YİNE YERYÜZÜNDE AÇLAR VAR, MÜSLÜMANLARIN KANI AKIYOR, SAHİPSİZ KALMIŞ MÜSLÜMANLAR, GÖZLERİNİN ÖNÜNDE CANINDAN KIYMETLİ YAVRUSUNUN CAN VERİŞİNİ GÖRENLER VAR, AÇLIKTAN AĞLAYANLAR, MÜLTECİ KAMPLARINDA HASTA ANNESİNE KARDEŞLERİNE YEMEK ALMAK İÇİN KUYRUKTA BEKLERKEN YEMEĞİ ALMAKTAN ÜMİDİNİ KESMİŞ 10 YAŞINDA ÇOCUĞUN ÜMİDİNİ KAYBEDİŞİ VAR, HASTAHANELERDE ŞİFA BEKLEYENLER VAR, HUZUR EVLERİNDE CANLARINDAN ÇOK SEVDİKLERİ YAVRULARINI GELİNLERİNİN TAHAMMULSÜZLÜKLERİNDEN DOLAYI BEKLEYEN ANNE VE BABALAR VAR, BAYRAMLIK HAYALİ KURAN ZAVALLI GARİBAN ÇOCUKLAR VAR, OLSUN YİNE DE BAYRAM BİZİM BAYRAMIMIZ, ELBET BİRGÜN GÜNEŞ DOĞAR, ELBET MAZLUMLARDA BİRGÜN GÜLER, MASUMLARDA BİR GÜN BAYRAM EDER, MÜBAREK KURBAN BAYRAMINIZI TEBRİK EDİYORUM.
CÜMLETEN HAYIRLI BAYRAMLAR DİLERİM ŞİMDİDEN. DUALARINIZDA HATIRLANMAK ÜMİDİYLE....herkese tek tek selam der sevgilerimi sunarım :)
“Yâ
Rabbi, Arafat'ta milyonlarca müslümanın ‘Lebbeyk’ diye ilticâ ettiği
zamanda, âciz kulun orada bulunamadı. Bu kulunun rûhunu onlarla beraber
kılıp, benim ilticâmı da onların ilticâsına ilhâk buyur. Orada afv-ı
umûmîye mazhar kıldığın kullarına beni de ilhâk eyle!..” AMİN
TEŞRİK TEKBİRLERİNİ UNUTMAYALIM İNŞ.OKUMAK VACİP Arefe günü sabah
namazından başlayarak beş gün -ki, zilhiccenin 13’üncü, bayramın
dördüncü günü- ikindi namazına kadar her farz namazın arkasından “Allâhü
ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve
lillâhi’l-hamd.” diye tekbir alınır. Toplam yirmi üç vakit eder.
Varlığı
ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri
geri çevirmez. Dualarınızın Rabbin yüce katına iletilmesine vesile olan
Kurban Bayramınız mübarek olsun.
KURBAN YÜREGİNİ SUNMAKTIR
Bizi Rabbimize yakınlastırmaya vesile olan kurban hakkında Hz. Aise validemiz, Resulullah’ın dilinden su müjdeyi haber vermisti bizlere: “Hiçbir kul, kurban günü, Allah indinde kurban kesmekten daha sevimli bir is yapamaz. Zira Allah için kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlarıyla, tüyleriyle, tırnaklarıyla gelecektir. Hayvanın kanı yere düsmezden önce onu kesen kimse, Allah indinde yüce bir mevkiye ulasır. Öyle ise onu gönül hoslugu ile kesin.”1
Kurban; yetimi, öksüzü, kimsesizi görüp gözetmektir. Bir lokma et ile de olsa kardeslerine, unutulmadıklarını, sevildiklerini hissettirmektir. “Benden size kötülük gelmez ancak hediye gelir” demektir. “Cografi olarak uzak olsanız dahi gönüllerimiz yakındır, sizi unutmadım” demektir. Kurban, karsılık beklemeden paylasmak, yaslı gözleri silmek, kırık kalpleri onarmak, gönül almak demektir. Varken vermeyi ögrenmektir kurban. Dünya gaileleri sebebiyle bir araya gelemeyen ana-baba, evlat, es dost ve yakınları aynı sofrada bulusturmaktır kurban.
Kurban; “bir”in “bin” oldugu bereket ve bolluk mevsimidir. Ashab-ı Kirâm’dan Zeyd İbn-i Erkâm (r.a) Efendimiz (s.av)’e “Ya Resulallah kurban nedir? diye sorar. Rahmet Peygamberi (s.a.v): O, babanız İbrahim’in sünnetidir buyurur. Sahabi tekrar sorar. ‘Ya Resulallah! Kurbanda bizler için ne gibi sevaplar vardır?’ Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v) kurbanın her bir tüyü için bir hasene vardır” buyurmustur.2 “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulasmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karsı gelmekten sakınmanız) ulasır.”3 buyuran Rabbimizin emrine itaat etmektir kurban. Kurban; Hz. İbrahim’in sadakati, Hz. İsmail’in teslimiyetidir. Kurban, Allah’ın verdigi malı Allah yolunda kurban ederek paylasma egitimidir. Kurban, yalvarıs-yakarıs ve niyazdır. Kurban, bütün peygamberleri hatırlamaktır. Kurban; nefsi, kini, nefreti ve isyanı topraga gömmektir. Kurban; merhamet etmek, imanda tereddüt etmemek, incitmemek ve incinmemektir. Kurban, kalbi her türlü kötülükten temizlemektir. Velhasıl kurban, yüregini Allah’a sunmaktır.
“Kurban oldugum Allah”4 deyisiyle en kıymetli sey olan canımızı yoluna feda edebilecegimizi ifade ederiz Rabbimize. “Canım kurban olsun senin yoluna” diye baglılıgımızı ifade ederiz efendiler efendisi Sevgili Peygamberimize. “Seni verene kurban olayım” diyerek dile getiririz muhabbetimizi sevdiklerimize.5 O halde, kardeslerim! Geliniz; Yüce Mevla’nın bizden bekledigi ihlâsı, sadakati, samimiyet ve teslimiyeti kusanarak kesecegimiz kurbanlarımız
vesilesiyle su Kur’ânî niyazı dilimize tesbih yapalım. “…Süphesiz benim namazım da, diger ibadetlerim de, yasamım da, ölümüm de âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”6
Salı günü idrak edecegimiz Kurban Bayramının arife günü olan Pazartesi sabah namazından itibaren baslayıp bayramın 4. günü kindi namazına kadar devam edecek olan toplam 23 vakit farz namazından sonra söylememiz gereken tesrik tekbirlerini unutmayalım. Dünyanın en ücra köselerinde yokluk ve zaruret içinde yasayan kardeslerimizi kurbanlarımızla hatırlayalım. Birbirlerimizi ziyaret edelim. Küçüklerimizi sevindirelim hayatta olan büyüklerimizin dualarını alalım, ahirete göç etmis olanlara da dua edelim. Allah’a yakınlıgımızı artıracak bu ibadetimizi, bütün kardeslerimiz arasında, varsa dargınlıklara ve küskünlüklere son verme, kardesçe yasayıp etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan dostluklara vesile yapalım. Bası oksanmadık bir çocuk, eli öpülmedik bir büyük, ziyaret edilmedik bir garip, sifa dilemedik bir hasta bırakmayalım. Rabbimiz bizlere, katına ulasan takva ile, İ brahimî bir sadakat, İ smailî bir teslimiyetle kurbanlarımızı kesebilmeyi nasip eylesin.
Kurbanlarınız makbul, bayramınız mübarek olsun.
Hazırlayan: Hasan TAVLI ( .H. Bala) Tashih: A. BOZKURT
1 Tirmizî, Edahî, 1/1493; bn-i Mâce, Edahi 3/3126. 2 bn-i Mâce, Edahi, 3. 3 Hac, 22/37. 4 Türk Atasözleri ve Deyimleri, st. 1971, c. 2, s. 372. 5 A.g.e. c. 2, s. 287. 6 En’âm, 6/162.
Bütün çağlara seslenen bir nidadır kurban. Dirilişedir çağrısı…
Bunun için kesiliyor kurbanlıklar. Her ölüm, bir diriliştir. Kutlu ölümler, toprağa ekilen tohum gibidir. Toprağa gömülmeyince tohum; ölmeyince; yeni filizler yeşermiyor. Bazen bire yedi yüz, hatta daha fazlasını veriyor…[1]
Ölüm olmadan, diriliş olmuyor. Kurban olacak, ölecek ki bazı varlıklar; daha güzelleri dirilsin, hayat bulsun. Kurbanları vesile kılarak ancak Allah’a kurbiyet (yakınlık) sağlayabiliriz.
Serüveni Habil ve Kabil ile başladı kurbanın. Günümüze dek geldi dirilişini yenileyerek… Kıyamete dek devam edecek yolculuğu…
Kurban bir eğitimdir… Yaratan’a yaklaşmanın eğitimi…
Bu samimi bilinç ve niyetle kulun, Rabbi için yaptığı bütün fiillerdir.
Bu bilinç uyanıklığı olmadıkça; Kulluk yapmış olmayız Rabbimize. Sadece kan akıtmış ve et yemiş oluruz. Namaz, oruç, hac ve bütün kulluğumuz da böyle değil mi?
Kurban kesmek, bir temsildir. Rabbe söz verişin temsili… Bir semboldür. Rab ile akitleşmedir, ahitleşmedir. Allah’a, Allah’ın emirlerine yakın olduğunu, amade olduğunu bildiriş; yasaklarından ise uzak kalacağına söz veriştir.
Kurban; bütün ahlaksızlıklara, edepsizliklere, kötülüklere ve aşırılıklara karşı ömür boyu oruç tutacağını ahdetmektir. Allah’tan başkasına asla rükû ve secde etmemektir. Haksızlığa boyun eğmemektir… Allah’tan başkasına dua ederek bir şey istememektir… Sadece Mina’da değil; şeytanı bir ömür boyu taşlamaktır…
Kurban; kulluğu, ibadeti ve itaati, canı, malı, hayatı ve ölümü yalnız Yaratan’a adamaktır. Bütün inancını, düşüncesini ve davranışlarını O’nun rızası ile mayalandırmaktır. Yirmi dört saatini ve bütün ömrünü Allah’a kulluk şuuru içerisinde geçirmek için gayret etmektir. İbadet de budur işte. Bunun için yarattı Yaratan bütün yarattıklarını. Yâkin (ölüm) gelinceye dek Allah’a ibadet ve itaat etsinler diye… İşte kurban, bu inançla kulun, Yaratıcıya yakın olma bilincini bileyişidir.
Evrenin sahibi olan Allah (c.c.)’ın, bizim kestiğimiz kurbanlıkların kanlarına ve etlerine ihtiyacı yoktur. O’nun, bizim ibadetimize ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Herkes, her şey O’na muhtaçtır. O, ğanidir, sameddir. Kâinatın sahibi, mülkün malikidir. Biz, O’nun memnuniyetine muhtacız.
Kurbanın sosyal boyutu da var elbet. Allah’ın kullarından o etlere ihtiyacı olanlar da var. Bir yönüyle paylaşmayı, yardımlaşmayı, dayanışmayı da teşvik ediyor kuşkusuz. Ama kurbanı et yemek ve et dağıtmaktan ibaret sanmak; asıl amaçtan sapmak olur. Maksat, sadece fakirin ihtiyacını karşılamak olsaydı; et yerine para vermek belki daha yerinde bir davranış olurdu. Kurban kesmekle Rabbimizin bizden ne istediğini derin derin düşünmek ve bu bilinç ile bütün hayatı kurbanlaştırmak gerek…
Bu nedenledir ki; Resulullah (a.s.)’in, kurbanlığını keserken okuduğu ayetler, kurban kesmenin anlamını ve mahiyetini de en güzel bir şekilde bize izah ediyor: “Şüphesiz ki ben, bir hanif (muvahhid, Allah'ı bir tanıyıcı) olarak yüzümü o gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'a yönelttim. Ben müşriklerden değilim.”[2] “Benim “salât”ım (namazım, duam ve bütün ibadetlerim), “nusuk”um (kurbanım, bütün kulluk ve itaatlerim), hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu.’ Ve ben Müslümanların öncüsüyüm (öncüsü olmak için -hayır yarışında- ceht ve gayret içerisinde olacağım).”[3] Ey Rabbim, (bu kurbanlık, bize) sendendir ve sanadır (senin rızan için kesiyoruz ve sana adıyoruz; sana ulaşacaktır.) Ey Rabbim, Muhammed ve ümmetinden bunu kabul buyur. Bismillahi, Allahu ekber.”[4]
Resul (s.a.v.)’in okuduğu ayetleri bizler de kurban keserken bir sünnet olarak okuyoruz. Ne diyoruz? Rabbimize ne söz veriyor ve neleri taahhüt ediyoruz?
Rabbimiz, kurban eylemi ile -çok önem verdiği- takva konusunda kullarını eğitmek istiyor.
Habil ve Kabil anekdotunda bu daha net bir şekilde ifade ediliyor. Kabil’in kurbanın, Allah tarafından kabul edilmeyiş sebebinin takvasızlık olduğu açıklanıyor: “Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani (ikisi de) birer kurban takdim etmişlerdi de; birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden): ‘Andolsun seni öldüreceğim.’ dedi. Diğeri de: ‘Allah ancak takva sahiplerinden (kurbanı) kabul eder.’ dedi.”[5]
Rabbimiz (c.c.), kurbandan maksadın takva olduğuna dikkat çekerek bir başka ayette şöyle buyuruyor: “Onların (kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşmaz; fakat sizin takvanız O’na ulaşır. Böylece size yol(unu) gösterdiği için Allah’ı tekbir edesiniz diye onları (kurbanlıkları) bu şekilde size boyun eğdirdi. Güzel davrananları müjdele.”[6]
Takvayı kuşanmak… İşte kurban kesmekte amaç!!..
Nedir takva?.. Bütün hayatı boyunca Allah’a asi olmaktan korkup Kur’an’ı rehber, Resulü önder ve örnek edinerek vahiyle bildirilen bütün emir ve yasaklara titizlikle uyup canı, malı, her şeyi; bütün hayatı O’nun rızası için, O’nun yoluna kurban etmektir. Mayınlı bir tarlada yürüyor gibi hayat yolunda günahlara adım atmaktan korkarak yürümektir. Allah’ın (c.c.) yasakladıklarından uzaklaşmak; emrettiği, hoş gördüğü, sevdiği işlere yönelmektir. İbadetleri, buna vesile kılmaktır. Bütün fiillerde Allah’ın memnuniyetini esas almaktır. Yalnız Allah için yaşamaktır ve yalnız O’na kulluk etmeyi şiar edinmektir. Hayatı, O’nun yoluna adayıp O’nun yolunda tüketmektir. Kurbanlığın yerinde kendimizi görmektir. Allah’a yaklaşmak amacıyla; her yalancı ilahı, vahyin onaylamadığı her inancı, düşünceyi, görüşü, felsefeyi, töreyi, âdeti, alışkanlığı Allah için, Allah yoluna kurban etmektir.
“Allah’ın yanındaki değerini öğrenmek isteyen; Allah’ın kendisinin yanında değeri nedir, ona baksın.” buyruluyor. İşte kurban, bu anlamda; kaç ayarlık Müslüman oluşumuzun mihenk taşıdır. Gömleğimizin nereden yırtıldığını düşünmek… Nelerin peşinden koştuğumuzun, nelerden kaçtığımızın; nelere kurban olduğumuzun, neleri, neye kurban ettiğimizin muhasebe günüdür… Nasıl olsa hesaba çekileceğiz bir gün. Kurban, hesaba çekilmezden önce kendimizi hesaba çekmemizi hatırlatıyor bize. Hatalarımızı, eksiklerimizi, kusurlarımızı görüp pişman olmamızı, tevbe etmemizi hatırlatıyor. Ahdimizi yenilememizi tembihliyor. İşte bunun için her yıl kurbanla, Ramazanla; haftada bir Cumayla; günde beş vakit namazla Yaratan’a “kalu – bela”da verdiğimiz ahdimizi yeniliyoruz. Allah’a yaklaşmak için kulluğumuzu vesile kılıyoruz. Kulluğumuzdan gayrı Allah ile aramıza giren her aracı, bizi Allah’tan uzaklaştırır.
Allah, bize çok yakın! Şah damarımızdan daha yakın! Bize, bizden daha yakın! O, bize bizden ve herkesten daha şefkatli, daha merhametli… Biz görmesek de, O görüyor, gözetliyor bizi sürekli. Bunu unutmamak demektir kurban. Bu bilinçten uzaklaşmamak demektir. O’nun sevgisini ve memnuniyetini kazanmak, manen de O’na yakın olmak için; ibadet ve itaatlerimizi, ceht ve gayretlerimizi vesile kılmak demektir kurban. Kulluğun şuuruna varış demektir. Ahde vefa gösterişin, kulluğun gereğini yerine getirişin kıyamı demektir.
Kurban, Allah’tan korkar gibi başka şeylerden korkmamamız gerektiğini bildirmek istiyor bize. Allah’ı sever gibi başka şeyleri sevmememiz gerektiğini de… İşte bunun için Hz. İbrahim, çok sevdiği ciğerparesini Allah’a kurban etmek amacıyla eline bıçağı alıyordu. Bunun için İsmail, Allah’ın emrine boyun eğerek boynunu uzatıyordu.[7] Allah’ın dinine kurban olanlarla Allah’ın dinini dünyalık basit menfaatlerine kurban edenlerin ayrıştığı bir potadır kurban.
Allah’tan uzaklaştıran her türlü kötülüğe, samimiyetsizliğe, sahtekârlığa karşı ihlâsı kuşanmaktır. Zaten Allah’a yaklaştıran şey ya da Allah’a yaklaşmak demek değil mi kurban kelimesinin anlamı!
Kurban; Allah’tan ırak düşmemek için Kur’an’a sımsıkı bağlanıştır. İnsandan ve görünmez varlıklardan olan şeytanlar saptırmasın, Allah yolundan uzaklaştırmasın diye Resullerin yolunu yol ediniştir. Onları örnek alıştır, adım adım izleyiştir. Kur’an’ı hayatın kullanma kılavuzu; Resulü de Kur’an’ın nasıl yaşanacağını öğreten usta / öğretmen biliştir.
Allah’a ne denli yakın olduğumuzun sınavıdır Kurban…
Sınavı başaranlar için mükâfat muştusudur bayram. Ahiret sevincini, dünya hayatına yansıtarak yaşamaktır. Ahirette ebedi esenliğe ve sevince erme özleminin dünya şölenidir…
Bayram, kurban’ın bilincinde olanlara, mübarek olsun.
Sevmek mi evladır yoksa sevilen olmak mı? Sevilen olmak yani "Habibim" iltifatına mazhar olmak olsa gerek.. Umulur ki Habibullah'a uyanlar da sevilenlerden oluruz inşallah. Rabbim Habibinin sünnetine tam ittiba eden bahtiyar kullarından olmayı nasip etsin cümlemize. Amin!
Kurban Bayramınız mübarek olsun.