Takin

119 views
Skip to first unread message

Zahide

unread,
Jun 1, 2020, 5:26:12 PM6/1/20
to zah...@googlegroups.com
image.jpeg

Takin

Takinler, yapraklarını döken ve dökmeyen, dağda yetişen ulaşabildikleri hemen her tür bitkiyi yerler. Beslenmek için arka bacaklarında ayağa kalkıp ön bacaklarıyla ağaca dayanarak kolayca durabilirler. Takinler genellikle sabahın erken saatlerinde ve geç öğleden sonraları yemek yerler; inek, koyun gibi geviş getirirler…

image.jpeg
Altın Takin

Afrika antilobunun boynuzlarına, Mus geyiğinin burnuna, ayının kuyruğuna ve bir bizonun gövdesine sahip bu iri, kaslı, toynaklı hayvan, keçi ve antiloba benzeyen özelliklerinden dolayı yer yer keçi antilobu olarak da adlandırılır. Takinler ilkbaharda tek bir yavru yaparlar. Yavru doğumdan üç gün sonra hemen her arazide annesini takip edebilecek duruma gelir. Gruplar halinde yaşarlar ve Bhutan'ın kuzeybatı ve uzak kuzeydoğu kesimlerinde dört bin metrelere kadar çıkarlar.

Takinler ormanlık vadilerden kayalık, otlarla kaplı dağlık bölgelere kadar, deniz seviyesinden 1000 ila 4500 metre yüksekteki bölgelerde yaşarlar. Takin, misk sığırı ile beraber, keçiler, koyunlar ve benzeri türler içeren Caprinae alt familyasının en büyük üyesinden biridir. Kısa bacakları, her biri oldukça gelişmiş bir çıkıntıya sahip olan büyük, iki parmaklı tırnaklarla desteklenir. Geniş bir vücudu ve derin bir göğüsü vardır. Geniş başı üzerinde uzun, kemerli burnu ve boynuzu yer almaktadır. Bu boynuzlar her iki cinsiyette de bulunur ve yaklaşık 30 cm uzunluğundadır, ancak 64 santime kadar büyüyebilirler. Uzun, tüylü postu, hayvanın arka tarafındaki koyu bir şerit dışında açık renklidir, ve erkek bireylerde yüz kısmı da koyudur.



image.png






image.jpeg

KİNKAJOU

Kinkajou ( Potos flavus ), koatilerle akraba bir hayvandır. Güney Meksika ve Güney Brezilya'daki Matto Grosso arasındaki tropikal bölgelerde bulunur. Bu kahverengi tüylü küçük hayvanın en garip tarafı, uzun ve kuvvetli kuyruğudur. Kuyruğu kinkajou için 5.el vazifesini görür. Elini ve ayağını daldan dala geçerken çok iyi kullanır. Ancak kuyruğu da aynı bir el vazifesi gördüğünden, hayvana büyük fayda sağlar. Kuyruğu o kadar güçlüdür ki, dallarda saatlerce asılı kalabilir.

Kinkajouyu ağaçlardan düşürmek oldukça zordur. Ağaca öyle sıkı tutunur ki, ağaçla yekpare hale gelir. Kinkajou yere ender iner. Daha çok ağaçtan ağaca zıplayarak yolculuk eder. Bu sayede düşmanlarından da uzak kalmış olur. Davranışları maymunlara çok benzer.

Beslenmesi
Kinkajou gündüzleri bir ağaç kovuğunda uyuyarak geçirir. Akşam uyanma ve beslenme zamanıdır. En sevdiği yiyecekler meyvelerdir. Özellikle tropikal ormanlarda yetişen incirlere bayılır. Meyvenin içini çıkarmak için uzun dilinden faydalanır. Kinkajou diğer maymunların da yaptığı gibi, yiyeceğini taşırken bazen arka ayakları ile tutar ve bu şekilde onu korumuş olur. Uzun kuyruğu sayesinde dalların en üstüne ulaşarak meyveleri toplayabilir.

Bu hayvan ağaç üzerinde beslenirken garip tıslamalar ve havlamaya benzer ilginç sesler çıkarır. Ama genelde sessizdir. Meksika yerlileri kinkajouya "miko leon" yani maymun aslan da derler.Tabii bu bir yakıştırmadır. Kinkajou daha çok meyve ile beslenir. Nadir olarak et tüketir.

Başta yaban meyveleri ve inciri çok seven kinkajou, bala da çok düşkündür. Bazen arıların yaptığı kovanlara yaklaşır ve ballarını çalar. Aynı zamanda bir garip özelliği de, alkollü meyveleri çok sevmesidir. Genelde ekşimeye başlamış ve alkolize olmuş meyveleri çok tüketir. Meyveleri yerken kendisinden geçer ve saldırganlaşır. Bir bakıma sarhoş olur.

image.jpeg
Kinkajou ve Yaşam Alanı
Tabiatta yaşayan kinkajounun yaşam süresi tam olarak bilinmemektedir. Ancak evcil bir kinkajounun 9 yıl yaşadığı tespit edilmiştir. Bu oldukça uzun bir süredir. Kinkajounun yavru sayısı 2 ile 4 arasında değişir. Yavrular doğduklarında kedi yavrusu gibidirler. Kısa ve siyah tüylerle kaplıdırlar. 10 günlük iken gözleri açılır. Kuyruklarıyla cisimleri kavrama kabiliyetlerini, ancak 1 aylık oldukları zaman kazanırlar. Yetişkin bir kinkajounun 55-56 cm kuyruğu vardır.

Hayvana adını veren Güney Amerika'nın Tupi yerlileridir. Bazı kabileler bu hayvana Potto ismini taksa da, Potto ayrı bir türdür. Kinkajou ile bağlantısı yoktur.

Kinkajounun 7 alt türü vardır :
Potos flavus flavus
Potos flavus chapadensis
Potos flavus chiriquensis
Potos flavus megalotus
Potos flavus meridensis
Potos flavus modestus
Potos flavus nocturnus


Bu güzel hayvanın nesli tükenme tehlikesi altındadır.



Araştırma - Derleme : Serkan Yasin



24luarr.jpg.png



image.jpeg

Porsuklar Hakkında Bilgi; Porsuk Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Su samuru, gelincik, kokarca gibi hayvanlarla aynı familyadan gelen bu canlılar kendilerine özgü siyah-beyaz suratlarıyla kolayca tanınırlar. Çok iri olmamalarına ve sevimli görünüşlerine rağmen oldukça tehlikeli olan bu hayvanların saldırgan bir yapıları vardır. Kendisinden kat kat daha güçlü olan ayı, aslan, timsah gibi yırtıcılara dahi korkusuzca saldırabilmeleri porsukların dünyanın en inatçı, en gözü kara, en cesaretli ve bir o kadar da azimli hayvanları arasında gösterebilmesine sağlamıştır. Kısaca boyutlarından beklenmeyecek kadar güçlü ve yırtıcı davranırlar. Vahşi doğanın bu korkutucu avcıları, memeliler grubuna girer. Güçlü avlanma yeteneklerinden de anlaşıldığı gibi etçil olarak beslenirler. Hayret veren avlanmalarını çoğunlukla geceleri yaparlar. Bu tüylü yaramazlara gündüzleri rastlamak zordur. Kuzey yarımkürede Asya ve Avrupa’nın belirli kısımlarında yaşarlar.

image.jpeg
Porsuk Nedir?
 Sansargiller (Mustelidae) familyasından gelip Meles meles bilimsel adıyla tanınan hayvanlardır. Avrasya porsuğu (Melinae), bal porsuğu (Mellivorinae) ve Amerikan porsuğu olmak üzere üç tipte gruplanan 11 türü bulunmaktadır. Tıknaz vücutları ve kısa bacaklarıyla küçük yapılı hayvanlar sayılmazlar. Dişi ve erkeklerde değişmekle birlikte 20-25 kilogram civarı ağırlığında olup uzunlukları 80-90 cm arasındadır. Büyüklükleri hemen hemen tilki kadar olup bazen bir metreye kadar uzayabilirler. Derisini örten parlak ve uzun kürkleri çoğunlukla kurşuni siyah ya da gri renktedir. Sırt kısımları sarımsı-kurşuni, karın kısımları kestane tonlarında, bacak ve karın altları ise siyahtır. Başlarının ve boyunlarının alt kısımları beyazdır, başın iki yakasında siyah şeritleri bulunur. Tüyleri sık, kalın aynı zamanda sert yapılıdır. Bu sayede resim ve tıraş fırçası yapımında kullanılabilir.

Uzun kafasında sivri bir burnu, küçük gözleri bulunur. Kısa ve kalın bir boyuna sahiptirler. Başının iki yanındaki küçük ve yuvarlak kulakları ise birbirinden ayrıktır. Kuvvetli dişlere sahiptirler. Üstün kazma yeteneğini uzun ve kavisli kıskaçları sayesinde gerçekleştirirler. Bu usta kazıcılar temiz hayvanlar olmalarına rağmen kuyruk altlarında pis kokulu bir salgı üreten bezler bulunmaktadır. Salgılanan kötü kokulu sıvıyla yollarını daha kolay bulmayı ve avlanma alanlarını işaretlemeyi amaçlarlar. Aynı zamanda çiftleşme dönemlerinde de aynı sıvıyı salgılarlar. Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan bu canlıların bir başka yeteneği de tüneller kazmaktır. Keskin yapılı tırnakları onlara kolaylık sağlar.

image.jpeg
Porsukların Özellikleri Nelerdir?
 Hayvanlar aleminde “manyağın oğlu” olarak nitelendirilen, 2004 yılında Guinness Rekorlar Kitabı’na korkusuzluğuyla adını yazdıran güçlü porsukların size ilginç gelebilecek bazı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

Saatte 30 km kadar koşabilirler.
Yüzebilirler, zıplayabilirler ve aynı gün içinde şehirlerarası yolculuk yapabilirler.
Gelincik porsuğu en küçük porsuk türüdür.
Bazı kaynaklarda Ayıgiller ailesine de yakın oldukları geçmektedir.
Avlarını bayıltıncaya kadar kovalayıp kolay pes etmeyen hayvanlardır.
Akrabalarından biri öldüğünde onu toprağa gömerler.
Vahşi olmalarına rağmen doğada ürkek hareketler sergilerler.
Tüm memeliler içinde en korkusuz olan türleridir. Kobra yılanı, akrep, komodo ejderi, timsah ile tilki yuvalarındaki anne ve babaya saldırıp yavrularını bile alt edebilirler.
Sahip oldukları kalın deriler sayesinde birçok hayvanı etkisiz hale getirebilen arı iğnelerinden etkilenmezler. Bu deriler aynı zamanda çok esnektir.
Bir başka ilginç özellikleri ise burunlarını temiz suyla sık sık temizlemeleridir.
Kendilerini tehdit eden durumlara karşı tetikte dururlar. Genellikle insanlara karşı temkinlidirler.
Kendilerini tehlikede hissettiklerinde vücudundaki tüyler normal boyutunun 2 katına ulaşarak kabarır ve şiddetli bir hırlamayla düşmanını korkutmayı başarır.
Köşeye kıstırıldıklarında kaçmak yerine güçlü tırnaklarıyla kendilerini savunurlar.
Yerden yükseklikleri yaklaşık 30 cm’dir.
Görüş alanları sınırlıdır.
Kuzeyde yaşayan türleri sonbahar sonuna doğru kış uykusuna yatarken ılıman bölgelerdekiler kış uykusuna yatmazlar.
Soğuk havalarda faaliyetlerini azaltırlar. Bu havalarda yerleştikleri tünelden çıkan buharlar onların vücut ısısından kaynaklanır.
Yavaş ve ses çıkarmadan yürürler.
Dışkılarını oluşturdukları çukurlara yaparlar. Fakat kedilerde olduğu gibi üstünü örtmez, açıkta bırakırlar.
Ayak izleri çok belirgindir.
Ağaç gövdelerini ve çit direklerini tırmalama aracı olarak kullanabilirler.
Vücutlarının arka kısımları önlere göre daha iri ve daha yuvarlaktır. Özellikle yerleşim yerlerindeki zemin yumuşaksa ayak izlerine rastlamak daha muhtemeldir.
Tüylerinin en uzun olduğu yer kuyruğudur.
Toplu halde yaşamlarını sürdürürler.
Porsuk eti 2. Dünya Savaşı sırasında Britanya’da yenilip bir zamanlar Amerikan yerlileri tarafından da tüketilmiştir.
Yuva olarak inşa ettikleri “set” adı verilen inlerini yaklaşık 5 metre derinlere kazarlar. Bu yaşam alanlarının genişliği daha çok toprak türünden etkilenir.
Yuvaları yaklaşık 30 metre civarı çapındadır ve birkaç katlı olabilir.
Kullanılmayan inler tavşan ve tilkiler tarafından işgal edilebilir.
Kendi kazdıkları tünelleri tavşan ve tilkilerinkinden kolayca ayırt edebilirler.
Yerleşim bölgelerinin girişinde görülen yeni kazılmış toprak tünelin kullanımda olduğunun bir işaretidir.
Başka bir yaşam belirtisi de yerleşim girişinin etrafındaki ayak izleridir.
Ön ayakları daha büyük olan pençelerinde beş adet parmak bulunur. Fakat bıraktıkları ayak izlerinde bazen beşinci parmak görünmeyebilir.
Porsuk tünelleri düzleştirilmiş bir tabana sahip ve genişken tavşan ile tilkilerinki daha yuvarlak-oval biçimlidir.
Kuru ot ve samanlardan yaptıkları yatakları üzerinde uyumak için kullanabilirler.
Tarlalara verdiği zararlardan dolayı çoğu çiftçi tarafından sevilmeseler de bazı kemiricileri yok ettiği için faydalı da olabilmektedirler.
Gelişmiş kazma kabiliyetleriyle yer altında tüneller kazıp bunları birbirine bağlar ve bu tünellerden oluşan labirentler yaparlar.
Salgıladıkları kötü kokunun aksine oldukça titiz olan bu hayvanlar kuru yaprak ve otlardan inşa ettiği inlerini her gün havalandırırlar.
Yuvalarının genel olarak birden fazla çıkışı vardır.

image.jpeg
Porsukların Yaşam Alanları
Gün boyunca nadiren yuva dışına çıkan bu hayvanlar yerleşim bölgesi olarak inşa ettikleri birbirine bağlı tünellerde yaşarlar. Kumlu topraktaki ağaçlı araziler, çayırlar, ormanlık bölgeler, tarım alanları, açık alanlar, ve kayalık ile çalılıktan oluşan 2000 metreyi bulan dağlık yerleri tercih etmektedirler. Ana vatanları Büyük Britanya ve İspanya üzerinden Kuzey Asya ve Japonya’ya; güneyde ise Himalayalara kadar uzanmaktadır. Asya ve Avrupa’nın ılıman bölgelerine özgü olmakla birlikte bölge olarak Kuzey Amerika, İrlanda, Büyük Britanya ve Avrupa ülkelerinin çoğunda bulunurlar.

Japonya, Çin, Endonezya, ve Malezya’da da türleri yaygındır. Bal porsuğuna Afrika’nın Sahra civarlarında, Türkmenistan ve Hindistan’da daha çok rastlanır. Avrasya porsuğu, Avrupa’da bulunan en yaygın porsuk türüdür. Porsuklar, Türkiye’nin uygun yaşam alanına sahip birçok bölgesinde de bulunurlar.

Porsuklarda Beslenme
Etobur bir hayvan olan doğanın bu saldırgan üyeleri genellikle küçük memeliler, yumuşakçalar, kurbağalar, sürüngenler, solucanlar, ağaç kurtları, kuşlar, böcekler, leşler, palamut gibi çeşitli canlılarla beslenip bunların yanında bitki kökleri, tahıl, bazı meyveler ve mantarı da tüketir. Bal ve üzüm de çok sevdiği besinler arasındadır. Yukarıda da sözü geçtiği gibi yiyecek bulmaya geceleri çıkıp, gece vakitlerinde avlanmayı tercih ederler.

image.jpeg
Amerikan Porsuğu

Porsuklarda Üreme
Bazı kaynaklara göre her mevsim, bazı kaynaklara göre ise çoğunlukla ilkbahar ve yaz aylarında üreyen porsukların dişilerinin 150-180 gün süren gebelikleri olur. Genellikle Ocak-Mart arası gerçekleşen doğumlardan tek seferde 3-5 yavru dünyaya gelir. Anne porsuk yavrularının bakımını üstlenir, onları dış tehlikelerden korur ve yavrular ancak 2 ay sonra toprak yüzeyine çıkıp anneleriyle dolaşmaya başlarlar. 2 yıl sonra ergenliğe ulaşırlar. Amerikan porsukları ise sonbahar sonu-kış başında çiftleşirler. Soğuk iklimlerde yavrularının anne karnında gelişiminin yavaşlamasıyla gebelik süresi 13 haftaya kadar uzayabilir. Mayıs-Haziran arasında 2-7 adet yavru dünyaya gelir. Doğduğunda gözleri kapalı olan yavrular 5 hafta gibi bir sürede gözlerini açar. Daha sonra sütten kesilirler. Sonbahara doğru genç porsuklar yavaş yavaş büyürken anneleri de yeni bir üreme mevsimine girer ve yavrularını doğaya bırakır.

Bal Porsuğu Nedir?
Adından da anlaşılabileceği gibi bal ile ilişkilendirilen bu porsuk türleri aslında bal yedikleri için bu ismi almamışlardır. Saldırdıkları şey bal değil, onlar için son derece besleyici olan yavru arılardır. Onlara bal porsuğu denmesinin asıl sebebi, iğnesi birçok hayvanı etkileyen arı iğnelerine aldırmadan onların kovanlarına yaptığı baskınlardır. Sahip oldukları kalın deriler sayesinde binlerce arının iğnesinden etkilenmezler. Yine diğer porsuklar gibi geniş bir beslenme yelpazesine sahip olan bal porsukları, kendisinden çok daha güçlü ve tehlikeli hayvanları avlayabilir. Onları diğer türlerinden ayırt eden fazla özelliği bulunmamaktadır.

image.jpeg
Çakallar ve Porsuklar Neden Birlikte Avlanır?
 Her ikisi de doğadaki vahşi etçillerden olan bu iki hayvan zaman zaman aynı avın peşinden koşabilir. Hal böyle olunca düşman sanılırlar ama aslında geçmişten gelen bir işbirlikleri mevcuttur. İki tür de kendine özgü yetenekleriyle peşine düştüğü hayvanı avlamaya çalışır. Atik ve son derece hızlı olan çakallar avını açık alanlarda takip ederken, daha kötü koşucu olan porsuklar üstün kazma yetenekleriyle toprak altındaki küçük hayvanları takip edebilir. Ayrıca porsuklar yer altında zaman geçirdikleri için tilkiye oranla daha yüksek enerjilidir.

Örneğin bir yer sincabını çakal koşarak, aynı anda porsuk da kazarak takip eder ve yakalar. Oysa sadece bir tanesi avlamaya uğraşırsa zamanla sincaplar o türe karşı kaçış taktikleri geliştirecektir. Çakal ve porsuk birlikte hareket ettiğinde yakalama şansları daha yüksektir. Kısacası her biri diğerinin sahip olmadığı avantajlardan faydalanır. Bu işbirliğini genellikle sıcak mevsimlerde yapıp soğuklarda daha çok yalnız avlanırlar. İki türün her zaman dost olduklarını da söyleyemeyiz. Zaman zaman birbirlerini avlarlar.

Porsukların Bilimsel Sınıflandırması
 Alem: Animalia (Hayvanlar)
Şube: Chordata (Kordalılar)
Sınıf: Mammalia (Memeliler)
Takım: Carnivora (Etçiller)
Alt Takım: Caniformia (Köpeğimsiler)
Familya: Mustelidae
Cins: Meles


image.png







image.jpeg

Mors Türleri: Bazı Biyolojik Alt Türler

Mors türlerinin çeşitliliği, moleküler biyoloji alanındaki gelişmeler sayesinde günümüzde önemli bir tartışma konusu haline geldi. Morsların, üç alt çeşidi bulunur. Bu mors türleri Atlantik morsu, Pasifik morsu ve Laptev morsu olarak adlandırılır. Bu türleri birbirinden ayıran özellikleri boyutları ve yaşadıkları bölgelerdir. Ancak bu hayvan türünün mitokondriyal DNA’sı üzerinde yapılan son çalışmalar, sadece Pasifik ve Laptev morsunun farklı mors türleri olduğunu gösterdi.

Morslar deniz memelileridir ve yüzgeç ayaklılar ailesine ait bir türdür. Bu tür, her iki uçta inceleşen (fuziform) bir vücuda sahiptir ve son derece güçlüdür. Yüzgeç ayaklılar ailesinde, uzun sivri dişleri olan tek tür budur. Hem dişi, hem de erkek bu uzun dişlere sahiptir. Buzda rahatça hareket edebilmelerini sağlayan bu yerleşik mekanizmayı başka hayvanlarla kavga ederken, katil balina ve kutup ayısı gibi avcılardan korunmak için de kullanırlar. Morsların dişleri 90 cm’ye kadar uzayabilir ve bazı büyük türlerin dişlerinin ağırlığı 10 kilogramdan daha fazla olabilir.

image.jpeg
Mors Türleri
Pasifik morsu (Odobenus rosmarus divergens)
Bu alt tür, Arktik (kuzey kutup bölgesi) ve yarı Arktik’te görülür. Bering Boğazı ve Çukçi Denizi‘nden, Beaufort ve Laptev Denizi’ne kadar uzanan bölgelerde bu alt türe rastlayabilirsiniz.

Pasifik morsu genelde karada kalmayı tercih eder ve nadiren derin sulara dalar. Bir buz parçasından diğerine yüzer ve yakın adaları dolaşır; buz parçaları üzerinde güneşin altında dinlenmeyi çok sever.

En büyük mors cinsi Pasifik morsudur diyebiliriz. Erkek morslar, 3.6 metre uzunluğa ve 800-1600 kilogram ağırlığa kadar ulaşabilirler. Dişi morslar ise daha küçüktür, ancak 3 metreye kadar uzayabilirler ve genelde 400-1200 kilogram arasında bir ağırlığa sahip olurlar.

Yeni doğan mors yavruları genelde annelerinin yarısı uzunluğunda olur ve ağırlıkları 50-120 kilogram arasında değişir. Aslında bu kadar büyük bir cüsse ile doğmaları, aşırı soğuk havalarda hayatta kalabilmelerini sağlar.

Mors türleri: Atlantik morsu
Atlantik morsu, Kanada, Kara Denizi ve Kuzey Sibirya kıyılarında yaşar. Geçmişte bu alt tür, Kuzey Atlantik’in kuzeybatısında da yaşamıştı. Ancak aşırı avlanma yüzünden bu mors cinsi artık bu bölgede yaşamıyor.

Tam olarak geliştikleri zaman bile, Atlantik morsları bir şekilde Pasifik morslarından daha küçüktür ve onlar kadar ağır değildir. Yavru Atlantik morsları, yavru Pasifik morslarıyla aynı büyüklükte doğar.

Bu alt türün sayısı hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Ancak tahmini olarak dünyada 25000’den daha az Atlantik morsu kaldığı tahmin ediliyor.

Kimse bu türün akıbetinin ne olacağını tahmin edemiyor. Ancak şunu biliyoruz, bu mors türünün yaşadığı bölgelerde bulunan buzullar hızla eriyor. Bu durum elbette bu hayvanları olumsuz yönde etkiliyor; buz onların ekosistemleri ve onsuz yaşamaları mümkün değil.

image.jpeg
Laptev Morsu (Odobenus rosmarus laptevi)
Bu mors türü, isminden de anlaşıldığı gibi sadece Sibirya’nın doğu kıyısında bulunan Laptev Denizi’nde yaşar. Pasifik morsundan daha farklı özelliklere sahip olsa da, mitokondriyal ve morfolojik çalışmalar, Laptev morsunun farklı bir alt tür olmadığını kanıtlıyor.

Vücudunun büyüklüğü ve dişleri, Pasifik morsundan çok da farklı değildir. Bu yüzden Oslo’daki Doğal Tarih Müzesi’nde çalışan araştırmacılar, sırf sınırlı bir bölgede yaşadığı için Laptev morsunu başka bir alt tür olarak sınıflandırmanın yanlış olduğunu söylüyor.

Morslar hakkında çok fazla bilgimiz olmamasına rağmen, iklim değişikliğinin bu canlı türünü etkilediğini çok net görebiliyoruz.

Morslar, Arktika kıyılarında yaşayan halkın yerel inançlarında önemli bir role sahiptir. Örneğin morsların derileri ve kemikleri bazı seremonilerde kullanılmaktadır. Morslar, yerel halk efsanelerinde de sıklıkla geçer. Ancak maalesef insanlar bu türü dişleri için avlamaya devam ediyor. Belki de bir gün, insanlar hayvanların ekosistem için ne kadar değerli olduğunu anlayacak.

Bayağı Fok ve Özellikleri
Bir bayağı fok 10 dakika boyunca nefes almak için yüzeye çıkmadan yüzebilir ve bu sebeple, balık avlamak için suyun 20 metre altına kolaylıkla dalabilir.


image.png



Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages