
Kime: zah...@googlegroups.com

''Bu ayda dört şeyi çok yapınız!
Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever.
Kelîme-i şehâdet getirmek ve istiğfâr etmek
Diğer İkisini zaten her zaman yapmanız lâzımdır.
Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden O'na sığınmak...''
Hadis-i şerif
Ramazanınız Mübarek olsun. Selam ve Dua ile kalın inşaallah

Ey hiç açılmaz gibi görünen kapıları bile ardına kadar açmaya muktedir olanyüce Rabbimiz! Senden, arkasında hayır ve güzellik olan bütün kapıları enyakın zamanda bizim için de açmanı diliyoruz. Ey bütün sebepleri yaratan ve onlara hükmeden ulu Sultanımız! Nezdinden göndereceğin inayet sürprizleriyle, bize de, ümitlerimizin ve hayallerimizin ötesinde maksûdumuza, matlûbumuza, mahbû-bu-muza ulaşacağımız imkanlar lutfet!Nezdinde makbul ve mukarreb kullar gibi, bizleri de emredilen hususlarla meşgul olup tamamını bihakkın yerine getiren.. nehyedilen hususlardan yüz çevirip hepsinden içtinab eden.. hedefinde hep Senin hoşnutluğun olan.. insanların ellerindeki şeylere tama(h) etmeyen.. peygamberâne bir iffet, peygamberâne bir ismet ve peygamberâne bir fetanet peşinde olup, her zaman Senin sâdık u masdûk elçilerinin yürüdükleri şehrahlardan yürüme gayreti içinde bulunan.. gözü-gönlü sürekli Sana müteveccih ve hiç ara vermeden hep ölüm ötesi hayat için hazırlık yapan salih kimselerden eyle!
Ya Rab! Bizi dünyada da ukbâda da utanılacak, başımızı aşağıya eğdirecek ve rezil rüsvâ hâle düşürecek işlerden uzak tut ve öyle fecî durumlarla karşı karşıya bırakma! Senden, dostlarının yüzüne baktığın, ellerinden tutup kaldırdığın gibi, bizim yüzümüze de bakmanı, bizi de tutup kaldırmanı istirham ediyoruz. Sana düşmanlıkta bulunanların düştükleri, insanı yerin dibine batıracak, utanılası bir hâle düşmekten de yine Senin hıfz u sıyanetine sığınıyoruz.Ya Rabbenâ ve ya İlâhenâ! Sen de biliyorsun ki, bilerek hiçbir zaman Senden başkasına kullukta bulunmadık; bulunmayız da. Biz sadece ve sadece Senin kullarınız. Senden başka hiçbir Rab tanımadık; zaten Senden başka hiçbir Rab da yoktur. İşte onun için huzuruna geldik, kapının eşiğine başımızı koyduk, ulûhiyetinin ve rubûbiyetinin ululuğu karşısında boyunlarımızı büküp yüz yere sürdük. Her zaman el-pençe divan durmaya da âmâde bulunuyoruz; ne olur, biz âciz, zayıf, garip ve muhtaç kullarından merhametini esirgeme ve bizi haybet ve hüsrana maruz bırakma!
Ey celâl ve ikram sahibi Rabbimiz! İhsan ve keremine sığınarak bize dünyada da, ukbâda da afv u âfiyet vermeni diliyoruz. Hiçbir şeyi gerçekleştirmek Senin için zor değildir; ne olur, başka gidecek kapıları olmayan zayıf ve âciz kullarının bu taleplerini kabul buyur!Rabbimiz! Allah tanımaz, Peygamber bilmez, Dine, diyanete saygı duymaz nâdanların yapıp ettikleri kötülükler ve zulümler tahammül edilemez bir hâl aldı. Senin bu masum kulların hakkında kötülük düşünüp onlara zarar vermek isteyenlerin emellerini gerçekleştirmelerine müsaade etme.. tuzak kuranların tuzaklarını başlarına çevir.. komplo peşinde olanları maksatlarının aksiyle tokatla.. haklarımıza tecavüz eden ya da etmeyi düşünen ne kadar haddini bilmez varsa, onların hepsini Sana havale ediyoruz; haklarından gel!Mallarını ve canlarını Rabbilerinin yoluna adayan muhabbet fedailerini hiçbir zaman yalnız bırakmayan Kudreti Sonsuz Rabbimiz! Hayatını Dine hizmete vakfetmiş masum insanlara karşı kinle, nefretle, hasetle, adavetle diş bileyen amansız zalimlerin yapmak istedikleri şerlere karşı Senin inayetine sğınıyoruz. Ehl-i iman hakkında kötülük düşünen ne kadar şerîr insan varsa, Sen bizi onların şerlerinden ve tuzaklarından koru.. zararları bize ulaşabilecek tahrip temsilcilerinin oyunlarını boz ve emellerini gerçekleştirmelerine fırsat verme.. sağlamlardan daha sağlam himayene bizi de al ve bütün şerîrlerin şerlerinden, komplocuların komplolarından sıyanet buyur.. kâfirlerin, fâcirlerin ve zâlimlerin entrikalarını başlarına geçir ve bütün inananları ebedlere kadar devam edecek ve başka hiçbir korumaya muhtaç bırakmayacak olan hıfzınla muhafaza et!
Ey güç ve kuvvetin yegâne sahibi olan yüce Allahımız! Sen Kavîsin, biz ise Senin zayıf, âciz ve muhtaç kapıkullarınız. Zayıf ve âcizleri Senden başka kim koruyup kollayabilir ve ihtiyaçlarını is'af edebilir! Ne olur, salih kullarını sevindirdiğin gibi bizi de sürpriz lütuflarınla sevindir ve üzerimizdeki nimetlerini tamamla!Ey her şeye gücü yeten Rabbimiz! Bize ve yeryüzünün değişik yerlerindeki bütün inananlara, özellikle de gadre, zulme ve haksızlığa uğratılmış mazlumlara dünyada ve ukbada tasa ve elem sebebi olan kötülüklerin hepsini bertaraf et!Servetine ve şefkatine hudut olmayan Ganiy-yi Mutlak yüce Mevlâmız! Şayet Sen bizi sevip de muhabbetini gönüllerimize atmasaydın, biz Seni asla sevemezdik. İnşaallah, yüce Zâtını ve hikmetli icrâatını sevilmesi gerektiği ölçüde sevebiliyoruzdur. - Senden işte o, kalblerimize vaz'ettiğin ilk sevgi hürmetine mukaddes muhabbetini ve muazzez sevgini şiarımız hâline getirmeni ve bir daha da o sevginin gönüllerimizden kayıp gitmesine izin vermemeni diliyoruz. Allahım! Duamıza icabet buyur, merhametini sinelerimize duyur; servetinin ve şefkatinin tatlı tecellîleriyle de gönüllerimizi doyur!
İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com Kime: zah...@googlegroups.com
Bu ayda açlıkla,
susuzlukla kıyamet günün açlığını, susuzluğunu hatırlayın. Fakirlerinize ve
düşkünlerinize sadaka verin. Büyüklerinize saygı, küçüklerinize sevgi
gösteriniz. Yakınlarınızı şefkatle okşayın. Söylenmemesi gereken şeylerden
dilinizi sakındırın. Size helal olmayan şeylere bakmaktan gözlerinizi yumun.
Duymanız helal olmayan şeyler kulaklarınızı tıkayın. Halkın yetimlerine şefkat
gösterin ki, sizden sonra sizin de yetimlerinize şefkat göstersinler.
Günahlarınızdan tövbe edip Allah (Celle Celâlühû)’ya dönün. Ellerinizi namaz
vakitlerinde dua için kaldırın; zira namaz vakitleri saatlerin en hayırlısıdır.Bu vakitlerde Hakk
Teâla kendi kullarına rahmet nazarıyla bakar. O’na münacat edenlere cevap
verir. O’nu çağıranlara (lebbeyk)der. Dua edenlerin duasını kabul eder.Sizin canlarınız,
yaptığınız amellerin rehinidir. O halde Allah (Celle Celâlühû) den bağışlanma
dileyerek canınızı rehinden kurtarın. Omuzlarınız, günahlarınızın ağır yükü
altındadır; secdelerinizi uzatarak onları hafifletin. Bilin ki Hakk Teâla bu
ayda namaz kılanlara, secde edenlere azap etmeyeceğine ve kıyamet günü onları
cehennem ateşiyle korkutmayacağına izzet ve celaline yemin etmiştir. İçinizden kim bu ayda
oruçlu bir mümine iftar verirse, Allah (Celle Celâlühû) katında köle azat etmiş
kadar sevap alacak ve geçmiş günahları bağışlanmış olacaktır.(O sırada ashaptan
bazıları dediler ki; Ya Rasulüllah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem), bizim hepimiz
buna kadir değiliz.)Peygamber (Sallallâhu
Aleyhi Vesellem) buyurdular ki; Bir hurmanın yarısıyla, yahut bir içim suyla da
olsa, oruç tutanlara iftar vererek cehennem ateşinden sakının. Gerçekten bundan
fazlasına kadir olmayıp böyle yapana Hakk Teâla bu sevabı verir.Bu ayda kim, huyunu
güzelleştirirse, ayaklarının titrediği o günde Sırat’tan kolay geçer.Kim; bu ayda şerrini
insanlardan uzak tutarsa, Allah (Celle Celâlühû) kıyamette azabını ondan uzak
tutar.Kim, bu ayda babasız
öksüzlere şefkat gösterirse, Allah (Celle Celâlühû) kıyamette ona merhamet
gösterir.Kim, bu ayda kendi
yakınlarına olan bağı sağlamlaştırır, onlara iyilikte bulunursa, Allah (Celle Celâlühû)
kıyamette onu kendi rahmetine kavuşturulur.Kim, bu ayda
yakınlarına iyiliği keserse, Allah (Celle Celâlühû) kıyamette ondan rahmetini
keser.Kim, bu ayda sünnet
namazı kılarsa Allah cc ona diğer aylarda kılınan namazın sevabını verir.Kim, bu ayda bana çok
salavat gönderirse, amel terazilerinin hafif geldiği günde Allah (Celle
Celâlühû) onun amel terazisini ağırlaştırır. Kim, bu ayda
kur’an’dan bir ayet okursa, diğer aylarda Kur’an-ı hatim edenlerin sevabına
erişir.Bu ayda cennet
kapıları açıktır. Rabbinizden dileyin, dileyin yüzünüze kapanmasın. Ve cehennem
kapıları bu ayda kapalıdır. Rabbimizden dileyin yüzünüze açmasın. Şeytanları bu
ayda bağlamıştır; Allah (Celle Celâlühû) isteyin sizlere musallat etmesin.
İnşallah.Şu Ramazan-ı Şerifin
şu mübarek günlerinde dünyanın dört bucağında mazlum, mustazaf, mağdur durumda
olan, kâfirlerin sultası altında ilim ilim inleyen Müslüman kardeş-lerimize
Rabbimiz (Celle Celâlühû) yâr ve yardımcı olsun. En yakın bir zamanda onları bu
felaketlerden kurtarsın ve bizlerli geçmişte olduğu gibi İslâm’ın o yüce
izzetiyle, şerefiyle yeniden şereflendirsin. Bizi bize, bizi nefsimize
bırakmasın. Müslüman olarak yaşayıp Müslüman olarak ölmeyi, Müslüman olarak
haşrolmayı Rabbimiz (Celle Celâlühû) cümlemize nasib-i müyesser eylesin.AMİN… Bu duygu ve
düşüncelerle, Cuma’nızı en kalbi muhabbetlerimle tebrik ediyor, tüm Âlem-i
İslam’ın uyanışına ve kurtuluşuna vesile olması temennisiyle…, Yüce Allah’tan
iki cihan saadetleri niyaz ediyorum...
Hüseyin Bulut

"Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir
ay'ın gölgesi üzerinize bastı. O ayda bir gece vardır ki bin aydan daha
hayırlıdır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin ibadet
yapmayı (teravih) kılmayı nafile kıldı. O ayda bir hayır işleyen kimse
diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen ise
diğer aylarda yetmiş farz işleyen gibidir. O, sabır ay'ıdır, sabrın
karşılığı ise Cennettir. O, yardımlaşma ay'ıdır. O ayda müminin rızkı
bollaştırılır… (et-Tergîb, 2/94-95)
Hayırlı Cumalar

Cenâb-ı Hak(CC) buyuruyor:“Yiyin için fakat
israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez!”
(Araf, 31)
Rasûlullah (sav) buyurdular:“Çok yiyip içmekle
kalplerinizi öldürmeyin. Çünkü kalp çok yiyip içmekten ölür; tıpkı çok sulanan
ekinlerin öldüğü gibi!”
(Siracüt’t-Talibin, I, 485)
Hz.Yahya(AS) bir gün İblis ile karşılaşır.Elindeki birtakım çengelleri görünce:
“-Onlar nedir?” diye sorar. İblis:
“-Bunlar dünya istekleridir, bunlarla insanları avlar yoldan çıkarırım!”
der.
Yahya (as):“-Onların arasında beni avlayacak bir şey var mı?” diye sorar. İblis:
“-Hayır, fakat bir gece karnını iyice doyurmuştun, bu yüzden namazda sana
biraz ağırlık verdik!” der. Yahya (as) bunun üzerine şöyle der:
“-Öyleyse ben de bundan
sonra doyasıya yemeyeceğim!”
Hz.Ebubekir(RA) sırrını şöyle açıklar:“Rabbime ibadetin
zevkini alabilmek için, Müslüman olduğumdan beri karnımı tıka basa doyurmadım.
Yine Müslüman olduğumdan beri Rabbime kavuşma iştiyâkından dolayı kana kana su
içmedim!”
Mübarek Cumanızı tebrik ederim
RAMAZAN-I ŞERİF VE
SEVGİ
Ramazan-ı Şerif ayı!
aramızda bulunması gereken sevgiyi inşa etme, geliştirme ve en ulvi seviyeye
(Allah Rızası için birbirimizi sevmeye) çıkarma zamanıdır. Sevgili Peygamber
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Efendimizin şu hadisiyle aramızda bulunması
gereken sevginin ne kadar önemli olduğunu anlamaya çalışalım.“Canım kudret elinde
olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz.
Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi
sevece-ğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”
(Riyazü’s-Salihin, Hadis No:379)
Bugün kendisine en
çok ihtiyaç duyduğumuz şey birlik ve beraberliktir. Birlik ve beraberliğin
oluşmasında ise ihtiyaç duyacağımız şey aramızdaki iman kardeşliğinden zuhur
eden sevgi ve muhabbettir. Sevgili Peygamber (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)
Efendimizin bir hadisini bu Ramazan-ı şerifte yeniden hatırlayalım şöyle
buyuruyorlar.“Müslüman Müslüman’ın
kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını
karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslüman’dan bir sıkıntıyı
giderenin Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir
Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter.”
(Riyazü’s-Salihin, Hadis No:246)
Bizler Müminleriz.
Bizler Müslümanlar’ız. Aynı Rabbe iman eder, aynı Peygamberi kabul eder, aynı
Kıbleye yönelir, aynı Kitabı kabul ederiz. Bu sebeple aramızda sevgi ve
merhametin olmaması asla düşünülemez. Sevgili Peygamber (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem) Efendimizin şu hadis-i şerifi bizi en güzel şekilde ifade etmelidir.“Müminler
birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir
vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu
sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”Bu Ramazan-ı Şerifte
imanımızın tadına varmanın, mümin olmamızın vermiş olduğu hazzı yaşamamızın
yolu Rabbimizin emirlerine itaat etmekte ve Sevgili Peygamber (Sallallâhu
Aleyhi Vesellem) Efendimizin sünnet-i seniyesini hayatımıza aktar-makla
gerçekleşecektir.
Sevgili Peygamber
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Efendi-mizin bir başka hadis-i şerifini paylaşarak
imanın hazzını almanın yolunu beraberce öğrenelim.“Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o,
imanın tadını tadar: Allah ve Resûlünü, herkesten fazla sevmek. Sevdiğini Allah
için sevmek. Allah kendisini küfür bataklığın-dan kurtardıktan sonra tekrar
küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmektir.”
(Riyazü’s-Salihin, Hadis No:376)
Seven sevdiğinin
incinmesine asla razı olmaz. Seven sevdiğinin sevgisinin azalmasından hoşnut
olmaz. En çok sevmemiz gereken Rabbimizin ve O’nun Resulü Sevgili Peygamber
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Efendimizin bize karşı sevgilerinin azalmasından
hoşnut olmamız veya razı olmamız mümkün değildir.Bu sebeple Yüce
Yaratanımızın bizlerden istemiş olduğu şeylerin yazılı olan Kur’an-ı Kerimi
nüzulünün 1400. Yılında yeniden anlamaya, kavramaya ve yaşantımızla birlikte
hayatı-mıza aktarmaya gayret gösterelim. Gayret gösterelim ki, Yaradan’da
yaratılanlarda bizden razı olsunlar. Yine Kur’an-ı Kerimin en büyük tefsiri
olan ve yazılı bir metnin hayata aktarımı olan Hz. Peygamber (Sallallâhu Aleyhi
Vesellem) Efendimizin sünnetini hayatımıza aktaralım. Şu ayeti hatırımız-dan çıkarmayalım.“(Ey Habîbim! Allah’ı
sevdiğini iddia eden herkese) De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana
hakkıyla uyun ki, Allah da sizi sevsin; (sizden razı olup, sevap versin) ve
günahlarınızı bağışlasın. (Kendisini sevenlerin günahlarını çokça bağışlayan
bir) Ğafur’dur. (Habîbine uyarak sevgisini kazananlara da çok acıyan)
Rahîm’dir.” (Ali İmran: 3/31)
Birbirlerini
Allah için sevenler sadece dünyada mı güzellikler elde edecekler.
Elbette hayır. Dünyada elde edilecek güzelliklerden başka asıl mükâfat,
asıl güzellik ahiret hayatında olacaktır. Sevgili Peygamber (Sallallâhu
Aleyhi Vesellem) Efendimizin bu hususla ilgili bir hadis-i şerifini
sizlerle paylaşmak isterim. Güzeller Güzeli (Sallallâhu Aleyhi Vesellem)
şöyle buyuruyorlar.Hiç şüphesiz Allah Teâlâ (Celle Celâlühû) nezdinde
kıyâmet günü: “Nerede benim rızâm için birbirlerini sevenler? Gölgemden başka gölgenin
bulunmadığı bugün onları, kendi arşımın gölgesinde gölgelendireceğim”
buyuruyor. (Riyazü’s-Salihin, Hadis No:378)Muhterem kardeşlerim
görüyoruz ki; Rahman’ın rahmet, mağfiret ve bereket ayı gelip çattı. O öyle bir
aydır ki, Allah (Celle Celâlühû) nezdinde ayların en faziletlisi; geceleri,
gecelerin en faziletlisi ve saatleri, saatlerin en faziletlisidir. O, bir ay
ki; siz onda Allah (Celle Celâlühû)’ın keramet ehlinden oldunuz. Nefesleriniz o
ayda tesbih, uyumanız ibadet mertebesindedir. O ayda amelleriniz makbul ve
dualarınız sevilen olmaktadır. Öyle ise kendi Rabbinizden dürüst niyetler ile
ve günahlardan, beğenilmez sıfatlardan arınmış kalplerle dileyin ki, o ayı oruç
tutmaya ve onda Kur’an okumaya sizleri muvaffak kılsın. Zira şaki ve bedbaht
kişi bu büyük ayda Allah (Celle Celâlühû)
bağışlamasından mahrum kalandır.



Üzerimizdeki lütuflarını saymakla tüketemeyeceğimiz, ihsanı, keremi bol, rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuz Rabbimiz! Bize dünya adına verdiğin bütün nimetleri din-i mübin-i İslâm'a hizmet etme istikametinde kullanmayı nasip eyle! Bizi, kardeşlerimizi, hepimizi bütün mevcûdâtı kuşatan ve her şeye şâmil olan engin rahmetinden mahrum etme!Allahım! Kapıkulların olarak biz, sadece Sana güveniyor ve ümid edip beklediklerimizi de yalnız Senden bekliyoruz; her hâlimizi ıslah buyur ve bizi göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan da az bir süre kendimizle, nefsimizle başbaşa bırakma!Ey kullarına her zaman hilmle muamele edip, onların günahlarını görmezden gelen ve yeniden dönüp sırat-ı müstakimi bulmaları için fırsat üstüne fırsat veren yüce Mevlâmız! Bizler çok hatalar irtikâp ettik, çok günahlar işledik. Şimdi "Tevbeler tevbesi!" diyor, yüce huzurunda boyun büküyor, huşû ile iki büklüm oluyoruz. Şayet bizi cezalandıracak olursan adaletinle muamele etmiş olursun; yok eğer onca günahlarımıza, kusurlarımıza ve isyanlarımıza rağmen o hududu olmayan rahmet ve merhametinle muamelede bulunur ve affedersen, o da Senin fazlın olur; Senin fazlın bizim hayal sınırlarımızı bile aşacak kadar büyüktür.Rahmeti gazabının önünde bulunan, kullarının tevbelerini kabul buyuran ve dua dua yalvaranların nidalarına icabet eden Yüce Rabbimiz! Amellerimizdeki eksiklere ve sözlerimizdeki kırık-döküklere değil, hakkındaki hüsn-ü zannımıza ve rahmetine bağladığımız recâmıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur; bizi haybet ve hüsrana uğratma!
Ey gözlerin göremediği, zihinlerin, zan ve bakışların ihata edemediği Allahım!Ehl-i imana düşmanlık yapanların şerlerine karşı bizleri Senin o zarar verilemeyen, ulaşılamayan himayene dâhil et meni diliyoruz... Ey merhametlilerin en merhametlisi, düzenbazların entrikalarından bizi koru; kâfirlerin küstahlıklarını, fâcirlerin komplolarını ve münafıkların saldırılarını başımızdan defet. Ey her şeye yeten, koruması hiçbir himayeyle kıyaslanamayan, bütün ihtiyaçları gideren Rabbimiz, dünya ve âhiret ihtiyaçlarımızı karşıla ve her türlü sıkıntıdan bizleri halâs eyle, tasa ve kederden kurtararak gönlümüze inşirah ver. Ey merhametlilerin en merhametlisi, ey celâl ve ikram sahibi!Ey koruyup gözetenlerin en güzeli Allahımız! Bizleri her zaman korumanı ve daimî himayen altında tutmanı diliyoruz. Bizlere iman-ı kâmil, a'mâl-i saliha ve ihlâs-ı etemm lütfetmekle dinimiz ve âhiretimiz hususunda yardım et. Muttali olamadığımız endişe ve tehlikelerden bizi muhafaza eyle; karşılaştığımız hâdiselerde de bir an bile olsun bizi nefsimizle baş başa bırakma... Ey kullarının günahlara düşmesi kendisine zarar vermeyen ve mağfiret etmekle hazinelerinden hiçbir şey eksik olmayan Rabbimiz! Bizlere tükenme bilmeyen hazinelerinden çokça ihsanda bulun ve yarlığa bizi! Affet bizi, lütfen bağışla kusurlarımızı, merhamet buyur bize! Sensin Mevlâmız, yardımcımız! Kâfir topluluklara karşı Sen yardım eyle bize!
Ey yücelerden yüce Allahımız! Günlerimizin en hayırlısını Sana vâsıl olduğumuz günlerimiz, amellerimizin en hayırlısını son amellerimiz ve ömrümüzün en hayırlı zamanını da hayatımızın son ânları eyle.Ya Rabbenâ! Senden, şu dünya hayatında bizi her tarafımızdan kuşatan bir âfiyet-i tâmme ve âhirette de Senin te-veccüh-ü tâmmını istiyoruz. İstiyoruz, çünkü Sen lütuf, ihsan ve kerem sahibi bir Latîf ü Kerîmsin.Allahım! Senin kapı kulların olan bizler katiyyen inanıyor ve ümid ediyoruz ki, Sen bizimle oldukça bizler helâke maruz kalmayacak, Rabbimiz Sen isen -ki öyle olduğunda şüphe yok- kulların olan bizler kaybeden olmayacağız.Ey gece karanlığı, gündüz aydınlığıyla; Kamer nuru, Şems ziyasıyla; sular şırıltısı, ağaçlar bir o yana bir bu yana sallanış larıyla kendisine daima secde eden Yüceler Yücesi Rabbimiz! Ey sevgili kullarından Nuh'u boğulmaktan kurtaran, Davud'un zellesini mağfiret buyuran, Yunus'un tasasını gideren, Eyyub'un derdine derman olan Allahımız! Ey dünyanın günah ve isyanlarına batmış olanları kurtaran, ey helâka sürüklenenleri kurtuluşa erdiren Rahmeti Sonsuz! Ey garip ve yalnızların enîs ü celîsi, kimsesizlerin kimsesi olan Mevlâmız! İşlerimizi sulh ü salâh ve felahla tanzim buyur ve biz âciz kullarını işlerimizde muvaffak eyle!Ey Aliyy (yüceler yücesi), ey Azîm (ululuk mertebelerinin en üstünü tutan), ey Halîm (günahkarları cezalandırmakta acele etmeyen) ve ey Kerîm (kerem sahibi) Yüce Yaratıcı! Bizim ihtiyaçlarımızı en iyi bilen Sen ve onları gidermeye en muktedir olan da Sensin. Zaten hiç bir iş Sana zor gelmez; her şey Senin katında kolaylardan daha kolaydır.
Allahım! Seçkin kullarının bir sır gibi saklayıp da sadece Sana içlerini dökerken şefaatçi yaptıkları ve Senin de onun hatırına dualarını kabul ettiğin ism-i şerifin hürmetine, "imdat" iniltileriyle Senden medet bekleyenler onunla Sana yönelince çağrılarına icabet ettiğin nâm-ı celîlin hürmetine, bizim dualarımıza da icabet bu-yur, isteklerimizi yerine getir. Acz ve ihtiyaçlarla çırpınan gönlümüzü Sana vuslat arzusuyla tatmin et, nefsimizi maiyyetinle sükûnete erdir. Bizi, Senden bir imtihan vesilesi olarak gelen sıkıntı ve zorluklara karşı sabırlı, hakkımızda verdiğin hükümlere razı, takdir buyurduğun nimetlere kanaat edip şükürle mukabelede bulunan ve Sana vuslat için can atan kullarından eyle.Ey günahkârlardan bile rahmet ve şefkatini esirgemeyen, tökezleyenlere bir kere daha doğrulup yürüme fırsatları veren, samimi isteyenlerin isteklerini yerine getiren Rabbimiz.. ey kendisine el açılanların en hayırlısı, en merhametlisi.. şikayetler ancak Seninle âdilâne hükme bağlanır, sadece Sana arz edilen yardım talepleri tam karşılığını bulur; her şeyin sahibi Sensin; Sensin el açılıp istekte bulunulan, ümitle kapısına koşulan; Sensin hakiki dost, Sensin beklentileri boşa çıkarmayan. Bizim dostumuz, ümitle rahmet kapısına koştuğumuz da Sensin.. dualarımızı kabul buyur, hatalarımızı mağfiret ey-le. Ehl-i imana düşmanca davrananların bizi alay mevzuu yapmalarına müsaade etme, onları bize güldürme. Senden medet uman biz bîçare kullarını her türlü şer ve zarardan muhafaza et.
İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com



RAMAZAN-I ŞERİF VE SABIR
Müslüman,
sabırlı insan demektir. Sabır, Müslüman’ın en önemli özelliklerinden biridir.
Allah (Celle Celâlühû)’n
emirlerini yerine getirmede sabır… Şirke ve haramlara hayatında yer vermemek
için direnmede sabır… Ahlaki kurallara uymada sabır… Musibetlerle direnişte
sabır…Daha
öz bir deyişle; Rasulü Ekrem (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Efendimizi örnek
tanımada ve Kur’an’ı hayatın rehberi bilip ona göre davranmada sabır… İnsanı
şaşırtmak için doğru yolu üzerinde duran “insandan ve görünmez varlıklardan
olan” şeytanlara aldırmadan Sırat-ı Müstakîm üzere sebatla yoluna devam etmede
sabır…İşte
Ramazan-ı şerif bunu bildirmek ve uygulamak için her yıl gelip insanları
eğitiyor… Oruç, bir sabır tatbikatıdır. Sınavdır. Deneniyoruz oruçla… Sabrı
özümlemeye alıştırılıyoruz…Bu
eğitimde; değil haramları işlemek, en çok arzu edilen helaller bile belirli bir
zaman diliminde Müslümanlara yasak-lanıyor. Bile bile bir dakika önceden iftar
edemiyorsunuz.Sabır,
Müslümanların mihver dersi. Sabırda sınıfta kalanlar, Allah (Celle Celâlühû)’nun diğer
emirlerini yerine getirmede de tahammül ve direnç gösteremezler.Kuşkusuz
İslam, sadece insanın kendisini kurtarmaya yönelik çalışmasını yeterli
bulmuyor. Toplumların da kurtuluşu için gayret göstermesini arzu ediyor.
Çirkinliklerin, kötülüklerin, ahlaksızlıkların ve haksızlıkların toplumdan
temizlenip; iyilik, güzellik ve hakkın hâkim olması için mal ve can ile ceht ve
çaba gösterilmesini istiyor… Kuşkusuz bunu yapmak da yine sabrı kuşanmakla
olur.
Sabır,
kötülüklerin kurşunlarını geçirmeyen çelikten bir zırhtır. Çünkü “Şüphesiz Allah(ın
yardımı dâima) sabredenlerle beraberdir.” (Bakara: 2/153) İman
edip; iman ettikten sonra imanın gereği olan Allah’a (Celle Celâlühû) ibadet ve itaat
ederek güzel işler yapanların; bunları yapmak için de “birbirlerine hakkı ve
sabrı tavsiye edenlerin dışında kalan bütün insanların zararda olduklarını” bildiriyor
(Asr: 103/1-3) suresinde Yüce Rabbimiz (Celle
Celâlühû).Sabır;
zulme, kötülüğe, haksızlığa, meşru olmayan şeylere sessiz kalmak değildir.
Bunun adı zillettir! Müslüman, zillete razı olmadığı için haksızlıklara karşı
sabırla mücadele eder…İnsan,
elinden geleni yaptıktan sonra gücünün üstünde meydana gelen olumsuzluklara da
tahammül gösterirse bu da güzel bir sabırdır.Yusuf’unu
kaybeden Yakub (Aleyhisselam): “Artık (bana düşen, kadere itiraz içermeyen ve
rıza ifade eden) pek güzel bir sabırdır” diyordu. (Yusuf: 12/18)“Müminin
işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız
mümine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu onun için hayırlıdır. Başına belâ
gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır” buyuruyor kutlu önderimiz,
Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem). (Muhyiddin-
i Nevevi – Riyâzü’s Sâlihin.1/ 53, 54 h. 27)
Rabbimiz:
“Nihayet içinizden Allah yolunda cihad eden-leri ve sabredenleri(n neler
yapacaklarını ezeli ilmimizde bildiğimiz gibi, mükâfat gerektiren fiili
tatbikatlarını herkese) bil(dir)eceyiz ve sizin haberlerinizi(n güzel ve
çirkini özellikle) de (imanınızda ve müminlerle dostluğunuzda samimiyet derece-nizi)
açığa çıkaracağız.” buyuruyorlar (Muhammed: 47/31). Korkuyla, açlıkla,
candan ve maldan noksanlıkla insanları sınıyor Yaratan (Celle Celâlühû)… “O musibetlere
karşı tahammüllü olup sabredenleri muştuluyor (Cennetlerle) müjdeliyor. (Bakara:
2/155) İnsanların
yaratılış amacı da bu değil mi? Dünya, bir sınav yerinden başka ne ki! Allah (Celle Celâlühû)’ın dinini yaşama
ve sabretme konusunda sınanıyoruz:“Şüphesiz
bir hakikattir ki; Her kim (haramlardan) iyice sakınır ve (belalara) karşı sabrederse;
muhakkak ki Allah (iyi amellerde bulunan) o muhsin kimselerin mükâfatını boşa,
çıkarmaz.” (Yusuf: 12/90)
Müslüman
her an (yirmi dört saat) vahyi rehber edinir. Bırakmaz elini ne gece, ne
gündüz. Müslüman’ın hayatı vahye programlıdır. Müslüman’ın inancını, düşünce ve
davranışlarını vahiy şekillendirir. Müslüman, vahyin inşa ettiği insan
demektir. Sabır olmadan da inşaat olmaz, İslam yaşanılmaz. Çiğ kalır insan;
pişemez… Güneşin ısı ve ışığına tahammül edemeyen sabırsız meyve gibi
olgunlaşmadan düşer. Bir işe yaramaz. Çürür. Yer, onu yer…İşte
Ramazan-ı şerif ayı, Kur’an’la ne kadar olgunlaştığımızın muhasebesini yapmaya
çağırıyor bizi. Kur’an’ın hükümlerini yaşamada sabırlı olmamızı istiyor. Bunu
öğretmek istiyor. “Şüphesiz bunda (Allah’ın gönderdiği vahiyde) çokça sabreden
ve hakkıyla şükreden her (imanlı) kimse için gerçekten ibretler vardır” (İbrahim,
14/5) ayetini, yaşatmak istiyor. Sabır sınavında başarılı olamayanlar,
Allah (Celle Celâlühû)’ın
diğer emir ve yasaklarına uymada da başarı gösteremezler. Oruç en güzel sabır
öğretmenidir.Müslüman
olarak yaşamak ve Müslüman bir kul olarak ölmek; sabır sağanağı altında bir
ömür sürmekle mümkün…Kur’an’ın
inişine ev sahipliği yapan Ramazan-ı şerif, her yıl elinde Kur’an’la bunu
bildirmek için geliyor…Firavun’un
zulmüne uğrayan müminlerin yaptığı duayı bizler de bu Ramazan-ı şerif ayı
gündüzünde ve gecelerinde yapalım: “Ey Rabbimiz, üzerimize bolca sabır yağdır
ve bizi (İslam’da sebat eden) Müslüman olarak öldür.” (Araf: 7/126) Rabbimiz,
Ramazan-ı şerifde Kur’an ile ahdimizi yenileyerek ayetlerinin tamamına teslim
olup, Resulün (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) önderliğinde bir hayat yaşamayı
kolaylaştır bizlere…Ey
Rabbimiz, oruçta gösterdiğimiz sabrı, bütün ömür boyu vahyi öğrenmede ve
yaşamada da göstermeyi nasib-i müyesser eyle bütün Müslümanlara…ÂMİN
Bu duygu ve düşüncelerle, Müşerref olduğumuz mübarek Cuma’nızı en kalbi
duygularımla tebrik ediyor, Âlem-i İslâm’ın uyanışına ve kurtuluşuna vesile
olması temennisiyle…, Cenab-ı Hakk’dan İki cihan saadetleri niyaz ediyorum.
Hüseyin
BULUT



Ey yücelerden yüce Allahımız! Günlerimizin en hayırlısını Sana vâsıl olduğumuz günlerimiz, amellerimizin en hayırlısını son amellerimiz ve ömrümüzün en hayırlı zamanını da hayatımızın son ânları eyle.Ya Rabbenâ! Senden, şu dünya hayatında bizi her tarafımızdan kuşatan bir âfiyet-i tâmme ve âhirette de Senin teveccüh-ü tâmmını istiyoruz. İstiyoruz, çünkü Sen lütuf, ihsan ve kerem sahibi bir Latîf ü Kerîmsin.Allahım! Senin kapı kulların olan bizler katiyyen inanıyor ve ümid ediyoruz ki, Sen bizimle oldukça bizler helâke maruz kalmayacak, Rabbimiz Sen isen -ki öyle olduğunda şüphe yok- kulların olan bizler kaybeden
olmayacağız.
Ey kendisine gönülden inanan kullarını her zaman koruyup gözeten Allahım! Ben nâçar kulunu, kadın-erkek bütün kardeşlerimizi, arkadaşlarımızı, dostlarımızı ve sevdiklerimizi önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan (gelecek tehlike ve musibetlerden) muhafaza buyur. Ey Rabbimiz! Hakkımızda kötülük düşünenlere fırsat verme.. Sana imanetmiş masum kullarının aleyhinde entrika çevirenlerin komplolarını başlarına yık.. inananlara oyun oynamak isteyenlerin oyunlarını boz ve bize haksızlık yapıp zulmedenlere hadlerini bildir!Yüce Allahım! Bize düşmanlık yapanlara karşı Sen bizim muînimiz ol.. haddini aşıp hukumuza saldıran mütecavizlerin şerlerini üzerimizden defet.. ehl-i iman hakkında kötülük düşünen ne kadar şerîr insan varsa Sen bizi onların şerlerinden ve tuzaklarından koru.. Senin o zarar verilemeyen ve ulaşılamayan himayene bizleri de dâhil eyle.. kâfirlerin azgınlıklarını, facirlerin entrikalarını başımızdan defet.. bizleri ebedlere kadar devam edecek olan himayen altına al.. dünya ve âhiret ihtiyaçlarımızı karşıla. Ey şefkati ve merhameti varlığı bütünüyle kucaklamış Rabbimiz! Hakkında beslediğimiz hüsn ü zanlarda bizi tasdik et.. et de, biz çaresiz kullarını her türlü endişe, gam, üzüntü, keder ve sıkıntıdan halâs eyle!
Ey gece karanlığı, gündüz aydınlığıyla; Kamer nuru, Şems ziyasıyla; sular şırıltısı, ağaçlar bir o yana bir bu yana sallanışlarıyla kendisine daima secde eden Yüceler Yücesi Rabbimiz! Ey sevgili kullarından Nuh'u boğulmaktan kur-taran, Davud'un zellesini mağfiret buyuran, Yunus'un tasasını gideren, Eyyub'un derdine derman olan Allahımız!Ey dünyanın günah ve isyanlarına batmış olanları kurtaran, ey helâka sürüklenenleri kurtuluşa erdiren Rahmeti Sonsuz! Ey garip ve yalnızların enîs ü celîsi, kimsesizlerin kimsesi olanMevlâmız! İşlerimizi sulh ü salâh ve felahla tanzim buyur ve biz âciz kullarını işlerimizde muvaffak eyle! Ey Aliyy (yüceler yücesi), ey Azîm (ululuk mertebelerinin en üstünü tutan), ey Halîm (günahkarları cezalandırmakta acele etmeyen) ve ey Kerîm (kerem sahibi) Yüce Yaratıcı! Bizim ihtiyaçlarımızı en iyi bilen Sen ve onları gidermeye en muktedir olan da Sensin. Zaten hiç bir iş Sana zor gelmez; her şey Senin katında kolaylardan daha kolaydır.
Allahım! Senin güzel isimlerini, ulvî sıfatlarını, kitaplarında indirdiğin ve peygamberlerine bildirdiğin kelimelerini şefaatçi yaparak günahlarımızı bağışlamanı, kalblerimizi dupduru hâle getirmeni, nefislerimizi arındırmanı ve bizleri, nimetlerinle donattığın nebîlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salih kullarınla beraber eylemeni dileniyoruz. Ey Rabbimiz! İşte el-lerimiz, Sana kalkmış hâlde.. kalblerimiz, Sana tevekkül duygusuyla dopdolu..boyunlarımız eğik ve kıldan ince.. ve biz huzurunda kemerbeste-i ubûdiyet içinde elpençe divan duruyoruz. Rabbimiz! Sen cezalandırdığın zaman mutlaka adaletinle muamele edersin; kaldı ki Sen yaptıklarından dolayı muâheze edilemeyen yegâne Zâtsın. Affına gelince, o hiç şüphesiz Senin fazl ve keremindendir, ona karşı hamd ü sena da ancak Sana edilir. Ey her varlığa lütuf deryasından nimetler yağdıran ve ikramı her ikram sahibinden sonsuz derece üstün olan, ey herkesi ve her şeyi şefkat ve merhametle kuşatan! Her an bizimle ol ve bizi hiç bir zaman yalnız bırakma; cömertlik ve merhametinle gönüllerimizi doyur, ikram ve rahmet yağmurlarından bizleri mahrum eyleme.
İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com




İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com

Kime: zah...@googlegroups.com




İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com


Allah’ın muhafazası ve koruması üzerinize olsun.
“Biliyorum ki; Sizler bunları biliyorsunuz. Ancak ben hatırlatmakla paylaşmak istedim. Hakkınızı helal ediniz.”
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Burada, biri kendisine bir musibet geldiğinde sadece Allah (c.c.)’a rücu eden, başka zamanlarda O’nun dışındaki kimselere kulluk yapan kimseler, diğeri her türlü halde Allah (c.c.)’a yönelen kimseler olmak üzere iki tip insan arasında bir mukayese yapılmaktadır. Bu birinci grubu Allah Teâlâ (c.c), cahil, ikincileri ise, âlim olarak nitelemektedir. Bunlar okuma yazma bilmeseler de âlimdirler, zira asıl ilim, hakikatin ilmidir ve bu ilme göre amel etmektir. İnsanın kurtuluşu buna bağlıdır. Sanki şöyle denmek isteniyor. “Bu iki grubun eşit olması mümkün mü?” Bu insanların dünyada bir araya gelmeleri nasıl mümkün değilse, ahirette de bir araya gelmeleri mümkün olmayacaktır. Hiç şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünmektedir.” (Zümer:39/9)
— Ya hayır söyle, ya da sus. (Hz. Muhammed (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) Efendimiz.
— Allah’u Teâlâ bir gün ve gecede yetmiş iki kere kullarının kalbine nazar eder. O halde kalbinizi temiz tutunuz, güzel ve parlak kılınız. Çünkü orası, Rabbimizin nazargâhıdır.
— Her söz sadır olduğu kalbin kisvesine bürünmüş halde ortaya çıkar.
— Söz ve ibareler dinleyenler topluluğu için azık mesabesindedir. Senin o azıktan nasibin ancak yediğin kadarıdır.
— İki iş arasında mütereddit kaldığın zaman nefse daha ağır gelenini tercih et. Zira nefse haktan gayrısı ağır gelmez.
— Nafilelerde acele edip, farzlarda tembel davranmak heva ve hevese uymanın alametlerindendir.
— Farz ibadetlerin ifası, sen onları erteleyip durmayasın diye belli vakitlerle sınırlandırılmış; senin irade payın olsun diye de genişçe bir zamana yayılmıştır.
— Cenab-ı Hakk sana hizmeti (ibadeti) farz kılmakla aslında cennetine girmeyi sana farz kılmıştır.
— Uzak mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.
— Sen benim kalbime bak diyen, içi dışına çevrilseydi acaba ne diyecekti?
Bu duygu ve düşüncelerle; Müşerref olduğumuz Mübarek Cuma’nızı en kalbî duygularımla tebrik eder, tüm Âlem-i İslam’ın kurtuluşuna vesile olması, huzur, selamet ve esenlik içerisinde yaşaması temennisiyle… Cenab-ı Allah’tan iki cihan saadetleri niyaz ediyoruz.

İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com

İstiyorsan "HAK’ka" varmak,
Mesleğin olsun gönül almak,
İş değil saraylarda mermer olmak,
Toprak ol, bağrında güller yetişsin!
Kime: zah...@googlegroups.com


İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com

Mahir İz Hocaya sormuşlar:
-Keskin bir hafızaya nasıl sahip olunur?
-Evladım biz... Osmanlı mektebine gittik.Bize ilk gün ";Yolda nasıl yürünür"; bunun kaidesini öğrettiler.
Göz ayağın ucunda olacak yürürken.Gözümüz hep ayağımızın ucundaydı.... ... Hep önümüze bakardık.Sizler boyuna etrafınıza bakıyorsunuz.Ona bak, şuna bak.Sizde hafıza olmaz.Günahı göz işler de belasını gönül çeker.Gözler bakar, gönül rahatsız olur ve hafıza zayıflar.
Cumanız mübarek,dualarınız makbul ve müstecap olsun..


Müslümanı İslamla Buluşturmak
İslâm'a göre bir yaşam biçimi elde edebilmek için, nasıl bir "kulluk" görevimiz olmalı?, Kendimizi "Müslüman" olarak tanıtmamız, "İslamı yaşamaya" yeterli midir?, Bir kimsenin "namaz" kılıp kılmadığına, "oruç" tutup tutmadığına, "hacca" gidip gitmediğine bakarak hüküm vermek, bizi sağlıklı sonuçlara ulaştırır mı?, Öğrendiğimiz bilgilerle "tefekkür" edemiyorsak, İslam'ı, "evrensel" olarak değerlendiremiyorsak, Kulluk görevimizin yanında, çevremizdekiler için bir şey yapmıyorsak, Mensubu olduğumuz dini, "toplumsal ve siyasal" olarak yorumlamıyorsak, "Bilinçli bir İslam'ı bakış açısını" yakalamış olur muyuz?, İslâm'la buluşan her Müslüman'ın birinci görevi, "kulluk ibadetlerini" bir bütün olarak yerine getirmesi gerekmiyor mu?, Kulluğa yönelik "dini ibadetler", her Müslüman'ın kişisel görevi olduğuna göre, yerine getirmesi zaten borcu., "Allah ile kul arasına girilmez" sözü, bu "kişisel vecibeler" için söylenmedi mi?
Şu halde, Dini vecibeleri yerine getirmeye çalışan bir
kimseye, "bilinçli Müslüman" diyebilmek için, onun kişisel
yükümlülüklerinin ötesinde bulunan hususlara bakıp ona göre değerlendirme
yapmak gerekiyor., Bu değerlendirme nasıl olacak?, Mecburi "kulluk ibadetlerini"
yerine getiren kimse, kendi nefsini kurtarabilmek için yaptığına göre, o kişi
bunların dışında ne yapıyor ona bakmalı?, Allah'ın rızasını kazanmak için, ne
gibi "icraatlar" yapıyor?, Çevresi için, komşuları için, insanlık
için ne gibi faaliyetleri var?, Kendisi için istediğini, başkası için de
istiyor mu?, Gerçek bir Müslüman'ın, İslam'la buluşabilmesi için, kişisellikten
kurtulup umumi icraatları olması gerekiyor., Çevresi ve ülkesi hakkında
"duyarlı" olması gerekiyor., Dünyada olup bitenler hakkında asgari
bilgilere sahip olması lâzım.,
Yakınında ve uzağında "zulme uğrayan"
Müslümanlar hakkında "hassas ve uyanık" olması, aslı görevi olması
gerekiyor., Okuduğunu düşünebilen, öğrendiğini yorumlayabilen "ufku" geniş bir Müslüman olması
gerekiyor., Bunları söylerken kulluk görevimiz olan, Namaz kılmak, Oruç tutmak,
Zekât vermek, Hacca gitmek, Haramlardan kaçınmak gibi kişisel görevlerimizi
ihmal edelim anlamını kimse çıkarmasın., Bu vecibeleri yerine getirirken,
Çevremiz için, Ülkemiz için, Bütün insanlık âlemi için bilgimiz, tecrübemiz ve
kabiliyetimiz doğrultusunda yapmamız gereken görevleri de yerine getirme
mecburiyeti vardır., "Günümüz Müslüman'ı,", Kapitalizmin,
Liberalizmin, Teknolojinin, Bilgisayarın, Ve, Kitle iletişimin her türlü
imkânlarından rahat rahat yararlanırken yanı başında duran komşusundan da
sorumlu olduğunu bilmesi gerekiyor., Çünkü, Yüce Peygamberimizin koyduğu,
"komşusu açken, tok yatan bizden değildir" düsturunu yerine
getirmekle mükellefiz., Komşumuzu düşünürken, uzağımızdaki insanları da
düşünmek zorundayız., Hatta, Dünyadaki Müslümanları da düşünmek zorundayız.,
"Somali" de açlıktan ölen, "Filistin" de katledilen
insanları düşünmezsek, kişisel kıldığımız namazlarımız ve diğer ibadetlerimiz,
"kıyamet gününde" bizleri kurtarabilecek mi acaba?, Bu bağlamda
İslam'ı şekilde değil de esaslarını özümseyerek yaşamak ve yaşatmak aslı
görevimiz olmalı., "Bu şekilde İslam'la buluşabilir ve bütünleşebiliriz.
Mustafa Topaloğlu



İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com

Kime: zah...@googlegroups.com



İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
Kime: zah...@googlegroups.com

Cumanız mübarek,dualarınız makbul ve müstecap olsun..
Kime: zah...@googlegroups.com
Kime: zah...@googlegroups.com
~NtrS~
Selam ve dua ile..

Çağırırım Ey Dost Seni
Sizi çağıracağı ve sizin de onu överek (bu çağrıya) cevap vereceğiniz ve kendinizi [yeryüzünde] çok kısa bir süre oyalanmış gibi hissedeceğiniz bir Gün… [İsrâ, 52]
Hep yaptığımız gibi feryadımızı bir nağmeye yükleyip başlamak isterdik mektuba ama nafile… Hissettiklerimize biz dahi tercümân olamazken mecmua-i saz û söz neylesin efendim!
… ve neylersin mevsim sonbahar işte; yaprak nasıl düşerse, gözyaşıda öyle düşer bu mevsimde; öylesine yavaş yavaş, öylesine hiç durmayacakmış gibi, öylesine damladıkça çoğaltır dumansız ateşimiz…
İlk önce kımıldar hafif bir sancı; ayrılık sonradan kor yavaş, yavaş...
Halimizi görenler "zavallı nereleri bırakıp gelmiş" deyip sual eyler:
- Kesin dönüş yapmışsınız diyorlar doğru mu?
Suretler sahnesi âlemde ne kesinlikle kesin olabilirdi ki!
Allah döndürmesin yolumuzdan ve ayırmasın bizi aşk kapılarını açtığı yolundan…
Âşık seni dünyaya, gamın âleme vermez,
Bin ömre, firâkınla geçen bir demi vermez!..
Çocukken gün battı mı bir köşede ağlardım; nihayet dönüp dolaşıp aynı noktaya vardım...
Gün battı, Hicaz seferimiz Cuma mektuplarının sırlandığı yerde nihayet buldu, üç mescidin süslediği zevk-i tahattur artık bir tatlı düştür bu ülkede…
Geciktiyse de mektubum… affola; garipliğim mahzunluğum duyurmamak içindir...
"Şu halime bir nefes olmaz mı" feryadıyla susuzluk talep eden canların açtığı yol olmasaydı daha bir nice de beklerdik hani…
Bir tatlı dilliye düşen canın gönlünde gizli şeyler kalır mı hiç! Haydi kalk! Ey sevgilisinin hayaliyle uyuyan kalk, kalk ve kulunun da senin de bildiğin o şeyden kadehi doldur getir! Ey kırık gönülleri sevindiren sevgili, gönlüm kırılmadan önce kalk! [Hz. Pir Mevlana]

Gurbet nedir, sıla neresidir bilmeyiz olduk ama "sudan çıkmış balığa döndüğümüz" muhakkak... Gâh olur gurbet vatan, gâhi vatan gurbetlenir...
Ben gurbet rüzgârının üflediği kamışım
Bir su başında mahzûn, yapayalnız kalmışım...
Aah ki şimdi bir Cuma'nın daha nuru düşüyor üzerimize, haftalar geçmiyor ki tam da bu saatlerde CUMA'dır, bayramdır diye gönderilmemiş mektuplar yakmayalım, lakin göndermeye elimiz varmaz, mecalimiz kalmaz … Öyle ya vaktiyle bu satırların yazarı, Mescid-i Haram'da cem olmadığı günü Cuma saymamıştı, cana erişen her "gel muştusu"nda bir kararda duramayıp Huzur-u Nebi'de almıştı nefesi...
Döner döner bakarım kûy-i yâre aahederim, ve ne gün aah etsem, kanar dîldeki firkât yarası...
Neyse efendim perde kapandı, şimdilik buralardayız, doğup büyüdüğümüz topraklarda, buruk bir gönül, yaşlı gözlerle, sevgiliden kalan hatıralarla teselli olmaya çalışıyoruz, Gök kubbe altında her mekâna harem gözüyle bakıp, her suyu zemzemdir niyetine içiyoruz. Hayata alışmaya, hatırası acıtıyor olsa da, her unutuşta bir parçamız eksilse de yeni dönemde, yeni görevlerle tutunmaya çalışıyoruz.
Heyhat bırakın alışarak ve unutarak hayata tutunmayı, andıkça yandığımız hatıralardan ayakta durmak, kendimize gelmek ne mümkün... Dua bekleriz efendim, muhtacız, ya huu
Gönlünden öptüğümüz şairin
Ya topla yaralı kırlangıçları
Ya da bu vefâsız şarkıyı bitir
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi
Siyah gözlerine beni de götür
makamında yandığı yerde dua bekleriz canlar…
Artık susayım da, bundan sonra gizli dua edeyim, fakat padişah "Amin" derse, dua nasıl olur da gizli kalır?…yine de eksik olmayasınız, siz şimdi gönlünüzü bize uzattınız ya Sultanım cemaliyle şâd eyleyip kulum diye yâd eylesin de huzur bulasınız ya huu
Göğsü göz göz ayrılık delsin de bir, sen o gün benden işit özlem nedir?... Sen, ayrılık nedir, görmedin. Allah sana ayrılığı göstermesin. Bu bir duaydı ama, bundan daha iyi dua da olamaz. [Hz. Pir Mevlana]
Ümit AKDEMİR