Kampa doğru 7 // yaşam mı? yaşantı mı?

8 views
Skip to first unread message

Gokhan Yavuz - YogaSala Ankara

unread,
Apr 22, 2013, 3:23:01 PM4/22/13
to yogasalateach...@googlegroups.com
"frik" nedir bilir misiniz?

tamam.. bilmeyenler için hemen anlatayım, ben de motosikletle doğu akdeniz gezisinden dönerken tanışmıştım.
motosikletle yolculuğun tadı çok farklı. otomobildeki gibi bir kafeste değilsiniz. her coğrafyanın ısısını, kokusunu, rüzgarını hissetmek mümkün.
görüş açısı çok geniş ve özgürlük hissi tıpkı "yorulmadan koşmak" gibi. 

işte bir haziranın başlarında böylesi özgür ve uzun bir yolculuktan dönerken Pozantı taraflarında bir köyden geçmiştik.
haziran başları o yörelerde yeşil buğday tarlalarının sararmaya başladığı zamanlardır.
bir iki hafta sonra başaklar güzel sarışın bir yoga hocasının saçları gibi rüzgarda dansetmeye başladığında da hasat zamanı gelmiş demektir.
henüz hasat olmamasına rağmen köylülerde bir telaş, ellerinde kosalar tarla biçiyorlar. bazı tarlaların yanıbaşında yığılmış yeşil saplar tutuşmuş.
ortalıkta mis gibi bir koku. öyle bir koku ki, fırından çıkan ekmek desen değil ama insanın karnı acıkıyor.
durduk tabi ki hemen. ve frikle tanışmamız da böylece oldu.

frik buğdaydan üretilen, bulgur gibi bir hububat türü. Anadolu'da buğdayın kültürleştirilmesi ile birlikte gelişen en eski üretim yöntemlerinden birisi.
Antep, Kilis, Adana, Pozantı ve Nevşehir dolayları ile Kütahya civarlarında halen geleneksel üretimi sürüyor.
buğday başakları henüz yeşilken; sütlü ve dolgun ama tam kurumamışken sapları ile birlikte kesiliyor. sonra yere serilip bir kaç saat güneşte bekletiliyorlar.
kuruyup sapları solgunlaşan başaklar üstüste yığılıp tutuşturuluyor. buğday taneleri sapların ateşinde kavruluyor fakat tutuşmuyorlar.
"saman alevi gibi" derler ya, ateş hızla harlanıp bir anda sönüyor. kalan küllü-taneli karışık yığın elle ovalanıyor. 
kavuzlardan ayrılan tohumlar rüzgara savrulup bir kez daha ayıklanınca da frik ortaya çıkıyor.
islenmiş buğdaya böcekler pek bulaşmadığı için de uzun zaman saklamak mümkün. tüm bunlar olup biterken genç kızların narin elleri kapkara oluyor, sıcaktan ve sürtünmekten su topluyor. anneler şarkı-türkü söylüyorlar ve elleri bariz bir şekilde daha çabuk, daha usta.
tekrar yola koyulurken tabii ki tadını uzun yıllar unutamayacağımız birer poşet mis gibi frik de çantalarımızda.

* * *
neyse... onca sene sonra, geçen hafta markette paketlenmiş frik görünce hemen alıp Pınar'a koştum ve mis gibi bir pilav yaptık.
o da tadını çok sevdi. hep söylüyorum, vegan beslenmenin kökleri bu topraklarda gizli. eminim bilmediğimiz ve besleneceğimiz nice lezzetler de var..

bugün yine frik pilavı günüydü. Pınar yerken yemek hazırlamamnın çok kutsal bir şey olduğunu söyledi. düşünsenize frik pilavı dediğimiz şeyde ne kadar büyük bir emek var!  
buğday frik yapma aşamasına gelmeden önce tarlanın sürülmesi, ekilmesi, rüzgarın karın yağmurun, güneşin enerjisi. ekenlerin iyi niyetli emekleri, duaları...
güneşin can vermesi, kurdun, kuşun, afetlerin merhamet göstermesi. ekenlerin diktiklerini toplaması ve az önce bahsettiğim tüm aşamalardan geçirmesi.
bizim gidip satın almamız. eve getirip özenle pişirmemiz. ve bunca emeğin beş-on dakika içerisinde yenilip gitmesi! tüm bunlar işte o bir öğün için verilen kocaman çabalar. 

ağzımızda kalan tadın keyfini çıkartıyorken bunları düşündük, konuştuk. bedenimizi beslemek için verilen emeğin yanında bizim kendimizi tanımak, yaşamı anlamak için verdiğimiz çabayı göklere çıkartmak ister istemez küçüldü ve utandı. yemek hazırlamak ve beslemek çok kutsal, bedeni tanımak ve yaşamı anlamak çok kutsal; her ikisi için de görünmeyen büyük emekler var.

* * *
her anından ilham alabileceğimiz bir kültürde yaşıyoruz. dilimiz dünyanın en köklü dillerinden birisi.
mesela -ti ekini düşünün. sözcüğe eklenince anlamını nasıl da derinden değiştiriyor.
örneğin "yaşam" ve "yaşantı" arasında -ti'ye alınmayacak derin bir fark var.
yaşam bana güçlü bir bütünlüğü ifade ediyor. her anına sahip çıkarak, acısını tatlısını etine kemiğine kadar farkederek yaşamak.
yaşantı ise farkındalıksız, tadları ayırd etmeksizin, özensiz.. hep derin acıların ya da büyük mutlulukların zaman kesitleri.
yaşantı küçük yaşamak. niteliksiz, içindeki gücü ortaya koymadan. başkalarını bırak kendini bile çok da düşünmeden yaşamak.
özenli ile özenti gibi.
esmek ile esinti gibi.
almak ile alıntılamak gibi.
yani demem o ki ucundan kıyısından...

* * *
işte hepimizin kendimizi ve yaşamı tanıma yolculuğumuz bence bu yüzden kesişti.
bizler çok şükür ki basit bir "frik pilavı" binlerce yıllık bir kültür birikimiyle ve onca emekle tabağımıza geldiğinde, o hafif is kokusundaki derinliği farkedebiliyoruz.
ve bu sezgiyi binlerce yıllık bir birikim ve çok büyük emeklerle bizlere ulaşan yoga biliminin pratikleri sayesinde geliştirebiliyoruz.
yaşantımızı "tatminkar bir yaşam" yapma yolunda ilerliyoruz. tüm bu süreçte benzer duygulara sahip yol arkadaşlarıyla hep birlikte olmak çok büyük zenginlik!

* * *
bu kadar anlatıp böylece bırakmak tabii ki olmaz.
yarın akşam 23 Nisan 19:30'da Jivamukti Yoga'ya ve sonrasında da frik pilavına davetlisiniz. 
binlerce yıllık bu iki harika tadı bedenlerimizde birleştirelim :)

frik pilavını yerken size geleneksel tahinin nasıl üretildiğini de anlatayım. Kampa gittiğimizde de tadına bakarsınız!


sevgiler,

-G






fehmiyeceren

unread,
May 1, 2013, 10:19:30 AM5/1/13
to yogasalateach...@googlegroups.com, gok...@yogasala.com
Eskiden hasat zamanında Karataş'ta yapıldığını hatırlıyorum hayal meyal çok küçüktüm yediğimde ama ne kadar lezzetli olduğunu hala unutmadım.  
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages