BABAMLA DANS'TA DANS EDİYORUZ.TOMURCUK İSTİSNALAR MÜSTESNA PERKÜSYON VE DANS GRUBU(ÖZEL COCUKLARDAN OLUŞAN COCUKLAR ENGEL TANIMIYOR)

1 view
Skip to first unread message

Melike Cengiz

unread,
Jan 10, 2009, 5:31:18 PM1/10/09
to Yalnızlık Ülkesi
Otistik bir çocuğun hayatındaki tek varlığı babasıyla diyalogu ve
ünlü bir dansçı olan babasına özenerek onun gibi olmayı hayal edişini
anlatan tek kişilik tiyatro oyununda bir ilk yaşanıyor ve veee :)) tam
da yerinde bir düzenlemeyle tiyatroda Suat Sungur tek kişilik
oyununuda tek başına dans ederken zihin engelli cocuklardan oluşan
Tomurcuk İstisnalar Müstesna Dans grubu sahneye cıkarak ona
danslarıyla eşlik ediyor,perküsyon grubu ise darbukalarıyla...Prof.Mim
Kemal Öke'nin gönüllü dans hocalığını yaptığı dans grubu ilk defa
Babamla Dans'ta toplum önünde dans edecekler..Bugün prova yaptık cok
güzel gecti,Nimet Çubukcu bu oyun için teşekkür mesajı göndermiş,oyun
oynanmadan takdir edildi,umarım sizler de gelirsiniz ve cocuklarımız
ENGELSİZ dansını izlersiniz.
Hepinizi bekliyoruz...

Oyun 13 Ocak SALI 20.30'da Caddebostan Kültür Merkezi'nde oynanacak..
Bilet satışı kapıda olacak.
(biletinizi orada oyun bulunacak olan Tomurcuk Kooperatifi
annelerinden alırsanız Tomurcuk cocuklarına destek olabilirsiniz)
Bilet fiyatı:Öğrenci 29TL. Sivil :35 ama sivil Tomurcuk annelerinden
indirimli olarak 30Lira'ya temin edilebilir..


Babamla Dans Hakkında
*Tiyatroda bir ilk yaşandı ve Otistik bir cocuğu canlandıran Suat
Sungur sahnede ilk defa kullanılan üç boyutlu teknoloji sistemi ile
otistik cocuğun hayalinde canlandı ve cocukla dans etti..Cocuğun
babası olarak 3boyutlu sistem sayesinde danscı Oktay Keresteci sahneye
cıkmadan baba rolünü oynadı.

*Çok ünlü bir dansçının oğlu, küçük yaşta, özürlü olduğu için annesi
tarafından terk edilir. Baba himayesinde yaşayan çocuk, babanın
ölümünden sonra bir bakımevine girer. Ancak burada iç gelişimini
tamamlayarak, dünyayla yüzleşmeye hazır biçimde, yaşama merhaba
demesini anlatır. Emre Erdem'in dilimize kazandırdığı oyun,
özürlülerin yaşamın içindeki yerini ve mücadelelerini çok sade bir
biçimde anlatan bir yapıttır.

*Usta oyuncu Suat Sungur'un oynadığı, Itzcik Weingarten'in yazıp, Emre
Erdem'in Türkçeye kazandırdığı ve Nedim Saban'ın sahneye koyduğu
"Babamla Dans" adlı ödüllü oyun Tiyatrokare'nin önemli projesi. Ünlü
bir dansçının otistik çocuğuyla olan insanüstü ilişkisini anlatan bu
oyun, dünyanın çeşitli festivallerinde ayakta alkışlandı. Müzik ve
dansla renklenen oyunda, Tiyatrokare bir ilke imza atarak, Türk
Tiyatro tarihinde ilk kez üç boyutlu efektler veren Sis Makinesi
sayesinde, ünlü dansçı Oktay Keresteci'yi de sahneye taşıyor. Bir
duygu ve dans şöleni olan bu gösterinin de Tiyatrokare'nin pek çok
oyunu gibi, Türk Tiyatro tarihinde silinmeyecek izler yaratacağından
eminiz.

*Üstün Akmen-Yazar ; Oyuna gitmeden önce, "Araştırmacı-Eleştirmen(!)"
olarak, otizmin yaşam boyu süren sosyalleşme, dil, iletişim becerileri
ve ilgi alanlarını etkileyen bir gelişim bozukluğu olduğunu öğrendim.
Elimizde öyle dişe dokunur veriler yokmuş, ama dünyadaki en önemli
organizasyonlardan biri olan CAN'in (Cure Autism Now) nüfus
oranlarının alınıp Türkiye'ye uyarlarsak yaklaşık 271 bin otistik
bireyin olduğu varsayabilirmişiz. Bebeklik ve ilkokul öncesi otistik
çocukların sayısı ise 80 bin civarındaymış. Uzmanlar: "Eğer 271 bin
otistik birey varsa, bu bireylerin anne ve babalarını da hesaba
katmamız gerekir," diyorlar. Tipik olarak yaşamın ilk üç yılında
ortaya çıkıyormuş otizm. Sosyal anlamda çevreye tepkisizlikle, sözlü
ya da başka türlü iletişim güçlükleriyle, içe kapanmayla, gerçeklikten
uzaklaşmayla, aşırı nesne bağımlılığıyla, monoton, tekrarlamalı
hareketlerle tanımlanıyormuş. Gelişimsel, nörolojik bir hastalık yani.
Bakalım bütün bunları Suat Sungur nasıl verecek, Barry Levinson'ın
rejisiyle çekilen "Rain Man"deki Dustin Hoffman'ı mı çizecek, yoksa;
Bu Sungur, Dastin Sungur değil
Beklediğim gibi oldu.Suat Sungur hiç kimseyi çizmedi. Tablodan tabloya
geçerken, tabloları birbirine bağlarken, öyküleri aktarırken öylesine
sadeydi ki!.. Sade ve abartısız Oysa nasıl da kolay abartılırdı
otistik birey karakteri! Öyle değil mi ama? Abartmadı, rolü hiç mi hiç
kabartmadı. Otistik Birey, babasının"Heykelin çirkini olmaz Kuzucuğum,
çirkin olan insanların bakışıdır,"deyişini aktarırken mimikleriyle
konuştu. Seyirciyle iletişim kurdu, iletişimin ibrişimiyle
teyelleyerek izleyicisini metnin akarsuyuna oturttu. "Dans etmek
demek, uçmak demek,derken, sanki uçtu. Zamanlaması, diksiyon ve mimik
kullanımındaki ustalığı, seyirciye oyunu aktarma dışında, metni bir
belgesel tadına banarak sundu.
Oyunculuk kariyerindeki gelişmeleri, dahası bu sanatı nerede, hangi
kurumlarda öğrendiğini, kimlerle çalıştığını, yeteneğini, fizik
yapısını iki yıl sonra topluca değerlendirdiği bir sınava çıkmış
gibiydi. Daha da ilginci, bu sınava giren de kendisiydi, sınavı yapan
da!.. Sahnede özgüveni yüksek ve oyunun tümünü kontrol altında tutan,
izleme keyfiyle tüketilemeyen bir Suat Sungur vardı.
Sahnenin tahtasına bol bol terini akıttı, beni de bir güzel ağlattı.




Melike Cengiz

Marmara Özel Eğitim 4





Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages