ZEYTİNBURNU ÜLKÜ OCAKLARI
unread,May 30, 2008, 7:40:40 AM5/30/08Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to zeytinburnuocak
"Baş koymuşum Türkiye"min yoluna
Düzlüğüne, yokuşuna ölürüm,
Asırlardır kır atımı suladım.
Irmağının akışına ölürüm.
Sevdalıyım, yangın yeri bu sinem
Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem.
Pınarlarda su doldurur Eminem
Mavi boncuk takışına ölürüm."
Değerli sanatçı Mustafa Yıldızdoğan"ın seslendirdiği bu güzel türkünün
yazarı Dilaver Cebeci"dir. Dilaver Cebeci kitleler tarafından bu
şiirle tanındı, ama onu, edebiyatla şiirle ilgilenen herkes çok iyi
tanırdı.
Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi ismiyle yazdığı mizahi tarzdaki
yazılarıyla bir neslin gönlünü fethetmişti. Dilaver Cebeci"yi lise taa
yıllarımda takip etmeye başlamıştım. ...
Daha sonra aynı gazetede birlikte çalışma şerefine eriştim. Düğünümde
yazdığı "Düğünü Turan-i Şöleni Hayrani" yazısını aile albümümün ilk
sayfasına yerleştirmiştim. Dilaver ağabeyle birlikte İzmir"e Türk
Kurultayı"na gidiyorduk. Bütün dostlar aynı otobüsteydi. Şiirler
okunuyor, konuşmalar yapılıyordu. Otobüsümüz Manisa yakınlarında
devrildi. İşte ne olduysa o kazada oldu.
Kazayı herkes ufak tefek yaralarla atlattı sanmıştık. Ama yaklaşık bir
yıl sonra o kazanın izleri Dilaver Cebeci"de acı biçimde ortaya çıktı.
Söz konusu kaza sonucunda, kafasında bir çatlak oluşmuş ve beyinde kan
pıhtılaşması meydana gelmiş. Dilaver ağabey çeşitli ameliyatlar
geçirdi, ancak geçmişe dair hiçbir şeyi hatırlamaz olmuştu, belleğini
yitirmişti.
Bu korkunç sıkıntılara rağmen mücadele etti. Ailesinin desteğiyle
hayata tutundu. Ama bu defa da kalbine yenik düştü. Dilaver Cebeci,
çok yönlü kişiliğiyle üniversitelerde üzerine tezler yapılacak önemli
bir şahsiyettir. İyi bir şair, iyi bir edebiyatçı, bütün bunların yanı
sıra "Adam gibi adamdı"
Türkiye Yazarlar Birliği, "Ustalara yaşarken Saygı" toplantıları
arasında Dilaver ağabey için de özel bir gün düzenlemişti. Bu güzel
günü değerli genç arkadaşım Bayram Akcan"ın kaleminden Ufuk Ötesi
Gazetesi"nde yayınlamıştık. Bu yazıya çok memnun olmuştu büyük usta.
Üniversite yıllarından beri Dilaver ağabeyin edebi kişiliğini çok iyi
yansıtan önemli bir şiirini hep yanımda bir emanet olarak taşıdım ve
hâlâ taşıyorum. Bu şiirin özelliği Dilaver ağabeyin bizzat kendi
daktilosunda yazarak bana hediye etmesiydi. Her ortamda zevkle
okuduğum "Dönence" isimli bu harika şiiri burada okuyucularıma sunmak
istiyorum. Şiirde geçen "Apakayım" kelimesi Altay Türkçesinde
"Karıcığım" demektir.
Hani kısrak memelerinden ufukları sağardık,
Esrik dolunaylar öperdi çekik gözlerinden.
Gökten firuze yağardı hep, firuze yollara düşerdik;
Böyle kirli değildi maviler,
Denizler böyle soluksuz...
Topla çadırları apakayım buradan gidelim.
Bir divâne kirmene sarardık sonsuz mesafeleri,
Alperen dağlara yaslanırdık korkulardan âzâde.
Uçmaktan ırmaklar gelir, çimerdik sularında.
Önce kubbeler yıkıldı üstümüze,
Gökler çökecek birazdan.
Sallanır dururdu güneş bir tuğun saçaklarında,
Göğçek ormanlarda göğerirdi sevdamız.
Oturur bengütaşlara adımızı vururduk,
Böyle sert değildi kayalar,
Uçurumlar böyle dipsiz...
Giyindir çocukları apakayım buradan gidelim.
Bir yaz gecesinde çıkalım saman yoluna,
Ata bergüzar yıldızlara konalım.
Bir ince yağmur yağsın, uyansın kervansaraylar.
Böyle ürkek değildi bakışların,
Kirpiklerin böyle ıslak...
Haydi sil gözlerini apakayım buradan gidelim.
Bu güzel insan, büyük yazar-şair ve dava adamını ebedi istirahatgâhına
uğurlarken, vatan sevdalısı, bayrak sevdalısı, Türklük sevdalısı bu
büyük insan için bütün okurlarımızdan bir "Fatiha" istiyorum. Ruhu
Şad, Mekânı Cennet olsun, aziz ağabeyimin...
Kemal ÇAPRAZ