You do not have permission to delete messages in this group
Copy link
Report message
Show original message
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to zah...@googlegroups.com
Bostan ve Gülistan´dan Güzel Sözler
Sadi Şirazi İran
Edebiyatının önemli şair ve yazarlarından biri olarak kabul edilir.
Asıl adı, Ebu Abdullahmüşerrifûttin bin müslih eş- Şirazi’dir.
(1213-1292)
Rivayetlere göre; hayatının ilk üçte birinde
tahsille meşgul olmuş, ikinci üçte birini seyahatle geçirmiş, kalanını
da ibadete hasretmiştir. Bilginler yetiştiren bir soya mensup olduğu
bilinir. Tahsiline Şiraz’da başlamış, Bağdat’da Nizamiye medresesinde
devam etmiş, çağının büyük simalarıyla tanışmıştır. Dini terbiye almış,
bu konuda tanınmış kişilerle konuşmuştur. Hayatı daima öğretici,
düşündürücü ve çekici bulmuştur. İnsanlarla konuşmak ve seyahat etmek
onun sevdiği şeylerdir. Çok kez Hac’ca gittiği de rivayet edilir. Ebu
Bekir ve oğlu Sad için “ BOSTAN ve GÜLİSTAN” isimli eserlerini yazdı.
Güneydoğu Anadolu ve Azerbeycan’ı gezdi. Karışık ve hareketli hayatının
nihayetinde tekrar Şiraz’a gelerek, burada yerleşir ve ölümüne dek,
tenha bir yerde yaptırdığı tekkede, vaktini okuyup yazarak, ibadet
ederek ve ziyaretleri kabul etmekle geçirir. Birçok büyükler ona saygı
göstermişler. Büyük bir tevazu ile her zaman içinde yaşadığı halk,
hayatının sonlarına doğru, onu ermişlerden biri olarak tanımıştır. Sadi
1292 yılında Şiraz’da vefat etmiştir. Mezarının bulunduğu semt O’nun adı
ile anılır. Kusursuz bir anlatış biçimi olan Sadi’nin uslübu basit gibi
görünür, ancak kolay taklit edilemez. Eserlerinden başlıcaları
şunlardır. “Takriz-i Dibaçe”, “Mecalis-i Pençgane” , “Gazeliyet”...
Buraya almış olduğumuz, en meşhur eseri “ Bostan ve Gülistan” İslam
dünyası medreselerinde okunmuş, açıklamaları yapılmış ve çeşitli dillere
çevrilmiştir.
Bostan: Birini mevkiinden çıkarırsan, bir müddet geçtikten sonra suçunu affet.
Ümit besleyen kimsenin muradını vermek, mahpusun bağını çözmekten bin
kat iyidir...
Allah’ın emrinden dışarı çıkma ki, senin emrinden de hiçbir şey dışarı çıkmasın...
Çoban uyumuş, kurt da sürüde: Bu hal akıllı kimselerin beğeneceği şey değil...
İnsan iyilik ümidi ve kötülük korkusu dolayısıyla aklın gereğini benimser...
Kendisinden fazlasıyla iyilik gördüğün kimseye fenalık etmen insanlık değildir...
Kurdun kafasını, halkın koyunlarını paraladıktan sonra değil, önce kesmek gerekir...
Bir
kimsenin günahı üzerine hiddetlenirsen onu cezalandırmadan önce iyi
düşün taşın. Çünkü Bedahşan la’lini kırmak kolaydır, lakin kırılan şeyi
sonradan eklemek imkansızdır...
Hedefe, okun gezi elindeyken nişan ol, ok yaydan fırladıktan sonra değil
Aradan bir nice zaman geçmedikçe insanın içyüzü anlaşılmaz...
Düşman
bir kusur bulunca, büyüklerin kalplerini dağlar. Ateş, ufacık şeyle de
alevlenir fakat koca koca ağaçları tutuşturmak mümkündür...
Gönül sır zindanıdır. Ama bir kere söyledin mi, sır artık zincire girmez...
Hiddetle hemen kılıca sarılan kimse sonra esefle elinin ardını dişler...
Öfke,
pusudan askerini saldırttığı zaman, ortada ne insaf kalır, ne takva, ne
de din kalır. Ben şu göklerin altında, bunca meleği ürküten böyle
şeytan görmedim...
Eşeğini düşman, vergisini de sultan alıp gittikten sonra o memleketin tacında, tahtında ikbal kalır mı?
Bir düşmana üstün geldiğin zaman onu incitme, zaten kendi derdi kendine yeter.
Büyük kalarak yaşamanın şartı odur ki her küçüğün kim olduğunu bilesin...
Herkesin
huzurunu kendi rahatına tercih eden kimseye ne mutlu. Hüner sahipleri,
başkalarının gamını çekmekten kendi keyiflerine bakamamışlardır...
Yolda laf atmak değil, adım atmak lazım. Yürümedikten sonra lafın manası kalmaz...
Elalem harman kaldırırken, vaktiyle tohum ekmemiş olmak ne gevşekliktir...
Salih
adam dilenirse ancak kendi nefsinden dilenir ve ondan hırsı terk
etmesini ister. Çünkü, her saat “ ver “ diyen bir nefis, sahibini zillet
içinde köy köy dolaştırır...
Derisini parçalasalar dahi, Hudadost hiçbir zaman dostunun düşmanıyla dost olmaz...
Bir tek kıl ibrişim telinden bile zayıftır. Ama çoğalırsa zincirden bile sağlam olur...
Dost gönüllerini derli toplu tutmak, hazine toplamaktan daha iyidir...
Kimsenin işini ayağa düşürme. Mümkündür, sen de onun ayağına pek çok düşersin...
Zorluya
tahammül et ki bir gün ondan daha kuvvetli olasın. İnatçının şerrini
iyilikle gider. Himmetin pazısı kuvvetin elinden üstündür..
Efendi davul sesi ile uyanıyor, bekçinin gecesi nasıl geçti, nereden bilecek....
Kuvvetlilerin yükünü zayıflar çekerken padişaha tatlı uyku haramdır..
Kafası
Zühal yıldızına değen bir padişahla zindanda inleyen züğürdü, başlarına
ölüm askeri hücum ettikten sonra birbirinden ayıramazsın..
İdrak kulağından gaflet pamuğunu çıkarmalısın ki, ölülerin nasihatını duyabilesin.
Şer çıkaranlar- yuvasına nadiren dönebilen akrepler gibidir- gene şer sevdasında giderler...
Eğer yiyip yatmaktan başka bir şey bilmiyorsa, adam hayvandan nesiyle yüksek olur ki?
Yolu takip etmeyen bedbaht süvari, doğru yürüyen yayadan geri kalır...
İnan ki, ateşinle gönüller dağlı olunca kıyamet günü iyilik göremezsin...
Düşen her zaman kalkmış değildir...
Güneşler, aylar ve ülkeler daha çok zaman parlayacaklar ama sen mezar yastığından başını kaldıramayacaksın...
Bir hükümdar abit olursa ölümle neyi eksilir, mademki ahirette de padişahtır...
Bir kadın zalim olan erkekten çok yüksektir. Köpek de halkı inciten insandan üstündür.
Kendine fenalık yapan ahlaksız,insanlara kötülük yapanlardan iyidir...
Devri kötü olan bir zalim dünyada kalmayacak, ama onun üzerinde ebedi bir lanet kalacaktır...
Çıkrığının ardında ihtiyar kadın lanet ederken, meclisin baş köşesinden gelen aferinlerin değeri yoktur...
Kendi ahlakını düşmanından dinle; dostun gözünde her yaptığın iyidir...
Hastaya şeker vermek günah olur, çünkü ona acı ilaç fayda verecektir...
Ekşi yüzlü adam, insanı hoş tabiatlı, tatlı mizaçlı dostlarından daha güzel tenkit eder...
Senin
iyiliğini isteyen kimse, “ yolunda şöyle bir diken var “ diyendir.
Yolunu kaybedene iyi gidiyorsun demek şiddetli bir zulümdür...
Ey düşüncesiz, tedbirsiz ve akılsız olan nefis, sen tek yoksulluğun yükünü çek, ama kendini gamla öldürme...
Bir iş tedbirle olacaksa düşmanın yüzüne gülmek, savaş çıkarmaktan daha iyidir.
Değersiz kimselerle savaşmaktan çekin. Ben damlalardan sel olduğunu çok gördüm...
Kaşını çatmamağa çalış, ne kadar zayıf olursa olsun düşmanın dost kalması daha iyidir.
Düşmanı dostundan fazla olan kişinin, düşmanı şen, dostu mahzun olur.
Hizmete yeni girenin ipini uzat fakat kesme, sonra bir daha yüzünü göremezsin...
Sen
kendi kaygını sağlığında çek, hısımların hırsa düşerler ölenle
ilgilenmezler. Parayı, nimeti şimdiden ver, çünkü senindir ve senden
sonra bunlar senin emrinden çıkacaktır.
Elinden hayır gelen bir oruç yiyici, dünyaya tapıp yıl orucu tutan kimseden iyidir.
Toprağın altında iken gönlü diri olan bir ölü, gönlü ölü olarak yaşayan bir bilginden daha canlıdır.
Herkes kuvveti derecesinde yük taşır, karıncaya göre çekirge ayağı ağırdır.
Allah eğer hikmetiyle bir kapıyı kaparsa, rahmetiyle başkasını açar.
Amelsiz söz gevşek bir dayanaktır.
Marifet
kapısı, kendilerine karşı bütün kapıların kapandığı kimseler için
açıktır. Acı yaşamış, acıyı tatmış nice insanlar cennette eteklerini
sürüyerek yürürler.
İster merhem sürsün ister yaralasın... Ne hoştur, O’ nun gamıyla perişan olanın hali.!
Kim çalarsa çalsın, cömertin kapısı mutlaka açılır.
Nice
kuvvetli, nice üstün akıllar vardır ki, aşkın havası onları mağlup
etmiştir. Çünkü sevda aklın kulağını büktükten sonra, akıl bir daha baş
kaldıramaz...
Akıl yolu kıvrım üstüne kıvrımlardan başka bir şey değildir ve arifler katında Allah’tan gayrı bir varlık yoktur...
İster yücelik ve mevki olsun, ister zillet ve hapis olsun, ben bütün bunları Allah’tan bilirim; Ahmet’ten, Mehmet’ten değil...
Ey
akıllı kimse, hekim sana acı ilaç gönderdiği zaman hastalıktan korkma.
Dost elinden gelen her şeyi iç. Hasta hekimden daha bilgili değildir...
Eğer aşk eri isen kendine değer verme. Aksi takdirde afiyet yolunda yürü..
Muhabbetin
seni toprak etmesinden korkma. O mahvettiği takdirde sonsuzlaşırsın!
Toprağın altında değişmedikçe sağlam taneden ot bitmez...
Seni
Allah’a aşina kılacak kimse kendi benliğinden seni kurtarmış olandır.
Çünkü benliğinle beraber oldukça kendine yol bulamazsın ve bu inceliği
de kendini unutanlardan başkası bilemez...
· Varlığı perişan olan kimse ne tiz ‘i fark eder, ne pes’i. O, bir kuşcağızın ötmesiyle de feryada gelir...
Yüzücülükte
yiğit de olsan, elini ayağını ancak çıplakken kullanabilirsin. Şu halde
şöhret, namus ve riya hırkasını sırtından çıkarmalısın; elbisesiyle
suya batan kimse aciz kalır...
Dünya alakası Allah’a karşı perdedir ve bir neticesi yoktur. Sen ancak bağları kopardığın takdirde vuslata nail olursun...
Öğüdü,
tesir etmeyeceğini bildiğin bir kimseye verme, ey şaşkın. Elinden
dizgini kaçırmış olan zavallıya, “ oğlum yavaş sür “ denmez.
Kişi
kendinden üstününü aramayı fırsat bilmelidir. Kendin gibisiyle vaktini
ziyan edersin. Kendi benzerlerinin izinde ancak kendini beğenmişler
yürür...
Aşkına sadık olan kimse canına kıyabilendir; yüreksiz adam kendine aşıktır...
Bir kere serden geçen insan, başına taş ve ok yağmuru yağsa da, dileğinden el çekmez...
Seçkin bir akıllı gönülsüz olur; meyvelerle yüklü dal başını yere kor...
Büyüklük
gösterişle, lafla olmaz; yücelik dava ile, kuruntu ile elde edilmez.
Tevazu yüceliği arttırır, fakat gurur seni toprağa serer..
Üstü başı temiz fakat ahlakı kirli olan kişinin cehennem kapısını açmak için anahtara ihtiyacı yoktur.
Eğer mertsen, mertliğinden bahsetme. Sen kendini iyilerden saydıkça kötü olursun...
Allah’a karşı iyi, halka karşı kötü olan akılsızlar, ibadetlerinin meyvasını yiyememişlerdir...
Zühd
ve takva ile meşgul ol, ama Muhammed Mustafa’yı geçecek kadar değil.
Siyahlık şöyle dursun, haddinden fazla beyazlık bile hoşa gitmez...
Allah’tan çekinen günahkar, gösteriş yapan abitten çok daha iyidir...
Kalbi kırılanın sözü sert olur...
Her kim çirkin huyundan vazgeçerse, cennette sonsuz bahtiyarlıklara ulaşacaktır.
Düşmanın derisini yumuşaklıkla yüzebilirsin. Sertlik gösterdin mi, dostun bile sana düşman olur.
Tatlı
söz karşısında büyükler gönülsüzleşirler, kafalarını dikmezler;
küçükler de başlarını eğerler. Başarı tatlı dille elde edilir. Hırçın
tabiatlı kimse daima ısdırap çeker...
Çirkin tabiat, adamı cehenneme götürür. Çünkü iyi huy cennetten gelmiştir.
Tek
ırmak kenarından sıcak su iç de ekşi suratlının soğuk gül şerbetini
içme. Yüzü sofra gibi karmakarışık olan bir adamın ekmeğini tatmak
haramdır..
Hüner sahipleri, cefa gördükleri halde muhabbet gösterirler.
Soysuzlara karşı soysuzluk etmek mümkündür. Lakın, insan olanın elinden köpeklik gelmez.
Tahammül sana önce zehir gibi görünür. Fakat tabiatına kök salınca bal kesilir...
Azametli adam kurum satar; çünkü büyüklüğün yumuşaklıkta olduğunu bilmez.
Allah yolunun yiğitleri, bela okuna hedef olanlardır. Onlar kibir külahını atmışlar, yücelik tacıyla başlarını yükseltmişlerdir.
Sen
zebun ol da derini yırtsınlar. Çünkü gönül sahipleri küstahların
yüklerine katlanırlar. Allah adamlarının toprağından testi yapsalar,
halk onu melamet taşıyla kırar.
Sel heybetle aktığı için
yukarıdan aşağı tepesi üstü düşer. Halbuki çiğ damlası küçük ve acizdir;
bu sebeple gökyüzü onu muhabbetle alır, ayyuk’a çıkarır...
Methü sena ipiyle kuyuya inme, Hatem gibi sağır ol da kendi ayıplarını dinle.
Eğer,
şu arif geçinen adam gerçekten dostunu tanısaydı, düşmanla çekişmeye
vakti kalmazdı. Allah’ın varlığından haberi olsaydı, bütün halkı yok
bilirdi...
Düşman sözü ağırına gidiyorsa dikkat et de onun
ayıpladığı şeyleri yapma. Benim için iyi şeyler söyleyen kimse, ancak
kusurumu bana açıkça gösterendir.
Sen kendinden bahsetme ki, seni başkaları övsünler. Kendini övdüğün takdirde bunu başkalarından bekleme.
Ecel günü zırhı delen ok, eceli gelmeyenin gömleğinden bile geçmez.
Bilgin ne kadar çalışırsa çalışsın, canını ecelden kurtaramaz. Cahil de, ne kadar uygunsuz şeyler yerse yesin, ölmez.
Kıyısı görünmiyen bir suda, yüzücünün gururu işe yaramaz.
İnsan olmak isteyen kişi önce nefsinin köpeğini susturur.
İnsana hüner, fazilet, din ve olgunluk gerek. Mevki, mal dediğin şey bir gelir, bir gider...
Murada ermedim diye düşüne düşüne kalbini yakma, kardeşim. Çünkü her gecenin gündüzü vardır.
On adam mikdarı konuşan cahilden çekin. Bilginler gibi bir söyle, pir söyle.
Meydana çıktığı zaman yüz kızartacak olan bir sözü gizlice niçin söylemeli?
Elalemin kötülüğünden bahsettiğin takdirde, sözün doğru olsa bile, özün kötü sayılır..
Elalemi ayıplarıyla anan bir kimsenin senden de teşekkürle bahsedeceğini zannetme.
Kimsenin hoşuna gitmese bile, sen faydasına inandığın bir sözü söyle. Onu bugün dinlemeyen cahil yarın pişman olacak...
Velhasıl dünyada kimse kimsenin elinden, dilinden kurtulamaz. Dile düşen için biricik çare sabretmektir.
Günahlarından şu anda kork kıyamet günü kimseden korkun olmasın.
Gülistan: Konuşmadan bir köşede oturan sağırlarla dilsizler, dilini tutamayan kimseden daha üstündür.
Ağızda
dil nedir, a akıl sahibi? Hünerli kimsenin hazine anahtarı değil mi?
İçerdeki cevahirci midir, çerçi midir, kapı kapalı iken kim ne bilecek?
Akıllının
önünde susmak terbiye gereği ise de, sen yeri gelince söylemeğe bak.
İki şey insanı çileden çıkarır: söylenecek yerde ağız açmamak, susacak
yerde lakırdı etmek.
Eğer cenk eri isen, öyle bir kimseyle savaş ki, ya ona ihtiyacın olmasın, ya da kaçıp ondan kurtulabilesin.
Bahçenin gülünde beka ve gül mevsiminde vefa yoktur. Zaten bilgeler “ kalıcı olmayan şey gönül bağlamağa deymez “ demişler...
Düşün, sesini ondan sonra çıkar ve “ kes “ dedirtmeden önce sözü kes.
İnsan hayvandan konuşmakla üstündür. Ama doğru konuşmazsan hayvanlar senden üstün olurlar...
İyilik için söylenen yalan, fitne koparan doğrudan iyidir...
Her sözü padişaha geçen kimse iyilik dışında bir şey söylerse yazık olur.
Yeryüzünün en küçük dağı “ Tur “ dur. Ama Allah katında değeri en yüce olan da odur...
On tane derviş bir kilimde uyur da iki padişah bir iklime sığmaz.
Allah
adamı ekmeğin bir yarısını yerse öbür yarısını yoksullara verir.
Padişah, yedi ülkeyi alsa bile, bir başka ülkenin sevdasındadır...
Tıyneti kötü olan kişi iyilerin nurunu kabul etmez. Kabiliyetsizi terbiye etmek, kubbede ceviz durdurmak gibidir..
İnsanla birlikte büyüse bile, kurdun eniği yine enik olur..
Çorak toprak sümbül bitirmez. Kötülere iyilikte bulunmak, iyilere kötülük etmek gibidir...
Ben kimsenin gönlünü kırmayabilirim. Ama hasetçiye ne yapayım, o kendiliğinden azap içinde...
Adem
oğulları aynı vücudun uzuvlarıdır. Çünkü aynı cevherden
yaratılmışlardır. Felek bir uzva elem getirirse, öbürlerinin huzuru
kalmaz. Ey başkalarının acısıyla kaygılanmayan, sana insan demek yakışık
almaz...
Nimet içinde iken dostluktan söz açıp, kardeşim! Diyeni
dost sayma. Dost, dostunun elini onun perişanlığında, çaresizliğinde
tutan kimsedir..
Mazlumun gönül dumanının zalime ettiğini, kızgın ateş üzerliğe yapamaz...
Aslan
hayvanların başında gelir. En adi hayvansa eşektir. Oysaki akıllıların
hepsi, yük çeken eşeği, adam paralayan aslandan üstün görürler.
Her an sana lütufkar olan kişi bu uzun zamanda bir defa sana sitem ettiyse onu hoş gör.
Dostuna sana düşmanlık edebilecek kadar kuvvet verme.
Alemde
zaten vefa yok imiş, yahut şu zamanda herkes vefasız. Kimse yoktur ki;
ok atma ilmini benden öğrensin de sonunda beni nişan almasın.
Koyun çoban için değildir. Belki çoban onun hizmeti içindir.
Dünya
dirliği çöl gibi rüzgarı gibi geçti. Acılık da, tatlılık da, güzel de,
çirkin de geldi gitti. Zalim sandı ki bize zulmediyor; ettikleri kendi
boyunda kaldı, bizden geçip gitti.
Kükremiş fille savaşa kalkışan
kişi, akıllı kimsenin nazarında adam değildir. Gerçek adam odur ki;
öfkelense dahi saçma söylemez.
Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer takıp el pençe divan durmaktan hoştur.
İnsan iyilik de etse, kötülük de etse kendisi içindir.
Başkalarının ayıbını senin önünde sayıp döken,senin ayıbını da mutlak başkalarına söyleyecektir.
Allah’ın kapısından kovulan kimse her yana koşar. O’ nun çağırdığı, kimsenin kapısına koşmaz.
Pas yeniği demirin küfünü cila vurup gideremezsin. Kara yürekliye öğüt vermenin ne faydası var. Demir çivi taşa girmez ki...
Esenlik
günlerinde düşkünleri bırakma. Yoksul gönlü almak belayı savar. Dilenci
yalvara yakara bir şey isteyince ver. Yoksa zalim zorla alır.
İçini yemekle doldurma ki orada marifet nuru göresin. Burnuna kadar tıkındığın için hikmetçe boşsun.
Dünyalığımız yok mu, derde düşeriz; olunca da gönlümüz ona takılır.
Yoksulun sabrı zenginin ihsanından üstündür.
Onu
bunu yoklamak ayıp değildir, elverir ki; “ artık yeter “ dedirtmeyesin.
Eğer sen kendini kınayabilirsen, başkaları seni ayıplayamaz.
Yaptığı sözüne uymasa bile, bilginin sözünü sen candan dinle. İddiacının lafları boştur. Uyuyan uyuyanı nasıl uyandırır.
Engin deniz taş atmakla bulanmaz. Gücenen bir arif henüz sığ sudur.
Kendine
zarar gelince katlan. Çünkü affetmekle günahtan arınırsın. Mademki her
şeyin sonu topraktır, sen, toprak olmadan önce toprak ol.
Acele yürüyen yol arkadaşı senin yoldaşın değildir. Gönlü sana bağlı olmayan kimseye gönül bağlama.
Allah’ı tanıyan bir yabancı için, O’ na yabancı olan bin hısım feda.
Bilge,
söylenmemesinden zarar geleceği zaman söze başlar ve yememekten canına
doyduğu zaman lokmaya uzanır. Şüphesiz sözü hikmet olur, yemesi de
sağlık getirir.
Kişi az yemeği adet edince, gelen sıkıntıyı kolay
karşılar. Eğer bolluk içinde can beslemişse, bir darlık görünce
mihnetten ölür.
Asık suratlıdan bir şey isteme, onun kötü
huyundan elem duyarsın. Gönlünün gamını anlatacaksan bir kimseye anlat
ki, yüzünü görünce ferahlayasın.
Acizin eline kudret geçince, tutar, acizlerin kolunu büker.
Hırs azgınlığı akıllı adamın gözünü bağlar; tamah, kuşu da balığı da tuzağa düşürür.
Birinin
gönlünü bir kere kırdın mı, sonradan yüz türlü iyilik etsen de, o bir
tek kırgınlığın öcünden sakın. Temren yaradan çıkar, acısı gönülde
kalır.
Eğer bir gönül kırdınsa senin gönlün de mutlaka kırılacaktır. Kale duvarına taş atma, çünkü kaleden de taş gelebilir.
Dostların
sohbetinden ıstırap duyarım. Çünkü çirkin huylarımı güzel gösterirler.
Kusurumu hüner ve olgunluk sayarlar, dikenimi gül ve yasemin yaparlar.
Nerde o pervasız, küstah düşmanlar ki, bana benim ayıbımı
göstersinler...
Gönle giren her şey göze hoş gelir.
Can kaygısıyla sevgilinin muhabbetinden gönlü ayırmak dostluğa sığmaz.
Dost kapısında ölene değil, canını sağ salim kurtarana şaşılır.
Kişi nefsinin kötülüklerinden kurtulabilir. İftiracının zannından kurtulamaz.
Sen işinle gücünle kalsan da elalemin dilini zaptedemezsin.
Bir şeye, bir kimseye gönül bağlama. Çünkü gönül ayırmak müşkül bir iştir.
Hepiniz kendi ayıplarınızın hamalısınız. Başkalarının kusurlarını kınamayınız.
Her işte kendinden üstününü ara, bunu fırsat bil; kendin gibilerle vaktini heder edersin.
Bir
yoksul yüz türlü uygunsuz iş görse, bunun yüzde birini dostları
bilmezler. Ama sultan bir tek kötülük etse, ülkeden ülkeye ulaştırırlar.
Tam manası ile doğru olduğunu bilmediğin bir sözü söyleme. Karşılığının iyi olmadığını bildiğin sözü de söyleme.
"NE ISTERSEN ONU YAP! AMA ALLAH'IN HER ZAMAN SENIN YANINDA HAZIR VE NAZIR OLDUGUNU HIÇ UNUTMA!"