3 views
Skip to first unread message

Ümit Naci AYDIN

unread,
Feb 19, 2014, 5:04:58 AM2/19/14
to yumrut...@googlegroups.com
[ kucuk kiz]
 
 
On yaşlarındaki küçük kız, okul önlüğünün düğmelerini iliklemeye çalışırken
o kadar acele ediyordu ki, yaşadığı panikten elleri birbirine dolanıyordu.
 
Uyumaktan şişmiş gözlerini ovalayarak dışarı fırladı. Ayakkabılarını
ayağına geçirmeye çalışarak yürümesi yolda yalpalamasına sebep oluyordu.
Son günlerde sürekli geç uyanıyor, ilk derse yetişemiyordu.
 
Öğretmenin verdiği cezadan çok, her seferinde yalan söylemek zorunda
kalmasıydı küçük yüreğini yoran. Bu sefer hangi bahaneyi uyduracaktı? Uyuya
kaldığını söylese, öğretmen her zamankinden daha çok kızacaktı.
 
Annesine söz vermişti. Ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin,
kesinlikle yalan söylemeyecekti. Geç kaldığı günlerde öğretmeninin
bakışlarıyla alevlenen yangına karşı, sap yığınından yalanların arkasına
çaresizlik içinde gizleniyordu.
 
Okulun kapısına geldiğinde koşmaktan terlemişti. Alnına, çile mürekkebiyle
yazılan yazıyı, saçlarından süzülen ipek teller, daha bir
belirginleştiriyordu. Al yanaklarının üzerine yerleşen şiş gözlerle
etrafına bakıyor, çekingen adımlarla koridorda ilerliyordu.
 
Küçük bedeni, taşıyabileceğinden ağır bir çantanın esaretinde sınıfın önüne
geldi. Son kez önlüğünü ve yakalığını düzeltip kulağını hafifçe kapıya
yasladı. İçeride hiç ses yoktu.
 
Çantasını sırtından eline alıp, minik elleriyle kapıya birkaç kez vurdu.
Ürkek adımlarla içeri girdiğinde sınıftaki sessizlik, yerini fısıltılara
karışan gülüşmelere bırakmıştı.
 
Çocukların bazısı, geç kaldığı için ona kızıyor, bazısı alaycı bakışlarını
gülmelerle perçinliyordu. Küçük kız, yerine geçmeye hazırlanırken;
öğretmen, sınıfı susturan, gülüşmeleri kovalayan, küçük kızın yüreğini
titreten konuşmasına başladı.
 
- Dur bakalım! Yerine oturma! Seni defalarca uyarmaktan, cezalandırmaktan
bıktım. Sen, geç kalmaktan bıkmadın. Tahtanın yanına geç ve ders bitene
kadar tek ayak üzerinde dur. Sorumsuzluğuna son verene kadar böyle
yapacağım… Ayağını indirdiğini görmeyeyim…
 
Öğretmen, hedefe koyduğu küçük bir kalbi tam ortasından yaralamıştı.
Acımasız bir ressamın elinden çıkan hüzün tablosu sınıfın ortasında öylece
duruyordu. Diğer çocukların yeniden başlayan gülüşmeleri tabloya vurulan
fırçanın son darbeleri oldu.
 
Alaycı bakışlardan kaçırdığı gözlerinde, yağmaya hazırlanan bulutlara
direnen küçük kız, tahtanın yanına geçti. Ayağını kaldırdığında ders
kaldığı yerden devam etmişti.
 
Minik ayaklarında derman tükenmek üzereyken, ızdırabı ve dersi sonlandıran
zil nihayet çaldı. Bir yangından kaçar gibi kapıya koşturan çocuklar geride
bıraktıklarını çoktan unutmuştu.
 
Öğretmen, masadan kitaplarını toplarken sınıfta kimse kalmamıştı. Küçük
kızın yüzüne dahi bakmadan “Tamam! Çıkabilirsin.” dedikten sonra,
söyleyecekleri aniden aklına gelmiş gibi, uyuşan ayaklarıyla birkaç adım
atan kıza tekrar seslendi.
 
- Dur biraz! Her gün derse geç kalıyorsun. Bu böyle gitmeyecek! Ya keyifle
uyumaktan ya da okuldan vazgeç! İkisini de aynı anda yapmaya çalışmandan
bıktım.
 
Nasıl bir annen varmış ki, seni okula hazırlamaktan aciz, geleceğine karşı
tasasız. Defalarca çağırmama rağmen bir defa bile göremedim veli
toplantılarında.
 
Senin sorumsuzluğunun diğer çocuklara örnek olmasına izin vermeyeceğim. Ya
kendine çeki düzen ver ya da…
 
Öğretmeninin ağzında çakan şimşekler küçük kızın gözlerinde bekleyen
bulutlara düşüyordu. Yağan yağmurlar çoraklaşmış bir yüreği yumuşatmaya
yetmiyor, sorular devam ediyordu.
 
- Okumak istemiyor musun? Eğer öyleyse, ne sen yorul ne de biz!
 
Küçük kızın başı önüne düşmüştü.
 
- Hayır öğretmenim, dedi. Okumayı çok istiyorum. Hem de çok; ancak her
sabah aynı rüyayı görüyorum.
 
- Ne görüyorsun rüyanda?
 
- Geçen sene beni yalnız bırakan annemi cennette görüyorum. Beni çok
özlediğini söylüyor, pamuk elleriyle başımı okşamak istiyor, tam elini
uzatıyor; uyanıyorum.
 
Yanaklarına süzülen yaşları sildikten sonra derin bir iç çekip, sözlerine
kaldığı yerden devam etti.
 
- Onu o kadar çok özledim ki… Belki aynı rüyayı tekrar görürüm, belki
rüya kaldığı yerden devam
eder diye tekrar uyuyor, uyanmak istemiyorum; ancak
rüya kaldığı yerden devam etmiyor…
 
Daha fazlasını anlatacak gücü kalmamıştı. Titreyen sesiyle son bir cümle
daha kurdu.
 
- Rüyamda da olsa, bir defa başımı okşamasını, ona doya doya sarılmayı o
kadar çok isterdim ki…
 
 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages