
Hassas Bağırsak Sendromu
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, sinirsel kolitin tipleri, belirtileri ve hastaların dikkat etmesi gereken kurallar hakkında bizleri aydınlatıyor.Dünyada en çok görülen 10 hastalıktan biri “sinirsel kolit”dir. Hastalığın “spastik kolit”, “hassas bağırsak sendromu” ve “mutsuz bağırsak” gibi başka adları da var ama halkımız hastalığı “sinirsel kolit” olarak tanıyor.
Sinirsel kolitin birçok nedeni olabilir ama en önemlisi “stres” ve onun yarattığı “mutsuzluk” halidir. Belki de, ruhsal mutsuzluğun bağırsaklardaki yansıması olduğun için hastalığa mutsuz bağırsak sendromu deniyor! İsterseniz onu en çok bilinen ismiyle sinirsel kolit olarak tanımaya çalışalım.
Bu soruna mükemmeliyetçi, hassas, kırılgan kişilerde üzüntü, kızgınlık ya da öfkesini dışavurmak yerine gizleyenlerde, her konuda ince eleyip sık dokuyan, olur olmaz şeyleri ciddiye alan, kafasına takan, kısacası kılı kırk yaranlarda daha sık rastlanıyor. Bu kişilerde herhangi bir bunalma, sıkılma, çatışma, aşırı bir ruhsal yük, heyecanlanma, korku, endişe ya da telaş kolit ataklarına yol açıyor.
Sinirsel kolitin iki tipi var: Biri kabızlık diğeri ishalle seyrediyor. Aslında buna bir üçüncü tipi de eklemek lazım: Bu tipte kabızlık ve ishal atakları birbiriniz izliyor.
En sık görülen: Kabızlık sorununun ön planda olduğu tip. Bu hastalarda kabızlığın en karakteristik özelliği zor ve küçük parçalar halinde dışkılama sorunu oluyor. İshal ataklarının ön planda olduğu hastalarda ise özellikle yemeklerden hemen sonra ya da duygu durum bozukluğuna yol açan panikleri hemen takiben ortaya çıkan diyare atakları var.
Bu ataklar bazen o kadar sık tekrarlıyor ki hastalar işe gidemez, okuluna devam edemez hatta sokağa bile çıkamaz hale gelebiliyor.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi bazı hastalarda kabızlık ve diyare durumu birbirini izler. Kabızlığın kadınlarda, ishalin erkeklerde daha sık görüldüğü biliniyor.
Sinirsel kolitin en tipik iki işaret birdenbire ortaya çıkan karın ağrıları ve karın şişliği, şişkinliğidir. Karın ağrılarını mutsuz bir haberin korku, heyecan ve üzüntü uyarılarının, stres nöbetlerinin, korku ve endişelerin tetiklemesi çok tipiktir.
Ağrı karında yaygındır ama özellikle karnın alt bölümlerinde başlaması ve önce bütün karna zamanla da bele yayılması beklenir.
Ağrıyı hemen takiben karın şişmeye, gerilmeye başlar. Gaz sorunu can sıkıcı boyutlara varabilir. Bazen kemer delikleri üç beş derece genişletilmek, fermuarlar gevşetilmek zorunda kalınır.
Kolite arkadaş hastalıklar!
Sinirsel kolit hastalarının çoğunda sinir sisteminde başka sorunlar da vardır. Mesela reflüye, gastrite, ülsere sık rastlanır. Biraz dikkatli incelendiğinde hastaların çoğunda panik atak, depresyon, akut anksiyete gibi psikolojik bozukluklar yine ruhsal durumla ilişkili olan tansiyon fırlamaları, çarpıntı ataklarının olduğu anlaşılır.
Birçok hasta bir türlü tedavi ettiremediği geğirme probleminden, yutma güçlüğüne, hava açlığı, kaşıntı gibi sinirsel kaynaklı sorunlarından yakınır.
Kolit hastası ne yapmalı?
Bütün bu gürültülü tabloya can sıkıcı belirtilere rağmen sinirsel kolit tehlikeli bir hastalık değildir. Ömrünüzü bir saniye bile kısaltmaz ama hayatınızın kalitesini ciddi ölçüde bozar. Çünkü sorun biraz ruhsal yapılanmanız biraz da aşırı hassaslığınızla ilişkilidir. Zaten müracaat ettiğiniz doktor da yapacağı incelemelerde ne kan analizleri ne de radyolojik ve/veya kolonoskopide herhangi bir sorununuzun olmadığını size belirtecektir.
Hastalığın belirli bir nedeni olmadığı için başarılı bir tedavisi de maalesef yoktur. Zemindeki ruhsal hassasiyet değiştirilemediği sürece- değiştirilmesi pek mümkün değildir- bu ataklar zaman zaman tekrarlayacaktır. Sizin yapabileceğiniz en etkili yaklaşım biraz daha rahat olmaya, hoşgörülü davranmaya, görmezden gelmeye çalışmaya, düzeltemeyeceğiniz sorunları kafanıza takmamaya çalışmak olmalıdır.
Stres yönetimi hakkında bilgi edinmeniz ve bunları da uygulamaya geçirmeniz faydalı olabilir. Beslenmenizi de düzenlemek zorundasınız. Mesela kabızlık sorunu için posa bırakan yiyeceklere ağırlık vermeli, kepekten veya kepekli ekmek kepekli bulgur gibi yiyeceklerden yararlanmayı düşünmelisiniz.
Bağırsak içindeki probiyotik bakterileri artırmanın da faydalı olabileceğini gösteren bulgular var. Ağrılı dönemlerde bağırsak kaslarını gevşeten herhangi bir ilaç kullanılabilir ama bu ilaçların neler olacağını ve nasıl kullanılacağına doktorunuz karar vermelidir. Eğe ruhsal bir sorununuz varsa tedavi edilmesi gerektiğini de unutmayın.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu


Spastik Kolon (İrritabıl Barsak Sendromu)
Spastik kolon , irritabl barsak sendromu nedir?
Spastik kolon, altta yatan bir organik bozukluk olmadan, karın ağrısı ve değişen barsak hareketleri ile giden bir fonksiyonel hastalıktır. bu yüzden bu hastalığın tanısı diğer sebepler dışlanarak konulabilir.
Toplumda oldukça sık görülür, %15-20 leri bulur. Spastik kolonun diğer adları irritabl barsak sendromu, spastik kolit, mükoz kolitdir.
fonksiyonel hastalık kelimesi genelde boşluklu ve kaslı organlar için kullanılır. Bunlar barsaklar,mide, mesane gibi organlardır. Fonksiyonel hastalık denince, bu organların sinirleri ve kaslarında normal çalışmasından sapmalar ile oluşan durum anlaşılır. Bu organları yöneten sinirler hem organın üzerindeki sinirler hemde spinal kord ve beyinden oluşur.
Tanım olarak fonksiyonel barsak hastalıklarında ülser gibi çıplak gözle veya çölyak hastalığı gibi mikroskopla görünen bir lezyon bulunamaz.
Son yıllarda intestinal infeksiyon sonrası görülen irritabl barsak sendromu vakaları ve diğer spastik kolon vakalarında intestinal duvarda özellikle serotonin azalması ve reseptörlerine bağlı değişikliklerin saptanması fonksiyonel ismin tartışmaya açmıştır. artık görülebilen ve ölçülebilen bazı etkenler bulunmuştur aslında. Ancak şimdilik tanımlama ile ilgili bir değişiklik söz konusu değildir.
Patofizyoloji
Spastik kolon oluşu patofizyolojisi nasıldır?
Klasik patofizyolojik teoriler üç ana grupt ayer alır. Bunlar Gastrointestinal motilite değişiklikleri, viseral hiperaljezi, psikopatolojik bozukluklardır.
İnce barsak ve kalın barsakta motilite değişiklikleri olabilir.
İnce barsaklarda artan veya azalan gıda geçiş zamanları görülebilir. aynı şekilde normalde kolonda olan ger iplandaki yavaş dalgalar ve bunların üstüne binen zirve yapan dalgalar değişkenlikler gösterebilir. bu hastalarda genel olarak bir düz kas aşırı reaksiyonu söz konusu olabilmektedir. örneğin artmış idrar sıklığı, nokturi, acil sıkışmalarda görülebilir. metakoline aşırı cevap test edilebilir.
Gastrointestinal yolu yöneten sinirler nerelerde yerleşiktir?
Gastrointestinal yol; gastrointestinal organların kendi üzerinde bulunan sinir ağı dışında omirilikten gelen sinirler ve beyinden gelen sinir aktiviteleri ile yönetilir. Dolayısı ile gastrointestinal traktusun fonksiyonel bozuklukları eğer sinirler aracı ile oluyorsa bu bozukluğun yeri gastrointestinal traktusun kendi duvarı, omurilik veya beyin olabilir. Tüm bu sinir ağları ve sinir ileti yollarının gastrointestinal sistemle ilgili yaptığı görevler; gastrointestinal sistemden bilgi almak ve bu bilgileri beyinde değerlendirdikten sonra tekrar gerisin geriye elektriksel uyarılar ile bazı görevleri komuta etmektir. Gastrointestinal traktusa sinirler aracılığı ile verilen komutlar sonunda olan işlevler şunlardır:
- Kontraksiyonlar (kasılmalar),
- relaksasyonlar (gevşemeler) ve
- sekresyonlardır (gastrointestinal sistem içerisinde sindirim için gerekli olan değişik enzim sekresyonlarının sağlanmasıdır).
Klinik Yakınmalar
Spastik kolon yakınmaları nelerdir?
Spastik kolonda en fazla etkilenen bağırsak fonksiyonları arasında transport (bağırsak içindeki gıdaların nakli) gelmektedir. Transport yavaşladığı zaman bu hastalarda bulantı, kusma, karında şişkinlik, dolgunluk hissi ve karında distansiyon (genişleme) görülmektedir. Transport hızlandığında ise oluşacak yakınma ishaldir. Transportla ilgili değişikliklerin yapacağı yakınmalar aslında çok basit değildir. Örneğin; midede oluşacak hızlı bir transit geçiş hem mide hem de bağırsaklardaki geçişi yavaşlatacak bir reflekse yol açabilmektedir. Dolayısıyla bu hastalarda net transport etkisi önceden tahmin edilemeyebilir.Kalın bağırsaklarda ise geçiş zamanı azalır veya çoğalırsa kabızlık ve ishal sırası ile oluşacak olan yakınmalardır. Kalın bağırsaklarla ilgili diğer yakınmalar arasında mukus sekresyonu, dışkının sümükümsü bir madde ile kaplı olması ve bağırsakların yeterince boşalamama hissi sık ifade edilmektedir. İnce bağırsaklarda meydana gelen geçiş yavaşlamaları aynı zamanda bakteriyel aşırı çoğalmayı da tetikleyebilmektedir. Yavaş geçiş nedeniyle kalın bağırsaklardaki bakteriler yukarılara tırmanıp ince bağırsakları da kolonize edebilirler. Burada daha fazla gıda bulabileceklerinden dolayı daha fazla miktarda gaz oluşturacaklardır. Burada şu noktaya dikkat etmek gerekir: fonksiyonel gastrointestinal traktus hastalıklarında (spastik kolon gibi) görülen yakınmalar ile bu organlarda görülen diğer gerçek hastalıklardaki yakınmalar aynıdır. Bu yüzden fonksiyonele barsak hatalıklarında ister spastik kolon (irritabl barsak hastalığı) ister non ülser dispepsi olsun, diğer organik hastalıklardan ayırt etmek için gerekli testler yapılmalıdır.
Spastik kolonda yakınmalar ne şekilde oluşmaktadır?
Hastalarda oluşan yakınmalar hakkında değişik öne sürümler vardır;
- Duyu sinirleri nedeniyle olabilir. Yani gastrointestinal traktusta oluşan genleşmeler (gaz nedeniyle yada değişik ağrılar) duyu sinirleri aracılığıyla abartılı bir şekilde beyine iletilebilir böylece yakınmalar oluşabilir.
- Motor sinirler aracılığı ile beyinden aşağıya gerisin geri gönderilen iletiler nedeniyle oluşan spazmlar ve kontraksiyonlar ile yakınmalar oluşabilir.
- Hem duyu ve hemde motor duyu sinir bozuklukları birlikte yakınmaları oluşturabilir.
Yakınmaların oluşumunda bağırsak gazlarının da önemli bir payı olduğu kabul edilmektedir. Spastik kolonlu hastalarda bağırsaklardaki gaz oluşumu daha fazla ve ince bağırsaklarda gazların beklemesi daha uzun süre ile olmaktadır. Bu hastalarda aynı gün içerisinde karınlarında belirgin şişlik oluşabilir. Bunlar gün boyu oluşur, gece üst düzeye çıkar, sabah kalktığında ise azalır. Normal kişilerde böyle bir gaz distansiyonu görülmez. Bağırsaklarda gaz oluşumunda ise özellikle laktoz (sütte bulunur) ve fruktoz (sofra şekerinde, bir çok meyvede ve değişik gıdalarda tatlandırıcı olarak bulunur) gibi şekerlerin sindirilememesi önemli rol oynayabilir. Bunlar sindirilemediğinde bağırsaklarda bakteriler tarafından kullanılmakta ve daha fazla gaz oluşumuna sebep olmaktadırlar. Bağırsaklarlardan gıdaların ve gazların ileri doğru hareket ederek gitmesini yavaşlatan önemli bir sebep ise diyette alınan yağ miktarının fazla olmasıdır. Gıda ile alınan yağ miktarı fazla olduğunda gastrointestinal yol boyunca bir yavaşlama olmaktadır.
Komplikasyonlar
Spastik kolonun komplikasyonları nelerdir?
Spastik kolonlu hastaların bu hastalıktan dolayı genellikle sosyal hayatları daha çok etkilenir. Örneğin; sabahları sık sık ishal atağı geçiren bir hasta evden geç çıkmak zorunda kalıp işe geç gidebilir. Bunun dışında yemek yedikten sonra karın ağrısı oluyorsa öğle yemeklerini atlayabilir. Bu durumda da gıda alımı azlığından dolayı iş performansı düşebilir. Ya da bazı yemekler ağrılar nedeni ile lüzumsuz yere diyetten çıkarılabilir. Örneğin sütü bu gereksiz yere diyetten çıkarttığımız taktirde bir süre sonra kalsiyum eksikliği oluşturacaktır. Spastik kolon bununla beraber kişilerde zayıflama veya uykularını bölecek derecede bir rahatsızlık yapmaz.
Tanı
Roma III kriterleri nedir?
Roma III kriterleri, klinik araştırmalar için standardizasyonu sağlamak için spastik kolon tanısında kullanılır.
Hasta son üç ayda her ayın en az 3 günü karın ağrısı abdominal rahatsızlık hissi yaşıyor olması yanında aşağıdakilerden en az 2 veya daha fazlasına sahip olmalıdır.
- Ağrıların dışkılama ile geçmesi
- Ağrıların başlamasının dışkılama sıklığında değişikliklere rastlaması
- Ağrıların başlamasının dışkı şeklinde veya görünümünde değişikliklere rastlaması
Aşağıdaki yakınmalar destekleyicidir:
- Dışkılam sıklığında değişiklikler
- Dışkı şeklinde değişiklik
- Dışkı çıkarmada değişiklik (Ikınma ve/veya acil sıkışma)
-Dışkıda mukus çıkısı (sümükümsü materyal gelmesi)
- Karında gaz artışı ve şişkinik, bu hastanın hissettiği bir şişknlikte olabilir.
Spastik kolon için tanısal yaklaşım nasıl olmalıdır?
Eğer hastanın şikâyetlerinin değişmeden yıllardır aynı aynı dozda, aynı şiddette devam ettiğini söylüyor ise bu hastalarda detaylı bir araştırmaya geçmeden önce yakınmalarına yönelik bir tedavi verilmesi uygun olabilir. Diğer taraftan eğer hasta son zamanlarda haftalar veya aylar öncesinden başlayan bir şikâyetten bahsediyor veya kilo kaybı, gece uyandırması, rektal kanama, ateş gibi alarm semptomları belirtiyorsa daha erken dönemde ayrıntılı araştırmalara başlanmalıdır. Ayrıca yıllardır olsa da yakınmalara yönelik verilen tedavilere eğer kişi cevap vermiyorsa bu durumda da detaylı araştırmaya alınmalıdır.
Bu hastalarda diğer hastalıkları ekarte etmek için gereken standart testler vardır. Bunlar temel kan testleri (tam kan sayımı, tsh, ca ve elektrolitler dahil kan biyokimyası), dışkıda parazit incelemesi, gizli kan bakılması yapılmalıdır. Laktoz intolaransı için test veya direk laktozdan fakir diyetle deneme tedavisi yapılabilir. Düz karın grafisi çekilmedir. Bundan sonra diğer testler yine doktor önerisi ile yapılabilir.
Spastik kolonlu hastalarda ayrıntılı tetkiklere geçerken hastanın önde gelen yakınmalarına dikkat ederek daha seçici olmaya çalışılmalıdır. Böylece birçok ek gereksiz tetkikten kurtulma şansı olabilir. Yani önce yakınmalar ve ona göre en özellikli tetkikleri yapmak gerekir.
Örnek vermek gerekirse;
1. Kusmaları olan bir kişide üst gastrointestinal endoskopi öncelikli olarak yapılabilir. Gastrik boşalma zamanı çalışmaları, elektrogastrografi mide boşalmasını göstermek üzere yapılabilir.
2. Abdominal distansiyonu beraberinde aşırı gaz ve şişkinliği olan kişilerde üst gastrointestinal ve ince bağırsak baryumlu grafileri öncelikli olarak tıkanıklıkları dışlamak için çekilebilir. Hidrojen nefes testi bakteri aşırı çoğalmasını göstermek için bu durumda öncelikli olarak yapılabilir.
3. Ağrı olmadan kabızlık olan kişilerde öncelikle kolonoskopi, baryum lavmanlı grafiler, bağırsak geçiş zamanı gösteren testler, anorektal motilite çalışmaları öncelikle olarak yapılabilir. Manometrik çalışmalar rektomanometrik kronik motilite çalışmaları veya antroduodenal motilite çalışmalarına gerek kalacak olursa hastanın bunları yapan ileri merkezlere sevk edilmesi gerekecektir.
Ayırıcı tanı
Spastik Kolon tanı ve ayırcı tanısı için neler yapılmalıdır?
Tanıda her zamanki gibi detaylı bir hikaye ve fizik muayene önemlidir. Bunun dışında diğer umulmayan hastalıkları ekarte etmek için rutin kan testlerini yapmak gerekmektedir. Gaita incelemesi bu tip hastalarda mutlaka yapılması gereken testler arasındadır. Değişik enfeksiyonları, inflamasyon durumunu, dışkıda kanı görmek hekimi direkt testlere yöneltebilecektir. Gaitada giardia antijen testi yapmak bu tip hastalarda makuldür. Çünkü giardia lamblia akut ve kronik olarak sık görülen bir hastalıktır. Çölyak hastalığı giderek daha çok fark edilmekte ve teşhis edilmekte olan bir hastalıktır. Çölyak hastalığının bulguları da spastik kolonla oldukça çakışmaktadır. Dolayısı ile çölyak hastalığı için endoskopi yapılacak ise duodenal biyopsi alınması, endoskopi yapılmayacak ise kanda glian antikorları bakılarak tanı koymaya çalışılmalıdır.
Doktorun önereceği şekilde baryumlu grafiler mide, kalın bağırsak ve ince bağırsaklar için çekilebilir. Gastrointestinal endoskopi, kolonoskopi yapılabilir. Endoskopilerde biyopsi alma avantajı ön plana çıktığı için radyolojik baryum lavmanı ve baryumlu grafiler giderek daha az yapılmaktadır. Bağırsak dışı organların hastalıkları, karın içi organların hastalıkları aynı yakınmaları verebileceği için ekarte edilebilmelidir. Örneğin; safra kesesi taşları benzer yakınmaları yapabilir. Burada dikkatli olunması gereken durum tesadüfen toplumda yüksek oranda görülen safra taşları gerçekte hastanın yakınması olmayabilir. Bu durumda kişide gereksiz yere safra kesesi alınabilir ve safra kesesi alındıktan (kolesistektomi) sonra hastanın şikâyetleri geçmeyebilir. Bu gibi ekstraintestinal sebepleri bulmak için ultrason, tomografi ve MR gibi testler gerektiğinde doktor tarafından kullanılacaktır.
Motilite bozukluklarını tespit etmek için kullanılan testler spastik kolonlu hastalarda zaman zaman nadir ulaşılır olsada kullanılmaktadır. Radyoaktif maddeler veya markerlerla yutturularak seri olarak çekilen X-Ray’ler ile intestinal veya kalın bağırsak seviyelerindeki transit (geçiş) zamanları hakkında fikir sahibi olunabilir. Aynı amaçla gastrointestinal traktusa, mideye ve ince bağırsaklara yukarıdan, kolon veya anal bölgeye aşağıdan kataterler uygulanarak motilite testleri yapılabilir. Bu hastalarda psikosomatik hastalık kökeni olabileceğinden bu kişilerin psikiyatrik muayenesi yapılması da önerilir. Psikiyatrik rahatsızlıklar her ne kadar direk spastik kolonun sebebi denilemese de spastik kolon hastalarındaki durumu daha komplike hale getirebilir.
Tedavi
Spastik Kolon tedavisi nasıl olmalıdır?
Spastik kolon tedavisi diğer birçok hastalığa göre araştırılması daha zordur. Hayati bir özelliği de olmadığından daha az araştırmaya tabi tutulmaktadır. Bu yüzden tedavilerdeki hedefi tutturma malesef daha zordur. Bu hastalarda şu anda tek bir tedavi ile yakınmaların çözülmesi sağlanmamaktadır. Tedaviler şu ana kadar daha çok yakınmalara yönelik olarak gitmek durumunda kalmıştır. Son zamanlarda altta yatan mekanizmaya yönelik keşiflerden sonra bazı tedaviler mekanizmaya yönelmeye başlamıştır. Gerçekte bu mekanizmaları tam olarak bilmek ve bu mekanizmalar üzerinden tedavilerin belirlenmesi durumunda daha başarılı olacağı umulmaktadır.
Tedavide kabızlık ve ishal dışında 3. yakınma karın ağrısıdır. Spastik kolonlu hastalarda karın ağrısında en çok kullanılan grup ilaç düz kas gevşetecilerdir (antipazmatik olarakda bilinir). Düz kas gevşeticiler ağrı için kullanılmaktadır. Bunlardan en çok kullanılanlar hyoscyamine ve methscopolamine’dir. Bazen bu ilaçlara sedatif ilaçlarda eklenebilmektedir. Ancak sedatiflerin ağrıya olan faydası net ve kanıtlanmış değildir.
Psikoterapik ilaçlar; spastik kolonda sıklıkla depresyon görülebilmektedir.Ancak depresyonun spastik kolonun sebebi, sonucu yada hiç ilgisiz olup olmadığı bilinmemektedir. Bununla birlikte trisiklik antidepresanlar (TCA) (amitiriptilin, dizipramin ve trimipramin) sıklıkla kullanılır. TCA grup antidepseranlar genellikle kabızlık yaptıklarından ishal ağırlıklı hastalarda kullanılması tercih edilir. Bununla beraber yeni grup antidepresanlardan SSRI (selektif serotonin reuptake inhibitörü) grubu bağırsak aktivitesini arttırma yönünde bir yan etki gösterdiğinden kabızlığın hakim olduğu spastik kolonlu hastalarda tercih edilmelidir. Psikolojik tedaviler genellikle spastik kolon nedeniyle günlük hayat kaliteleri ileri derecede bozulan vakalarda uygulanırlar. Bu tip tedaviler kognitif davranışsal tedavi, hipnoz, psikodinamik, kişiler arası psikoterapi ve gevşeme-stres yönetimi gibi metodları içerirler. Psikolojik tedaviler ile ağrı ve ishal yakınması düzeltilebilmektedir.
İrritabl bağırsak sendromunda aşırı bakteri çoğalması eşlik ettiği zaman tedavide antibiyotikler ve probiyotikler faydalı olabilir. Probiyotiklerden etkili olanları laktobacilus ve bifidobacteria cinsi bakterileri içerir. Bunları içinde bulunduran probiyotikler etkilidir. Marketlerden alınan probiyotiklerin zamanına dikkat etmek gerekir. Bunlar etkisiz kalabilir, bakteriler ölmüş olabilir. Sonuçta probiyotikler canlı ve bağırsağı rahatlatan normal flora elemanlarıdır. Dış ortamda canlılıklarını kaybedebilirler.
Spastik kolonda diyet tedavisi
Spastik kolonda bazı diyetler hastalar tarafından şikayetlerini arttırdığı keşfedilebilir ancak bunlar gerçekte sebep olmayabilir. Fakat bu kişiler yinede diyetten bazı yiyecekleri kısıtlayarak yakınmalarını azaltmaya çalışırlar. Salatalar, yağlı yiyecekler, süt (laktoz), fruktoz, sorbutol ve sukroz gibi değişik gıda maddeleri diyetten çıkartılarak yakınmalar kontrol altına alınmaya çalışılabilir. Diyette fiberi arttırmak özellikle kabızlık ağırlıklı spastik kolonda faydalı olabilir. Ancak fiber artırımının ağrıya bir faydası görülmemektedir. Laktoz intolaransı ve spastik kolon her ikiside toplumda sık görüldüğünden dolayı bunlar birbirinin üzerine binebilir. Dolayısı ile bu durumda laktozu kısmakla bir miktar şikâyet azalsa da altta yatan spastik kolon nedeniyle şikâyetler tam geçmeyebilir. Olayın tamamen laktoz intolarensına bağlı olup olmadığı hidrojen solunum testleri ile anlaşılabilir.