Fw: ""Türklerin futbol fanatizmi" ABD'nin yeni araştırma konusu

0 views
Skip to first unread message

Serendip Altındal

unread,
Feb 18, 2014, 6:15:25 AM2/18/14
to

        Sevgili Mahiye Morgül, aşağıdaki güzel ve düşündürücü yazısıyla bende de bir çağrışım uyandırdı. 1960 yılının başlarıydı zannedersem, bugünkü AKP gibi tiranist aşamada ve artık sonunun başlangıcında ki DP iktidarına karşı yapılan talebe yürüyüşlerinin en yoğun olduğu dönemde, Taksime doğru yine böyle bir yürüyüşteydik. Herkes ‘Kahrolsun Menderes’ diye haykırırken, gençlerden birinin ‘Hamdolsun Menderes’ diye bağırması üzerine, kendisinin infial içindeki toplumun elinden zorlukla kurtarılmasını hatırladım birden.

        Sonra bir de baktık, bu kişi meğer benimde Teşvikiye-Nişantaşı muhitinden tanıdığım, birden bire peyda olan, kısa zamanda samimiyeti ve cömertliği ile çevrenin kızlı, erkekli popüler gençleriyle arkadaşlık kurarak, evinde verdiği zengin partilere onları davet eden ve böyle bir iki partide bizzat bulunduğum, kırık Türkçe konuşan bir Amerikalı(!) genç adamdı. Sonra eksik Türkçesiyle ‘Hamdolsun’ ile ‘Kahrolsun’u karıştırdığı söylenerek, feci bir dayak yemekten kurtarılmış olduğu anlaşılmıştı.

Serendip Altındal

----- Original Message -----
Sent: Tuesday, February 18, 2014 3:38 AM
Subject: ""Türklerin futbol fanatizmi" ABD'nin yeni araştırma konusu

Türklerin Futbol Fanatizmi” ABD’nin Yeni Araştırma Konusu

 

Futbol seyircimizin tarih yazdığı günleri yaşıyoruz. Tüm taraftarların takım ayırmadan birleşebildiğini görmek bize umut veriyor, gurur duyuyoruz.

“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” diye hep bir ağızdan haykırıyorlar. 34.dakikada Beşiktaş Çarşı oluyor her saha. Hükümete protestolar yükseliyor…

Bize umut veren bu sahneler birilerine umutsuzluk veriyor olmalı ki bu heyecanımızı araştırma konusu yaptılar... Ne oldu da birbirine saldıracaklarını beklerken kol kola girip yürüyüş yapıyorlar?

Futbolla uyutma planları Türklere tutmadı, çok şaşırdılar,

Bunlardan Amerikan Enstitülerine araştırma konusu çıkmaz mı?

Başlığı okudunuz. Böyle bir başlık başka nerde araştırma konusu olabilir?

Ülkemize Amerikan üniversitelerinden araştırma yapmaya sosyologlar gelmeye başladı. Bütün illere gitmiş olmalı, 2 tanesi Rize’ye gitti. Ev tutmak istedikleri zaman futbolla ilgili araştırma yapacaklarını söylemek durumunda kalmışlar. Önce futbolcu zannedenler olmuş. Çünkü futboldan söz edilince bizim insanımızda futbolcudan başka kavram yok.

Bizim insanımızda Amerikan Enstitülerinin neden ülkemizde araştırma yapmak isteyebileceklerine dair bir kavram da yok. Herkesi kendimiz gibi biliriz çünkü.

Ancak, Rize’de ev tutmak istediklerinde ilk tepkiyi gördüler; iki daire sahibi “vermiyoruz” dedi, başka iki daire için emlâkçıya gittiler, yeni iki daire bulundu, o iki ev sahibi de önce evet dediği halde daha sonra vazgeçti, üçüncü kez emlâkçıya gittiler…

Şimdi bunu düşünüyorum. Her halde bu görevli sosyologlar(!) neden Rize’de Türkler yabancıya ev vermek istemiyor, önce bunu merak edecekler ve raporlarına yazacaklar…

Barış Gönüllüleri diye gelen Amerikalılar bizim kuşağın hafızasındadır. İngilizce derslerine girerlerdi. 50 yıl öncesiydi, Rize’ye de gelmişti bir tanesi, bekâr bayandı, evine çay içmeye bizi davet etmiş, sınıfımızdan birkaç kız gitmiştik. Biz de İngilizce konuşma duyacağız diye uçarak gitmiştik. Ankara’ya okumaya gittiğimde öğrendim ki, Türkler neyi sever, neyi sevmez, alışkanlıkları nelerdir, neye çabuk kızarlar, nasıl kandırılabilirler, yerel özellikleri nelerdir, vb… Böyle raporları tutuldu. Onları yurdumuzdan kovmamız 1968’de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünde başlattığımız Yankee Go Home boykotlarıyla oldu.  

Bu gelen sosyologlar Barış Gönüllüleri olayını mutlaka bilirler. Araştırmaya gittikleri ülkeyle ilgili ön bilgilendirme yapılır onlara. Şimdi kendilerine ev vermek istemediğimizi gördüklerinde tepkiselliğimizin tarihsel köklerine inerler ve bunu araştırma raporuna koyarlar.  Amerikan bayramı olan 4 Temmuz günü evine Amerikan bayrağı asmaya kalktığında göreceği tepkiyi de hesap ederler.

Amerikan Enstitülerinde kürsüler nasıl çalışır, çoğumuz bilmez, bizdeki gibi değildir.

Şirketler Amerikan Enstitülerinde kürsü kurar, CİA Enstitüleri de kürsü kurar. En çok para bu kürsülerde vardır. İş garantisi olduğu için gençler tercihen böyle şirket kürsülerinde burslu okur, doktora falan yapar. Vakfiye Kürsüleri denir bunlara. Şirket ajanları buralardan yetiştirilir, onları rakip şirketlerin içine (özellikle ilaç şirketleri) veya ülkelere ajan sokar, rakip ürünü sabote ettirir, vs. Kürsünün araştırma giderleri şirket tarafından karşılanır. Bu kürsülerin hocalarına da Vakfiye Profesörü denir.

Ülkemize “Türklerin futbol fanatizmi”ni araştırmak üzere gelenlerin hangi enstitünün sosyoloji kürsüsünde çalıştığını bilmeye gerek yok tabii. Ancak Amerikan Üniversite sisteminde piyasacı eğitimin fakülte ayağında “talep varsa kürsü açılır” genel yöntemdir.

Yeri gelmişken söyleyelim; bizde de bu sisteme geçiş hazırlıkları var. Böylece Amerikan şirketleri burada kürsü kurarak Türkiye’de çalıştıracakları adamlarını (bizdeki adı işbirlikçi hain olacaktır) daha ucuza temin edebilecektir. Başbakanımız bunları da taahhüt ettiği için BOP eşbaşkanıdır. “BOP nedir ben size anlatayım” diye başlayan bir açıklamasında, “Eğitimi daha ileri safhalara götürmektir” dediğini hatırlayacaksınız.

            Konuya dönersek.

Türkleri futbolla uyutamadıklarını gördüler ve bunun araştırmasını yaptırıyorlar.

Aklıma Arjantin’de bir zamanlar tango öğreten dans salonları geldi. Amerikancı darbenin başı Pinoşe iki kişiyi yan yana görse hapse atıyordu. Yan yana gelmenin yasak olmadığı tek yer dans salonlarıydı… O zamanlar Arjantin’de bir direniş efsanesi gibi tango direnişin sembolü oldu. Filmini yaptılar, adı:

Tango her zaman tango değildir!

            ABD yöneticileri, şimdilerde ülkemizde bir diktatör yaratmanın peşindedir ve gördüler ki bir şeyler ters gidiyor, belli ki 50 yıl öncenin Barış Gönüllüleri bizi tam tanıyamamış…

Ve şimdi, futbolla uyutulduğu sanılan Türkler sahalardan sokaklara taşmış, Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” diye haykırıyor!

Yaz raporuna bay Vakfiye sosyologu…

 Türkler "Futbol her zaman futbol değildir" diyor!

…..

3 F nedir bilmeyenlere:

Portekiz’de Amerikancı diktatör Salazar, halkını 40 yıl bu formülle yönetti; Futbol, Fado(yerli Arabesk), Fatima (dua etmek).

 

Mahiye Morgül /25.2.2014

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages