ATLAS
|
|
Posted: 20 Dec 2012 10:00 AM PST 6 GÜN SENARYOSU Sanal medyada 21 Aralık'a yönelik en çok konuşulan senaryo bu 6 gün senaryosu. Japonya prensesinin de açıklamasında benzer bir tahmin yer alıyordu. Prenses dünyanın 3 gün 3 gece karanlıkta kalacağını söylüyordu.
İşte sanal alemde hayli popüler olan bu 6 gün senaryosu da prensesin sözlerinin bilimsel temellere dayandırılmış hali. İDDİA ŞÖYLE; Şu an itibariyle Dünyamızın manyetik alanı 200 km kaymış, Dünya’mızın nabız atışı olarak kabul edilen manyetik frekans (Schumann Rezonansı) da 8,1 den 12,1 yükselmiş, yükselmeğe devam etmektedir. Dünyamızın nabız atışı 13’e gelince Dünyamız ve güneş sistemimiz saatte 208800 km süratle foton kuşağına girecektir. FOTON KUŞAĞI NE? Foton kuşağı simit gibi bir daire... Çapı 2000 ışık yılı olan dev bir gök fenomeni.. Yüksek frekansta ve buna bağlı ölçekte çok yüksek enerjide fotonlardan oluşan ışık kümesidir. Foton Kuşağı’na Dünya’mız güneş ve ay’dan sonra gireceğinden 6 gün boyunca karanlıkta kalacaktır... Peki bu 6 gün boyunca neler olacak. Bunu da şöyle anlatıyorlar; BİRİNCİ GÜN: Dünya 21 Aralık 2012’de kör bölgeye giriş yapacak. Bu girişle birlikte, tüm canlıların beden tipi değişecek. Hiçbir elektrikli aygıt çalışmayacak. Elektromanyetik dalganın etkisinde kalacak. O gün tam karanlık hüküm sürecek. Yıldızlar görünmez olacak. İKİNCİ GÜN YAŞANACAKLAR :
Dünyanın atmosfer basıncı düşecek. Atmosfer basıncı düşünce de herkesin kendisini şişmiş gibi hissetmesine sebep olacak. Güneş’in yeterli ısıtamaması sebebiyle dünya hızla soğuyacak. Buzul soğukları görülmeye başlanacak. ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ GÜN ; Atmosfer şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanmaya başlayacak. O gün foton etkisi de başlamış olacak. Foton enerjili aygıtlar çalışabilir hale gelecek. Yıldızlar yeniden gökyüzünde belirecek.
BEŞİNCİ VE ALTINCI GÜN; 24 saatlik gündüz devresine giriş yaşanacak. Kör bölgeden çıkıp ana Foton kuşağına giriş olacak. Tüm canlıların güçlenip, zindeleşecek. Dünya iklimi ısınmaya başlayacak.
SONRASINDA NE OLACAK?
Senaryoya göre 21 Aralık'ta başlayıp 6 gün sürecek bu sürecin sonucunda insanoğlu büyük bir değişim yaşayacak. İnsanlar artık telepati ile anlaşmaya başlayacak. Telekinezi gibi psişik yetenekler ortaya çıkacak. Ancak insanoğlunun bu özel sürece geçişi 6 günlük o karanlık dönemden sağ çıkmasına bağlı. Zira o 6 günde dünya sadece karanlıkta kalmayacak, aynı zamanda depremler, su baskınları, volkan patlamaları ve salgın hastalıklara maruz kalacak. İNSANOĞLU OLAĞANÜSTÜ YETENEKLİ OLACAK 6 gün karanlıktan sonra Dünyada, kendiliğinden ozan deliği onarılacak ve tüm yaşam 3.boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanlar 2 sarmallı DNA’ları ikişerli olarak bir araya gelerek 12 sarmallı bir DNA’ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların CHAKRA’ları açılacak, duyguları ve algılamaları artacak. ZİHNİNİ OKUYACAK
Herkes bir birinin düşüncelerini okuyacak. Bu durum önceleri bir kaosa neden olacak. İnsanlarda hiç bir hastalık kalmayacak. Kendilerini ve birbirlerini tedavi edebilecekler… Fiziksel olarak 2000 yıl sürecek olan bu olay sonrasında foton kuşağı güneş sistemimizi terk edecek.
YA OLURSA?
Elbette bunların hepsi birer senaryo... Ezoterik bilgilerle süslenen bu senaryolar bilim dünyası tarafından kabul görmüyor. Anlatılan bu 6 gün senaryosu içinde gerçek olan evrende bir foton kuşağı olduğu bilgisi. Geriye kalan herşey ise Maya kehanetleri ile harmanlanmış efsaneler... "Ya olursa" diyenlerin de kapıldığı bu 6 gün senaryosu gerçekleşir mi yoksa 2012 senaryoları gibi bu da mı safsata çıkacak çok az bir süre sonra göreceğiz. |
|
Posted: 20 Dec 2012 05:28 AM PST MAYA KEHANETİNE SAATLER KALA;
Maya Takvimi'nin uzun sayım süreçlerinden birinin sona ereceği 21 Aralık tarihine sayılı saatler kala, bütün dünyada kıyamet için geri sayım başladı. Kehanete inananlara göre kıyamet yarın TSİ 13.11'de kopacak.
21 Aralık'a saatler kala kıyamet ile ilgili senaryolar artmaya başladı. Bir aydır kıyamet günüyle yatıyoruz kalkıyoruz. Son kehanet ise kıyamet saati. Kehanete göre kıyamet yarın 13:11'de kopacak. Bunu düşünürsek şu an itibariyle kıyametin kopmasına 24 saatten daha az zaman kaldı.
İNTERNETHABER SON DAKİKA ‘Belirsizlik insanları endişeye sürükledi’
21 Aralık kehanetinin neden olduğu endişeyi ve beklentileri, uzman psikolog Nuray Sarp yorumladı. Sarp, dünya genelinde yaşanan geleceğe yönelik ‘belirsizliğin’, kaygı ve endişeye sürüklenmeye yol açtığını belirtti.
Medyada, arkadaş sohbetlerinde sıkça konuşulan herkesin hakkında söyleyecek bir şeyi olan felaket senaryolarına göre; 21 Aralık 2012 günü kıyamet kopacak ve teknik ekipmanlar, haberleşme araçları çalışmayacak, uçaklar havalanmayacak, uzaylılar dünyaya gelecek, tam 3 gün boyunca hava kararacak ve birçok insan bu süre içerisinde hayatını kaybedecek. Pekala insanoğlu kıyamet senaryosuna neden böyle körü körüne inandı? Ruh halimizi Uzman Klinik Psikolog Nuray Sarp, kehanetin yaklaştığı günlerde insanlara hakim olan ruh halini yorumladı.
Dünya böyle bir felaket senaryosuna neden kolayca inandı? Yeni dünyada insanlar kendilerini her şeye kolayca nasıl inandırabiliyor?
Dünya böyle bir felaket senaryosuna gerçekten hemen inandı mı yoksa bunlar sadece “Garantiye almak için yapılan çabalar mı?” diye de sorulabilir bence bu soru. Yıllar ilerledikçe daha çok stres faktörüyle daha çok belirsizlikle başa çıkmak zorunda kaldık. Şu an yaşadığımız dünya kaotik denebilecek seviyede belirsiz ve belirsizlik artıkça bu belirsizlikle başa çıkmak için kullandığımız davranışlar bizi bir yerlere götürür oldu. Bu davranışlar neler olabilir?
Belirsizlik, temel kaygı kaynağıdır. Kaygılarımız arttıkça kendimizi güvende hissetmek için davranışlar geliştiririz. Bunlar aşırı garanticilikten boşvermişliğe kadar uzanan bir skalada sıralanabilir.
Ya varsa ... Ya kıyamet koparsa ... Ya ölürsek ...
… gibi kaygı içerikli cümle yapılarına bazılarımız, davranışsal çözümler buldu, gitti Şirince’de yer ayırttı. Bazıları da "Yapacak bir şey yok" dedi, teslim oldu. Önemli olan noktya şu; kaç kişi bu düşünce yapısının rasyonelliğini sorguladı? Yoksa el yordamıyla devam edip 22 Aralık sabahında görürüz deyip erteledi mi?
Kaygı içerikli cümleler her zaman bizi kapana kıstırır. Eğer bu düşünceyi sorgulayarak kendi inancınıza göre cevaplar verdiyseniz ve kıyamet Şirince’de kopmayacak gidiyorum dediyseniz buna denilecek fazla bir şey yok ama garanti olsun, nolur nolmaz dediyseniz, bu düşünce sadece kıyamet konusunda mı böyle yoksa siz hep böyle mi yaparsınız buna dikkat edin.
İnsanlar hayatlarından kıyameti bekleyecek kadar mutsuzlar mı? Toplum neden kıyamet gelsin de kurtulalım diyecek kadar gelecekten umutsuz?
İnsanlar yüzyıllardır dışarıdan bir kurtarıcı beklemiştir. Bunu her dinde her toplumda görmek mümkün. Bunun nedeni saf mutsuzluktur demek çok zor. Bu, kendini değiştirmek ve hayatını değiştirmek için sorumluluk almamakla daha yakından ilişkili görünüyor. “Biri gelsin, sihirli değnek değdirsin ve hayatım değişsin”, “Kıyamet kopsun ve her şey değişsin” değişim düşünceleri hep ön planda.
Ölümü, hiç bir canlı eğer patalojik bir durum yoksa istemez. Bütün mekanizmalarımız hayatta kalma üzerine programlıdır. Ölüm anksiyetesi çok ciddi varoluşsal bir anksiyetedir. O yüzden bu söylemler o günlük yaşanılan problemleri ertelemek için veya kendini teskin etmek için kişilerin kullandığı söylemler olarak görülüyor. Dikkat edilecek bir nokta belki de şu: Kıyamet gelsin de KURTULALIM diye kurulan cümle kıyamet gelsin de ÖLELİM diye kurulmuyor. Burada kişinin algısının dertlerle başa çıkma ve kurtulmak için bir güce ihtiyacı olduğu yönünde.
Kendini rasyonel olarak ifade eden insanların bile kıyamet senaryosu karşısında akıllarında soru işaretlerinin oluşmasının nedeni nedir?
Gelecek ile ilgili merak bizim için çok motivasyoneldir. İleriye yönelik ümidimiz olduğunu gösterir. Gelecekte neler olacağına yönelik tahminlerimiz, bugünkü bakış açımızla şekillenir ve aslında bugünkü zamanımızı şekillendirir. Gerçekçi bir kişi ihtimallere açıktır ve bunları da düşünür bu gayet sağlıklı bir düşünce yapısıdır. Katı olmak, körü körüne her şeyi reddetmek veya hemen kabul etmek bakış açınızı daraltır ve başa çıkamamanıza sebep olur. Aslında ruhsal bozukluklara baktığımız zaman düşünce yapısındaki bu aşırılıklar göze çarpar.
Tabii burada rasyonel kelimesini iyi incelemek gerekir. Rasyonalizasyon ya da mantığa bürüme bazı korku ve kaygılardan kaçmak için bazı kişilerin başvurduğu bir yöntemdir. Kişinin sürekli olayları veya düşüncelerini rasyonelizasyon kullanıp açıklamaya çalışması bize çoğu zaman maskelediği duyguların olduğunu söyler.
Kıyametin kopacağı gün için şimdiden yiyecek depolayan, kendilerine bulundukları yerden uzaklaşmalarına yardımcı olacak kaçış planları hazırlayan, o günkü seyahat planlarını/önemli işlerini iptal eden insanların verdiği tepkiler normal mi?
Bu sorunun cevabını aslında biraz yukarıda açıkladım, ancak tekrar şunu vurgulamakta yarar var: Bütün bunlar kişi bazında değerlendirilmelidir. Scientology tarikatının inançlarına mensup bir kişiyi bunları yapıyor diye yargılayamazsınız, bu sizin kendi inancınızla başkasını yargılamanızdan öte gitmez ve anlamsızdır. Kişinin kaygıları aşırı seviyede ise ve bunları yapıyorsa tekrar değerlendirmek gerekir. Ne yazıkki normal anormal tartışması psikoloji ve psikiyatri dünyasında süregelen ve çözülmemiş bir tartışmadır, o nedenle hala kişiye zarar verip vermediğine, işlevselliğine bakarak karar vermeyi uygun buluyoruz.
NTVMSNBC
|
| You are subscribed to email updates from ATLAS
To stop receiving these emails, you may unsubscribe now. |
Email delivery powered by Google |
| Google Inc., 20 West Kinzie, Chicago IL USA 60610 | |
