|
Alman devlet televizyonu ARD, terör örgütü PKK'nın İran'daki uzantısı olan Kürdistan Özgür Hayat Partisi PJAK'ın kampına girdi. 'Monitor' adlı programda, örgütün lideri olduğu belirtilen Hacı Ahmedi, ''ABD'li generallerin Irak'taki kampı ziyaret ettiğini ve kamplarına büyük devletlerin yardım ettiğini'' iddia etti. Programda PJAK'ın Köln'de yaşadığı ve Alman kimliği taşıdığı belirtilen lideri Hacı Ahmedi ile röportaj yapıldı. Ahmedi, "Kampımıza büyük ülkeler yardım ediyor. ABD'li generaller tolerans gösteriyor, kampları ziyaret ediyor. Bizim Irak'ta olmamız, ABD için avantaj. Azerbaycan'dan aşağı kadar olan bölgeler bizim kontrolümüzde" dedi. Alman hükümetinin de kendisinden ve faaliyetlerinden haberdar olduğunun altını çizen Ahmedi, Avrupa ve Türkiye'den kamplarına gelen gençler olduğunu iddia etti. "Biz buralara hükmetmezsek buralara İslam hakim olacak" diyen Ahmedi, örgüt adına Avrupalı bazı politikacılarla bağlantı içinde olduğunu da iddia ediyor. "Ahmedi gözetim altında" Alman istihbarat servisi ise "Ahmedi gözetimimiz altında" diyor ama Ahmedi yaşadığı Köln'den ayrılıp sık sık PJAK kamplarına gidiyor, eğitim veriyor. Kampta bulunan Sertan da Türk kökenli bir Alman vatandaşı. Sertan, ARD televizyonuna PKK'nın Belçika'daki kampında eğitim aldıktan sonra PJAK'a katıldığını anlatıyor. Programda ayrıca, kampta eğitim gören teröristlerin İran'a gidip, devlet büyüklerine ve generallere suikast düzenleme ve terör eylemi planları içinde olduğu belirtildi. PJAK nedir? Kürdistan Özgür Hayat Partisi PJAK, 11 Eylül saldırıları sonrasında şekillendi. PKK, bu dönemde adını KADEK olarak değiştirerek ABD'nin ve Türkiye'nin "terör örgütü" baskısından sıyrılmayı amaçladı ve militanlarını İran, Irak ve Suriye'ye gönderdi. PJAK, bu dönemde PKK'nın uzantısı olarak İran'da kuruldu. Örgütün, bugün 3 bin civarında üyesi olduğu tahmin ediliyor. Örgütün ana üssü, Irak sınırları içinde hala PKK'nın etkin olduğu bölge. PJAK'ın bu kampı Kandil Dağı'nın güney yamacında ve bu kampa girebilmek için PKK'nın kontrol noktalarından geçmek zorunlu. İran, 2003 yılından bu yana PJAK ile çatışmaya giriyor, kamplarını bombalıyor. 2006 yılındaki 50'den fazla olayda 50 İranlı ve 20 PJAK üyesi öldü. Cnntürk |
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, ABD Büyükelçisi Ross Wilson’la yaptığı görüşmenin, "olağan ve normal", Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile görüşmesinin de bir nezaket ziyareti olduğunu bildirdi. Erdoğan: Şener'in görüşmelerinden haberim yok Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara’da Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay, Başbakanlık ve MİT arasında gerçekleşen görüşme trafiği hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Erdoğan, kendisinin ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Genelkurmay’ı ziyaretini iade-i ziyaret düşüncesiyle yapıldığını söylerken, Devlet Bakanı Abdüllatif Şener’in ABD Büyükelçisi Ross Wilson ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaptığı sürpriz görüşmeler hakkında ise bilgisinin olmadığını belirtti. 'ŞENER’İN TEMASLARINDAN HABERİM YOK' Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile görüştüğü sırada, Devlet Bakanı Abdüllatif Şener’in ABD Büyükelçisi Ross Wilson ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaptığı sürpriz görüşmelerin içeriğiyle ilgili de bilgisinin olmadığını söyledi. DÜN YAŞANANLAR Ankara, önceki gün yapılan MGK toplantısının ardından dün terör gündemli yoğun bir diplomasi trafiğine sahne olmuştu. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Genelkurmay’a giderek 2 saatin üzerinde burada kalmışlardı. Daha sonra Başbakanlık’a geçen Erdoğan, MİT Müsteşarı Emre Taner ile görüşmüştü. Devlet Bakanı Abdüllatif Şener ABD Büyükelçisi Ross Wilson ile Başbakanlık’ta bir araya gelmişti. Şener daha sonra Çankaya Köşkü’ne çıkarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile bir görüşmüştü. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ise Erdoğan ve Gül ile görüşmesinin ardından Çankaya Köşkü’ne çıkmıştı. Kayhan İper - Milliyet |
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 22 Temmuz seçimlerinden sonra Türkiye’nin "Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi ile karşı karşıya olacağını" kaydederek, "Bunun sorumluları tarihe, millete hesabını veremeyeceklerdir" dedi. Partisince Batman Vilayet Kavşağı’nda düzenlenen mitingte halka hitap eden Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı sürecine değindi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçim süreci yaşandığını anımsatarak, "Her şey yolunda giderken biz anayasayı mı değiştirdik? Hayır. Merhum Özal hangi anayasa ile seçildiyse, Sayın Demirel hangi anayasa ile seçildiyse, Sayın Sezer hangi anayasa ile seçildiyse..." demesi üzerine vatandaşlardan protesto sesleri yükseldi. Erdoğan, bunun üzerine, "Sizler gönüllerinizle konuşacaksınız. Ruhlarınız ile değil" dedi. Vatandaşlar daha sonra, "Sezer istifa" şeklinde tempo tuttular. "CUMHURBAŞKANLIĞI KRİZİ" Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Değerli kardeşlerim, Ben bu konuyla ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşayım. Bakınız şu anda Türkiye bu seçimlerden sonra bir Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi ile karşı karşıyadır. Bunun sorumluları tarihe, millete hesabını veremeyeceklerdir. Niye bunu söylüyorum? Zira Sayın Özal bu anayasa ile seçildi. Sayın Demirel, Sayın Sezer bu anayasa ile seçildi. Peki şimdi ne değişti de Sayın Gül seçilirken kalktınız ’Hayır olmaz’... ’İki kere iki dört etmez ki’ dediler ve geçici olarak da bunu kabullendiler, zorladılar. Ve bunun kararını çıkarttılar. Bunu belki yasaları zorlayarak yapabilirsiniz. Ama bunu millete yutturamazsınız." Milliyet |
GENÇ Parti Genel Başkanı Cem Uzan, Giresun'un Bulancak İlçesi'nde halka hitaben yaptığı konuşmada mazotun 1 YTL olacağını söylediğini belirterek, diğer partilerin kendisini taklit ettiğini savunurken, üniversite sayısını 4- 5 kat arttıracaklarını söyledi. Uzan'ı Giresun'da yaklaşık 50 kişi izledi. Bulancak Belediye Meydanı'nda seçim otobüsünden yaklaşık 2 bin kişiye seslenen ve “Taahhütlerimin arkasına ismimi yazdım, namusumu, şerefimi, haysiyetimi koydum'' diyen Uzan, “Ağustos ayında fındık 8 YTL, mazot 1 YTL olacak dedim. Şimdi tüm partilerde mazotu 1 YTL yapacaklarını söyleyerek bizi taklit ediyorlar. Ben söyleyene kadar aklınız neredeydi? İşsizlik tüm Türkiye ve Karadeniz'in de sorunu. İşsizliği bitireceğim. Onun için siyasetteyim, onun için yollardayım. Türk genci, Türk insanı işsizlikten kurtulacak. Hepsinden önemlisi terörün kökünü kazıyacağız. Şehitlerimizin hesabı sorulacak. 22 Temmuz'da oyunuzu bize verin, gerisini merak etmeyin. Hesap nasıl sorulur göstereceğiz'' diye konuştu. VATANDAŞLARLA ARASINDA İLGİNÇ DİYALOGLAR Bazı vatandaşlar Cem Uzan'dan fındığın fiyatını 10 YTL yapmasını isterken bazıları ise, “Buraya değil, Doğu'ya askerlik yapmaya git'' diye bağırdılar. Trabzon'a gelişinde sahil bandındaki tüm ilçelere uğrayan Uzan, Vakfıkebir'e uğramayınca ilçe teşkilatı tarafından protesto edildi. |
![]() |
AKP’li Belediye Başkanı başörtülüye işyeri açma ruhsatı vermedi
Bunu da yaptılar
“Namus borcumuzdur” dedikleri başörtüsü yasağını İmam Hatipli ve Meslek Liseli’ye reva görülen katsayı zulmünü, Kur’ân Kursu yasağını görmezden gelenler, işi daha da ileri götürerek başörtülü esnafa ruhsat vermedi.
AKP’li Kuşadası belediyesi’nden skandal. Kuşadası’nda hediyelik eşya dükkanı açmak için belediyeye ruhsat başvurusunda bulunan Aynur Göktaş isimli bayana, fotoğrafı başörtülü olduğu için ruhsat vermedi. Eşinin adına vekaleten ruhsat işlemlerini takip eden Aynur Göktaş’ın eşi Burhan Göktaş istenilen bütün evrakları tamamladı. Ancak Göktaş ailesine Aynur Göktaş’ın resimleri başörtülü olduğu gerekçesiyle Başkan’ın ruhsatı imzalamadığı bildirildi.
“Yeni Dünya
Düzen”ci!
AKP’li Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan’ın, Kuşadası Belediye’sine ait resmi internet sitesinde yer alan bir açıklamasında kendisini; “Yeni Dünya Düzeninin şartlarını sağlamakla görevli” ilan etmesi de dikkat çekti. Başkan’ın bu açıklaması, “Başörtülülere ruhsat verilmemesi yeni dünya düzeninin bir gereği mi?” sorusuna neden oldu. Aynur Göktaş’ın eşi Burhan Göktaş; “Bu ayrımcılıktır. Bu insan haklarına aykırıdır. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız” dedi.
MUSTAFA YILMAZ / ANKARA
AKP’li Kuşadası belediyesi’nde skandal. Kuşadası’nda hediyelik eşya dükkanı açmak için Belediye’ye ruhsat başvurusunda bulunan Aynur Göktaş isimli bayana, fotoğrafı başörtülü olduğu için ruhsat verilmediği öğrenildi. Aynur Göktaş’ın eşi Burhan Göktaş; “Bu ayrımcılıktır. Bu insan haklarına aykırıdır. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız” dedi.
Skandal olay şu şekilde gelişti.
Kuşadası’nda turistlere yönelik hediyelik eşya dükkanı açmak isteyen Aynur Göktaş, AKP’li Kuşadası Belediyesi’ne müracaat da bulundu. Belediye ruhsat için gerekli evrakları içeren bir liste verdi. Eşinin adına vekaleten ruhsat işlemlerini takip eden Aynur Göktaş’ın eşi Burhan Göktaş istenilen bütün evrakları tamamladı. İstenilen evraklar arasında 6 adet fotoğrafta bulunuyordu. Ancak evrakları tamamlayan Göktaş ailesini şaşırtan gelişme bundan sonra başladı. Çünkü belediye görevlileri tarafından, Aynur Göktaş’ın resimleri başörtülü olduğu gerekçesiyle Başkan’ın ruhsatı imzalamadığı bildirildi. Ruhsatın çıkabilmesi için başörtüsüz fotoğraf istendi.
Gazetemize konuşan, Aynur Göktaş’ın eşi Burhan Göktaş yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Bir hediyelik eşya dükkanı açtık. Açma ruhsatı içinde Belediye’ye müracaatta bulunduk. Bize bir liste verdiler; şu evrakları tamamlayın diyerek. Biz
bütün evrakları tamamladık. Harçlarımızı da yatırdık. Müracaatımızı yaptık. Önce ‘Evraklarınız tamam. Yarın gelip ruhsatınızı alabilirsiniz’ dediler. Bu arada 6 tane de resim istediler. Çünkü dükkanın ruhsatı eşimin adına. Fotoğrafları da verdik. Fakat kısa bir süre sonra ruhsat biriminden bir yetkili aradı, ‘Başkan sizin ruhsatınızı imzalamıyor. Çünkü eşinizin resimleri başörtülü, başı açık resim getirin’ dedi. Ben ruhsat birimine görüşmeye gittiğimde, gidip Başkan Fuat Akdoğan’la görüşmem gerektiğini söylediler. Başkan’a ulaşamadım. Başörtüsüz resim istemeye hakları olmadığını bunun kanuni bir dayanağı olmadığını söyledim. Eğer böyle bir talep varsa, Bunun yazılı olarak bana iletilmesi gerektiğini söyledim. O zaman bu seferde hakaret etmeye başladılar. Buna rağmen ben yazılı dilekçeyle başvurdum. Bu gerekçenin yazılı olarak bildirilmesi için. Ama cevap vermediler. Ben normalde gidip
bilgisayardan resim çıkartıp bu sorunu çözebilirdim. Ama bunun bir insan hakları ihlali olduğunu düşünüyorum. Resmi bir dayanağı olmadan böyle bir ayrımın yapılmasını, üstelik bir AKP’li belediye tarafından yapılmasını ayrımcılık olarak görüyorum. Bunun için yapmadım. Sonuna kadar hakkımızı aramaya kararlıyım.”
Yeni Dünya Düzenci başkan!
Konuyla ilgili belediye yetkilileri herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınırken, konu hakkındaki görüşlerini almak üzere aradığımız Kuşadası Belediye Başkanı’nında şehir dışında olduğu söylendi. Objektif gazetecilik gereği Başkan’ın ya da belediye yetkililerinin bu konudaki açıklamalarını beklemeye devam ediyoruz.
Öte yandan, AKP’li Belediye Başkanı Fuat Akdoğan’ın, Kuşadası Belediye’sine ait resmi internet sitesinde yer alan bir açıklamasında kendisini; “Yeni Dünya Düzeninin şartlarını sağlamakla görevli” ilan etmesi
de dikkat çekti. Başkan kendisinin kaleme aldığı söz konusu yazısında; “Bir dünya kentinin belediye başkanı olarak, yeni dünya düzeninin de gerektirdiği tüm şartların sağlandığı bir turizm kentini sizlere sunmak için üzerimize düşen görevlerimizi, halkımın büyük desteği ile üretmeye devam ediyoruz” dedi.
Başkan’ın bu açıklaması, “Başörtülülere ruhsat verilmemesi yeni dünya düzeninin bir gereği mi?” sorusuna neden oldu.
![]() |
Kurtuluşa 30 gün kaldı
“Saadet iktidar olacak”
Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Adayı Şevket Kazan, esnaf, dernek ve çeşitli kuruluşları ziyaret ederek dert dinliyor, görüşlerini anlatıyor. İl Başkanı ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte ziyaretlerine devam eden Kazan, “Millî Görüş kadroları söz değil, icraat üretiyor. Biz (yapacağız) demiyoruz, (yaptık) diyoruz. Örnek gösteriyoruz” şeklinde konuştu.
HABER MERKEZİ
Adalet Eski Bakanı ve Saadet Partisi Kocaeli milletvekili adayı Şevket Kazan seçim ziyaretlerine devam etti. Ziyaretlere Saadet Partisi İl Başkanı Mehmet Aras ve İl Yönetim Kurulu Üyeleri Hayrullah Özken ve Nevzat Tekinsal ile birlikte bir grup partili de eşlik etti. İlk ziyaretini Mazlumder Kocaeli Şubesi’ne gerçekleştiren Şevket Kazan’ı,
Mazlumder Kocaeli Şubesi Başkanı Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Yönetim Kurulu Üyesi Hakkı Akın karşıladı.
AKP mağdur rolüne soyundu
Gergerlioğlu ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, “Başörtüsü sorunu halen çözülmesi beklenilen yasaklar arasındadır. Bizler gelen her siyasi parti temsilcisine bu sorunu nasıl çözeceklerini soracağız ve net bir cevap isteyeceğiz. Bizler artık tribünlere oynayan değil net cevap veren siyasi partiler istiyoruz” dedi. Kazan da “Bizler vaatte bulunmuyoruz, bizim geçmişimiz var. Ben Adalet Bakanı olduğum dönemde, başörtülü avukatların çalışmasını engelleyen bir genelgeyi iptal ettim. Ne yapacaksınız diye sormaya gerek yok. Yapan var. AKP tek başına iktidar oldu. İlk önce Sayın Abdullah Gül’ün hanımı AİHM’de açtığı davayı geri çekti. Sonra AİHM’de Leyla Şahin davasında yasağı savundu ve Leyla Şahin davayı kaybetti. Şimdi de mazlumları
oynuyorlar” ifadelerini kullandı.
Yatırımcının yanında olduk
Şevket Kazan, Mazlumder Kocaeli Şubesi ziyareti ardından Marsiad’ı ziyaret ederek Marsiad Yönetim Kurulu Başkanı Bahri Odabaş ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ömer Faruk Yıldırım ve Hüseyin Tekerci ile görüştü. Görüşme sonrasında bir açıklamada bulunan Odabaş, “Halen 2002 krizini aşabilmiş değiliz” derken, Kazan ise söz konusu ziyaret sonrasında yaptığı açıklamada, “Biz her zaman sanayici ve yatırımcının yanında olduk. Far ışığında dahi temel attığımız oldu. Toprak kaymasını gören kişi ne yapar? Ağaç diker. Göçte bunun gibi. Siz göçü görüyorsanız fabrika kuracaksınız ki insanlar göç etmesin. Yatırımlar Türkiye genelinde yaygın olarak yapılmalı” şeklinde konuştu.
5 milyar dolar ek vergi geliri elde ettik
Şevket Kazan, İzmit Kent Merkezi Ticari Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu
Başkanı Erdeniz Çolak ve Yönetim Kurulu Üyeleri Serkan Gezer, Enes Kahraman, Ahmet Aydın ve Murat Barış ile dernek merkezinde bir araya geldi. Çolak; “Refah- Yol Hükümeti gelmiş geçmiş en iyi hükümetlerden birisidir. Şu an ekonomi iyiye gidiyor denilse de biz işlerimizde bunun yansımasını göremiyoruz” derken, Kazan ise “2002’de 5 tane dolar milyarderi vardı. Şimdi bu sayı 25 tane oldu. Siz zengini daha zengin fakiri daha fakir yaparsanız bunun piyasada yansıması görülmez. 54. Hükümet zamanında memura, asgari ücrete, emeklilere büyük oranlarda zam yaptık. Yapılan bu zamlarla vatandaş esnafa gitti ihtiyaçlarını karşıladı ve o yıl fazladan 5 milyar dolar vergi geliri elde ettik” diye konuştu.
Biz yaptık diyoruz
Son ziyaretini Memur-Sen’e yapan Kazan, burada Memur-Sen İl Temsilcisi Halil İbrahim Keleşoğlu ve memurlarla bir görüşme yaptı. Memurlar, ilk üç
taleplerinin; din ve vicdan hürriyeti, YÖK meselesi ve meslek liseleri hakkında yasal düzenlemelerin yapılması olduğunu söyledi. Kazan yaptığı konuşmada; “Bu sorunların çözümleri için çalışıyoruz. Daha önce bu konularda mücadele verdiğimiz gibi mücadele vermeye devam edeceğiz. Hükümet, bu konularda bir şey yapamıyor. Çünkü hükümete ne denirse onu yapıyor. İç politikayı AB, dış politikayı ABD, ekonomiyi ise IMF yönetiyor. IMF, ‘Memura zam vermeyeceksin’ diyor zam verilmiyor” dedi. Şevket Kazan daha sonra İl Başkanı Mehmet
Aras ve İlçe Başkanı Mustafa Can ile birlikte Ali Kâhya’ya geçerek halka hitaben bir konuşma yaptı. Ali Kâhya’lıların teveccühü ile karşılanan Kazan, konuşmasında gelinen durumu özetleyerek, 54. hükümet zamanında gönderilen Çekiç Güç ile terör olaylarının azaldığını fakat şuan iktidarda olan işbirlikçi hükümet ile terör olaylarını arttığına dikkat çekti. 54. Hükümet
zamanında yapılan çalışmalardan da örnek veren Kazan “Biz yapacağız demiyoruz, yaptık diyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.
![]() |
Yargı, OYAK’ın satışını durdursun
Ekonomik işgal genişliyor
Oya Akgönenç, Oyakbank’ın yabancılara satışına tepki göstererek, “Milli kuruluşlarımız birer birer elden gitmektedir. Türk yargısını Oyakbank’ın satışına dur demeye çağırıyoruz” dedi.
ANKARA BÜROSU
Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi ve Ankara Milletvekili Adayı Doç. Dr. Oya Akgönenç, Oyakbank’ın yabancılara satışına tepki göstererek, “Milli kuruluşlarımız birer birer elden gitmektedir. Türkiye bankalarının yarısı yabancıların eline geçmiştir. Oldu olacak Türkiye Bankalar Birliği’nin yönetimini de yabancılara devredin, toptan sorunu çözün! Türk yargısını Oyakbank’ın satışına dur demeye çağırıyoruz” dedi.
Dün yazılı bir açıklama yaparak partisinin tepkisini ortaya koyan Akgönenç, OYAK’ın Türk
milletini derin bir hayal kırıklığına uğrattığını ifade etti. İşbirlikçi AKP’nin ülkenin milli kaynaklarını yabancılara satmasının ardından başlayan sürece Oyakbank’ın satışının da eklendiğini hatırlattı. Akgönenç, dün Erdemir’in yabancılara satılması olayını adeta “Hans’a değil, Hasan’a gitsin” naraları atarak meseleyi Malazgirt Meydan Muharebesi’ne dönüştürenlerin, TSK ile iç içe olan Ulusal Askeri Sermaye olarak bilinen Oyakbank’ın göz göre göre satmalarını ‘büyük hayal kırıklığı’ olarak nitelendirdi.
Türkiye ekonomisini tamamen borsa-faiz-döviz üçgeninde görenlerin Oyakbank’ın satışını adeta zafer olarak yorumladığını kaydeden Akgönenç, Oyakbank’ın satılması ile Türkiye’nin yabancılaşmasına hız, cesaret, topraklarımızda plan kuranlara güven verdiğini ifade etti.
Akgönenç sözlerini şöyle sürdürdü: “Küreselleşmenin aktörleri, hedef seçtikleri ülkemizde bankacılık sektörüne,
mutlaka hakim olmak istiyorlar. Günümüzde artık savaşlar, tankla, tüfekle, uçakla, kanla değil, parayla güçle yapılmaktadır. Türkiye ekonomik işgal altındadır. Milli kuruluşlarımız birer birer elden gitmektedir. Türkiye bankalarının yarısı yabancıların eline geçmiştir. Oldu olacak Türkiye Bankalar Birliği’nin yönetimini de yabancılara devredin, toptan sorunu çözün.
Türk yargısını Oyakbank’ın satışına dur demeye çağırıyoruz. Bu böyle devam ederse yakın gelecekte kendine yabancı bir ülke haline gelmemiz içten bile değildir. Bu nedenle, tüm duyarlı organlarımızı, Oyakbank’ın satışına dur demeye çağırıyoruz”
|
Açlık sınırı 2 bin YTL’yi geçti
Keşke, bir bakanın kızına türbanla diploma verme konusunda gösterilen 'esneklik', bir büyük haksızlığın toptan ortadan kalkması için gösterilmiş olsaydı. AKP'liler, 'Halkın önceliği bu değil' diye bizi dört buçuk yıl boyunca susturmaya çalışıyor. Sonunda, fiili bir durum ortaya çıkınca, tabii yine 'mağdur' tablosu oluşuyor. Bakın, 'Bu ülkede bizi iktidar yapıyorlar ama muktedir olamıyoruz' edebiyatı işleniyor. Ben üniversitede başörtüsü yasağına karşıyım. Sadece o da değil, ben başörtüsü yasağına toptan karşıyım. 'Kamu alanı', 'hizmet alan-veren' bahanelerine de inanmıyorum, bir kadın başörtüsüyle nereye girmek istiyorsa girmeli, ne yapmak istiyorsa yapmalı, o kadar. Ancak, aynı nedenle, Gül'ün kızının başörtülü mezuniyet töreni fotoğraflarını fazlasıyla yadırgadım. Bu ülkede, başörtülü kızcağızlar üniversiteye bile giremeyecek, dahası anneler mezuniyet törenlerine bile alınmayacak, ama baba bakan olunca her şey mubah bir tablo sergilenecek. Bu durumu son derece yakışıksız bulduğumu söylemek zorundayım. Her şeyden önce, mezun olan genç kızın bu tabloyu içine sindirememesi gerekirdi. Yaşıtları başörtüsü mağduruyken, o babasının nüfuzunu kullanmayı içine sindirebilmiş. Bunu akıl edemeyecek, çocuk yaşta değil, üniversite okumuş genç kızdan söz ediyoruz. AKP'liler, 'Biz başörtüsü konusunda siyasi bir söz vermedik' deyip işin içinden sıyrılmayı biliyor, benim gibi bu konuda ısrarlı olanlara dönüp, bir bakanları 'Bu toplumun sadece bir buçuğunun sorunu' diyor, diğer birçoğu, 'Halkın önceliği bu değil' diye bizi dört buçuk yıl boyunca susturmaya çalışıyor. Sonunda, fiili bir durum ortaya çıkınca, tabii yine 'mağdur' tablosu oluşuyor. Bakın, 'Bu ülkede bizi iktidar yapıyorlar ama muktedir olamıyoruz' edebiyatı işlenecek ve zaten halihazırda işleniyor. Seçim döneminde, bu konu yine, dolaylı yoldan bulunmaz bir fırsat olarak devreye sokuluyor… Ben başörtüsü yasağına karşı, üniversitelerin, rektörler ve öğretim üyeleriyle, ağırlıklarını koyup mücadele etmesini beklerdim. O zaman demokrasi adına anlamlı bir şey yapılmış olurdu, şimdi yapılan sıradan kayırmacılık, sadece güçlü olanın hakkının teslim edilmesi. Tüm taraflar için, tatsız, başörtüsü mağduru genç kız ve kadınlarımız için incitici bir tablo. 21.6.2/2007 / NURAY MERT / RADİKAL
Mahmud Abbas’ın istihbarat merkezinde ele geçirilen belgeler şok edici. Bu yönüyle Filistin'de bir iç savaş değil, İsrail ortaklarıyla Filistin halkı arasında bir savaşın varlığı açıkça ortaya çıkıyor. Hamas'ın Gazze'de denetimi ele alması, özellikle Mahmud Abbas yönetiminin istihbarat merkezini ele geçirmesi bazı ülkeleri panikletti. İsrail adına hareket eden, Filistin iç çatışmasının mimarı olan Muhammed Dahlan'ın istihbarat arşivleri bütün bölgeyi sarsacak nitelikte. Binlerce gizli belge İsrail tarafından “Yüzyılın Felaketi” olarak yorumlanıyor. ABD ve İsrail, belgelerin İran ve Suriye'nin eline geçmesinden endişeli. Ama asıl endişe bu değil; kanlı, kirli ilişkiler ağının ortaya çıkmasından korkuyorlar. İsrail, ABD, Mısır ve bazı bölge ülkeleri, istihbarat bilgilerinin yayılmasını engellemek için müthiş bir dayanışma içine girdi. Belgelerin İsrail'in yabancı istihbaratlar ile ortak operasyonlarını, İsrail işbirlikçisi Filistinli yetkililerin adlarını, silah-kara para trafiği ile ilgili bilgileri ihtiva ettiği belirtiliyor. Bu arşivden Türkiye ile ilgili neler çıkacak merak ediyorum. Şimdi sıkı durun! Açıklanan ilk belge gerçekten şok edici nitelikte. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın "sağ kolu" Muhammed Dahlan, İsrail ile birlikte Yaser Arafat'ın öldürülmesinde yer aldı. İsrail istihbaratı Mossad ile ortak çalışan Dahlan, Arafat'ın zehirlenmesinde bizzat rol oynamış. Nitekim, Hamas sıkıştırınca Dahlan ve adamlarını Gazze'den kaçıran da İsrail. 21.6.2/2007 / İBRAHİM KARAGÜL / YENİ ŞAFAK
Milletvekili adaylarını belirlerken “Milli Görüş”çüleri liste dışı bırakan Erdoğan, seçimden sonra yapacağı Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili ikinci sürpriz atakla merkezdeki yerini pekiştirmeyi hedefliyor. Erdoğan’ın henüz kamuoyu ile paylaşmadığı bu kritik kararını çok güvendiği bir kurmayı aracılığıyla çok büyük bir iki uluslararası finans kuruluşuna da bildirdiği anlatılıyor. 21.6.2/2007 / BİLAL ÇETİN / VATAN
Sağlık-İş Başkanı Başoğlu, “Yabancılara toprak, banka satma uygulamaları, milli güvenliğimizi tehdit eder hale geliyor. Bankalardaki her 100 liranın 30 lirası yabancıların elinde” dedi. ANKARA Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, “Yabancılara toprak, banka satma uygulamaları, milli güvenliğimizi tehdit eder hale geliyor” dedi. Başoğlu, Türkiye’deki bankaların giderek yabancıların eline geçtiğini, bankalardaki her 100 liranın 30 lirasının yabancıların elinde olduğunu söyledi. “Türkiye yabancılara bankalarını, sigorta şirketlerini satıyor, topraklarını satıyor ve böylece Türkiye’de kar eden büyük yatırımlar, sigorta şirketleri ve topraklarımız, yabancıların eline geçiyor” diyen Başoğlu, bu uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Mustafa Başoğlu, “yabancılara toprak, banka satma uygulamalarının, milli güvenliği tehdit eder hale geldiğini” savundu. (a.a) | |||||||||||||||||
| Saadet Gebze'de Gövde Gösterisi Yaptı |
| 22/06/2007 |
|
Milli Görüş’ün tek partisi Saadet Partisi ilk mitingini Gebze’de yaptı. Milli Görüş Lideri Erbakan’ın katıldığı mitingde Erbakan İktidarı uyarırken, farklı bir tarz kullandı. Sen Milli Görüşe dönecek misin, faizci düzeni değiştirecek misin, değilse boşu boşuna konuşuyorsun, milletin kazancını , parasını faizciye vereceksen hepsi boş. Ne yapacağımızdan değil, ne yaptığımızdan bahsediyoruz. Biz yapmadan konuşmuyoruz. Karşılaştığım bir nine “ben bağ kur emeklisiyim maaşıma 80 lira zam yaptın, ben onla ayakta kalıyorum” dedi. Benzin pompalarını vatandaşın sırtına, bağlamış ucunu da rantiyenin cebine bağlamışlar. Biz pompanın ucunu rantiyeden alıp vatandaşın cebine koyuyoruz. Satın alınan malın üçte biri faize, üçte biri de vergi olarak alınarak siyonizme ve faize gidiyor. 400 milyar dolarlık milyar dolarlık milli doların 200 milyar doları rantiyeye gidiyor. Kalan 200 milyar doların çoğu da faize gidiyor. Yatırım yapacak para kalmıyor. Siz benim evlatlarımsınız, sizi iyi tanırım. Sizin 100 milyar dolar bulmanız lazım, bunu zamla vergiyle borçla bulmayacaksınız, Allahın nimetiyle bulacaksınız dedim. Ekmek yapmak için maya lazım, ama sizde maya yok. Uyardık, IMFye teslim olma dedik, tam tersini yaptılar. Mahvettiler. IMF geldi devlet içine devlet kurdu milletle devlet arasına duvar ördü, devlet yapısını değiştirdi bir takım özerk kuruluşlar kurdu. Ne petro kimya, ne demirçelik kaldı.
Gebzelilerin yoğun katılım gösterdiği mitinge Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yanı sıra Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Saadet Partisi Kocaeli milletvekili adayları ve partililer katıldı. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde Saadet Partisi’nin yeni seçim türküleri de Gebzelilere dinletildi. TV5’ten de canlı olarak yayınlanan miting Fatih Mehteranı’nın konseriyle başladı. Mitingte Kocaeli milletvekilleri Şevket Kazan, Mehmet Batuk, Alaattin Köksal, Maşallah Söğüt, Kayhan Baytar, Ruziye Tan, Ahmet Ünlü, A. Şükrü Bayraktar, A. Osman Aydın halka bir kez daha tanıtıldı. Kocaeli’nde gördüğü muhteşem tablonun iktidarın müjdecisi olduğunu ifade eden Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, “22 Temmuz’da sandık başına gidiyoruz. Yalnız sağcılar solcuları, solcular sağcıları liste başı yapıyorlar. Bu insanlar 1 günde zihniyet mi değiştirdiler. Halkımız bu insanlara nasıl güvenecek. Bu bütün partilerin Saadet Partisi dışında birbirlerinden farkı olmadığını ortaya koyuyor. Bunların hepsi IMF’ci, bunların hepsi dış politikada dışa bağımlı. Birbirinden farkı yok” dedi. Kocaeli Milletvekili Adayı Şevket Kazan, "9 senelik bir zorunlu ayrılıktan sonra yeniden karşılaşmaktan dolayı Allah’a şükürler olsun. 22 Temmuz’da ne yapmamız gerektiğini tartışıyoruz. Gebze’de bu muhteşem kalabalığın huzurunda adaylarımızı yeniden tanıttık. Kocaeli’nin nabzını tutuyoruz. 23 Temmuz sabahında Saadet Partisi’nin birinci parti olduğunu herkes görecektir. Halkımız ‘nerede Erbakan hocamızın Başbakan olduğu yıllar. Milli Görüş’süz Parlamento olmuyor’ diyorlar. Anketlerde Saadet Partisi’ni ya hiç göremiyoruz ya da yüzde 5’lred görüyoruz. Bu oyunlar yeni değil. Bunlar bizi birinci parti olduğumuz tarihte bile yüzde 5’te gösterdiler. Biz barajı geçmek için değil, sıratı geçmek için mücadele ediyoruz. Milli Görüşçüleri Kocaeli’nin her yerinde arı gibi çalışmaya davet ediyorum” şeklinde konuştuSaadet Partisi 2007 seçimleri öncesi miting maratonunu Gebze’de düzenlediği “Milli Kurtuluş Mitingi”yle başlattı. On binlerce Gebzelilerin yoğun katılım gösterdiği mitinge Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yanı sıra Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Saadet Partisi Kocaeli milletvekili adayları ve partililer katıldı. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde Saadet Partisi’nin yeni seçim türküleri de Gebzelilere dinletildi. TV5’ten de canlı olarak yayınlanan miting Fatih Mehteranı’nın konseriyle başladı. Mitingte Kocaeli milletvekilleri Şevket Kazan, Mehmet Batuk, Alaattin Köksal, Maşallah Söğüt, Kayhan Baytar, Ruziye Tan, Ahmet Ünlü, A. Şükrü Bayraktar, A. Osman Aydın halka tanıtıldı. Kurtuluş Milli Görüş’te Mitingde konuşan Erbakan, “22 Temmuz tarihin dönüm noktasıdır. İşbirlikçi basın tarafından bayıltılmış insanları ayıltıcağız, ‘kendinize gelin’ diyeceğiz. Hep beraber seferber olacağız. Narkozdan ayıltacağız. Milli Görüş’le insanlarımıza oksijen koklatacağız. Şu anda Irkçı Siyonizmin hapishanesindesiniz, 3 Kasım 2002’de aldandınız, bunu siz istediniz. Sizi uyandırmak için buradayız. Kurtuluş Milli Görüş’tür, Saadet Partisi’dir. Baygın adam, uyan, uyan, uyan !!” dedi. Erbakan, Saadet Partisi'nin seçimden en büyük parti olarak çıkacağını söyledi: AKP İLE CHP ARASINDA FARK YOK "Bunlar hiçbir şey yapamazlar. Sonunda memleketin anahtarları bize teslim edecekler. Sonunda nasıl olsa buraya geleceksin . Yol düzgünken gel, ağlamadan, yaralanmadan gel. Bu taklitçilerin oyunlarına gelmeyin. Milleti AKP-CHP ikilemine mahkum etmeye çalışıyorlar. Bu 50 senelik oyundur. Bunlara aldanmayın. Televizyonlarda Saadet Partisi’ne yer vermiyorlar. Yahu bana bak, bre artist, evin sahibi nerede? Evin sahibi Saadet Partisi, evin sahibi Milli Görüş’tür. AKP ile CHP arasında bir fark yok, ikisi de AB’ci, ikisi de ABD’ci, ikisi de işbirlikçi. O yüzden seçim Saadet Partisi ve diğer partiler arasında geçecek" |
***************************************************************************
Öyle görünüyor ki halkımızın bir kısmı (%6–7) Cem Uzan’a oy vermeye niyetli.
Fakat bu oy verme şekli mantık ve akıldan mı kaynaklanıyor yoksa daha başka bir kısım argümanlar mı söz konusu? (ABD’yi bile kandırabilme-Yani iyi hırsız olabilme-, kabadayı pozlar verebilme, hesap sorabilme gibi...)
Hangi tür nedenden kaynaklanırsa kaynaklansın her türlü seçmen davranışı demokrasi dâhilindedir ve saygıya değer.
Anketimiz Cem Uzan’a oy verecek sevgili seçmenimizi hedef alıyor.
Acaba ne kadar bilinçli bir seçmen grubu Uzan’lara oy veriyor?
Soru 1- Cem Uzan, tekrar banka sahibi olsa, bu bankanın mudilerinden biri olmayı düşünür müsünüz?
Soru 2-Cem Uzan’ın babası ve kardeşinin paraya ihtiyacı olsa onlara emanet para verir misiniz?
Soru 3-Cem Uzan işsiz kalsa ve siz banka sahibi olsanız bankanıza veznedar olarak alır mısınız?
Veya siz bir bakkal sahibi, Cem Uzan da fakir bir lise mezunu olsa, kasiyer olarak işe alır mısınız?
Soru 4- Siz başbakan olsanız ve Cem Uzan hükümete girse ve Merkez Bankası’nın bağlı olduğu Devlet Bakanlığını istese ne düşünürsünüz?
Soru 5- Cem Uzan, kayıp kardeşi Hakan Uzan’ı meclis dışından bakan yapmaya kalksa hangi bakanlık uygundur? A-İçişleri Bakanlığı B- Adalet Bakanlığı
Soru 6- On binlerce İmar Bankası mudisinden biri olsaydınız ve Cem Uzan’ı tenhada yakalasaydınız ne yapardınız?
Soru 7- 4. defa parti değiştirerek Genç Parti’ye giren Emin Şirin’den başka Genç Parti’de daha önce ismini duyduğunuz siyasi bir şahıs var mıdır?(Cem Uzan hariç)
Soru 8- Genç Parti adayı İbrahim Tatlıses hükümete girse, Kadın ve Aileden sorumlu Devlet Bakanı olmak istese ne tepki verirsiniz? Sizce Asena ne tepki verir?
Soru 9- Daltonlar'ın ruhları reenkarnasyonla Türkiye’ye gelse, hangi ailenin ruhuna misafir olur? Ve Türkiye’de meslek büyüğü olarak önce kimin elini öperler?
Joe, Jack, William ve Avarel sırasıyla hangi Türk büyüklerinin ruhuna misafir olur?
(Bu soru bağımsız olup Uzan anketiyle ilgili değildir!)
Soru 10-Cem Uzan’a Ulaştırma Bakanlığı bağlandığında vaktiyle 3.8 milyon Telsim kontör kartını sakladığı havuzdan kaç tane daha yaptırması gerekir?
Soru 11- İmar Bankası'ndaki mevduat için devletin yaptığı 9 katrilyon liralık ödemenin Türkiye'nin en yoksul yüzde 20'lik kesimini oluşturan 14 milyon kişinin üç yıllık gıda harcamasına bedel olması sizin için önemsiz midir?
Soru 12- Seçim sonrası Kuzey Irak’a sefer düzenleyecek olan Uzan ailesi tarihinde askerlik yapmış bir isim söyleyebilir misiniz?
Soru 13- Cem Uzan’ın 6 aydır sürdürdüğü televizyon ve gazete reklâmlarının kaynağı hangi coğrafi bölgeden veya ülkeden olabilir? ‘Çok kazandıran banka’nın ruhu da aynı Coğrafyada mıdır?
Soru 14- Şu an dünya üzerinde veya siyasi tarihte, babası ve kardeşi Interpol tarafından aranan ama kendisi başbakanlığa aday bir başka parti başkanı var mıdır?
Soru 15- Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Cem Uzan Başbakan olsa Türkiye’de 22 Temmuzdan önce akan kan 23 Temmuz’da durur mu?
Anket sonucunu kendiniz tayin edebilirsiniz.
Eğer yanıtlarınızda ikiden fazla evet varsa siz Genç Parti’den milletvekili bile olabilecek bilinçli bir seçmensiniz ve bizzat Cem Bey tarafından öpülmeye layıksınız. Tebrikler.
O gidiyor, bu gidiyor... Sonunda bir de bakacağız, elimizde bir şey kalmamış... Kalmadı bile!
Milletvekili adayının terör örgütü davası
İstanbul 3. bölge bağımsız milletvekili adayı Sebahat Tuncel'in, ''PKK/Kongra-Gel üyesi olmak'' suçundan yargılanmasına devam edildi.
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Sebahat Tuncel ile tutuksuz yargılanan İbrahim Tekdemir katıldı. Duruşmada ''tanık'' olarak ifade veren başka suçtan tutuklu İbrahim Çakmaz, Sebahat Tuncel'i tanıdığını belirterek, bu konuya ilişkin daha önce emniyette verdiği ifadesini tekrar ettiğini söyledi. Mahkemede okunan Çakmaz'ın emniyetteki ifadesinde, ''1992 yılında PKK/Kongra-Gel'in dağ kadrosuna katılan ağabeyinin yaşayıp yaşamadığını öğrenmek için ailece Kuzey Irak'taki kampa gittiklerini, Kandil dağında örgüt elbisesi giyen Sebahat Tuncel'in bir konferansa delege olarak katıldığını gördüğünü ve kendisini 2002 seçimlerinde de Şişli'den tanıdığını'' söylediği belirtildi. Mahkeme sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi
********************************************************
| Bir göl ortadan kayboldu! | ||||||
Şili'nin güneyinde bir gölün gizemli şekilde ortadan kaybolduğu bildirildi. Bu konuda yapılan spekülasyonlardan biri, bölgedeki bir depremde yerde bir çatlak açıldığı ve suyun buradan aktığı şeklinde. Patagonya'daki Magallanes bölgesinde bulunan gölün, mart ayında yetkililerin bölgeyi ziyaretinde yerinde bulunduğu, mayıstaki ziyarette ise gölden eser kalmadığının görüldüğü bildirildi. Yüzey alanı 4-5 hektar olan ve ezilen buzulların sularıyla sürekli beslenen gölün böyle birdenbire ortadan kaybolması, "yerin açıldığı ve gölü tümüyle içine aldığı" şeklinde yorumlandı. Milli Ormancılık Kurumu bölge müdürü Juan Jose Romero, "Mart ayında bölgeye gittiğimizde her şey normaldi. Mayısta tekrar gittik ve gölün tamamen kaybolmuş olduğunu gördük. Kuru göl yatağında sadece buz yığınları ve büyük bir çatlak vardı" dedi. Kurumun, gölün nasıl ortadan kaybolduğunu araştırdığı bildirildi. AA
************************************************************** NEW YORK+ISTANBUL FOTOGRAFLARIMLA VİDEO-- SENDEN HIC AYRILMADIM KI DİGER ŞİİR VE SLAYTLAR İÇİN TIKLAYINIZ..
RESMİN USTUNE TIKLAYINIZ.
Added: 3 months ago Views: 3,949 ![]() ![]() ![]() 7 ratings Kozmik Siirler... Senden Hiç ayrılmadim ki.... Nilgün NART & Can AKIN
01- SENDEN HİÇ AYRILMADIM Kİ
Sonsuz bir zamanda başladı Bu aşk İlk yıldızlar evrene savrulurken Ayrıldık seninle sonsuza kadar… Oyunu oynamak için iki yabancı olduk Yüzyıllar önce iki dost Binlerce sene önce Leyla ile Mecnun... Arada olduklarımız Gökyüzündeki yıldızlar kadar çok. Yaratırken ve oynarken, ölesiye eğlenirken Unuttuk Aşkı.. Savrulduk galaksilerde Yüzyıllarda ve 'Ben' ler de Seni hep sevdim. Her oyuncunun gözlerinden sana bakarken... Çiçekler kadar coşkulu Yıldızlar kadar parlak Çocuklar kadar neşeliydin. Sen hep o sendin. Gözlerindeki pırıltılardan tanıdım seni. Rüyalarındaydım. Bütün gece kollarımda uyuttum seni. Sen ağladığında kim sardı sarmaladı seni... Her gecenin sabahında kim güneşleri üzerine doğurdu Bütün yıldızları gökyüzüne serdi. Ayrılmadık hiç Sonsuza kadar beraber savrulduk... Bu sevgi tek kişilikti. Tek olan ayrı değildi Kaybetmemiştin beni hiç Öte Alem olmadı hiç bir zaman. Çünkü; Hep Şimdi-Burada Birlikteydik….. Nilgün Nart WERE WE, EVER SEPERATED..? ?
CAN AKIN - NİLGUN NART -- MEVLANA "TOREN" FOTOGRAFLARIMI SERGILEMEK ISTIYORUM.. YARDIMCI OLURMUSUNUZ..? http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=6277&ItemIndex=2 OZEL MESAJLARINIZI LUTFEN CAN AKIN mr_ca...@hotmail.com ADRESINE GONDERINIZ.. . | ||||||
-----------------------------------------------------------------------------------------
Lütfen eki okuyun, ya da aşağıdaki adrese tıklayıp bilgi alabilirsiniz;
www.cocukvesaglik.net
*********************************************************
Geleceğin Optik Diski Blu-ray Türkiye de
USRobotics ten Avantajlı Bir Kampanya
İnşaat ustası robotlar geliyor
--------------------------------------------------------------------------------------
| Memecan'dan ÇT karikatürü | |
Salih Memecan Türkiye'deki çetenin karikatürünü çizdi... ![]() | |
| 25 Haziran 2007 00:32 | |
Yurtdışındaki Türk vatandaşları Atatürk, Sabiha Gökçen, Esenboğa, Adnan Menderes, Şakirpaşa ve Erkilet havalimanları ile Kapıkule, İpsala, Cilvegözü, Sarp ve Habur sınır kapıları, Çeşme ve Taşucu deniz limanında oy kullanabilecek. Yurtdışındaki Türk vatandaşları Atatürk, Sabiha Gökçen, Esenboğa, Adnan Menderes, Şakirpaşa ve Erkilet havalimanları ile Kapıkule, İpsala, Cilvegözü, Sarp ve Habur sınır kapıları, Çeşme ve Taşucu deniz limanında oy kullanabilecek. |
| Erdoğan: CHP'nin yavrusu MHP oldu AK Parti lideri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Adıyaman mitinginde CHP ve MHP hakkında olay açıklamalar yaptı: Bunların birbirinden farkı yok, al birini vur ötekine.. | |||||||||||||||||||||||
| 24 Haziran 2007 18:40 | |||||||||||||||||||||||
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''CHP şimdi yavrusunu da doğuruvermiş, MHP... Şimdiden kendilerine göre bazı hazırlıklar yapıyorlar. Birbirlerinden farkı yok, al birini vur öbürüne'' dedi. Erdoğan, partisince Adıyaman Sakarya Caddesinde düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin milletin ve Türkiye'nin partisi olduğunu, hamurunu milletin yoğurduğunu, kumaşını milletin dokuduğunu ifade etti. Milli iradeye gidilirken pusulanın, direksiyonun ve mührün millette olduğunu kaydeden Erdoğan, dibe vuran ve iflasın eşiğine gelmiş bir ekonomiden ülkeyi bugünlere taşıdıklarını anlattı. İthal ürünlerin dışında iktidarları döneminde zam kelimesini unutturduklarını belirten Erdoğan, elektriğe 5 yıldır zam yapmadıklarını söyledi. Bunu görmek ve duymak istemeyenlerin bulunduğunu, onlara gerekli cevabı halkın vereceğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Şimdi çıkmışlar, yarışa girmişler. Ben mi mazotun fiyatını daha çok indiririm, sen mi daha çok indirirsin? Yaptıkları bu... Bekara karı boşamak kolay. Ne olacak 22 Temmuz'a kadar 'fiyatı indirdim' dersin, 'vergi almıyorum' da dersin. Peki bu memleketi neyle yöneteceksin? Yani bizim petrol kuyularımız mı var, neyle? Hep aldattılar bu milleti ve 1990'lı yıllarda kriz böyle çıkmadı mı? 2000'li yıllarda krizler böyle çıkmadı mı? Hala biz bunların krizlerinin faturasını ödüyoruz. Onların borçlarını ödüyoruz. Fakat kimlik var ya kimlik, bu kimlik çok önemli. Eğer kimlikte tahribat varsa onlardan herşey beklenir. Suistimaller, almış başını gidiyordu. Bizden önceki iktidarda kimler vardı? DSP var mıydı, ANAP var mıydı, MHP var mıydı? 22 banka fona devredildi. Bunun bedeli 40 milyar dolardı. Kimin cebinden çıktı? Benim halkımın cebinden çıktı bu para. Şimdi yine gelmişler milletimize dürüstlükten bahsediyorlar. Hele hele bir tanesi var ki, bunların içinde... Hangisi? Biliyorsunuz. Ve onun bankasında da yine aynı şeyler vardı. Dünyanın hiçbir yerinde yüzde 30-35'lerle döviz bazında faiz verilmez, yok böyle bir şey. Ama bunları gördük. Batık bankaların zedelerine bizler para ödedik.'' CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimine değinirken, şunları söyledi: ''Birileri 'biz cumhuriyetçiyiz' diyorsa, cumhura saygı gösterecek. Eğer birileri 'halkçıyız' diyorsa halka saygı gösterecek. Eğer birileri 'biz milliyetçiyiz' diyorsa millete saygı gösterecek. Millete gidemeyenler, halka gidemeyenler, cumhura güvenmeyenler hiçbir zaman ne cumhur, ne halk, ne milletten gerekli saygıyı görmeyeceklerdir. Onun için Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 'hodri meydan halk' diyoruz, 'millet' diyoruz. Buyursunlar gelsinler ama gelemiyorlar, gelemeyecekler. Öyleyse sandık, sandık, sandık.'' NOTLAR Başbakan Erdoğan, Adıyaman Havaalanından miting alanına Hasancık beldesinde kendisini bekleyen partililere otobüsten seslenerek, 22 Temmuz seçimlerinde halkın en iyi şekilde tercihini kullanacağını ifade etti. Erdoğan, kendisi için hazırlanan kurbanların kesilmesine izin vermeyerek, ihtiyacı olanlara verilmesini istedi. Erdoğan, yol boyunca otobüsten çocuklara oyuncak dağıttı. Adıyaman'da havanın çok sıcak olması nedeniyle parti görevlileri mitinge katılanlara şapka dağıttı. Mitinge, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Necati Çetinkaya ve Dengir Mir Mehmet Fırat, İstanbul milletvekili adayı Ertuğrul Günay da katıldı. Erdoğan, miting sonrasında, partisine katılan bazı ilçe ve belde belediye başkanlarına rozetlerini taktı. ORTAK AÇILIŞLAR Erdoğan, mitingin ardından Yücel Özbilgin İlköğretim Okulu bahçesinde düzenlenen törenle bu okul ile Gölbaşı Adliye Sarayı, Tut Devlet Hastanesi ve belediyenin bazı tesislerinin ortak açılışını gerçekleştirdi. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, menfur bir saldırıda hayatını kaybeden Danıştay üyesi Özbilgin'in anısına yaptırılan okulun ve diğer tesislerin hayırlı olmasını diledi. AA | |||||||||||||||||||||||
| Baykal: Erdoğan PKK ile nişanlandı CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Tokat mitinginde, 22 Temmuz seçimlerinin Türkiye için bir dönüm noktası olacağını belirtti. Baykal'ın hedefinde AKP ve Erdoğan vardı..
| |||||||||||||||||||||||
| 24 Haziran 2007 19:17 | |||||||||||||||||||||||
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 22 Temmuz seçimlerinin Türkiye için bir dönüm noktası olacağını belirterek, ''Türkiye'ye sahip çıkın, Barzani'ye değil, Talabani'ye değil, PKK uzantılarına değil, onlardan medet umanlara değil, Türkiye'ye sahip çıkın'' dedi. Baykal, partisince Tokat Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen mitinginde bir konuşma yaptı. Türkiye'nin artık yeni bir döneme doğru gittiğini ve gittiği her ilde bunu gördüğünü anlatan Baykal, ülkenin geleceğinin 22 Temmuz'da vatandaşların oyları ile şekilleneceğini söyledi. Hükümetin 4.5 yıldır izlediği politikaların, Türkiye'yi bütünleştiren, kaynaştıran uygulamalar olmadığını savunan Baykal, ''Henüz Türkiye bütünlüğünü koruyor ama bilin ki, bu istikamette önümüzde bir 4 yıl daha bu kadronun eline yetki verilecek olursa, Türkiye'nin iç gerginlikleri de artacaktır. Türkiye, daha ayrışmaya doğru yönelecektir, devlet ve millet karşı karşıya getirilmek istenecektir, devlet kurumları birbiriyle çatıştırılır hale getirilecektir. Türkiye, etnik ayrıştırmaya, mezhep ayrıştırmasına doğru çekilmek istenecektir ve bu çok büyük sıkıntıları beraberinde getirecektir'' dedi. Türkiye'nin sahip olduğu sağlam cumhuriyet temelinin, Orta Doğu'daki hiçbir ülkede, Irak'ta, İran'da olmadığını vurgulayan Baykal, Türkiye'nin de bu ülkelere benzememesi için vatandaşlardan dikkatli olmalarını istedi. Baykal, ''Dikkatli olmalıyız. Türkiye'yi o ülkelere benzetmemeliyiz'' diye konuştu. Baykal, Türkiye'nin ezici çoğunluğunun Müslüman olduğunu ve dini ile gurur duyduğunu belirterek, herkesin inancını kimseye boyun eğmeden yaşadığını dile getirdi. ''Bu devleti ve milleti ayrıştırmak isteyenlerin tuzağına düşmeyin'' diyen Baykal, vatandaşlardan buna yol açacak yaklaşımlara itibar etmemelerini istedi.
Bu böyle gitmez
AKP’nin başörtüsü oyunu
MÜSİAD: Oyakbank’ın satışını tasvip etmiyoruz
İsrail, Hamas’ı devirebilmek için şimdi de Abbas’a para yardımı yapıyor
Sevsinler insanlığınızı
İsrail amacına ulaşıyor
Saylan'ın kaseti tam çözülmedi mi acaba?
| |||||||||||||||||||||||
| 'Bir Osmanlı, bir Atatürk tokatı atın' MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İzmir mitinginde AK Parti'ye yüklendi. İktidarın 4,5 yılı boş geçirdiğini söyleyen Bahçeli, 'Tek başımıza iktidara geliyoruz' dedi. | |||||||||||||||||||||||
| 24 Haziran 2007 20:28 | |||||||||||||||||||||||
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mitingde hükümete protesto sloganı atanlara ''Bunlara 22 Temmuz günü bir Osmanlı tokadı, bir Mustafa Kemal tokadı atın'' diye seslendi. Genel Başkan Bahçeli, İzmir Gündoğdu Meydanı'nda düzenlenen seçim mitinginde parti otobüsünden vatandaşlara hitap etti. Alana girişinde ''Şehitler ölmez, vatan bölünmez'' sloganıyla karşılanan Bahçeli, 22 Temmuz'da yapılacak genel seçimlerin demokratik ve ahlak kuralları çerçevesinde gerçekleşmesini, seçim sonuçlarının Türkiye'ye huzur ve refah getirmesini temenni etti. Türkiye'nin tek başına bir iktidarın iş başında olmasına karşın 4 yıl 7 ay 4 gün süren ağır ağır bir tahribat yaşadığını, çiftçinin, memurun, emeklinin, işsizin, gencin umudunu kaybettiğini savunan Bahçeli, ''aynı dönemde terör olaylarının da Başbakan'ın sözlerinden cesaret aldığını'' ileri sürdü. Mitinge katılanlara ''şahsi iktidarları için Türk milletinin kardeşliğini bozanları unutmayacaksınız değil mi?'' diye soran Bahçeli, şunları kaydetti: ''Elbette hayır. Sizlere yakışanı, İzmir'e yakışanı da bu. 4.5 yıl milletimize iktidarında çektirdin Sayın Başbakan, 4.5 yıl devleti masalarda küçülttün Sayın Başbakan. Taviz verdin, adına 'bir adım önde olma' dedin. Teslim oldun, adını 'aktif dış politika' koydun, 'kazan kazan' dedin. Peşkeş çekmenin adını 'ülkeyi pazarlama' koydun. Boyun eğdin, adına 'diyalog' dedin, küresel taşeronluk yaptın, adına 'eş başkanlık' dedin.'' Bahçeli, miting alanındakilerin hükümete protesto sloganı atmaları üzerine, ''Bunlara 22 Temmuz günü bir Osmanlı tokadı, bir Mustafa Kemal tokadı atın'' dedi. ''TEK BAŞINA İKTİDARA GELECEĞİZ'' Seçim ilanıyla birlikte Başbakan Erdoğan'ın, sürekli olarak hayali hasımlar ürettiğini, baş örtüsüne sığındığını iddia eden Bahçeli, Erdoğan'ın son olarak DTP kökenli bağımsız milletvekilleriyle koalisyon kurabileceğini açıkladığını ifade ederek, şöyle konuştu: ''Bu, DTP bozuntusu bağımsızlarla koalisyon arayışı içinde bulunurken Hak ve Özgürlükler Hareketi ile ilişkilendirmesini iyi anlayın. Başbakan, son dönemde bütün ölçü ve ayarlarını kaçırmış. Başbakan konuştukça gerçek niyetlerini ve hüviyetini açığa vurmaktadır. Başbakan son olarak PKK terörü ile iç içe olan etnik bölücü bir partinin bağımsız milletvekilleri ile koalisyon yapabileceğini açıklamıştır. Başbakan bu sözleriyle bütün ümidini PKK'nın sivil uzantılarına bağladığını da itiraf etmiştir. Öte yandan, meclise girmeye hazırlanan etnik bölücüler ve terörü destekleyenler, şimdi de Başbakan tarafından ülke yönetimine taşınmak istenmektedir. Türkiye'nin terörle mücadelesini zaafa uğratan etnik bölücülüğe cesaret kaynağı olan Başbakan, aslında kendisinden bekleneni yapmaktadır ancak Türk milleti bu ihanet ortaklığına geçit vermeyecektir. Vatanına, namusuna sahip çıkacak.'' Bahçeli, iktidarın 4.5 yıllık sürede yapamadıkları için yeniden süre istemesini de eleştirerek, ''Ne yapacaksanız bugüne kadar neden yapmadınız?'' dedi ve seçimlerde MHP'nin tek başına iktidara geleceğini savundu.
| |||||||||||||||||||||||
| 'Erdoğan'ı CHP gibi eleştirmem' Eski BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu, ''Bu iktidarı en fazla eleştirenlerden birisiyim. Ama ben CHP gibi eleştirmiyorum'' dedi.
| |||||||||||||||||||||||
| 25 Haziran 2007 00:05 | |||||||||||||||||||||||
BBP Genel Başkanlığından istifa ederek Sivas'tan bağımsız milletvekili adayı olan Yazıcıoğlu, Tokat Çınar Otelinde Tokat bağımsız milletvekili adayı Duran Demirkıran'ın tanıtıldığı toplantıya katıldı. Yazıcıoğlu, burada yaptığı konuşmada şunları kaydetti: ''Sayın Tayyip Erdoğan Ağrı'da, 'bağımsız aday ne yapabilir tek başına' diyor. Şimdi bunu benim için söylemediğini düşünüyorum. Hani bu bir kısım PKK yandaşları bağımsız aday oluyorlar ya onları kast ederek söyledi. Ama bunu başkaları yanlış anlayabilir. Ama şunu söyleyeyim, bizim için böyle bir şey söyleyemez, buna cesaret edemez. Çünkü TBMM'de 7 tane milletvekiliyle, azdık, ama onları da biz koltuğumuzun altında taşıdık. Kimse bizim karşımıza kabadayıca gelemez. Sayıların azlığı, çokluğu değil, bu işin yürek işi olduğunu kaç kere ispat ettik. Siz çokluk olduğunuz da ne oldu ki? 365 milletvekili ile gittiniz ne oldu? İşsizliği mi yok ettiniz? Yoksulluğu mu çözdünüz? Kaç tane hırsızdan hesap sordunuz? Kaç tane yolsuzluğu önlediniz? Siz terörü mü önlediniz? ABD'nin ve AB'nin emrinden çıktınız mı?'' Bu iktidarı en fazla eleştirenlerden birisi olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, ''Ama ben CHP gibi eleştirmiyorum, ben onlar için eleştirmiyorum. Ben, bu iktidar gibi düşünmüyorum. Ama bu iktidara karşı anti demokratik tepeden inme müdahalelerle söz konusu olduğunda iktidar sustuğu zaman ben konuşuyorum'' dedi. Yazıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu bir gece yarısı bildirisi olduğunda herkes sustu. İktidar da sabahı, öğleni bekledi. Acaba yazıda ne vardı? diye dinledi. Sonra tehlikenin olmadığını anladıktan sonra konuştu. Ama gece yarısı bildiri yayınlanır yayınlanmaz, ben, hem iktidarı eleştirdim, hem de e-bildirinin muhtevasını doğrudan doğruya eleştirdim. 23 Nisan Çocuk Bayramımızla iki cihan sultanı efendimizin doğumu münasebetiyle düşünülen Kutlu Doğum Haftası'nı bir karşıt gibi gösteren zihniyeti asla kabul etmiyorum. İşte birkaç tane çocuğumuzun ilahi söylerken başını örtmesini bir rejim sorunu gibi gündeme taşıyanlarla aynı düşünmüyorum, aynı yerde değilim, aynı şekilde bakmıyorum.'' AA
| |||||||||||||||||||||||
|
| |||||||||||||||||||||||
| AKP Seçim Vaadinden Türbanı Çizdi Attı | |||||||||||||||||||||||
| 25/06/2007 | |||||||||||||||||||||||
|
Son günlerde tırmanan terör olaylarına karşı muhalefet partileri seçim beyannamelerini terör çözümü üzerinde kurarken, AKP’nin seçim beyannamesinde terörün çözümüne yönelik vaat yer almazken, YÖK ve dokunulmazlıklara ilişkin de hiçbir başlığa rastlanmadı. İLGİLİ HABER | |||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||
| ATO Başkanı Aygün'den İlginç Açıklama! | |||||||||||||||||||||||
| 25/06/2007 | |||||||||||||||||||||||
| Atv’de yayınlanan “Tuğba Atav’la Doğru Doğru” programına katılan ATO Başkanı Sinan Aygün, sağda birlik çabalarının sonuçsuz kalmasının ardında "bilinmeyen bir güç" olduğunu söyledi. Kendisinin de bu birliğin tamamlanması için çok çaba sarfettiğini kaydeden Aygün, “Birileri sağda birliğin olmaması için elinden geleni yaptı. CIA mı, MOSSAD mı, KGB mi, Başbakan Erdoğan mı, bilmiyorum ama bir güç, bir kuvvet tarafından bu birlik bozuldu” dedi.
Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu ile de görüşmelerde bulunduğunu ve birleşmenin olması yönünde konuştuklarını ifade eden Aygün, şunları söyledi: "İki partinin de birleşmeyi istediğini fakat karşılıklı adımların atılamadığını söyledi. Aygün, milletvekilliği pazarlığı sorunlarının da çözüldüğünü fakat birleşmenin bir gecede bozulduğunu dile getirdi. Aygün, “Her şey yolunda gidiyordu, sadece teknik detaylar kalmıştı. Ben dinlenmeye eve geldim ve bir haber geldi; ‘Birleşme bozuluyor’ diye.” Aygün, DP milletvekilliği adaylığından çekilmesi konusunda, siyasi partilere zarar vermemek adına konuşmadığını söyledi. Hizmet ve iş adına doğruları söylemekten kaçınmadığını belirten Aygün, AKP Hükümetinden önceki iktidarlarda da muhalefetten vazgeçmediğini dile getirdi. Aygün, “Bu ülkenin iyi yönetilmesini, çiftçinin, esnafın, emekçinin tüm Türk halkının mutlu olması için çalıştık. Gelişmiş ülkeleri kıskanıyorum çünkü Türkiye’nin de öyle olmasını istiyorum, Türkiye neden bunu yapamıyor. Biz halkı kandıranlarla mücadele ettik” diye konuştu. Ticaret yaparken esnafı ve halkı koruduğunu ifade eden Aygün, haksız rekabete yapanlarla mücadele ettiğini ve siyasi yaşama da bu çizgide çalışacağını söyleyerek girdiğini belirtti. AĞAR, BENİ OLDUĞUM GİBİ KABUL ETTİ Avrupa Birliği’nin uygulamaları ile IMF politikalarına karşı sert bir duruş sergilediğini kaydeden Aygün, milli duygularının ön planda yer aldığını ve bu çizginin ötesinde davranamayacağını dile getirdi. Aygün, “Ağar’la konuştum ve benden bu çizginin ötesinde bir şey beklemeyin dedim. Sayın Ağar bu fikirlerimle beraber beni partiye kabul etti. Benim AKP’ye gitmem mümkün değildi çünkü AKP ile çizgimiz, düşüncelerimiz çok farklı” dedi. Saadet Partisi’nden, Milliyetçi Haraket Partisi’nden ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden adaylık teklifi aldığını ifade eden Aygün, “Politikayı DP’de Mehmet Ağar’la daha iyi yapabilirim diye Demokrat Parti’ye katıldım” şeklinde konuştu. ”SİYESET DEĞİL, SAUNALI ODA TARTIŞILDI” Aygün, medyada yer alan "saunalı oda" haberlerinin de doğru olmadığını söyleyerek, parti binasındaki odasında sauna olduğunu medyada çıkan haberlerden öğrendiğini belirtti. Aygün sözlerini şöyle sürdürdü: “Partiye girdim, ilk gündem saunalı oda oldu. Ben odanın içinde sauna olduğunu partiye gittikten ve gazetede haberi okuduktan sonra gördüm. Çünkü oda iki katlı ve sauna iş merkezinin ortak kullanım alanı ama kimse bana bu yönde bir soru sormadı. O sauna haberini yapan gazeteciye haber parti içerisinden gitmiş. Parti içinde çekememezlik durumu yaşandı.” VEKİLLERİ GENEL BAŞKAN SEÇİYOR, HALK DEĞİL Milletvekili olmak için halkın değil, parti genel başkanının desteğini almak gerektiğini dile getiren Aygün, partilerde genel başkanların sorgulanamaz iktidara sahip olduğunu savundu. Vekillik için başvuran bazı adayların genel başkanların gözünü boyamaya yönelik davrandığını ifade eden Aygün, adaylık sürecinde karşılaştığı bazı olayları şöyle anlattı: “Burada isim vermeyeyim ama bazı adaylar çok ilginç özgeçmiş yollamışlar. Vekil adayı özgeçmişine ‘İlkokulda ve ortaokulda sınıf başkanlığı yaptım, üniversitede sınıf başkanlığı yaptım’ diye yazmış. Biz de okuduk üniversite, üniversitede sınıf başkanlığı diye bir şey mi vardı? Herkes milletvekili olmak istiyor fakat özgeçmişine yazacak bir şey bulamıyor. Yine başka bir vekil adayı odama geldi ve yalvardı. ‘Senin genel başkanla aran çok iyimiş, ben milletvekili olayım’ dedi. ‘Benim yetkim yok, neden bu kadar çok milletvekili olmak istiyorsun’ dedim, ‘Memur emeklisiyim, çok çektim, hayatım kurtulsun’ diye konuştu. İnsanlar milletvekilliğini kendini kurtarmak için istiyor, milleti kurtarmak için değil. Ayrıca birçok partiden gelen projeler de devletin kaynaklarını tüketmeye yönelik, ülkeye yatırım yapmaya yönelik değil.” MAKAM ODALARINA İHTİYACIM YOK Aygün, 29 yıldır ticaret yaşamını sürdürdüğünü ve makam odaları için değil, hizmet için siyasi yaşama girdiğini belirtti. DP’den ayrıldıktan sonra iki günlüğüne Antalya’ya tatile gittiğini dile getiren Aygün, o günden bu yana her iki parti ile de görüşmediğini kaydetti. Milletvekilliği döneminde birçok alanda hizmet vermeye çalışan isimlerin yeni listede yer almadığını belirten Aygün, sözlerini şöyle sürdürdü: “Merkezlerde ön seçim yok. Kim genel başkana damardan girerse işi o koparıyor. Sayın Ertuğrul Yalçınbayır, Turhan Çömez bu ülke için neler yapmadı, Aziz Akgül neden listede yer almadı, neden bu insanlar listeye girmedi? Bu insanlar çevrelerine ne cevap verecekler. Bunlar bütün partiler için geçerli bir durum, bu yaşanılanlar hak mı? Listeye yukarıdan bir tanıdığın varsa yazılıyorsun. Bu ilin halkına, partisine hakarettir. Hani demokrasi burada, halk nerede? Burada milletvekillerini halk seçmiyor.” | |||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||
| Kavurucu Sıcak Termometreleri Çıldırttı | |||||||||||||||||||||||
| 24/06/2007 | |||||||||||||||||||||||
| Türkiye'yi dünden itibaren etkisi altına alan Kuzey Afrika sıcakları, etkisini en çok Aydın'da gösteriyor. Meteoroloji tarafından en yüksek sıcaklığın hissedileceği duyurulan Aydın'da, sokaklar boşaldı, vatandaşlar parklara koştu. Küresel ısınma ve sıcak geçen kışın ardından bu kez de Kuzey Afrika sıcaklarının etkisinin iyice hissedildiği Aydın'da, bugün 2007 yılının en sıcak günü yaşandı. Dün gölgede sıcaklığın 44 derece olduğu kentte, sıcak hava bugün etkisini daha da artırdı. Termometrelerin gölgede 47 dereceyi gösterdiği il merkezinde yüzde 28'leri bulan nemin de etkisiyle daha fazla etkili olan sıcaklar nedeniyle, il merkezi adeta hayalet şehre döndü. Zorunlu işi olmayan birçok kimse gündüz saatlerinde dışarı çıkmazken, sokaklarda sadece hafta sonu tatili için şehir merkezine gelen asker ve polis okulu öğrencilerin dolaştığı görüldü. İşleri ya da görevi dolaysıyla dışarı çıkmak zorunda kalanlar ise parklardaki ağaçların altlarında gölgelenip serinlemeye çalıştı. Sıcak havalar en çok dondurma, meşrubat ve su satıcılarının işine yaradı. Şehir merkezindeki park ve piknik alanlarına akın eden vatandaşlar, sıcakların etkisinden daha az etkilenme gayreti içerisine girdi. Sıcaktan bunalan ve maddi sıkıntıları nedeniyle denize gitmeye fırsat bulamayan çocuklar, belediye tarafından yaptırılan su havuzlarında serinlemeye çalıştı. Sık sık ellerini ve yüzlerini yıkayan çocuklar, arkadaşlarını su havuzlarının içerisine iterek oyunlar oynadı. Aydın'da son 3 yılın es sıcak günlerini yaşadıklarını kaydeden çocuklar, serinlemek için günlerini su havuzlarında geçirdiklerini söyledi. Aydın'da sıcakların son günlerde iyice artmaya başladığına dikkat çeken Aydınlı esnaf Ali Deniz, bu nedenle il merkezinde sokakların boşaldığını belirtti. Vatandaşların sıcak nedeniyle evlerinden çıkmak istemediğini kaydeden Deniz, "Yaz döneminin girmesiyle birlikte sıcaklar iyice arttı. Vatandaşlarımız daha çok akşam saatlerinde çıkıyor. Herkes hava serinleyince çıksa da, su tüketiminde ciddi bir artış gözlendi" dedi. Zaten normalde Aydın'ın sıcak bir il olduğuna dikkat çeken emekli devlet memuru Hasan Demir de, "Herhalde bu sıralar televizyonların söylediğine göre 4-5 derece daha da artacakmış. Sıcaktan korunmak için mümkün olduğunca gölgelerde dolaşıyoruz. Evde soğuk duş alıyoruz. Daha çok beyaz giysiler giyerek korunmaya çalışıyoruz işte. Tatil imkânımız yok. İmkân olsa tabi tatile gitmek isterim. Emekli memuruz sonuçta." diye konuştu. Sıcakların daha çok fakirleri etkilediği savunan İrfan Bayrat ise, Aydın'da ev çok sıcak olduğuna değindi. Bu yüzden gündüz dolaşıp gölgelerde oturduklarını açıklayan Bayrat, şöyle konuştu: "Akşama kadar dolaşıp, sonra eve gidiyoruz. Bir havuz olsa, insan içine girse çok güzel olacak. Ama böyle bir imkânımız da yok. Parasız bir havuz olsa, çok güzel olacak. Fakirler paralı havuzlara giremiyor. Zenginler giriyor. Biz fakirler onlara bakıyoruz." -------------------------------------------------------- Aşırı sıcaklara karşı neler yapılabileceğiyle ilgili soruları Hidroklimatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Gürdal yanıtladı. Afrika sıcaklarına karşı bünyemizi güçlendirmenin yöntemi var mı? Hava sıcaklığıyla birlikte nemin de yüksek olması teri buharlaştırır ve bu da insanı bunaltır. Örneğin 3n derece sıcaklıkta nem yüzde 70 olduğunda hissedilen sıcaklık n6.8 derece, nem yüzde 80 olduğunda hissedilen sıcaklık ise 52.2 dereceye ulaşacaktır. Bu yüzden en doğru yol sıcak ortamda bulunmamaktır. Sıcak havalarda terleme devam ettiği sürece, yeterince su ve mineral almak şartıyla vücudun kayıpları karşılanmalıdır. Sıcak yaz aylarına karşı nasıl önlem alınmalı? Aşırı sıcaktan korumalı yerlerde, klimalı ortamlarda ve hava akımı iyi olan mekanlarda oturmalı. Bol ve açık renk giysiler tercih edilmeli ve sıvı kaybına karşı dikkatli olunmalı. Ayrıca aşırı fiziksel güç gerektirmeyen işlerde çalışanlar sıcak etkisine karşı daha korumalıdır. HAVADAKİ NEME DİKKAT Sizce bu sıcaklardan en fazla kimler etkilenecek? Diyabet, dolaşım sistemi hastalığı, anemi yani kansızlık, alkol bağımlılığı ve tiroit hastalığı olanlar için sıcaklar çok daha zordur. Astım ve tansiyon hastaları kötü etkilenir. Bu tip rahatsızlığı olanlar, öğle saatlerinde ve sıcağın en yoğun olduğu dönemlerde dışarı çıkmaktan kaçınmalıdır. Sıcak sendromları; hava sıcaklığı 32 derecenin, nem oranı da yüzde 60'ın üzerindeyse ortaya çıkar. Çocuklar ve yaşlılar sıcaklardan daha fazla etkilenir. Çocuklar neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor? Özellikle bebekler için sıcaklar çok tehlikelidir. Çünkü kendilerini ifade edemezler. Anne sütüyle beslenen bebeklere, ek su vermeye gerek yoktur. Ancak anne sütü alan bebeklerde; sıcak havalarda ishal veya tekrarlayan kusmalar olursa ek olarak sıvı vermek gerekir. ÇİMEN YERİNE AĞAÇ Yaşlılar sıcaklara karşı ne yapmalı? Yaşlılar hareket güçlüğü yaşadıklarında daha az tuvalete gitmek için çoğunlukla daha az su içer. Oysa yaşın ilerlemesiyle birlikte sıvı ihtiyacı artar. Yaşlılarda; damar sertliği, kalp yetersizliği, şeker hastalığı varsa ve idrar söktürücü ilaç da kullanılıyorsa sıcak çarpmasına kadar giden rahatsızlıklara daha sık rastlanır. Sıcaklar, organizma için ek bir yük yaratarak yüksek tansiyon, inme ve benzeri durumların oluşumunu kolaylaştırır. Sizce sıcaklarda deniz kenarları mı yoksa ağaç altları mı daha güvenli? Deniz üzerinden gelen serin hava esintilerinden yararlanılabilir. Ancak doğru saat seçilmezse; deniz suyu, güneş radyasyonunu yansıttığı için daha tehlikeli olabilir. Deniz kenarında esintiden yararlanmak için akşamüstü saatlerini tercih etmek gerekli. Çünkü bu hava ciltle temas ettiğinde büyük bir rahatlama sağlar. Aynı rahatlamayı size hiçbir klima veremez. Çünkü havadaki iyonlar doğal ortamda bulunur ve çok rahatlatıcıdır. Her yeşil alan da yararlı değildir. Çimenler yerine ağaç gölgeleri, güneş ışınlarının size ulaşmasını zorlaştırır. TERLEDİKÇE SU İÇİN Gün içinde terlemeyi önlemek için neler yapmalı? Terlemeyi önlemeyin! Terleme yapacak ortamda bulunmayın yeter. Vücut terleyerek ısı birikimini önler. Terin buharlaşması ise ısı kaybı yapar. Yapılacak iş; terlemeniz artıkça sıvı tüketimini de artırmak ve kaybedilen sıvı elektrolitleri yerine koymaktır. Ama su ve tuz kısıtlaması olan hastalar doktorlarının söylediği gibi davranmalıdır. Sıcaklar vücudumuzun en fazla neresini etkiler? Her yeri etkiler; beyin ve kalp için daha tehlikeli sonuçlar doğurabilir ama sıvı kaybı olduğu için böbreklerde de sorun olabilir. Düşünmeyle ve karar vermeyle ilgili yavaşlamalar da oluşabilir. Çalışma saatleri çok sıcak günlerde değiştirilmeli mi? Çok sıcak günler için bu tür uygulamalar denenebilir. Öğle tatili uzatılabilir; çünkü gün ortasında güneş ışınları çok dik gelir ve özellikle dış ortamda çalışan insanlar için sorun oluşturur. Ekvatora yakın ülkelerde öğle tatilleri daha uzun oluyor. Eğer mümkünse öğle tatilinde siesta yani öğle uykusundan yararlanmakta fayda var. Vücut; sıcakta yorulduğu için bu küçük dinlenme molası vücudun kendini yenilemesine destek olur. Sabah
| |||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||
| Kimyasal Ali’ye İdam Kararı | |||||||||||||||||||||||
| 24/06/2007 | |||||||||||||||||||||||
|
Aralarında Saddam Hüseyin’in kuzeni Kimyasal Ali lakaplı Hasan Mecid’in de bulunduğu 3 sanık idam cezasına çarptırıldı. Kimyasal Ali dışında idam cezasına çaptırılan diğer iki sanıksa, eski savunma bakanı Sultan Haşim Ahmed ile eski genelkurmay başkanı Hüseyin Reşit Muhammed. Eski Irak Askeri İstihbarat Sorumlusu Sabir Ed Duri ve yine Askeri İstihbarat Sorumlusu Ferhan El-Caburi ise ömür boyu hapse çarptırıldı. Eski Musul Valisi Tahir El-ayni ise kanıtların yetersizliği nedeniyle beraat etti. Saddam Hüseyin, İran-Irak Savaşı sırasında İranlılarla işbirliği yapmakla suçladığı Kürtlere karşı operasyon emri vermişti.. Bazı kaynaklara göre bu operasyonda 100 bine yakın Iraklı Kürt hayatını kaybetti.
Şu anda Cumhurbaşkanı seçimi meçhullerde duruyor. ‘Halk seçsin’e karşı direniş var. Yeni Meclis’e, AK Parti’nin üçte iki çoğunluk getirmesine karşı endişe var. Bunun için her türlü faullü vuruşla AK Parti’yi silkeleme harekatı var. Ana muhalefeti, ülkenin en duyarlı konularını meydana sürerek projelendirilmiş kitle hareketleri ile güçlendirme operasyonu var. Terör, şehitlik, ülke bütünlüğü gibi bir başka duyarlı alanı kaşıyarak Meclis’e bir üçüncü parti sokmak üzere siyaseti tanzim harekatı var. Bütün bunlar Türkiye’yi sancılı bir ülke haline getiriyor, Türkiye’nin ayak bağı oluyor, toplumu kısır çekişmeler içinde boğuyor. Ve zamanı-çağı kaybediyoruz. Nesilleri kaybediyoruz. 11’inci Cumhurbaşkanı’nı, 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in seçildiği anayasal şartlarla seçebilseydik, her şey yolunda gidecekti. Devir - teslim yapılacak, yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayacak, seçimler zamanında yapılacak, parlamento yenilenecekti. Demokratik süreç kâmil manada işleyecekti.
Ahmet Selim Terörle mücadele, sadece ihanetle değil, gafletle de mücadele demektir. Canlı bomba, cansız insan demektir; yaşamıyor ki kendi hayatını yahut başka hayatları önemsesin. Bölücü terör ihaneti, gafletin özel bir yoğunlaşmasıdır. Fikren çözülemeyen fiilen çözülemez; fiilî çözüm ciddiyeti ve gücü olmadan da fikrî çözüm gayretleri etkili olamaz. Psikolojik faktörler, yerine ve şartlarına göre çeşitli derecelerde değişkenlik gösterir. Toplumsal planda da böyledir bu.
‘Her insanda, doğduğu andan itibaren onun gölge gibi izleyen bir ölüm korkusu var. İnsan çok hassas bir varlık. Bir sabun köpüğü gibi her an patlamaya hazır. İşte bu sabun köpüğünü güçlü kılmak ve ölümsüz hale getirmek için sürekli buna bir şeyler katmak istiyor insan, gerek maddî gerek manevi açıdan; iktidar, güç, işte ne varsa. Yaşlanıp güzelliği gidince, bir sevdiğini kaybedince, işinde bir şekilde sarsıntı geçirince o katmak istedikleri dökülmeye başlıyor. Ölüm korkusu sarıyor insanı.’
***********************************************************
| |||||||||||||||||||||||
| Cem Yılmaz Türk Mucidi olursa-Video | |||
|
| |||
| CHP'de hayal kırıklığı | |
Köşk seçimini kilitleyen, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karşı çıkan CHP, ilk mitinginde hayal kırıklığı yaşadı. CHP, Hatay Uğur Mumcu Meydanı'nı dolduramadı. Kimilerine göre sebep aşırı sıcaklar, kimilerine göre Cumhuriyet mitinglerinin verdiği yorgunluk. Köşk seçimini kilitleyen, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karşı çıkan CHP, ilk mitinginde hayal kırıklığı yaşadı. Yaklaşık 10 bin kişiyi alana toplayan Deniz Baykal, başbakan olabilmek için meydandakilerin 'hayır duasını' istedi. Sıcak hava, kendini Hatay'da fazlasıyla hissettirdi. 40 derecenin üstündeki sıcaktan korunmak için bazı vatandaşlar meydana şemsiyeleriyle geldi. Bazı bayanlar CHP bayraklarından yaptıkları eşarpları başlarına bağladı. AK Partili belediyeye bağlı itfaiye, sabah saatlerinden itibaren miting alanını sık sık suladı. Miting alanının çevresinde konuşlanan ambulansların sirenleri ise hiç susmadı. Kozmopolit yapısı nedeniyle Türkiye ortalamasına yakın bir siyasi yapıya sahip olan kent, son seçimlerde iktidar ve anamuhalefet partilerine 5'er milletvekili verdi. Barajı aşması durumunda MHP'nin CHP'den bir vekil alacağı konuşuluyor. CHP, hedeflediği 100 bin kişinin sadece 10'da 1'ini meydana getirilebildi. Mitingde, CHP'nin seçim ittifakı yaptığı DSP'nin esamisi bile okunmadı. Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz ve belediye işçileri, Cumhuriyet mitinglerinde olduğu gibi burada da faal. Hatay sokaklarında Çankaya Belediyesi'ne ait çok sayıda toplu taşıma aracı park halinde bekledi. Belediye görevlileri ücretsiz şapka dağıttı. Atatürkçü Düşünce Derneği de alandaki pankartıyla mitinge destek olduğunu gösterdi. Kalabalık, Edip Akbayram'ın 'Güzel günler göreceğiz, güneşli günler' şarkısıyla coşturuldu. Alana yarım saat gecikmeli gelen Deniz Baykal, yeni 'Kemal Derviş'i İlhan Kesici'yle birlikte selamladı halkı. Konuşmasında terör ve cumhurbaşkanlığı seçimleri konusuna ağırlık verdi, mazot fiyatını düşürme vaadini tekrarladı. 70 milyonu kucaklayacaklarını belirtirken, terör nedeniyle 35 günde 49 şehidin verildiğine dikkat çekti. Bu sözlerin ardından CHP mitinglerinde ilk kez "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganları atıldı. Baykal, Tayyip Erdoğan'dan bahsederken meydandan gelen 'yuh' seslerine şu tepkiyi gösterdi: "AK Parti mitinglerinde cumhurbaşkanının yuhlanması karşısında utanç duyuyorum. Onlarla aynı duruma düşmenizi istemiyorum." Mitingin en üzücü yanı helikopter kazası oldu. En ilginç yanı ise miting sırasında platforma gelen Ahmet ve Özlem Yolcu çiftinin nikâhlarını burada kıymasıydı. | |
| Darbenin perde arkası - Video | |
Sabah Gazetesi, Abd'de gizliliği kaldırılan arşiv bilgilerinden yola çıkarak ilginç bir yazı dizisi yayınladı. 27 Mayıs askeri darbesinin Amerikan tarihi belgelerine yansıyan biçimiyle konu edildiği dizide okuyanların içini acıtan gerçekler gözler önüne seriliyor | |
http://www.samanyoluhaber.com/index.php?khide=1&ghide=1&hid=55737&sec=10
Gizli kamera görüntüleri, teşhirle şantaj, Bodrum’a kaçan genç kızlar, mahremiye
| Gizli">Gizli kamera görüntüleri, teşhirle şantaj, Bodrum’a kaçan genç kızlar, mahremiyeti hiçe sayan ekran Türkiye neyi muhafaza ediyor? | ||
İsmi gündemde dolaşmayan, sadece haber bültenlerinde karşımıza çıkan Arıkan, kısa bir süre önce internete düşen uygunsuz görüntüleri ile gündeme geldi. Fulin Arıkan, bir ekran yüzü olmakla beraber magazin dünyasının renkli simalarından biri değildi. Meselenin püf noktası da bu zaten. Artık gizli kamera görüntülerinin internette yayınlanması için ünlü ya da şöhretli biri olmanıza gerek yok. Gülben Ergen, Gamze Özçelik ve Fulin Arıkan gibi mahrem görüntüleri internete ve medyaya yansıyan tanınan isimler, başlarına gelen bu vakaları medyanın da desteği sayesinde az hasarla atlatabilecek durumdalar. Fakat onlara öykünen, bir zamanlar sadece sanat ve ünlüler dünyasında yaşanan marjinal durumları kendi dünyasında taklit eden sıradan insanlar bu tür olayların bedelini çoğu zaman hayatları ile ödüyor. Medyadan, üçüncü sayfa haberlerinden ve internete gizli görüntü verme yarışından anladığımız kadarıyla, aldatmadan estetik ameliyat çılgınlığına kadar, bu toplumun değerlerine uygun olmadığını düşündüğümüz pek çok şey varoşlara, mümtaz mahalle aralarına kadar inmiş durumda. Uygunsuz görüntüleri şantaj malzemesi yapmak için Gamze Özçelik’in semtinde yaşamak gerekmiyor. Her yaz mayo reklamları nedeniyle kriz çıkaranlar, Bodrum haberlerinin anahaber bültenlerine kadar sızmasına ve bunun yol açtığı laçkalaşma ve çürümeye karşı oldukça duyarsızlar. Yapmayın, etmeyin, bu değerler herkese lazım; RTÜK, tüm bu bozulmanın önünü açan ekranlara denetleme getirmeli, dendiğinde de alarma geçiyor, bildikleri sloganı tekrarlıyorlar: Modern yaşam tarzımıza müdahale istemeyiz! Modernlik iyi güzel; ama bozulma ve çürüme, elde ne toplum bırakır, ne sistem ne de rejim. Bakın konunun uzmanları ne diyor? Şimdilerde gündemden düşmeyen ve her gün başka bir ünlü isim ile gündeme gelen aldatma vakaları, aslında ‘çok eskiden’ dediğimiz dönemlerde de vardı. Kimi zaman müstehcen fotoğrafların, kimi zaman da bir erkekle uygunsuz görüntülerin yer aldığı kasetlerin sanat camiasındaki geçmişi de oldukça eski. Çok değil belki bundan on sene önce marjinal diye nitelendirdiğimiz bir kesimde yaşanan ve toplum ahlakına uygun bulunmayan bu tür vakaların yüksek gelir grubuna mahsus, para ile ve dinin belirleyici olduğu bir ahlaki disiplinden uzak kalmakla ilgili olduğu sanılırdı. Gün geldi, özel kanallar bu grubun yaşam tarzını evlerimize soktu ve çürümenin sınıfsal bir sorun olduğu ile ilgili öngörü kendi kendini feshetti. Kısa bir sürede bir grup insanın yaşamının dışına çıkmayacak diye düşündüğümüz vakalar, durumlar toplumda hızlı bir şekilde yayılmaya başladı. Gündemden düşmeyen aldatma vakaları sadece Tamer Karadağlı, Hüsnü Şenlendirici, Pınar Altuğ gibi isimler ile gündeme gelmiyor. Artık halk arasında da yaygınlaşan aldatma vakalarına her gün bir başkası ekleniyor. Sadece Gülben Ergen-İlyas Tetik, Gamze Özçelik-Gökhan Demirkol, uygunsuz kaset savaşları ile birbirleri ile savaşmıyor, yeri geliyor eşler, yeri geliyor arkadaşlar bir zamanlar çektikleri uygunsuz görüntüleri ihtiyaç duydukları anda kitlelerin önüne seriyor. Estetik operasyonlar sadece Ajda Pekkan’ın her gün yaptırdığı yeni bir operasyonla gündemimizde gelmiyor, varoşlardaki kadınların, genç kızların estetik meraklarına tanık oluyoruz. Yani dairenin dışına taşmaz diye umduğumuz, toplum olarak hoş karşılamadığımız, kültürümüze, aile yapımıza ve inançlarımıza uygun düşmeyen vakaların bizlerden uzak olduğu günler Sezen Aksu’nun şarkısında dediği gibi “eskidendi çok eskiden”. Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Hasan Bülent Kahraman’ın deyimi ile tam anlamı ile toplumsal yozlaşmanın değil, çürümenin eşiğine geldik de geçiyoruz bile. İnternet suç makinesi Örfi, ahlaki ve dinî olarak kabul etmediğimiz birçok durumu önce televizyonlar aracılığı ile izledik. Daha sonra yazılı medya da kendini bu sürece kaptırdı, en son olarak ise internet kullanımı yaygınlaşınca bu işin boyutları gittikçe büyüdü. İnternetin hayatımıza girmesi ile toplumdaki ahlaki çözülme kendine adeta yeni bir mecra buldu. Suç makinesine dönüşen internet birçok insanın hayatını karartırken buna her geçen gün yenileri eklenmeye başladı. Çok değil, daha geçtiğimiz haftalarda gazetelere yansıyan bir haber, 20 yaşındaki E.K.’nın uygunsuz görüntülerinin eski erkek arkadaşı tarafından internette yayımlandığı üzerineydi. Lise öğrencisi genç ‘kız arkadaşının cep telefonuyla çektiği görüntülerini arkadaşlarına izlettiği’ gerekçesiyle savcılığa şikâyet edildi. Pınar Altuğ’un Yağmur Atacan ile kurduğu ilişki ‘devrimci kadın’ unvanına layık görülerek alkışlandı. Fakat devrimci Altuğ’un izinden giden Adana’da oturan N.Y., eşini A.K. ile aldatınca bunun bedelini eşi tarafından pompalı av tüfeği ile vurularak ödedi. Gazeteci Zeki Coşkun, bu durumu, “Yukarının eğlencesi, şenliği, oyunu aşağının şiddetidir.” diye değerlendiriyor. İnsanın özünde kötülük vardır; fakat bunu din ve ahlaki kurallar önler, Hasan Bülent Kahraman’ın tespitine göre artık Türkiye kendini kötülüğün büyüsüne kaptırdı bile. Kahraman’a göre toplumun bu çizgiye gelmesindeki en büyük neden de gerçek anlamda muhafazakâr bir kitlenin gittikçe yok olmasından kaynaklanıyor. Ne yapmalı? Gelinen nokta vahim, peki bu süreci en az zarar ile atlatmak için ne yapmak gerekir? Hasan Bülent Kahraman, kendini karamsarlığa sürükleyen bu tablodan kurtulmanın çok kolay olmayacağını söylüyor; fakat her şeyden önce basının kendisini toparlayıp eroin verircesine yaptığı yayınlara bir son vermesi gerektiğini belirtiyor. Zeki Coşkun ise bu gelinen noktada toparlanmak için ‘insana dönüş’ projesinin gerçekleştirilmesi gerektiğini söylüyor. Sosyolog Ümit Meriç ise insanların öncelikli olarak var oluş hikmetlerini anlaması gerektiğinin altını çiziyor. Modernliği, dilediğini yapmak ve mümkünse en çok karanlık doğasının dilediklerini yapmak olarak algılandığı bir çağda toplum için iyi olanı istemek her zaman modernliğin kutsal anlatılarına toslar. Toslayacağını bile bile demek lazım: Bütün bunlar, ‘televizyon’ ile başladı, yazılı basın ile pişti, iletişim aygıtları sayesinde şekillendi ve şimdi de internet tarafından servis ediliyor. ‘Ama Batı?! Ama modernlik?!’ diyenlere, kimi Avrupa ülkelerinde ve o beğenmediğimiz Amerika’da yayın saatleri konusunda nasıl titiz bir uygulama olduğunu, Howard Stern adlı bir radyo programcısının sabah 09.00’da yani, çocukların okula gitmek üzere henüz ebeveynlerinin arabalarında bulunduğu bir saatte yaptığı bir espriden dolayı nasıl sürüm sürüm süründürüldüğünü hatırlatmak lazım. New York'ta Federal Communications Commision (FCC)’un yetkilileri, müstehcenliği yayan ve teşvik eden yayınlar üzerindeki yaptırım gücünü her yanlışta kullanıyor. Top RTÜK’te ve hemen her konuda proje üretmekle beraber bu konuyu sümen altı eden önemli sivil toplum örgütlerinde... r.se...@zaman.com.tr
İnsanlar">İnsanlar eşref-i mahlûkat olduğunun farkına varmalı Prof. Dr. Ümit Meriç (Sosyolog): La Sage’in Topal Şeytan’ı evlerin damlarını açıp içeriye bakar. Günümüzde de bazı iletişim kanalları benzer bir görevi ifa etmeye başladılar gibi görünüyor. Özel hayat mahremdir, bize aittir, başkasını ilgilendirmez. Mahremiyetin var olduğu bir başka alan da ailedir. Kendi kendisi ile tanışmayı unutmuş olan ya da bu kendisine unutturulmuş olan insan, kendisine yabancılaşmış olan insandır. Dolayısı ile kendisi de kendisine “öteki”dir, bir başkasıdır. Bazen “ötekinden” oluşan bir aile(!)de mahremiyet nasıl oluşabilir ki? Mahrem güzeldir, özeldir, saygıya şayandır. “Eşref-i mahlukat olduğunu öğrenmemiş ya da keşfetmemiş, kendisindeki “cevheri” keşfetmemiş biri henüz kendisine saygı duymaya başlamamış kişidir. Kendisine saygısı olmayanın başkasına saygısı olması nasıl beklenebilir? Sır, insanı büyütür derler. Gerçekten büyümüş insanlara yani hem kendisine hem de başkasına saygısı olan insanlara ekranlara ya da evlerimize ‘hoş geldiniz’ demeye ne kadar çok ihtiyacımız var.
İnsanların">İnsanların gerçekle olan bağı kopuyor |
| |||||
Son yıllarda Türkiye'ye gelmiş olan Ortega, Hagi, Hooijdonk, Anelka, Appiah, Ricardinho, Kleberson ve Alex gibi dünya çapındaki yıldızlara bu yıl Roberto Carlos ve Lincoln gibi tanınmış isimler eklenince Türk futbolu Avrupa sınırlarını aşıp dünya arenasında en çok konuşulan ligler arasına girdi. Dünyanın yakından tanıdığı, Real Madrid'in unutulmaz futbolcusu Roberto Carlos ile Lincoln, gelecek sezon hem oynadıkları futbol hem de şöhretleri ile Turkcell Süper Ligi'ni ilgi odağı haline getirecek. 2000'li yılların başında Galatasaray'a transfer olduğunda yaşı ile ilgili spekülasyonlar yapılan Gheorghe Hagi, forma giydiği yıllarda kalitesi ile taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmıştı. Geçmiş yıllardaki Yugoslav furyası ve kalitesiz yabancı transferleri ile milyonlarca doları adeta çöpe atan Türk futbol kulüpleri artık daha ince eleyip sık dokuyor. Geniş kitlelere hitap eden dört büyük kulüp, hedefleri ve taraftar beklentisi doğrultusunda marka isimlere yönelirken, Anadolu takımları ise bütçelerinin el verdiği ölçüde, özellikle Afrika ülkelerinde ucuz ama kaliteli isim arayışına giriyor. 4 büyük kulüp ile Anadolu takımları arasında oluşacak kalite farkı ise şimdilik tek dezavantaj olarak futbolseverlerin karşısına çıkıyor. Türkiye'nin dünya arenasında az bilinirliği sebebiyle transfer olmakta tereddüt geçiren futbolcular, daha önce Türkiye hakkında şüpheleri olan Kennet Andersson ve Hooijdonk gibi futbolcuların iyi referans vermeleriyle Türkiye'ye gelmeye daha sıcak baktıkları gözleniyor. Konu ile ilgili görüşlerini açıklayan otoriteler Roberto Carlos ve Lincoln gibi marka isimlerin diğer ünlülerin de Türkiye'ye gelmesinde teşvik edici rol oynayacağını söylerken, karşı görüş olarak ise bu isimlerin tamamen şov amaçlı transfer edildiği ve yöneticilerin yapısal zaaflarını yine yapısal zaafla örtme çabası içinde olduğu ileri sürüldü. Ancak bilinen bir şey varsa sezon açılışına kadar, marka değeri yüksek yeni futbolcuların da katılımı ile ligimizin ilgiyle izlenen süper bir lig olacağıdır. Prestij yükseltir Muhakkak ki ciddi bir katkısı olacaktır. Bu tür yıldız oyuncu transferlerinin Türk futboluna bir yığın zincirleme olumlu etkisi olacaktır. Hem her takım yükselen çıtaya erişebilmek için çaba gösterecek hem de bu oyuncuların gelmiş olması ligin prestijini yükseltip başka isimlerin de gelmesini teşvik edici olacaktır. Ahmet Çakır, Zaman Önce takım oyunu Tamamen kapalı bir kutu. Futbol bir takım oyunu. Ne kadar iyi isimler alırsanız alın bir futbolcu takımın 11'den 1'idir. Emekliliği gelmiş Carlos gibi futbolcuların Türkiye imajına katkısı olduğunu düşünmüyorum; çünkü bu transfere rağmen hâlâ fes ve dansöz figürleri ile tanıtılıyoruz. Milan isteseydi Carlos bırakıp Fener'e gelir miydi? İbrahim Altınsay, Radikal
[KİMLER GELDİ, KİMLER GİTTİ] ANKARAGÜCÜ Gelenler: Habib Muhammed (Molde), Fatih Akyel (Gençlerbirliği), Kirita (G.Antepspor), Ali Çamdalı (Leverkusen), Yunus Balaban (Alemannia Aachen). Gidenler: Aytekin, Yordanov, Petkov, Devran, Murat Ocak, Tita, Sedat Yeşilkaya. ANKARASPOR Gelen: Tayfun Türkmen (Konyaspor). Gidenler: Drogaslav Jevriç, Wederson (Fenerbahçe), Hakan Arıkan (Beşiktaş). BEŞİKTAŞ Gelenler: Rodrigo Tello (Sporting Lizbon), Hakan Arıkan (Ankaraspor), Rüştü Reçber (F.Bahçe), Mehmet Yozgatlı (F.Bahçe). Gidenler: Ramazan Kurşunlu (Ankaraspor), Kleberson (FIFA'lık), Runje (Lens), Ali Güneş (serbest). BURSASPOR Gelen: Mustafa Sarp (K.Erciyesspor). Gidenler: Ömer Çatkıç, Cumhur Bozacı, Hasan Yiğit. ÇAYKUR RİZESPOR Gelenler: Metin Aktaş (Diyarbakırspor), Emre Toraman (K.Erciyesspor), Şadi Çolak (Orduspor). Gidenler: Zdravkov, Bashir El Tabei, İbrahim Said, Gökhan Kaba (İstanbul B.Belediyesi). DENİZLİSPOR Gelen: Yok. Giden: Serhat (Kayserispor). FENERBAHÇE Gelenler: Roberto Carlos (Real Madrid), Wederson (Ankaraspor), Colin Kazım Richards (Sheffield United), Gürhan (Sivasspor). Gidenler: Ümit Özat (Köln), Serkan Balcı (Trabzonspor), Tuncay Şanlı (Middlesbrough), Rüştü Reçber (Beşiktaş), Mehmet Yozgatlı (Beşiktaş). GALATASARAY Gelenler: Lincoln (Schalke), Servet (Sivasspor), Barış Özbek (Rot Weiss Essen), Serkan Çalık (Rot Weiss Essen), Tobias Linderoth (Kopenhag), Ismael Bouzid (Kaiserslautern), Orkun Uşak (K.Erciyes). Gidenler: İnamoto (E.Frankfurt), Mondragon (Köln), Tolga Seyhan (Kiralık geri döndü), İliç (Salzburg), Ergün Penbe (serbest). GAZİANTEPSPOR Gelen: Yok. Giden: Kirita (Ankaragücü). GENÇLERBİRLİĞİ Gelenler: Nicola Petkoviç (Vojvodina), Olgay Coşkun (Karşıyaka), Nick Carle (Newcastle Jets), Marko Zoriç (Banat Zrenjanin), Mustafa Çiçek (Samsunspor). Gidenler: Draman (Lokomotif Moskova), Adem Dursun (serbest). G.BİRLİĞİ OFTAŞ Gelenler: Savaş Esen (Alibeyköy), Cevher Toktaş (Bursa Merinos), Volkan Hasançebi (Fethiyespor). Giden: Yok. İSTANBUL B.BLD. Gelenler: Evren Kürkçü (Samsunspor), Gökhan Kaba (Ç.Rizespor), Sancak (Altay). Giden: Yok KASIMPAŞA Gelenler: Murat Yıldırım (Ajax), Mehmet Akgün (Borussia Dortmund), Barbaros Barut (Essen), Ali Yetkin (Greutherfürth). Giden: Yok. KAYSERİSPOR Gelenler: Serhat (Denizlispor) Savaş Yılmaz (Zeytinburnu), Koray Çölgeçen (Kocaelispor), Mehmet Eren (K.Erciyes). Giden: Yok. KONYASPOR Gelenler: Muhammed Akıncı (Silkeborg), Burak Özsaraç (V.Manisaspor), Can Parlayan (Değirmenderespor). Giden: Tayfun (Ankaraspor). SİVASSPOR Gelenler: Fatih Atik (Montpellier), Muhammed Ali (Diyarbakırspor). Gidenler: Servet (Galatasaray), Serdar Topraktepe (Kocaelispor), Gürhan (Fenerbahçe), Ertuğrul (Antalyaspor), İsmail (Malatyaspor). TRABZONSPOR Gelenler: Serkan Balcı (F.Bahçe), Jabi (K.Erciyes), Adnan (Samsunspor). Giden: Djokaj (Freiburg). VESTEL MANİSASPOR Gelen: Yok. Gidenler: Fevzi, Burak Özsaraç (Konyaspor). | |||||
| Seçmen kağıdı gelmeyenler dikkat! | |
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Muammer Aydın, seçmen bilgi kağıdı gelmeyen veya Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını bilmeyen vatandaşların, kimlik belgeleriyle oy kullanabileceklerini bildirdi. Aydın, seçim sürecine ilişkin çeşitli sorularını yanıtladı. Gümrük kapılarında yarın oy verme işleminin başlayacağını anımsatan Aydın, gümrük kapılarında kullanılacak oy pusulalarının basımının daha önceden tamamlandığını ve 14 gümrük kapısına gönderildiğini kaydetti. Gümrük kapılarında, Türkiye'de seçmen kütüğüne kaydı olmayan, yurt dışında 6 aydan fazla ikamet eden, 18 yaşını doldurmuş, Türkiye Cumhuriyeti Pasaportunu ibraz eden Türk vatandaşların oy kullanabileceğini hatırlatan Aydın, bu vatandaşların oylarını ülkeye girişte veya çıkışta kullanabileceklerini bildirdi. PASAPORTA ''OY KULLANDI'' DAMGASI Bu şartları taşıyan vatandaşların, bilgisayarda kontrol edilerek, Türkiye'de seçmen kütüğüne kayıtlı olup olmadıklarına bakılacağını belirten Aydın, oy kullanan vatandaşların pasaportlarına ''oy kullandı'' damgası basılacağını kaydetti. Gümrüklerde kurulan ilçe seçim kurullarında 24 saat oy kullanılabileceğini belirten Aydın, oy kullanma işleminin 22 Temmuzda sona ereceğini kaydetti. Bu süreçte gümrük kapılarında kullanılan oyların zarflar açılmadan saklanacağını söyleyen Aydın, bu oyların tasnif işleminin Türkiye'de sandıklar açıldığı anda başlayacağını belirtti. Türkiye genelinde kullanılacak oy pusulalarının basımının sorunsuz devam ettiğini belirten Aydın, basımda kullanılan kağıdın daha önce tabaka halinde olduğunu, bu yıl bobin halinde kağıt ile basım yaptıklarını söyledi. Aydın, böylelikle yüzde 25 oranında kar elde edildiğini bildirdi. SEÇMENE UYARILAR Seçmen bilgi kağıtlarının dağıtımının büyük oranda tamamlandığını belirten Aydın, seçmen bilgi kağıdı gelmeyen vatandaşların da oy kullanabileceğini bildirdi. Oy kullanma günü vatandaşların seçmen bilgi kağıdı ve nüfus cüzdanı ile oy kullanabileceklerini belirten Aydın, nüfus cüzdanı yerine, ehliyet, pasaport, evlilik cüzdanı, muhtarlık veya belediyeler hariç diğer kurumlardan verilmiş kimliklerle de oy kullanılabileceğini bildirdi. Aydın, seçmen bilgi kağıdı eline ulaşmayan vatandaşların YSK'nın internet sitesine Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarını girerek, nerede, hangi sandıkta oy kullanacaklarını öğrenebileceklerini bildirdi. Muammer Aydın, seçmen kütüğünde kaydı olmayan vatandaşların oy kullanamayacağını bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası bulunmayan vatandaşların oy veremeyeceği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtene Aydın, TC kimlik numarasını bilmeyen vatandaşların, kimlik belgeleriyle oylarını kullanabileceklerini söyledi. Vatandaşların yine de Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarını öğrenmelerini öneren Aydın, seçmen kütüğünün bilgisayar ortamına geçtiğini, bundan sonraki süreçte Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası olmayan vatandaşların kütüğe kaydedilmeyeceğini ifade etti. Muammer Aydın, oy verme günü vatandaşların kimlik numaralarını bir kağıda yazıp getirmeleri halinde, bu numaraların kütüğe işlenmesinin sağlanabileceğini kaydetti. ''HERKES SANDIK BAŞINA'' Oy vermenin bir hak olduğunu söyleyen Aydın, ''Onun için seçmen kütüğüne kayıtlı tüm vatandaşlarımız sandık başına gitsinler. Hangi partiye, hangi bağımsıza oylarını vereceklerse oylarını kullansınlar. Hem haklarını kullanmış hem de görevlerini yerine getirmiş olsunlar'' dedi. AA Mevsim durumunu dikkate alarak 32 ilde oy verme işlemini 07.00-16.00 saatleri olarak değiştirdiklerini de anımsatan Aydın, diğer illerde oy verme işleminin 08.00-17.00 saatleri arasında yapılacağını bildirdi. | |
| Bu hafta 50 derece sıcak var | |||
|
| |||
| |||||
| |||||
| 23 Haziran 2007, Cumartesi | |||||
***************************************************************************
YENİ ORTAK...
Çizer: Emre Ulaş
******************************************************************************
|
|
|
İşte AKP İktidarının Yanlışlar Listesi! |
|
İşte AKP İktidarının Yanlışlar Listesi! |
|
23/06/2007 |
|
|
|
|
|
Zaman gazetesi yazarı Abdülhamit Bilici'nin çarpıcı tespitlerde bulunduğu köşe yazısı... |