sergi için

34 views
Skip to first unread message

yeni kadin

unread,
Feb 27, 2010, 2:58:46 AM2/27/10
to yenidemokr...@googlegroups.com

Meral Yakar

Selam olsun sana Meral yoldaşım.

Zalimler çürüğü dökülür bir gün

Komprador patron- ağa düzeni

Kökünden sökülür yıkılır bir gün…

Halka ve devrime olan inancını, bağlılığını yürüttüğü fedakârca faaliyetlerde ortaya koyan Meral Yakar Türkiye Devrimci Hareketi’nin ilk kadın şehididir.

Kamile Öztürk

Bir kadın… Bir devrimci… Kamile hem bir devrimci, hem de bir kadın olarak türlü işkenceler gördü. Ağır işkencelerle yetinmeyen işkencecilerden birisi tarafından yoldaşlarının gözü önünde tecavüz edildi. Ancak o her türlü iğrençliğe karşı direniş tavrını sürdürdü. İşkence karşısında ki duruşunu ölene kadar sürdürdü ve savaşarak ölümsüzleşti.

Perihan Çolak

“ Sen kızsın karışma bu işlere”… Hepimizin illa ki duyduğu ve daha da duyacağı bu ifade, feodal baskılar Perihan’ı mücadelesinden alı koyamadı. Devrimci mücadelede ve bunun bir parçası olan kadının özgürleşmesinde ve örgütlenmesinde ısrarını sürdürdü. Dersim halkının Kürt kızı Berivan’ı yine savaşarak ölümsüzlüğe gidenlerden oldu.

Barbara Anna Kirstler      

Alplerden Munzur a enternasyonalizmin kızıl gülü… Doğduğu ülke olan İsviçre’de doğan Barbara, komünistlerin ulusunun olmadığı bilinci ile Türkiye devrim mücadelesine doğrudan katılmaya karar verdi. Dağdaki yoldaşça fedakârlığın en güzel örneklerini görebileceğimiz yürüyüşün ardından Barbara Anna Kirstler ve yoldaşları amansız kış koşullarından kaynaklı ölümsüzleşenlerden oldu.

Yıldız Çiçek

Kadının sistemin kendisine dayattığı kabuğu kırarak mücadelede özgürleşmesinin ve erkek yoldaşlarıyla omuz omuza savaşmasının en güzel örneklerinden biriydi komutan Yıldız Çiçek…  

Emel Kılıç

“Gidişinden sonra çok yazıldı seninle ilgili okudum. Yine yazılacak yine okuyacağım. Erken gidişinden bahsedecekler, gidişinden önce, coşkunun, öğrenme azminin katlanarak artışından güzel yüreğinden bahsedecekler. Kararlılığından. Gidişine yeni günler, yıllar eklenecek. Mevsimler yağacak üstümüze. Kocaman gülüşün ışıl ışıl yanan gözlerin yüreğimizi ısıtmaya devam edecek. Senden öncekiler ve sonrakiler gibi.”

                                                                                                         (Bir Yoldaşı)

Süheyla Dağdeviren

“Kolay değildir, zora karşı zoru örgütleyip dişe diş cenkleşmeyi sürdürmek. Kolay değildir bu zorlu yolda, sağa sola yalpalamadan Marksizm- Leninizm- Maoizm biliminin bilinçlerde yarattığı enerjiyle sonuna dek yürüyebilmek. Kolay değil, buz kesmiş ellerle, silahı sıkı sıkıya kavramak, donmuş parmakla tetik çekmek.” 

                                                                             (Dr. Meral’in kendi kaleminden)

Süheyla Dağdeviren, dağların Dr. Meral’i bunları kavrayarak yürüdü zorlu yolda. Sadece bu zorluklara karşı değil, üstlendiği rolle ve duruşuyla kadına dayatılan ikincil konuma karşı da mücadele etti.

 

Leyla Karataş 

 “Erken yaşta evlenmiştim. İki çocuğum oldu. Çocuklarımı çok seviyorum. Onlardan ayrılmak pahasına bu kararı vermem elbette ki kolay olmadı… Bu ülkede analar her gün ‘ bugün çocuklarımın önüne ne pişirip koyacağım diye düşünüyorsa, bugün çocuklar çöplerden ekmekler topluyorsa, bugün çocuklar gözleri önünde analarının öldürülüşlerine tanıklık ediyorsa, bugün çocuklar devletin yargısız infazlarının kurbanı olacak hale gelmişse… Sadece kendi çocuklarımı düşünme bencilliğine nasıl düşebilirim?...”

                                                                                                       Leyla

“Nice kadınlar gibi çocukluğu çalınmıştı Kürt kızı Leyla’nın… Çalınan sadece çocukluğu muydu? Eşinin zulüm, baskı ve hakaretleri onun kişiliğini, kadınlığını yaralıyordu… Ancak yine de sevdalıydı Leyla, eşine değil ama hayata. Kendini boğmak isteyen sellerden kurtulup, sınırsızlık denizine akan özgürlük ırmağının sularına aktı. Onlardan ayrılacak kadar çok sevdiği yavrularını geride bırakarak kucak açan dağlara doğru kanatlandı…”

                                                                                                       Bir Yoldaşı

Ayfer Celep

Bizi edilgenleştiren düzene inat zor süreçleri yarmayı başarabilmiş, hesap sorma bilincinin adı olduğu gibi; statükoları parçalamanın da adı olmuştu Komutan Ayfer Celep. Ayfer Celep tam da 8 Mart günü toprağa düştü. Yaşamından, ölümüne kadının kurtuluş türküsünü yazanlardan biri oldu.  Münire Sağdıç

Münire de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bizlere, tüm emekçi kadınlara yaşamını armağan ederek ölümsüzlük diyarına uğurlananlardan oldu. Hapishanelerde ser verip sır vermeme kararlılığıyla ortaya koyduğu direnişini yaşamı boyunca sürdürdü.

Fehiman Bozgurt

Belki ölümüm senden daha yakın anne belki

Ama inan ki

Yeni doğmuş bir çocuk gibi

Umut yüklü yüreğim

Yarınlar ellerimde

Evet anne dağ rüzgarına ver kulağını

Alırsın dağlardan sana

Ve senin gibi yiğit halkıma yolladığım selamı.

         (Fehiman’ın annesine yazdığı şiirden)

Şiirinde de söylediği gibi umut yüklüydü Fehiman’ın yüreği. Ve bu umut yüklü yüreğiyle daha lise yıllarında katıldı mücadeleye. Gelişiminde önemli bir yeri olan Ayfer Celep’in şehit düşmenin ardından Ayferce Ayferce savaşını sürdürdü.

Nergiz Gülmez

“Sen gürül gürül akan bir su

Bir türküsün unutulmayan

İnanç, irade fedakarlık şiiri

Nergizsin her baharda yeşeren

Bilinçli gülerek kazandığın bu utku senin şimdi”

“Tüm yaşadıklarımıza ve yaşayacaklarımıza rağmen umut dipdiri hala.”

                                                                                     Nergiz Gülmez

İşte bu bilinçle F tipi tecrit saldırısına karşı ölüme yatırdı bedenini. Zindanda haykırışın adı oldu. 19- 22 Aralık direnişinin en ön saflarındaki devrimci kadın tutsaklardan biri olan Nergiz; ölüm orucu şehidi olarak, kocaman gülümsemesi ve kararlılığıyla ölümsüzlüğe uğurlandı.

Nilüfer Atav

 Gitmeden önce ablasına Ankara’daki baba ocağından ancak kızıl gelinlikle çıkacağını söylemiştir Nilüfer. Ve gerçekten de öyle olmuştur. 3 Ocak 1994’te ölümsüleşen Nilüfer Atav soğuk bir kış gününde kızıl gelinliğiyle baba ocağından çıkar ve sonsuzluğa uğurlanır.

 

Rosmarie Michel


Barbara, Dersim’de şehit düştüğünde “Kızıma layık olan bir duruş sergilemek istiyorum”  demiş ve verdiği sözü tutmuştu. Alanlarda, üretken kavgalarda ölene kadar her zaman yerini almıştı. Bir yoldaş olarak kızıyla onur duyuyordu, ama bir anne olarak kızının cenazesini görememek, kızıyla vedalaşamamak Rosemarie’yi çok  üzmüştü.


Kutsiye Bozoklar

 

Şiir dediler;

emektir dedim 

 

Sevda dediler; 

bilmektir dedim 

 

İnsan dediler; 

sevmektir dedim. 

 

Kavga dediler; 

ilmektir dedim 

 

İnanç dediler; 

-Uğruna usulca- 

ölmektir dedim 

 

Ya tümü dediler; 

doyasıya YAŞADIM 

Diyebilmektir dedim

 

                   Kutsiye Bozoklar


 

“Şimdi yine, 36 yıl önce bir polis kurşunuyla sırtından vurulup, ölsün diye kaderine terk edilen o genç kadın devrimcinin, Kutsiye’nin yaşam savaşının sesini, tılsımını duyduk, dudaklarından dökülmekte zorlanan sözlerinde. Büyük bir acının sesiydi bu. Büyük bir inadın… Büyük bir hayatın... İnadına hayat demişti Kutsiye, 36 yıl önce ölümünü bekleyenlere. Aynı inatla 36 yıl boyunca gürül gürül hayat üretti, kendisi ve devrim için. Seni hiç unutmayacağız. Daima bizimle kalacaksın.”

                               (Atılım gazetesinde Kutsiye Bozoklar için yapılan açıklamadan)


 

Beritan

 

Asıl adı Gülnaz Karataş olan Beritan… Hepimizin yüreklerinde yer edinmeyi, hafızalarına kazınmayı başarabilmiş Beritan… İhanetin kucağına atlamak yerine , “teslim ol” diyen ihanetçilere "Siz düşmanla işbirliği yaptınız, Güneyden Kuzeyin devrimine saldırıyorsunuz, hainsiniz, size teslim olmam" diyerek uçurumdan atlamayı yeğledi. Sloganlarını haykırarak 25 Ekim 1992’de ölümsüleşti.


 

 

Sabahat Karataş

16 Nisan gecesi Çiftehavuzlar’da kuşatılmışlardı. Sabo telefonla TAYAD Başkanı’nı aradı. Ölüm bir adım ötelerinde olmasına rağmen büyük bir soğukkanlılıkla konuşuyorlardı.

SABO: “Biz sakiniz, çok iyiyiz. Kanımızın son damlasına kadar çatışacağız.”
EDA’NIN SESİ: “Tankınızla, topunuzla gelin korkaklar.”
SABO: “Elerimizde silahlarımız,  dilimizde sloganlarımızla kucaklıyoruz
ölümü. ”

12 Eylül’ün o zor koşullarında mücadelesini sürdüren, bize dayatılan edilgenliği parçalamanın en güzel örneklerini gösteren Sabo Türkiye Devrimci Hareketi’nin kadın önderlerindendi.  Sabo ve yoldaşı Eda Yüksel bir direniş destanı yazarak ölümsüzleştiler. Sabo’nun da söylediği gibi onlar birer kırmızı karanfil olarak ülkenin dört bir yanında açtılar ve açmaya devam ediyorlar.

Ayçe İdil Erkmen

 

1996 Ölüm Orucu döneminde zorlu kavgada en öndekilerden biriydi İdil. Ölüm orucunun sekizinci şehidi, oldu... Ancak bunlar yetmez İdil’i anlatmaya. Yaşamda ve mücadelede biz de varız diyenlerden biri olarak dünyanın ilk kadın ölüm orucu şehidi olarak Ayçe İdil Erkmen adını tarihe yazdırdı.


 


Gülsüman Dönmez

“Onlarca romanda okudunuz belki beni ve benim gibi kadınları. Bu romanları gençlere vererek; “bak işte devrimciler böyledir” dediniz.
İşte ben gerçeğim. İşte ben bu topraklardayım. Bu direniş, bu zulme karşı haykırış bu topraklarda yankılanıyor.
Aman bu topraklarda olmasın, yoksa tekkeleriniz gümbürdemeye başlar öyle mi?
Zulmün karşısına çıkamayan, hak ve özgürlük mücadelesinde olmayan, demokratlıktan, devrimcilikten bihaber olan tekkeler olsa ne olur, olmasa ne olur?
Ben Gülsüman Dönmez. Ölüm orucunun 147. Gününde öldüm...”


Ayşe Şan


 

 


 

 


 

 


 

 

Çıkardığı Türkçe- Kürtçe kasetle daha çok tanınan ve sevilen Ayşe Şan Kürtçe müziğin yasak olduğu yıllarda baskılar nedeniyle iki kez Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakıldı. Ancak onlarca  Kürt ulusunun kendi dilinde şarkılar söyleyip, dinlemesine bile tahammülün olmadığı bir ülkede söylediği Kürtçe şarkılar nedeniyle baskı ve tehditlere maruz kalmaya devam etti. Ayşe Şan tehditler yüzünden doğduğu, hayatının ilk yıllarını geçirdiği ve çok sevdiğini her fırsatta dile getirdiği Diyarbakır’a bir daha gidemedi.

Ayşe Şan bu yaşadıklarıyla birlikte ezilmişliğin üstünü örten perdenin arkasını gören, bilinçli bir sanatçı oldu. 18 Aralık 1996 yılında İzmir’de kanser hastalığına yenik düşerek, aramızdan ayrıldı.

 

OLGA  BENERİO  
 
Alman devrimci Olga Benerio, daha 16 yaşındayken mücadeleyle tanıştı. Olga KGE’nin 5. Kongresi’nde oy birliğiyle başkanlığa seçildi ve Komintern göreviyle Avrupa ülkelerini dolaştıktan sonra Brezilya’ya gitti. Brezilya’da devrim başarısız olunca gözaltına alındı ve hamile olduğu halde Brezilya hükümeti tarafından Gestapo’ya teslim edildi. Çocuğunu Nazi Kampı’nda dünyaya getiren Olga Gestapo tarafından sürekli sorgulamaya alındı fakat hiçbir şey söylemeyerek faşistlere meydan okudu. 34 yaşındayken binlerce insan gibi,  gaz odalarında katledildi. Eşine yazdığı son mektupta şunları söyledi “Dünya üzerinde doğru, iyi, en iyi uğruna savaştım.”  
 
 ANGELA DAVIS  
 
ABD’deki ırkçılık karşıtı ve devrimci hareketin simgelerinden biri olan Angela Davis  devrimci mücadelenin yükseldiği yıllarda faaliyet yürütmeye başladı. 13 Ekim 1970’de tutuklandı. Dünya çapında yürütülen bir kampanya başlatıldı. Angela Davis’i kurtarma kampanyası dünya çapında ilerici bir hareketlilik yarattı ve sonunda Angela kurtarıldı. Angela Davis kurtarıldıktan sonra Komünist Partisi Merkez Komite üyesi oldu. Davis, bugün hâlâ ABD’deki siyahi ve devrimci hareketin simgelerindendir.

“Angela, sevgili kardeşim, günümüzde zencilerin kollarını bağlayan zincirlerin -hatta yalnızca zincirlerin- görüntüsü, Amerikan halkı için dayanılamayacak bir anı olmalıydı; öyle ki, bir anda ayaklanıp bu zincirleri kırmalıydılar.
Ama öyle olmadı, zincirleriyle pek mutlular şimdi… Ne yapalım... Susmanın yalnız cinayet değil, aynı zamanda intihar demek olduğu bir çağda yaşadığımız için elimden geldiğince gürültü çıkarmaya çalışıyorum burada, Avrupa radyoları ve televizyonlarında… İçimizden bazıları, beyaz ya da siyah, yeni bir bilincin, yeni bir halkın, yeni bir ulusun doğması için yapılması gereken fedakârlıkları biliyoruz. Bunu bilip de bir şey yapmadan durmak, kiralık katillerin seviyesine inmek olur. Bildiğimize göre, senin hayatın için kendi hayatımız gibi mücadele etmemiz, gaz odasına giden yolu kendi bedenlerimizle tıkamamız gerek. Çünkü sabah seni almaya gelmeleri, akşama sıranın bize geleceğini gösterir.

                                                                                               Kardeşin, James Baldwin.”

 

 

ydk.odt

gul altay

unread,
May 21, 2012, 1:30:18 PM5/21/12
to yenidemokr...@googlegroups.com

 

21 May�s 2012

�stanbul

 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

G�ZALTINDA KAYBED�LEN HASAN G�L�NAY�IN KAT�LLER� YARGILANSIN!

 

Hasan G�l�nay 20 Temmuz 1992�de �stanbul Tarabya�daki evinden ��kt�ktan sonra bir daha d�nemedi. G�l�nay��n sesi son kez, �stanbul Emniyet M�d�rl��� �Gayrettepe �ubesi�nden duyulmu�tu. Ayn� s�rada oradaki h�crelerden birinde tutulan arkada�� Erol �am, onun �Ben Hasan G�l�nay. Beni g�zalt�nda kaybetmeye �al���yorlar� diye ba��rd���n� s�yleyen birilerinden bahsetti diye polisler taraf�ndan �l�mle tehdit edildi.

Hasan G�l�nay��n kaybedilmesi ile ilgili yap�lan soru�turmada 20 y�ld�r hi�bir i�lem yap�lmam��t�r. G�l�nay�� g�zalt�nda g�rd���n� s�yleyen yine g�zalt�nda bulunan ba�ka �ah�slar�n kimlikleri belli olmas�na ra�men bu g�ne kadar tan�kl�klar�na ba�vurulmam��t�r.

Hasan G�l�nay��n ak�beti hakk�nda bilgi verilmesi i�in ba�vuru yap�labilecek t�m devlet kurumlar�na ba�vuru yap�ld�. Ancak t�m bu ba�vurular sonu�suz kald� ve Hasan G�l�nay halen kay�p. Failler halen me�hul. Devlet halen sessiz.

Hasan G�l�nay��n g�zalt�nda kaybedilmesi ile ilgili soru�turma zamana��ma u�rat�larak rafa kald�r�lmak istenmektedir. Hasan��n bir mezar�n�n olmas� ve su�lulular�n yarg�lanmas� i�in t�m meslekta�lar�m�z� ve duyarl� kamuoyunu 23 May�s 2012 �ar�amba g�n� saat 12:30�da �nsan Haklar� Derne�i �stanbul �ube�de d�zenleyece�imiz bas�n toplant�s�na davet ediyoruz. Sayg�lar�m�zla.

 

Hasan G�l�nay��n k�z�

Deniz G�l�nay vekilleri

Av. G�l ALTAY � Av. Meral HANBAYAT

 

 

 

TAR�H   : 23 May�s 2012/�ar�amba

SAAT     : 12:00

YER        : �nsan Haklar� Derne�i �stanbul �ubesi

  �ukurlu �e�me Sokak Bayman Apartman�

  No:10/1   Taksim/�stanbul

 
HASAN+GÜLÜNAY.docx
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages