Peygamber Efendimiz'in (sav) Irkçılık ve Milliyetçiliğe Dair Hadisleri

9,321 views
Skip to first unread message

Kardeşlerimizden .

unread,
Jul 21, 2013, 7:36:28 PM7/21/13
to Zahidan
Abdülkerim Karaağaç Kardeşimizin Gönderdiği



Peygamber Efendimiz’in (sav) Irkçılık ve Milliyetçiliğe Dair Hadisleri

Irkçılığa (asabiyyeye) çağıran Bizden değildir; ırkçılık için savaşan Bizden değildir; ırkçılık üzere, asabiyye uğruna ölen Bizden değildir." (Müslim, İmâre 53, 57, hadis no: 1850; Ebû Dâvud, Edeb 121; İbn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3948; Nesâî, Tahrim 27, 28)

"Asabiyet (kavmiyetçilik) dâvâsına kalkan, onu yaymaya çalışan, bu dâvâ yolunda mücâdeleye girişen Bizden değildir." (Ebû Dâvud, Edeb 112)

Vasîle bin el-Eskâ (r.a.) anlatıyor: "Ben, 'Yâ Rasûlallah! Adamın kendi kavmine bir zulüm üzerine yardım etmesi asabiyetten (ırkçılıktan) mıdır?' diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.s.): "Evet" buyurdu." (İbn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3949; Ebû Dâvud, Edeb 121, hadis no: 5119; Ahmed bin Hanbel, 4/107, 160)

Rasûlullah (s.a.s.)'a soruldu: "Kişinin soyunu, sülâlesini (kavmini, ulusunu) sevmesi asabiyet (kavmiyetçilik, ırkçılık) sayılır mı?" Hz. Peygamber şöyle cevap verdi: "Hayır. Lâkin kişinin kavmine zulümde yardımcı olması asabiyettir/kavmiyetçiliktir."(Ahmed bin Hanbel, 4/107, 160; İbn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3949)

"Zulüm ve haksızlıkta kavmine yardıma kalkışan kişi, kuyuya düşmüş deveyi kuyruğundan tutup çıkarmaya çalışan gibidir." (Ebû Dâvud, Edeb 113, 121, hadis no: 5117)

"Kim kâfir olan dokuz atasını onlarla izzet ve şeref kazanmak düşüncesiyle sayarsa, cehennemde onların onuncusu olur." (Ahmed bin Hanbel, 5/128)

"Bir kısım insanlar vardır ki, cehennem kömüründen başka bir şey olmayan adamlarla iftihar ederler, övünürler. İşte bunlar ya bu övünmeden vazgeçerler, ya da Allah nezdinde, pisliği burunlarıyla yuvarlayan pislik böceklerinden daha değersiz olurlar." (Ahmed bin Hanbel, 2/524; Ebû Dâvud, Edeb 111)

"Aziz ve Celil olan Allah sizden câhiliyye devrinin kabalığını ve babalarla övünmeyi gidermiştir. Mü' min olan, takvâ sahibidir. Kâfir olan ise şakîdir. Siz, Âdem'in çocuklarısınız. Âdem de topraktan yaratılmıştır. Bazı adamlar, (kâfir olarak ölen) kavimleriyle övünmeyi terketsinler. Çünkü onlar cehennemin kömüründen bir kömürdürler, yahut onlar, Allah indinde burnu ile pislik yuvarlayan pislik böceğinden daha aşağıdırlar." (Ebû Dâvud, Edeb 120, hadis no: 5116)

"Müslüman cemaatten ayrılan ve itaat yolunu terketmiş olarak ölen kimsenin ölümü, câhiliyye ölümüdür. Ümmetime karşı harekete geçerek mü'minin imanına saygı duymaksızın ve sözleşmeli bulunduğu kimseye karşı olan ahdine vefâ göstermeksizin suçlusuyla suçsuzuyla bütün ümmetimi vurmaya kalkışan kimse Benim ümmetimden değildir. Asabiyet/ırkçılık duygusuyla öfkelenen, asabiyet uğruna savaşırken yahut ırkçılık dâvâsı güderken körü körüne açılmış bir bayrak altında ölen kimsenin ölümü câhiliyye ölümüdür." (Müslim, İmâre 57; Nesâî, Tahrim 27; İbn Mâce, Fiten 7; Ahmed bin Hanbel, 2/306, 488.)

"Kim hevâsına uyarak bâtıl yolda cenkeder, kavmiyetçiliğe (asabiyet) çağrıda bulunur veya kavmiyetçiliğin sevkiyle öfke ve tehevvüre kapılırsa, câhiliyye ölümü üzere (kâfir olarak) ölür." (İbn Mâce, Fiten 7)

"Bir kimseyi ameli geri bırakmışsa, nesebi, soyu onu kurtaramaz, yükseltemez, ilerletemez." (İbn Mâce, Mukaddime 17, hadis no: 225)

"Allah indinde en şerefliniz takvâca en ileri olanınızdır. Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, beyazın da siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvâ iledir." (Cem'u'l-Fevâid, 1/510, hadis no: 3632)


Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:  "Yedi sınıf insan vardır ki, Allah, Kıyamet gününde, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı zamanda, onları kendi gölgesinde gölgelendirecektir:

1- Adaletli davranan yönetici.

2- Allaha ibadet ederek büyüyüp yetişen genç.

3- Çıkıp dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kişi.

4- Buluştuklarında da, ayrıldıklarında da Allah sevgisinde birleşip, birbirini seven iki kişi.

5- Alımlı bir kadın kendisini yatağına davet edince, "Ben âlemlerin Rabbi olan Allahtan korkarım," diyen namuslu kişi.

6- Sağ elinin verdiğini sol eli bilemiyecek derecede yardımını gizli yapan insan.

7- Issız yerde Allahı anıp da gözleri dolu dolu olan kişi."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.



"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.







Tahsin Yazıcı Kardeşimizin Gönderdiği



Bu Ay Kurtuluş Ayıdır

Sayılı günler bir bir geçiyor. Günler, aylar, seneler böyle geçip giderken bilhassa şu mübarek günlerde kusurlarımızı telafi ediyor muyuz? Cenâb-ı Hakk, Kur’ân-ı Kerîm’de: Her mü’min ahiret için ne hayır işlediğini düşünsün buyurmuştur. Her geçen gün, hata defterimizden bir yaprağın kapanması demektir. Bunu böyle bilip hesaplı yürümeye, kendi kendimizi muhakeme ve muhasebe etmeye mecburuz. Bilhassa şu mübarek Ramazan ayı günlerinde bir senenin hatta hayatımızın sanatını, seyyiâtını umumi süratte kontrol etmek en mühim dini bir vazifedir. Önümüzdeki seneler için doğru yürünecek bir programı bu Ramazan ayında mutlaka temin edelim.

Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz, Ramazan ayının ilk on gününün “Rahmet Günleri”, ikinci on gününün “Mağfiret Günleri”, son on gününün ise “Cehennem’den azad Günleri” diye haber vermiştir. Bu on günleri çok iyi değerlendirelim. Bu rahmet ve saadet günlerini boşuna değil, istifade ederek geçirelim. İftar sofrasında, sahur esnasındaki duâlarımızın red olmayacağını bilelim. Bu mübarek ay, bu ibadetler, bu oruçlar hep bizim dünya ve âhiret saadetimiz, bunlar bağlılığımız oranında bize yakındır. Oruç, riya karışmayan, Allah ile kul arasında mahrem kalan bir ibadettir.

Bu sebeple oruçluda, kulluk duygusu, Allah’a bağlılık hissi daha derindir. Bu nisbette bu ibadette bir vecd vardır. Bu sebeple Allah: “Oruçluya orucunun sevabını doğrudan doğruya ben veririm.” buyurmaktadır. Ramazan ayında gönlünde bir hareket duymayan, içinde bir sevinç hissetmeyen kimseler ruhen hastadırlar. Onların hidayeti için de duâ edelim. Ramazan ayının ikinci on günün içinde bulunduğumuz şu günlerde Allah’tan mağfiretimizi talep edelim:

Gecemizi gündüzümüzü zikirle, Kur’ân okuyarak, kaza namazı kılarak, İslâm’ın yücelmesine hizmetler planlayarak, sadakalar dağıtarak değerlendirelim. Unutmayalım! Her türlü başarı Allah’ın dinini bütün hükümleriyle yaşamaya bağlıdır. Ashab-ı Kiram bu bağlılığı ile Allah sevgisine erişmişlerdir. Bizler o yolda, onların yolunda olalım. Malımızı, canımızı Allah’ın dininin hayata hâkim olması için kullanalım. Unutmayalım: Allah bizden size verdiklerinin hesabını isteyecektir. Bu hesaplaşmanın hesabını şimdiden yapalım ki, mahşerdeki hesabımız kolay olsun…



Mevlüt Özcan


"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.







<br/><a href="http://oi40.tinypic.com/2m6wfhk.jpg" target="_blank">View Raw Image</a>

Allah ile Kul Arasında Oruç Bir Ölçüdür

Ali Nar, ile çok samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Nar Hoca Mübarek Ramazan Ayını ‘Allah ile kul arasında oruç bir ölçüdür’ şeklinde özetledi.

İslâm nedir, insana ne kazandırır?
İslâm; imanda tevhid, amelde ihlas, fertte liyakât, toplumda emniyet, devlette adalettir…Bazı dengesiz ilâhiyatçılar, ibadetin kazasını, hatta Teravihin sünnet oluşunu bile tersine yorumluyorlar, dedi-kodu konusu ediyorlar. Önce işte bu mühim, adamlar lâyık olmadıkları sıfat ve unvanlarla konuşuyorlar. Tevhidi ikrarları da şüpheli, ihlâsları sıfır. Çünkü riy’a ve caka yapıyorlar… Böyle kişilerin oluşturduğu toplumda; mali, nefsi, nesli, akli ve dini emniyet de yoktur. Sonuçta, Devlet Adalet hiç gerçekleşemez… Bunun bilgisi öyle derme çatma çabayla olmazdı zaten… Hocasından ve kitabından okuyanla doğru bilgi ve doğru yoruma ulaşabilir” diyor ve ekliyor: “Doğru bilgi doğru imanı, doğru (tevhidi), İmansa doğru ameli (eylemi) sağlar. Doğru amel toplumun kaderini düzeltir yani devletin adaletini getirir. Herkes, (HADİD Sûresinin 25. âyetinin) yorumunu Elmalılı’nın tefsirinden okusun ve kafasını düzeltsin…”

Ramazan denilince aklınıza ilk ne geliyor?
Ramazan Arabi ayların birisidir. O ayda Oruç tutulması İslâm’ın koyduğu bir kuraldır. Müslümanlar her yıl bu ayı oruçlu geçirirler… Oruç sabah fecir’den akşam şafağına kadar; yemek, içmek ve cinsel ilişkiden uzak kalmaktır. Bu imsâk’tır yani nefsi bu işlerden dizginlemek… İbadetlerin bir bakıma en zorudur; nefse çok ağır gelir. O yüzden de Allah ile kul arasında oruç bir ölçüdür.

İlk orucunuzu kaç yaşınızda tuttunuz ve ilk orucunuz nasıl geçti?
Aklımda kaldığına göre ilk orucumu; ilkokulu bitirdiğim sene yine böyle bir sıcak yaz mevsiminde tutmuştum. Verimli geçmedi. Çünkü ev yapmak için taş taşıyorduk dayanamadım ve su içmiştim. Böylece orucumu bozmuştum. O sıcak günlerde bende çok önemli ve güzel anılar bırakmıştı.

İlk iftarınız nasıl olmuştu, neler hissetmiştiniz, o günlerden neler kaldı aklınızda?
İlk iftarımız köy çocukları ile ezan dinlerken; okunur okunmaz. Okuuuunnnduuuuu… nidalarıyla eve koşarken elimizdeki peynir ekmeği yiyorduk.

Ramazanla, oruçla ilgili unutamadığınız bir anınız var mı?
Yukarıda yazdığım şeyler unutulmaz.

‘Nerde o çocukluğumdaki Ramazanlar’ diyor musunuz?
Demiyorum… Çünkü her dönemin Ramazanı bereketli ve güzeldir. Yakınmak yerine en iyi şekilde değerlendirmek gerekir bu mübarek ayı.

Orucunuzu açarken Allah’a dua ettiğinizde O’ndan ne istersiniz?
Af dilerim. Tövbe ederim.

Ramazan’da özellikle yapmaktan kaçındığınız şey nedir/nelerdir?
Orucun yasakladığı şeylerden kaçınırım. Bir de yorgunluktan ve susuzluktan…

Peki, Ramazan’da özellikle yapmaya çalıştığınız şey nedir/nelerdir?
Uyumak ve okumak.

İftar menünüzde olmazsa olmazınız nedir?
İftar sofralarımda olmazsa olmazım çorbadır. Çorba benim tek kriterimdir.

Ramazan’dan sonra Ramazan’a has hangi alışkanlıklarınızın devam ettirirsiniz, ya da ettirmeye çalışırsınız?
Az yemek yeme alışkanlığımı devam ettirmeye çalışırım.

Kulluk ve ramazan bilinci hakkında neler söylemek istersiniz?
Ramazan ayı bir İslami kavramdır. Ve Kur’an’idir. Çünkü “Ramazan ayında oruç tutun’ emri Kur’an’da vardır. Resulullah (SAV) de ; ‘Oruç tutun sıhhat bulursunuz’ buyuruyor. Oruç dini bir vazifedir. Dinden maksat da İslam’dır. Diğer semavi dinlerde de oruç var idi. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor: ‘Sizden evvelki milletlere de orucu farz kılmıştık. Size de farz kılındığı gibi.’ Farzdan maksat saptırılamaz temel vazife. Bu temel vazife hangi temel çerçevede olmalıdır. Bakara suresinin son ayetinde ‘Allah hiçbir nefse gücünün yetmeyeceği vazifeyi yüklemez.’ deniliyor. Öyle ise oruç güç yetirilebilir ibadettir. Gücü yetene farzdır.

Ramazan ayı en bereketli şekilde geçirmenin yolları nelerdir?
Namaz kılmak, Kur’an okumak.

Bir yazar olarak Müslümanların bu mübarek ayda ne tür kitaplar okumasını önerirsiniz?
Akaid, Siyret ve Adab-ı Muaşeret…

Son olarak Ramazanla ilgili olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?
Ey okuyucu, gösterişten uzak kal, orucunu sağlam tut, Teravih orucu tamamlar, ihmal etme. Oruç tutamıyorsan (belli mazeret dolayısıyla) kefaretini öde… İftar sofralarına fazla iltifat etme: Bilhassa siyasi rant için yapılan şaşaalı iftar toplantılarını boykot et. Çünkü iftar ne kadar sade, ne kadar mütevazı olursa, o kadar makbuldür…  Açlara, susuzlara yiyecek yetiştirmeyi ideal bil. Yoksa ağları memnun etmek için, aferin almak için iftar sofralarını donatmak iş değildir.



Röportaj: Mustafa KILIÇ


"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.






<br/><a href="http://oi44.tinypic.com/eflc8w.jpg" target="_blank">View Raw Image</a>

Uyan Müslümanım Uyan!

Mahşerde mi uyanacaksın artık uyan!  Irak’taki bacılarının namusu çiğnendi. Filistin’deki bebeklerin ahı yerde kaldı. Uyan Müslümanım uyan! Mahşerde mi uyanacaksın artık uyan! Irak’taki bacılarının namusu çiğnendi. Filistin’deki bebeklerin ahı yerde kaldı. İnnemel mü’minüne ihvetun; bütün mü’minler kardeştir, kardeş değil miydik söyle! Biz birbirine kenetlenmiş bir binanın tuğlaları gibi değil miydik! Biz bir vücudun uzuvları gibi değil miydik susma konuş söyle! Myanmar için canın yandı mı, Arakan için canın yandı mı, Mali için canın yandı mı söyle! Türk, Kürt, Arap  diye birbirimize neden düşman olduk? Kim düşürdü bizi birbirimize, kimin oyunlarına geldik, kimin tuzaklarına düştük, kimin değirmenine su taşıdık? İslam tek millet değil mi, Çanakkale’de de bu böyle değil miydi, omuz omuza, sırt sırta tek vücut olmadık mı? Hadi kalk da uyan, hesabını kitabını iyi yap ey Müslüman!

Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’nın altı Yahudiler tarafından kazılıyor. Mescid-i Aksa Kur’an’da korunması gereken yerler diye geçmiyor mu, bu Hak değil mi söyle! Fatih Sultan Mehmet’in vakfettiği Ayasofya, mahzun Ayasofya, cami olup ta müzeye dönüştürülen Ayasofya. Benim vakfettiğim malları amacı dışında kullananlara Allah’ın laneti üzerlerine olsun demedi mi ki sen böyle rahat oturuyorsun ey Fatih’in torunu. Peygamberine hakaret ediliyor, Kur’an’ın yırtılıyor karşı koymak bir yana, sesini bile çıkartmıyorsun! Ateş kendi evine düşse dağları yıkarsın, dert başını sarsa sabaha kadar uyuyamazsın. Derdine derman olabilecek çareyi gece-gündüz demeden, gözünü kırpmadan kan ter içinde ararsın. Allah’ı çok sevdiğini söylersin. Allah’tan çok korktuğunu söylersin. İman edersin ama amel noktasına gelince yapamıyoruz ne yapalım diyerek boynunu öne eğersin ey Müslüman! Hadi uyan artık, kalk uyan! Uyanda şahlan!

       Ey Müslüman! Bütün varlığın peşkeş çekiliyor sen kılını bile kıpırdatmıyorsun. Sen dünyaya hükmeden bir ecdadın torunusun. Neyle hükmedeceksin şimdi, neyin kaldı sende kalan. Sıla-i Rahim, komşuluk, dostluk ve aile bağların talan edildi, şimdi hepsi oldu birer yalan. Siyonizm, medya, işbirlikçiler hassasiyetlerimizi aldı götürdü ve sen hala uyumadığını zannediyorsun ve üstelik ne olacak ki, ne olmuş ki diyorsun. Ne zaman uyanacaksın! Yavrularını Firavun’ların silahından korumak için arkanda sakladığında mı? Bebeğinin zalimin kurşunlarına isabet ettiğinde öfkeni haykırmak için kundaktaki yavrunu havaya kaldırdığında mı? Düşman tanklarının üzerine doğru geldiğinde özgürlük işareti yaparak geri geri kaçtığında mı? Ya da şehit olmuş bebeğinin kanlı alnından öptüğünde mi? Ne zaman ha söyle ne zaman? Seni sensiz bırakanlara karşı, seni sensiz bırakanlara karşı hadi çık karşılarına da ayaklan!

       Kitabını al, tarihini al, bak bir Allah ne demiş, ecdad neye göre hareket etmiş, ne yapmış Kainatın efendisi Hz. Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi vesellem. Ne yapmış söyle; Hz. Ömerler, Fatihler, Abdülhamitler.  Ne yapmış diyoruz ama daha ecdadımızın mezar taşlarını bile okuyamıyoruz,  Arapça, Osmanlıca aaahhh ah. Sen ne yapıyorsun onu da söyle, Malatya’n, Hatay’ın, Maraş’ın, Antep’in şimdi yabancı ellerde. O ellerdeki füzeler, şimdi Suriye’deki ve daha önceden planlanmış ama ismi henüz belirtilmeyen ülkelerdeki  kardeşlerinin hedefinde. Yeter artık de, bu böyle gitmez de Şalcı Bacı, Şahin Bey, Sütçü İmam sonra ne der bize de! Sonra Bedir’de, Çanakkale’de, Filistin’de ve bütün mazlum coğrafyalardaki İslam uğruna varını yoğunu ortaya koymuş direnişçi kardeşlerini an! Anki iş işten geçmeden uyaaan uyaaan uyan!

Neden kızlarınızı uyarmıyorsunuz? Neden kızlarınıza sahip çıkmıyorsunuz? Ve siz kızlar neden gençliğinizle yaşlı halinizi kıyas etmiyorsunuz? Deve hörgücü gibi allı pullu, çiçekli, rengarenk örtüler neden takınıyorsunuz? Kur’an’daki örtünme şekli Fransız usulü boyundan bağlama değil omuzlardan, öne ve arkaya sarkacak şekilde olmak zorunda değil mi? Neden modanın peşinden sürükleniyorsunuz? markalı olmazsa, markasız başörtüleri örtmem durumuna neden düşüyorsunuz? Neden topuklu ayakkabıları giyip tak tuk yürüyerek namahrem gözleri üzerinize çekiyorsunuz? Neden bedenlerinizi sergileyen kıyafetler giyiyorsunuz? Topuklu ayakkabı giyenleri, vücut hatlarını ortaya koyan kıyafet giyenleri Peygamber Efendimiz lanetlemiyor mu? Onlar Cennetin kokusunu dahi alamayacaklar demiyor mu? Siz bilmiyor musunuz ki bunları vurdumduymaz davranıyorsunuz? Ya erkeklerimiz… Kızlarla her zaman her yerde, özümüzle çelişen sistem içerisinde aynı ortamı paylaşmak zorunda olmaları, bütün kötülüklere maruz kalmalarına ya da yelken açmalarına yetmez mi?

Bir insanlık ayıplarından biri…Yer Adana’nın Kozan İlçesi… Şuursuz kalabalıklar… Başörtülü imam-hatip öğrencisine ödülünü vermeden düşman gibi aşağıya indirttiler okumuş cahiller. Ya tepkisiz okumuş alimler, ya o salondaki hiçbir şey olmamışçasına bekleyenler… O kızımızın hala dinmedi gözyaşları biliyor musunuz kalbimizde çağlayan oldu. Durduramadı kimse o yaşları. Ne oldu bizlere yahu! Ecdadımız ne uğruna bıraktı bize bu toprakları. Eğer içinizden birininiz bir kötülük gördüğünde önce eliyle, sonra diliyle buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin… diyor Peygamber Efendimiz(sav). Ne elinle düzelttin, belki dilinle mücadele ettin, belki kalbinle buğzetmekle yetindin. Belki de kaos çıkarmamak lazım dedin. Yavaş yavaş her şey yoluna girer dedin. Dedin ama kaybettin ve kaybettirdin. Verdiğin oylar, yapacak olduğun maddi ve manevi yardımlar, zalimin her türlü zulmüne karşı çıkaracağın sesler boşa çıkar mı zannettin. Sen bilmez misin ki hayra vesile olan hayrı işlemiş gibidir, şerre vesile olan şerri işlemiş gibidir. İşte bu yüzden hem ahlan, hem vahlan. Ümmetin derdi için bir şey yapamadıysan kendi sonun için tasalan! Çünkü sorar bunların hesabını Yüce Yaradan!

Hayrı şerri birbirinden ayıramaz oldun. Hacca gidip geliyorsun, at yarışı oynuyorsun, piyango bileti alıyorsun. Bir deneyelim dedik, herkese helal de bana mı haram diye kendini savunduğunu zannediyorsun. Bütün varlığın peşkeş çekiliyor, haberin olmuyor ya da vurdum duymazlık yapıyorsun. Günde 5 vakit namazında “gayril mağdubi aleyhim veleddallin” diyorsun. Belki anlamını bilmiyorsun ama günde 40 kere “Allah’ım bizi gazaba uğramışların; Hıristiyanların sapmışların; Yahudilerin yoluna iletme” diyorsun.

Diyorsun ama:
Mescitten dışarı çıktığında Amerika ile Filistin’i karşılaştırıyorsun, akıllı olmamız lazım kardeşim bir yanda fil öbür yanda karınca diyorsun, siz hangisinin yanında olursunuz diye bilgelik taslıyorsun, bir de kalkıp hala süper güç Amerika diye avazın çıktığı kadar bağırıyor, dostunun reklamını iyi yapıyorsun. Yaptırmazlar diyorsun, dünyanın gerçekleri bu diyorsun, reel politika diyorsun. Avrupa Birliği’ne muhakkak girmemiz lazım diyorsun. Toprak ayağımızın altından kayıyor, sen hala akıllanmıyorsun!

Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum Ya Rabbi diye başladı Hamas’ın lideri Şeyh Ahmet Yasin. Bu mektup sana yazılmamış mıydı ki, kanayan yaralarımız durmaz oldu. Sen harekete geçmediğin için o, 22 Mart 2004’te şehit oldu. Uyansana kardeşim hala ne diye uyuyorsun sen uyuduğun için ümmetin göz pınarları kurudu! Nerede kaldı Kalu belada elest bezminde verdiğimiz sözler! Nerede kaldı amenna ve saddakna’lar, nasıl eliniz kolunuz bağlı oturabiliyorsunuz ey Müslümanlar! Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Allah inananların yardımcısıdır diyor kitabın. Ama sen, ama sen Amerika’nın gücünden korkuyor, Allah’ın vaadiyle şuurlanmıyorsun. Utan be kardeşim biraz olsun utan, ecdadından utan, şehitlerden utan, Allah’tan utan! Geri dönüş yok bak! Geri dönüş yok Kabristandan!

Hep birlikte Allah’ın ipine; İslam’a sımsıkı sarılın, tefrika yapmayın; ben daha iyisini yaparım deyip ittifak etmemezlik, başka bir yolda İslam’a hizmet ederim havasına girmeyin diyor Cenab-ı Allah. Sen ise, neye inandın, nasıl yaşadın ve ne yapıyorsun?Yine Hafız Mehmet Akif diyor ki:

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

Alışveriş yaptığımız esnaf ayrı, siyasetimiz ayrı, duamız ayrı, mealllerimiz ayrı, fetvalarımız ayrı, hukuklarımız ayrı, neyimiz ayrı değil ki söyle? Söyleee! Birliktelik noktasında Cuma namazında bile ayrıyız kalben de olsa. Kur’an ve Sünnet konusunda ihtilaflı olanlar var hatta aramızda. Nerede alimlerimiz, nerede şeyhlerimiz, nerede liderlerimiz! Bu böyle gitmez, bu yürümez diyen, durun ey kalabalıklar diyen yok mu? Yok mu bu ümmetin halifesi!

Ey Müslüman! Günaydın, tünaydınlı dönemlerde Esselamü aleyküm tebliğini yapanların peşinden niye gitmiyorsun! Neden siyaseti ulemanın yönlendirmesiyle, ümmet şuuru içinde, cihad şuuru içinde sırf Allah rızası için yapanların peşinden gitmiyorsun! Neden aklını Yahudi’ye Hıristiyan’a satıyorsun. Senin akıl hocan Kur’an ve Sünnet değil miydi söyle! Hak ile batıl birbirlerine çok mu benziyorlar da bunları karıştırıyorsun! Neden korkuyorsun, niye harakiri yapıyorsun! Allah seni her taraftan çağırıyor ama sen yanaşmıyorsun! Daha hala aynı sesleri duyar gibiyim, doğru söylüyorsun ama İsrail izin vermeeez, Amerika yaptırmaaaz diyen bir ses. Yahu kardeşim, bana ne Amerika’dan, bana ne İsrail’den Allah’tan korkarım ben Allah’tan!


İzzet Demir/Gümüşhane


"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.







<br/><a href="http://oi43.tinypic.com/34tcr3a.jpg" target="_blank">View Raw Image</a>

Lenin: İstanbul Müslümanların Olmalı

Lenin 20 Aralık 1917 tarihli Sovyet Hükümeti bildirisinde İstanbul’un Müslümanların idaresinde kalması gerektiğini ifade etmişti 1917 Ekim Devrimi, ilk yıllarda Ortadoğu'nun büyük kısmı tarafından sevinçle karşılanmıştır. Uzun zamandır Batılı güçlerce bastırılan toplumlar komünist devrimi tarihi bir şans olarak görmüşlerdir. Bolşevikler, Rus İmparatorluğu Dışişleri Bakanlığı arşivindeki gizli antlaşmaları bilhassa Ortadoğu'daki Arap nüfusu Fransa ve İngiltere arasında pay eden Sykes-Picot antlaşmasını ifşa etmişlerdir.

Ardından Lenin 20 Aralık 1917 tarihli Sovyet Hükümeti bildirisinde Müslümanların kendi topraklarının egemenleri olma ve kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptir demiştir. Bu açıklaması şöyle devam eder: "Doğulu Müslümanlar, İranlılar, Türkler, Araplar ve Hindular! Canları ve malları, özgürlükleri ve vatan toprakları asırlardır gözleri dönmüş Avrupalı haydutlar tarafından gasp edilmiş sizler! Savaşı başlatmış bu haydutlar, memleketlerinizi soydukları yetmezmiş gibi, bugün de topraklarınızı aralarında pay etme arzusundalar!

Altında devrik Çar'ın imzası bulunan ve azlolunmuş Kerenski hükümetince de onanmış olan, İstanbul'un işgaline dair gizli anlaşmaların feshedildiğini ve geçersiz olduğunu ilân ederiz. Rusya Cumhuriyeti ve hükümeti, Halk Komiserleri Konseyi, yabancı toprakların işgaline karşıdır. İstanbul, Müslümanların idaresinde kalmaya devam etmelidir."



"http://img14.imageshack.us/img14/8572/imzaew.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages