DİSLEKSİ BELİRTİLERİ

6 views
Skip to first unread message

Semanur Ünal

unread,
May 24, 2012, 8:01:47 AM5/24/12
to Zihin Engelliler Öğretmenliği

Disleksi, dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik
yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle
kendini gösteren genel anlamda nöroloji temelli yapısal bir
bozukluktur.

Dislektiklerin beyinlerinde baskın bir yarıküre olmamasının dilin
işlevlerinin her iki yarıküre arasında eşit olarak bölüştürülmesine
bunun ise yarıküreler arası bilgi iletiminde -corpus callosum'da -
kargaşaya yol açabileceği ileri sürülmüştür. Bu noktada beynin her iki
yarıküresi arasında etkin bir iletişimin sağlanması gerekmektedir.

Dislektiklerin okumada gösterdikleri göz hareketlerindeki
duraklamalar, tekrarlamalar, satır atlamalar, sözcüğün başını veya
sonunu yakalayamama gibi görünümler ve yazı yazarken de sözcüğün
harflerinin sırasını değiştirmeler, ses atlamalar veya eklemeler,
sözcükleri bütün olarak görememe, şekli zeminden ayıramama gibi
sembolleri algılama ve kaydetmedeki aksaklıklar sesbilimsel bileşen
açısından değerlendirildiğinde okuma ve yazma yanlışları olarak iki
farklı biçimde ortaya çıkmaktadır. Okuma ve yazmayı öğrenme sürecinde,
çocukların, seslere karşılık gelen sembolleri yani harfleri, bu sesler
ile eşleyebilmesi gerekir. Öncelikle görsel sembolleri, şekilleri ya
da harfleri tanıma, sonrasında bu bilgiyi işlemleme ve son olarak da
eşlenen ses ve harf ilişkisini anlamlandırabilme süreci oldukça
karmaşıktır.

Bu noktada seçme - birleştirme işleminden söz edebiliriz. Seçme
birleştirme işlemi, yarıküre fonksiyonları ile ilgili olan bir
süreçtir. Sesler sol yarıkürede kodlanırken, seslere karşılık gelen
imgeler (harfler) sağ yarıkürede kodlanır. Bir sözcüğü tanıyıp
anlayabilmek için, beynin sesbilimsel modülünün sözcüğü sesbirimlerine
ayırabilmesi ve sonrasında da bu sesbirimlere karşılık gelen harfler
ile eşlemesi gerekir. Örnek; k...u...ş > kuş. Bu noktada, bireyin iki
yarıküresi arasında etkin bir iletişim olması ve aynı zamanda
sesbilimsel farkındalığının da gelişmiş olması beklenir.

Dirk Bakker'ın da belirttiği gibi: " Bir harfi algılamak ve onu diğer
harflerden ayırabilmek, algılama sistemi için oldukça zordur. Bu
durumda "algısal sabitlik"ten bahsedebiliriz. Örneğin; 'elma'; nereden
bakarsanız bakın, aşağıdan, yukarıdan, yandan, 'elma', elmadır. Fakat
aynı durum, harfler için çoğu zaman geçerli olmayabilir. Örneğin: 'd'
harfi, farklı yerlerden baktığınız zaman, 'b', 'p', 'q' olarak da
algılanabilir. Bu nedenle, nesneleri algılamak ile harfleri algılamak
arasında bir fark ortaya çıkmaktadır. Harfler, sözcükleri oluşturur ve
aynı harfler çoğu zaman farklı sözcükler üretebilir: 'kaş', 'şak',
'aşk' gibi. Bu nedenle, bir sözcüğü anlamı, onu oluşturan harflerin
soldan - sağa nasıl dizildiğine bağlıdır. Aynı şekilde, bir cümlenin
anlamı da, onu oluşturan sözcüklerin soldan - sağa düzenli bir biçimde
dizilişi ile anlam kazanır."

Bu yüzden, okumayı öğrenme sürecinde, sözcüklerdeki baş ses, son ses
farkındalığının gelişmesi önemlidir. Bu durumda da disleksili bireyler
ile ses farkındalığını geliştirecek birebir çalışmaların yapılması
gerekmektedir.
.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages