Gazze'ye giden yardım gemilerine yapılan kanlı müdahalenin hemen
arkasından Başbakan Ne Yapmalı başlıklı bir yazı yazmıştık. Akabinde
bu yazının bir özetini Sayın Başbakana yakın olduğunu bildiğim
milletvekillerine de cep telefonundan mesaj atmıştım.
Şimdi yepyeni bir gündemle karşı karşıyayız. Daha doğrusu gündem eski
de, artık aklın sınırlarını zorlamaya başlayan boyutu ile önümüze
geldi. Terör eylemleri gün geçtikçe artıyor ve hergün vatan evlatları
beşer-onar şehit oluyor. Üstelik akıl almaz şekillerde. Genel Kurmay
yetkilileri çıkıp açıklama yapıyor, eylemler artacak diye, sonuna
kadar üzerine gideceğiz diyor, ama öbür taraftan karakollarımıza
saldırılar devam ediyor. Bunlardan bir kısmı daha önce de saldırıya
uğrayan karakollarımız. Bunlardan biri Hatay da şehir merkezinde deniz
kenarında bir üs. 250 kişilik grup saldırıyor ve askerin haberi bile
olmuyor. Şehit askerin babası haberi veren subaya feryat ediyor: O
daha hiçbir silah eğitimi almamıştı. onu nasıl oraya gönderdiniz diye.
Başbakan çıkıp açıklama yapıyor: PKK yeni bir ihale almıştır diye. Ve
çareyi terörist analarına seslenmekte buluyor.
Diğer taraftan malum gazetelerimiz sadece ölen askerlerimizin
acılarının üstünden siyaset yapıyor. Ve Türk milletinin vicdanına kül
dökmeye çalışıyor, şehitlere neden bu kadar tepki göstermiyorsunuz
diye.
Önce tepkimi göstereyim, sonra Başbakana sesleneceğim:
Biz askerlerimizi, mehmetlerimizi öncelikle başbakana mı teslim ettik,
komutanlara mı?
Daha ana kucağından yeni ayrılmış. silahı doğru dürüst tutmamış
yavrularımızı ora da kim koruyacak?
Henüz karakolunu korumaktan aciz bir ordu bu ülkeyi nasıl koruyacak?
Bir Genel Kurmay yetkilisi PKK-İsrail ilişkisi sorulduğunda bunlar
süpekülasyondur açıklamasını nasıl yapabiliyor?
(Aşağıda PKK-İsrail ilişkisi ile ilgili yazıları okuyacaksınız. Hem
Amerikalı bir gazetecenin Takvim gazetesinde çıkan röpörtajını hem de
rahmetli Uğur Mumcu'nun öldürülmesine neden olan yazıları mutlaka
okuyunuz.)
Yıllardır bu mücadeleyi sürdüren ordumuz, tüm yetkiler elinde olmasına
rağmen neden bir avuç çapulcuyla mücadele edememektedir?
Siyasilerle PKK arasında nasıl bir ilişki vardır?
Farklı partilere mensup ve pek çoğu göbeğinden ABD ve İsrail e bağlı
milletvekilleri nasıl bu ülke yararına kararlar alabilecektir?
Gazze'ye yardım götüren gemilerin, kime va kaça satıldığından tutunda,
nere bandralı olduğuna kadar araştırıp yazanlar, orda ölenler şehit
olamaz diye bağırıp haşa Allah lığa soyunanlar, neden PKK ile ABD-
İsrail ilişkilerini yazamamaktadırlar? Neden İsrail normal bir
ülkeymiş gibi davranmaktadırlar da, Filistin topraklarını sürekli
işgal ederek büyüyen ve buna devam eden bir terörist devlet olduğunu
yazamamaktadırlar?
Ordunun üst düzey yetkilileri, pek değerli komutanlarımız; kanal kanal
dolaşıp laiklik-cumhuriyet edebiyatı yapacaklarına, 3 aylık askerlerle
birlikte karargahlarını neden o baskın yiyen karakollara kurmazlar?
Türk milletinin ordusunun esas görevi ülkeyi dış tehditlere karşı
korumak ve gerekli tedbirleri almakken neden işini gücünü bırakıp iç
siyasetle uğraşmaktadırlar?
Büyük komutan Atatürk, bu komutanlarımıza ya üniformalarınızı çıkarın
ya da kışlanıza dönün dememiş midir?
Tüm istihbarat birimleri, her olaydan sonra biz bunu rapor etmiş ve
uyarmıştık diye bas bas bağırırken, neden birileri tedbir almamakta
ısrar etmektedir?
Üst düzey ordu mensuplarının bir kısmı siyasi hezeyanlarından dolayı
''Bu iktidar gitsin de gerekirse her gün 100 asker ölsün'' diye
düşünmekte midir? Kaos ortamına özellikle göz mü yumulmaktadır?
Güneydoğu da devam eden başta uyuşturucu ticareti olmak üzere büyük
para akışına üst düzey bazı ordu mensupları ve bazı siyasiler ortak
mıdır?
Bir tane komutan camide görülse kıyamet kopacak ülkemizde bir sürü üst
düzey ordu komutanı İsrail de Ağlama Duvarı önünde dua ederken basına
yakalandığı halde neden ses çıkarılmamaktadır?
Diğer yandan bir kısım basın organımız da (ki bunlar iktidar yanlısı
gibi görünüp, birilerinden rövanş almaya soyunup, bilerek ya da
bilmeyerek ülkeye zarar verenlerdir) artık Güneydoğu sa olan olayları
sadece bir avuç demokrasi düşmanının ayak oyunları gibi göstermeye
çalışmaktan vazgeçmelidir. Elbette kaostan beslenenler bunu da kendi
lehlerine kullanacaklardır. Ama bu mesele esasında Cumhuriyetin
kuruluşundan beri devam eden bir vatan bölme faaliyetidir. Ve
arkasında da ABD-İsrail-İngiltere vardır. Yaşadıkları Amerika yı ve
onun eli kanlı piçi İsraili kızdırmayacaklar diye ve de bu memlekette
inançlı insanlarla her defasında alay etmiş üç beş kendini bilmezden
intikam alacağız diye de kurumlarımızı ve ordaki mücadeleyi
küçümsemeye kalkmasınlar. İnsaf etsinlar, Allah'tan korksunlar.
Yargı darbesi yapanlar, ülkenin selameti için gerekirse anayasayı hiçe
sayıp kendilerine görev çıkaranlar, ve ellerinden gelse memlekette
yüzlerce kişiyi sallandıracaklarını açıkça ifade edenler, neden yeni
bir görev çıkarıp kendilerine, PKK nın kanlı lideri Abdullah Öcalan'ı
yeniden yargılayıp asmıyorlar?
Koskoca Türk Ordusu 900 askeriyle sınır ötesine harekat düzenleyip,
ağır silahlarla heryeri bombardıman ederek sadece 4 tane terörist
cesediyle mi dönebilmektedir?
Bazılarının iki de bir gündeme getirdiği 'Bu hükümet askerde moral
bırakmamıştır, bir kısmı içerdedir, bir kısmı töhmet altında
bırakılmıştır' komedisinden neden vazgeçilmemektedir? Akşam karıyla
kavga edip morali bozulan komutan sabah askerinin ölmesine göz mü
yummaktadır? Bir kaç beyefendinin morali bozuldu diye bizim civan gibi
gençlerimiz şehit mi olacaktır? Böyle bir saçmalık olabilir mi?
Kaldıki bu ülkenin başkomutanı bellidir. Meclis adına başkomutan
Cumhurbaşkanıdır.
Bu ve buna benzer daha yüzlerce soru sıralayabiliriz. Şimdi herkesten
ricam bu soruları sakin kafayla herkes kendi kendine sorsun ve
cevabını düşünsün. Bildiğini sandığı cevabı yazmadan önce de bu
soruların cevabını en azından internette araştırsın.
Gelelim Sayın Başbakan'a...
Bizce sayın Başbakan eğer samimi ise (öyle olduğunu umuyoruz) derhal
şunları yapmalıdır:
1. Terör sorunu çözülene kadar BAKANLAR KURULUnu Diyarbakır'a ya da
bir başka Güney Doğu iline taşımalı ve ordan dönmemelidir. Açılımını
da kapalımını da ordan yapmalıdır.
2. PKK nın aldığı ihale her ne ise derhal açıklamalı, delillerini
ortaya koymalı, halkı bilgilendirmeli ve uluslararası tedbirler
konusunda ön bilgiler vermelidir.
3. Karakollarını koruyamayan, tüm istihbari bilgilere rağmen
tedbirlerini almayan komutanları ve eğer ihmali varsa başta Genel
Kurmay Başkanını istifaya çağırmalıdır. Ya da görevden alınması için
gerekli işlemlere başlanmalıdır. Sıradan bir futbol takımı bile üst
üste 3 maçta yenildi mi teknik direktörünü değiştirirken bu değiklik
neden gündeme alınmıyor?
4. En azından iç güvenlikten sorumlu olan Jandarma Genel
Komutanlığının statüsünde değişiklikler yaparak, terör sorunu
bitirilinceye kadar direkt kendine bağlayıp bu işle
görevlendirmelidir. Sorunlu bölgelerde sadece profesyonel asker
bulundurulmalıdır.
5. Eğer istifa edecek ya da görevden alınacak kişilerin yerine
gelebilecek %100 güvenilir birileri yoksa; derhal eski özel kuvvetler
yeniden örgütlendirilmelidir. Emniyete mensup, terörle mücadele için
özel eğitilmiş ve daha önce etkili olmuş, şimdi ise futbol maçlarında
güvenliği sağlayan bu ekip derhal organize edilmeilidir. Ve bu iç
güvenlik sorunu olarak emniyet aracılığıyla halledilmelidir. Zira Türk
emniyetinde işini gücünü bırakıp yok laiklik yok cumhuriyetcilik gibi
içi boşaltılmış ve insanımızı ayrıştırmak için istismar edilen
kavramlarla uğraşan kişiler yoktur.
6. Tüm bu mücadele sürdürülürken de kabine orada bu kargaşadan esas
zararı gören güneydoğu halkının ve askerimizin de yanında olmalıdır.
Özel Harekata tam yetki verip, her türlü imkanla alanda
konuşlandırılmalıdır.
7. Bunların hiçbirini yapmıyorsa sayın Cumhurbaşkanını başkomutanlık
görevini ifa etmeye davet etmelidir.
8. Bundan sonra bir askerimizin kılına zarar gelse hesabının
sorulacağını açıkça beyan etmeli ve bir vukuat olduğunda karşılığı
derhal verilmelidir.
9. PKK-İsrail ilişkileri belgeleriyle açığa çıkarılmalı, Barzani de
İsrail yönetimi de derhal uyarılarak, bu faaliyetlere devam
edilmesinin savaş sebebi sayılacağı açıkça ifade edilmelidir.
10. Güneydoğu da yüzlerce yıldır sınır koruyucumuz olmuş başta zazalar
olmak üzere (Kaldıki Harzemşahların son kalıntılarıdır) vatanperver
Kürt önderleri, aşiret liderleri, sivil toplum kuruluşu liderleri ve
bölgede etkili din alimleri bir araya getirilmeli ve Kürt halkının
gerçek karakteri ortaya çıkarilmali, ülkenin tüm insanıyla
kucaklaştırılmalıdır.
11. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren, Yüce Önder Atatürk'ün gelişme
ve ilerleme anlayışını basit dış görünüş ve kıyafet kalıbına sokmaya
çalışan, onun düşüncelerini istismar ederek köyden şehire inen
vatandaşın şalvarını dipçikle yırttıran. köyden inen yaşlı anamızın
yaşmağını başından alan, yıllarca onlara eziyet eden, başta Dersim de
olmak üzere alevi vatandaşlarımıza her zaman zulmeden, onları baskı
altına alarak siyaseten istismar eden ve zorla oylarını alan siyasi
zihniyet her türlü belgeyle ifşa edilmelidir. Ve bu siyasi iradenin
bugünkü temsilcileri halktan özür dilemeye davet edilmelidir..
12. İran ile anlaşarak derhal PKK kamplarına karşı tedbirler
gerekçesiyle iRAN IRAK sınırına Kandil'e yakın bölgeye büyük bir
askeri üs yapılmalıdır. Bu aynı zamanda o bölgeyle ilgili hazırlanan
oyunları bozacak çok etkili bir hareket olacaktır. Ayrıca yine Suriye
ile anlaşıp Golan Tepelerine yakın bir yere büyük bir askeri üs
yapmalıdır. Ve yine nitelikli bir askeri üssü KKTC ye
yapılandırmalıdır. İşte bu davranış hem bölge güvenliğe katkıdır, hem
iç güvenliğimizi dağlama da önemli bir adımdır, hem de gelecek
yapılandırma çabasında Türkiye yi devleştirecek önemli bir adımdır.
Bütün bunları gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz. Çünkü biz herhangi
bir siyasi partinin gözü kapalı savunucuları değiliz. Çünkü biz,
Allah'ın varlığı ve birliği dışında herşeyi sorgularız, inancımız da
bunu gerektirir. Taklidi imanı değil, tahkiki imanı salık verir.
Bunları rahatça söyleyebiliyoruz çünkü, bizim hiçbir siyasi partiden,
iktidardan, medya patronundan bir rant beklentimiz yok. Çünkü biz,
gücümüzü doğru bildiklerimize olan inancımızdan, inandığımız gibi
yaşamamızdan alıyoruz. Çünkü biz, ne birilerinin sulandırarak ifade
ettiği biatçı kültürün mensubuyuz, ne de en basit ilmi gerçekleri bile
sorgulama gereği duyan beyni sulanmış devrimci zihniyete mensubuz.
Başbakana da, muhalefete de, iktidarın siyasi düşmanlarına da,
farkında olmadan bu ülkeye zarar verenlere de, Türkiye Cumhuriyeti'nin
düşmanlarına da, Dünyanın en güçlülülerine de, Müslümanın en amansız
düşmanlarına da, Türkün ebedi düşmanlarına da ve dünyanın karunlarına
da, firavunlarına da aynı kararlılıkla söylüyoruz. Çünkü biz, bu
ülkeyi seviyoruz. Düşüncelerini onaylasak da, onaylamasak da bu
ülkenin insanını seviyoruz. Türk gibi düşünüyor, Müslümanca yaşıyoruz.
İnsani erdemlerimizi de onurumuzu da kaybetmedik. Bu ülkenin hiç bir
evladı da kaybetmemiştir.
Basit siyasi kavgalarınızı terkediniz. Ülkenin geleceğine sahip
çıkınız. Gazze de yüreğimiz sızlarken, Doğu Türkistan'da, Kerkük te,
Karabağ'da da yüreğimiz yanmaktadır. Bu gibi basit fitneler yüzünden
Özbek-Kırgız birbirini vurmaktadır.
Bu yüzyılın Türkün asrı olmasını istiyorsak, dünyaya adaletin hakim
olmasını istiyorsak, yeryüzünde zulümden eser kalmamasını ve dinin de
yalnızca Allah'ın dini olmasını istiyorsak; insani ve İslami
erdemlerimize sahip çıkmalıyız. Türk'ün varlık ve beka davası ile
karşı karşıyayız. Bütün bunları kim yapacak diye düşünmeyiniz. Yeise
de kapılmayınız. Kim var dendiğinde etrafına bakmadan ben varım
diyebilecek gücü kendinizde bulunuz. O birisi sensin. Kimse kurtarıcı
aramasın. Falanca lider filanca adam seni kurtaracak değil. Yeni bir
Fatih, yeni bir Osmangazi, yeni bir Alparslan, yeni bir Atatürk
bekleme. O birisi sensin. Yüreklerimizdekini temiz tuttuğumuz müddetçe
elbet plan kurucuların en büyüğü de tüm bunları hayra çevirecektir.
Ülkene ve geleceğine sahip çık. Sessiz kalma. Ama bilmeden. emin
olmadan ve şeytani siyasete kul köle olarak da avaz avaz bağırma. Ve
ülke için kim bir adım atıyorsa onun arkasında ol. Doğruyu alkışla.
Yanlışın karşısında susma. Zira haksızlık karşısında susan dilsiz
şeytandır.
Vesselam
Cemal Akkuş
Konuyla ilgili detaylı yazıları aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:
http://www.xing.com/net/yay%C4%B1n/ters-ac%C4%B1-cemal-akkus...