Enfal Suresi , Ayet 73وَالَّذينَ كَفَرُواْ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ إِلاَّ تَفْعَلُوهُ تَكُن فِتْنَةٌ فِي الأَرْضِ وَفَسَادٌ كَبِيرٌ
Meal: İnkar edenler de birbirlerinin velileri (dost ve yardımcıları)dır. Eğer siz de(dostluk ve yardım hususunda bunu) yapmazsanız , yeryüzünde büyük bir fitne ve büyük bir kargaşa olur.
( Feyzü'l-Furkan Meali )
Kâfir olanlar bile birbirinin yardımcılarıdır. Eğer siz bunu yapmazsanız yer yüzünde bir fitne ve büyük fesâd olur.
( Hasan Basri Çantay Meali )
Kâfir bulunanlar da yekdiğerinin veliyleridir, böyle yapmazsanız yer yüzünde bir fitne ve büyük bir fesad olur.
( Elmalılı Hamdi Yazır Meali )
ÇOK SEVDİĞİ NE İSEHazreti Musa Aleyhisselâm zamanında evliyaullahtan ve meşâyihi kiramdan ve büyük ulemadan Belam Bin Bâûr isminde bir kimse vardı ki, duası kabul olunur, mürşid-i kâmil, fazilet ve marifet sahibi bir zat idi. Tam 400 yıl gece-gündüz Cenabı Hak'ka ibadet etmişti. Hatta zaman olurmuş ki bir secdede dört gün dört gece durur, tesbih ve tahmid okurmuş. Hak Celle ve ala Hazretlerinin vahdaniyyetine dâir 700 tane kitab te'lif ve tasnif etmiş. Ve mihrablarında oturup daima insanları irşad ile meşgul olurmuş. Bazan da 700 müridi ile birlikte havada uçarlarmış.
İşte bu vasıflarda bir kimseyi, Cenabı Hak ibadetinden reddedip, güneşe tapan kâfirlere ilhak eylemiş. Nitekim Kur'an-ı Kerim'deki «Femeselühû Kemeselil-Kelbi» âyet-i celîlesi bunun hakkında olduğu tefsirlerde yazılıdır.
Bu kıssanın tafsili ise şöyledir:
Hazreti Musa Aleyhisselâm, Şam tarafında bulunan kavm-i cebbarin ile harbetmek üzere, Cenabı Hak tarafından memur edilir.
Beni İsrail ile beraber Tur dağından hareket ederler. Beni İsrail 12 kabile olup her kabilede 50 şer bin kişi bulunmakla 600 bin kişi idiler. Hazreti Musa Aleyhisselâmm böylece Şam havalisine hareketini, kavm-i cebbarin haber alır ve hemen şeyh Belam'a müracât ederler. Zira ekserisi Belam'ın müridleri ve halifesi idiler.
Hazreti Musa Aleyhisselâmın Şam tarafına gelmesine hased ederler. İblis aleyhillâne de Belam'a:
- Eğer Musa bu tarafa gelirse, o peygamberdir bütün insanlar O'nun yanına giderler, sizin ise evvelki rağbetiniz kalmaz diye, bir takım iğva verir. Aralarında Şeyhe çok muhabbetli olanlardan bir kaç tanesi, sûret-i Hak'tan gözükerek:
- Şeyhimiz, efendimiz, Hazreti Musa bu tarafa geliyormuş. Pek âla, ve lâkin onlar tamamen askerdirler. Bizim ise memleketimiz onları idareye tahammül edemez. Azizlerimiz zelil ve memleketimizde kıtlık vaki olur. Lütfen siz, gelmemesi için dua edin, diye çok ricada bulunurlar.
Fakat şeyh buna asla rıza göstermez ve O peygamberdir. Onların, seyir ve hareketi vahy-i ilâhî iledir. Bu hususta, onların gelmemesine dua etmek, azgınlık ve âsi olmaktır. O ise büyük bir peygamberdir. Hepimizin peygamberi ve şeriatı ile de âmil olduğumuz halde, aleyhine ve takdir-i Hak'ka muhalif dua etmek kötü bir netice meydana getirir. O'nun gelişinde bereket vardır. Sayesinde bizler de rahatlarız diye, bir hayli nasihatlar ederek hepsini, men ve def eder. Onlar şeyhi ikna etmeye bir türlü çare bulamayınca başka yollar aramaya başlarlar.
Şeyhin gayet güzel, o civarda hiç emsali olmayan bir ailesi vardır. O'na hediye tarzında bir kısım kıymetli ve nadide şeyler ile kumaşlar getirip:
- Ey bizim muhterememiz, vilayetimizde Hazreti Şeyhten ulu kimse ve senden iyi bir hatun daha yoktur. Hazreti Musa, bu diyara doğru gelmektedir. O peygamberdir, geldiği zaman bütün insanlar O'na giderler. Hazreti Şeyhin izzet ve hürmeti ve sizin de rağbetiniz kalmaz. Şeyh Hazretlerine ifade ettik razı olmadılar. Lütfen şeyhin izzeti ve sizin hürmetiniz için, Hazreti Musa'nın gelmemesi için Şeyhe dua ettirin. Duaları müstecab olduğu şüphesizdir. Eğer dua ettirir iseniz, nihayetsiz mal toplayıp, zat-ı muhteremelerine takdim için gayret gösteririz derler. Ve kadını razı ederler, İblis aleyhillâne de iğvası ile ikna ettirmeye söz vererek, gece - gündüz şeyhe sûret-i Hak'tan bazan lütuf ve bazan da ağlamak ile, her nasılsa iğfal eder ve Hazreti Musa Aleyhisselâmın Tur dağından hareketini haber alan Şeyh Belam, artık kâmil oldum zanneder. Kalbi marifet-i ilâhî'den ve esrar-ı vahdaniyetten habersiz olarak, ettiği ibadetlerde iblis gibi istidrac ettiğini idrak edemeyip ucub ve kibir sahrasında nefsu hevasına uyar. Bunlardan başka aklı noksan olan kadınına da tam muhabbet besleyip O'nun rızasını Hak'kın rızasına tercih eder ve benim duam dergâh-ı izzette kabul olunur diyerek dua edeceğine söz verir.
Şiir:
Kadına meyl edip sevmek, hakikatte hamakattır.
Ki onlara gönül vermek, şeriatta sefahettir.
İblis, Şeyhin Hak'kı gören gözü önünü kadın vasıtası ile örttü. Ve Şeyh gayret-i cahiliyye kuşağını beline kuşanıp, nefsi emmaresi ile mücadeleleri de bırakarak, Salihiyye dağında dua etmek üzere yola çıktı. Giderken:
- Ey Şeyh, nereye gidiyorsun, geri dön. O, Hak'kın emri ile gelen Kelimullah'tır. Gerçi duan dergâh-ı izzette makbuldür ve lâkin sonu hayır değildir. İblis gibi nedamet çekersin, diye gizliden ses gelir.
Şeyh bir miktar durur. Fakat gayret-i cahiliyyesi ile" ve vefasız kadınının muhabbetini, iblis kalbine ilka etmekle, bu nida-yi Hakîkate uyanamayıp yola devam eder. Bir müddet gittikten sonra havada uçan kuşlar açık bir lisan ile:
- Ya Şeyh, nereye gidiyorsun, geri dön. Hepimiz, Ulûlazîm Rasûlü Âzam olan Hazreti Musa'nın gelmesine ve bu diyarı şereflendireceğine seviniyoruz. Allahu Teâlâ Hazretlerinden kork. Son pişmanlık fayda vermez, dedikleri zaman şeyh bir miktar daha durur ve şöyle düşünür:
- Ben iblisin ve kadının yanına ne yüzle giderim. Bir kısım kuşların sözleriyle mi döneyim. Sonra tevbe ve istiğfar ederim, nasıl olsa dergâh-i Hak'da kabul olunur.
Böylece yine yoluna devam ederken, ağaçlar açık bir lisan ile:
- Ya Şeyh, nereye gidiyorsun, Allahu Teâlâ Hazretlerinin rızasına muhalif harekette bulunma. Sonra pişman olursun. İblis ne derece yakın iken nasıl reddedildi ve melun oldu. Sonunda harab olursun, geri dön. O gelen Hazreti Musa'dır. Bizler O'nun cemâline âşığız. Rızâya aykırı dua etmek senin fazlına ve takvana yakışmaz, derler
Fakat iblis aleyhillâne her taraftan O'nu sarmıştır. Bunlardan hiç birisi kulağına girmez ve merkebini dövüp yoluna devem etmek isteyince bu defa de merkebi asla yerinden hareket etmeyip, açık bir lisan ile:
- Ey âsi ve azgın insan, Cenabı Hak'kın emri ile gelen Kelîmullah'tır. Bütün mahlukat O'nun gelişine sevinirken sen, gelmemesi için dua etmeye gidiyorsun. Akibetinin iblis gibi olacağı açıktır. Beni de âsi etme. Öldürsen bir adım bile ileriye gitmem, der.
Bunun üzerine, gözleri örtülen o şeyh inad eder ve merkebinden iner, yürüyerek dua mahalline gider ve duasını yapar. Cenabı Hak hikmeti üzere duayı kabul buyurur. Şeyh de dönüp aklı kısa kadınına ve müridlerine bunu haber verir. Hep birlikte sevinirler.
Gelelim Hazreti Musa Aleyhisselâma.
O Sultan-ı Azîm de kavmi ile beraber Tur dağından kalkıp Konkoçe sahrasına gelmişlerdi. Şeyh-i habisin duası da tam o zaman kabul olunmuştu.
Hazreti Musa Aleyhisselâm ertesi gün kavmi ile beraber hareket ederler ve akşama kadar yol giderler. O gece istirahat etmek için konaklayıp, sabah kalktıklarında, kendilerini tekrar hareket ettikleri yerde bulurlar. Sahih rivayete göre bu hal tam 40 gün devam eder.
Nihayet Hazreti Musa Aleyhisselâm Cenabı Hak'ka teveccüh edip «Ey bütün sırları ve gizlilikleri bilen Rabbim! Emrine uyarak gaza etmek için bu sahraya kadar geldik. Bu kadar zamandır ilerlemek için gayret ediyoruz, fakat bir türlü olduğumuz yerden ileriye gidemiyoruz. Bunun hikmeti nedir? diye münacatta bulunur.
Allahu Teâlâ Hazretleri de:
- Ya Musa! Kavm-i Cebbarın büyüklerinden duası dergâhımda kabul olunan Belam, senin o diyara gitmemen için dua etti. İşte bundan dolayı siz o sahradan ileriye gidemiyorsunuz, buyurdu. Hazreti Musa Aleyhisselâm:
- Ya Rabbi! O Belam'ın çok sevdiği ne ise, senin emrine muhalefette bulunduğu için, onu al, diye tazarrûda bulunur.
Böylece, biçare Belam'ın duası kendi aleyhine döndü ve Cenabı Hak O'nun en sevdiği şeyi olan imanını aldı ve son nefesinde imansız olarak gitti.
Rivayet edilir ki, Belam'ın cennetteki makamı, Eshâb-ı Kehfin köpeği olan Kıtmir'e verilmiştir.
Kaynak: Büyük Dini Hkayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu
Rabbim son nefeste imansız gitmekten cümlemizi muhafaza eylesin.
Herkese Hayırlı Cumalar
~ Hayırlı Cumalar diliyorum. ~
Yokluğu,
varlığıyla süsleyen, damlaya deryâların vüs’atini bahşeden Âlemlerin
Yaratıcısı Allah’a, O’nun ilmi ve malumatı adedince hamd ü sena; Yüceler
Yücesi Rabbimiz tarafından kainata en büyük rehber ve en yanıltmaz
muallim olarak gönderilen Rahmet Peygamberi Hazreti Ahmed ü Mahmud u
Muhammed Mustafa’ya, seçkinlerden daha seçkin aile efradına, her biri
birer îlâ-yı kelimetullah kahramanı güzide arkadaşlarına kainatın
zerratı adedince salât ü selam ediyor, kapısının tozu-toprağı
gözlerimize sürme Sultanlar Sultanı’nın ulu dergahı önünde,
gönüllerimizi avuçlarımızın içine alıp bir defa daha yakarışa geçiyoruz: Ey
her şeyin zimamı yed-i kudretinde bulunan Yüce Rabbimiz! Biz zayıf ve
aciz kullarını, olmuş ya da olması muhtemel her türlü tehlikeli
durumlardan ve Senin sevip razı olmadığın bütün hallerden, fikir
sapmalarından ve düşünce bozukluklarından muhafaza buyur.. ululuğunun
nurunu insî, cinnî şeytanların ve durmadan kötülüğü salık veren nefs-i
emmarenin şerleriyle bizim aramızda perde yap! Rabbimiz!
Bütün günahlardan ve o günahlara götüren yollara düşmekten yine Senin
rahmet ve inayet iklimine sığınıyoruz. Münezzeh ve mualla yakınlığını
lütfederek payeler üstü payelere erdirdiğin kurbet kahramanlarına
hatırlattığın hakikatleri, hata, günah ve isyan mülahazaları
zihinlerimize hücum etmeden önce, bize de hatırlat ve sakındırıp
menettiğin ne varsa hepsini bize çirkin göster; onların yalancı
tatlarını kalblerimizden izale buyur! Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile fertlerine ve bütün ashabına salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabbimiz..
Vücûdu
bütün varlığın dayanağı, kudreti her şeyin güç kaynağı, irâdesi eşyâ ve
hadiselerin üzerinde akıp gittiği biricik yörünge, marifeti
canlarımızın cânı.. vücuduyla cihanlara varlık urbası giydiren.. arzı,
semâyı bir meşher gibi hazırlayıp gözler önüne seren ve sergileyen..
aylarla, güneşlerle, yıldızlarla her gece ayrı bir donanma gecesi teşkil
eden âlemlerin Rabbi Allah’a nihayetsiz hamd ü senâ; yaratılışın
gayesi, varlığın özü, peygamberlik hakîkatının zübdesi, kemâliyle
Ferîd-i Kevn ü Zaman ve bihakkın Fahr-i Kainat, Cenab-ı Hakk’ın
rahmâniyet ve rahîmiyetine en mücellâ, en parlak ayna; öteler ötesinde
muhaverelere konu biricik mevcut.. yokluğun bağrında ilk kızaran gül..
şu bağistân-ı cihana en güzel nağmeler dinleten bülbül.. mukteda-yı
ekmel ve rehber-i küll Efendiler Efendisi’ne, aile fertlerine, ashabına
salât ü selam ediyor, hadd ü hesaba gelmez günahlarımızın rahmet
deryasında eriyip gideceğini ümid ettiğimiz Mevla-yı Müteâl’in, tevbeyle
kendisine rücû eden kullarına her zaman açık kapısının önünde
ellerimizi açıyoruz:
Ey recâ kapısının biricik sahibi.. ey bütün ümit ve beklentilerin
yegâne mercii! Gönülden istediğimiz şeylerin tahakkuku hakkındaki
recamızla sadece Sana teveccüh ediyoruz; beklentilerimizi dua kabul
buyur.. af ve cömertlik denizinden üzerimize sağanak sağanak rahmet
yağdır, yağdır ki Senin huzur bahşeden huzuruna emniyet ve selamet
içinde varabilelim. Bütün lezzetleri acılaştıran ölüm değişik
zorluklarıyla gelip çattığında, kabirde, topyekün niyet ve amellerin
ortaya döküldüğü hesap gününde, sevenlerin sevdiklerine davrandığı gibi,
Sen de bize re’fet ve şefkatinle muamelede bulun.. rahmetine her zaman
muhtaç bu fakir kullarını, mahşer gününün ve amellerin teraziye konulup
tartıldığı ânın sıkıntı ve kederlerinden yine merhametinle ferahlandır..
bütün varlığı çepeçevre kuşatan şefkatinle ve bitip tükenmek bilmeyen
iyilik hazinenle bizleri de sarıp sarmala!Salât ü selamla kaldırdığımız
ellerimizi, bir kere daha Efendimizi, O’nun biricik aile fertlerini,
yıldızlar kadar yükseklerde pervaz eden ashabını hayırla yad ederek
indiriyor, duamızı salât ü selam payandasına dayandırıp kabulunü öylece
umarak bunları Senden diliyoruz Rabbimiz!
Ulu
dergahına en güzel isimleriyle teveccüh eden gönülleri asla mahzun
bırakmayan, semalara doğru açılan elleri hiçbir zaman boş çevirmeyen
âlemlerin Rabbi Allah’a sonsuz hamd ü sena; O’nun mustafa, mücteba ve
murtaza kulu, nübüvvet şiirinin biricik kafiyesi Hazreti Muhammed’e,
hiçbir değerle ölçülemeyecek kadar kıymetler üstü âline, ashabına
çöllerdeki kum taneleri ve yeryüzüne nüzûl eden yağmur damlaları
adedince salât ü selam ediyor, şu kutlu zaman diliminin, dualarımızın
kabulüne bir vesile olacağı ümidiyle bir kez daha rahmeti sonsuz
Mevla’mıza yöneliyoruz: Allahım! Evvel Sen, Âhir Sen, Zâhir Sen, Bâtın
Sen, her şeyin ilmi nezdinde olan yegâne Alîm de Sensin. Bahtına düştük,
ne olur, Doğu ile Batı’yı birbirinden uzak tuttuğun gibi, inadı,
lüzumsuz yere ısrarı ve arzularına uymak suretiyle İblis ve avenesine
benzemeyi de bizden fersah fersah uzak kıl. Bilerek ya da bilmeyerek
işlediğimiz günahları, Senin mukaddes sevgine mazhar olmuş kullarının
günahları (gibi) kabul et.. Sen’in inayetinle bizden sadır olmuş şayet
bir kısım hasenât varsa, onları da kendi hata ve kusurlarıyla Sen’in
sevginden mahrum kalmışların hasenatı gibi değerlendirme.. âkıbetimizi
ihlasa mazhar olmuş kullarının akıbeti gibi eyle.. umutlarımızı da boşa
çıkarma, ey her isteyene veren ve Kendisi’ni ihsanda bulunmaktan hiçbir
şeyin engelleyemediği lütuf ve kerem Sahibi... Salât ü selamla
kaldırdığımız ellerimizi, bir kere daha Efendimizi, O’nun biricik aile
fertlerini, yıldızlar kadar yükseklerde pervaz eden ashabını hayırla yad
ederek indiriyor, duamızı salât ü selam payandasına dayandırıp kabulunü
öylece umarak bunları Senden diliyoruz Rabbimiz!
Hataları
bağışlayan, belaları kaldıran, ikram ve ihsanı bol ve rahmet hediyeleri
kainatın her yanını doldurmuş olan âlemlerin Rabbi Allah’a nihayetsiz
hamd ve şükür; dünyada iman ve marifetle, ötede Cennet ve Cemalullah’la
tüllenen âlemlerin sırlı anahtarı, kapısı, o kapı ötesindeki bütün
mazhariyetlerin ışıktan vesilesi, künhü nâkâbil-i idrak hakikatlerin
müfessiri, arkasına aldıklarının aldatmaz mürşidi, ehl-i tevhidin
kıblenümâ mahiyetindeki imamı, Hakk’a gönül verenlerin vefalı ve candan
dostu, şeytanın ve şeytanîliğin en amansız hasmı, dünya ve ukbâda
kendine bel bağlamışların koruyucu serası ve mücrimlerin şefaatkânı
Efendimiz Hazreti Muhammed’e, O’nun nezih aile efradına ve güzide
arkadaşlarına kainatın zerratı adedince salât ü selam ediyor, esma-i
hüsnasını Rabbimiz nezdinde şefaatçi yaparak bir kutlu gecenin
arefesinde bulunduğumuz şu günlerde bir defa daha ellerimizi
kaldırıyoruz: Ey hem dünyada hem de ukbada bitip tükenme bilmeyen
hazinelerin sahibi.. ey ihsan ve atâsıyla bütün âlemleri kuşatan yüce
Rab! (Mukaddes ve bereketli) hazinelerinin kapılarını bize de aç..
teveccüh buyur ve nezdinden hususi bir nurla simalarımızı, sinelerimizi
pür-nur eyle.. Sana yaklaştırmayan ve Sen’den uzaklaştıran masiva adına
ne varsa hepsini tecellilerinin şualarıyla gönlümüzden çıkar.. çıkar ki
kalbimizde sadece Senin sevip hoşnut olduğun şeylere karşı arzu ve
iştiyak kalsın. Her dem tazelenen sürpriz eltâf-ı sübhaniyenle biz
muhtaç kullarını sarıp sarmala.. maiyyetini içimize öyle duyur ki onunla
Sen’den başka her şeye karşı müstağni kalabilelim. Ve ey Rabbimiz!
Mukarrebîn ve ebrara nimetlerini sağanak sağanak yağdırdığın gibi bize
de bol bol iyilik ve cömertlikte bulun!Ellerimizi indirirken, arz u
semayı yüzü suyu hürmetine yarattığın Kainatın İftihar Tablosu Hazreti
Ahmed ü Mahmud u Muhammed Mustafa’ya, âline ve ashabına bir kere daha
salât ü selam ediyor, iki salât ü selam arasına sıkıştırılmış niyazların
reddolunmayacağı ümidiyle dualarımızın kabulunü bekliyoruz, Rabbimiz!
Değişik
vesilelerle yetersizliğimizi ve tutarsızlığımızı hatırlatarak
gözlerimizdeki perdeyi aralayıp dergâhına sığınma yollarını gösteren..
ömrünü dün ve bugün arasında yalpa yaparak geçiren mağmûm ruhları,
varlığımızın özünden kaynaklanan isteklere, iştiyaklara uyaran ezel ve
ebed âleminin biricik Hükümdârı Rabbimiz’e, O’nu zikredip duran
mevcudatın nefesleri adedince hamd ü sena; gökler velîmesine çağrılan
Hakk’ın özel davetlisi, herkesin gözünü diktiği “Kâb-ı Kavseyn”’e
uğrayıp geçen ve “Sidretü’l-Müntehâ”’nın misafiri olmak sadece Kendisine
bahşedilen Mirac Şehsuvarı Efendimiz’e, O’nun âl ve ashabına,
inananların hasenatı sayısınca salât ü selam ediyor, acz u fakrı şiar
edinerek gücü her şeye yeten Mevlâ’mıza yakarışa geçiyoruz: Rabbimiz!
Bizim için de nezdindeki hazinelerin kilitlerini açmanı ve esrar-ı
rubûbiyetinin perdelerini aralamanı dileniyoruz. Bize ulûhiyetinin
esrarıyla teveccühte bulun.. azamet ve kibriyanla öyle tecelli et ki,
gönül gözlerimiz Seni unutup da kendimize ve masivaya takılmaktan
kurtulsun.. nurunun şualarıyla bütün cismanî meyillerimizi siliver,
siliver de hayvaniyetimize bakan yönüyle keyfiyet ve kemiyet darlığına
dûçar kalmayalım. Ey Rabbimiz! Biz âciz, zayıf, garip ve muhtaç
kullarına rahmaniyetin, rahîmiyetin, inayet ve riayetinle nazar kılmanı
istiyoruz. Senin ulu dergahına yönelen şu derbeder gönülleri boş
çevirme! Biricik önderimiz Peygamber Efendimiz’e, ihsan ve vefa
hisleriyle bir bütün haline gelmiş aile efradına ve seçkin arkadaşlarına
salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabbimiz...
Varlığı
her şeyde apaçık görünen, bütün kusur ve noksanlardan da sonsuz derece
uzak olan âlemlerin Rabbi Yüce Allah’a, kainatta cilvelenip duran
tecellilerinin sayısı adedince hamd ve şükür, muallim-i ekber ve eşsiz
rehber Peygamberimiz Efendimiz Hazreti Muhammed’e, ehl-i beytine ve
sahabe-i güzinine, kainattaki mevcudat sayısınca salât ü selam ediyor,
dillerimizin gönüllerimizle bir olup ‘Gufran, gufran!’ diye niyaza
durduğu şu semeresi bol mevsimde bir defa daha ellerimizi kaldırıyoruz:
Allahım! Sen’den bizi yolların doğrusuna iletmeni ve takva duygusu ile
dopdolu hale getirmeni dileniyoruz. Nefislerimizin içimize akıtabileceği
her türlü şer düşüncesinden, Sen’inle aramıza girip perde olabilecek ve
bizi Habîb’inin yolundan alıkoyabilecek bütün manilerden de yine Sana
sığınıyoruz. Rabbimiz! Kalblerimizi topyekün şüphe, şehvet, gaflet ve
nefsanî hazların kirlerinden arındır ve bizi her haliyle örnek seçkin
kullarından eyle.. gönlümüzü, dilimizi zikir ve şükür hisleriyle, hamd ü
sena sözleriyle doldur; doldur da bütün latifelerimizle dipdiri hale
gelelim. Ya Rab! Ruhlarımızı rıza makamına yükselt ve bizi hep kalb ve
ruhun yüce ufuklarında gezdir! Kainata rahmet peygamberi olarak
gönderdiğin Efendimiz Hazreti Muhammed’e, aile fertlerine ve bütün
ashabına salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabbimiz...
MÜBAREK CUMANIZI TEBRİK EDERİM
İSMAİL KOCAOĞLU
KONYA
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
"Sakın cahillerden olma."
En'am 35
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
" İnsanların idrak seviyelerine göre konuşmakla emrolundum. "
(Buhârî, İlim, 49)
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Şu insanlar ne garip! Yarın olsa da bir iş işlesem derler. Düşünmezler ki bugün dünün yarınıdır."
[Mevlânâ Şemseddîn Fenârî]
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Bâzı Peygamberler kavimlerine şöyle derler: "Hayâsızların çokluğundan hayâ etmez misiniz?"
[Seriyyi Sekatî Hz.]
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor: "Bid’at sahibine kıymet veren İslamiyet’i yıkmaya yardım etmiş olur."
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Tasavvuf, halk içinde Hak ile olmaktır."
[Osman bin Merzûk Hz.]
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
Vücudun rahatı az yemekte; rûhun rahatı az günahtadır.
İmâm-ı Gâzâli (Rahmetullahi aleyh)
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
Bir toplum seni öne geçirmedikçe, ne namazda ne de baska islerde onlarin önüne geçme
İmam-ı Azam Hazretleri
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
Bi hata işlediğinizde , Allahtan mağfiret (bağışlanma) isteyiniz, çünkü Hatalar,insanlar yaratılmadan önce yaratılmıştır.
Bütün helak hatada ısrardadır.
(CAFER-İ SADIK KUDDİSE SİRRUHU)
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
Kâfırlere kıymet vermek, müslümanlığı aşağılamak olur.
İmam-ı Rabbani Hazretleri
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
Bu yolu bulamayanlara değil, Bulupta nasiplenmeyenlere acırım.
Şah-ı Nakşibendi k.s
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
Nefs-i emmâreden kurtulmuş olmanın alâmeti, insanların övgüsünü ve ayıplamasını eşit görmektir!
Mevlana Halid-i Bağdadi k.s
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
Namaz kılmak, yalnız Allahü teâlâdan korkan müminlere, kolay gelir.
İmâm-ı Rabbânî (Rahmetullahi aleyh)
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Allah'a çok dua edin zalimlere asla destek
vermeyin onlara tebessüm bile etmeyin; bir dalkavuk bir zalime "ya
seyyidî: ey efendim" dese Allah gazablanır arşı a'la titrer; bunu hiç
aklınızdan çıkarmayın!"
[Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN]
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Murada ermedim diye düşüne düşüne kalbini yakma, kardeşim. Çünkü her gecenin gündüzü vardır."
Şeyh Sâdi Şirâzi Hz.
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Kalbinde bir katılaşma gördüğünde, sâlihlerle
sohbet et, yemeği azalt, nefsinin isteklerini yapma ve onu sıkıntılara
alıştır."
[Ebû Hasan Hz.]
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Sözü Allah'ın [سبحانه وتعالى] yolunu
göstermeyen, hali Allah'a [سبحانه وتعالى] ulaştırmayan kimse ile
arkadaşlık etme."
[Ibn Ataullah el-Iskenderi]
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Sana söz getiren, senden de söz götürür. Babasına ve annesine itaatli olan evladını kendisine itaatli bulur."
Erzuurmlu İbrahim Hakkı
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer. Söküp atmak çok güçtür."
Cenap Şahabettin
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"İnsan, tarihe her istediğini söyleyebilir. Çünkü ölüler itiraz edemezler."
Cenap Şahabettin
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Varsın sen ilah yine varsın yine varsın. Aklımda, hayalimde ve hissimde yaşarsın."
Cenap Şahabettin
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Karanlık
aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar. Güneş yalnız da olsa etrafına ışık
saçar. Üzülme doğruların kaderidir yalnızlık." Kargalar sürü ile
kartallar yalnız uçar."
Ömer Hayyam
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
"Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi."
Muhibbi- Kanuni Sultan Süleyman
✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮✿⊱╮
İmtihân dediğin kâğıt kalem ile olmaz kurbanım; Kul, kul ile sınanır...