TEMBELLİK İLE İLGİLİ SÖZLER

715 views
Skip to first unread message

Kardeşlerimizden .

unread,
Apr 16, 2012, 11:05:03 PM4/16/12
to Zahidan
Hamza Selçuk Kardeşimizin Gönderdiği



TEMBELLİK İLE İLGİLİ SÖZLER
 
 İnsanı vaktinden önce yıpratan bir şey varsa o da, tembelliktir.  
Hz.Ali (r.a.)

 
Tembellik, hür adamı esir yapar.   
Firdevsî

 
Tembellik, vücudun ahmaklığıdır. Ahmaklık da kafanın tembelliği.
 

İş yapmayan tembel bir kimse, topluma karşı suç işlemiş olur. 
Taulouse

 
Tembellik; dünyada en büyük şeyin israfıdır: Hayatın is rafı .
J. Faylor

 
 Ahlaksızlıkların anası tembelliktir.
 J. J. Rousseau

 
Tembelin iki meşhur bahanesi; "Param yok", "vaktim yok".
Cenap Sahabettin

 
Kişiler tembel değildir. Sadece, kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar, güçlü amaçları yoktur
Anthony Robbins

 
Tembel ve kararsız adamlar, başarısızlıklarını başkasının kapısına koymaya çalışırlar.  
W. Irving


Tembele "kapıyı ört" demişler: "Yel eser, örter" demiş.
Atasözü


 Tembele iş buyur ki; sana akıl öğretsin..

Boş gezenin, boş kafası olur.
Atasözü



Bilimin en büyük düşmanı yanılgı değil; tembelliktir.
Buckle


Can sıkıntısı dünyaya tembellikle beraber gelmiştir.
La Bruyere


 Çalış güçlenirsin; boş otur kokuşursun.
Fas Atasözü


Tembeller her zaman bir şey yapmaya heveslenirler.
Fransız Atasözü

 
 İşini bir gün geciktir; on günde yapamazsın.
Kore Atasözü


Tembele yumurta ver; senden onu soymanı ister.
 Litvanya Atasözü


Zamanında bir adım atmayan tembel, sonradan yüz adım atmak zorunda kalır.
Giovira

 
Tembel insan, şeytanın oyuncağıdır.
 

Tembellik, özgür adamı tutsak yapar.
Firdevsî

 
Tembellik o kadar yavaş hareket eder ki, yoksulluk çok geçmeden ona erişir.   
Benjaınin Franklin


 Tembellik, bütün ahlaksızlıkların başlangıcıdır.
 Ludıving Tieck

 
Çalışkan bir insanın herşeye vakti vardır; tembel insan vakit bulamaz; ancak bahane bulur.
 

Tembel yerken terler, çalışırken soğuktan yakınır.
Fin Atasözü

 

Yerinde sayanlar, yürüyünlerden daha fazla ayak patırtısı yaparlar.   
Cenap Sahabettin




"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.






Cengiz Doğan Kardeşimizin Gönderdiği

http://img820.imageshack.us/img820/1233/61811406.jpg

Orhan Çeker: Tefsir Dersi

BAKARA 34-39. AYETLER:

Melekler Allah'ın emrine hemen boyun eğdi. İblis (şeytan) ise kibirlenerek hemen boyun eğmedi.
İnsan nasıl melekleşebilir? Nasıl şeytanlaşır? Şeytanlaşma eğiliminde olan bir insan bundan nasıl kurtulabilir?
Kibir nedir? Dindar diyebileceğimiz bir kimse kibirli olabilir mi? Kibir en büyük günahlardan olup insanı küfre götürür.
Allah hangi kibri sever? Hangi tevazu Allah'ın gazabını çeker?
Zalim, Fasık ne demektir?
Hz. Adem ile Hz. Havva'nın dünyaya indirilişi.
Hz. Adem nasıl tevbe etti? İnsan Allah imkan verirse tevbe edebilir.
Biz nasıl tevbe ve dua etmeliyiz?
Hz. Adem "Ya rabbi Muhammed (S.A.V) hakkı için senden bağışlanmamı diliyorum" dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey Âdem doğru söyledin O bana mahlukatın en sevgilisidir. Onun hakkı için dua ettiğin için seni affettim. Eğer Muhammed aleyhisselam olmasaydı, seni yaratmazdım." dedi. (kaynak: Hakimin müstedreki ve Beyhakinin delailünnübüvvesi)
Hz. Adem okur-yazar birisi idi. İnsanlığın ilk dini hak din idi. İlk insan tam medeni idi.
Allah var keder yok.

15.04.12 tarihli 14 numaralı derse aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=u4aezYPCD4o&feature=youtu.be


"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.






Fuat Türker Kardeşimizin Gönderdiği



En Güzel Hayat

En güvenli yaşadığımız yer neresidir sizce? İncinmekten, yaralanmaktan, zarar görmekten güvende yaşadığımız en korunaklı yer, kuşkusuz anne rahmi. Orada her türlü tehlikeden uzak yaşıyoruz, besleniyoruz, büyüyoruz, gelişiyoruz. Ve tam bir teslimiyetle teslim oluyoruz.
Dünyaya gözlerimizi açtığımızda ise endişe ve korkularımız başlıyor. Tevekkül ve teslimiyeti unutup, her yaşta farklı korkular yaşayarak hayatımızı sürdürüyoruz. Hayatımız boyunca yoğun olarak hissettiğimiz en sıkıntı veren kavramlardan biri korku. Yalnız kalma, yoksullaşma, malımızı, işimizi, sevdiklerimizi kaybetme, toplumda küçük görülme, amaçlarımıza ulaşamama, çirkinleşme, yaşlanma, hastalanma, ölme gibi korkularla mücadele ederek ömür sürüyoruz.Oysa anne karnında olduğu gibi dünyada da Allah bizi rahmetiyle sarıyor, bizi rızıklandırıyor, soluk almamızı, yürümemizi, koşmamızı sağlıyor, bize sağlık veriyor, sayılamayacak kadar fazla nimet bahşediyor, zorluklardan kurtarıyor, bizi koruyor, rahmetiyle sarıyor, zifiri karanlıklardan aydınlıklara çıkarıyor.Yaşamımız boyunca karşımıza çıkan her şeyi Allah'ın yarattığının bilincinde olabilsek, hiçbir olay bizim için korku sebebi olmaz. Allah'tan gelen her şeyi, sabır ve tevekkül içinde, O’ndan hoşnut olarak, en güzel tavırla karşıladığımızda korku yerine Rabb’imizin sonsuz rahmetini ve sevgisini hissederiz. Kolaylıkta da zorlukta da Allah’a güvenip halisane teslim olduğumuzda, bizi hiçbir zaman yalnız ve yardımsız bırakmaz. Allah, dünya hayatına ait korktuğumuz her şeyi imtihan gereği yaratıyor. Ancak biz korkular yüzünden hayatımızı kâbusa çeviriyoruz.

Hırslar ve Tutkular

Hırslarımız ve tutkularımız gerçekleri kavramaktan bizi alıkoyuyor. Sahip olamadığımız her şey için hırsa kapılıyor, dünyanın geçici metaına aldanıyor kendimize zulmediyoruz.Tutkuyla bağlandığımız nefsani her şey, ancak Allah’ın yaratmasıyla var olan dünyevi ve geçici şeyler. Biz ise olayların Allah'tan bağımsız gerçekleştiği yanılgısına kapılıyor, yitirdiklerimizi yeniden elde edebilmek için her defasında büyük bir hırsla mücadeleye girişiyoruz.Hedefe ulaşamamak ise içinden çıkılamaz bir üzüntü ve huzursuzluk kaynağı oluyor. Sürekli stres içinde, bedensel ve ruhsal zarar görüyoruz. Sıkıntılardan kurtulabilmek için sonuçsuz çabalara giriyoruz. Oysa bu yaptıklarımızın kalbimize gerçek huzur ve mutluluğu vermesi imkânsız.Peygamberimiz(sav)’in ifadesiyle “dünyada rahat yok” ama dünyada mutluluk var. Dünya, imtihan mekânı. Dünya hayatının tek değeri imtihan amacıyla yaratılmış olması ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanma fırsatı sunulması. Her imtihanda Allah’ı görmek ve O’nu çokça zikretmek kurtuluşa yaklaştırıyor.Hayatın gerçek amacından gafletteki insan, nehirdeki bir yaprak gibidir. O gitmez, akan suyla sürüklenir. Hayatının amacını/anlamını yitirmesi insan için dünya hayatını yitirmekten daha büyük acıdır.


Allah’ı Anmak Şifadır, Gerçek Mutluluktur

Allah’ı  anmak, kalbi içtenlikle Allah’a bağlamak, her şeyi Allah’ın yaratmakta olduğu gerçeğini düşünmek, insanın gerçekleri görmesini engelleyen perdeleri bir bir kaldırıyor, dünya ve ahiretin güzelliklerini insanın önüne seriyor. Şeytan, Allah’a yakınlaştıracak her şey gibi cenneti de insana unutturmaya çalışıyor. Oysa Cenneti her an hatırda tutmak, cennet ehlinin özelliklerini kazanmamıza vesile olabilir.İmam Rabbanî, Allah’ı anmanın önemi konusunda Mektûbat’da şu sözleri söylüyor: “Yavrum! Annenin yavrusuna karşı yaptığı gibi daha ne zamana kadar kendine böyle titreyeceksin? Daha ne güne kadar nefsin için üzülecek, sıkıntılara düşeceksin? Yakında elbet öleceksin… Çabuk biten bu zamanda Allah’ı hatırlayarak, manevi hastalığa ilaç yapmak en büyük vazife olmalıdır. Allah’tan başkasına düşkün olan bir gönülden hiç hayır umulur mu? Dünyaya eğilmiş olan ruhtan, nefs-i emmare daha iyidir.”
İnsanın gerçek huzur ve mutluluğa kavuşması, yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu hedeflediği bir yaşam sürmesiyle mümkün. Rahmeti her şeyi kuşatan Rabb’imiz bu gerçeği sonsuz merhametiyle Kur’an’da haber veriyor. Kur’an şifadır; onda her zehrin panzehiri mevcuttur.

Bu sırdan habersiz insan, her yolu denediği halde düşlediği mutluluğu yakalayamamasının, yaşamın değişmez gerçeği olduğunu düşünüyor. Oysa Allah her konuyu çözümüyle birlikte yaratıyor. Mutsuzluğun çözümü; Allah’ın beğendiği güzel ahlâkı yaşamakla ve O’nun üzerimizdeki korumasını kavramakla mümkün.Dünya hayatı lunaparklardaki korku tünelleri gibi. Biliriz ki önünden hızla geçtiğimiz hiçbir şeyin gerçekte bir etkisi yoktur ama yine de korkarız. Biliriz ki yolun sonu aydınlıktır ama biz aydınlığa çıkamayacak olmaktan korkarız. Endişe, korku ve vesveseler yüzünden hayatımızı azap içinde yaşarız. Oysa samimi kulunu aydınlığa çıkaracak olan Allah'tır ve O'na güvenip-dayanmak ne büyük lükstür...Gerçek mutluluk için Allah’a gönülden, tam bir teslimiyetle bağlanmalı ve hayatın her anını Kur’an ahlakına uygun bir şekilde yaşamalı. Böyle bir ahlakı yaşadığımızda, dünya hayatında ne denli zorluk ve sıkıntıyla karşılaşılırsak karşılaşalım, kalbimizde Allah'a güvenmenin, tevekkülün, O'nun hoşnutluğunu umut etmenin huzurunu ve mutluluğunu hissederiz…


Hayatımızın uzunluğu değil, güzel yaşanmış olması önemli olan. Allah’ın inanan kullarına vaad ettiği güzel hayat, boş ve amaçsız işlerle geçirilen tatlı hayat değildir. Mutluluk veren, Allah’ı anmak ve O’nun rızası için çalışmaktır.
Ancak o zaman dünya hayatının her anından zevk alabilir, ancak o zaman Allah’ın benzersiz yaratmasıyla süslediği güzellikleri gereği gibi takdir edip, mutlu olmayı başarabiliriz. Her şeye Allah aşkıyla baktığımızda mutmain olur kalbimiz ve daha dünyadayken –Allah’ın dilemesiyle- batınında da cenneti yaşarız.Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur. (Rad suresi, 28)


Fuat Türker



"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages