You do not have permission to delete messages in this group
Copy link
Report message
Show original message
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Zahidan
Hamza Selçuk Kardeşimizin Gönderdiği
TEMBELLİK İLE İLGİLİ SÖZLER
İnsanı vaktinden önce yıpratan bir şey varsa o da, tembelliktir. Hz.Ali (r.a.) Tembellik, hür adamı esir yapar. Firdevsî Tembellik, vücudun ahmaklığıdır. Ahmaklık da kafanın tembelliği.
İş yapmayan tembel bir kimse, topluma karşı suç işlemiş olur. Taulouse Tembellik; dünyada en büyük şeyin israfıdır: Hayatın is rafı . J. Faylor Ahlaksızlıkların anası tembelliktir. J. J. Rousseau Tembelin iki meşhur bahanesi; "Param yok", "vaktim yok". Cenap Sahabettin Kişiler tembel değildir. Sadece, kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar, güçlü amaçları yoktur Anthony Robbins Tembel ve kararsız adamlar, başarısızlıklarını başkasının kapısına koymaya çalışırlar. W. Irving
Bilimin en büyük düşmanı yanılgı değil; tembelliktir. Buckle
Can sıkıntısı dünyaya tembellikle beraber gelmiştir. La Bruyere
Çalış güçlenirsin; boş otur kokuşursun. Fas Atasözü
Tembeller her zaman bir şey yapmaya heveslenirler. Fransız Atasözü İşini bir gün geciktir; on günde yapamazsın. Kore Atasözü Tembele yumurta ver; senden onu soymanı ister. Litvanya Atasözü
Zamanında bir adım atmayan tembel, sonradan yüz adım atmak zorunda kalır. Giovira Tembel insan, şeytanın oyuncağıdır.
Tembellik, özgür adamı tutsak yapar. Firdevsî Tembellik o kadar yavaş hareket eder ki, yoksulluk çok geçmeden ona erişir. Benjaınin Franklin
Tembellik, bütün ahlaksızlıkların başlangıcıdır. Ludıving Tieck Çalışkan bir insanın herşeye vakti vardır; tembel insan vakit bulamaz; ancak bahane bulur.
Tembel yerken terler, çalışırken soğuktan yakınır. Fin Atasözü
Yerinde sayanlar, yürüyünlerden daha fazla ayak patırtısı yaparlar. Cenap Sahabettin
Cengiz Doğan Kardeşimizin Gönderdiği
OrhanÇeker: TefsirDersi
BAKARA 34-39. AYETLER:
Melekler Allah'ın emrine hemen boyun eğdi. İblis (şeytan) ise kibirlenerek hemen boyun eğmedi. İnsan nasıl melekleşebilir? Nasıl şeytanlaşır? Şeytanlaşma eğiliminde olan bir insan bundan nasıl kurtulabilir? Kibir nedir? Dindar diyebileceğimiz bir kimse kibirli olabilir mi? Kibir en büyük günahlardan olup insanı küfre götürür. Allah hangi kibri sever? Hangi tevazu Allah'ın gazabını çeker? Zalim, Fasık ne demektir? Hz. Adem ile Hz. Havva'nın dünyaya indirilişi. Hz. Adem nasıl tevbe etti? İnsan Allah imkan verirse tevbe edebilir. Biz nasıl tevbe ve dua etmeliyiz? Hz.
Adem "Ya rabbi Muhammed (S.A.V) hakkı için senden bağışlanmamı
diliyorum" dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki: "Ey Âdem doğru söyledin O bana
mahlukatın en sevgilisidir. Onun hakkı için dua ettiğin için seni
affettim. Eğer Muhammed aleyhisselam olmasaydı, seni yaratmazdım." dedi.
(kaynak: Hakimin müstedreki ve Beyhakinin delailünnübüvvesi) Hz. Adem okur-yazar birisi idi. İnsanlığın ilk dini hak din idi. İlk insan tam medeni idi. Allah var keder yok.
15.04.12 tarihli 14 numaralı derse aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
En güvenli
yaşadığımız yer neresidir sizce? İncinmekten, yaralanmaktan, zarar görmekten
güvende yaşadığımız en korunaklı yer, kuşkusuz anne rahmi. Orada her türlü
tehlikeden uzak yaşıyoruz, besleniyoruz, büyüyoruz, gelişiyoruz. Ve tam bir teslimiyetle
teslim oluyoruz.Dünyaya gözlerimizi
açtığımızda ise endişe ve korkularımız başlıyor. Tevekkül ve teslimiyeti unutup,
her yaşta farklı korkular yaşayarak hayatımızı sürdürüyoruz. Hayatımız boyunca yoğun olarak hissettiğimiz en sıkıntı
veren kavramlardan biri korku. Yalnız kalma, yoksullaşma, malımızı, işimizi,
sevdiklerimizi kaybetme, toplumda küçük görülme, amaçlarımıza ulaşamama,
çirkinleşme, yaşlanma, hastalanma, ölme gibi korkularla mücadele ederek ömür
sürüyoruz.Oysa anne karnında
olduğu gibi dünyada da Allah bizi rahmetiyle sarıyor, bizi
rızıklandırıyor, soluk almamızı, yürümemizi, koşmamızı sağlıyor, bize sağlık
veriyor, sayılamayacak kadar fazla nimet bahşediyor, zorluklardan kurtarıyor, bizi
koruyor, rahmetiyle sarıyor, zifiri karanlıklardan aydınlıklara çıkarıyor.Yaşamımız boyunca karşımıza çıkan
her şeyi Allah'ın yarattığının bilincinde olabilsek, hiçbir olay bizim için
korku sebebi olmaz. Allah'tan gelen her şeyi, sabır ve tevekkül içinde, O’ndan
hoşnut olarak, en güzel tavırla karşıladığımızda korku yerine Rabb’imizin
sonsuz rahmetini ve sevgisini hissederiz. Kolaylıkta da zorlukta da Allah’a
güvenip halisane teslim olduğumuzda, bizi hiçbir zaman yalnız ve yardımsız
bırakmaz. Allah, dünya hayatına ait korktuğumuz her şeyi imtihan gereği
yaratıyor. Ancak biz korkular yüzünden hayatımızı kâbusa çeviriyoruz.
Hırslar ve Tutkular Hırslarımız ve tutkularımız
gerçekleri kavramaktan bizi alıkoyuyor. Sahip olamadığımız her şey için hırsa
kapılıyor, dünyanın geçici metaına aldanıyor kendimize zulmediyoruz.Tutkuyla bağlandığımız nefsani her
şey, ancak Allah’ın yaratmasıyla var olan dünyevi ve geçici şeyler. Biz ise olayların
Allah'tan bağımsız gerçekleştiği yanılgısına kapılıyor, yitirdiklerimizi
yeniden elde edebilmek için her defasında büyük bir hırsla mücadeleye
girişiyoruz.Hedefe ulaşamamak ise içinden çıkılamaz
bir üzüntü ve huzursuzluk kaynağı oluyor. Sürekli stres içinde, bedensel ve
ruhsal zarar görüyoruz. Sıkıntılardan kurtulabilmek için sonuçsuz çabalara
giriyoruz. Oysa bu yaptıklarımızın kalbimize gerçek huzur ve mutluluğu vermesi
imkânsız.Peygamberimiz(sav)’in ifadesiyle “dünyada rahat yok” ama dünyada mutluluk
var. Dünya, imtihan mekânı. Dünya hayatının tek değeri imtihan amacıyla
yaratılmış olması ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanma fırsatı sunulması. Her
imtihanda Allah’ı görmek ve O’nu çokça zikretmek kurtuluşa yaklaştırıyor.Hayatın gerçek amacından gafletteki
insan, nehirdeki bir yaprak gibidir. O gitmez, akan suyla sürüklenir. Hayatının
amacını/anlamını yitirmesi insan için dünya hayatını yitirmekten daha büyük
acıdır.
Allah’ı Anmak Şifadır, Gerçek Mutluluktur
Allah’ı anmak, kalbi
içtenlikle Allah’a bağlamak, her şeyi Allah’ın yaratmakta olduğu gerçeğini
düşünmek, insanın gerçekleri görmesini engelleyen perdeleri bir bir kaldırıyor,
dünya ve ahiretin güzelliklerini insanın önüne seriyor. Şeytan, Allah’a
yakınlaştıracak her şey gibi cenneti de insana unutturmaya çalışıyor. Oysa Cenneti
her an hatırda tutmak, cennet ehlinin özelliklerini kazanmamıza vesile olabilir.İmam Rabbanî, Allah’ı anmanın önemi
konusunda Mektûbat’da şu sözleri söylüyor: “Yavrum!
Annenin yavrusuna karşı yaptığı gibi daha ne zamana kadar kendine böyle
titreyeceksin? Daha ne güne kadar nefsin için üzülecek, sıkıntılara düşeceksin?
Yakında elbet öleceksin… Çabuk biten bu zamanda Allah’ı hatırlayarak, manevi
hastalığa ilaç yapmak en büyük vazife olmalıdır. Allah’tan başkasına düşkün
olan bir gönülden hiç hayır umulur mu? Dünyaya eğilmiş olan ruhtan, nefs-i
emmare daha iyidir.”İnsanın gerçek huzur
ve mutluluğa kavuşması, yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu hedeflediği bir yaşam
sürmesiyle mümkün. Rahmeti her şeyi kuşatan Rabb’imiz bu gerçeği sonsuz
merhametiyle Kur’an’da haber veriyor. Kur’an şifadır; onda her zehrin panzehiri
mevcuttur.
Bu sırdan habersiz
insan, her yolu denediği halde düşlediği mutluluğu yakalayamamasının, yaşamın
değişmez gerçeği olduğunu düşünüyor. Oysa Allah her konuyu çözümüyle birlikte
yaratıyor. Mutsuzluğun çözümü; Allah’ın beğendiği güzel ahlâkı yaşamakla ve
O’nun üzerimizdeki korumasını kavramakla mümkün.Dünya hayatı
lunaparklardaki korku tünelleri gibi. Biliriz ki önünden hızla geçtiğimiz
hiçbir şeyin gerçekte bir etkisi yoktur ama yine de korkarız. Biliriz ki yolun
sonu aydınlıktır ama biz aydınlığa çıkamayacak olmaktan korkarız. Endişe, korku
ve vesveseler yüzünden hayatımızı azap içinde yaşarız. Oysa samimi kulunu
aydınlığa çıkaracak olan Allah'tır ve O'na güvenip-dayanmak ne büyük lükstür...Gerçek mutluluk için
Allah’a gönülden, tam bir teslimiyetle bağlanmalı ve hayatın her anını Kur’an
ahlakına uygun bir şekilde yaşamalı. Böyle bir ahlakı yaşadığımızda, dünya hayatında
ne denli zorluk ve sıkıntıyla karşılaşılırsak karşılaşalım, kalbimizde Allah'a
güvenmenin, tevekkülün, O'nun hoşnutluğunu umut etmenin huzurunu ve mutluluğunu
hissederiz…
Hayatımızın uzunluğu değil, güzel yaşanmış olması önemli olan. Allah’ın
inanan kullarına vaad ettiği güzel hayat, boş ve amaçsız işlerle geçirilen
tatlı hayat değildir. Mutluluk veren, Allah’ı anmak ve O’nun rızası için
çalışmaktır. Ancak o zaman dünya
hayatının her anından zevk alabilir, ancak o zaman Allah’ın benzersiz
yaratmasıyla süslediği güzellikleri gereği gibi takdir edip, mutlu olmayı
başarabiliriz. Her şeye Allah aşkıyla baktığımızda mutmain olur kalbimiz ve daha dünyadayken
–Allah’ın dilemesiyle- batınında da cenneti yaşarız.Bunlar,
iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun;
kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.(Rad
suresi, 28)