Bir branş veya konuda insanın kendisi bilgilenmeden diğer kişileri
nasıl bilgilendirebilir. Bu gün her bilgiye ulaşmanın çok kolay
olduğu bilinmektedir. Ancak öyle bilgiler var ki pratiği gerektirir.
Belki ön bilgi ve fikir sahibi olunabilir, ancak bilgiye sahip
olunması ve uygulanabilmesi yardım gerektirebilir. Bilmekle
bildiğini sanmak arasındaki fark ancak uygulama anında meydana
çıkmaktadır. İnternetten, kitap, video kaset ve VCD'lerden elde
edilen bilgiler birer ön bilgidir. Onları hazırlayanların ilk
maksatları kendilerini ve mevzularını tanıtmak ve yaymaktır.
İkinci olarakta bundan tabii olarak maddi gelir temin etmektir
diyebiliriz. Daha doğru bir açılım yapmaya çalışırsak, hitap
ettikleri dar alandan çıkarak geniş bir alanda bilinmek ve pazar
arayışı da diyebiliriz buna... Ancak bu bilgileri kopya ederek ana
bilgi halinde kullanılmasını istediklerini sanmıyorum. Böyle bir
yol seçildiğinde kişi birşeyler öğrendiği havasına girer ve
kendi hayal dünyasında kendini bir yere oturtur. İlk basamak olan bu
bilgilenmeyi, ikinci basamak olan öğretmen nezaretinde öğrenme
teşebbüsüne geçemeden kendisi öğrenciler kabul ederek
öğrendiği zannettiği şeyleri öğretmeye başlar. Böylece ortaya
bir gurup daha çıkmış olur. Zaman zaman bir çok sahada buna benzer
olaylara şahit olmaktayız. Aslını taklitlerinin yaşattığını
sık sık duyarız. Bir sefer taklit etmeye başlayınca ve etrafında
bir kaç kişiyi de bulunca insan, bir daha geri dönmesi ve doğru
yöne yönelmesi zor oluyor. Ancak bu şekilde uzun bir yolda
alınamıyor. Uzun tecrübelerimiz de, bu şekilde yola çıkanların
etrafında kimse kalmayınca kendilerinin de ortadan kaybolduğuna
şahitlik ettik. Büyük ve üstün insanların "Bildiğim bir şey
varsa, hiç bir şey bilmediğimdir" diyerek, öğrenmeye ve bilgiye
karşı gösterdikleri ehemmiyeti ve hassasiyeti düşününce ve
aklımıza getirince ne olup ne olamadığımızı daha iyi anlıyoruz.
Uzun ve sürekli kalabilmek için mutlaka yenilenebilmek gerekir. Bunun
için de her zaman bir öğretmene ihtiyacımız mutlaka vardır.
Öğrenmesi bitmiş bir kişinin hiç bir şey bilmediğine dair
büyüklerin ifadeleri vardır. Öyle kişilere öğrenmek için
başvuracak kişilerinde fazla öğrenebileceği bir şey yoktur.
Böyle kişilere tavsiyemiz yok olup kaybolmadan, henüz hala
üzerlerinde bir heyecan varken kendilerine gelip doğru yöne
yönelmeleri, onlara muhatap olan kişlere de öğrenimini sona
erdirmemiş gerçek öğretmenler bulmalarıdır.