İSTANBUL TANPINAR EDEBİYAT FESTİVALİ 3-4-5-6 EKİM 2011 TARİHLERİ ARASINDA YAPILACAK VB.DUYURULAR-YAZILAR...

1 view
Skip to first unread message

KERİM ÖZBEKLER

unread,
Oct 2, 2011, 5:20:40 PM10/2/11
to yazarkeri...@googlegroups.com
Sevgili GYSD dostları, derneğimiz bünyesinde açılacak olan aşağıdaki kursların kayıt işlemi devam etmektedir. Kayıt olmak istiyorsanız lütfen başvuru formunu doldurduktan sonra gencyazarv...@gmail.com adresine postalayınız.

Ney
Almanca
Gazetecilik
İnternet Programcılığı
Hat Sanatı

Yeni açılan kurslarımıza başvuru yapmak için tıklayın!
Genç Yazar ve Sanatçılar Derneği
www.gencyazarvesanatcilar.com

İLGİLENENLERE ÖNEMLE DUYURULUR.

KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
**********************************************************************************************************************************************
İSTANBUL TANPINAR EDEBİYAT FESTİVALİ (İTEF) 3-4-5-6 EKİM 2011 TARİHLERİ ARASINDA İSTANBUL'DA YAPILACAK...

KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali (İTEF)3-4-5-6 Ekim 2011 tarihleri arasında İstanbul'da yapılacak, açıklama ve proğram aşağıda ki şekildedir;

İTEF 2011’deki etkinliklerin hepsi ücretsizdir, tüm edebiyatseverleri etkinliklere bekliyoruz!

Program detayları ve yazarlar hakkında bilgi için www.itef.com.tr sitesini, son dakika değişikliklerini,
yorumları izlemek için de itef_istanbul twitter adresini ve facebookta İTEF’i takip etmeniz yeterli.

Tüm edebiyatseverlerle festivalde buluşmak üzere!

İTEF Festival Gönüllü Ekibi

Notlar:

Cezayir Restoran Konferans Salonu’ndaki söyleşiler dâhil olmak üzere İTEF 2011’in tüm etkinlikleri ücretsizdir.

İTEF yazarlarının katılımıyla gerçekleştirilen akşam yemeklerine katılım ise rezervasyona ve ücrete tabiidir.

İTEF Edebiyat Sofrası Akşam Yemekleri için detaylı bilgi için, İTEF Edebiyat Sofraları.

Yazarlar ve festival hakkında ayrıntılı bilgi için, www.itef.com.tr

Detaylı bilgi için:

İTEF ofis;

TEL.0.212.2491747-0.212.2454406
WEB.www.itef.com.tr
E MAİL.i...@itef.com.tr

İTEF 2011 ETKİNLİKLER PROGRAMI;

NOT.Son dakika değişiklikleri lütfen www.itef.com.tr web sitemizden kontrol ediniz.

3 Ekim 2011 Pazartesi Günü;

Etkinlik adı Etkinlik mekanı Saat Konuşmacılar

İmza GünüYKY Kitabevi16:00 - 17:00 Timothée de Fombelle

Söyleşiİtalyan Kültür Merkezi -18:30 - 19:30Silvia Ronchey ile
Konstantinopolis Romanı üzerine

Çocuk Yayıncılığı,
Çocuk Yazınında
Son Trendler ve
Çeviri SorunlarıFransız Kültür Merkezi19:00 - 20:00Timothée de Fombelle,
Fatih Erdoğan,
Gökçe Ateş Aytuğ,

Edebiyatta Kültür
ŞokuKarga Bar - Kargart19:30 - 21:00Antti Tuuri, Özlem Kumrular, Tatiana Salem Levy,
Krisztián Grecsó,

Şehir ve YemekCezayir Konferans Salonu17:00 - 18:00Doğan Hızlan, Zülfü Livaneli,

Edebiyat Sofrası:
Sefarad Mutfağı
GecesiCezayir Konferans Salonu19:00 - 20:30Alona Kimhi, Shifra Horn,
Mario Levi, Liz Behmoaras,

İTEF
Edebiyat Sofrası
Akşam Yemeği
Sefarad MutfağıCezayir Restoran20:30 - 23:00Alona Kimhi, Shifra Horn, Mario Levi, Liz Behmoaras ve
İTEF Yazarları katılımıyla

4 Ekim 2011 Salı Günü;

Etkinlik Adı Mekân Saat Yazarlar
İmza GünüYKY Kitabevi17:00 - 18:00Charles den Tex,
Krisztián Grecsó

Yazar DiyetiCezayir Restoran Konferans Salonu17:00 - 18:00Hacer Yeni, Hande Altaylı, Tatiana Salem Levy, Mark Crick, Tiffany Murray

Edebiyat Sofrası:
Harem SuareCezayir Konferans Salonu19:00 - 20:30Gül İrepoğlu, Vladislav Bajac , Solmaz Kamuran, Reha Çamuroğlu

Bana Yıldızlardan
Yemek YapFransız Kültür Merkezi19:00 - 20:00Jean Orizet, Özdemir İnce

Yeni Yazın
Yeni Medya
YazarKimliği
nasıl değişti?Karga Bar - Kargart20:00 - 21:30Cem Akaş, Hakan Günday, Jasmin Ramadan, Péter Zilahy, Kaan Sezyum,

SöyleşiPera Müzesi20:00 - 21:00Hanif Kureishi, Çiler İlhan

İTEF
Edebiyat Sofrası
Akşam Yemeği:
Osmanlı MutfağıCezayir Restoran20:30 - 23:00Gül İrepoğlu, Vladislav Bajac , Solmaz Kamuran, Reha Çamuroğlu ve
İTEF Yazarları katılımıyla

DJ PerformansKarga Bar - Kargart21:00 - 23:00İTEF Yazarları katılımıyla

Film Gösterimleri
Soul KitchenKarga Bar - Kargart18:00 - 19:50Film Gösterimi
My Son the FanaticPera Müzesi18:00 - 19:30Film Gösterimi

5 Ekim 2011 Çarşamba Günü;

Etkinlik AdıMekânSaatYazarlar
Granta Dergisi
ve İtef SunarPera Müzesi18:00 - 19:00Ellah Allfrey, Adam Foulds, Hakan Günday

Edebiyatta
Sınır Aşımı Karga Bar - Kargart19:30 - 21:00Barış Müstecaplıoğlu, Charles den Tex, Ece Erdoğuş, Gönül Kıvılcım,

Roman:
Ruhun GıdasıCezayir Konferans Salonu17:00 - 18:00Antti Tuuri, Aslı E. Perker, Jasmin Ramadan,

Edebiyat Sofrası:
İstanbulCezayir Konferans Salonu19:00 - 20:30Ahmet Ümit, Artun Ünsal, Selim İleri,

Edebiyat Sofrası:
İTEF Yazarlarıyla
Akşam YemeğiCezayir Restoran20:30 - 23:00Ahmet Ümit, Artun Ünsal, Selim İleri ve
İTEF Yazarları katılımıyla

6 Ekim 2011 Perşembe Günü;

Etkinlik Adı Mekân Saat Yazarlar
Çocuklarla
Edebiyat SöyleşisiD&R Forum Marmara14:00 – 16:00İTEF yazarları ile

İmza GünüD&R Beyoğlu18:00 - 19:00Jasmin Ramadan

Modern Yaşam,
Şehir EdebiyatıCezayir Konferans Salonu17:00 - 18:00Alona Kimhi, Gönül Kıvılcım, Berrin Karakaş, Krisztián Grecsó,

Yaşantı ve YazınCezayir Konferans Salonu19:00 - 20:30İpek Çalışlar, Gabriela Adameşteanu, Sadık Yalsızuçanlar, Shifra Horn,

Edebiyatta KimlikKarga Bar - Kargart19:30 - 20:30Josefine Klougart, Mark Crick, Muhsin Kızılkaya, Vladislav Bajac ,

İTEF
Edebiyat Sofrası
Akşam YemeğiCezayir Restoran20:30 - 23:00İTEF Yazarları katılımıyla

İTEF 2011 Kapanış Partisi
Cezayir Restoran21:30 - 02:00İTEF Yazarları katılımıyla;
Okurları için Yazarlar DJ kabininde
Giriş ücretsiz.
**************************************************************************************************************************************************
RUMLAR BU GÜNE DEĞİN TÜRKLERDEN GELEN, BARIŞA VE İŞBİRLİĞİNE YÖNELİK HİÇ BİR ÖNERİYİ KABUL ETMEDİLER...

Prof.Dr.Ata ATUN
ata...@gmail.com
KKTC

Rum Yönetimi Sözcüsü Stefanu ve bazı Rum siyasi parti temsilcileri KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun “doğalgaz kararlarının iki tarafın kuracağı bir komite tarafından alınması ve elde edilecek gelirin mülkiyet başlığının çözümünde kaynak olarak kullanılması” şeklindeki önerisini “kabul edilemez” şeklinde nitelendirdi.

Bu yanıt, gerçekte benim beklediğim bir değerlendirme.

Rumlar bu güne değin Türklerden gelen, barışa ve işbirliğine yönelik hiçbir öneriyi kabul etmediler, edecekleri de yok.

Müzakereler, Rumların bu işbirliği ve ortak çalışmayı reddeden tutumu yüzünden en sonunda ayrılıkla sonuçlanacak.(30 Eylül 2011)
**********************************************************************************************************************************************
Degerli meslektasim,

Kulturumuzde Yorgan konulu calismaya/yayina sizi bir yazi ile katilmaya davet ediyorum.

Calismanin amaci kulturumuzde uykuya yatılan yer, yatak, yorgan, battaniye, yaygı ile ilgili tespitlerin derlenmesidir.

Yorgan, battaniye, yatak, çarşaf, yastık yapımı, şekli, üretimi, malzemesi, boyutlar, motifleri;Bu faaliyetlerle ilgili meslekler;Bu mesleklerin mekanı, araç ve gereçleri;Yatagin ev icindeki konumu;Düzenlenis bicimi;İlgili terminoloji ve etimolojiler vb. gibi konular bu calismanin kapsamina girer.

Bu calismaya katilmayi arzu ederseniz en gec 1 Şubat 2012 tarihine kadar yazi basliginizi ve kisa bir ozetini e-posta ile tarafima ulastirmanizi rica ederim. Yazilarin teslim tarihi 1 Ağustos 2012'dir.

En iyi dileklerimle birlikte saygilarimi sunarim.

Prof.Dr.Emine Gursoy Naskali
eminen...@gmail.com
http://www.actaturcica.com/
***************************************************************************************************************************************************
TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ Mİ VAR ?

PROF.DR.NURULLAH AYDIN
na74...@gmail.com

TBMM yeni yasama yılına başladı. Gündemdeki konular herkese göre farklı.
Demokrasilerde ayrıcalıklı kişi, sınıf, zümre yoktur. Kanun önünde herkes eşittir. Suç isnadında olanlar kamu görevinde bulunamazlar, Toplumu yönetecek olanların temiz bir geçmişi, saygın kişiliği olmalıdır.

Bakın; Economist dergisinin Dünyada Demokrasi İndeksi başlıklı yaptığı araştırmaya göre 167 ülke, yönetildikleri siyasi rejim dikkate alınarak dört gruba ayrılmış:

1) Tam demokrasiler...
2) Kusurlu demokrasiler...
3) Hibrit- Karma rejimler...
4) Otoriter rejimler...

Türkiye, demokrasi sıralamasında iki yıl öncesine göre iki basamak gerileyerek 167 ülke arasında 89'uncu olabilmiş. 89'uncu sıraya inen ileri demokrasimiz, Nikaragua'ya denk

Sadece Avrupa ülkelerinin değil, aynı zamanda birçok az gelişmiş ülkenin gerisinde kalmış.

Nikaragua, Tanzanya, Filistin, Uganda, Sierra Leone, Pakistan, Haiti gibi ülkelerle birlikte, Karma rejimler grubunda yer bulabilmiş!

Türkiye üçüncü kategoride. Yani; Hibrit- karma rejim yani Demokrasiyle yönetiliyormuş gibi görünen baskıcı rejim.

Gerçek demokrasi sınıflandırmada; bölünme özgürlükleri yok, devletin kurumlarını altüst etmek yok. Gerçek bir demokraside yürütme, yasamaya hiçbir şekilde müdahale etmez.Yargı kararlarından dolayı lehe ise övülen, aleyhe ise yerilen duruma sokulmaz. Demokratik ülkelerde protesto hakkına, yaşama hakkı kadar önem verilir. Başka şeyler var.

Bunlar neler mi?

- Halkın yönetime katılımını inceliyor...
- Kadın-erkek eşitliğine bakıyor...
- Basın ve ifade özgürlüğünün olup olmadığına,
- Siyasi partiler arasındaki fırsat eşitliğine,
- Demokrasi kültürünün yerleşip yerleşmediğine,
- Sivil toplum örgütlerinin gücüne bakıyor.

Türkiye nerede? Bazılarının ileri demokrasi diye yutturdukları düzenlemelerle Dünya ülkeleri arasında Türkiye'nin konumu ortadadır.

Koca bir kandırmaca değil mi? Dünya öyle algılıyor, algılayacak Yani; Türkiye, demokrat görünümlü suçlu iddiasına muhatap milletvekillerince oluşan bir rejimle yönetiliyor...

Bu tablo, ülkeyi bölmek ya da din devletine götürmek isteyenlerle, onları demokrat sanıp ölümüne destek veren işbirlikçi, dönek, münafık, din simsarları ve liboşların eseridir!

Türkiye; Demokrasiyi tramvay olarak gören, ben gömleği çıkardım, gerekirse papaz elbisesi giyerim, ben ülkemin pazarlamacısıyım diyenlerin tercih edildiği bir ülkedir.

Demokrasi varsa, sokaktaki adamın oyu belirleyici unsurdur. Patronun bir oyu vardır ama garsonların temizlikçilerin on oyu vardır.

Abdülhamit'in idaresi; 1908'de, Hürriyet için yıkılmıştı. 1950'de tek parti rejimi Yeter- söz milletindir sloganıyla yıkılmıştı. Ve bundan sonra Demokrasi var sözü egemenlerin yığınları yönetmesinin adı oldu.

Hürriyet, insan hakları gibi demokrasi de yozlaştırılmaya, suistimal edilmeye uygun kavramlardır. Oy'la gelenler demokrasi tramvayını, amaçlarına varmak üzere bırakıp otokrasiye bir nevi kişisel monarşiye veya plütokrasiye servet sahiplerine dayanan tek kişi yönetimine dönüştürebiliyorlar.

Toplumun suç işleme özgürlüğü yok ama toplumu yönetenlerin ve milletvekillerinin suç işleme özgürlüğü var diyen bir rejimin demokratik rejim olduğundan bahsedilemez.

Türkiye; İngiliz şovalye nişanına sahip olanla, yahudi üstün cesaret ödülü sahibi olanla, ABD ve Avrupa'nın gizli merkezlerinin direktifleriyle yönetilse bile, bu fetret devrinin geçeceğine, herkes ama herkes inanmalıdır.

Kimliksiz ve kişiliksiz insanlar; Türk Milleti'ni aldatabilir, devleti kimliksizleştirmek isteyebilirler, ama Türk Milleti sahip olduğu değerleri bütününe sahip evlatlarıyla vardır, varolacaktır.

Bazıları; demokrasiyi, özgürlükleri ve halkı kendi amaçları için kullanıyorlar.
Aydınlar; halkı bilinçlendirmelidir. Halkın sağduyusunun sesi yükseltilmelidir.

Günün Sözü: Mikrop gibi sinsince kavramları tersyüz edenlere aldanma.
***************************************************************************************************************************************************
Sayın Türkbilimciler,

Şimdiye kadar Türkiye Türkçesinden hiç bir eser Tuva Türkçesine çevrilmemiştir. Önerebileceğiniz ve çevrilmesi zaruri eserler listesini tarafıma yazabilirsiniz.

1- Türkiye Türkçesinden hangi eserler Tuva Türkçesine çevrilmelidir?

2-Tuva Türkçesinden çevrilecek eserlere ekonomik ve editörlük açısından destek olmak isteyenler var mı?

sibir...@gmail.com
***************************************************************************************************************************************************
DUR!

Nazım Hikmet,
Bunda var bir hikmet,
Bütün dünya,
Sana memleket!
Sen ömür boyu rehberimizsin.
Sen alemi aydınlatan meşalesin.
Bir gün kıyamet kopsa bile,
Sen yıldız gibi parlamayı sürdüreceksin
Değerini bilemedik.
Ecnebileri imrendik.
Ve biz bu günlere,
Değerlerimizi harcayarak geldik!
Önce Vatan ve millet dedik.
Bunu ecdadımızdan ve sizden öğrendik.
Bizde canlar ucuz,
Biz ne şehitler verdik!
Yaşamak için illa da ölmek mi lazım?
Emperyalistleri mutlaka yenmek lazım.
Ama yetti gayrı...
Bütün savaşlara dur demek lazım!

Dr.Hasan Ahmet
hah...@otenet.gr
Komotini-Yunanistan
**************************************************************************************************************************************************
ATATÜRK'ÜN SUBAYLARA HİTABEN AFYONKARAHİSAR'DA 31 TEMMUZ 1920 TARİHİNDE YAPTIĞI KONUŞMA;

Efendiler!

Eski silah arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdani zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz, müsait yer de yok. Bu sebeple hissiyatımı bir kaç cümle İle mülahaza etmekle yetineceğim.

Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atfetme borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiç bir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık veremez. Milletlerde tabiat en yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvetde, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vazıyettedir. Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.

Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lâzımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdanı imadır

İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzeti nefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar.

Her halde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. orduyu imha etmek için, mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.

Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.

Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak lüzumuna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir. Zaman zaman, şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması, hiç bir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanına sekte vurmamıştır ve vurmayacaktır.

Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu İçin lazım olduğunu söylediğim kaynak ki milletin vicdanı imanıdır mevcuttur. Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulur. Malum bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; "Ordunun ruhu subaylardır." O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak İstenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir. Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların yüce olan vazifesi budur.

Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebalı subaylara ait olacaktır. Subaylar, izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve fesaretleriyle, giriştiğimiz Bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler. Şahsi ve özel hayatları itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürür. Onları aşağılar ve hor görürler.

Hayatında bir an olsa hile subaylık yapmış, subaylık izzeti nefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır. Şercimi korumak! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına atmaktır.

Dolayısıyla subay için "ya istiklâl. ya ölüm" vardır Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız!”

Kaynak:"Afyon'da çıkan ikaz gazetesinden aktaran:Anadolu'da Yenigün gazetesi=10 Ağustos 1920. •Atatürk'ün Bütün Eserleri, c.9, Kaynak Yayınları, istanbul. Ekim 2002, s. 112-113
**********************************************************************************************************************************************
KARŞIT DEVRİM ANAYASASI...

VURAL VURAL
vvur...@isbank.net.tr
E.DZ.KD.KURMAY ALBAY

ANAYASA, Güvence Birliğinin, en önemli temel Maddesidir. Bunda yapılacak değişiklik bütün her şeyi etkiler. İstihbarat Operasyonu bu Maddede yapılacak değişiklikle çok önemli bir adım atmış olur. Devamının ne getireceği belli olmaz.
İnşallah KAOS yaşamayız.

Ağızlarda sakız gibi çiğnenen “Karşıt Devrim Anayasası” dır. Anlaşıldığına göre alt yapısı hazırlanmıştır. Ana fikri Tıpkı 12 Eylül 1980’de olduğu gibi, Karşı Devrim’ derol alanları koruma amaçlı olacaktır. Yani kullanılan ajanların tümü ( Örnek ; Bebekkatili Abdullah ÖCALAN, gene her gece kendi kanallarına çıkıp anlamsız Arapça ile eski fetvalarına kavuşan Salya– Sümüklü ABD ajanı Fettuş ve diğerleri ) korumaya alınmaya çalışılacaktır. Özgürlük–Demokrasi yutturmacısı ön planda olacaktır. Çünkü ana muhalefet partisi sözcüleri, bu lafları sıkça kullanmaya başlamıştır.

Duyumlara göre, Bebekte bir yalı 25 veya 29 Milyon US Dolara alınmış ve Onarım-Boya yapılıyormuş. Sümüklü, Anayasa değişikliği sonra geldiğinde orada oturacakmış. TAKİBİ-TEYİDİ ilgililere aittir. PKK ve Dış destekli Siyasiler, güle oynaya TBMM de yemin etmişlerdir. İçlerinde sicilli, PKK yanlısı ve ABD-AB yandaşları vardır. Hele TSK’ya mesaj verip, Hukuk esaslarına uyun programında, alelacele, üç kağıtçı Belçika vatandaş ajan M.Ali BİRAND’a konuk olan, BÜYÜKKULÜP üyesi eski GEN.KUR.BŞK’nına ne demeli. Çanak sorularla, terör’den başka, hukuka saygılı olduğunu belirten bu kişi (İnternette – İngiliz basınına göre Buzlar Savaşçısı olarak adı
geçmekte) sanki Akademide talebe imiş gibi Dünyadaki terörden bahsetmekte
(Güney AFRİKA–İNG/İRA–İSPANYA/BASK örgütlerini) incelediğini belirterek,
bunların nasıl sona erdirildiğini çok güzel anladığını belirtmiştir. ABD’ li Prof. Bir hanım kendisine çok etki etmiş. Ama PKK hakkında Bilgi – İstihbarat noksanlığından bahsedip, 1 Mart tezkeresinin geçmemesini talihsizlik olarak belirtmiştir.Bu adam nerde yaşamıştır. Ülkeye girecek, GÜNEYDOĞU’ya yerleşecek 100.000 ABD askerini neresine sokacaktır. IRAK’a girince hangi belalarla karşılaşacaktır,Müslüman’ın, müslümanı öldürmesini nasıl karşılayacaktır. İRAN–IRAK harbini hiç Tetkik etmemiş mi ? Rah.ORG Necip TORUMTAY hiç örnek olmamış mı ? Her halde bu konuları benden iyi kıymetlendirmesi gerekir. Kendisine, KARA Kuvvetleri ambleminden ATATÜRK siluetinin çıkarılmasında Hilmi ÖZKÖK GEN.KUR.BŞK iken, hangi görevde olduğu sorulmalıydı. Gene KOZMİK Odaya girişe, neden müsaade ettiği sorulmalıydı. Gene TSK’yı zayıflatan, Komuta Kademesini,
özellikle Deniz-Hava Kuvvetlerindeki subayları HASDAL–SİLİVRİ’ ye gönderirlerken neler düşündüğü, neden müsaade ettiği sorulmalıydı. Çünkü anlaşıldığı kadarı ile bu konuları iyi bilen ve haysiyetli, ATATÜRK ve onun Düşünce Sistemi Savunucuları olan Muvazzaf ve Emekli bu kişiler, uyduruk bahanelerle neden susturulmuştu, bu Operasyona neden ortak olmuştu. Bölgede ki ahali Terörü lanetlemeli imiş, ayda mı yaşıyor bu kişi ! Kendisi defalarca “PSİKOLOJİK HARP” ile karşı karşıyayız dememişmiydi.
Terör örgütüne Katılanlar kontrol edilmeliymiş ?
Demokratik haklar kullanılmalıymış,
Uluslar arası Baskı uygulanmalıymış.
İnsanın TSK’nın başında böyle birinin bulunduğuna inanası gelmiyor.
(DVD‘ye aldığım bu Programı defalarca seyrettim) Velhasıl durup dururken Bu Programa çıkmaya ne lüzum vardı. Belediyeden gelen dıştan kontollu mevcut yönetimle uyum içinde çalıştığını Karşılıklı Anlayış–Güven ve Diyalogun olduğunu devamlı söylemesinin nedeni ne idi ! Bu karşı Devrim Anayasasına, konulacak maddelere çok dikkat etmek lazımdır. Yoksa Bölünme, Din Bezirganlarını, Ülke Yönetiminde perçinleme işlemine mani olunamaz. “GENÇ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni Kuran ULU ÖNDER ATATÜRK’ü ve onun Devrimlerini yok ederek, (Her gün Yargıda ve Eğitimde bu konuda olumsuz bir sürü uygulamalarla karşılaşıyoruz) KARŞIT DEVRİM, gerçekleşme yolunda epeyce yol almış olur.

EY TÜRK GENÇLİĞİ;

Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine
girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha Elîm ve daha Vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde,
İKTİDARA SAHİP OLANLAR GAFLET ve DALALET ve hattâ HİYANET içinde
bulunabilirler.
Hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle
tevhit edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi,
VAZİFEN; TÜRK İSTİKLAL ve CUMHURİYETİNİ KURTARMAKTIR.
MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET, DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA, MEVCUTTUR.....

GAZİ M.K. ATATÜRK - 20 Ekim 1927.
***************************************************************************************************************************************************
Sevgili Kerim,

Teşekkür ederim, duyarlılığın için. Sağol,adres güncellemes yapıyorum.
Bana açık adresin, telefon ve mail adreslerini yollarsan sevinirim. Selamlar.(2 Ekim 2011.Pazar)

AHMET OTMAN
BİZİM ECE ŞİİR DERGİSİ SAHİBİ
bizi...@mynet.com
SALİHLİ-MANİSA

********************************************************************************************************************************************************************************************************************************

Kerim Bey,

Antalya'da NEVZUHUR adında bir dergi yayınlıyoruz. Size göndermek isterim ama mektup adresinizi bilmiyorum, mektup adresinizi bildirirseniz memnun olurum. Selam ve saygılar.(2 Ekim 2011.Pazar)

ALİ DEMİREL
alidem...@hotmail.com
ANTALYA
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages