BAYGIN OLAN AYDINLAR

3 views
Skip to first unread message

ZEYTİNBURNU ÜLKÜ OCAKLARI

unread,
Dec 17, 2008, 7:39:31 PM12/17/08
to zeytinburnuocak
"AYDIN" kelimesi,topluma yol gösteren insan manasına
gelmektedir.Kişilerin ideolojik tutumlarına göre bu kelime şahsi
anlamlar ile de izah edilebiliyor.Ancak özellikle manasının dışında
toplum olarak kabul gören bir izahatte benimsene biliyor.

Eminim ki Türk Milleti'nin büyük bir kısmı bu kelimenin muhtevası ile
ilgili şahsımla aynı düşünceler içerisindedir.

Bana göre "AYDIN" kelimesi;gayri milli ve gayri ahlaki tutumlar
içrisinde bulunan,milliyetçi/vatanperver kanadın anti
düşüncesinde,bayrak ve inanç gibi Türk toplumunun en değerli varlığına
saldırganlığı demokrasi ve düşünce özgürlüğü sanan özünde düşünme
özürlü şahısların ihaneti kamufle etmek için kullandığı bir anlam
içermektedir..

Son yaşanan ihanet senaryoları ile birkez daha ortaya çıkan acı ve bir
o kadar hain entrikaların muhattabı edilmek istenen büyük Türk
Milleti,göstermiş olduğu tepkiyle ortaya koyduğumuz "AYDIN"
kelimesinin manasından farklı bir düşünceye sahip olmadığını
ispatlamıstır..

Sözde soykırım yalanlarıyla tarihten bihaber yaşayan bir grup
hain,tarihin gerçekçiliğinden kaçarak ermeni çığırtkanlığı
yapmaktadırlar.

Devlet-i ali Osmanlı İmparatorluğu içerisinde en büyük desteği
alan,gerek dini gerekse kültürel yaptırımlara maruz bırakılmayan
ermenilerin, devlet içerisinde ne denli birimlerde bulunduğu,hatta
Osmanlı'nın Türk tebaasından farksız bir şekilde yöneticilik
kademelerinde görev yaptığı arşiv ve belgeler ile ispatlanmıştır.Bu
konuya birkaç örnek verecek olursak soy özürlü ermeni maşalarının
üniter bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı neden bu
denli ihanet içerisinde olduğu ortaya çıkacaktır.

1)1914 yılında Paris'de çıkarılan Hınçak Gazetesi'nin ön
sayfasında;Osmanlı İmparatorluğu'na karşı ermenilerin ayaklanması
anlatılmaktadır..



2)Fatih Sultan Mehmed, Bosnayı fethettiği zaman Osmanlı devlet
politikasının sonucu olarak bölge halkına dini serbestiyest
getirmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in buradaki latin papazlarına verdiği
883 (1478) tarihli ferman suretinde; "Nişanı-ı hümayun şu ki Ben ki
Sultan Mehmed Han'ım; üst ve alt tabakada bulunan bütün halk
tarafından şu şekilde bilinsin ki, bu fermanı taşıyan Bosna
rahiplerine lütufta bulunup şu hususları buyurdum: Sözkonusu rahiplere
ve kiliselerine hiçkimse tarafından engel olunmayıp rahatsızlık
verilmeyecektir. Bunlardan gerek ihtiyatsızca memleketimde duranlara
ve gerekse kaçanlara emn ü aman olsun ki, memleketimize gelip
korkusuzca sakin olsunlar ve kiliselerinde yerleşsinler; ne ben, ne
vezirlerim ne de halkım tarafından hiç kimse bunlara herhangi bir
şekilde karışıp incitmeyecektir. Kendilerine, canlarına, mallarına,
kiliselerine ve dışardan memleketimize getirecekleri kimselere yeri ve
göğü yaratna Allah hakkı için, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)
hakkı için, yedi Mushaf hakkı için, yüz yirmi dört bin peygamber hakkı
için ve kuşandığım kılıç için en ağır yemin ile yemin ederim ki,
yukarda belirtilen hususlara söz konusu rahipler benim hizmetime ve
benim emrime itaatkâr oldukları sürece hiç kimse tarafından muhalefet
edilmeyecektir." Bu ferman suretinde de görüldüğü gibi azınlıklar tam
bir hürriyet ortamı içinde hayatlarını sürdürmüşlerdir. (Kaynak:
Ermeni İddiaları ve Gerçekler.)



3)Osmanlı sınırları dahilinde ikamet eden ehl-i zimmet/gayri
müslimlere uygulanan sistem uyarınca Ermeniler, dokunulmazlık
haklarından tam olarak yararlanarak; Osmanlı Devleti'nin üst
kademelerinde görev aldılar. Bu bağlamda Ermeniler, Başbakanlık ve
Bakanlık görevlerine yükseldiler ve bazıları da Büyükelçilik ve
Başkonsolosluk yaptılar. Bazıları ise Milletvekili olarak Parlamentoya
girdi.

Osmanlı, devlet ve hükümet olarak Ermenileri gözetmiş ve haklarını
korumuştur. Katolik Ermeniler devlet görevlerini seçerek almaya
başlamışlardır. Bunlardan bir tanesi, Lübnan'a mülki amir olarak
atanan ve en yüksek askeri rütbe olan Mareşal unvanıyla taltif edilen
Artin Davut Paşa'dır. Osmanlı Devleti 1915 yılına kadar bu unvanı
birçok Hıristiyan Ermeni'ye vermiştir.(Kaynak:Ermeni azınlığa
Türklerin katliam uyguladıkları yalanı)



Bu belgelerin yüzlercesini hatta binlercesini rapor halinde
sıralayabilmek mümkündür..

Türklüğünden habersiz yaşayan ihanet eksenli siyaset ve gazetecilik
yapan sözde aydınların bilmesi gereken asıl konu şudur...

"5000 yıllık büyük bir tarihe sahip olan yüce milletimiz,tarihin hiç
bir döneminde mazlum milletlerin karşısında olmamıştır.Her dönemi ayrı
bir destan her satırı ayrı bir övünç payesi olan bu millet, tarihinde
en büyük ihaneti sözde mazlum ve sözde dost olan ermenilerden
görmüştür.

Ve artık son yaşanan ihanet oyunlarının, sözde tehcir(yer değiştirme)
ve soykırım yalanlarının günyüzüne çıkardığı en temel gerçek bu
meselenin barışçıl veya sözde demokrasi ile halledilemeyeceğidir.

Türk toprağı olan Karabağ'da işgalci bulunan bir devletin açıkcası
yapmış olduğu veya yapacağı hiçbir barış söylemide gerçekçi
olmayacaktır.Burda söylenmesi gereken en etkili ve en güzel cevap şu
an bu satırları okurken aklınızdan geçen yanıttır...Yoksa benim
"BAYGIN" diye nitelendirdiğim "AYDIN" ların parçalama senaryoları
uygulamaya konulacaktır...



SAYGILARIMLA...



OZAN KORHAN

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages