Yapılan her türlü faaliyet kamuoyuna sunulmalıdır. Seminerler,
kurslar ve müsabakası olan branşlarda şampiyona ve turnuvalar,
gösteriler, toplantılar ve konuyla ilgili veya dövüşçü'nün
dünyasına giren düğün, dernek benzeri faaliyetlede mutlaka
kamuoyuna sunulmalı ve paylaşılmalıdır. Üzüntü ve sevinçler,
sıkntı oluşturan konular ortaya koyulmalı ve paylaşılmalıdır.
Problemler ortaya koyulmazsa çözüm de üretilemez. Aynı dertten
başakları da mağdur olabilir. Güzellikleri paylaşmazsak,
başkaları da bizimle paylaşmaz. Halbuki sıkıntılarımızı veya
problemlerimizi istişare ederek kolayca çözebileceğimiz gibi,
güzellikleri de paylaştıkça çoğaltabiliriz. Kim nerede ne
yapıyor diye bilmek isteyişimiz gibi, bizim de ne yapıp
yapmadığımızı bilmek isteyenler var olduğunu unutmamalıyız.
Ayrıca en önemlisi bu paylaşımın topluma ve cemiyet hayatımıza
getireceği renkliliği göz önüne getirmeliyiz. Bir
tanıdığımızın ne yapıyorsun sorusuna muhatab olduğumuzda, bu
güne kadar hakkımızda bilgi sahibi olmamış olmasından
rahatsızlık duyarız. Ancak bu konuda kendimizin suçlu olduğunu
hiç düşünmeyiz. Kitlelere duyurulmamızı sağlayacak ve
çalışmalarımızın ve faaliyetlerimizin tanıtılması için bizim
penceremiz olacak her türlü aracı kullanmamız gerekir. Gazete de bu
araçların en önemlilerinden bir tanesi. Bu güne kadar sanki gazete
yalnız spor denince futbol ve magazin haberleri için kullanılır ve
başka işe yaramaz anlayışıyla değerlendirildi. Üstelik
yüzbinlerce sporcunun olduğu ve onlarca federasyonun faaliyet
gösterdiği branşlarda düzenli ve sürekli yayın yapabilen bir
yayın organı yaşamını devam ettiremedi. Haber olamamaktan şikayet
edilirken, hatanın hep karşı tarafta yayıncılarda arandığına
şahitlik ederken, haberin yayınlanabilmesi için gereken kiriterlere
uyulmadığını da ayrıca gözlemledik. Hiç bir katkısı olmayacak
faaliyetlerde basın size ne diye kendinden masraf yaparak haberiniz
için mesai harcayacak ki... Bu durumda nerede bir noksanlığımız
var diye düşünmeli değilmiyiz. Faaliyet öncesi davet etmeyi
bilmeyiz, geleni karşılamaz ve çalışma ortamını sağlamayız,
açıklama yapamayız, bilgilendirmeyi ihmal ederiz ve bir de gelip
haber yapmasını bekleriz. Bu şekilde geldiğin de haber yapacak
eksikliklerden başka haberciye bir şey kalmaz ondan da bu sefer
rahatsızlık duyarız. O halde haberci gelmeden de bir iki resim ve
yazı ekleyerek haberin yapılması sağlanabilir. Bu na da zaten ne
hikmetse kapasitemiz yetmez. Hatta haddimizi aşarak gazete veya
medyanın bzi takip etmesinin gerektiğinden ve görevleri olduğundan
dem vururuz. Evet arkadaşlar bu gidişi değiştirmeliyiz. Bu ülke de
sadece bir organizasyon mu bu konuya sahip çıkacak. Bu bütün
branşların genel mevzusu... Kendi basınımıza sahip çıkmalı ve
elimizden gelen ufak girişimlerle, yani ne görmek istiyorsak (ne
ekersek, onu biçeriz) bunun için girişimler yapmalıyız.
Oturduğumuz yerden kendimize bir değer biçip, boşu boşuna beklenti
içine girmemeliyiz. Yine sonuçta kaybeden biz oluruz. Bu konu sadece
diğer branşlarla ilgili değil, özellikle bizim gurubumuza dahil
arkadaşların da ihmal ettiği çok önemli bir konu. Bir yerde haber
olunca sevincinizi göz önüne getirin ve ona göre
etrafınızdakileri de düşünün. Çok küçük gayretlerle güzel
şeylere imza atabilecekken bundan imtina edenlere hayret ediyorum.
Değişmek ve değiştirmek ümidiyle...