|
Evlilik..
Genç Kız: “İlle De Zengin Olsun”
Genç Erkek: “Bastırırım Parayı, İstediğim Kızı Alırım”
Evlilik gerçek sevgi üzerine kurulmadığından toplumda sıklıkla dile
getirildiği gibi “müessese” halini alır. Bu ticari anlaşmanın, ortakları
tarafından başarıyla yürütüldüğüne çok nadir rastlanır. Evlilik şirket gibi
görülünce, % 51′lik hissenin kime ait olduğu konusunda sık sık tartışma
yaşanması oldukça doğaldır. Beklenti, heves ve çıkarlar üzerine kurulan
evlilikler, sevgi ve saygı ortadan kalksa da çoğunluk bu şekilde yaşadığı
için, yine toplumun kıstas ve kurallarına göre azap içinde sürdürülür.
Toplumun kurallarına göre bir genç kız için hayatın en önemli amacı
evlenmek ve anne olmaktır. Henüz çocukluk çağından başlayarak genç kızlar
evliliğe hazırlanırlar. Bu telkinlerle yetişen ve evlilik çağına gelen genç
kız, “koca bulma” peşine düşer. Kafasındaki koca modeli yakışıklı ve
zengindir. Güzel ahlak, Allah sevgisi, Allah korkusu gibi inanan insanda
bulunan özellikler ikinci plandadır; hatta kimileri için plan dahilinde
bile değildir. İnsanı koruyan gözeten yalnızca Allah iken, genç kız zengin
bir kocanın kendisini koruyacağını düşünür. Erkek de “bastırırsın parayı,
alırsın” mantığıyla hizmetini yapacak bir kadın arar.
İnsanların hayatını kâbusa çeviren bu durum, din ahlakının yaşanmaması ve
toplum kurallarının Kur’an’a tamamen ters olmasından kaynaklanır.
Boşanmaların çokluğu, aile içi şiddetin fazlalığı ve geçimsizliklerin
temelinde insanları mutsuzluğa, acılara ve kayba sürükleyen toplumdaki
çarpık sistem vardır.
Balayı Bitince…
Evlilik öncesi her buluşmalarına uzun bir bakım sonrası giden erkek ve
kadın, nikahın ertesi günü, sabah birbirlerini gördüklerinde ilk
şaşkınlıklarını yaşarlar. O güne kadar acizliklerini, kusurlarını bakımla
gizlemeye çalışmışlardır. Bunun gibi, çirkin olan kişilik özelliklerini de kamufle
etmişlerdir. Ancak saklanan her şeyin ilk günden başlayarak ortaya
dökülmesiyle kadın ve erkek ilk pişmanlıklarını tadarlar.
Birbirlerinin daha önce görmedikleri normal olmayan hareketlerine tanık
oldukça, karşılıklı olumsuz duygular beslemeye başlarlar. Ulaşılmaz
gördükleri özellikleri ise sürekli bir arada oldukları için artık olağan
gelmeye başlar. Zamanla aralarında bir soğukluk oluşur. Bunun nedeni
yaşadıkları sevginin derin değil, yüzeysel bir sevgi olmasıdır.
İlk başlarda ayıp olmaması için gizlenen duygular, yavaş yavaş gün yüzüne
çıkar. Birbirine karşı saygılı, ince düşünceli, nezaketli davranan çift
şimdi kırıcı, incitici, kaba ve düşüncesiz tavırlar sergilemeye başlar.
Birbirlerine tahammül edemeseler de başkalarının yanında belli etmemeye çalışırlar.
Gerçekte yakınları durumun farkındadır çünkü evli çiftlerin çoğu aynı
süreci yaşamaktadır. Balayının sona ermesi ise kavga ile geçen yıllar
başlangıcıdır.
Zamanla eve yeni sorunlar eklenir. Çocuklar, ekonomik durum ve çiftin
ailelerinin oluşturduğu sorunlar yumağı çözülemez hale gelir. Evde en
önemli konu paradır. Sahiplenmeden doğan kıskançlık yüzünden de şiddetli
kavgalar yaşanır.
Evliliğin ilerlemesiyle birlikte ilgisizlik artar. Kadın, kocasının eve
gelir gelmez yemeğin hazır olup olmadığını sormasından, yemekten sonra
televizyon izlemesi ve izlerken de uyumasından yakınır. Erkek de karısının
maddi beklentilerinden, dırdırından ve bakımsızlığından şikayet eder.
Toplum genelinde çocuğa bakış açısında çarpık bir görüş vardır. Çocuk
hayatın en önemli amacı olarak görülür. Her şeyi yaratanın Allah olduğu
unutulur ve anne baba ona hayat veren adeta kendileriymişçesine çocuğu
sahiplenirler. Çocuklarındaki güzel özellikler, onlar için övünme vesilesi
olur. Kötü olan özellikleri ise anne tarafından babaya, baba tarafından da
anneye çekmiş olmakla açıklanır. Çocuk büyüdükçe övünme sebepleri de
farklılaşır. Okulu, okuldaki başarısı ile ve hatta zengin aile çocuğu olan
arkadaşlarıyla, eşe dosta “hava atılır”.
Hayat, Allah’a kulluk amacıyla yaşanacakken, kimi anne-babalar hayatlarını
çocuklarına adar, onlar için yaşadıklarını söylerler. Oysa insan hayatını
Allah’a adamalıdır. Annesinin, Hz. Meryem’e hamileyken, “”Rabbim, karnımda
olanı, ‘her türlü bağımlılıktan özgürlüğe kavuşturulmuş olarak’ Sana
adadım, benden kabul et” diyerek ettiği duasındaki gibi, çocuğunu da. Çocuk
sahibi olmaktan amaç da yine güzel ahlaklı olarak yetiştirerek Allah’ın
hoşnutluğunu kazanmaktır.
Dünya hayatının kilit noktası Allah’ın rızasıdır. İnanan insan ne paranın
peşindedir, ne mal-mülkün, ne köşe dönmenin, ne eğlencenin, ne rahatın, ne
yeme içmenin, ne de zengin koca bularak anne babasını mutlu etmenin… Güzel
ahlak sahibi, samimi inanan genç kız ve erkek, birlikte Allah’ın rızasını
kazanabilmek için, sonsuza kadar beraber olmak için evlenirler.
|