SANAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA...

12 views
Skip to first unread message

KERİM ÖZBEKLER

unread,
Sep 30, 2011, 9:25:32 PM9/30/11
to yazarkeri...@googlegroups.com
VEYSEL ÇOLAK YÖNETİMİNDE Kİ, ŞİİR ATÖLYESİ;

01 EKİM 2011 CUMARTESİ GÜNÜ, SAAT.14.00'TE;

KARŞIYAKA BELEDİYESİ HİZMET BİNASI;
BAHRİYE ÜÇOK BULVARI, NO.5, KAT.1 (KARŞIYAKA KAYMAKAMLIĞI KARŞISI) KARŞIYAKA-İZMİR

ADRESİNDE ŞAİRLERİ VE ŞİİR SEVENLERİ BEKLİYOR, İLGİLENENLERE ÖNEMLE DUYURULUR.

KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR
**************************************************************************************************************************************************
YAŞLILARIMIZ ÇINAR AĞACIMIZDIR...

SABİHA SERİN
sabih...@gmail.com
SİVAS YAZARLAR VE ŞAİRLER DERNEĞİ BAŞKANI

Yaşlılık denince ilk akla gelen düşünce acaba şöyle mi? Sanki artık yaşamdan elini eteğini çekmiş, yeteri kadar çilesi dolmuş, gelecekten daha hiçbir beklentisi olmayan, ruhu sönmüş, bedeninin solmasını bekleyen, hatta zekâ seviyesi de azalmış birisi olarak düşünenlerimiz ne yazık ki çoğunluktadır. Hatta nerede ise birçok yerde geri planda bırakılan, ailede alınacak kararları dahi en son ona danışılan, hanede genç olan aile fertlerinin ahkâm dolu sert çıkışlarına maruz kalan bu yüce değerlerimizin yüreğini açıp bakma şansınız olsaydı, sitem dolu feryadını duyabilir miydiniz?

Sanki şu an sizlerin içinizden geçenleri duyuyor gibiyim. Bana bu konuda yanıldığımı söyler gibisiniz. Ama ne acıdır ki doğrudur. Belki eski kuşaklar biraz daha farklıdır, onlar yaşlılarının değerini bilip, sevgide saygıda kusur etmezler, buna inanıyorum. Ama ne yazık ki son yıllarda sevgi, saygı, vefa unutulmuştur. İnsani değerlerimizin azaldığını, manevi duyguların bittiğini, büyüğe hürmetin önemsenmediğini gözlemledikçe içim çok sızlıyor çok.

Evlat ve torunlardan beklediğimiz sadece ve sadece hatırlanmak, sevgi ve saygı. İşte bu her şeye değer diye düşünüyorum. Bilhassa arada dağlar olup ta gurbette olunca da hiç değilse seslerini duymak kadar bir hazine daha ne olur ki. Bedenleri ayrı olsa da varlığını yüreğinizde ve soluğunuzda yanınızda hissedersiniz. İşte o zaman anadan ve babadan alınacak hayır duaları ile asla ve asla yıkılmazsınız. İşte o zaman Allah bütün işinizi rast getirir.

Yeter ki ana ve babadan yürekten dua almayı başarabilelim.Lütfen ananızı ve babanızı hoşnut tutunuz,asla incitmeyiniz o gül yürekleri.
.
Unutmayalım bir gün hepimiz yaşlanacağız. Geride kalan acı, tatlı anılarımız bir gün kırışık, yorgun, gizem dolu yüzümüzde bir sır perdesi gibi satır satır okunacak. Bizim yaşlı dediğimiz o yorgun bedenlerdeki belki de taze ruhu görme zahmetinde bile olmayacak hiç kimse. Bir kenara bırakılmış aslında altın ama üzeri hafif paslanmış bir mücevherin değeri yine anlaşılmayacak. Yaşlılarımız daha zeki, daha hafızası kuvvetli ve akıllıdırlar. Daha doğru kararlar verirler. Çünkü onlar hayatın her türlü sınavını başarı ile kazanmışlardır.

Yaşlılık sadece doğum tarihine ve bedenin görünümüne göre değerlendiriliyor. Oysa yaşlılık insanın ruhundadır. Her şeyi güzel görüp, her şeyden bir dem güzellikler keşfedilince hayattan beklenti hiç bitmez. Her şeye pozitif bakar o yorgun yürekler.
.
Her zaman yarınlara umut ile bakıp, yüreğinizdeki tomurcuk açan çiçekleri soldurmayıp, kalbinizde bahar çiçeği gibi hiç bitmeyen yaşama sevinci ve sevgisi barındırıp bir kenara çekilmemek gerekir. Yüz yaşında olsanız da mutlaka bir meşgale bulup o konuda üretici ve kalıcı şeylerle uğraşılıp, yaşama pozitif bakılırsa yüreğinizde ki yaşama sevinci ve coşkusu hiç bitmez. İşte o zaman beden ve ruh yorgun olsa da yarınlara daha farklı ve heyecanla bakarsınız. O yorgun ve kırışık yüzün, ak düşmüş saçlarınızın ardında mutlu ve yaşama gülen yüzler ile bakan sevgi dolu yürekler oluşacaktır. Yaşlılık bedende değil ruhtadır. Büyüklerimiz bizim Çınar ağacımızdır onlar yaşlanmaz.

Peki, ama acaba yaşlılarımız ile yeteri kadar ilgileniyor muyuz? Hak ettikleri sevgi ve saygıyı doyasıya gösteriyor muyuz? Vefa borcumuzu ödüyor muyuz? Onların değerli bilgi ve tecrübelerinden yararlanıyor muyuz? Sanırım bu sorumun da cevabı yine ne yazık ki koskocaman bir HAYIR…

BU GÜN, 1 EKİM DÜNYA YAŞLILAR GÜNÜ...

Lütfen unutmayalım,yaşlılarımız yararlanılması gereken en yüce değerlerimizdir. Bu değerlerimiz yanımızda iken kıymetlerini bilelim, unutmayalım ki bir gün herkes yaşlanacak, Ne ekerseniz onu biçersiniz.

YAŞLILARIMIZ BİZİM ÇINAR AĞACIMIZDIR...

Her zaman gölgelerinden ayrılmayalım, can bulalım orada...

Sadece bu gün değil, her günümüz yaşlılar günü olmalı. Bütün yaşlılarımızın saygı ile ellerinden öpüyorum. Lütfen onları sık sık hatırlayıp, gönüllerini alıp, ziyaretlerimizi ihmal etmeyelim. Onlara sevgi ve saygıda kusur etmeyelim. Onlar hepimizin en değerli varlığımızdır. Yuvadan uçtuktan sonra kanatlanıp yakalamak isteseniz de artık çok geç .
**************************************************************************************************************************************************
İLESAM CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİLER​İ 1 EKİM 2011 CUMARTESİ GÜNÜ ANKARA'DA BAŞLIYOR...

KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR

Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) Genel Merkez Yönetim Kurulu, “CUMARTESİ SOHBETLERİ VE ŞİİR DİNLETİSİ” adlı toplantılarına 1 Ekim 2011 Cumartesi günü, saat.14.00'te devam edecek. Bu toplantılat her hafta aynı saatte tekrarlanacak, her ayın son Cumartesi günü yapılacak faaliyet Vakıflar Genel Müdürlüğü salonunda gerçekleştirilecek.

Sohbet toplantılarına, şiire. Sanata ve kültüre gönül veren herkes, üye olsun olmasın iştirak edebilecek.

TÜRKİYE İLİM ve EDEBİYAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ
(İLESAM) GENEL MERKEZİ;İzmir 1.Cadde, No.33-16, Aydın Apartmanı, Kat.4 Kızılay-ANKARA
TEL.0.312.4194938
FAX.0.312.4194939
E MAİL.il...@ilesam.org.tr
WEB.www.ilesam.org.tr
**********************************************************************************************************************************************
PKK NEDEN İNSAN KAÇIRIYOR ?

TEVFİK BİR
tevf...@yahoo.com
www.tevfikbir.com

Nerede vekil kaymakamımız, nerede başçavuşumuz, nerede astsubayımız, nerede sayısını tam olarak bilemediğimiz erlerimiz, nerede birkaç korucumuz, nerede birkaç işçimiz, nerede 8 öğretmenimiz?

Nerede biliyor musunuz? Terör örgütü PKK'nın elinde.

O zaman soruyu değiştirelim, nerede devletimiz?

PKK ile müzakerede, tavizlerde.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MİT-PKK görüşmelerinin bundan sonra da devam edebileceğini söyleyecekti.

Bu haber televizyonlarda verilirken, ekranın altından şehit haberleri geçiyordu.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, MİT-PKK görüşür diyordu da, görüşen aslında Başbakan Tayyip Erdoğan'dı. Ses kayıtlarını tüm Türkiye dinledik. Orada dönemin Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Hakan FİDAN ne diyordu “Başbakan Tayyip Erdoğan'ın özel temsilcisiyim”.

Bu ne demektir? Orada Hakan Fidan, Başbakan Tayyip Erdoğan adına konuşmaktaydı, onu temsil etmekteydi. Yani PKK ile konuşan aslında Başbakan Tayyip Erdoğan'dı.

Hakan Fidan - Sabetayizm

Hakan FİDAN, MİT Müsteşarı yapılmadan çok önce Başbakan Tayyip Erdoğan tarafından o koltuk için seçilmiş bir kişidir. MİT Müsteşarı yapılmak için yıllarca görevine hazırlanmış bir kişidir.

Böyle olmasa, her yerde her şeyde “sivil demokrasi” sözlerini sarf eden AKP ve onun Genel Başkanı Başbakan Erdoğan yılların geleneğini bozarak asker kökenli, eski bir astsubay olan Hakan Fidan'ı aday gösterir miydi ve AKP kökenli Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bu isim üstünde hemen olumlu görüş bildirir miydi?

Hakan Fidan, kırmızı koltuğu için hazırlanabilir ve o koltuğa gelebilir, bunu eleştirmiyoruz, siyasi tercihtir. Sonuçta MİT “özel” bir kurumdur. Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı ortak karar verirler, elbette seçilmiş Başbakan'ın öncelikli hakkıdır, hakkı olması gerekir.

Fidan, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı iken de, terör örgütü PKK ile görüşmelerde Başbakan Erdoğan'ın vekili/temsilcisidir. Başbakan'ın çok güvendiği bir isimdir. O nedenle “öyle kolay adam harcamaz” Başbakan.

Peki Hakan Fidan neden o koltuğa seçilmiştir?

Hakan Fidan'ın oturduğu makamın büyüklüğünden başka, görevinin büyüklüğünden başka, gelişindeki siyasi misyonu da büyüktür. Müsteşar Hakan Fidan, kibarca “Galatasaray ekolü” denen, kimilerinin “beyaz Türkler” dediği, kimilerinin “Efendiler” dediği, aslında bu yanlış sınıflandırmaları/isimlendirmeleri geçelim, cesurca ve dürüstçe gerçek ismi telaffuz ederek söyleyelim, MİT içindeki Sabetayist ekolü/cemaat yapısını tasfiye etmek, bitirmek amacıyla o koltuğa oturmuş görünmektedir, daha doğrusu Müsteşar olarak seçilmesindeki sebeplerden birisi budur.

Sayın Müsteşarın ilk icraatlerinden birisi neydi? Asaleten atanmayı bekleyen birçok genç MİT elemanının işine son vermekti (http://www.odatv.com/n.php?n=mitte-neler-oluyor--1509101200)

Hakan Fidan, bilebildiğimiz kadarıyla “Sabetayist” kökene sahip değildir. MİT Müsteşarı olup da Sabetayist soydan gelmemek, abartalım biraz, mucizedir. İşte kendisi bu koltuğa oturmuştur.

İşte Fidan, Sabetayist olmadığı için, MİT Müsteşarlığı koltuğuna oturma olasılığının konuşulduğu günden beri, İsrail tarafından tehdit olarak görülmüş, hedefe konulmuştur. Bu bizim fotoğraftan gördüklerimizdir. Hakan Fidan'ın en büyük muhalifi İsrail'dir ve onun yurtiçi uzantılarıdır. Bu bilgi sayesinde, artık bazı şeyleri, kasetleri, gelişmeleri daha iyi anlayabiliyoruz.

(Sabetayist konusunu bilinmeyenleriyle, bu konuda yazan diğer birkaç yazarın açıklamadıklarıyla, okullarıyla, meslekleriyle, kurumlarıyla, dernekleriyle, işleriyle, üyeleriyle, parasal faaliyetleriyle, siyasi hareketleriyle, ideolojileriyle, ayrımlarıyla, bazı çarpıcı akrabalık bağlarıyla, kimi meşhurlarıyla ve meşhur olmayanlarıyla, dünyada ilk defa Sabetayist cemaat üyelerinin Türkiye'de kullandıkları “erkek isimleri” ve “kız isimleri” listesiyle, soyisim listeleriyle, örnek olsun diye birkaç mezar taşı fotoğrafı ile vb. bilgilerle Ekim.2011 içinde çıkacak olan UYAN EY TÜRK GİDİYORUZ adlı kitabımda, birkaç bölümle bahsettim. Birkaç bölümle bahsettim, çünkü kitabım yalnızca Sabetayizmi anlatan, satsın diye sözde “gizem” peşinde “pop” kitaplardan olmamalıydı. Konuyu bilimsel olarak yazdım, kanıta dayalı yazdım, sorgulayarak yazdım ve yalnızca Sabetayizmi yazmadım. Sabetayizm, Sistem'in deşifresinde yalnızca bir ayaktır. Türkiye'deki gerilimleri ve olayları anlamak için bir araçtır, amaç değildir. Dünya sistemini anlamak için bir araçtır. Yoksa, kitabın ilk bölümü “Dış Tehdit ABD'dir”. Ama iddia ediyorum, Sabetayizm/Sabetaycılık hiç böyle bir üslupla, bu bilgilerle ve siyasete konu edilerek bu denli anlatılmamıştı)

Terör Örgütü PKK'nın Kaçırdığı İnsanlar

Kitap parantezini kapattık, devam edelim. Efsane İçişleri Bakanı Sadettin TANTAN, 26.Eylül gecesi yayınlanan Arena programının konuğuydu, çarpıcı bilgiler verdi.

MİT-PKK görüşmelerinin ve devlet görevlilerinin terörist başı Abdullah Öcalan'a mesaj taşımasının kanunlara göre dayanağının olmadığını ve bunun “suç” olduğunu bildirdi. Devletin, bir terör örgütü olan ve bir organize suç örgütü olan PKK'nın aranan ve hükümlü üyeleriyle ile görüşemeyeceğini, örgütü asla muhatap almaması gerektiğini dile getirdi. Bir iktidar değişiminde, arkalarındaki güç giderse (Fidan'ı da kastederek) yargılanma olasılıklarından bahsetti.

PKK ile hem devlet hem hükümet görüşmüştür, bu ikisini birbirinden ayrı düşünemeyiz. Hükümet, adı üstünde “hükmeden”, devlete hükmeden güç anlamındadır. Hükümetin başındaki isim/isimler emri vermiş, devlet görevlileri görüşmüştür, ayrıca o görevlilerden birisi hükümet kurucusu Başbakan Erdoğan adına görüşmüştür. Bugün görüşmüyor olabilirler, ama yarın yine görüşebilirler, AKP'den gelen tepkiler bu yönde.

PKK ise, Demokratik Açılım-Kürt Açılımı süreciyle iyice tavan yapan moralinin de etkisiyle günümüzde artık belirli illerde polise ve askere “suikast” tarzı, nokta atışı saldırılar gerçekleştirmektedir. Terör artık şehirde de vurmaktadır. Terörün siyaseti de şehirde meydan okumaktadır. İllerde seçilen sözde Kürdistan vekilleri/temsilcilerinin de katılımıyla (yaklaşık 200 sözde vekil) 15-16 Ekim 2011 tarihlerinde Ankara'da Kürdistan Hareketi Kongresi toplanacaktır! Bu oluşum KCK'nın ötesidir.

PKK bugün sivilleri kaçırmaktadır, neden?

Örgüte moral sağlamak, pazarlık gücünü artırmak ve hatta bölgeden devleti-devletin gücünü atmak için mi? Evet, ancak asıl sebep bunlar değildir. “Bu Sonbaharda Karayılan ve Kandil Ekibi Yakalanacak” adlı makalemde bildirdiğim bilgiler üstüne, Kandil'e ve belki Dohuk-Erbil'e yapılacak ciddi operasyonlarda/ataklarda “canlı kalkan olarak kullanmak” üzere kaçırılıyor olabilirler. Terörist başlarından Karayılan ve diğer üst düzey terör örgütü yöneticileri ile “takas” yapabilmek için kaçırılıyor olabilirler. Ben kaçırılmaların arkasında bu iki olasılığın yattığını düşünüyorum. Kaçırılanların, sınır dışına çıkarılmaya çalışılacaklarını da tahmin edebiliyorum. Bu olasılıklarla da terör örgütü kaçırmalarının devam edebileceğini düşünüyorum. Devletin, ne dağda ne şehirde ne stadyumlarda ne konferans salonlarında, ne eli silahlısına ne dili silahlısına, zerre acımaması, hoşgörü göstermemesi gerekir.

Devlet yönetiminde, kin ve nefret olmayacağı gibi acıma ve hoşgörü de olmaz!
**************************************************************************************************************************************************
 
AHMET GÖKSAN ANTALYA KİTAP FUARI'NDA 2 EKİM 2011 PAZAR GÜNÜ ''KIBRIS'TA TÜRK KÜLTÜRÜ'' KONULU BİR KONFERANS VERECEK...

KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR

1 EKİM 2011 CUMARTESİ GÜNÜ, SAAT.11.00'DE ANTALYA'DA;KONYAALTI BELEDİYESİ TARAFINDAN ''KONYAALTI KENT MEYDANI''NDA AÇILACAK OLAN KİTAP FUARI, 10 EKİM 2011 TARİHİNE KADAR SÜRECEKTİR.

KIBRIS TÜRK KÜLTÜR DERNEĞİ ANTALYA ŞUBESİ'DE FUARDA BİR STAND AÇMIŞ BULUNMAKTADIR, DERNEK GENEL BAŞKANI AHMET GÖKSAN BURADA 2 EKİM 2011 PAZAR GÜNÜ ''KIBRIS'TA TÜRK KÜLTÜRÜ'' KONULU 1 KONFERANS VERECEKTİR.

İLGİLENENLERE ÖNEMLE DUYURULUR...
**********************************************************************************************************************************************
TÜRKÜLER VE ŞİİRLERLE ÂŞIK YORGUNİ SANAT GECESİ 5 VE 6 EKİM 2011'DE ANKARA'DA YAPILACAK...

KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR

AŞIK ALİ NURŞANİ BABANIN ONUR VERECEĞİ SANAT GECESİ'NİN 1.CİSİ;5 EKİM 2011, ÇARŞAMBA GÜNÜ;SAAT.19.00'DA KÜLTÜR SANAT-SEN LOKALİ;KONUR SOKAK, NO.24-4, KAT.1 (MEGA SİNEMASI KARŞISI) KIZILAY-ANKARA ADRESİNDE, AŞIK YORGUNİ-GÜLSEREN KILIÇ-OKAN AYYILDIZ VE ŞAİR İBRAHİM İMER'İN SUNUMU-ŞİİR YORUMLARIYLA GERÇEKLEŞECEK. REZERVASYON;0-312-4240661 VE 0-312-4240662...

2.PROGRAM;06 EKİM 2011 PERŞEMBE GÜNÜ, SAAT 20.00'DE;SİM CAFE BAR,BAYINDIR SOKAK, NO.14-D KIZILAY-ANKARA TEL.0-312-4352681 ADRESİNDE İCRA EDİLECEK.

BİLGİ İÇİN ARANABİLECEK TELEFON NUMARALARI;

AŞIK YORGUNİ;GSM.0-535-7356764
İBRAHİM İMER;GSM.0-546-4912415

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages