Paradoksal Analiz

8 views
Skip to first unread message

Zahidan Üyelerinden

unread,
Dec 26, 2009, 7:16:58 PM12/26/09
to Zahidan
Tahsin Yazıcı Kardeşimizin Gönderdiği

http://img192.imageshack.us/img192/1881/12843101108819914702100.jpg

Paradoksal Analiz

Yürüyüş durmak içindir, hiç düşündünüz mü? Niçin yürüyoruz? Durmak için. Yani varmak için. Varmak durmayı gerektirir. Elbette varmadan duranlarda olacaktır. Ancak biz varmanın ve de durmanın manasını bildiğini düşünenleri analiz edeceğiz, muhatap kılacağız. Onlara çatacağız. Çünkü üstadımız Ömer Hayyam´ın sesine kulak veriyoruz: “Dünya üç-beş bilgisizin elinde; onlarca her bilgi kendilerinde. Üzülme, eşek eşeği beğenir: hayır var sana kötü demelerinde”.
Söze ve sükûta fazlasıyla değer veren gelenek ile “az laf çok iş” diye insanları robotlaştıran ve kölelik borcunuzu maksimum düzeyde ifa edin diye telkinatta bulunan modernite arasında sıkışıp, sizlere açılımlar arayacak değilim. Ama modern olmanın, modern olmaya çalışmanın aslında insanlıktan uzaklaşmak olduğunu iyi anlamamız gerektiğini vurgulamaya çabalayacağım. Ve dostumuz Berşan Piroğlu´nun “kölelik değil, efendilik kalkmıştır” deyişini anlamaya, anlatmaya çalışacağım.


MODERN OLMAK İNSANLIKTAN ÇIKMAKTIR!


Neden bu kadar sert bir tepki koyuyorum, modernizme ve onun kölelerine? Çünkü insanlık taklitçi, tektip ve ezberlenmiş yaşayışlarla kendisi olmaktan çıkar. Tıpkı mankurtlaşma efsanesi gibi. Modernizm bu çağın mankurtlaştırma hareketi. Ve tabi ki post-modernizm bunun daha ötesidir.  İnsan duyguludur. Duygusuna sahip çıkabildiği müddetçe insanlığını korur. Yani ruhuna dönük oldukça canlıdır. Ne zaman ki, maddi âlemin gerçek değerini anlayamamış ve kölesi olmuşsa o zaman insanlıktan uzaklaşmıştır. O zaman modern olmuştur. O zaman insanlığına ve insanlığa hıyanet etmiştir. Ve o zaman, köleliğini perçinlemiş, memnuniyetle köle olmayı kabullenmiştir. Modernizm bize kölelik kalkmıştır diyor. Biz modernlerde haklılığını teyit etmek adına emriniz-başımız üstüne diyerek, ismine modern denilen köleliğimizi kabul ederek, ne yapmamız isteniyorsa onu yapıyoruz. Ne yapmaktan men ediliyorsak, memnuniyetle kabul edip, köşemize çekiliyoruz. Ve adımız modern insana çıkıyor. Ruhumuz daraldığında alışveriş merkezlerine koşuyoruz, stadyumlara, sinema salonlarına ya da manken kırması, düşük ahlak sahibi hanımların konserlerine. Ehli keyif olmak adına plajlara, lüks otellerde israflara… Bize bunları kabul ettirdi, modernizm. Yani yeni köle düzeni. Modernizm tamamen Allahsız değildir. Allahlı olmayı isteyen, abdestin beyazlattığı yüzlere de açık alan bırakmıştır. Marka tutkusu, alternatif eğlence merakı, sözde İslami mekânlar en fazla modernist kafalı İslamcıların uğrak yeridir. Aşağılık duygusuyla beraber, yalancı gerçeklere teslimiyet sonucu doğmuştur, bu sentez. Evet, modernist İslamcılar sentezci, ılımlı, içinde Müslümanlık olmayan İslam´ı savunurlar. Ve her fırsatta modern olmanın bin bir kuralına değinerek hayatlarını kazanırlar. Best-seller(çok satan) kitaplar okurlar, yazarlar. Popüler yayınları takip ederler. Popüler olmayana aşağılayıcı bakarlar. Popüler olmayanların gözünde meta olmak isterler. Popüler olmayanlar da onların kölesidir, diye düşünürler. Modernizm, konformist yaşamı telkin eder. Uysal, edilgen, aciz, sessiz ve her şeye evet diyebilen insanı tasarlar. Hayır diyebilme erdeminden yoksundur. Kendini gerçekleştirme adına materyalist Yunan felsefesinden, mistik Hint şairlerinden medet umar. Ama İmam-ı Gazali´ye, İbn-i Sina´ya bakmaz. Bununla da kalmaz, Mevlana´yı da modernist ederler. Onlara uymak yerine, kendilerine uydururlar. Ve sentezci kafalarıyla bize yenilik sunarlar. Modernistler, ister İslamcı modernizmi savunsunlar ister dinsiz modernizmi hepsi aynı kapının çocuklarıdır. Hepsi aynı fabrikanın ürettiği oyuncaktır. Hepsi insanlığını seve seve, bile isteye vermiş kölelerdir. Modernler, kişisel gelişim dinin mensuplarıdır. İnsanı tavlama sanatı ile daha fazla insanı insanlıktan uzaklaştırmanın bilmem kaç altın kuralını öğretirler, öğrenirler. Tasavvufu, bilgiyi, hikmeti ve tüm güzel şeyleri kendi çekim alanında, istediği şekilde kullanır ve sentezlerle “her aradığınızı bulabildiğiniz bir yol” çıkarır karşınıza. Ve modernler memnundur hayatlarından. Filistin´e üç gün gözyaşı dökerler. Efkârlanınca Amerikan sermayesini güçlendirme yollarına girerek efkâr dağıtırlar. Modernler de ağlar. Elbette timsah gözyaşları dökmezler. Ama masum gözyaşları da değildir döktükleri. Çünkü kendilerini tüm olanlardan sorumsuz sayarlar. Başkalarının başına gelen başkalarının suçudur, diye düşünürler.


Batının teknik üstünlüğünü nasıl elde ettiğini, neyle abad olmaya çalıştığını bilmeden, zalim ve vahşi yönünü görmeden onlara meyletmenin adıdır, modernizm. (Bugün Afrika da, Asya da ve dünyanın bütün ücra noktalarında madenden tutunda, her türlü iktisadi araç olarak gördükleri işi yapan, buna fuhuş ve bağımlılık yapan eroin gibi maddelerde dâhil bunları pazarlayan kâfir batının ürettiği tezlere boyun eğmek, onu kutsamak ne kadar iğrenç, ah bir fark etsek? Onlar gibi olmak için zalim olmak gerekir. Bunu istemek ne kadar iğrenç?).
Kâfir tasallutuna karşı mücahade gösterenleri aşağılama, onları parçalama ve ayrıştırma adına batının batıl kafasının ürettiği “ya benim kölem olursun ya ölürsün” tehdidinin adıdır. Batı jargonlarıyla düşünen, yaşantısını buna göre temin eden, rızık endişesi olan, dost meclislerinde popülaritesini yitirirse hayatı mahvolan hastalığın adıdır.


Tiksiniyorum. İnsanlığını üç-beş kuruşluk şu dünya hayatı için feda edenlerden. Tiksiniyorum, Allah kelamını azıcık menfaatler karşılığında suiistimal edenlerden. Allahın veli kulları üzerinden, nemalanmaya çalışan, veli kulların eserlerini dönüp de bir kez dahi okumayıp onlar hakkında yorum yapanlardan. İsmi değer görenler üzerinden alkışlar, taltifler toplamaya kalkışanlardan. Tiksindiğim için modern değilim. İnsanlığımı korumak için, geleneğin hakkın yanında olan kısmıyla iştigalim. Ama asla sentezci değilim. Asla daha fazlasını denemiyorum. İlim Çin´de dahi olsa alın deyişini kitap yüklü merkep olmaktan beri durma adına sınır tanımazlık olarak addetmiyorum.


Hududullah çerçevesiyle hareket ettikçe insan kalacağımızı, imanımızı da namazımızı da bu şekilde muhafaza edebileceğimize inanıyorum. Namaz kılan Yahudi kölesi, modernist kafalara düştükleri paradoksu analiz etmenin acziyetiyle zerre kadar irfanları varsa durumlarını muhakeme etmelerini teklif etmekteyim.


Ey mevziiyi de mevzuyu da terk edenler! Ey yarın için önceden göndereceklerini hesap etmeyenler. Ey insanı “eşref-i mahlûkat” kılan manayı görmezden gelerek batının robot yaşamına özenenler. İlimi, ulemayı, hikmeti, gözyaşını ve tebessümün manasını anlamadan bu dünyayı anlayamazsınız. Kendinizi tanıyamazsınız. Kendinizi bilemezsiniz. Kendisini bilmeyen Rabbini de bilmez. Ve Rabbini bilmeyen yaşamın manasını da bilmez. Çünkü Rabbimiz insanoğlunu “kendisini bilsin, ibadet etsin” diye yaratmıştır. Yürümekte, durmakta bu mana içindir. Gülümsemede, ağlamada bunun içindir. Bu manayı bilmeden konuşmak acizliğin en büyüğüdür.



İsmail Şakıma

Anadolu Gençlik Dergisi / 119. Sayı




"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.




--
Üyelikle ilgili sorunlar için iletişim adresi : zahi...@gmail.com
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages