****************************************************************************************************************************************************
YUNAN KRİZİ...
A.METİN AKPINAR
Yunanistan krizde... AB'nin ağabeyleri Yunanistan'a kredi açtı, bunun
karşılığında Yunan daha çok çalışacak, kemerleri sıkacak, tükettiğinden daha çok üretip borçlarını ödeyecek.*
*Hem Batı medyasında, hem bizim medyada şu tür ifadeler herkesin ağzında.*
*"Yunanlar çok tembel, Siesta yapacaklarına çalışsınlar."*
* Yunanlar yalnız değil, İspanyollar da siesta yapmaya pek meraklı, onlar da borç içinde yüzüyorlar...*
* *
*İki tip Avrupalı vardır:*
*Birinci tip Avrupalılar, yaşamlarını zenginleşmek ve güçlenmek için
harcarlar. Çok disiplinli ve kuralcıdırlar. İskandinav halkları, Almanlar,
İngilizler, yani genelde Kuzey Avrupa halkları bu kültüre sahiptir. Bu
ülkelerde yaşayan halkların çoğunluğu Protestandır.*
*İkinci tip Avrupalılar daha çok Avrupa'nın güneyinde yaşarlar. Bunlar keyif ehlidirler, disiplinden, kurallardan hoşlanmazlar. Yunanlar, İspanyollar, Portekizliler, hatta İtalyanlar bu tip içinde sayılabilir. Bu grubun çoğunluğu Katolik ya da Ortodokstur. Az üretip, az tüketmeyi severler. Zamanlarının çoğunu keyif ve zevk aldıkları uğraşlarla geçirirler.
* *
*Bir arkadaşım anlatmıştı. Yıllarca önce çalıştığı şirket bu arkadaşımı bir
proje kapsamında İspanya'ya göndermiş. Kursu veren İspanyol şirketi küçük
bir şehirdeymiş, arkadaşım o kasabada dört ay yaşamış.*
*Arkadaşım İspanyolları anlata anlata bitiremiyordu. İspanyollar uzun öğle
tatili anlamına gelen siesta sayesinde çok mutluymuşlar, Siestanın ilk
saatlerinde önce bir kafede hafif bir öğlen yemeği eşliğinde bir kadeh şarap içiyorlar, sonra da evlerine sevişmeye gidiyorlarmış. Arkasından güzel bir öğlen uykusu çekiyorlarmış. Arkadaşım İspanya'ya bayılmış.*
* *
*Şimdi Kuzey Avrupalılar Güneydekilere, "Artık siesta yok, daha çok
çalışacaksınız" diyorlar. Çünkü Güney Avrupalıların Kuzeydekilere çok fazla
borcu var.*
*Şimdi bir düşünelim. Güneyliler siesta yapıp tembellik ettikleri, siesta
sırasında kafelerde öğlen yemeği yedikleri, şarap içtikleri için mi borca
girdiler?*
*Ya da şöyle soralım:*
*İnsanların, basit bir evde barınabilmek, karınlarını doyurabilmek, göze hoş gelen rahat giysiler giyebilmek, günde bir iki kadeh şarap içebilmek için çok mu çalışmaları gerekir?*
*Hem Yunanlar, hem İspanyollar kendi evlerini kendi ülkelerinde ürettikleri
malzemeyle kendileri inşa ediyorlar. Toprakları verimli, kendi yiyeceklerini kendi topraklarında üretiyorlar, şarabın en kralını kendi topraklarında yetiştirdikleri üzümleri ezerek yapıyorlar. Ufak tefek ihtiyaçlarını da turizmden, ya da gemicilikten kazandıkları parayla dışarıdan rahatça karşılıyorlar. Siesta sırasında sevişmek zaten bedava...*
*Öyleyse Güneyliler neden bu kadar borca girdiler?*
*Çünkü Kuzeylilerin denetimindeki büyük bankalar, şirketler başlarının etini yediler, reklam üstüne reklam yaptılar. Güneylilere, "İlle de kredi alın, arabanızı, telefonunuzu, bilgisayarınızı yenileyin" dediler. Bilhassa
çocukların ve gençlerin beynini zehirlediler. Bin bir dereden su getirip,
halkın eline bir sürü kredi kartı verdiler, "AVM'lere gidin bu kartlarla
istediğiniz malı satın alın" dediler. Hatta, "istediğiniz yere tatile gidin, yiyin için, hiçbir şey ödemeden geri dönün" anlamında, "yiyiyoz, içiyoz, adiyos" dediler.*
* *
*Güneyliler evlerini seviyorlardı, yeni eve, yeni bilgisayara, yeni telefona ihtiyaçları yoktu, karınları toktu, üstleri pekti, yeterince şarapları, sevişmeye bolca zamanları vardı. Siestayla mutluydular. Az üretip, az tükettikleri için yaşadıkları çevre temizdi. Ama Kuzeyliler, "böyle olmaz"dediler, ürettikleri arabaları, telefonları, bilgisayarları satabilmek için Güneylileri borçlandırdılar. *
*Şimdi Kuzeyliler Güneylilere, "Siesta bitti, artık disiplinli bir hayat
süreceksiniz, çok çalışacak, çok üretecek, bize olan borcunuzu
ödeyeceksiniz" diyorlar. Aslında yaşam biçimlerini yok etmek istiyorlar. *
*Güneyliler artık siesta yapamayacaklar, her gün daha uzun süre çalışacak,
bu yüzden bir çokları işlerini kaybedecekler. Kuzeylilere borçlarını
ödedikten sonra yeniden borçlanacaklar, vahşi kapitalist düzenin çarklarında değirmen taşındaki buğday gibi ezilecekler. *
* *
*Geçenlerde dünyanın en ünlü yazılım şirketinde pazarlamacı olarak çalışan
biriyle bir komşumun iş yerinde tanışmıştım. Bu vatandaşımızın aylık kazancı on beş bin Tl kadarmış. Yani kazancı Türkiye ortalamasının çok üstünde... Ancak bu vatandaş yine de mutsuzdu. Günde neredeyse on beş saat
çalışıyormuş, çok fazla seyahat etmek zorundaymış, günlerce kızının ve
karısının yüzüne hasret kaldığı oluyormuş. *
*"Aldığın maaşın yarısına günde sekiz saat çalışmayı tercih etmez misin?"
diye sordum. "Hem böylece ülkemizde işsizlik sorunu da azalmış olurdu"
dedim.*
*"Etmez miyim?" dedi. "Ama bizim şirket yüksek maaşla az eleman çalıştırmayı tercih ediyor. Yüksek maaş verdikleri için piyasanın en iyi elemanlarını işe alabiliyorlar."*
*"İşini değiştir" dedim.*
*"Çok geç, ailecek yüksek hayat standardına fena alıştık" dedi.*
*Aile reisi çok çalıştığı için birbirinin yüzünü göremeyen mutsuz,
robotlaşmış fertlerden oluşan bir aile... Ne yüksek standart ama!*
* *
*Bir tarafta on beş bin TL maaşla çalışan mutsuz insanlar, diğer tarafta
Afrika'da açlıktan ölen çocuklar... Ve arada az çalışıp, aza üretip, az
tüketen, siestayla mutluluğu yakalamış Yunanlar ve İspanyollar...*
* *
*Kuzeyliler arabalarını, telefonlarını, bilgisayarlarını satabilmek için
Güneylilere siestayı yasakladılar. Güç kültürü, keyif kültürünü şimdilik
yenmiş gibi görünüyor. *
* *
*Yunanlar ve İspanyollar eski mutlu siestalı günlerine geri dönebilirler mi?
*
*Neden olmasın? Tek yapmaları gereken şey, Kuzeylilerin onlara "olmazsa
olmaz" diye sunduğu sahte ihtiyaçlardan vazgeçmek, hepsi bu... *
* *
*Bunu yaptıkları an sadece siestalarına yeniden kavuşmuş olmazlar, vahşi
kapitalizmin belini de kırmış olurlar.*
NOT.BANA KALIRSA YUNANLILAR SİRTAKİ OYNARKEN KIRDIKLARI TABAKLAR YÜZÜNDEN, İSPANYOLLAR İSE YİYECEKLERİ VEYA SATACAKLARI DOMATESLERİ YILLARDIR BİRBİRLERİNE FIRLATTIKLARI İÇİN BORCA GİRDİLER. KİMSE ''BİZ BU TABAKLARI NİYE KIRIYORUZ, DÜNYADA TABAKSIZ YEMEK YİYEN ÇOK İNSAN VAR DİYE DÜŞÜNMEDİ. YİNEDE TABAK KIRAN YUNANLILARIN BORCUNU ÖDEMEMEK İÇİN UYANIK YUNANLILARIN 20.000 EURO'YU İSVİÇRE-LÜKSEMBURG-KIBRIS BANKALARINA KAÇIRDIĞINI, DEVLETİN BU PARALARDAN VERGİ ALMAMASI VEYA ÜSTÜNE YATMAMASI İÇİN OFF SHORE ŞİRKETLERİNE YATIRDIKLARINI BİLİN. İSPANYOLLARA GELİNCE, KAMYON KAMYON DOMATESLERİ ''DOMATES FESTİVALİ'' ADI ALTINDA YILLARDIR BİRBİRLERİNE FIRLATACAKLARINA HEMEN KARŞILARINDA AÇLIKTAN ÖLEN AFRİKA ÜLKELERİNE UCUZ FİYATLA SATSALARDI BU GÜNKÜ HALLERİNE DÜŞMEZLERDİ. HER NEYSE, BUNLARIN KRİSTOF KOLOMP GİBİ GÜNEY AMERİKA ÜLKELERİNE GÖÇEN VE YENİ 1 HAYAT UMUDUYLA ORALARA GİDEN HEMŞERİLERİ DE FAKİRLİK İÇİNDE YAŞIYORLAR. SEBEBİ AKŞAMA KADAR GİTAR ÇALIP İSPANYOL DANSI ETMEK VE İÇKİ İÇMEK, SONRA DA KUZEY AMERİKA'YA ''GÜNEY AMERİKA'I SÖMÜRÜYOR DİYE KIZIYORLAR. ABD BUNCA YATIRIMI YAPARKEN AKLINIZ NEREDEYDİ ? DİYE KİMSE SORMUYOR.