
|
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Apr 12 05:12PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Gönderen: yasemin <yasem...@hotmail.com> Tarih: 12 Nisan 2016 08:21 Konu: KUR’AN’DA; KUR’AN’I TANITAN, ANLATAN AYETLER-8- Alıcı: "erzinca...@gmail.com" <erzinca...@gmail.com> *KUR’AN’DA; KUR’AN’I TANITAN, ANLATAN AYETLER-8-* · İyi bilin ki Allah’ın laneti ayetlerini karartıp çarpıtanlar üzerinedir / Rableri adına yalan uyduranlar, insanları Allah’ın dosdoğru yolundan alıkoyarlar ve o yolu / onu çarpıtmak isterler / o yolu kötü göstermek için çalışanlardır. (Dünyada iken gerçeği) işitemedikleri ve göremedikleri için de onların azabı katlanacaktır. *(HÛD,18,19,20)* · Hiç düşünüp öğüt almaz mısınız / hatırlayıp öğüt almayacak mısınız? *(HÛD,24)* · Yoksa “Onu kendisi uydurdu mu diyorlar?” Eğer onu iftira yoluyla ben uydurmuşsam işlediğim suç benim aleyhimedir. *(HÛD,35)* · Ey Muhammed! İşte bunlar, sana Vahiy ile bildirdiğimiz geçmişin haberleridir. Bundan önce sen ve senin halkın / Araplar bundan habersizdi. Sen tüm güçlüklere göğüs gererek uyarmana devam et. *(HÛD,49)* · Biz o yok ettiğimiz halklara zulmetmedik, onlar, görevlendirdiğimiz elçilerin bildirdikleri ayetlerimizi inkâr ettikleri için kendi kendilerine zulmettiler. *(HÛD,101)* · Gerçekten bunda, öte dünyanın / ahret azabından korkanlar için kesin bir ibret / delil / büyük bir ders / ders alınacak bir ibret vardır. *(HÛD,103)* · Senin halkın Araplar / insanlar, sana indirdiğimiz Kur’an’a derin bir kuşku duymaktalar / kuşkulandıran bir endişededirler. *(HÛD,110)* · Ey Muhammed! Sen ve beraberindeki tövbe edenler, sana bildirileni dosdoğru uygulayın / emrolunduğun gibi tövbe edenlerle doğruluk ve dürüstlük yolunda yürü. Sakın çizgiyi aşıp aşırı gitmeyin. Ayetlerimi örtenlere, gizleyenlere sakın sempati duymayın, yoksa size de ateş dokunur. Güneşin batışından gecenin kararmasına kadar ve sabahın erken saatlerinde / gündüzün iki tarafında yani gece saatlerinde o Vahiy dersini yap / Vahyi öğretmeye devam et ki ortak koşucu düşünceleri silip yok etsin. Bu öğüt almak isteyenler / anlayan / Allah’ı anmak isteyenler için bir uyarıdır / öğüttür. *(HÛD,112,113,114)* · Ayetlerimize inanan çok az kişi dışındakiler, ulaştıkları refaha dalıp şımardılar; ayetlerimizi yalanlayanların / zalimlerin peşine takılıp, suçlular kervanına katıldılar. *(HÛD,116)* · Bu haberlerde senin için gerçeğin bilgisi, inananlar için de bir aydınlatma ve uyarı gelmiştir / bunlar, iman edenler için birer öğüt ve hatırlatmadır / sana gerçek ve inananlara öğüt ve uyarı / hatırlatma gelmiş bulunmaktadır. *(HÛD,120)* · Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar gerçekleri apaçık açıklayan / apaçık sözlü / apaçık, apaydınlık Kitap’ın işaretleridir / ayetleridir / ilkeleridir. *(YUSUF,1)* · Ey Muhammed! Biz sana bu Kitabı, diliniz Arapça olduğu için, anlayasınız / aklınızı çalıştırasınız / düşünürsünüz diye, Arapça bir Kur’an olarak indirdik / şu aklınızı kullanın artık! Sana bu Kur’an’ı Arapça olarak vahyetmekle, daha önceki milletlerin ve elçilerin haberlerini anlayabileceğiniz en güzel bir anlatımla sana bildiriyoruz / Biz, sana bu Kur’an’ı vahyederek kıssaların / hikâyelerin / anlatımların en güzelini anlatıyoruz; oysa sen daha önceleri (bunlardan) habersiz bulunuyordun. *(YUSUF,2,3)* · Allah’tan başka taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerden / bir takım hurafelerden ibarettir. Yoksa Allah, onlar hakkında hiçbir kanıt / onlara dair güçlü bir delil indirmiş değildir / Allah onlara hiçbir güç vermemiştir. Hüküm ancak / yalnız Allah’ındır. Allah yalnız ve yalnız / yalnızca Kendisine kulluk etmenizi istemiştir. Sağduyudan şaşmayan dosdoğru yol budur / dosdoğru / gerçek din budur; fakat insanların çoğu bunun bilincinde değil / (bu gerçeği) bilmemektedirler. *(YUSUF,40)* · Hüküm ancak / yalnız Allah’ındır. *(YUSUF,67)* · Sana onu Vahiy ile bildiriyoruz. Sen ne kadar yürekten istersen iste, yine de insanların çoğu (bu Vahye) inanmayacaklardır. *(YUSUF,102,103)* · Ey Muhammed! Sen, Kur’an ayetlerini anlatarak, elçilik görevini yaptığın için, halktan / Araplardan herhangi bir ücret de / karşılık da istemiyorsun. Kaldı ki, bu Kur’an, tüm dünya halkları için de bir uyarıdır / hatırlatmadır / bu Kur’an, bütün insanlık için bir öğüttür. *(YUSUF,104)* · Ey Peygamber! Ortak koşuculara de ki: “Bu, benim yolumdur; ben ve bana uyanlar, insanları açık bir delil üzere olan Allah’ın (dinine) çağırıyoruz. *(YUSUF,108)* · Bu Kur’an uydurma / iftira yoluyla / yalan isnatlarla / (asla insan tarafından) uydurulabilecek bir söz değildir / bunlar uydurulacak sözler değil…; aksine bu Kur’an kendisinden önce gelen Tevrat, Zebur, İncil ve diğerlerini onaylayıp doğrulayan / önceki çağlardan doğru namına ne kalmışsa sürdüren, her şeyin ayrıntılı açıklaması / uzunca anlatan / her şeyi açık açık dile getiren ve inananlar için de bir yol gösterici / doğruluk göstergesi ve Rahmet’tir / sevgi ve şefkat (pınarı olan ilahi bir kitaptır) / yol gösteren sevgi ve merhamet kaynağıdır. *(YUSUF,111)* · Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar Kitabın ve açık anlatımlı / apaçık Kur’an’ın ayetleridir / işaretleridir / ilkeleridir / (gerçeği) apaçık biçimde ortaya koyan Kur’an ayetleridir. *(HİCR,1)* · Ortak koşucu Araplar, Muhammed Peygamber’e “Ey kendisine Zikir / Kur’an’ uyarı / hatırlatma indirilen kimse, sen gerçekten tam bir delisin. Şayet anlattıkların doğru ise, bize melekleri getirsene” diyerek onunla alay ederler. *(HİCR,6,7)* · Kuşkusuz Zikri / Kur’an’ı / bu uyarıyı aşama aşama Biz, evet Biz indirdik Biz! Onu (her türlü tahriften) koruyacak / koruyucusu elbette Biziz / koruyan da Biz olacağız; bundan hiç şüpheniz olmasın. *(HİCR,9)* · Biz o Zikir’i / Kur’an’ı inkârlarında ısrar edenlerin / günaha batmışların kalplerinin bigâne kalamayacakları bir biçimde indiririz / alay etme hasletini, suç işleyenlerin kalplerine sokarız. Geçmiştekilerin durumu ortada iken yine de ona inanmazlar / ortak koşucular Zikre / Kur’an’a inanmak istemezler. *(HİCR,13)* · Yemin olsun, Biz sana yedi çifti / tekrarlanan yediyi / iki kat yediyi / çift mânalılardan tekrarlanan yedi ayeti ve çok büyük / yüce Kur’an’ı verdik. *(HİCR,87)* · Senden öncekilere de (Kutsal Kitap) indirmiştik; ancak, onlar, (bir kısmına inanmak ve bir kısmını da inkâr etmek suretiyle), onu parçalara ayırmışlardı / onlar ki Kur’an’ı parça parça / bölük bölük yaptılar / onlar, Kur’an’ı bölüp ayıranlardır. Onlar, şimdi de (aynı şekilde davranarak) Kur’an’ın bir kısmını kabul edip, bir kısmını inkâr ederek, Kur’an’ı geçersiz kılmaya çalışmaktadırlar. Kur’an’ı parçalara ayıran ortak koşucu bölücülere, aynı şekilde azabımızı indireceğiz / nitekim Biz, (Kur’an’ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir / haykır yüzlerine, Kur’an hakkında demediklerini bırakmayanların! *(HİCR,90,91)* · Sana buyurulanı açıkça bildir / söyle / şimdi sen, emrolunduğun şeyi kafalarını çatlatırcasına tebliğ et / sarsa sarsa açıkla / açıkça ortaya koy ve ortak koşuculara da aldırma / Allah’a ortak koşanlardan uzak dur; çünkü Biz, (sana indirilenle) alay edenlere ve Allah ile birlikte başka tanrı edinenlere / Allah’ın yanına başka tanrı koyan alaycılara / alay edip eğlenenlere karşı sana yeteriz. Onlar yakında (gerçeği) tanıyacaklardır / ne olduğunu bileceklerdir. *(HİCR,94,95,96)* · Ey Muhammed! Rabbinin emrini / buyruğunu / o Vahyi oku / sürekli tebliğ et yani o Vahye / Allah’a itaat edenlerden ol. *(HİCR,98)* · Övgü ve övülme, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve aydınlığı var eden / nûra vücut veren Allah içindir. Gerçeği örtenler, hâlâ putlar ediniyorlar / bunları / başka güçleri Rablerine denk tutuyorlar. *(EN’ÂM,1)* · Ortak koşuculara ne zaman, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelse, yüz çevirirler / hemen karşı tavır alırlar. Şimdi de kendilerine gelen bu apaçık Gerçeğe yalan diyorlar / kendilerine gelen Gerçeği alay konusu yaparlar. Fakat alay ettikleri şeyin ne olduğunu çok yakında anlayacaklar. Gerçekleri saklayanlar, kendilerinden önce, nice nesilleri yok ettiğimizi görmüyorlar mı? O alaya aldıkları Gerçeğin tâ kendisi, o maskaralığı yapanları çepeçevre kuşatıverdi / alay edenleri, eğlendikleri Gerçek kuşatıverdi. *(EN’ÂM,4,5,6,10)* · Ey Peygamber! De ki: “Sizi ve tüm insanlığı uyarmak için bana bu Kur’an verildi / vahyolundu / bu Kur’an, sizi ve ulaşabildiği herkesi uyandırmak için vahyolundu.” *(EN’ÂM,19)* · Kendilerine Kitap verdiklerimiz öz çocuklarını tanıdıkları gibi, onu / o Vahyi tanırlar / bilirler / önceki çağlarda Kitap verilenler, bu Gerçeği kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Ama nefislerinin ve duygularının tutsağı olanlar / kendilerine yazık edenler / özbenliklerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmak istemezler / imana yanaşmazlar. *(EN’ÂM,20)* · Yalan söyleyerek Allah’a iftira yakıştıran / Allah hakkında yalan uydurandan ve ayetlerini / ilkelerini yalanlayandan / inkâr edenlerden daha zalim / daha çok haksızlık eden kim olabilir / Allah’a olmayacak şeyler yakıştırarak yalan uyduran veya O’nun ayetlerine yalan diyenden daha zalim kim olabilir? Allah’ın ayetlerini çarpıtanlar / zalimler / haksızlık yapanlar asla kurtuluşa / başarıya erişemez. *(EN’ÂM,21)* · Ortak koşanların bir kısmı, senin anlattığın Kur’an ayetlerini dinlerler. Ama algılayamazlar. Çünkü onların şirkle kirlenmiş düşünceleri kalplerini örter ve kulaklarını duymaz hale getirir. Bu yüzden, ortak koşanlar, apaçık bir kanıtı / belgeyi / bütün ayetleri görseler de ona inanmak istemezler / iman etmezler. O kafirler sana geldiklerinde seninle o kanıt hakkında tartışmaya kalkışarak: “Bu eskilerin geçmişte uydurdukları masallarından / bir efsaneden başka bir şey değildir” der dururlar / kendilerini savunurlar. Kendileri uzaklaştıkları gibi, başkalarını da senden ve Kur’an’dan uzaklaştırıyorlar. Ortak koşucu inkârcıların cehennem ateşinin kenarına getirildiklerinde / ateşin başında bekletilip: “Ah ne olurdu / eyvah / keşke dünyaya geri gönderilsek de, Rabbimizin ayetlerine yalan demeyip / kanıtlarını inkâr etmesek / Rabbimizin ilkelerini yalanlamasak, iman edenlerden / inananlardan olsaydık” dediklerini / çırpındıklarını bir görseydin! *(EN’ÂM,25,26,27)* · Ey Peygamber! Ortak koşucu Araplar / insanlar / o zalimler, aslında seni yalanlamıyorlar, onlar Allah’ın ayetlerini / hükümlerini / (Kur’an’ı) reddediyorlar / inkâr ediyorlar. *(EN’ÂM,33)* -- Türkiye için el ele mail grubumuz *https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele <https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> * Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com <turkiye-i...@googlegroups.com> * Erzincan Kemaliye Egin Grubum http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum : https://twitter.com/#!/MiLALDi Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim. http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148 |
|
"Aydogan Kekevi" <dog.k...@t-online.de>: Apr 11 11:06PM +0200
Suçlamaları başlıklarıyla okudum; edindiğim izlenim „suçlamalar“ „Nasırına basılmışların feryadı“ gibi geldi bana... Veya „Pişimiş aşa su katma!“ Aydoğan Von: cumhuriye...@yahoogroups.com [mailto:cumhuriye...@yahoogroups.com] Gesendet: Montag, 11. April 2016 10:22 An: undisclosed-recipients: Betreff: [cumhuriyetimizicin] ÖMER FARUK EMINAGAOGLU`NUN CHP`den IHRACINA HAYIR !!! - Eminağaoğlu'na CHP tabanından destek http://www.guncelmersin.com/haber/siyaset_2/eminagaogluna-chp-tabanindan-destek/1628.html -- <https://www.facebook.com/nazan.topal?fref=nf> TC Nazan Topal - <https://www.facebook.com/groups/1741208092781009/permalink/1800310623537422/> CHP Avrupa <https://www.facebook.com/groups/1741208092781009/permalink/1800310623537422/> 9 Nisan, 00:54 · ÖMER FARUK EMINAGAOGLU`NUN CHP`den IHRACINA HAYIR !!! Degerli Arkadaslar, medyadan duydugunuz gibi CHP Ankara Il Baskanligi degerli hukukcumuzu sayin Ömer Faruk Eminagaoglu`nu partiden ihrac etmek istiyor. Özellikle bu kritik dönemde CHP`nin sayin Eminagaoglu gibi degerli ve tecrübeli bir hukukcuya ihtiyaci var. Bu baslatilan süreci kiniyoruz ve derhal durdurulmasini istiyoruz. Sayin Eminagaoglu`nu desteklemek icin ekteki destek kampanyasini baslattik. Daha detayli bilgiler icin sayin Eminagaoglu`nun aciklayici yazisi da ekte. Destek vermek isteyen sahislar ve kurumlar bizimle lütfen iletisime gecsin. Iletisim icin: <mailto:nazan...@aol.com> nazan...@aol.com <mailto:ziya....@gmx.de> ziya....@gmx.de Destek olanlari kampanyanin altina yazacagiz. Gerekli bilgiler: Isim, sehir, ülke. Isteyen meslegini de bildirebilir. Destekleyenleri sosyal medyada da yayinlayacagiz. Bunu istemeyenler bize yazarken bunu bildirsin lütfen. Yazi CHP Genel Merkezi`ne ve CHP Ankara Il Baskanligi`na gönderilecek! Zaman sorunu yasadigimiz icin bize en kisa zamanda cevap vermenizi rica ediyoruz. Selam ve sevgilerimizle Av. Nazan Topal ( calisma ekibi adina ) --------------------------------------------------------------------------------------- Ö.F. Eminağaoğlu`nun CHP`den ihracına HAYIR !!! Biz CHP gönüllüleri ve seçmenleri olarak, sayın Ömer Faruk Eminağaoğlu`nun CHP`den ihraç istemiyle disiplin kuruluna sevk edilmesini şiddetle kınıyoruz. İşlemekte olan bu sürecin sonunda olası bir ihraç kararına karşı olduğumuzu şimdiden beyan ediyoruz. Sayın Eminağaoğlu Türkiye`nin çesitli mahkemelerde ve Yargıtay`d a yargıçlık ve Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulundu. Yargıçlar ve Savcılar Birliği olan YARSAV`ı kurdu ve bir dönem de başkanlığını yaptı. Hukuk ve demokrasi alanındaki bu mücadelesi nedeniyle, görevde iken en cok yargılanan ve soruşturulan yargıç ve savcı oldu. Bütün davalardan beraat etti. Erdoğan`ın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemdeki eylemlerini Cumhuriyet Savcısı olarak soruşturdu. AKP‘yi kapatma davasının soruşturulmasında yer aldı. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarina karşı canla başla mücadele ederek hukuku ve adaleti savundu. Verdiği mücadelelerden dolayı sürgün niteliğinde yargıçlık döneminde Cankırı`ya atandırıldı. 11.01.2014`de Yargıçlar Sendikası Başkanı olarak TBMM Adalet Komisyonu`na katıldığında ise, AKP`li Zeyid Aslan`ın saldırısına uğrayarak yaralandı. Sayın Eminağaoğlu yargıç, savcı ve avukat olarak hukuk ve demokrasi alanında büyük başarılara imza attı. AKP iktidarına karşı cesaretli bir şekilde mücadele etti. Korkusuzca, işini kaybetmeği dahi göze alarak meslek ilkelerinden ödün vermedi. Bizler CHP seçmenleri olarak, Sayın Eminağaoğlu ile gurur ve onur duyuyoruz ve partimizin de böyle bakmasını ve onun bilgi ve tecrübelerinden yararlanmasını istiyoruz.! CHP`nin, özellikle bu kritik dönemde, sayın Eminağaoğlu gibi değerli ve bilge bir hukukçuya ihtiyacı olduğu açıktır. Bu yüzden onun partiden ihraç edilmek istenmesine anlam veremiyoruz. İhraç için CHP yönetimi tarafından gösterilen nedenleri kabul edilebilir bulmuyoruz.Bir üyenin kendince yanlış gördüğü bir konuda açıklamalar yaparak parti yönetimini ve üyeleri uyarmasını, uyarıların dikkate alınmaması durumunda hukuk mercilerine başvurmasını yasaklayan dünyada tek bir sosyal demokrat parti var mıdır? CHP’yi diğer partilerden üstün kılan önemli şey, hukukun üstünlüğüne inanması değil midir? Hukuksal olarak doğru davrandığınızı düşünüyorsanız, neden yargı sürecinin sonuçlanmasını beklemiyorsunuz? Temeli müdafa-i hukuk olan CHP'de, hukuku savunmak ülkeye demokrasiyi getiren CHP içinde de, parti içi demokrasiyi savunmak artık CHP'de disiplin suçuna konu ediliyorsa... hele, CHP'nin ilke ve değerlerini korumak adına bu adımlar atılmış iken, tüm bunlar suçlamanın konusunu oluşturuyorsa; yapılan disiplin işlemi, bir kişiye yönelik işlem değil, CHP ilke ve değerlerine yönelik bir işlemdir. İlke ve değerleri ile var olan bir CHP, Türkiye'deki tüm sorunların çözümü için olmazsa olmazdir. Bu nedenle CHP, ilke ve değerleri ile her koşulda yaşatılacaktır. Böyle bir CHP yarınlar için güvence oluşturacaktır. Ne tür işleme muhatap kalınırsa kalınsın, yarınlar için, Cumhuriyet için, Cumhuriyetin nitelikleri için, CHP için verilen bu mücadele sürdürülecektir. Hukuk mücadelesi verdiği için AKP’nin onca baskı uyguladığı, davalar açtığı, sürdüğü ve sonunda görevinden istifa etmek zorunda bıraktığı bir insanı fikirlerini açıkladı ve yargıya başvurdu diye cezalandırırsanız onlardan bir farkımız kalmaz. Hukuki yollara başvurmak ve düşünce özgürlüğü temelinde açıklamalar yapmak anayasal haktır. Bu yüzden derhal bu ihraç talebiyle başlatılan disiplin sürecinin durdurulmasını ve yapılan hatadan derhal dönülmesini istiyoruz! CHP Secmenleri ve Gönüllüleri: Nazan Topal, CHP NRW Birligi kurucu üyesi, eski yk üyesi ve üyesi, Moers, Almanya (Avukat) Ziya Turan, Mönchengladbach, Almanya (Bilişim Uzmanı) Ali Özgün, Wuppertal, Almanya (Halk ve Iliskiler Uzmani) Dursun Ari, Avrupa Atatürkcü Düsünce Dernekleri Birligi Genel Baskani, Duisburg, Almanya (Ögretmen) Dilek Vural, Bursa (Bankaci) Suay Karaman, TÜMÖD Genel Sekreteri,CHP Ankara Cankaya Üyesi, Ankara (Akademisyen-Yazar) Nariye Topal, CHP NRW Birligi kurucu üyesi, Moers, Almanya (Ögretmen) Ahmet Topal, CHP NRW Birligi kurucu üyesi, Moers, Almanya (Mimar) Tevhide Tekin, Adana Aydan Özcivril, Istanbul Metin Termur, Istanbul Havva Aksoy, Rotterdam, Holanda (Finance Manager) Fatma Feyza Cetinsoy, Istanbul Özlem Dogan, Ingiltere (Mimar) Murat Altok, Köln, Almanya (Bilisim Uzmani) Sevil Tapkan, Werne an der Lippe, Almanya (Serbest Meslek) Tufan Köse, Berlin, Almanya Baris Topal, Moers, Almanya (Ticaret Hukukcusu) Burhan Topal, Moers, Almanya (Ekonomi Uzmani) Bülent Ekmekci, Ingolstadt, Almanya (Makine Mühendisi) Yüksel Tas, Würzburg, Almanya (CHP Nürnberg) Dr. Erol Alkanoglu, EKIN Dernegi Baskani, Krefeld, Almanya Ayla Kesici, Balikesir (Emekli) Kenan Aydin, Berlin, Almanya Semra Ugur, Berlin, Almanya (Yüksek Mimar) Hüseyin Berber, Münih, Almanya Köln Atatürkcü Düsünce Dernegi Nihan Azcan, New York, ABD (Serbest Meslek) Gülhan Nurtug, Ankara (Estetisyen) Arzu Özok, Ankara (Uzman Doktor) Dr. Ebru Tekiner Uzun, Köln (Dis Doktoru) Mustafa Birdemir, eski HDF NRW Baskani, CHP NRW Birligi üyesi, Mülheim a.d.Ruhr (Meslek Koleji Ögretmeni) Naciye Birdemir, CHP NRW Birligi üyesi, Mülheim a.d. Ruhr Özgür Birdermir, CHP NRW Birligi üyesi, TGB üyesi, Mülheim a.d. Ruhr Güngör Oflu, Ankara (Maili Müsavir) Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok, Izmir (Doktor) Ender Erdemil, CHP Mersin Akdeniz Ilce üyesi, Gazeteci-Yazar Cengaver Yetim, 80 öncesi Bursa Genclik Kolu Baskani, Osmangazi ilce kongre delegesi Ali Turan, Almanya (Bilisim Uzmani) Meltem Turan, Almanya (Isletme Müdürü) Tülay Turan, Kunter Kurt, Almanya (Isletme Müdürü)) Mustafa Akbulut, CHP Sultanbeyli eski ilce baskani, Istanbul (Emekli) Hüsniye Aktas, Izmir (Emekli) Leyla Bilgin, Antalya Özlem Gökcimen, Adana Nilgün Tasel, Izmir Urla (Emekli Ögretmen) Av. Mehmet Akif Özer, Erzin/Hatay Yücel Sorgit, Samsun Bafra (Serbest Meslek) Sudiye Aksoy, Antalya Gönül Bayhan Taskiran, Kopenhag, Danimarka Edip Tokdemir, Artvin Savsat (Emekli Ögretmen) Fatma Ögüt, Mersin Tansu Karamustafalioglu, Erzin (Emekli) Ahmet Cessur, Istanul (Emekli) Erdogan Sezen, Belcika CHP Birligi ve Bandirma CHP Ilce Örgütü üyesi, Belcika (Emekli) Emine Ugur, Izmir Bornova Nazmiye Altun, Konya (Eczaciyim) Mehmet Banakan, Istanbul Fahri Sevim Öktem, Hatay (Emekli) Gülsen Karaisaoglu, Ankara Meryem Tügdür, Denizli Engin Demirkollu, CHP Karsiyaka Ilce Örg. üyesi, Izmir (Emekli Banka Müdürü) Nefise Yurtseven, CHP Foca Ilce Örg. üyesi, Izmir (Emekli Ögretmen) Hatice Metin, CHP Karsiyaka Ilce Örg. üyesi, Izmir (Emekli Ögretmen) Hatice Metin, CHP Karsiyaka Ilce Örg. üyesi, Izmir (Emekli Ögretmen) Dilek Sarikartal, Karsiyaka Izmir (Emekli Ögretmen) Zafer Sarikartal, Karsiyaka Izmir (Emekli Bankaci) Ceylan Sarikartal, Karsiyaka Izmir (Emekli Banka Müdürü) Serim Turacli, Karsiyaka Izmir (Seramik Sanatcisi) Kartal Dogrul, Karsiyaka Izmir (Stüdyo Sahibi) ... ... ... Destekleyenler ekledikten sonra bu yazı CHP Genel Merkezi`ne ve CHP Ankara İl Başkanlığı´na gönderilecek. İletişim: <mailto:nazan...@aol.com> nazan...@aol.com <mailto:ziya....@gmx.de> ziya....@gmx.de ---------------------------------------------------------------------------------------- Ömer Faruk Eminagaoglu`nun yazisi: CHP'DEN TEDBİRLİ OLARAK KESİN IHRACİMIN ISTENMESİ, YÜKLENEN EYLEMLER SUÇLAMA: Çözüm süreci mevzuatı aleyhine hukuksal yolları kullanmayan CHP yönetimi için DÜŞÜNCE açıklamak, (sürecin içinde olunduğunu beyan etmek) AÇIKLAMAM: (Çözüm TBMM de ve açık yürütülmeli diyen CHP yönetimi, çözümün TBMM dışında, bütünüyle hükümetin inisiyatifinde ve gizli olarak yürütülmesini içeren(6551/md 3), yine çözüm yolunda (anayasayı ihlal hatta vatan hainliğine varan eylemde bulunmak dahil) her şey mübah anlayışını yansıtan(6551/md 4) gibi düzenlemelere sessiz kalıp, Anayasa'ya aykırı bu düzenlemelere karşı, AYM'ne ve diğer hukuksal yolların hiç birine başvurmamak, süreci dışardan izlemek. Bu şekilde de, anılan düzenlemelere karşı koymamak. Ancak söylem olarak ise, bu düzenlemelerin aksini ifade etmek. Öcalan hakkında tarafımca yapılan suç duyurusunu BİLE sahiplenmemek. Öcalan'ın İmralı Notları'nda (sy 323) ortaya çıktığı üzere, Öcalan'ın, kendisinin de İSTEDİĞİ bu çözüm mevzuatını kastederek, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konudan bilgilendirilmesini söylemesi ve bu bilgilendirmenin yapılması. Sonuçta da taslak olarak TBMM'den önce üstelik İmralı'ya sunulduğu ortaya çıkan bu mevzuata karşı, hukuksal yollara başvurmayarak sessiz kalınması. Bunlardan kaynaklı ve genel başkan ile ikili görüşmelerde ortaya konulan ve sonuçsuz kalan konulardan hareketle, CHP yönetiminin, çözüm sürecinde, söylemlerinin aksine içinde bulunduklarını ifade etmiş olmam. SUÇLAMA: Kurultayın süresinde toplanmaması karşısında HUKUKSAL YOLLARA başvurmak, AÇIKLAMAM: 18.7.2015 tarihinde (üç yıllık) kurultay süresi, dolayısıyla genel başkanın görev süresi dolmuş bulunmaktadır. Genel başkan, SPY md 15 uyarınca EN ÇOK üç yıl için seçilmekte, üç yıl dolduğunda seçim yapılmamış ise, görevi yeni genel başkan seçilinceye kadar sürmemekte, her durumda seçimden sonra genel başkanın görevi en çok üç yıl sürüp, bu sürenin bitiminde seçime dayalı görevin sona erme durumunun ortaya çıkması hukuksal bir gerçekliktir. Mevzuatta, seçimle gelinen her türlü görevlerde, görev süresi konusunda düzenlemeler yapılmıştır. Süre dolduğunda seçim yapılmadığı veya göreve başlanmadığı durumlarda, açıkça "yenisi seçilinceye kadar, ya da yenisi göreve başlayıncaya kadar görevin sürmesi amaçlanmış ise," mevzuatta bu durum açık açık ifade edilmektedir. Kaldı ki genel başkan konusunda, böyle bir düzenleme olmadığı gibi, sine, bu konuda en çok üç yıl denilerek, sürenin uzamayacağı da açıkça belirtilmiştir. Böylece diğer organların aksine, genel başkanın görev süresi konusunda EN ÇOK ifadesinin kullanılması karşısında, 1 Kasım 2015 seçimleri öncesi genel başkanlık konusunda boşluk yaşanmadan seçimli Kurultay yapılmasının gerekmesine, Kurultay yapılmadığı için de, 1 Kasım 2015 seçimleri birleşik oy pusulasına, Genel başkan olarak (görev süresi dolan) Sayın Kılıçdaroğlu'nun adının yazılmasının tam kanunsuzluk durumu olup, bu durum karşısında 1 Kasım seçim sonuçlarının ve dolayısıyla anılan genel seçimlerin iptali ile seçimlerin yenilenmesi gerekçesiyle 3.11.2015 tarihinde YSK'na başvuru yapmak, ihraç için sevk nedeni yapılmaktadır. Bu yolla, 1 Kasım seçim süreci savunulmakta ve seçim sonuçları da ayrıca meşru gösterilmektedir. Ayrıca, Genel Başkan'ın görev süresi dolduğu için, onun başkanlığında toplanan PM tarafından alınan Olağan Kurultay kararının, onun tarafından açılan Olağan Kurultay'ın, bu şekilde yapılan Kurultay'da alınan kararların da iptali için açtığım davada mahkemenin, davayı reddetmeyip, 22.3.2016 tarihinde iddianın araştırmasında yolunda ara kararları alması karşısında, hakkımda da bir tesadüf müdür 22.3.2016 tarihinde İl Disiplin Kurulu tarafından bu sevk karar alınmıştır. SPY'nın 20/2 nci maddesinde, kongrelerde delege konusunda son seçim sonuçlarının esas alınması gerektiği belirtilmektedir. Ocak 2016 tarihinde yapılan kurultay için, son genel seçim ne demektir. Bu kurultay için 16 ilde 7 Haziran, 65 ilde 1 Kasım sonuçları esas alınıp delegelerin belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Karma bir uygulama yapılmıştır. Kongre duyuruları yöntemince gerçekleştirilmemiştir. 65 il de ayrıca, her iki genel seçimin karıştırılarak delege seçiminde esas alındığı yerler olmuştur. Ayrıca Kurultay'ın iptal nedenleri arasında bu durum da gösterilmiştir. SUÇLAMA: Cuma namaz saatlerinde izinli sayılma konusundaki genelgesine sessiz kalan CHP yönetimi karşısında BAŞVURU YOLLARINI kullanmak, AÇIKLAMAM: Cuma namazı saatleri boyunca izinli sayılma konusundaki genelgenin ilk kez 1975 yılında çıktığı ve laiklik gerekçesiyle Danıştay tarafından iptal edildiği, bu nedenle 8.1.2016 tarihinde aynı doğrultuda çıkartılan anılan genelgenin iptali için aynı gün dava açtığım, (ayrıca iftar saatleri için aynı biçimdeki genelgenin de laikliğe aykırılık yönüyle 1997 de iptal edildiği ve o genelgenin AYM tarafından RP hakkında kapatma eylemi sayıldığı, bunun da İHAM tarafından da uygun bulunduğu), bu durumu aynı gün Sayın Kılıçdaroğlu'na aktararak, parti olarak bir şeylerin yapılması, sessiz kalınmamasını belirterek, ilgili dökümanı da sunmak sonrası, genel başkan yardımcısı Veli Ağbaba tarafından, her kim ne durumda olursa olsun Cuma'ya gitmeli şeklinde açıklama yapılmıştır. Konunun tarafımca genel başkanla görüşme sonrasındaki ilk MYK toplantısı gündemine getirilmesini beklerken, gündeme getirilmemiştir. Bunun üzerine laikliği savunmayan ve aksine işlem yapan parti yöneticilerinin görevlerini bırakmaları gerektiğini açıklayarak, laiklik konulu olarak genel başkan, genel sekreter, Veli Ağbaba ve diğer üç kişi hakkında CHP disiplin kuruluna başvuruda bulunmak, |
|
gti...@aol.com: Apr 12 01:18AM -0400
12.04.2016 05:03:41TIMETURK http://www.timeturk.com/abd-de-400-den-fazla-gozalti/haber-139545 ABD’de 400’den fazla gözaltı ABD’de ‘Demokrasi Baharı’ yürüyüşünde 400’den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi... Ajanslarda yer alan habere göre; ABD'nin başkenti Washington'da düzenlenen ‘Demokrasi Baharı' eylemlerinde 400'den fazla kişinin gözaltına alındığı açıklandı. ABD'deki seçim sisteminin değişmesini talep eden Demokrasi Baharı hareketi, başkentte binlerce kişinin katıldığı bir eylem düzenledi ve Kongre Binası önünde bir oturma eylemi çağrısında bulundu. Kongre'nin 4 ana başlıkta, acil önlem alması çağrısında bulunan Demokrasi Hareketi, paranın seçimlerdeki rolünün düşürülmesini, oy verme hakkının genişletilmesi ile korunmasının ve tüm ABD'lilerin hükümette eşit söz sahibi olmasının güvence altına alınmasını talep ediyor. ABD BASINI EYLEMİ ‘GÖRMEDİ' Demokrasi Baharı hareketinin çağrısıyla pazartesi günü düzenlenen eylemlere binlerce kişi katıldı. Ana akım ABD medyası eylemi görmezden gelirken, aralarında Türkiye kökenli ABD vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce kişi ise gözaltına alındı. 'SOSYALİST' BAŞKAN ADAYINDAN DESTEK ABD Başkanlık yarışının Demokrat adaylarından Bernie Sanders da Demokrasi Baharı eylemlerine destek verdi. ABD'lilerin, hükümetin 'para' tarafından yönetildiğini anladığını belirten Sanders, buna tepki gösteren insanları görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. |
|
"TC.f...@gmail.com" <fal...@gmail.com>: Apr 12 11:48AM +0300
---------- Forwarded message ---------- From: tuncay sak <tunca...@hotmail.com> Date: 2016-04-11 23:32 GMT+03:00 Subject: FW: WG: Fwd: FW: BIZIM KUSAK ( 60' lı yıllar) ÖZLEMLE .... To: Selahattin Eryasun <guls...@yahoo.com.tr>, CEVHER KARTAL < kartalibr...@gmail.com>, uğurerdem alev <ugurer...@yahoo.com.tr>, Çapulcu Emel Grkn <eme...@windowslive.com>, "m.g." <mgoks...@yahoo.com>, Ali Tuncay Inal <inalki...@superonline.com>, Fikret Kalmuk < fal...@gmail.com>, Temel Platin <2009d...@windowslive.com>, " e.ayd...@gmail.com" <e.ayd...@gmail.com>, Ercan Safel < ercan...@hotmail.com>, OKTAY SAK <okta...@hotmail.com>, TOLGAY SAK < tolg...@hotmail.com>, Hasan Solakli <hasan_...@hotmail.com>, Mete Tufan <mete...@hotmail.com>, ömer yağlıoğlu <omer...@gmail.com>, ahmet demir <ahmet...@hotmail.com>, Mustafa Akyildiz <tor...@hotmail.com.tr> ------------------------------ Date: Mon, 11 Apr 2016 11:37:59 +0300 Subject: Fwd: WG: Fwd: FW: BIZIM KUSAK ( 60' lı yıllar) ÖZLEMLE .... ---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Konu: Fwd: WG: Fwd: FW: BIZIM KUSAK ( 60' lı yıllar) ÖZLEMLE .... -- |
|
gti...@aol.com: Apr 11 09:48PM -0400
Apr 11th 2016 11:35 Florida'da St. Augustine kasabasinda bir sahis koskoca bir reklam panosu diktirmis. "Islam, Kanli Islam - doktrini altinda kalacak" yaziyor reklamda. Su anda, hem kasaba mustahdemleri, hem de, butun dunyadan 3500 kisi bu reklam panosunun indirilmesi icin imza vermis. Reklam ve haber icin: http://www.aol.com/article/2016/04/11/an-online-petition-is-now-circulating-after-this-offensive-billb/21341969/ Kasabanin sakinleri ise, imza basvurusunda su sekilde mesajlar yazmislar: "boyle nefret dolu ve hos gorusuz bir mesaj bizim goruslerimizi temsil etmez; karsi durmaliyiz," " Kasabamizi bizimle paylasan, butun bir dini kesimi ayirip, yargilayip, tehdit etmeyi hedefleyen mesajlara karsi saf tutmamiz cok onemlidir." "Bir dini lanetleyen, ayirimci panolarin asilmasina musade edilmesi utanc verici bir sey. St. Augistine'in hic bir sakini, gunluk islerine gidip gelmelerinde nefretin bogazlarina tikilmasina maruz birakilmamali." Hindistan,Birlesik Krallik, Fransa, ve Nijerya gibi ulkelerden bu basvuruyu imzalayanlar var. Bir TV istasyonu (WJAX-TV) reklam panosunun sahibine ulasti; fakat, sahibi kamera onunde mulakat vermeyi reddetti. (Panodaki) mesaj hakkinda konusmak istemedigini soyledi, ve kimin tarafindan reklamin satin alindigini da belirtmedi; bir organizasyon veya dini grup degildi, tek bir sahisti dedi. * * * * Isteyen bu nefret panosunu kinamak icin, muracati (petition) imzalayip mesaj birakabiliyor. Habere gidin: http://www.aol.com/article/2016/04/11/an-online-petition-is-now-circulating-after-this-offensive-billb/21341969/ Habein ortalarinda "petition page" e tiklayin. Sonra da "All Signers" i tiklayin. Sagda, isim adres kismini doldurun mesajinizi yazin. Benim mesajim soyle idi: (Kisaca mesaj hem nefret nesaji hem de tamamen yanlistir diyorum. 20. asirda devletlerin oldurdukleri 350 milyon kisinin sadece %1.6'isinin oldurulmesinden Musluman dunya mesul. Gerisinin cogu Bati ve eski Komunist ulkelerine ait. 21. asirda da butun savaslari, yer alti zenginlikleri yagmalanmakta olan ulkelerde Bati cikardi.) "Hi!....In reality, according to Univ. Hawaii "Power kills" project, during the Twentieth Century, all of Islamic world has killed about 4.5 million for ideological, political, genocide reasons; while, the rest of the world has killed about 250 million (70 million by the West, 130+ million by the Communist nations); add to this another 100 million those that were killed in wars, Islam is responsible for about 5.5 million deaths (1.6% of the total). In the 21st Century, all wars so far have been started by the West, mostly in countries where natural resources are being looted. I think, the billboard is not only hateful, it is also dead wrong." |
|
gti...@aol.com: Apr 12 01:34AM -0400
Çok güldüğüm karikatürlerden biriydi. İki adam bir evin camından bakıyor. Birinin altında sadece don var. Diğeri “Abi parasızlıktan öleceksin altında sadece donun kaldı” diyor. O da cevap veriyor “Boşver şimdi onu bunu, bak adamlar ne güzel köprüler, duble yollar, binalar yaptılar” diyor. Türkiye’de bir kesimin ruh hali ne yazık ki böyle. Sanki Türkiye’de bugüne kadar çivi bile çakılmamış, bu iktidar gelmiş, sayesinde yol, köprü, geçit, bina görmüşüz. Daha önce de yazmıştım. Adam avaz avaz bağırıyor “Tabii böyle bir köprü yapamayınca kıskançlıktan ölüyorsunuz değil mi?” diye. Ne diyeyim ki adama. “Üçüncü köprü” diyor. Ah be akılsız adamım kendin söylüyorsun “Üçüncü köprü” diye. Demek seninkilerden önce iki köprü daha yapılmış. Ama gel de anlat. Her şeyi bu iktidar yaptı. Ama bakın şimdi ne oldu. Başbakan çıktı “Artık bundan sonra İstanbul’a hançer sokulmasına izin vermeyeceğiz” deyiverdi. Kastettiği İstanbul’un hem siluetini, hem doğal dengesini hem de estetiğini bozan ucube binalar. Bundan sonra bu tür binalara izin verilmeyecekmiş. Başbakan’a göre “Mimar Sinan’ın ruhuna ihanet etmişiz.” İyi güzel de ihanet eden biz değiliz ki. Siz ettiniz. Asagidaki Can Atakli yazisinda, yukariya koydugum ilk bolumundeki iki celiskiyi gordunuz mu? 1. Vatandasin donu yok duble yollar, kopruler, binalar yapiyorlar diyor; lakin, yazisinin biraz sonrasinda, bu yollari, binalari, kopruleri sadece AK Parti yapmadi ki, diyor 2. Biz de binalar, duble yollar, kopruler yapmistik,, Istanbul'un siluetini biz de degistirmistik manasina gelen sozlerden sonra, Istanbul'un siluetine ihanet eden biz degiliz ki diyor. Cok komik. Gulmekten, yazinin kalanini okuyamadim... Bilgi ve entellektuel arguman yonlerinden bir sey kaybettigimi dusunmuyorum Can Atakli mi? Kim o ya, yazar mi, yoksa muhalefeti mi temsil ediyor da "biz" ve "siz" diye ayirmis? Gunes Ecer -----Original Message----- From: Süleyman Çelik <scel...@gmail.com> To: akademisamsun <akadem...@googlegroups.com> Sent: Mon, Apr 11, 2016 8:30 pm Subject: Fwd: [Turkish Forum - E Turkiyeyiz Biz] Hançer soktular alkış aldılar şimdi "bir daha hançer yok" diyorlar yine alkış alıyorlar. Can ATAKLI ---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- Gönderen: Aydogan Kekevi <dog.k...@t-online.de> Tarih: 11 Nisan 2016 15:50 Konu: [Turkish Forum - E Turkiyeyiz Biz] Hançer soktular alkış aldılar şimdi "bir daha hançer yok" diyorlar yine alkış alıyorlar. Can ATAKLI Alıcı: Aydogan Kekevi <dog.k...@t-online.de> Sayın ATAKLI aşağıda “Hollanda Başbakanı neden böyle bir açıklama yaptı” diye sormuş: neden olacak be ya sayın Ataklı; Paralel işte, ondan başka neden olacak.. Trollerden kendisine gelen twettleri de almış aşağıya Sn.Ataklı; vallahi okuyun, okuyun da zekanın “yanardağ infilakı” (fışkırması değil) nasıl olurmıuş görün, öğrenin.. Tühh tühh tüh, allah kem gözlerden saklasın. Aydoğan http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/can-atakli/hancer-soktular-alkis-aldilar-simdi-bir-daha-hancer-yok-diyorlar-yine-alkis-aliyorlar-1177615/ Can Ataklı Hançer soktular alkış aldılar şimdi “bir daha hançer yok” diyorlar yine alkış alıyorlar!.. Nisan 11, 2016 ANALİZ Hançer soktular alkış aldılar şimdi “bir daha hançer yok” diyorlar yine alkış alıyorlar Çok güldüğüm karikatürlerden biriydi. İki adam bir evin camından bakıyor. Birinin altında sadece don var. Diğeri “Abi parasızlıktan öleceksin altında sadece donun kaldı” diyor. O da cevap veriyor “Boşver şimdi onu bunu, bak adamlar ne güzel köprüler, duble yollar, binalar yaptılar” diyor. Türkiye’de bir kesimin ruh hali ne yazık ki böyle. Sanki Türkiye’de bugüne kadar çivi bile çakılmamış, bu iktidar gelmiş, sayesinde yol, köprü, geçit, bina görmüşüz. Daha önce de yazmıştım. Adam avaz avaz bağırıyor “Tabii böyle bir köprü yapamayınca kıskançlıktan ölüyorsunuz değil mi?” diye. Ne diyeyim ki adama. “Üçüncü köprü” diyor. Ah be akılsız adamım kendin söylüyorsun “Üçüncü köprü” diye. Demek seninkilerden önce iki köprü daha yapılmış. Ama gel de anlat. Her şeyi bu iktidar yaptı. Ama bakın şimdi ne oldu. Başbakan çıktı “Artık bundan sonra İstanbul’a hançer sokulmasına izin vermeyeceğiz” deyiverdi. Kastettiği İstanbul’un hem siluetini, hem doğal dengesini hem de estetiğini bozan ucube binalar. Bundan sonra bu tür binalara izin verilmeyecekmiş. Başbakan’a göre “Mimar Sinan’ın ruhuna ihanet etmişiz.” İyi güzel de ihanet eden biz değiliz ki. Siz ettiniz. Zamanında bu ucube binalara sizler izin verirken, bunların çoğunun yanlış olduğunu söylüyorduk, siz ise o zaman beslemelerinizi, yandaş yalakalarınızı üzerimize salıp “Bunlar medeniyet düşmanı, Türkiye’nin büyümesine, gelişmesine karşı çıkan hainler” diye bağırtıyordunuz. Şimdi ne oldu da karar değiştirdiniz ve “artık İstanbul’a hançer sokulmasına izin vermeyeceğiz” diyorsunuz. Ben söyleyeyim. Bu işin rantı bitiyor galiba. Devletin tepesindekilerin ailelerinin sahip olduğu o dev binalara müşteri bulunamıyor anlaşılan. Yeni rant alanları bulmak için bir es verip bir de kahramanlık taslamaya çalışıyorsunuz. Hepsi bu. Ama üzülüyorum, çünkü nasıl o hançerleri İstanbul’un kalbine sokarken sizleri çılgınca alkışlayanlar varsa, bugün yine onlar bu kez “Hançer dönemi bitti” dediğiniz için sizi alkışlıyorlar. Ne diyeyim? Pes yani. TWITTER TROLLERİ Aktrollerden “kahramanlık” destanları Beşiktaş stadı için kendine özel açılış isteyen ve halkla birlikte maç izlemekten korkan Cumhurbaşkanı’nı eleştirmek için dün öğle saatlerinde şöyle bir tweet attım; “Yüzde 50 oy alıp bir maça bile protesto olur diye gitmeye korkan cumhurbaşkanına sahip tek ülke Türkiye.” Arkasından trollerden saldırı yağmuru başladı. En güldüğüm ise çoğu sanki “Neden cumhurbaşkanı stat açıyor?” demişim sanmışlar. Akıl o kadar işte. Oysa soru çok basitti. Hem yüzde 50 oy aldığından söz edip milletin adamı olduğunu söylüyorsun hem de denetleyemediğin kalabalıkların arasına girmekten çekiniyorsun. Bakın en edepli olanlarından seçtiklerimi ibretle okuyun; -Onun Allah’tan başka hiç kimseden korkmadığını hâlâ görememiş olman senin salaklığındır. -Korkmak evet LAĞAM ÇUKURU gibi içen insanlar maça gelirse korkulur. -Senden mi korkacaklar. Ha…tr lan ordan lale. - %50 yalan oldu büyüyerek geliyoruz. Siz de azınlık olmaya devam . Sizden korkan sizin gibi olsun. Bu millet reisle! - c.baskanı başbakan açmasın kim açsın? Hdp’liler mi açsın ya da siz açın. Siz varken cumhurbaşkanı olmaz tabi. Sizin açmanız lazım - O … dolu ağzına CUMHURBAŞKANIMIZIN adını bir daha alma geri zekalı gazeteci süprüntüsü. - Sen bir kere bile maça gittin mi be atak çocuk? - Vah bu kadar üzüleceğini bilseydi giderdi. Ya da en iyisi telefon aç ordakilere sanki oradaymış gibi yuhlasınlar. Çatlıcan yoksa: - Hey cancım söylesene dünyada bozgunculuğu amaç edinmiş ‘basın mensubu’ analizici var mı ülkemden başka bir yerde - Fesatlanmayın ne olur, fitne üreteceğinize çalışın sizin de olur. - Laan siz kimsin de hesap isteyeceksiniz bjk ülkeye bi çivi çakmışlığınız boş laf yapmayın işiniz gücünüz fitne fesat - Senin gibilerin TT Arenada yaptığı pislikleri unutmadık. Seni niye gerdi, kıskançlık krizleri seninki. - Aynı siyasi yazarlık yapıp sonra da spor yorumlayan yazarlarında olduğu tek ülkeyiz.. RTE sizde nasıl bir hazımsızlık yapıyor? - Asıl ihaneti siz yapıyorsunuz. Gururunuza yediremiyorsunuz Erdoğan in açılışı yapmasına…Yazıklar olsun ki sizlerin zihniyeti - ulan aktrollere hak vereceğim aklıma gelmezdi.aklini lavaboda mi unuttun?devlet erkanını davet etmişler ne var bunda - O halktan korkmaz Beşiktas yönetimi senin gibi yavşaklar çıkar diye korkuyor senin gibi pisliklerin ağzına malzeme vermesin diye. MERAK ETTİĞİM ŞEYLER Hollanda Başbakanı ne oldu da “Erdoğan zirvede rahatsızlandı” açıklaması yaptı Dünkü gazeteleri okuyanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika’daki Nükleer Zirve’de aniden rahatsızlandığını öğrenemedi. Çünkü sanki bir el talimat vermiş gibi hiçbir gazete bu haberi yayınlamadı. Oysa haberin kaynağı Hollanda Başbakanı. Hollanda Başbakanı gazetecilerle sohbet ederken söz Erdoğan’a geliyor ve o da “Zirve sırasında ikili görüşme yapıyorduk. Sayın Erdoğan birden rahatsızlandı ve gitti, planlanmış görüşmeler de iptal oldu” dedi. Bu haber önceki gün internet sitelerinde yayınlandı ama gazetelere nedense yansımadı. Erdoğan’ın zirvede rahatsızlandığı yolunda haberler gelmişti ancak Hürriyet temsilcisi Hakan Çelik tweet yoluyla “Yalan bunlar” açıklaması yapmıştı. Aradan tam bir hafta geçtikten sonra Hollanda Başbakanı acaba neden böyle bir açıklama yaptı? Neden aynı gün kimse haberi duymadı da bir hafta sonraya saklandı bu bilgi? Uluslararası ilişkilerde bazı şeylere akıl erdirmek de kolay değil. Bakalım altından bir şey çıkacak mı? DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER Yüzde 52 oyla seçilip “Milletin adamıyım” diyor da bir maça gitmeye korkuyor Beşiktaş yıllardır beklediğine kavuştu. Dolmabahçe’deki stadı bitti ve dün açılış yaptılar. Ama bu açılış gerçek açılış mıydı? Hayır. VIP açılışıydı. Seyirci yok, gerçek Beşiktaşlılar yok ve en önemlisi o stadın temel nedeni olan maç yoktu. Kalbi Beşiktaş’la atanlar için asıl açılış bugün yapılacak. Dünkü açılış Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın egosunu tatmin etmek için yapıldı. Taraftar içeri alınmadı. Beşiktaşlılar yoktu. Beşiktaş yönetimi, seçilmiş bazı bürokratlar ve hepsi önceden güvenlik denetiminden geçirilmiş AKP gençlik teşkilatından gelme sözde seyirciler vardı. Çünkü yüzde 52 ile seçildiğini, milletin adamı olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı bu tür kalabalık yerlere, önceden seçilmiş adamlar yerleştirilmediyse asla gitmiyor. Protestolardan korkuyor. Galatasaray stadının açılışında başına gelenin aynen yaşanmasından korkuyor. Bunun dünyada bir örneği yok. Hiçbir ülkede, yüzde kaç oy alırsa alsın hiçbir Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakan ya da herhangi bir devlet büyüğü “protesto korkusu” ile maçlara gitmezlik etmiyor. Erdoğan’a kadar bizde de durum böyleydi. Her dönem Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar maçlara gittiler. Bazıları belki protesto gösterileri ile de karşılaştı ama onlar bunu demokratik tepki olarak görüp karşı çıkmadılar, kaçıp gitmediler. Peki, nasıl oluyor da yüzde 52 oy alan bir siyasi lider kalabalığa girdiği an protesto ediliyor. Çok basit, o liderin arkasında niteliksiz çoğunluk var. Bilimle, sanatla, sporla, kültürle pek ilgileri yok. Yaratıcılık, akıl, bilgi hak getire. Üretimin de içinde değiller. Böyle olunca da ortada olmayan ama sadece sandık ortaya konduğunda görünen ve bu iktidara oy veren sayısal üstünlük. Oysa toplumsal hayatın içindekiler nitelikli insanlar ve bu liderle pek ilgileri yok. Tam tersine tüm uygulamalarından da rahatsız oluyorlar. Cumhurbaşkanı önceden bir ayarlama yapılmazsa nereye gitse bu nitelikli çoğunlukla karşılaşıyor ve bundan hiç hoşlanmıyor. Ya onları oralara hiç sokmuyorlar ya da gaza suya boğarak etkisiz hale getiriyorlar. ŞAŞIRDIM Askerde durum daha da vahimmiş Okuyanlar bildiği için uzatmadan konuya gireceğim. Rasim Ozan Kütahyalı Genelkurmay’a gitti. “İfade verecek” demişlerdi, ama kendi yazdığından anladığımız kadarıyla aslında “ifadesini almış” komutanların. Dünkü yazımda Kütahyalı’nın Genelkurmay’da “bakan gibi” karşılandığını aldığım duyumlar üzerine yazmıştım. Az yazmışım, çünkü Kütahyalı’nın kendi köşesinde yazdığına göre “bakan gibi” değil basbayağı “Cumhurbaşkanı özel temsilcisi” gibi karşılanmış, ağırlanmış. Kütahyalı gördüğü ilgiden çok duygulanmış, Genelkurmay Başkanı’nın Cumhurbaşkanı’na olan bağlılığı ve sevgisi karşısında gözleri yaşarmış, ordunun Fethullahçı terör örgütünü kimseye hissettirmeden tasfiye ettiğini memnuniyetle öğrenmiş. Daha önceleri Ergenekon Balyoz dönemlerinde “Genelkurmay Başkanı da kimdir, başbakanın paltosunu tutacak elbette” diyen Kütahyalı Genelkurmay teftişinde çok farklı manzara ile karşılaşmış, Genelkurmay Başkanı’nın özellikle Fethullahçılar konusunda çok kararlı olduğuna tanık olmuş. Dünkü yazım açık söyleyeyim asker içinden ve AKP’deki tanıdıklarımdan gelen dedikoduları içeriyordu. Yazarken “abartmış olabilir miyim, askeri rencide eder miyim?” diye geçirmiştim içimden. Ama Rasim Ozan Kütahyalı’nın dünkü yazısını okuyunca bana verilen bilgilerin ne kadar eksik olduğunu gördüm. Baksanıza Kütahyalı’yı üzmüş olduklarını düşünerek özür dilemek isteyen komutanlardan biri Kütahyalı’yı telefonla aramış, ancak Genelkurmay girişinde telefonlar alındığı için ulaşamamış, bunun üzerine eşi Nagehan Hanım’ı arayarak bağlılık bildirmiş. Bunlar vallahi billahi doğru. İnanmayan Kütahyalı’nın Sabah’taki yazısını bulsun okusun. Ben okuduktan sonra çok heyecanlandım. Genelkurmay’daki paşalarla karşılaşırsam hazırola geçip “Türkiye sizinle gurur duyuyor” diye selam duracağım. -- E-Turkiyeyiz Biz dagitim listesi Turkish Forum - Dunya Turkleri Birliginin yayin organidir ve web sitesi http//www.turkishnews.com ile birlikde calisir.. facebook siteleri ise https://www.facebook.com/TurkishForumPage ve https://www.facebook.com/turkishnewspage olarak secilmisdir -- Genel UYARI! Sayin Uyelerimiz, Obekte cikan yazilarin sorumlulugu, ILGILI YAZININ SAHIBINE aittir. Obek kurucusu, moderatorler ve diger uyeler sorumlu tutulamazlar. Obege uye olanlar, uye olduklarinda yazilarindan sadece kendilerinin sorumlu olduklarini kabul etmislerdir.Bu ifadeler her iletinin altinda yer almaktadir, bu nedenle uyeler bu kosullarin varligindan haberdar olmadiklarini iddia edemezler. Gelisen sartlara ve gonderilen postalara gore; yukaridaki uyarilara, ilave uyarilar yapma hakkimizi da sakli tutuyoruz. --- Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "Türkiyeyiz Biz" grubuna abone olduğunuz için aldınız. Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için eTurkiyeyizBi...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin. Bu gruba yayın göndermek için, eTurkiy...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin. Bu grubu https://groups.google.com/group/eTurkiyeyizBiz adresinde ziyaret edebilirsiniz. Bu tartışmayı web'de görüntülemek için https://groups.google.com/d/msgid/eTurkiyeyizBiz/570b9da2.5f361c0a.2bd27.ffffec98SMTPIN_ADDED_BROKEN%40gmr-mx.google.com adresini ziyaret edin. Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin. |
|
Adnan Pelvanlar <adnanpe...@gmail.com>: Apr 12 09:29AM +0300
*Kanal İstanbul, Trakya'yı da bitirecek, Denizlerimizi de...!* http://www.bizimbakis.com/kose-yazisi/132/kanal-istanbul-trakyayi-da-bitirecek-denizlerimizi-de.html |
|
gti...@aol.com: Apr 12 06:29AM -0400
Solcu olup ülkücü Mansur Yavaş'a oy verirler, laikçi olup Ekmeleddin İhsanoğlu'na basıp geçerler, barışsever olup PKK'yı överler. Erdoğan'ı zayıflatma ihtimali olan herkese ve her şeye sorgusuz biat ederler. Örneğin yıllarca "Erdoğan stadyuma karşı, yapılmasını istemiyor" yalanını çiğneyip, Fikret Orman'ın 50 milyon TL'lik hükümet teşviki dahil Erdoğan'ın desteğine teşekkür etmesi üzerine bu sefer de söyledikleri yalandan mahcup olmak yerine, Orman'ı linç etmeye kalkarlar. Çok tutarlılık aramayın. Örneğin Ensar Vakfı'na yapılan itibar suikastını Turkcell gibi markaları boykot etmeye -nerden bağladığı bilinmese de-, bağlayabilirler. Herkesi Vodafone'a geçmeye çağırdıktan iki gün sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan Vodafone Arena'da 'krallar gibi' ağırlanınca bu sefer de Vodafone düşmanı kesilirler. Şaşırmayın, normal davranın ki "ani sinirlenme" moduna geçmesin. Aşırı hayal gücü: Bir gün hiçbir şey tüketmezse ülke ekonomisini çökerteceğini düşünmekten, ABD'li bir savcının Erdoğan'ı tutuklayabileceğine kadar değişen bir spektrumda hayaller kurar. Bu aşırı hayalciliğin, 48 saat #Erdoganİstifa'yı TT'de tutabilirlerse hükümetin düşeceği, NATO'nun Türkiye'ye müdahale edeceği, paralellerin darbe yapacağı gibi çeşitleri de vardır. Her defasında yanılsa da yine de Fuat Avni gibi bir trolün peşine takılıp her katılmadığı kişiye "Aktrol" der. Kendine yazık eder. Korku nöbetleri: Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı seçildiğinden bu yana süren, kimilerinin 22 yıldır yaşadığı Erdoğanfobi rahatsızlığıdır. İçki yasaklanacaktır, kadınların başları zorla kapatılacaktır, şeriat getirilecektir, vs. Çok pozitivist, en ampirist bireyler olmalarına rağmen rasyonel insanlar gibi verilere bakmak pek akıllarına gelmez. Ak Parti iktidarında içki tüketiminin zirveye ulaşmış olmasını, kimseye başörtüsü baskısı yapılmamış olmasını ya da Erdoğan'ın Mısır gibi Şeriat ülkelerinde dahi laikliği tavsiye ediyor olmasını umursamazlar. Histeri teşhisinin en can alıcı noktası ise, kişinin histerik olduğunun farkında olmamasıdır. Acil şifalar diliyoruz. Hilal Kaplan/Sabah |
|
Sara Swed <sarakn...@gmail.com>: Apr 12 10:48AM +0400
|
|
gti...@aol.com: Apr 12 07:50AM -0400
12/4/2016 TURKIYE GAZETESI CHP seçmeniyle yapılan ankete göre partililerin yüzde 65'i yeni bir partiye ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Dün yayınlanan ORC Araştırması'nda CHP'lilerin yüzde 59 oranıyla Kılıçdaroğlu'nu başarısız bulduğu ortaya çıkmıştı. Ayrıca partililer yüzde 88 oranıyla CHP'nin iktidar olabileceğine de inanmıyor. Anketin ikinci kısmında CHP'nin Paralel Yapı ile işbirliği ve yeni bir partiye ihtiyaç olup olmadığı soruldu. CHP'LİLERİN PARALEL YAPI RAHATSIZLIĞI Buna göre CHP'liler yüzde 44 oranıyla partilerinin Paralel Yapı ile birlikte çalıştığını düşünüyor. Paralel Yapı ile birlikte çalışıldığını düşünenlerin yüzde 90,6'sı ise bu durumdan rahatsız. SOLUN YENİ BİR PARTİYE İHTİYACI VAR ORC'nin anketine damga vuran ise "Solda yeni bir partiye ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu oldu. CHP'liler yüzde 65'le yeni bir partiye ihtiyaç olduğunu savundu. CHP SEÇMENİ YENİ LİDERİNİ ARIYOR Yeni bir parti kurulmasını isteyen CHP'lilere "Solda yeni bir parti kurulacak olsa bu partide hangi isimleri görmek istersiniz?" sorusu da yöneltildi. Açık uçlu sorulan ve çoklu cevap hakkı tanınan araştırmanın sonucunda şu isimler ortaya çıktı: |
|
"Celal Çelik" <celal...@gmail.com>: Apr 12 05:05PM +0300
Efkan Vural - Günlük hayatımızda hadislerin yeri-3 <http://celal1973sevdikleri.blogspot.com.tr/2016/04/efkan-vural-gunluk-hayatmzda-hadislerin_12.html> *Efkan Vural - Günlük hayatımızda hadislerin yeri-3* Hz.Muhammed(s.a.v) insanlardan iyi ve güzel davranışlar sergilemesini istemiştir. Peygamberimizin hadislerini dikkatli bir şekilde okuyup, düşünmeliyiz.Hadislerin ışığında günlük yaşantımızı sürdürmeliyiz. Günlük hayatımızda *Hadis-i Şerifler*ışığında yapabileceğimiz bazı davranışlar şunlardır: *1-Kıskançlıktan uzak durmak* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”Hasedden kaçının, ateş odunu nasıl yerse,haset de iyilikleri öyle yer.” (Ebu Davud,edeb,44) “Bir kulun kalbinde iman ile haset bir arada bulunmaz.”(Nesei, cihad,8) *2-Her işitileni söylememek* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”Her işittiğini söylemek kişiye günah olarak yeter.”(Ebu Davud ,edeb,80) *3-Yalan sözden ve yalancılıktan kaçınmak* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:Yalandan sakınınız.Çünkü o günah ile beraberdir.Bunları yapanın ikisi de(yalan söyleyen ve günah işleyen ) cehennemdedir.(Müslim birr ve sıla 103-105) *4-İki yüzlülük yapmamak* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”Şüphesiz ki birisine bir yüzle başkasına başka bir yüzle hareket eden iki yüzlü kimse insanların en kötülerindendir.(Buhari,menâkıb,1) *5-Ticarette dürüst olmak* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”Dürüst ve kendisine güvenilen tüccar,nebiler,sıdıklar ve şehitlerle beraberdir.” (Tirmizi,buyu,4) *6-Helal lokma yemek* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”Hiç kimse kendi eli ile kazandığından daha hayırlı bir şey yememiştir…”(Buhari,buyu,131) *7-Hastaları ziyaret etmek.* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”Herhangi bir hastayı ziyaret eden kimse (ziyaretten dönünceye kadar cennet bahçelerinde yaşar.”(Müslim,birr ve sıla,39) *8-Yemeklerden önce elleri yıkamak* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”Yemekten önce ve sonra el yıkamak yemeğe bereket verir.”(Tirmizi.et’ime.39) *9-Ölümü hatırlamak.Kabir ziyaretinde bulunmak* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”Ölümü çok (sık sık )hatırlayınız.”(İbni Mace,zühd,31) “Kabirleri ziyaret etmek isteyen ,ziyaret etsin .Çünkü o (kabir ziyareti),bize ahreti hatırlatır.”(Ebu Davud,cenaiz,48) *10-İşçiye ücretini vermek* Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur:”İşçinin ücretini alnının teri kurumadan ödeyiniz.” (İbni Mace ruhun,4) (YARARLANILAN ESER.Hadislerin Işığında Günlük Hayatımız,Marifet yayınları. Hazırlayan Mahmud Denizkuşları) Efkan VURAL Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni -- |
|
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Apr 12 05:01PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- From: Yilmaz Karahan <karahan...@gmail.com> Date: Tue, 12 Apr 2016 13:23:43 +0300 *Mafya Nedir?* *[image: Satır içi resim 1]* Mafyanın tarihte ilk varlığı, İtalya’nın Sicilya adasında ortaya çıkmış fakat daha sonraları tüm ülkeye yayılmıştır. Genellikle ekonomik temele dayanan ve siyasi hedeflere de yönelen, karmaşık ve gizli suç organizasyonları şeklinde gelişme göstermiştir. İtalyanca’daki “MORTE ALLA FRANCIA ITALIA ANESTA” yani “Fransa’ya ölüm, yaşasın İtalya” sözlerinin baş harflerinden oluşan MAFİA; 18. yüzyılın ortalarında Sicilya ve Sardunya Adalarındaki halkın İtalya’ya bağlı kalabilmek için Fransa’ya karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinden doğmuştur. 19. yüzyılda birbirine düşman grupların bir mücadele aracı olarak silahlı çeteler beslemeleri veya bunlara başvurmaları da mafyanın doğumuna sebep olmuştur. Mevcut toplumsal ve siyasal yapıyla çelişen ideolojik görüşleri, hukuka aykırı yöntemlerle sisteme egemen kılmak amacıyla oluşturulmuştur. Başlangıçta yeraltı bir yurtsever derneği olarak kurulan MAFYA özellikle ülkedeki sosyal, ekonomik ve siyasal dalgalanmalar sonrasında, bu siyasi yapılanma, amaç ve şekil değiştirerek, toprak sahiplerinin arazilerinin yağmalanmasının önlenmesinde silahlı gruplar olarak kiralanmışlar, bilahare bu silahlı grupların aileleri 20’nci yüzyıl başlarında A.B.D’ye göç etmeleri ile mafya bu ülkede de zemin bulmuş ve çok kısa sürede gelişmiştir. Böylece organize suçluluk (MAFYA) Dünya gündemini etkilemiştir. Organize suçların tüm dünyada yaygınlaşması üzerine bu suçlarla mücadele için çareler aranmasına yönelinmiştir. Bu kapsamda; özellikle “Suçların Kovuşturulması”, “Delillerin Sağlanması”, “Zanlıların Konumu” ile “Koruma Tedbirleri” ve “Yargılama Yöntemi”ne ilişkin istisnai ceza yargılaması usulleri kabul edilmiştir. A.B.D’de organize suçluluk denilince akla LA COSA NOSTRA (LCN) denilen bu yirmi dört aile gelmektedir. LCN hem sendika kasasına egemen olmak, hem de işvereni baskı altına almak için işçi sendikalarını denetimine almış; kurdukları firmaları yasa dışı yollarla tekelleştirmiş, şans oyunlarını kontrol altına almış, iş yerlerini haraca bağlamış, tefecilik ve cürüm eşyası ticareti ile ilgilenmiş ve son yıllarda da giderek artan bir şekilde de uyuşturucu ticaretine girmiştir. (...) http://www.tarihikesfet.com/ http://www.yenidenergenekon.com/852-mafya-nedir/ -- Türkiye için el ele mail grubumuz *https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele <https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> * Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com <turkiye-i...@googlegroups.com> * Erzincan Kemaliye Egin Grubum http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum : https://twitter.com/#!/MiLALDi Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim. http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148 |
|
"Grup Yönetici " <erzinca...@gmail.com>: Apr 12 04:59PM +0300
---------- Yönlendirilmiş ileti ---------- From: Habip Hamza ERDEM <habip...@gmail.com> Date: Tue, 12 Apr 2016 14:19:02 +0200 *AVRUPA’DA TÜRKLER (VII)* -- Türkiye için el ele mail grubumuz *https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele <https://groups.google.com/group/Turkiye-icin-el-ele> * Gruba e-posta gönderme adresi *turkiye-i...@googlegroups.com <turkiye-i...@googlegroups.com> * Erzincan Kemaliye Egin Grubum http://groups.google.com.tr/group/erzincan-kemaliye-egin-grubu Gruba e-posta gönder : erzincan-kemal...@googlegroups.com Grub Admin M.İlaldı 0532 7269362 erzinca...@gmail.com Tüm dost ve arkadaşlarımı twitter sayfama bekliyorum : https://twitter.com/#!/MiLALDi Facebook Sayfamda Sizleride Bekliyorum.Teşekkür ederim. http://www.facebook.com/profile.php?id=1561718148 |
|
Mustafa Nevruz SINACI <gercek....@hotmail.com>: Apr 12 01:51PM
http://demokratlar3.blogspot.com.tr/2016/04/gercek-demokratlar-harekete-gecti.html From: fahrett...@hotmail.com To: gercek....@hotmail.com Subject: "Büyük Türkiye ve Merkez Sağ" Bu haftaki yazım. Selamlar. Fahrettin Şanal Date: Tue, 12 Apr 2016 14:33:16 +0300 http://www.basakgazetesi.com/makale/buyuk-turkiye-ve-merkez-sag-40160.html Büyük Türkiye ve Merkez Sağ “Böyük Türkiye” idealine ne oldu? Eski Cumhurbaşkanlarımızdan merhum Süleyman Demirel ne derdi? “Hedefimiz Böyük Türkiye”. Merhum Mehmet Kaplan ise “Büyük Türkiye Rüyası” adlı eserini 1969 da yazmış. Başka bir deyişle rüyayı görmüş. Görmüş ama rüya gerçekleşmiş mi? Sahi büyük Türkiye diye bir ülkede yaşıyoruz, diyebilir miyiz? Aslında Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren farklı kelimelerle ifade edilse bile hedef aynıdır. Büyük Türkiye. Tıpkı Osmanlı dönemindeki “Kızıl Elma” ideali gibi. Bir yanlış anlamayı düzeltelim. Büyük Türkiye derken kalkınmış, müreffeh ve güçlü bir Türkiye’den bahsediyoruz. Büyüklükle elbette sınır genişlemesinden bahsetmiyoruz. Başka bir deyişle ülkemizin Kurucu Önderi Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta Barış, Dünyada Barış” düsturu içerisinde var olan ama “medeniyetimizi, çağdaş ülkeler seviyesinin üstüne çıkarmayı” hedefleyen bir ülkeden bahsediyoruz. İşte bunun için “Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye” sözünü çok seviyorum. Çünkü güçlü Ordu var ise caydırıcılık vardır. Ülkede güven ve huzur vardır. Güçlü Orduları olmayan ülkeleri gördük ve görmeye devam ediyoruz. Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Libya hemen aklımıza gelen ve durumlarından ders alınması gereken ülkelerdir. Pekâlâ, bir ülkenin kalkınmış ve ordusunun da güçlü olması için ne gereklidir? Elbette Milli bir Siyasi İrade gereklidir. Son günlerde bazı siyasilerimiz diyorlar ya “Milli ve Yerli” diye bizde “Milli ve Yerli Siyasi İrade” diyebiliriz. Ülkemiz için diyecek olursak gelmiş geçmiş bütün Siyasi İrade mensupları tüm imkânsızlıklara rağmen ülkenin gelişmesi için ellerinden geleni yapmışlardır. Mesela, efsane Başbakan merhum Menderes dönemini gözümüzün önüne getirelim. Onun döneminde Türkiye’nin sınıf atlaması dillere destandır. Şeker Fabrikalarından Çimento Fabrikalarına, yollardan alt yapı yatırımlarına kadar her konuda ülkenin hamle yaptığı yıllar olduğu unutulmamalıdır. Ha bir şey daha unutulmamalıdır. Tarihi olayları kendi tarihi şartları içinde değerlendirilmelidir. Gelelim merhum Demirel'in Başbakanlığı dönemine. Barajlar, Petrol Rafineriler, Elektrik Santralleri, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), İskenderun Demir Çelik Fabrikası, Boğaziçi Köprüsü, Seydişehir Alüminyum Fabrikası gibi sıralamakla bitmeyecek sanayileşme ve kalkınma hamlelerinden bahsetmemiz gerekir. Kalkınma deyince Merkez Sağın 3. halkası olan merhum Özal’dan bahsetmeden geçemeyiz. Türkiye’ye yepyeni bir vizyon kazandırdı. Otoyollar, 2. Boğaz Köprüsü, Turizm yatırımları, Savunma Sanayi Projeleri, Toplu Konut yapımı gibi konular başta olmak üzere çok büyük projelere imza attı. Yukarıda Merkez Sağın üç önemli halkasını anlatmaya çalıştık. Yani Menderes, Demirel ve Özal dönemlerini özetledik. Başka bir deyişle Menderes’in Demokrat Partisi (DP), Demirel’in Adalet Partisi (AP) ve Doğru Yol Partisi (DYP) son olarak ta Özal’ın Anavatan Partisi (ANAP) dönemlerini ima (!) etmeye çalıştık. Biz burada Büyük Türkiye yolunda yürüyen bir geleneği yani Merkez Sağı anlatıyoruz. İyi de şimdi o geleneğin esamisi okunuyor mu? DYP ve ANAP’ın bileşkesi olan günümüz DP’sinin son haline bakalım. 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinde aldığı oy 75.784 yani % 0.16 (binde on altı). Son 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinde ise 69.370 oy almış! Oy oranı % 0.15 (binde on beş)’e düşmüş. Günümüz DYP’si ise son seçimlerde 14.087 oy almış! Oy oranı % 0.06 ( binde altı) ! Aynı gelenekten geldiğini iddia eden AP diye de bir parti 2015 yılında kurulmuş. Henüz seçimlere katılmış değil! E, ne yani? Koskoca bir gelenek olan Merkez Sağ geleceğe yön verecek durumda değil! Hepsi bindelik partiler durumuna düşmüşler! Okuyucunun zamanını aldığımıza değmezler diyeceğim ama ben öyle düşünmüyorum. Ülkenin bugünkü durumunu görüp de “Ey Merkez Sağ, neredesin?” demeyen var mı, acaba? Ne dersiniz? |
|
"Haluk TARCAN" <haluk...@haluktarcan.com>: Apr 12 04:23PM +0300
Sanırım CHP denen hasta ameliyattan sonra Eminağaoğlu yönetiminde ATATÜRKÇÜ CUMHURİYET PARTİSİ adı ve İÇERİĞİNİ alarak yeniden kurulmalı gangren olan kısımları hemen kesilip atılmalıdır hastanın ölümünü beklemek Türk Kültürünü ,kimliğini kısacası Türkleri tarihten silmek isteyenlerin paralelinde yer almak olacaktır.Zaman çok daralmıştır. Saygılarla düşüncelere hitap edilir halûk Tarcan |
|
"Erdal AKALIN" <e.aka...@hotmail.com>: Apr 12 03:42PM +0300
|
|
"dursun ari" <durs...@gmx.de>: Apr 12 02:19PM +0200
*Dosya ilişiktedir. Ö.F. EMİNAĞAOĞLU'NUN CHP'DEN İHRACINA HAYIR !!! 9 Nisan 2016 günü Duisburg'da toplanan Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği genel kurulu, aşağıdaki kararı oy birliği ile aldığını, kamuoyuna saygıyla duyurur: "Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu ve temeli Müdafa-i Hukuk olan CHP'de, hukuku ve parti içi demokrasiyi savunmak disiplin suçuna konu edilemez. Suçlamaya konu edilen,CHP'nin ilke ve değerlerini korumak adına atılmış bu disiplin soruşturması sadece Sayın Eminağaoğlu'na yönelik değil,CHP ilke ve değerlerine karşı bir işlemdir.CHP, ilke ve değerleri ile her koşulda yaşatılacaktır ; çünkü onlar Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna esas olan Atatürkçü düşüncenin de ilkeleridir. Hukuk mücadelesi verdiği için AKP'nin onca baskı uyguladığı, davalar açtığı, sürdüğü ve sonunda görevinden istifa etmek zorunda bıraktığı bir insanı, fikirlerini açıkladı ve yargıya başvurdu diye cezalandırırsanız,onlardan bir farkınız kalmaz. Hukuki yollara başvurmak ve düşünce özgürlüğü temelinde açıklamalar yapmak anayasal haktır. Sayın Eminağaoğlu yargıç, savcı ve avukat olarak hukuk ve demokrasi alanında korkusuzca, işini kaybetmeği dahi göze alarak meslek ilkelerinden ödün vermedi.AKP gericiliğine karşı başta Ergenekon ve Balyoz tertipleri olmak üzere her alanda kahramanca hukuk mücadelesi veren bir insanı CHP'den dışlamak bir CHP'linin işi olamaz ve bu kararı verenlerin vicdanlarda açacağı yarayı ancak bir düşman açabilir. Bizler Avrupa'daki Atatürkçüler olarak Sayın Eminağaoğlu ile gurur ve onur duyuyoruz ve CHP'nin de böyle bakmasını ve onun bilgi ve tecrübelerinden yararlanmasını diliyoruz.İhraç için CHP yönetimi tarafından gösterilen nedenleri kabul edilebilir bulmuyoruz.Bir üyenin kendince yanlış gördüğü bir konuda açıklamalar yaparak parti yönetimini ve üyeleri uyarmasını, uyarıların dikkate alınmaması durumunda hukuk mercilerine başvurmasını yasaklayan bir sosyal demokrat partinin Avrupa'da örneğini bulamazsınız?" Bu yüzden derhal bu ihraç talebiyle başlatılan disiplin sürecinin durdurulmasını ve yapılan hatadan derhal dönülmesini istiyoruz! Dursun Arı Genel Başkan |
|
"M.Kemal Adal" <adalk...@gmail.com>: Apr 12 02:27PM +0300
RESUL KUR'AN'IN REHBERLİĞİNDE MÜSLÜMAN OLMAK ve İMANA ERMEK <http://kemaladal.blogspot.com.tr/p/kurani-anlamada-yol-haritasi-49.html> [image: RESUL KUR'AN'IN REHBERLİĞİNDE MÜSLÜMAN OLMAK ve İMANA ERMEK] <http://kemaladal.blogspot.com.tr/p/kurani-anlamada-yol-haritasi-49.html> *KUR'AN'I ANLAMADA YOL HARİTASINDA, * *RESUL KUR'AN'IN REHBERLİĞİNDE MÜSLÜMAN OLMAK ve İMANA ERMEK KONUSUNU, * *BİRBİRİYLE BAĞLANTILI DÖRT ÖZGÜN YAZIDA İNCELEMEK VE TOPLUCA DEĞERLENDİRMEK İSTEDİĞİNİZDE, * *YUKARIDAKİ RESMİ TIKLAYINIZ* *VEYA TIKLAYINIZ.* *http://kemaladal.blogspot.com.tr/p/kurani-anlamada-yol-haritasi-49.html <http://kemaladal.blogspot.com.tr/p/kurani-anlamada-yol-haritasi-49.html>* -- Selam... T.C. / M. Kemal Adal http://kemaladal.blogspot.com.tr/ |
|
ahmet dogan Simsek <ahmetdog...@gmail.com>: Apr 12 01:11PM +0300
Suikastlar (2) Değerli Zeki Bey Yazı başlığı ile konular çok farklılaştığı için başlığı değiştirdim ve aşağıdaki sürekli tekrarlanan alıcı listelerini silerek yazıyı bozmadan kısaltmaya çalıştım. Kusuruma bakmazsınız umarım. Suikast doğrudan daha önce Özal'ın, General Öztoruna istemiyorum bu herifi diye önünü kestiğinde İstanbul Dükalığına bağlı generaller tarafından İsrail desteği ile kalemi kırılmış olan ve mutlaka öldürülecek bir hedefti. *Âl-i İmrân <http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=54>** 54 <http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=3&ayet=54>* (Medenî 89) (Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah,tuzak kuranların hayırlısıdır. * Enfâl <http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=8&ayet=30>** 30 <http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=8&ayet=30>* (Medenî 88) Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana)tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allahtuzak kuranların en iyisidir. Özal’ı sözde aydınlar nezdinde bednam eden ihtilalların arkasındaki güçlerden biri olan o zamanki medyaya tam hâkim olan sömürge valiliği ahalisi idi. Onların adamlarının dokunulmazlıkları hala devam ediyor. Cumhuriyet gazetesinin İstanbul ve Ankara temsilcileri hapisten henüz yargı süreci bitmeden AYM tarafından neye dayanarak salıverildiğini daha önce yazmıştım. Uluslar arası gizli anlaşmalara göre dokunulmazlıkları olduğu için. Bu yüzden bu medya hepimizin beyinlerini kendi istedikleri gibi düşünmeye mahkûm olacak şekilde programlamakta kullanılıyordu ve hala kullanılıyor. Başbakan ikide bir de göklerden gelen bir karar vardır derken aslında Türklerin ve dolayısı ile İslam âleminin kaderinin değiştiğini beyan etmeye çalışmaktadır. Bazı şeyleri (olayları) iyi zannederiz sonu kötüdür. Kötü zannederiz sonu iyiye varır. Bunu da hatırda tutmak gerekir diye düşünüyorum. Hiç kimsenin yaşamını ve ölümünü Muhyi (hayat veren dirilten) ve Mümit (ölüm halini yaratan öldüren) olan Allah dilemedikçe hiç kimse o kişiyi öldüremez veya ölümden kurtaramaz. Bir yaprağın dahi dalından düşmesi Allahın takdiri iledir. Hayatımda bildiğim kadarı ile üç defa kalemimi kırdılar. Öldürüleceğimi anladım ama kader Allahın yazgısıdır diyerek tetikçilerden ikisi ile yüzleştim. Takdiri ilahi ile tetikçiler bir şekilde vazgeçtiler. Birinde ise beni düşürecekleri tuzağın kurulduğu kiliseye söz verdiğimiz için eşimle birlikte gitmek üzere İstanbul park ya da Gezi otelden birinde kalıyorduk. Çıkıp gittik. Yayan on 15 dakikada varılabilecek küçük kiliseyi kaybettik ve uzun süre yaya sonrada bir taksi tutup bütün sokakları dolaşıp aradık bulamadık. Allah buldurmayınca gözünün önünde de olsa buldurmuyor. Demek ki vaktimiz gelmemiş. Bu konuyu *Bende bir zamanlar diyalogculuk mu yaptım* başlıklı yazımda işlemiştim. Kısa yollarından biri *http://www.nuveforum.net/1787-ahmet-dogan-simsek/81736-bende-kendi-capimda-diyalogculukmu-yaptim/ <http://www.nuveforum.net/1787-ahmet-dogan-simsek/81736-bende-kendi-capimda-diyalogculukmu-yaptim/>* Türkiye de manda devletinin varlığından bahis ediyorum. Bu devletin yönetim kadroları hiç bir milli irade hükümetini kabul etmez. Ayrıca kendilerinden olmayanların kurduğu hükümeti dünya şartları ne olursa olsun devleti öğrenecek kadar iktidarda tutmaz. Buda azami on yıldır. Çoğu milli hükümet geldiği günden itibaren altı oyulmaya başlanır ve bir anda oyulan çukura itilir. Akıllarımız farklı olduğu için birbirimizle tartışırken yorgan sırtımızdan alınıp ateşe atılır. Kenan Evren'in şu sözünü asla unutmam. Bu ülkede devleti yönetenler iğneli fıçıya atılır. (Umarım bunun manasını biliyorsunuzdur) Bu iğneli fıçıya Atatürk’ü de attılar. Cemal Gürseli de attılar. Bizi de atacaklarını biliyorduk. Ama biz tedbirimizi alarak geldik. Bir ya da iki isim daha saydı unuttum. Suikastların belki eskiden mutlaka amacına ulaştığı zannında bir hak payı vardır. Hâlbuki uzunca bir süredir pek çok suikast akim kalmaktadır. Çünkü dünya iki kutuplu değildir. Ve bizde bir kutbun ne derse selam çakıp uyan paryası değiliz artık. İsrail önemli bir suikast planlasa ABD deki farklı bir güç önlenmesi için bizdeki adamlarına haber verir. ABD deki bir ana odak planlasa, bu seferde İsrail ya da İngiltere bizi uyarır, ya da kendisi önler. İçeriden birileri sessiz sedasız yaparız dese gürültüsünün mutlaka çıkacağını ve kendilerinin koruyamayacağına dair bir sürü ders almışlardır. Sürekli değişken ve farklı etkilerin etkili olduğu yargıdan emniyetten emin olamaz. Artık siyaset bir yağlı mermer üstünde tutulan yağlı güreşler gibidir. Güçlerden çok kişisel kabiliyetler ve hünerler savaşıdır. Üstelik taraftarlarda bir birleri ile sessiz sedasız kıran kırana savaşır. Yapılan suikastlar önlendiğinde, yapan odağa gerekli mesaj sessizce cevaben verilir. Halkın haberi olmaz. Oyunlar daha planlanırken planlayanların arsından bir Mahir kaynak çıkar ve devletin güvenilir birimlerinden en az birini uyarır. Özal’ın Irak’a müdahalesi ABD’nin planlarına da uygun ve bizim lehimize idi. Sorun o zaman çözülse idi, Suriye de yedi düvelle dalaşmazdık. En çok İngiltere Siyoniz ve AB’nin desteklediği PKK da bitmiş olurdu. Ama İsrail ve Siyonist lobinin Türkiye’deki Kurulu güçlü düzenine takıldı. Şimdi PKK ile kıran kırana çarpışa biliyor isek bu ordu içindeki NATO gladiosunun da uyandığının ve uygulamaların devletimiz aleyhine olduğunun farkına varıldığının ve öyle kendi devletimiz dışında her emre artık itaat edilmediğinin işaretidir diye düşünüyorum. 2004-2005 ler de Özel harp Dairesinden bir binbaşı Liberal İzmirliler grubunda yazan bizlerin çoğunu ayrı ayrı ve birlikte tehdit etti. Bir arkadaş tehdit mailini gruba gönderip bizlere veda etti. O yazışmaları ararsam belki bulabilirim. Bende adama sen ya Türk subayı değilsin, subay numarası yapıyorsun. Ya da yanlış bir yerlerde duruyorsun diye sert çıktım. Adam da genelkurmay kayıtlarından söz edip subay olduğunu kanıtlayacak bir şeyler gösterdi. Bunun üzerine ben ordu içinde sizler gibiler varsa ve bizler gibileri susturmaya çalışıyorlarsa, bu ülkeyi siviller satamaz. Eğer satabilirlerse Askerin onayı olmadan satamazlar bu yüzden vatanı satacakları kendi aranızda arayın. Sizde onlardan biri olabilirsiniz demiştim. Onu görevlendirenler derhal onu geri çektiler. Bu günlere elimizi kolumuzu sallayarak gelmedik. Uzun süre tabancamı yastığımın altına yerleştirme den bende eşimde uyuyamadık. Sonra o grup da ki İstihbaratçı bir arkadaş, Ahmet bey yüksek rütbeli askerler seni konuşuyorlar ve hakkında çok kötü şeylerden söz ediyorlar diye beni uyardı. Bende ona bir daha kulak misafiri olursan konuşana değil de dinleyenlere bak. Eğer konuşanı onaylayacak hareketler çoksa durumum kötüye gider. Sessiz kalanlar çoğunluk da ise merak edilecek bir şey yok diye cevap yazdım. Aslında Askerlerde de Hilmi Özkök paşa ile birlik de değişim başlamış bir oramiralin rütbeleri sökülüp er yapılmıştı. Şimdi dünya daha farklı buz dolabında donup kalmış sözde aydın olmaya programlanmış robotlar dışında pek çok kişi uyandı. Bazıları da gerçek ihanet yüzlerini HDP ve PKK’ya ve ya FETÖ’ye verdikleri destek ile göstermekteler. O günlerin tehlikeli, ağır ve riskli yazışma ve tartışmalarından bazılarına, bu alıcı listesindeki çok değerli bir dostumuzda şahit olmuştur. Benim aleyhime olan talepleri umursamayarak da sessizce destek olmuştur. Allah akıbetimizi hayırlı eder inşallah Selamlar ve Saygılarımla A.D.Şimşek |
|
lutfu sahsuvaroglu <lutfusah...@gmail.com>: Apr 12 12:54PM +0300
http://m.gazetevahdet.com/kubbeyi-yerine-koymak-ya-da-kubbeyi-yere-koymamak-5064yy.htm |
|
"Serendip Altındal" <serendip...@gmail.com>: Apr 12 11:48AM +0300
***12.04.2016*** ** *BJK disiplin ve kültüründe klasik bir Başkan olan Fikret Orman, Türkiye Cumhurbaşkanı dururken, yaşar yaşamaz Kudbuttin Efendiye mi başlama vuruşu yaptıracaktı. Dünya ile özdeşleşen İstanbul’umuzun yeni incisi Muhteşem BJK stadını BJK ve tüm Türk spor gençliğine armağan eden başta Fikret Orman ve diğer emeği geçenleri minnetle kutluyoruz.* *BJK Arena Stadı açılışı...* <http://www.fanatik.com.tr/foto-galeri/besiktas/besiktas-bursaspor-macinin-yazar-yorumlari-1227533>** ** *Serendip Altındal* *Özün Kişiliğinin Aynasıdır...* <http://serendipaltindal.blogspot.com/>** *serendipaltindal.blogspot.com* <http://serendipaltindal.blogspot.com/> ** <mailto:serendip...@gmail.com>*serendip...@gmail.com* *Video Kanalım* <https://www.youtube.com/user/MrSer0609> ** ** ** ** |
|
"avukat Yüksel" <avukat...@hotmail.com>: Apr 12 08:37AM
BAŞKA SÖZE GEREK YOK Yüksel Sarı “Her zaman Millet, hükümetin bekçisi olmalıdır. Çünkü Hükümetlerin icraatı kötü olup da, millet itiraz etmez ve o hükümeti düşürmezse, millet bütün kusur ve kabahate katılmış demektir. “ “ Hakikaten şunun bunun oyuncağı olabilen milletler, haklarını idrak etmemiş demektir. Ve böyle bir millet de baskı altında bulundurulmaya müstahak olur” “…Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız milletindir. Milletin seçtiği milletvekillerinden oluşur. Bu meclis yalnız ve yalnız milletin emrine boyun eğmek zorundadır. İsmi ve makamı ne olursa olsun millet bu hakkını bir şahsa ve makama teslim edemez.” “Şu unutulmamalıdır ki, milletin egemenlik hakkını bir kişide ya da sayılı kişilerin elinde bulundurmaktan yararlanan cahil ve saf insanlar vardır. Hükümdarlar kendilerini hayali bir gücün temsilcisi tanırlar ve bundan zevk alırlar. Ama onların etrafındaki çıkarcılar bunu dinsel bir görünüme büründürerek tüm ulusu aldatmaya ve karanlığa sürüklemeye çalışırlar. Nitekim şimdiye dek öyle olmuştur. Giderek ulusun kulağı o laflara alışır ve yapılan telkinleri gerçeğin kendisi sanır. Bu kişilere ‘mürteci’ ve yaptıklarına da ‘irtica’ denir. “ “ Ulusal egemenliğimizin bir damlasını şu ya da bu biçimde kayıt altına almak isteyenler en koyu mürtecilerdir. Öylelerine karşı milletin yapacağı şey, onları parçalamaktır.” “Pek iyi bilirsiniz ki sultanlarla ve halifelerle yönetilmiş ve yönetilen ülkelerde, vatan için ve millet için en büyük tehlike, sultanların ve halifelerin düşmanlar tarafından satın alınmalarıdır. Bu, çok defa kolaylıkla sağlanabilmiştir. Meclis’le yönetilen ülkelerde ise en tehlikeli durum, bazı milletvekillerinin yabancılar adına ve çıkarına, çalınmış ve satın alınmış olmalarıdır. Millet Meclislerine kadar girebilme yolunu bulabilen vatansızlara her zaman rastlanabileceğine, tarihin bu konudaki örnekleriyle hükmetmek zorunludur. Bunun için millet, kendi vekillerini seçerken çok dikkatli ve titiz olmalıdır.” “Bizim çok korktuğumuz ve daima korkarak kendimizi koruyacağımız bir şey vardır ki, herhangi bir şahsın, daha ziyade herhangi bir heyetin diktatör yönetimine dönüşmesidir. Çünkü şahıslar gibi Meclisler de diktatör olur. Ve Meclisin diktatörlüğü şahısların diktatörlüğünden daha tehlikeli ve daha öldürücüdür.” “…Baylar, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın.”(x) Bu sözler Kurtuluş Savaşımızın önderi ve Cumhuriyetimizin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’e aittir. Birbirlerine “nereye gidiyoruz” diye soranlar,siyasi iktidarın amacını merak edenler ve bir vatansever olarak ne yapmak gerektiğini öğrenmek isteyenler bir kez daha okumalıdır. Çünkü, başka söze gerek yoktur! (x) Aydın Keleşoğlu -Dünden Yarına Atatürk’ün Öngörüleri-Bilgi yayınevi |
|
"Mehmet Ali KORPINAR" <korp...@istanbul.edu.tr>: Apr 12 11:37AM +0300
SUUDİ KRALI, YİNE ÜLKEMİZE GELDİ. http://i.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2016/04/11/kral.jpg Mercedes ve ambulanslar Kral gelmeden 24 saat önce otelinin önünde bekletilmeye başlandı (11.4.2016-Sözcü) Değerli arkadaşlar, Dün ülkemizi gelen, Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz ve yakınları için Ankara'da bir otel kapatılarak, 500 adet Mercedes araç kiralanmış. Sadece otel masrafı 10 milyon $ tutuyormuş. Geçen yıl Kurban Bayramı sonrası haç görevini yerine getiren vatandaşlarımızdan 9 tanesini, Suudi Kral'lığının aymazlığı sonucu kaybettik. 25 vatandaşımız da yaralanmıştı. Bu acı olay sonucu kaybettiğimiz vatandaşlarımız için gereken tazminat ödemeleri yapıldı mı? Yoksa geçmiş yıllarda olduğu gibi yine umursamıyorlar mı? Bu konuda, geçen yıl 30.09.2015 de yazmış olduğum HAC KAYIPLARIMIZ ve SUUDİ KRALLIĞININ TUTUMU ??? başlıklı yazımı, sizlerin bilgisine yeniden sunmak istedim. Umarım Suudi Krallığının aymazlığı en kısa zamanda sona erer ve kaybettiğimiz vatandaşlarımız için yıllardır biriken borçlarını en kısa zamanda öderler. Vatandaşlarımızın hakkını aramak zorundayız. Sevgi ve saygılarımla (12.4.2016) Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR HAC KAYIPLARIMIZ ve SUUDİ KRALLIĞININ TUTUMU ??? Değerli arkadaşlar, Önce gereğince önlem alınmadan kurulan ve rüzgarla hacı adaylarının üstüne düşen vinç yüzünden 220 müslüman öldü ve 450 müslüman da yaralandı. Sonra da Suudi Prensinin şeytan taşlamasına gelmesi ve bazı çıkışların kapanması yüzünden oluşan izdihamda da yaklaşık 1000 müslüman öldü, 887 müslüman da yaralandı. Bu olay sonunda Suudi Kralı, Hac bakanını, Mekke belediye başkanını ve Emniyet Müdürünü görevden aldı. Organizasyon ve yönetim beceriksizliği yüzünden, bu iki faciada 7+2=9 adet vatandaşımızı kaybettik, yaklaşık 25 vatandaşımız da yaralı olarak kurtuldu. Değerli arkadaşlar, Daha önceki yıllarda olduğu gibi yine hac için Suudi Arabistan'a giden vatandaşlarımızı kaybettik. Bakalım Suudi Krallığı bu aymazlıklar yüzünden oluşan can kayıplarımızın tazminatlarını ödeyecek mi? Merakla bekliyoruz. Çünkü geçmiş dönemlerde de yaşadığımız can kayıpları için gereken tazminatlar ödenmemişti. Yani ülkemize hem maddi hem de manevi borcu olan Suudi Krallığının tutumunu hep birlikte göreceğiz. Bu konuda sizlere 10.08.2006 da yazmış olduğum, ZENGİN VE MÜSLÜMAN, SUUDİ ARABİSTAN KRALI GELDİ!!!! başlıklı yazımı yeniden bilgilerinize sunmak istedim. Sevgi ve Saygılarımla (30.09.2015). Prof. Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR ZENGİN VE MÜSLÜMAN, SUUDİ ARABİSTAN KRALI GELDİ!!!! Değerli arkadaşlar, Sayın kral, neden bu dönemde ülkemizi ziyaret ediyor? Ülkemizi 7 adet uçak dolusu hizmetlisi ile ziyaret eden Suudi Arabistan kralı için ülkemizde üretime yönelik yatırım yapacağı sanılarak, gazetelerde sayfalar dolusu hoş geldin yazıları çıktı. 1984 yılında Turgut Özal'ın teşviki ile Anadolu hisarında kendisine malikhane yapmak için satın aldığı SEVDA TEPESİ'ne imar izni verilmesi için baskı yapmaya geldiği anlaşılıyor!!!!! Çünkü Şükran PEKKAN-(Milliyet-10.08.2006)'nın bildirdiğine göre: Eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in de aralarında bulunduğu 50'yi aşkın Türk mirasçının, Suudi Arabistan'daki kutsal topraklarda yer alan 110 dönümlük araziye ilişkin miras hakları, Kral Abdullah'ın son andaki engellemesine takıldı. Suudi hükümetinin nakit olarak 304 milyon dolar (yaklaşık 450 milyon YTL) ödeyeceğini bildirerek ülkeye çağırdığı vârisler, parayı beklerken Kral Abdullah'ın "Sevda Tepesi" misillemesiyle karşılaştı. Yetkililer, Kral Abdullah'ın Boğaz'da malikâne yaptırmak için satın aldığı Sevda Tepesi'nin imar sorunu çözülmediği için Türk vârislere ödeme yapılmasını istemediğini bildirdi. Değerli arkadaşlar, Ben de aşağıda tarihlerini verdiğim dönemlerde hac sırasında hayatlarını kaybeden yurttaşlarımız için kralın bir özür dileyeceğini ve ölen kişilerin yakınlarına tazminat ödemesini bekliyordum. Çünkü bu hacılarımızın hayatlarının tek sorumlusu Suudi Arabistan Devleti ve yetkilileridir. HAC DÖNEMİ FACİALARI: 1990 - Mekke'de yaya tünelinde çıkan izdihamda, bin 462 hacı ezilerek öldü. Aralarında Türk hacı adayları da bulunuyordu. 1994 - Şeytan taşlama sırasında meydana gelen izdihamda 270 hacı öldü. 1997 - Mina'da hacıların kaldığı kampta çıkan yangında 343 hacı hayatını kaybetti. 1998 - Şeytan taşlama sırasındaki izdihamda 119 hacı öldü. 2001 - Yine şeytan taşlama sırasındaki izdihamda 35 hacı öldü. 2004 - Yine şeytan taşlama sırasında 244 hacı adayı öldü, 30 tanesi TÜRK hacı adayı idi, 2006 - Şeytan Taşlama sırasında 345 hacı adayı hayatını kaybetti, bunların 12 tanesi TÜRK idi, Değerli arkadaşlar, * Kendisi ve hizmetlileri için 600 yataklı bir otelimizi kapatan Suudi Kralının, servetinin ne kadar olduğunu ve bu servetin ne kadarının ABD ile İngiltere'de yatırımlarda olduğunu merak ediyorum. Bu kadar servete sahip olan kralın, kutsal dinimizin gereğini yerine getirirken hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına bu tazminatları neden ödemediğini de merak ediyorum. * Ayrıca her yıl hac döneminde, müslüman ülke vatandaşlarından milyarlarca USA doları geliri elde eden Suudi Arabistan Krallığının, bu güne kadar hayatlarını kaybeden yurttaşlarımızın yakınlarına herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığını da merak ediyorum. Yoksa devletimiz yıllarca bu konuda bir istekte bulunmadı mı??? Eğer bulunulmadı ise, hazır kral buradayken yöneticilerimizin kendisine bu isteğimizi iletmesini isteriz. * Sn. Kral, Osmanlı Devletinin devamı saydığı biz Türklere, tazminat ödemeyi düşünmüyorsa, Lübnan'da hayatlarını kaybeden yüzlerce soydaşı için ne gibi maddi ve manevi katkılarda bulunduğunu da öğrenmek istiyorum. En çok sivillerin ve masum çocukların hayatlarını kaybettiği ve de İsrail'in acımasızca sürdürdüğü bu bombalamanın durdurulması için ne gibi girişimlerde bulunduğunu merak ediyorum. * Ayrıca soydaşı olan hamas liderini, daha seçim sonuçları belli olmadan, neden kendi ülkesine çağırıp da görüşmediğini de merak ediyorum. * Müslüman bir kral olarak, Irakta devam eden ve neredeyse müslümanlar arası bir iç savaşa dönüştürülen, şii ve sünni çarpışmalarının engellenmesi için neler yaptığını da merak ediyorum. Değerli arkadaşlar, Görüldüğü gibi zengin ve müslüman bir kral olmak kolay değil. Hele ülkesinde demokrasi olmadığı halde laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini ziyaret ederken, sadece kendi malikanesinin geleceğini düşünmek hiç te kolay değildir. Çünkü bizlerde kendi vatandaşlarımızın hakkını arama özgürlüğüne sahibiz. Bilgilerinize sunmak istedim. Sevgi ve saygılarımla (10.08.2006) Prof.Dr. Mehmet Ali KÖRPINAR |
|
"Celal Çelik" <celal...@gmail.com>: Apr 12 10:04AM +0300
Ben kötü söz bilmem ki <http://celal1973sevdikleri.blogspot.com.tr/2016/04/ben-kotu-soz-bilmem-ki.html> *Ben kötü söz bilmem ki* ------------------------------ *Demirtaş Muhammedi *"rahmetullahi aleyh", Mısır’da yetişen büyük Velilerdendir. Bir gün, birkaç sevdiğiyle yolda giderken birisi hakaret etti bu zata. O, hiç cevap vermeyip devam etti yoluna. Adam bunu görünce, daha ileri gidip, daha çirkin şeyler söyledi. Yine cevap vermeyince, yanındakilerin sabrı taştı. - Efendim, o size hakaret ediyor, siz susuyorsunuz, dediler. Mübarek zat onlara sevgiyle bakıp; - Ne yapsaydım? buyurdu. - Cevap verin efendim. Siz de ona bir şeyler söyleyin. - Ne söyleyeyim mesela? - Onu kötüleyin. Çirkin şeyler söyleyin. Buyurdu ki: - Ben çirkin söz bilmem ki. Her kaptan, içinde olan dışına sızar. *İslam’a hizmet* Bir gün de huzuruna bir genç geldi ve; - Efendim, ben dinime hizmet etmek istiyorum, diye arzetti. Cevaben; - Çok iyi evladım, mübarek olsun, buyurdu. İnsan neyi isterse, cenâb-ı Hak onu ona nasip eder. Genç sevindi: - Nasip eder değil mi efendim? - İnşallah. Yeter ki sen iste evladım. Ama niyetin halis olsun. Peygamber efendimiz aleyhisselam; *“Müminin niyeti, amelinden hayırlıdır”* buyuruyor. Ve ekledi: - Bir hadis-i şerifte de; *“Allahü teâlâ, sizin yaptığınız işlere değil, kalbinize ve niyetinize bakar”* buyuruyor. Şöyle devam etti: - Bazen kalbden iyi bir niyet geçer. Ama icra edilmez. İşte Allahü teâlâ yalnız kalbden geçen bir *“iyi niyet”* için çok sevap verir. Öyle ki, o iş icra edilseydi, belki bu kadar sevap kazanılmazdı. Delikanlı sordu: - Hikmeti ne hocam? - Çünkü bu iş yapılırken gurur kibir olabilirdi. Ama niyette kibir olmaz. Onun için din büyükleri her namazdan sonra; *“Ya Rabbi, bize halis niyet etmemizi nasip eyle!”* diye dua ederlerdi. Sevgilerimle... Celal Çelik |
|
"Nurullah aydın" <na74...@gmail.com>: Apr 12 10:01AM +0300
*Nurullah AYDIN* *11 Nisan 2016-ANKARA* *ELEKTRONİK İSTİHBARAT* İstihbarat örgütleri; dünya pazarlarında rekabet eden uluslararası şirketler, organize suç örgütleri hatta sıradan vatandaşlar bile bugün teknolojik yöntemlerle bireylerin ya da kurumların iletişimine müdahale edebilmektedirler. *Gelişen teknoloji*; bireylerin adam adama markaj yöntemiyle izlenmesi metodu yerine teknik takip ya da elektronik harp denilen metotları öne çıkarmıştır. Elektronik takip, İşitsel takip, (taşınabilir minyatür vericiler, telefon dinleme aygıtları, gizli mikrofonlar ve kaset kaydediciler). Görüntülü takip (fotoğraf makineleri, kapalı devre ve kablolu televizyon, gece görüş araçları veya uydular) ve Algılayıcılarla takipte ise, manyetik algılayıcılar, sismik algılayıcılar, gerilim algılayıcıları, kızılötesi algılayıcılar ve elektro manyetik algılayıcılar kullanılmaktadır. *Silahlarımıza hedef saptırılabilir.* Atış kontrol sistemlerimizin modernizasyonunun asla İsrail’e yaptırılmamalıdır. Atış kontrol sistemlerimizin modernizasyonunun zulüm ile anılan ülkelere yaptırmak büyük yanlıştır. Motor yurtdışından zaten temin ediliyor. Montajı burada yapılacaktır. Yani büyük bir sorun olmaz. Bu sistemler programlanabilir. Yani bizim bilgimiz dışında yazılımlar ve programlar yüklenirse bir savaş durumunda verilen sinyaller ile hedeften sapması sağlanabilir. Diğer taraftan sinyaller aracılığıyla hareketleri modernizasyon yapan ülke tarafından kontrol edilebilir. Hedefler vurulmaz, komuta kontrol sistemleri bir yerlere kod gönderebilir. O bir yerlerde terör ile anılan İsrail olunca tehlikenin boyutu iyice artmış olur. *Savunma sanayimiz bunun üstesinden gelir.* Atış kontrol sistemi elektronik optik esaslı olup tankların en önemli ve teknolojik yeridir. Bu daha önce tank modernizasyonu kapsamında İsrail’e yaptırılmıştı. Oysa Türkiye’de bu teknoloji mevcuttur. Savunma firmalarımız bu işin üstesinden gelecek durumdadır.. Türkiye’nin bu elektronik araç ve gereçler açısından 1951 yılında NATO’ya girmesi ile birlikte ABD askeri ağına fiilen girdi. Türkiye göbekten İsrail, ABD ve İngiltere’ye bağlanmıştır. Komple bir paket olarak başta tank modernizasyonu olmak üzere araçlarımızın bakım onarımları emperyalist ülkelere yaptırılmamalıdır. *Şifreler ellerinde* NATO doğrultusunda yapılan askeri anlaşmalar ile teknik donanım haberleşme ve tüm iletişim faaliyetlerinin ortak NATO şifreleme sistemine göre şekillenmiştir. Ağırlıklı olarak hava ve deniz araçlarındaki yazılımlar ABD firmalarınca dizayn edilmiştir. Türk yazılım firmaları bu konuda yer almamıştır. 1990’dan sonra ise İsrail teknoloji transferi ile özellikle hava kuvvetlerinde elektronik mekanizma İsrail teknolojisine dayanmış kara birliklerinde ise tank modernizasyonu İsraillilere verildiği için tank atışlarındaki mekanik yapı şifreleme kodu yine İsrail’in eline geçmiştir.. *İnsansız uçak anlaşması da belli ülkelerle yapılmıştır.* 2005 yılında ise insansız uçak anlaşmasının da İsrail ile yapıldı. İsrail ve ABD insansız uçak olayını Lübnan, Filistin, Irak ve Afganistan’da uygulamaktadır. Sadece iddia edildiği gibi bir coğrafi alan fotoğraflaması için değil silah ile donatılarak yerdeki hedefleri de yok etmektedir. Irakta birçok kişi bu yolla katledilmiştir.. MİT’in araç gereçlerinin de ülkemiz için risk oluşturan gizli servisler tarafından sağlanıyor. MİT’in tüm istihbarat araç gereçleri tamamen İsrail-MOSSAD, ABD-CIA, İngiltere-MI6 ağına göre dizayn edilmiştir. Dolayısıyla TSK’nın, Emniyet Teşkilatının ve MİT’in ABD, İngiltere ve İsrail elektronik ağı içinde olduğu bir durumda bunlardan ayrı bir şekilde hareket kabiliyetimiz yoktur. İşte Türkiye’nin elini kolunu bağlayan budur. Türkiye hareket edememektedir. Askeri casus uyduları ile Türk güvenlik güçlerinin hareket alanı belirlenebilmekte koordinatları tespit edilebilmekte ve PKK’ya rahatlıkla yansıtılabilmektedir. Güvenlik kuvvetlerinin büyük kayıplarının nedeni budur. Ulusal yazılım için ASELSAN artık devreye sokulmalıdır. Dış güdümlü elektronik sistemlerinin kontrol dışı bırakılacak, uydu müdahalesini bertaraf edecek yeni elektronik sistemleri geliştirilerek silahlı gücümüz millileştirilmelidir.. *Günün Sözü:* Olan biteni doğru kaynaktan öğren ki yanılmayasın. |
|
Bu grubun güncellemelerine abone olduğunuz için bu özeti aldınız. Ayarlarınızı grup üyelik sayfasından değiştirebilirsiniz. Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek ve gruptan artık e-posta almamak için Turkiye-icin-el...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin. |