruba uye olun
     
    Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
     
    Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
     
    Ayrilmak isterseniz de :
     
    Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
     
    Grup Sayfamız :
     
    http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
     
    Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
     
    http://orajpoyraz.blogspot.com/

     

    Oraj POYRAZ <oraj....@openmail.cc> Feb 18 10:57AM +0200  

    Deyim güzel, Devrimin demir süpürgesi.
     
    Hiçbir sapkınlığa, ihanete, yalana, ilkelliğe ve bunların azına, çoğuna, ılımlısına, sertine, ehlileştirilmiş olanına, vahşi olanına pirim vermeden hepsini de tarihin çöplüğüne süpürecek bir güçlü alet.
     
    Oraj POYRAZ
     
    Bülent ESİNOĞLU - Demir süpürge olmadan
     
    Cemaat ve cemiyetin aralarındaki farkı, bildiğimizi varsayarak devam ederiz.
     
    Oysa cemaat, 16-17.yüz yılların toplumsal örgütlenme biçimidir.
     
    Cemiyet veya dernek ise, çağımızın toplumsal örgütlenme biçimlerindendir.
     
    F-TİPİ Cemaat kendisine Hizmet adını vermesi bu nedenle ilginçtir.
     
    Cemaat cemiyet karışımı bu örgüt; isterse cemiyet yüzünü, isterse de cemaat yüzünü bize gösteriyor.
     
    İktidarı elde etme hamlelerinde, bu sebepten iki ayrı yüz kullanabiliyor.
     
    Modern hayat anlayışının ağır bastığı alanlarda, cemiyet yüzünü gösteriyor.
     
    Gizli işler yaparken hiçbir yüzünü göstermiyor.
     
    Cemaat yüzü; daha çok dine, köylülüğe, aile dayanışmasına ve gelenekselliğe bağlı davranış kalıpları verirken, Cemiyet yüzü; kapitalizmin gereği olan, ticaret ve parasal ilişki kalıplarına önem veriyor.
     
    Anlayacağımız, F-TİPİ örgütlenme, ortaçağ ile kapitalizmin ticari ve finans karakterlerini harmanlıyor.
     
    Bu sebepten, F-TİPİ ikiyüzlü bir karaktere sahiptir.
     
    Karşısındaki insan kimliğine göre, bu yüzlerinden birini kullanır.
     
    Böylece, gizli örgütlenmesinin temel stratejisini uygulamış olur.
     
    Bazılarının anlayamayıp da, "ruh gibi örgüt" demeleri bundandır.
     
    Paralel devlet operasyonu, neden başlamaz, sorusunun cevabı da, bu anahtarda kitlidir.
     
    Bir anlamda; mücahitlikten müteahhitliğe giden yol.
     
    Cemaatin bir ucu Haymana'nın bir köyündedir.
     
    Öteki ucu; Pentagon'un ofislerinden birindedir.
     
    Bu tür örgütlenmelerin temeli elli yıl önce, CIA tarafından, komünizmle mücadele dernekleri olarak atılmıştı.
     
    Bu örgütler, daha sonraları, milliyetçiliğin içinde, Amerikan milliyetçiliği olarak yaşadı.
     
    Solculara ve gerçek milliyetçilere karşı silah olarak kullanıldı.
     
    Hala da, hareket partisinin içinde uzantıları devam eder.
     
    Cemaatle iktidar arasında, "Peygamberi kamyona bindirme" tartışması sürüyor.
     
    İktidar cemaati din ile vurmaya çalışırken, Hizmet'in cemaat kanadını çözmeye çalışıyor.
     
    Buradaki sorun "oy meselesi" değildir.
     
    İktidar Hizmetin oy tabanının olmadığını biliyor.
     
    Örgütlü etkinliğini kırmaya çalışıyor.
     
    Bunlar, Erdoğan'ın dediği gibi, Peygamber'i kamyona bindirirler mi, bindirmezler mi bilinmez.
     
    Ancak, örgütün toplum içindeki bu ikili görüntüsü; kimi ve neyi hedef alacağını belirsiz hale getiriyor.
     
    Devrimin demir süpürgesi, bunların moderniydi, gelenekseliydi demeden, topunu birden temizler.
     
    Laikliği hâkim kıldığınızda, gericilik zaten nefes alamaz.
     
    Asıl sorun, Batı ile pis ilişkiler içinde olanların temizlenmesidir.
     
    Bunun için de, bunlarla toptan savaşacak, ideolojik disiplin gerekir.
     
    Tıpkı Mustafa Kemal'in kuruluş döneminde yaptığı gibi…
     
    a45UyF587661-201307301451-{{SN}}
     
    ^^^^^ - vvvvv
     
    zaryop:jaro
     
    Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun muzigini curutun.
     
    Konficyus
     
    - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
     
    Kurmus oldugum gruba uye olun
     
    Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur:
     
    Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com
     
    Ayrilmak isterseniz de :
     
    Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com
     
    Grup Sayfamız :
     
    http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/
     
    Arzu ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz.
     
    http://orajpoyraz.blogspot.com/

     

    "T. C. - Nihal Gülbahar " <nihalg...@gmail.com> Feb 18 04:06AM +0200  

    [?][?][?]
     
    [image: Satır içi resim 1]
     
     
     
     
    --
    *NE MUTLU "TÜRK'ÜM" DİYENE !*
    Mustafa Kemal ATATÜRK
     
     
     
     
    "*Dünyada her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine
    ortak sayılır.*"
    Mustafa Kemal ATATÜRK

     

    Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Feb 17 06:04PM +0200  

    *Yaz**ıyı boşverseniz de en alttaki adresi tıklayıp videoyu izleyin. İlginç
    bilgiler var. Meğer yediğimiz ekmek neymiş görünüz.*
     
     
     
     
     
     
     
     
    *En yaygın GDO'lu ürünler ekmekte Devlet depolarında tonlarca GDO'lu buğday
    bulundu Kaçıranlar için haber güncellemesi ve mutlaka izlenmesi gereken bir
    video*
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    *Üretimi de ithalatı da yasak olan GDO, devletin Toprak Mahsulleri
    Ofisi'nde bulundu. Özel bir laboratuar tarafından tespit edilen yüzbinlerce
    ton GDO'lu buğdayın analiz raporları ortaya çıktı. "Gıda sektöründe GDO'lu
    (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ürün var mı yok mu?" tartışmasında
    bugün önemli bir gelişme yaşandı. Üretimi de ithalatı da yasak olan GDO,
    devletin Toprak Mahsulleri Ofisi'nde bulundu. Özel bir laboratuar
    tarafından tespit edilen yüzbinlerce ton GDO'lu buğdayın analiz raporları
    ortaya çıktı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in "Yemem de
    yedirtmem de" dediği GDO'lu buğdayların Toprak Mahsulleri Ofisi'nde (TMO)
    "muhafaza" edildiği ortaya çıktı. TMO'nun Mersin'deki silolarında depolanan
    buğdayların GDO'lu olduğunu ortaya koyan laboratuar analiz raporları bugün
    Yurt gazetesinde yayınlandı. 100 bin tondan fazla GDO'lu buğdayın ekmek
    yapılıp halka sunulup sunulmadığı ise henüz bilinmiyor. Başka silolarda da
    var mı? Çeşitli gıda ürünleriyle ilgili analizler yapan özel bir araştırma
    laboratuarı, TMO'nun Mersin'deki buğday silosundan örnekler aldı.
    Laboratuarın sonuçlarından depolanan buğdayların GDO'lu olduğu ortaya
    çıktı. Böylelikle Bakanlığın GDO'lu ürünlere sıkı denetim uygulamak yerine
    kendi depolarında tuttuğu gözler önüne serildi. Öte yandan, Mersin TMO'da
    ortaya çıkan GDO skandalı, "TMO'nun başka şehirlerdeki buğday siloları da
    GDO'lu mudur?" sorusunu akla getirdi. Üretimi de ithalatı da yasak ama...
    Üretimi de ithalatı da yasak olan GDO'lu ürünlere karşı sıkı bir denetim
    uyguladıklarını öne süren Eker'in bu skandalla ilgili nasıl bir açıklama
    yapacağı ise merak konusu. Daha önce GDO'lu ürünlerle ilgili çok sert
    açıklamalarda bulunan Bakan Mehdi Eker, mevzuatı kendilerinin çıkardığını
    söylemiş ve sözlerini şöyle sürdürmüştü: "Bizim mevzuatımızda GDO'lu ürün
    yasak. Sıkı denetim var, mümkün değil. Tüketimle ilgili şu an itibarıyla
    bir tane insan gıdası olarak kullanılabilecek bir GDO'lu ürüne izin
    verilmiş değil. Piyasa denetimleri yapmak suretiyle bunları izliyoruz."
    TMO'NUN Mersin Şubesi'ndeki siloları toplam 100 bin ton kapasiteli. Bir
    silosunda ise yaklaşık 2 bin ila 700 ton arası buğday yer alıyor. *
    İzlenmesi gereken video linki
    Video: http://vimeo.com/40641392
     
     
     
     
     
    --
     
     
     
     
     
    *Reply via web post *
     
    Reply to sender
     
    Reply to group
     
    Start a New Topic
     
    Messages in this topic (1)
     
    *Recent Activity:*
     
    Visit Your Group
     
    E
     
    [image: Yahoo! Groups]
     
    Switch to: Text-Only, Daily Digest * Unsubscribe * Terms of Use * Send us
    Feedback
     
    .
     
     
     
     
     
     
    --
    *TC Sili*
     
    [image: Resim]
     
     
    * ek* -- Tüm ekleri
    indir<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
    (sıkıştırma
    hedefi:
    Türkçe
    [image: Dosya adı kodlama menüsü]
    ) Tüm resimleri
    görüntüle<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
     
    [image: ata ve bayrak.jpeg]<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
    ve bayrak.jpeg*
    31
    .
    .
    SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
     
    SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
     
     
    YURTTA SULH CİHANDA SULH
     
    PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
     
    K. ATATURK

     

    "Serendip Altındal" <serendip...@gmail.com> Feb 18 01:15PM +0200  

    Sevgili Mahiye Morgül, aşağıdaki güzel ve düşündürücü yazısıyla bende de bir çağrışım uyandırdı. 1960 yılının başlarıydı zannedersem, bugünkü AKP gibi tiranist aşamada ve artık sonunun başlangıcında ki DP iktidarına karşı yapılan talebe yürüyüşlerinin en yoğun olduğu dönemde, Taksime doğru yine böyle bir yürüyüşteydik. Herkes 'Kahrolsun Menderes' diye haykırırken, gençlerden birinin 'Hamdolsun Menderes' diye bağırması üzerine, kendisinin infial içindeki toplumun elinden zorlukla kurtarılmasını hatırladım birden.
     
    Sonra bir de baktık, bu kişi meğer benimde Teşvikiye-Nişantaşı muhitinden tanıdığım, birden bire peyda olan, kısa zamanda samimiyeti ve cömertliği ile çevrenin kızlı, erkekli popüler gençleriyle arkadaşlık kurarak, evinde verdiği zengin partilere onları davet eden ve böyle bir iki partide bizzat bulunduğum, kırık Türkçe konuşan bir Amerikalı(!) genç adamdı. Sonra eksik Türkçesiyle 'Hamdolsun' ile 'Kahrolsun'u karıştırdığı söylenerek, feci bir dayak yemekten kurtarılmış olduğu anlaşılmıştı.
     
    Serendip Altındal
     
    ----- Original Message -----
    From: Mahiye Morgul
    Sent: Tuesday, February 18, 2014 3:38 AM
    Subject: ""Türklerin futbol fanatizmi" ABD'nin yeni araştırma konusu
     
     
    "Türklerin Futbol Fanatizmi" ABD'nin Yeni Araştırma Konusu
     
     
     
    Futbol seyircimizin tarih yazdığı günleri yaşıyoruz. Tüm taraftarların takım ayırmadan birleşebildiğini görmek bize umut veriyor, gurur duyuyoruz.
     
    "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz!" diye hep bir ağızdan haykırıyorlar. 34.dakikada Beşiktaş Çarşı oluyor her saha. Hükümete protestolar yükseliyor.
     
    Bize umut veren bu sahneler birilerine umutsuzluk veriyor olmalı ki bu heyecanımızı araştırma konusu yaptılar... Ne oldu da birbirine saldıracaklarını beklerken kol kola girip yürüyüş yapıyorlar?
     
    Futbolla uyutma planları Türklere tutmadı, çok şaşırdılar,
     
    Bunlardan Amerikan Enstitülerine araştırma konusu çıkmaz mı?
     
    Başlığı okudunuz. Böyle bir başlık başka nerde araştırma konusu olabilir?
     
    Ülkemize Amerikan üniversitelerinden araştırma yapmaya sosyologlar gelmeye başladı. Bütün illere gitmiş olmalı, 2 tanesi Rize'ye gitti. Ev tutmak istedikleri zaman futbolla ilgili araştırma yapacaklarını söylemek durumunda kalmışlar. Önce futbolcu zannedenler olmuş. Çünkü futboldan söz edilince bizim insanımızda futbolcudan başka kavram yok.
     
    Bizim insanımızda Amerikan Enstitülerinin neden ülkemizde araştırma yapmak isteyebileceklerine dair bir kavram da yok. Herkesi kendimiz gibi biliriz çünkü.
     
    Ancak, Rize'de ev tutmak istediklerinde ilk tepkiyi gördüler; iki daire sahibi "vermiyoruz" dedi, başka iki daire için emlâkçıya gittiler, yeni iki daire bulundu, o iki ev sahibi de önce evet dediği halde daha sonra vazgeçti, üçüncü kez emlâkçıya gittiler.
     
    Şimdi bunu düşünüyorum. Her halde bu görevli sosyologlar(!) neden Rize'de Türkler yabancıya ev vermek istemiyor, önce bunu merak edecekler ve raporlarına yazacaklar.
     
    Barış Gönüllüleri diye gelen Amerikalılar bizim kuşağın hafızasındadır. İngilizce derslerine girerlerdi. 50 yıl öncesiydi, Rize'ye de gelmişti bir tanesi, bekâr bayandı, evine çay içmeye bizi davet etmiş, sınıfımızdan birkaç kız gitmiştik. Biz de İngilizce konuşma duyacağız diye uçarak gitmiştik. Ankara'ya okumaya gittiğimde öğrendim ki, Türkler neyi sever, neyi sevmez, alışkanlıkları nelerdir, neye çabuk kızarlar, nasıl kandırılabilirler, yerel özellikleri nelerdir, vb. Böyle raporları tutuldu. Onları yurdumuzdan kovmamız 1968'de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünde başlattığımız Yankee Go Home boykotlarıyla oldu.
     
    Bu gelen sosyologlar Barış Gönüllüleri olayını mutlaka bilirler. Araştırmaya gittikleri ülkeyle ilgili ön bilgilendirme yapılır onlara. Şimdi kendilerine ev vermek istemediğimizi gördüklerinde tepkiselliğimizin tarihsel köklerine inerler ve bunu araştırma raporuna koyarlar. Amerikan bayramı olan 4 Temmuz günü evine Amerikan bayrağı asmaya kalktığında göreceği tepkiyi de hesap ederler.
     
    Amerikan Enstitülerinde kürsüler nasıl çalışır, çoğumuz bilmez, bizdeki gibi değildir.
     
    Şirketler Amerikan Enstitülerinde kürsü kurar, CİA Enstitüleri de kürsü kurar. En çok para bu kürsülerde vardır. İş garantisi olduğu için gençler tercihen böyle şirket kürsülerinde burslu okur, doktora falan yapar. Vakfiye Kürsüleri denir bunlara. Şirket ajanları buralardan yetiştirilir, onları rakip şirketlerin içine (özellikle ilaç şirketleri) veya ülkelere ajan sokar, rakip ürünü sabote ettirir, vs. Kürsünün araştırma giderleri şirket tarafından karşılanır. Bu kürsülerin hocalarına da Vakfiye Profesörü denir.
     
    Ülkemize "Türklerin futbol fanatizmi"ni araştırmak üzere gelenlerin hangi enstitünün sosyoloji kürsüsünde çalıştığını bilmeye gerek yok tabii. Ancak Amerikan Üniversite sisteminde piyasacı eğitimin fakülte ayağında "talep varsa kürsü açılır" genel yöntemdir.
     
    Yeri gelmişken söyleyelim; bizde de bu sisteme geçiş hazırlıkları var. Böylece Amerikan şirketleri burada kürsü kurarak Türkiye'de çalıştıracakları adamlarını (bizdeki adı işbirlikçi hain olacaktır) daha ucuza temin edebilecektir. Başbakanımız bunları da taahhüt ettiği için BOP eşbaşkanıdır. "BOP nedir ben size anlatayım" diye başlayan bir açıklamasında, "Eğitimi daha ileri safhalara götürmektir" dediğini hatırlayacaksınız.
     
    Konuya dönersek.
     
    Türkleri futbolla uyutamadıklarını gördüler ve bunun araştırmasını yaptırıyorlar.
     
    Aklıma Arjantin'de bir zamanlar tango öğreten dans salonları geldi. Amerikancı darbenin başı Pinoşe iki kişiyi yan yana görse hapse atıyordu. Yan yana gelmenin yasak olmadığı tek yer dans salonlarıydı. O zamanlar Arjantin'de bir direniş efsanesi gibi tango direnişin sembolü oldu. Filmini yaptılar, adı:
     
    "Tango her zaman tango değildir!"
     
    ABD yöneticileri, şimdilerde ülkemizde bir diktatör yaratmanın peşindedir ve gördüler ki bir şeyler ters gidiyor, belli ki 50 yıl öncenin Barış Gönüllüleri bizi tam tanıyamamış.
     
    Ve şimdi, futbolla uyutulduğu sanılan Türkler sahalardan sokaklara taşmış, Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" diye haykırıyor!
     
    Yaz raporuna bay Vakfiye sosyologu.
     
    Türkler "Futbol her zaman futbol değildir" diyor!
     
    ...
     
    3 F nedir bilmeyenlere:
     
    Portekiz'de Amerikancı diktatör Salazar, halkını 40 yıl bu formülle yönetti; Futbol, Fado(yerli Arabesk), Fatima (dua etmek).
     
     
     
    Mahiye Morgül /25.2.2014

     

    "Dogan Kekevi" <dog.k...@t-online.de> Feb 17 09:05PM +0100  

    Vallahi kim „Fatih“ kim „Bizans komutanı“ bilemem, kişinin algılamasına
    bağlı soyut şeyler. Hadi o küfürlerini de bir yana bırakalaım ama ortada
    PKK bayraklarının göndere çekildiği; TC’nin kaldırıldığı; Andımızın
    müfredattan çıkarıldığı; Türk bayrağı asanlara kovuşturma açıldığı; Türk
    askerinin katillerinin el üstünde tutulduğu vs. vs. gibi somut olaylar
    dururken hala eline Türk bayrağı alıp „Türküm“ diyemeyen Erdoğan’nın önünde
    durup kendini siper etmeni anlamak zor be Yılmaz kardeşim.
     
    Allah sana selamet versin..
     
    Aydoğan
     

     

     
    Von: cumhuriye...@yahoogroups.com
    [mailto:cumhuriye...@yahoogroups.com] Im Auftrag von davut arslantürk
    Gesendet: 17 Şubat 2014 Pazartesi 10:51
    Betreff: [cumhuriyetimizicin] Gazeteci Yusuf Yavuz'a tehdit: Osmanlı
    gelecek, senin...
     

     
     
     
     
     
     
    Pazar, 16 Şubat 2014 - 21:58
     
     
    Gazeteci Yusuf Yavuz'a tehdit: Osmanlı gelecek, senin...
     
     

    <https://fbcdn-sphotos-c-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn1/t1/75956_68863746117
    9617_598907845_n.jpg> Gazeteci Yusuf Yavuz'u tehdit eden şahsa göre Erdoğan,
    Fatih; Kılıçdaroğlu ise Bizans komutanı!
     

    Yıkım politikalarına karşı haberleri ve muhalif yazılarıyla bilinen gazeteci
    -yazar Yusuf Yavuz'un resmi facebook sayfasına küfür ve tehditlerle dolu
    mesajlar gönderildi.

    (soL - Haber Merkezi) AKP'nin baskı ve sansür politikalarına karşı
    gazeteciler bugün İstanbul'da eylem yaparken, Başbakan Erdoğan'ın "zor
    tutuyoruz" diyerek gaz verdiği yüzde 50'nin sosyal medyada gazetecilere
    yönelik hakaretlerine bugün bir yenisi daha eklendi.

    'Kominizm ne kadar nalet bişeymiş'
     
    Türkiye'nin dört bir yanında sürdürülen yıkım politikalarına karşı direnen
    yurttaşların sorunlarını ele alan haberleri ve muhalif yazılarıyla tanınan
    ve soL Haber Portalı'nın da katkıcılarından olan gazeteci-yazar Yusuf
    Yavuz'un yazı ve haberlerinin yayınlandığı facebook'taki resmi sayfasına
    küfür ve hakaret dolu tehdit savuranlardan biri olan 35 yaşındaki Yener
    Yılmaz, "vay o... cocugu kominizin nekadar nalet bişeymiş senin
    paylaşımlarını görünce birkez daha anladım ama OSMANLI gelicek senin ananı
    s... sabret azkaldı" tehdidinde bulundu.

    'Başbakan ve bakanlar sorumsuzca hedef gösteriyor'
     
    Bugüne kadar benzeri tehditler aldığını anlatan gazeteci Yusuf Yavuz,
    Başbakan'dan Bakanlara kadar hükümet üyelerinin kendileri gibi
    düşünmeyenleri hedef gösteren sorumsuz açıklamalar yaparak fanatizmi
    kürüklediklerini vurgulayarak, "Bu, AKP fanatizminin ve kör milliyetçiliğin
    geldiği noktanın çarpıcı bir göstergesidir. Yıkımlara karşı refleks gösteren
    kamuoyunun ve bu refleksleri yazı ve haberleriyle duyuran gazetecilerin
    nasıl algılandığını gösteren trajik bir örnektir. Buradan savcılara ve
    kolluk kuvvetlerine seslenerek bu tür küfür ve hakaretlerle görevini yapmaya
    çalışan gazetecileri tehdit eden fanatiklere karşı yasaların kendilerine
    yüklediği sorumlulukları yerine getirmeleri çağrısında bulunuyorum" dedi.

    Erdoğan Fatih, Kılıçdaroğlu Bizans komutanı
     
    Profilindeki bilgilere göre Kocaeli'nin Kandıra ilçesinden olduğu ve
    İstanbul'da yaşadığı anlaşılan Yener Yılmaz'ın paylaştığı fotoğraflar
    arasında Başbakan Erdoğan'ı Fatih Sultan Mehmet'e, CHP lideri
    Kılıçdaroğlu'nu da Bizans'lı komutana benzeten fotomontajlar dikkat çekiyor.

    Kurt işareti yapan Yılmaz:

    <https://fbcdn-sphotos-e-a.akamaihd.net/hphotos-ak-frc3/t1/1920333_688638297
    846200_1192040102_n.jpg>

    ..



     
     
     
     
     
     
    __._,_.___
     
     
     
    Grubumuzla paylaşmış olduğunuz özgün yazılarınız,haberler ve görsel
    temaların içeriğinden iletiyi gönderen üye hukuken doğrudan sorumludur.
     
     

    <http://geo.yahoo.com/serv?s=97476590/grpId=18804466/grpspId=1705083764/msgI
    d=100400/stime=1392630648>
     
     
     
     

    <http://groups.yahoo.com/group/cumhuriyetimizicin;_ylc=X3oDMTJmZzdodGw3BF9TA
    zk3MzU5NzE0BGdycElkAzE4ODA0NDY2BGdycHNwSWQDMTcwNTA4Mzc2NARzZWMDdnRsBHNsawN2Z
    2hwBHN0aW1lAzEzOTI2MzA2NDg-> Visit Your Group
     

    <http://groups.yahoo.com/;_ylc=X3oDMTJlYjc4YmY2BF9TAzk3NDc2NTkwBGdycElkAzE4O
    DA0NDY2BGdycHNwSWQDMTcwNTA4Mzc2NARzZWMDZnRyBHNsawNnZnAEc3RpbWUDMTM5MjYzMDY0O
    A--> Yahoo! Groups
     
    • <http://info.yahoo.com/privacy/us/yahoo/groups/details.html> Privacy •
    <mailto:cumhuriyetimizi...@yahoogroups.com?subject=Unsubscribe>
    Unsubscribe • <http://info.yahoo.com/legal/us/yahoo/utos/terms/> Terms of
    Use
     
     
     
     
     
    __,_._,___

     

    Sili Ozerdim <silio...@gmail.com> Feb 18 03:02PM +0200  

    ---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
    Kimden: Türker Ertürk <erturk...@gmail.com>
    Tarih: 15 Şubat 2014 10:52
    Konu: Bugünkü " Karşılığı kefendir " başlıklı yazım.
    Kime:
     
     
    http://www.ilk-kursun.com/haber/170146
     
    Türker Ertürk: Karşılığı kefendir
     
    Haberler <http://www.ilk-kursun.com/konu/haber> - Türker
    Ertürk<http://www.ilk-kursun.com/konu/ilk-kursun/turkererturk>
    15 Şubat 2014
     
    İki yıl aradan sonra geçtiğimiz günlerde *KKTC Cumhurbaşkanı Derviş
    Eroğlu*ile *KRY
    (Kıbrıs Rum Yönetimi) Lideri Nicos Anastasiades* tekrar bir araya
    geldiler. *Birleşmiş
    Milletler* gözetiminde yapılacak görüşmelerde yazılanlara ve söylenenlere
    bakılırsa *"Kıbrıs sorununu" *çözeceklermiş.
     
    Hangi sorunu? Esasında Kıbrıs'ta geçmişte sorun olduğu doğruydu! Ama bu
    sorun 1974'te çözüldü ve adaya barış geldi. Öncesinde kan, kin,
    huzursuzluk, çatışma ve savaş vardı; bu doğru değil mi?
     
    *Hangi sorunu çözeceksiniz?*
     
    Kıbrıs'ın kuzeyinde 40 yıldır barış ve istikrar var. Elinizi vicdanınıza
    koyun, bu 40 yıl içinde adanın kuzeyi bölge ve dünya barışı için
    istikrarsızlık kaynağı olmuş mudur?
     
    O zaman siz hangi sorunu çözeceksiniz? Sorun nereden baktığınıza göre
    değişir. Eğer siz Müslüman Türklerin adada hür ve bağımsız olarak kendi
    kendini idare etmesini istemiyor, onları önce azınlık hale getirip sonra
    zaman içinde yok etmeyi düşünüyorsanız, doğrudur bugün adada sorun var.
     
    *Sizin niyetiniz başka!*
     
    *Türkiye'yi, Suriye'yi, Irak'ı, İran'ı, Libya'yı, Yemen'i,
    Ukrayna'yı*bölmeye çalışacaksınız, Yugoslavya'yı parçalayacak, Sudan'ı
    böleceksiniz,
    Kore ve Çin gibi bölünmüş ülkeleri birleştirmek için bir çaba
    harcamayacaksınız ama ayrı etnik yapıdan, kültürden ve dinden gelen
    toplumları zorla, baskıyla bir araya getirmeye çalışacaksınız! O zaman
    sizin niyetiniz başka!
     
    Bakınız bir arada, aynı çatı altında ve iç içe yaşatmak istediğiniz iki
    toplumdan biri olan Rumlar geçmişte Kıbrıs'ta Türkleri yok ve imha etmek
    istedi. Aynen Girit'te, Teselya'da, İnebahtı'da, Yanya'da, Eğriboz'da,
    Atina'da, Kalamata'da olduğu gibi.
     
    *Akritas ve İfestos*
     
    Sözde *"Ermeni soykırımı"*nı kıyısından veya köşesinden bile
    doğrulayabilecek bir belge gösterilememesine rağmen *Rumların Kıbrıs*'ta
    Türkleri soykırıma tabi tutmak istediklerini kanıtlayan babalar gibi inkâr
    edilemez belgeleri var.
     
    *Akritas, Kıbrıs*'ta yaşayan Müslüman Türkleri imha planının adıdır. Kâğıt
    üzerinde de kalmamış ve 21 Aralık 1963'te düğmeye de basılmıştır. Ayrıca bu
    köşeyi takip edenler bilirler, daha önce de yazdım; *Akritas*'ı esas alarak
    hazırlanan* İfestos Harekât Planı* da elimizde. Bu planda kim, nerede,
    nasıl, ne yapacak sorularına cevap veriliyor. Yani hangi Türk köyü nasıl
    imha edilecek ve hangi toplu mezarlara kimler gömülecek gibi! Daha önce
    atalarının yine Avrupalıların yardımıyla 1821'den itibaren Yunanistan'da
    eşikteki ve beşikteki atalarımıza yapıldığı şekilde! Bu konuda şüphesi olan
    lütfen* Justin McCarthy*'nin Osmanlı Müslümanlarının etnik kıyımını
    anlatan *"Ölüm
    ve Sürgün"* kitabını okusun.
     
    *Gayri ahlaki baskı var!*
     
    Şimdi siz, size tecavüze ve soykırıma yeltenen, bu konuda geçmişi ile
    lekeli ve sicili bozuk olan bir toplumla Türk askerinin koruması olmadan
    yan yana ve iç içe aynı çatı altında yaşamak istiyorum derseniz ya aklınızı
    peynir ekmekle yemişinizdir ya da tecavüzden ve soykırıma uğramaktan zevk
    alıyorsunuz demektir.
     
    *Erdoğan* liderliğindeki AKP hükümeti *Derviş Eroğlu*'na Kıbrıs'ı, Kıbrıs
    Türkünün ve ülkemizin çıkarlarını yok sayarak satması için gayri ahlaki ve
    gayri etik baskılar yapmaktadır. Çünkü Erdoğan zor durumda, süpürüleceği
    deliğin kenarında ve her türlü ödünü vermeye razıdır. Dış dinamikler bunu
    bilmektedir ve bu nedenle bastırmaktadır.
     
    *Ölmüş eşek fiyatına!*
     
    Kıbrıs, 2004'te de* Annan Planı* ile satılmaya çalışılmıştı ama Rumlar
    ölmüş eşek fiyatına almak istediklerinden ve zamanın kendileri lehine
    işleyeceğini tahmin ettiklerinden o teklifi kabul etmemişlerdi.
    Bugün görüyoruz ki, *Annan Planı* ile verilen tavizlerin çok çok ötesine
    geçilmiştir. Bunun tek bir anlamı var; bu bir ihanettir. Bu suçun tüm
    dünyada karşılığı bellidir. Müslüman dünyasındaki karşılığı ise kefendir.
     
    *Yarın Bursa'dayım*
     
    Kıbrıs niye tekrar ısıtılmaya başlandı? Arkasındaki diğer nedenler neler
    olabilir? Konularını eğer hızla akan gündem bizi değişiklik yapmaya
    zorlamaz ise haftaya Çarşamba günü ele alacağız.
     
    *Bugün saat 13.00'te Sessiz Çığlık eylemine katılmak için Beşiktaş'tayım...
    Yarın da aynı saatte Milli Merkez Bursa Kurultayı için Fethiye Kültür
    Merkezi Nilüfer-Bursa'da olacağım.*
     
    Saygılar.
     
     
     
    --
    *TC Sili*
     
    [image: Resim]
     
     
    * ek* -- Tüm ekleri
    indir<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=zip&zfe=cp857>
    (sıkıştırma
    hedefi:
    Türkçe
    [image: Dosya adı kodlama menüsü]
    ) Tüm resimleri
    görüntüle<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&disp=imgs>
     
    [image: ata ve bayrak.jpeg]<https://mail.google.com/mail/u/0/?ui=2&ik=63f172f7c2&view=att&th=13a97a5993d1e823&attid=0.1&disp=inline&realattid=f_h8pql53l0&safe=1&zw>*ata
    ve bayrak.jpeg*
    31
    .
    .
    SORGULAMAYAN İNSAN CAHİLDİR,
     
    SORGULATMAYAN İNSAN İSE ZALİMDİR
     
     
    YURTTA SULH CİHANDA SULH
     
    PEACE AT HOME PEACE ON EARTH
     
    K. ATATURK

     

    "Zeki Sarıhan" <zekis...@gmail.com> Feb 18 01:17AM +0200  

    *1970'LERDE HANGİ KİTAPLAR OKUNUYORDU?*
     
     
    *Zeki Sarıhan*
     
     
    *"İtiraf Ediyorum"* başlığı altında Türk ve Dünya edebiyatından
    okuyamadığım için yazıklandığım kitapların listesi oldukça ilgi uyandırdı.
    Kimisi beklediğim gibi bunları okuyamadığım için bana acırken, kimileri de
    bundan "Okunacak kitaplar listesi" anlamını çıkardılar.
     
     
    Aşağıdaki liste ise 16 Mayıs 1971'den 2 Haziran 1972'ye kadarki yaklaşık
    12.5 aylık bir sürede okuduğum kitapların adlarını ve yazarlarını
    gösteriyor. Bunları İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Tutukevi ile
    oradan nakledildiğim Mamak Askeri Tutukevi'nde okudum. Her birini de, bunun
    için tuttuğum defterde özetle tanıttım.
     
     
    Bunların hiç birini ben satın almadım veya bana gönderilmedi. Koğuş
    arkadaşlarıma gelen kitaplardır. Liste, 1970'li yıllarda gençlerin
    evlerinde bulunan veya satın alınıp tutukevine getirilen kitapların
    hangileri olduğu konusunda bir fikir verebilir. Ayrıca cezaevlerinin
    istenirse birer zindan olmaktan çıkarılıp nasıl kitaplarla aydınlık birer
    mekâna dönüştürülebileceğini de gösteriyor olmalıdır... (18.2.2014)
     
    1. *Yeşil Gece:* Reşat Nuri Güntekin
     
    2. *Yunus Emre:* Sabahattin Eyüboğlu
     
    3. *Aşkların En Güzeli:* Emile Zola
     
    4. *Kuyucaklı Yusuf*: Sabahattin Ali
     
    5. *Ana:* Maksim Gorki
     
    6. *Casus:* Maksim Gorki
     
    7. *İşte İnsan:* Azra Erhat
     
    8. *36 Kısım Tekmili Birden*: Tarık Dursun K.
     
    9. *Reşo Ağa*: Bekir Yıldız
     
    10. *Acı Hayat:* John Steinbeck
     
    11. *Dönek*: Jack London
     
    12. *İnci*: John Steinbeck
     
    13. *Gorio Baba:* Balzac
     
    14. *Ekmeğimi Kazanırken*: Maksim Gorki
     
    15. *Tütün:* Dimitir Dimov
     
    16. *Ölümsüz:* Vasili Vasilikos
     
    17. *Diriliş:* Tolstoy
     
    *18. **Çerkez Ethem'in Anıları: *Dünya Gazetesi
     
    19. *Hayata Dönüş:* Cronin
     
    20. *Baba:* Mario Puzo
     
    21. *Sefiller* I-II: Victor Hugo
     
    22. *Düdüklü Tencere:* Metin Eloğlu
     
    23. *Kumarbaz:* Dostoyevski
     
    24. *Raik'ın Annesi:* Halide Edip Adıvar
     
    25. *Ekmek Kavgası:* Orhan Kemal
     
    26. *Denemeler:* Montaigne
     
    27. *Çanlar Kimin İçin Çalıyor:* Hemingway
     
    28. *İklimler:* Andre Maurois
     
    29. *Bozguncular:* Maksim Gorki
     
    30. *Cemile:* Orhan Kemal
     
    31. *Yorgun Savaşçı:* Kemal Tahir
     
    32. *Parasız Yatılı:* Firuzan
     
    33. *Bahar Seli:* Turgenyev
     
    34. *Kaçak:* Orhan Kemal
     
    35. *Aşk Hikâyesi:* Erich Segal
     
    36. *Sokakların Çocuğu:* Orhan Kemal
     
    37. *Gök Cephesi:* Nguyan Dinh Thi
     
    38. *İnsanlık Komedyası:* William Saroyan
     
    39. *Gurbet Kuşları:* Orhan Kemal
     
    40. *Ay Büyürken Uyumamam:* Necati Cumalı
     
    41. *İki Sevgili:* Mervn Jones
     
    42. *Ölü Canlar:* Gogol
     
    43. *Beyaz At:* Elsa Triolet
     
    44. *100 Soruda Anayasanın Anlamı:* Mümtaz Soysal
     
    45. *Silahlara Veda:* Ernest Hemingway
     
    46. *Kaputt:* Cızıo Malaperte
     
    47. *Toprak Ana:* Cengiz Aymatov
     
    48. *Canavar:* Bertold Brecht
     
    49. *Köylüler:* Anton Çehov
     
    50. *Bir Şey Yap Met:* Aziz Nesin
     
    51. *Stepançikova Köyü:* Dostoyevski
     
    52. *Gece:* Antonioni
     
    53. *Kaçakçı Şahan:* Bekir Yıldız
     
    54. *Tütünün Zararları-Bir Evlenme Teklifi-Sayfiyede Yaz-Ayı:* Çehov
     
    55. *Hapishane Mektupları:* Rosa Luxemburg
     
    56. *Kara Vagon:* Bekir Yıldız
     
    57. *Tüneldeki Çocuk-Mahkeme Kapısı:* Sait Faik
     
    58. *Ölü Bir Evden Anılar:* Dostoyevski
     
    59. *Rahmet Yolları Kesti:* Kemal Tahir
     
    60. *Deliler Boşandı:* Aziz Nesin
     
    61. *Medarı Maişet Motoru:* Sait Faik
     
    62. *Kelleci Memet:* Kemal Tahir
     
    63. *Amerika Nato ve Türkiye:* Türkkaya Ataöv
     
    64. *Bereketli Topraklar Üzerinde:* Orhan Kemal
     
    65. *Çağdaş Düşüncede Toplumsal Tepki:* J. S. Svhapiro
     
    66. *Kiev'deki Adam:* Bernarda Malamud
     
    67. *Şahmerdan-Lüzumsuz Adam:* Sait Faik
     
    68. *Yeraltı Dünyası:* Dostoyevski
     
    69. *Patates Şovalyeleri:* Giovanni Guareschi
     
    70. *Damda Deli Var:* Aziz Nesin
     
    71. *Merhaba:* Aziz Nesin
     
    72. *Gol Kralı:* Aziz Nesin
     
    73. *Benim Üniversitelerim:* Maksiml Gorki
     
    74. *Toplum Biçimlerinin Gelişimi: Ekim* Yayınevi
     
    75. *Kaplumbağalar:* Fakir Baykurt
     
    76. *Ölümün Adı:* Ladislav Mnacko
     
    77. *Yol Ayrımı:* Kemal Tahir
     
    78. *Kardeş Kavgası:* Nikos Kazancakis
     
    79. *Kapitalist Toplum:* ?
     
    80. *Suç ve Ceza *I*:* Dostoyevski
     
    81. *Yalancı Dünya:* Orhan Kemal
     
    82. *Üç Anadolu Efsanesi:* Yaşar Kemal
     
    *83. **İnsanlar, Yıllar ve Hayatlar: *İlya Ehrenburg
     
    84. *Büyük Mal:* Kemal Tahir
     
    85. *Kanal:* J.S.Stawinsky
     
    86. *İspanya'da Ölüm Güncesi:* Arthur Koestler
     
    87. *Bize Toprak Verdiler:* Juan Rulfo
     
    88. *Don Camillo ve Hayırsız Oğul:* Giovanni Guareschi
     
    89. *Kırmızı Yel:* Osman Şahin
     
    90. *Durgun Don (Don Nahri Sakin Akar)*I-II-III-IV: Şolohov
     
    91. *Kelebek:* Henri Charriere
     
    92. *Dünya Evi:* Orhan Kemal
     
    93. *İnsanlık Uğruna:* Boris Poleboy
     
    94. *Üç İhtilalin Hikâyesi:* Erdoğan Örtülü
     
    95. *İnsancıklar:* Dostoyevski
     
    96. *Evlilik Şirketi:* Bekir Yıldız
     
    97. *Büyük Mücadele:* Daskalof

     

--
Sayın "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU" grubu üyesi.
grubumuzla ilgili şikayetleriniz ve tavsiyeleriniz grup yönetimine " erzinca...@gmail.com " adresimize bildirin,
Grubumuzda yayınlanan iletilerin yasalar karşısında tüm sorumluluğu yazarına ve iletinin üzerinde değişiklik yapıp yayınlayan üyeye ait olacaktır, İletilerin mutlaka konu başlıklarını yazınız. İletilerinizde Başka bir grubun tanıtımı, url adresleri yada benzeri ibareler bulunması halinde o iletiler yayınlanmayacaktır.. önemle duyurulur. saygılarımızla
---
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "TÜRKİYE İÇİN EL ELE MAİL GRUBU" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için Turkiye-i...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu grubu http://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele adresinde ziyaret edebilirsiniz.


Gul Gun

unread,
Feb 19, 2014, 3:11:25 AM2/19/14
to Turkiye-i...@googlegroups.com
Sizin sacmaliklarinizi okumak zorundamiyim. Yolsuzluk ve rusvet zanlilari adelete hesap vermedigi surece bu ulke batmistir.
Bursla universite okuyan, askere gidemeyecek kadar hasta olan biri nasil oluyorda milyon paralari kisa surede kazaniyor. ben bunlarin cevabini beklerim bir vatandas olarak. yoksa bunlari gizlemek icin yapilan hersey her nedkadar demokrasi icin yalaniyla giydirilse de hepsi de yolsuzluk ve ruseveti ortmek icindir.

--
Dr.guler unal
BU Biology
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages