Dudak ve Yanak Yeme Alışkanlığından Nasıl Kurtulurum?

502 views
Skip to first unread message

Kardeşlerimizden .

unread,
Jun 11, 2012, 5:53:17 PM6/11/12
to Zahidan
Zahide Kardeşimizin Gönderdiği



Dudak ve Yanak Yeme Alışkanlığından Nasıl Kurtulurum?

Dudak yeme alışkanlığı küçük yaşlarda başlar ve yetişkinlik dönemine kadar devam eder. Bazı kişilerde ise daha da uzun sürebilir. Bu alışkanlık yetişkinlik döneminde de ortaya çıkabilmektedir.Psikolojik ve fiziksel problemlerden dolayı başlayabilmektedir. Örneğin özgüven eksikliği ve kaygılar kişiyi dikkat dağıtacak bir uğraş arayışına sokar. Yetersiz beslenmeden oluşan dudak çatlaklığı da bu sorunun bir diğer başlangıcıdır.

Dudak ve yanak yeme alışkanlığı; dudak kanseri, ağız kokusu, diş yapısında bozulmalar, tat alamama gibi rahatsızlıkların başlamasına sebep olur. Bu alışkanlığı yenmenin bazı yolları şu şekilde:

Özverinizi kullanarak “bir daha dudaklarımı yemeyeceğim”diye kendinizi eğitmelisiniz.

Sürekli bir şeylerle ilgilenip sorunlarınızı düşünmemeye çalışın.

Farkında olmadan dudaklarınızı yiyeceksniz. Alışkanlıktandır, bu sizi vazgeçirmesin.

Ağzınız boşkalmamalı, sürekli bir şeyler yemeli ya da sakız çiğnemelisiniz.

Kararlılığınızı koruyun, insanların dudak yeme alışkanlığınızdan dolayı sizi küçümsediğini düşünün.


"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.






Tahsin Yazıcı Kardeşimizin Gönderdiği



BEBEKLERE VE ÇOCUKLARA YÖNELİK TEMEL İLK YARDIM BİLGİLERİ

Çocukların başına gelen kaza ve akut rahatsızlıklar karşısında yetişkinlere oranla daha çok üzülür ve etkileniriz. Bu yüzden çocukların karşılaştığı acil durumlar hem anne baba hem de ilk müdahaleyi yapan kişiler açısından ciddi bir sıkıntı kaynağıdır. Ayrıca çocuk vücudunun özellikleri acil durumlarda yaşına uygun bir yaklaşım gerektirir. Bir başka ifadeyle 12 yaşındaki bir çocuğun hayatını kurtaracak önlemler, emzikteki bir bebek için ölümcül olabilir.Zehirlenme vakalarındaki çocuk ölümlerinin yüzde 20’sinin zehirlenme yüzünden değil, yanlış veya zamanında alınmayan önlemler sonucu meydana gelmesi de ayrıca düşündürücüdür. Bu yazımızda en sık karşılaşılan acil durumlarda alınması gereken ilk yardım önlemleri ile belli başlı püf noktaları aktarmaya çalıştık. Bebeğinizin ya da çocuğunuzun acil yardıma ihtiyaç duyduğu anlarda elinizin ayağınızın birbirine dolaşmasını önlemek amacıyla hazırladığımız bu yazımızı dikkatle okumanızı öneririz.
İlkyardımı yapacak kişi sakin ve telaşa kapılmadan uygulamasını yapmalı daha sonra hemen en yakın sağlık kurumuna çocuğunu götürmelidir.

YANIK VE HAŞLANMALAR
Çocukluk ya da bebeklik çağının hareketli geçmesi birçok tehlikenin sebepleri arasındadır. Her konuda olduğu gibi bu konuda da aileye çok önemli görevler düşmektedir. Yanık konusunda alınabilecek en iyi önlem çocuğu tehlike kaynaklarında uzak tutmaktır.
Yanıkta erken müdahale çok önemlidir. Bebeklerin ve küçük çocukların vücut yüzeylerinin yüzde 8’inden fazlasında ikinci veya üçüncü derece yanık meydana gelmesi durumunda, meydana gelen sıvı kaybı ve şiddetli ağrılar hayati tehlike taşıyan “yanık şoku”na yol açabilir.
Yanıklarda ilk yapılacak müdahale yanan yeri soğuk suya sokmaktır.
Yanık yaraları derhal soğuk suyla en az 10 ila 20 dakika süreyle soğutulmalı ve bu işleme ancak çocuk üşümeye başladığında son verilmelidir.
Mikrop bulaşmaması için yanık üzerinde kirler varsa sabunlu suyla yıkanıp, temiz bir bezle kapatılarak en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir.
Elektrik çarpması sonucu oluşan yanıklarda yapacağınız ilk şey güç kaynağını kapatmak olmalıdır. Eğer bunu yapamıyorsanız süpürge, yastık vb. metal olmayan bir nesneyle çocuğunuzu güç kaynağından uzaklaştırın.
Giysilerdeki alev derhal söndürülmelidir. Yere yatırılan çocuğunuzun üstüne bir kova su dökün veya tutuşmayacak bir paltoyu hava almayacak şekilde örtün. Elektrik yanıklarında kesinlikle su dökülmemelidir.
Deriye yapışmış elbiseleri çıkarmak için kesinlikle zorlamayın, çocuğu elbiseleriyle birlikte soğuk suya sokun.
Yanan yerlere merhem, zeytinyağı, bal, mum, salça, un, diş macunu, tuz ve benzeri maddelerden kesinlikle sürülmemelidir.
Yanık bölgesinde oluşan içi su dolu kabarcıkları kesinlikle patlatmamalısınız.
Yanık olan çocuğunuza doktora gidene kadar ve sonrasında bol bol sıvı şeyler yedirin. Yanan yerin yüksekte kalmasını sağlarsanız, o bölgeye kan az gideceğinden dolayı çocuğunuzun sancısı azalır.

Güneş Yanığı için İlk Yardım Önerileri

Su veya siyah çayla yapılan soğuk kompres (2 litre suya 1 çay kaşığı siyah çay)
Yanığı ıslak bezle sarma
Güneş sonrası kremler (Yalnızca hafif yanıklarda)
Kabarcıkların patlatılması ve lokal antibiyotik verilmesi (Bu işlem yalnız doktor tarafından yapılmalıdır)

BURUN KANAMASI
Çocuk sıklıkla zor durdurulan bir burun kanaması geçiriyorsa ve burun kanaması başa vurulan bir darbe sonucu oluşmuşsa şunlar yapılabilir:
Çocuğunuzun başı hafif öne eğdirilerek, burun kemiğinin bittiği noktanın altından iki parmağınızla sıkın. Bu şekilde 3-4 dakika tutup kanamanın devam edip etmediğine bakın.
Burun kanamasında çocuğunuzun burnunu arkaya doğru eğmesine asla izin vermeyin. Burun arkasından akan kan, mide bulantısı ve kusmaya sebep olabilir.
Çok soğuk ıslatılmış bir bezi ya da buz torbasını burnun üzerine koyun ve tekrar burun deliklerini kapatın. Kanama durduktan 4 saat sonrasına kadar çocuğunuzun sümkürmesine asla izin vermeyin.
Kanama yarım saatte geçmediyse ve akabinde baş dönmesi ve sararma görüyorsanız, çocuğunuzu hemen bir sağlık kuruluşuna götürün.

BOĞAZA BİR ŞEY KAÇMASI
Çocuk küçükse ayak bileklerinden tutarak baş aşağı konuma getirin. Kürek kemiklerinin arasına 3-4 kez sertçe vurarak sıvazlayın.
Daha büyük çocuklarda, çocuğun karnı dizinizin üstüne gelecek şekilde yatırın. Çocuğun belinden sırtına doğru el ayasıyla hızla vurun. Akciğerlerdeki havanın birden boğaza doğru itilmesiyle cisim çıkabilir.
Büyük çocuklarda arkadan koltuk altlarından kollarınızı geçirip, karnından elleri birleştirerek sıkılabilir.
Bu sırada çocuğun ağzını kontrol edin, Yabancı cisim görünüyorsa almaya çalışın fakat elinizle daha aşağılara itmemek için dikkatli olun.
Çocuğun sırtına asla vurmayın. Yabancı cismi daha aşağılara kaçırarak durumu iyice kötüleştirebilirsiniz.
Yukarıda uyguladığınız işlemlerden sonra yabancı cisim çıkmamışsa çocuğunuzu acilen bir sağlık kuruluşuna götürün.

BEBEKLERDE KATILMA NÖBETLERİ (NEFESSİZ KALMA)
“Bebeğim ağlarken birden bire katılıp kalıyor. Nefes alamıyor, rengi morarıyor, boğulacakmış gibi oluyor” şeklindeki yakınmaları çok sayıda anneden duyabiliriz. Bazı bebeklerin neden nefeslerini tutup morardıkları tam olarak bilinmese de, yapısal özellikler büyük önem taşır.
Çok yoğun ağlayan bebekte sık soluma ile kan karbondiyoksit düzeyinin aşırı düşmesi, bu sorunu yaşamaya eğilimli bebeklerde solunumu ve kan dolaşımını düzenleyen mekanizmaları etkileyebilmekte ve bebek kısa bir süre nefes alamamaktadır. Bu gibi durumlarda uzmanlar şunların yapılmasını öneriyor:
Katılma anlarında sakin olun asla tepki göstermeden hızlıca aşağıdaki yöntemleri uygulayın.
Çok kuvvetli bir şekilde ağzına ve yüzüne doğru üfleyin.
Kucağınıza alıp açık havaya çıkartın.
Açık havaya çıkardığınız bebeğinizin poposunu açın ve çıplak poposuna vurun.
Ayak tabanlarını ve topuklarını çimdikleyerek bebeğinizi uyarın.
Sırtına vurun, bu anlarda bebeğinize dokunmaktan asla korkmayın.
Bu tarz durumlarla çok sık karşılaşıyorsanız vakit geçirmeden uzman bir doktora götürüp gerekli araştırmaları yapmayı ihmal etmeyin.

KULAĞA-BURNA-GÖZE YABANCI CİSİM KAÇMASI
Çocuğunuzun burnuna yabancı bir cisim kaçtığında asla elinizle çıkarmaya çalışmayın. Bu, cismi daha ileriye itmeye sebep olabilir. Birden gelişen nefes darlığı, uzun zaman devam eden koyu renkli, kokulu burun veya kulak akıntısı yabancı cismi düşündürmelidir.
Fasulye, nohut gibi su alınca şişmeyen bir cisim olduğundan eminseniz, çocuğunuzu bir havluya sarıp, sorunlu kulak üste gelecek şekilde yan yatırın. Sorunlu kulağa birkaç damla ılık su akıtın. Daha sonra başını sorunlu kulak aşağı gelecek şekilde yan çevirin. Su geri gelirken kulağa kaçan cisim de geri gelebilir. Başarılı olamazsanız derhal doktora götürün.
Kulağa canlı böcek kaçması durumunda, böceği öldürmek için dış kulak yoluna alkol, gliserin veya zeytinyağı damlatarak derhal doktora götürün.
Çocuğunuzun burnuna bir şey kaçtığını düşünüyorsanız, her seferinde burun deliklerinden birin kapatıp, sümkürmesini sağlayın. Kendisi çıkmazsa mutlaka doktora götürün.
Çocuğunuzun gözüne bir şey kaçmışsa, bol su ile gözlerini yıkayın. Su dolu temiz bir kovanın içine başını sokup, gözler açılıp kapatılarak da bu işlem yapılabilir. Kaçan cismi göz akının üzerinde görebiliyorsanız, tüylü olmayan temiz bir bezin nemli köşesiyle çıkarmaya çalışın.

ZEHİRLENMELER
“Zehirlenme” denilince genel olarak yiyecek olmayan her türlü maddenin vücuda alınması anlaşılır. Çocuklarda hayatı tehdit eden faktörler arasında zehirlenmeler önemli bir yer alır ve merak sonucu tesadüfen meydana gelir. Bu durumda ailenin yapması gereken esas şey, zehirlenmeye yol açabilecek madde veya ilaçları ortada bırakmamaktır. Zehirlenme halinde tedavi ancak hastanede olmalıdır. Aile zehirlenmeye yol açan madde ile ilgili bilgileri, ilaç ise adını ve miktarını belirtirse tedavi daha kolay bir hal alır.
Bir zehirlenme durumunda; önce sakin olmak gerekir, zehirlenmenin nedenini araştırıp, zehirli maddenin kutusu, ambalajı, miktarı vb. hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. Her zehirlenme durumunda çocuğu kusturmak hatalı olabilir.
Zehirlenme fark edilince yapılacak ilk yardım, alınan zehirli maddenin veya ilacın, mide bağırsak kanalından emiliminin önlenmesi ve vücuttan atılmasının sağlanmasıdır.
Her türlü ilaç zehirlenmesinde yapılacak ilk şey, çocuğu kusturmaktır. Çocuk kusturulmak istendiğinde baş aşağı çekilir, dil köküne parmak sokturularak kusturulur. Cevap alınamazsa bolca su içirilerek kusturma denenir.
Benzin, gaz yağı, çamaşır suyu gibi maddelerin içilmesi durumunda kesinlikle kusturma yapılmaz, mide yıkanmaz. Bol miktarda su içirilir.
Solunum yolu zehirlenmelerinde, hasta hemen zehirlenme ortamından uzaklaştırılıp, temiz havaya çıkartılır. Üstündeki sıkı kıyafetler çıkartılarak, gerekirse suni solunum yapılır.
Kusma aracılığıyla tedavi edici bir etki yapabilmek için çocuğun aşağıdaki süreler içinde kusmasının sağlanması gerekir:
Sert madde (tablet) alımında 1-2 saat
Sıvılarda 1 saat
Damlalı çözeltilerde yarım saat

YILAN-KENE-ARI SOKMASI
Yılan, örümcek ve akrep sokmaları küçük çocuklar için tehlikelidir. Zehirli yılan sokması halinde birkaç dakika içinde şişlik, morarma ve ağrı oluşur.
Zehirli bir hayvanın soktuğu çocuk derhal gölgede serin bir yere alınmalıdır. Fazla hareket etmesi engellenmeli çünkü bu olay zehrin kana karışmasını hızlandırır. Özellikle yılan sokmalarında hastaneye ulaştırılmadan önce ilk yarım saat içinde, ısırılan yerde diş izleri boyunca kesi yapılarak emilmeli ya da kanatılmalıdır.
Emen kişinin ağzında yara olmamalıdır. Emme işlemi için emici bir şişe kullanılmasında fayda vardır. Herhangi bir şişeyi sıcak suda ısıtıp, açık olan ucunu yaranın üstüne bastırıp, şişenin içinde soğuyan havanın etkisiyle emme basıncı oluşturulur. Çocuk hastaneye ulaştırılana kadar ısırık yerine soğuk su veya buz uygulamak, zehrin kana karışmasını engelleyecektir.
Isırılan yerin üst kısmına nabzın hissedildiği ve toplardamarların normal çalışabileceği sıklıkta geniş bir bez bağlanmalıdır. (Kesinlikle ip kullanılmamalıdır.)
Arının soktuğu yerde iğnesi kalmışsa, kanatılmadan ve iğnesi zedelenmeden çıkartılmalıdır. Arının soktuğu yere buz ya da ıslatılmış bez konur.
Kene ısırmasında, kene çekilerek çıkarılmamalıdır. Çünkü kenenin başı cilt altında kalarak alerjik reaksiyonlara veya iltihaplanmalara yol açabilir. Kenenin üzerine yanan sigara gibi bir şey tutulur ya da üzerine alkol, kolonya dökülmüş pamuk örtülerek kenenin kendiliğinden düşmesine çalışılmalıdır.

KIRIK VE BURKULMALAR
Bebeklerde ve küçük çocuklarda kemikleri henüz sertleşmediği ve esnek olduğu için kırığa daha az rastlanır. Ancak yeni yürümeyi öğrenirken veya koşarken düşüp burkulmalar meydana gelebilir. Kırık ve burkulmalarda yaralanan yerde şişme, morarma, şiddetli ağrı ve eklemi hareket ettirmede güçlük görülür. Burkulmalarda şişmeyi ve ağrı oluşmasını önlemek için buz torbası konulur ya da soğuk suyla kompres yapılır.
Çocuğunuzda kırık oluşumundan şüphe ediyorsanız, kol ve bacaklarını kımıldatmayacak şekilde destek yaparak acilen doktora götürün.
Burkulma olduğundan eminseniz, burkulan yeri en rahat edebileceği konuma getirdikten sonra ağrıyı ve şişliği azaltmak için soğuk suyla ıslatılmış bezle sarın ya da buz torbası koyun. Daha sonra bir sargı beziyle sıkıca sarın.

ACİL YARDIM 112’YE TELEFONDA SÖYLENMESİ GEREKENLER
Vücuda ne alınmıştır?
(Şüpheli maddenin, bitkinin ya da ilacın adı)
Madde vücuda nasıl girmiştir?
(Ağızdan, deri yoluyla ve nefes yoluyla)
Maddeden ne kadar alınmıştır?
Madde ne zaman alınmıştır?
Çocuk kaç kilodur?
Çocuğun şikayetleri nelerdir?


Aysun ÖZPOLAT





"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.












MERKEZDEN GECE KUŞLARINA: YATMA SAATİ YİNE GEÇTİ!

Çoğu sabah uyandığınızda yorgun ve sinirli mi oluyorsunuz? Anne-babanızın “Hadi kalk artık okula geç kalıyorsun!” nidasıyla uyanıp yataktan kalkmak eziyete mi dönüşüyor? Sanki gizli bir güç vakum gibi sizi yatağa mı çekiyor? Tabii bir de kurup kurup kapattığınız saatinizin alarmını artık kulaklarınız duymaz oldu, değil mi?

Şöyle öğlene kadar yatıp uyumak için tatil günlerini iple çeker oldunuz. Ama sanırız o da yetmiyor. Çünkü kronik bir biçimde geç yatıyor, geç yattığınız için de bir türlü erken kalkamıyorsunuz. Evet, sabah erken kalkamamamızın en başta gelen sebebi bu. Gençler olarak gece geç saatlere kadar oturmak; bazen internete takılmak, oyunlara dalmak, bazen televizyon kanallarında amaçsızca dolaşmak, bazen de hiçbir gerekçe olmadan saatlerce oyalanmak anlamını taşıyor. Gecenin size ait, size özel ve kafanızı dinleyebileceğiniz, kendinize vakit ayırabileceğiniz bir zaman dilimi olduğunu düşünüyorsunuz belki de. Ne işlerin, ne derslerin, ne de herhangi birinin size engel olamayacağı saatler... Herkesin uykuda olduğu, kimsenin size karışmayacağı özgür ve uzun dakikalar… Belki sırf bu psikoloji sizi dimdik ayakta tutmaya yetiyor. Ne yaptığınız fazla önemli değil.

Böylece dakikalar dakikaları, saatler saatleri kovalar ve siz gecenin ilerleyen saatlerinde başınızı yastığa ancak koymuş olursunuz. Dolayısıyla tam da uykunuzun en ağır, rüyanızın en güzel anında sıcak yatağınızdan kalkmak zorunda kalırsınız. Annenizin uzaklardan ama çook uzaklardan gelen o tiz sesi, gerçekle rüya arasına karışmış olarak kulaklarınızda hak ettiği yeri alır. Doğal bir refleks olarak yorganla samimiyetiniz iyice artmış, devekuşu hafifliğinde yatağınızın engin karanlıklarına gömülüp rüyanıza kaldığı yerden devam etmeye başlamışsınızdır bile… Fakat nafile, yataktan kalkma durumu kaçınılmazdır. Sizden önce ayaklanan tüm sinirleriniz günü sizin adınıza başlatmış, lavabo girişinde sizi beklemektedir.

SENİN DEĞİL HORMONLARIN SUÇU YAVRUCUĞUM!
Gençlerin geç yatmayı bu denli sevmelerinin kendilerinin de bilmediği başka sebepleri olabilir mi? Klinik psikolog Melike İlerisoy’un sorumuza verdiği cevap, gece kuşlarının içini rahatlatacak cinsten. İlerisoy şöyle diyor: “Ergenlik dönemindeki hormonal değişiklikler uyku ritmini bozar. Vücudun yeni ritme alışabilmesi, ergenlik dönemi boyunca devam eden bir süreçtir. Bu açıdan bakıldığında uyku ritmindeki problemler, fiziksel değişikliğin yol açtığı bir durumdur. Fakat aşırısı sorun olarak ele alınmalıdır. Yani her genç hafta sonları geç yatma ve geç kalkma eğilimindendir. Ancak bu, sosyal ve akademik yaşamı olumsuz etkileyecek boyuttaysa ortada ciddi bir sorun var demektir. Gece yarısına kadar oturmak ve yetersiz uyumak depresyonu tetikler, araştırmalar bunu gösteriyor. En önemlisi TV, bilgisayar, oyun konsolları vb. teknolojik aletler (internet, sosyal paylaşım ağları vb.) gençlerdeki uyku düzenini bozan en önemli faktörlerdir. Aileler bu konuda dikkatli olmalıdır.”

Demek ki gece geç yatıp sabah uyanamama sıkıntısına bağlı yaşadığımız çatışmaların kaynağında değişen vücut kimyamızın da etkisi büyükmüş. Lakin her ne kadar hormonlar bunu bize yaptırıyorsa da hormona uyup normale dönmek istememek de bizim hatamız olarak karşımıza çıkmış oluyor. Söz konusu hormonların bize yaptıklarına “Ya bir dur!” demek varken onların peşi sıra gitmek pek akıllıca olmasa gerek.

NE YAPMALIYIZ O HALDE?
Biyolojik saatinizi normal ritmine çekmek, sabah sinir katsayınızı düşürerek pamuk şeker tadında güne başlamak, uykunuzu almış olduğunuzdan başta aile efradı olmak üzere herkesle azami iyi ilişkiler kurmak ve dahi sabah kılı kılına alelacele evden çıkma telaşına düşmediğinizden hem sabah namazını kılmaya hem de kahvaltı etmeye vaktinizin kalmasını istiyorsanız işte çok basit bir iki ipucu:

Televizyon ve bilgisayar gibi gözü yoran ve zihinsel aktiviteye sebep olan araçların kullanımına sınırlama getirmelisiniz. En azından belli bir saatten sonra bunlardan uzak durmalısınız.

Yatmadan önce sakin ve sessiz bir ortam elde etmek için loş ışıktan faydalanabilirsiniz. Ancak sabah saatlerinde kuvvetli parlak ışık kullanarak vücudunuzu canlandırmalısınız. Zira bol ışık uyarıcı etkisi yaptığından gece geç saatlere kadar sizi ayakta tutmakta, sabahki karanlık ortamsa uyanmanızı zorlaştırmaktadır.

Birdenbire 2-3 saat erken kalkmayı hedeflemeyin. Zor gelecek ve vazgeçeceksiniz. Her gün kalktığınız saatten sadece 15 dakika erken kalkın. Yavaş yavaş istediğiniz saatte daha kolay bir şekilde kalkabildiğinizi göreceksiniz.

Yatma ve kalkma saat hedeflerinizi odanızda astığınız bir mantar panoya not edin. O saatleri tutturana kadar geçecek olan süreyi de belirleyin. Örneğin 2 haftada ben her zamankinden 2 saat daha erken kalkmayı başaracağım gibi.

Sonra hedeflerinizi küçük birimlere bölün. İlk hafta sonunda hedefinizi ne kadar tutturduğunuzu kontrol edin. 1 saatlik bir erken kalkış bile ciddi bir başarıdır. Bunu istikrarlı bir şekilde sürdürmeye bakın. Aman ha hafta sonları sizi gevşetmesin!

Gündüzleri vakit bulabilirseniz yarım saat öğlen uykusuna yatın. Hafta sonları evdeyseniz de bunu ihmal etmeyin. Yarım saatlik bu öğlen uykusunun gece 1 saatlik uykuya denk olduğunu söylüyor alimler.

Basit bir kural vardır: Uykun gelmeden yatma. Yatmak için belirlediğiniz saat diyelim ki 23:00. Ama bir türlü uykunuz gelmiyor. Ne yapacaksınız? Çözüm basit aslında. İlk olarak o saat gelmeden bedeninizi yoracak işler yapın. Mesela yürüyüş, koşu gibi sporlar, dağınık odanızın temizliği gibi ev işleri ile iyice yorulup ondan sonra ılık bir duş almayı deneyin.

Hala uykunuz gelmiyorsa, çok sürükleyici olmayan :) bir kitap okumayı deneyin. (Sürükleyici olmasın bu sefer de onu bitireceğim diye uykusuz kalırsınız.) Ne de olsa kitap okumak insanların uykusunu daha çabuk getiren bir faaliyettir malumunuz…

Çay ve kahveden geç vakitlerde uzak durmanızı öneririz. Bu ikili sizin vazgeçemediğiniz dostlarınız olabilir ama uzmanlara göre vücut, alınan kafein miktarının yarısını, 6 saat sonra atıyormuş. En azından belli bir saatten sonra bunların yerine rahatlatıcı özelliği olan melisa çayı veya ıhlamur içebilirsiniz.

Erken kalkmak için kendinizi motive edin. Mesela “Eğer 1 saat daha erken kalkabilirsem sabah namazımı da kılabileceğim.” Veya “Ne zamandır çekemediğim virdime başlayıp bitirebileceğim” gibi.

Şu saat alarmınızı sürekli aynı tonda çaldırmayın, çünkü duymamaya başlıyorsunuz. Ve elinizi attığınızda durdurabilecek kadar yakına da koymayın. Çünkü kapatıp uyumaya devam ediyorsunuz.

Ve sevgili gece kuşları, size son bir öneri: Bir yerde okumuştum. “Yataktan kalkınca doğru banyoya gidin” diyordu okuduğum metinde. “Ellerinizi, yüzünüzü, kulaklarınızı, ensenizi ve dirseklerinizi, üşenmezseniz bir de ayaklarınızı yıkayın. Bu bölgelerdeki akupunktur noktalarını soğuk suyla uyarmak yani buraları ovarak yıkamak bedeninizi uyandıracak.” Tanıdık geldi mi size de bu yıkanılan yerler? Eksik kısımları siz tamamlayın ve abdeste niyet etmeyi de unutmayın:)

ANNE BABA ÇOCUĞUNUN ERKEN YATMASINI SAĞLAMALI
Gençlerin uyku düzeninde aile ilişkileri de hayli önemli. Psikolog İlerisoy’a göre bu noktada anne babalara önemli görevler düşüyor:
“Sosyal dokudaki değişimler bireyselliği, hızlı bir şekilde aileden kopuşu, ev dışı ortamlarda vakit geçirmeyi gençlerin gözünde popüler hale getirmiştir. Aile bağlarını kuvvetlendirmek, gençleri evden iten faktörlere eğilmek ve düzenlemeler yapmak gerekir. Gençler açısından geç yatma, kafelerde gece yarılarına kadar oturma bir süre sonra bir yaşam biçimi haline gelebilir ki, bu da ileride kuracakları evlilik müessesesi için ciddi bir sorun teşkil eder. Yerleşen alışkanlıkları bırakmak oldukça zor olabilir.”



Nurbahar AYDIN


"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.






Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages