Şeytani içki... Şampanya - Köpüklü şarap

56 views
Skip to first unread message

Kerem

unread,
Dec 22, 2009, 2:34:59 AM12/22/09
to
 

ŞEYTANİ İÇKİ

Kutlamaların ya da özel anların vazgeçilmez içeceği şampanya ya da köpüklü şarabı bu yazıyı okumadan önce içmiş olabilirsiniz. Ama, şampanya, köpüklü şarap ve şarap arasındaki farkları ya da kalın mantarların o şişenin içine nasıl girdiğini biliyor musunuz?

 

ÖNEMLİ ANLARIN İÇKİSİ

Köpüklü şarap ve özellikle de şampanya, eskiden bu yana en değerli içki sayılı­yor. Bu nedenle, kutlama­lara özgü, hatta içilmeyip iyice çalka­landıktan sonra patlatılarak etrafa yağdırılması gereken bir içki olarak görülüyor. Bir gemi ilk seferine çık­mak üzere denize indirilirken, oto­mobil yarışlarının ödül töreninde, film prömiyerlerinde, resmi konukla­rın ağırlanmasında, doğum günü par­tilerinde ve yılbaşında... Bu köpüren ve kabaran değerli İçkiyle eğlenceler daha zevkli geçiyor. 

 

ÜRETİME BAŞLAYALIM MI?

Günümüzde artık o kadar pahalı olmasa da lüks özelliğinden bir şey kaybetmedi. Özellikle eskilerde üre­timinin çok zahmetli gerçekleştiril­mesinden kaynaklanan imajı hiç de­ğişmedi. Köpüklü şampanya, üzüm suyunun iki kez mayalanma işlemine tabi tutulmasıyla elde ediliyor. Ula­şılmak istenen lezzete göre, farklı şa­rap türleri birbiriyle karıştırılıyor. Or­taya çıkan karışıma "cuvee" adı veriliyor ve köpüklü şarabın temel mad­desini oluşturuyor.

 

ŞİŞEDE ÇÖZÜLEN GAZ

Daha sonra cuvee'ye şeker ve ma­ya ilave edilerek bu karışım tanklara ya da şişelere dolduruluyor. Burada, gerçekleşen ikinci mayalanma işle­minde, maya mantarları şekeri alkol ve karbonik aside dönüştürüyor. İlk mayalanmadan farklı olarak, ortaya çıkan karbonik asit gazının, yani karbondioksitin uçmasına izin verilmi­yor. Aksine, içinde bulunduğu kabın kapağı o kadar sıkı kapatılıyor ki, gaz, kabın içinde kalarak sıvının için­de çözülüyor.

 

TANKLARDA YAŞANAN SORUNLAR

İşte bu aşamada, köpüklü şarap üretiminin temel sorunu çıkıyor kar­şımıza. Bardağın içinde oradan ora­ya hareket eden ve içerken dilimizi gıdıklayan o baloncuklar, köpüklü şarabın içinde bulunduğu kaba büyük bir basınç uygulu­yor. Tanklara uygulanan basınç, normal bir otomobil lastiğinde bulu­nan basıncın yaklaşık 2-3 katı. yani 5-6 bar değerinde. Günümüzde kul­lanılan çelik tanklarda böyle bir teh­like söz konusu değil, her olasılığa karşı 10 barlık basıncı kaldırabile­cek şekilde üretiliyorlar. Ama eski­den, ikinci mayalanma işleminin cam şişelerde gerçekleştirildiği za­manlarda köpüklü şarap üreticileri­nin mahzenlerinde can sıkıcı kazalar meydana geliyordu.

 

PATLAMAYA HAZIR BOMBA : ŞİŞELER

Üflenerek şekillendirildiği dönem­lerde, yani 1914 yılına kadar, ergimiş haldeki cam, kimi zaman her yere eşit olarak dağıtılamıyor ve şişelerin bazı nok­taları daha ince bir ya­pıya sahip olabiliyor­du. Mayalanmayla birlikte ortaya çı­kan karbondioksit gazının yarattığı basınç arttıkça, cam şişeler bu noktalarda patlaya­biliyordu.   Şişeler, "pupitre" denilen özel tahta tezgâhlara, bir dizesi 20 şişeden oluşan 20 dizenin üst üste sıralanması şeklinde yerleştiriliyordu. Yüksek basınç ve hatalı şişe üretimi yüzünden meyda­na gelen patlama sonucu havaya fır­layan cam parçaları, yanlarda bulu­nan diğer şişelerin de kırılmasına yol açıyordu. Ayrıca havada oluşan salı­nım, ufacık bir etkiyle patlamaya ha­zır öteki şişeleri de sarsıyor ve büyük hasarlara neden oluyordu. Ya şişele­rin dizili olduğu tezgâhların boşaltı­larak temizlenip yeniden düzenlen­mesi işlemine ne demeli? Çalışanların yaralanmasını önlemek amacıyla tehlikeli görülen şişeler bir mahzene toplanarak kilitleniyor ve birkaç haf­ta kimsenin içeriye girmesine izin verilmiyordu.

Artık günümüzde böyle bir sorun yaşanmıyor. Şimdi şişeler makineler tarafından üretiliyor, üstelik yüksek basınca da dayanıklı şekilde... Ayrıca, ideal mayalanma için gereken maya ve şeker miktarı da ayarlanabi­liyor. 1836'da, eczacı François in Chalons-sur-Marne, şarap içinde bu­lunan şeker miktarını kimyasal yol­larla ölçebilen bir yöntem keşfetti. Bu yolla, ikinci mayalanma işlemi için eklenmesi gereken şeker miktarı da belirlenebiliyor.

 

 

GÜNÜMÜZDE KÖPÜKLÜ ŞARAP ÜRETİMİ

Şimdi yeniden çağdaş köpüklü şarap üretimine dönelim. 4-6 hafta so­nunda çelik tanklar içindeki mayalan­ma işlemi tamamlanıyor. Artık köpük­lü şarap, teorik anlamda şişelere doldurulup satılabilir aşamaya geliyor. Ancak yasalar, köpüklü şarabın şişeye doldurulmadan önce, 9 ay boyunca mahzende dinlendirilmesini zorunlu kılıyor. Bu süre içinde, mayada bulunan bazı tat verici maddeler köpüklü şarabın içine dağılıyor. Ardından sü­zülerek tortulardan arındırılıyor.

Bu şekilde üretilen ham köpüklü şarap, ikinci mayalanma sırasında şe­kerin tamamının kullanılması nedniyle çok keskin oluyor. İstenen tatlı­lığı verebilmek için, şarap ve şeker­den oluşan bir şurup ekleniyor ve ek­lenen miktar, köpüklü şarabın tadının nasıl olacağını belirliyor: brüt, ekstra sek, sek, dömisek ya da yumuşak. Da­ha sonra, bozulmadan saklanabilmesi amacıyla, yasal olarak öngörülen miktarda sülfürik asit ilave ediliyor. Bu madde, köpüklü şarap içinde yeni bir mayalanma ve oksitlenme işlemini engelliyor. Evet. artık şarap şişelere doldurulabilir hale gelmiş bulunuyor.

 

ŞARAPTAN AYIRAN ÖZELLİK : KARBONDİOKSİT GAZI

Bütün bu işlemler sırasında, kö­püklü şarabı normal şaraptan ayıran en önemli özelliğin kaybolmamasına dikkat edilmesi, yani şarap içinde çö­zülmüş bulunan karbondioksit gazı­nın korunması gerekiyor. Bu neden­le, sıvı sürekli yüksek basınç altında tutuluyor. Aksi takdirde gaz uçuyor, köpüklü şarap da sıradan bir şaraba dönüşüyor. Yani, şarapla doldurul­madan önce, bütün tank ve şişelerde gaz basıncı yükseltiliyor. Bu zor uy­gulama, sürekli bir soğutma işlemiy­le destekleniyor. Çünkü sıvı ne ka­dar soğuk olursa, gaz içinde o oranda kolay çözülüyor.

 

MANTARIN ÖNEMİ

Şişeler, sıfır santigrat derecede, içindeki basınç yükseltilerek dolduru­luyor; ardından, basıncın değeri normal koşullara düşürülüyor. Çünkü dolan şişeler mantarla kapatılma işle­mi için kısa bir yolculuk yapmak zo­runda kalıyor. Mantarlar şişenin ağzı­na yerleştiriliyor, gazın etkisiyle şişenin ağzının açılmaması için ayrıca tel­le bağlanıyor ve üstü alüminyum folyoyla kaplanıyor. Mantar, şarabın içi­ne hava sızmasını önlüyor. Ancak bu fonksiyonu yerine getirebilmesi için de şarapla ıslatılması gerekiyor. Islan­madığı takdirde, mantar ile şişe ara­sında az da olsa boşluk kalıyor ve içe­rideki gaz dışarıya sızıyor.

Ama, nasıl oluyor da o kalın man­tarlar şişenin daracık ağzına sığabili­yor? Çok basit: İlk üretildiğinde tamamen silindirik bir yapıya sahip olan mantar, bir makine yardımıyla iyice sıkılaştırılıyor; o kadar ki, çapı şişelerin boynundan daha küçük bir boyuta iniyor. Sonra, yarısına kadar şişenin ağzına yerleştiriliyor ve öyle­ce bırakılıyor. O kendine özgü "dağ mantarı" şekli, şişenin dışında kalan bölümünün şişerek eski boyutlarına ulaşmasıyla ortaya çıkıyor. Yatık tu­tulan şişelerde mantar şarapla ıslanı­yor, şişiyor ve şişe boynunun çapı el­verdiği kadar genişleyerek şişenin ağzını sıkıca kapatıyor. Şişenin ağzı­nı açtıktan sonra, içeride kalan bölü­mü eski yapısına kavuşamadığı için de o kendine özgü şekli kazanıyor.

 

ŞAMPANYA NASIL ÜRETİLİYOR?

KÖPÜKLÜ ŞARAPTAN NE FARKI VAR?

Peki ya şampanya, o nasıl üretili­yor? Köpüklü şaraptan ne farkı var? Şampanya da ilke olarak tıpkı köpük­lü şarap gibi üretiliyor. Ancak, çok daha zahmetli işlemlerden geçiyor ve daha romantik çağrışımlar yaratıyor.

Şampanya, Fransa'nın Champagne bölgesindeki bağlardan elde edilen üzümlerle yapılan köpüklü şaraba verilen ad. Bu ad, özel bir yasayla koruma altına alınmış, yani tescilli bir markaya dönüşmüş. Bu nedenle Champagne bölgesinin dışında üreti­len köpüklü şaraplara "şampanya" denilmesi mümkün değil.

 

ÜZÜMLERİ YETİŞTİRME HAKKINA SAHİP 250 KÖY

Champagne bölgesinde yetiştirilen Chardonay, Pinot Noir ve Pinot Meunier üzümlerinden yapılıyor. Sadece bölgede bulunan 250 köy, bu üzümleri yetiştirme hakkına sahip. Şampanyanın üretiminde kulla­nılan şarap, belirli kalite özelliklerim taşımak zorunda.

Fransızlar ulusal prestij içkileri konusunda son derece katı davranı­yorlar. Buna üretim yöntem­leri de dahil. "Methode champenoise" diye adlandır­dıkları bu yöntem şöyle işli­yor: Sözü edilen üzümler­den üretilen şaraplar karış­tırılarak aynı köpüklü şa­rapta olduğu gibi önce "cuvee" hazırlanıyor. Üreticiler, kendilerine öz­gü bu karışımın reçetesini çok önemsiyor ve gizli tu­tuyorlar. Çeşitli bağların üzümlerinden üretilen ve farklı yıllara ait şaraplar karıştırılıyor, üzerine biraz da kırmızı şarap ekleniyor. Bu nedenle şampanya, köpüklü şaraba oranla biraz daha koyu bir renge sahip. Sadece çok verimli geçen bağ bozumu yıllarında cuvee, tek bir yıla ait şaraplar karış­tırılarak hazırlanıyor. Bu şampanya­ya "Millesime" adı veriliyor.

 

YER ALTI DEPOLARI

Şurubun eklenmesinin ardından, ikinci mayalanma işlemi kesinlikle hep şişelerin içinde gerçekleştiriliyor. Bu işlem için şişeler mahzenlerde tu­tuluyor. Champagne'ın bağcıları, yüzyılları kapsayan tecrübeleriyle te­beşir zeminin altında özel mahzenler kurmuşlar, bunların en eskisi Roma döneminden kalma. Reims ile Epernay arasında, 25 kilometrelik yeraltı depoları uzanıyor (not: Yazıda 250 km olarak belirtilmiş. Ben dizgi hatası olacağını düşünerek 25 km olarak değiştirdim.. derleyen krmhby)

Şarap, sadece kısmen aydınlatılan karanlık, yaklaşık 8 santigrat derece­lik sabit sıcaklık ve sabit neme sahip mahzen­lerde, kilometrelerce uzanan tahta raflar üzerinde bekletiliyor.

 

ÜÇ YIL DİNLENDİRİLİYOR

Mayalanma işleminin ardından, şarap üç yıl boyunca mahzende dinlendiriliyor. Son­ra, arada çalkalan­mak üzere, ağzı hafif aşağıya doğru bakacak şe­kilde püpitr'lere (özel ahşap tezgalar) alınıyor. Haftalar boyunca, şişe­ler her gün birkaç kez döndürülüyor. Eskiden, görevi şampanya şişelerini çalkalamak olan özel hizmetliler ça­lıştırılıyordu. Günümüzde bu iş, otomatik tezgâhlarda gerçekleştiriliyor. Sürekli çalkalama sonucu, ikinci mayalanma sırasında ölen mayaların oluşturduğu tortu şişenin ağzında bi­rikiyor. Sırada bu tortunun alınması işlemi var. Bunun için şişeler baş aşağı buz banyolarına daldırılıyor. Burada tortular, etrafındaki sıvıyla birlikte bir buz kitlesine dönüşüyor. Şişenin mantarı çıkarılıyor, basınç yardımıyla buz kitlesi dışarı atılıyor. Oluşan boşluk, şarap ve şampanya li­köründen oluşan bir şurupla dolduru­luyor. Burada da şampanyanın türü­nü şurubun içeriği belirliyor: brüt, sek ya da dömisek...

Bir şişe şampanya, genellikle 800 santimetre küp: bir şişe köpüklü şa­rap ise 750 santimetre küp içeriğe sa­hip. Bunun dışında 1,5 litrelik mag­num şişeler ya da izin verilen en bü­yük şişe olan 3 litrelik çifte magnumlardan da satın alabilirsiniz.

Daha eskilerde, her biri kutsal bir adla anılan daha büyük şişeler de vardı. En büyüğünün adı "Nabukadanosor"du. 20 normal şişeyi doldura­cak kadar şarap alabiliyordu ve 20 kilo ağırlığındaydı. Ancak özel el arabalarıyla taşınabiliyor ve zarif ka­dehlere servis yapılabilmesi İçin de en az üç hizmetli gerekiyordu. Günü­müzde tercih edilmemesini yadır­gamamak gerekir...

 

ŞAMPANYA NEDEN SOYLU BİR İÇKİ?

Bu düşüncenin altında, Dom Pi­erre Perignon. Fransa tarihinin en güzel ve etkileyici kadınlarından Madame de Pompadour ve bir de Fransa'nın "şampanya" adını mar­kaya dönüştüren ve başka köpüklü şaraplar için kullanımını engelle­yen yasa yatıyor.

Söylentiye göre, 1676 yılında. Epernay'daki Hautvillers Manastın'nın keşişi Dom Pierre Perignon (1638-1715), ilk köpüklü şarabı rast­lantısal olarak elde etti. Değerli şa­raplar, geleneğe uyularak, yapıl­dıktan hemen sonra fıçılara konu­lup eskitilirdi. Bu eskitme sırasın­da, fıçıda, ikinci mayalanma nede­niyle oluşan karbonik gaz normal­de uçup gider. Ancak o yıllarda, sonbaharda şişelenen kimi şarapların ilkbaharda yeniden mayalan­maya uğrayıp, tıpaları fırlatması. Champagne'lıları şaşırtmış ve bu şaraplara "vindiable", yani şeytani şarap adını takmışlardı. Ama Dom Perignon, bu patlama olayına ne­den olan mayalanmanın karbonik gazdan kaynaklandığını fark etti ve değişik köylerde yetişen üzümleri karıştırarak, dengeli bir şarap üret­meye başladı. Dom Perignon, tıpaların fırlaması sorununu da, tıpaları şişeye bağlayarak çözdü. Böylece sıradan şarabın zaten var olan bü­yüsüne, bir de bu gaz kabarcıkları­nın büyüsünü eklemeyi başardı. Başardı diyoruz; çünkü, şaraba gerçekten çok zahmetli işlemler uygulamak zorunda kalmıştı. Şara­ba şeker ekledikten sonra üç ay fı­çılarda bekletmek, bu sırada şişe­leri özenle sürekli çevirmek, oluşan tortuyu karbonik gazın çıkmasına izin vermeden çabucak şişe­nin dışına alabilmek, o dönemin olanaklarıyla hayli zordu. Böylece şampanya, keşiş ve şarap ustası Dom Perignon'dan bu yana hep özel bir içki olarak kaldı.

Ancak şampanyanın ününü sa­dece keşiş Dom Pierre Perignon'a mal etmek, Madame de Pompadour'a haksızlık olur. Fransa kralları­nın resmi eşleri dışında resmi met­resleri de vardı. XV. Louis'nin met­resi Chtearoux Düşesi aniden ölün­ce, kral bu makam için meziyetleri çok konuşulan Madame de Poisson'u seçti. Bunun üzerine genç kadın eşinden boşandı ve Versailles Sarayı'nın çatı katlarından biri­ne yerleşti. Yeni Pompadour mar­kizi, güzel olduğu kadar akıllı, zeki ve kültürlüydü de. Saraylar ve şa­tolar yaptırdı. Hala ülkenin en de­ğerli mimari anıtları olarak dimdik ayakta duruyor bu yapıtlar. Saray­lar ve şatolar tek başlarına bir şey ifade etmeseler de, aslında bunlar iyice incelen Fransız zarafetinin bi­rer simgesi haline dönüştü. Ansik­lopediler, hatta Fransızlardan pek hoşlanmayan İngilizlerin ansiklo­pedileri bile, Madame de Pompadour'un yirmi yıllık iktidarı sırasın­da Fransız beğenisinin doruk nok­tasına çıktığını yazıyorlar. Diğer yandan Madame de Pompadour, krallığın sonunu hazırlayan bir giri­şime de önayak oldu. Hür düşün­ceyi savunan ve 1789 Fransız Devrimi'ne öncülük eden Voltairel ve diğer ansiklopedistleri destekledi. Ünlü "Ansiklopedi" biraz da onun desteği ile yayınlanabildi.

İşte bu güzel ve akıllı kadın şam­panyanın bütün güzelliğini sağladı­ğını söyleyince, bu içki birden bire saray ve çevresinin favori içkisi ha­line dönüştü. Bu gelenek, yani  şampanyanın bütün güzelliklerin anası olduğu fikri ve lüksü temsil etmesi o günden bugüne sürüyor.

Fransız şarapçılık uzmanları, şampanya üretimi sırasında uygu­lanan işlemlerin aynısının başka yerlerde de yapılabileceğini söyle­melerine rağmen, elde edilen şa­raba şampanya denilmesi yasayla engellenmiş. Çünkü, aynı teknoloji­ye sahip tesislerde üretilse, bu as­malar ithal edilse bile, Champagne yöresinin havasının, suyunun ve rüzgârının bunlarla birlikte ithal edilemeyeceğini iddia ediyorlar. Şampanya, o nedenle Fransa'ya özgü bir içki olarak kaldı ve gele­cekte de durumunu sürdürecek gi­bi görünüyor.

 


Hazırlayanlar : Kerem, merakediyorum grubu üyeleri merakediy...@gmail.com
Kaynak : Focus - Aralık 2001 sayısından alınmıştır. özet olarak hazırlanmış. Paragraf başlıkları yazıya eklenmiştir.
Lütfen bu kısmı silmeyiniz, kaynak göstererek paylaşınız.
Saatlerce uğraşarak verdiğimiz emeği bir "Delet" tuşuyla yok etmeyin. 



Yazının alındığı FOCUS dergisinin tamamını aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
 -PDF (resim) olarak taranmıştır.
-26 mb boyutundadır.
http://rapidshare.com/files/110513370/Focus_2001_12_Aralik_Kapak_Yuzuklerin_Efendisi.rar

Şampanya 01.JPG
Şampanya 03 şişeler.JPG
Şampanya 02 üretim.JPG
Şampanya 05 bardak.JPG
Şampanya 05 bardakta.JPG
Şampanya 04 madam.JPG
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages