Poseydon
unread,Jun 26, 2010, 6:12:29 AM6/26/10Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to VISION international People Group
Dünya doğaya dönüyor. Avrupa ve Amerika´da insanlar, bilinçli beslenme
sayesinde,
ameliyatlara gerek kalmaksızın yaşlanmayı geciktiriyor ve bazı sağlık
sorunlarını kolayca bertaraf ediyorlar. Rafine edilmiş pirinçten,
beyazlatılmış şekerden uzak duruyorlar.
Dünyada, mutfakları eczaneye dönüştürme eğilimine karşılık, Türkiye´de
beslenme kültürü giderek bozuluyor: Etin çok az olduğu Osmanlı
mutfağının yerini kebap ve fast-food kültürü aldı. Oysa Hipokrat´ın da
dediği gibi, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için yapılacak tek bir şey
var:
''Aldığın besin ilacın, aldığın ilacın da besinin olsun...''
Yediklerimiz ne zaman ilaca dönüşür? Konuyla ilgili sorularımızı Doğal
Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç yanıtladı...
Bitkiler ilaç işlevi görebilir mi?
Hipokrat´ın da dediği gibi: ''Yediklerimiz ilaçlarımızdır.'' İnsanlar
genellikle bir hap aldıkları zaman sağlıklarına kavuşacaklarına
inanırlar. Bu, tabii ki doğru ancak hap, bir kere veya belli bir
süreliğine kullanılabilecek bir şeydir, oysa yediklerimiz,
içtiklerimiz, doğduğumuz andan itibaren, ana enerji kaynağımızdır.
Bilinçli beslenirsek, hiçbir müdahaleye gerek kalmadan yaşlanma ve
yıpranmayı geciktirebiliriz. Dolayısıyla yiyecek ve içeceklerin ilaç
etkisi yarattıklarını da bizzat görürüz.
Örnek verebilir miyiz?
Örneğin ödeme karşı magnezyumun etkilerini çoğu kişi bilmez.
Erkeklerde cinsel fonksiyonun iyi çalışması için çinkonun yararlı
olduğunu da çok az kişi biliyor. Keten tohumu, mükemmel bir Vitamin
B12 kaynağı. Kansere karşı koruyucu, bağırsakları çalıştırıcı ve
yüksek oranda posa, lif içeriyor.
Yediklerimiz içinde mutlaka yeşil lifli, yapraklı sebzeleri, lifli,
çeperli gıdaları, tahılları daha fazla arttırırken, öbür yandan
kırmızı et, sucuk, sosis, salam ve eski, yağlı peynirleri, rafine
şekeri azaltmamız lazım. Özellikle çerezler; şişmanlatmayacak kadar
yenen badem, ceviz, antepfıstığı, fındık, keşu fıstığı (Hint
yerfıstığı) son derece faydalı. Kuru meyveler: Kuru üzüm, kuru incir
gibi...
Doymuş yağlardan, doymamış sıvı yağlara dönüş yapılmalı. Özellikle
zeytin ve kanola yağı kalp hastalıklarını önlüyor. Başta yeşil çay
olmak üzere bitki çayları çok önemli. Ayrıca hem besin değeri olan hem
vücuttaki toksinleri atan biberiye, dereotu, taze nane, zencefil,
zerdeçal gibi birtakım baharatı sık tüketmek lazım.
Özellikle yaz aylarında ayran ve cacık, hem kalsiyum hem de protein
kaynağı. Bol dereotlu, salatalıklı ve naneli cacık çok yararlı. Ayranı
ise sulu içmek daha yararlı.
Bitkilerle tedavi nasıl olabilir?
Sağlıklı bir insan, ufak tefek sorunlarda bitkilere başvurabilir.
Ancak çok ciddi bir sağlık sorunu varsa, mutlaka doktorla görüşülmeli
ve gerekli tetkikler yapılmalı. Tedaviye ek olarak da doğal yöntemlere
başvurmak yararlı olabilir.
Besinleri bir ilaç gibi kullanarak uzun süre sağlıklı ve formda kalmak
mümkün. Ufak tefek hilelerle de istediğinizi yiyebilirsiniz. Örneğin
kolesterol hastasıysanız ve peynir yiyemiyorsanız, az tuzlu ve yağsız
peynir alıp üzerine zeytinyağı dökebilirsiniz. Bu şekilde kolesterol
de yükselmez. Beslenme işi bir sanattır.
Neden insanlar bitkilerden ve doğal ürünlerden bu kadar uzaklaştı?
İnsan, teknolojinin tadını keşfetti. Hepimiz şu an adeta bir
''teknoloji görgüsüzüyüz''. Bugün insanlar arabaları için uygun yakıtı
kullanıyorlar. Dizel bir arabaya, normal benzin koymuyorlar. Ancak
kendilerine yanlış yakıt koyuyorlar. İnsanlar doğanın nimetlerini
keşfetmeliler. Bir hastalığın mutlaka doğada çaresi vardır. Eski
beslenme tarzımıza dönmeliyiz aslında.
Eskiden hoşaflar, kompostolar, şerbetler, zeytinyağlı yemekler,
baharatlar vardı. Osmanlı mutfağında çok fazla et yoktur. Kebap
kültüründen vazgeçmeliyiz artık. Çocuklar için çok üzücü bir gelecek
söz konusu. Çocukların önemli bir kısmı, taze sebze-meyve tüketmiyor,
birçok sebze meyvenin adını bile bilmiyor. Kanserli, kalp hastalıklı,
daha doğrusu toksik bir nesil yetişiyor maalesef.
BİTKİLERLE İLGİLİ KÜÇÜK HİLELER
ShifaHome Doğal Ürünler Merkezi Medikal Direktörü Dr. Senai Demirci
son iki yüzyılda kimya ve biyokimyadaki ilerlemelerin bitkilerin
doğrudan kullanımı gibi köklü geleneği unutturduğunu belirterek
sentetik tüketiminin yerleştiğini söyledi.
Ancak sentetik ilaçların yol açtığı yan etkiler ve ekonomik kaygıların
tedavide bitkilerin doğrudan kullanımı konusunu yeniden gündeme
getirdiğini hatırlatan Demirci, pek çok araştırma merkezinde,
bitkilerin kontrollü araştırma yöntemleriyle denenip tıp dünyasına
sunulduğunu anlattı:
"Bu araştırmalar arasında, kanser, AIDS, hepatit, şeker hastalığı gibi
ciddi hastalıklara karşı özellikle etkili olan, bitkilerle ilgili
heyecan verici haberler de var. Ancak ülkemizde bitkileri iyi
tanıyanlar tıbbı bilmemekte, tıbbı bilenlerse bitkilerin yararlı
etkilerine burun kıvırmaktadır. Sorun, hem tıbbı bilen hem de
bitkileri çok iyi tanıyan bir uzmandan, yerinde ve yararlı tavsiyeler
almakla çözülebilir."
Dr. Senai Demirci bitkilerin sırlarını da sıraladı:
Sarmısak: Kan pıhtılaşmasını azaltır. Bazı mide kanserlerini önlediği
ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır. Zeytinyağlı
soğuk yemeklerin içinde doğal haliyle alınabilir, koku etkisi en aza
iner ve damak tadınızı rahatsız etmeden almış olursunuz. Tansiyon ve
kolesterol düşürücü etkisi kesindir. Ayrıca çok iyi bir antioksidan ve
antiseptiktir. Yine de doğrudan ve özel olarak sarmısak almak
istiyorsanız, sarmısağı bir cezve içinde sütle kaynatın, daha sonra
sütünü dökün, öyle yiyin.
Sinameki yaprağı: Çok iyi bir müshil. Kabızlık durumunda, kısa bir
süre için kullanabilirsiniz. On günden fazla kullanmanız sakıncalıdır,
bağırsakları tahriş edebilir.
Lavanta: Mutfağınızda sürekli bulunsun. Aromatik etkisiyle
konsantrasyonu arttırır. Baş ağrınız olduğunda şakaklarınıza
parmaklarınızla friksiyon yaparak sürün. Lavanta yağını böcek/sinek
ısırıkları için de doğrudan sürebilirsiniz.
Nane: Çok iyi bir iştah açıcı ve sakinleştirici. Çorbalarınızda
mutlaka bulunmalı. Nane yağını baş ağrısı için şakaklarınıza masaj
yaparak kullanabilirsiniz.
Biberiye: Çayını yapabilirsiniz. Saç dökülmelerinde ve baş ağrılarında
iyi gelir. Biberiyenin esansını bir yağdanlık üzerinde ısıtarak,
aromatik etkisiyle konsantrasyonunuzu arttırabilirsiniz.
Adaçayı: Taze adaçayı yaprakları, ısırıklar ve sıyrıklar üzerine
doğrudan uygulanabilir. Adaçayını kaynatarak değil, kaynar suya
daldırarak çay yapın. Adaçayı, aşırı terlemesi olanlara iyi gelir.
Menopoza geçiş döneminde estrojen gibi etki ederek menopoz
belirtilerini (ateş basması, terleme gibi) hafifletir. Doğum kontrolü
uygulayan ve emziren kadınların adaçayı kullanması sakıncalıdır: Gebe
kalmayı kolaylaştırır, anne sütünü azaltır. Gebe kalma problemi olan
kadınların adaçayını tercih etmeleri gerekir. Adet dönemi öncesi
ağrıları olanlar için de adaçayı önerilir.
Kekik: Öksürük ve üst solunum yolları enfeksiyonları için kekik şurubu
hazırlayabilirsiniz. Kekiği kaynamış suyun içine atıp 5-10 dakika
bekleyin, balla karıştırın, daha sonra soğumaya alın ve temiz bir
şişeye koyun. Üzerini mantar tıpa ile kapatın. Şurup bekleme sırasında
fermante olabilir. Yivli kapakla kapamayın.
Isırgan Otu: Isırgan otu yaprakları, havuç ve soğandan yapacağınız
çorbayı düzenli olarak için. Kansızlık için birebirdir. Isırgan kökünü
kaynatarak yaşlı erkeklerde prostat büyümesini önleyebilir ya da
yavaşlatabilirsiniz.
Soğan: Soğan suyunu balla karıştırarak soğuk algınlığında
kullanabilirsiniz.
Kuru incir: Kuru incir oldukça etkili bir yumuşatıcıdır. Kronik
kabızlıkta güvenle kullanabilirsiniz.
Ihlamur: Tansiyon hastalarının düzenli olarak ıhlamur çayı içmeleri
tavsiye edilir. Hem sakinleştirir hem tansiyonu düşürür. Özellikle
sinirsel kaynaklı yüksek tansiyonda tavsiye edilir.
Maydanoz: Mide rahatsızlıkları için oldukça iyidir. Yaprağı ile
birlikte sapını da kullanmalısınız.
Turp ve bal: Bir turpu oyarak içine bal koyun ve bir süre bekletin.
Bal, turpun suyunu çektiğinde öksürük şurubu olarak kullanılabilir.
Aynı işlemi soğanla da yapabilirsiniz.
Üzüm: Üzüm yaprakları, özellikle kızıllaşmış olanları iltihap
çözücüdür, antiseptik etkilidir. Üzüm yapraklarının çayıyla ishali ve
ağır âdet kanamalarını hafifletebilirsiniz. Üzüm yaprağı çayını
soğutarak ağız aftları için gargara olarak kullanabilirsiniz. Üzüm
yüksek besin içeriğine sahiptir ve hafif derecede müshil (yumuşatıcı)
etkilidir. Sindirim sistemi ve karaciğer hastalıkları sırasında
bağışıklık sistemine destek verir. Üzüm, sıvı içeriği insan kanı
içeriğine en yakın olan meyvedir. Bol üzümlü bir diyet, toksik arınma
kürü olarak işlev görür.
Karpuz: Yaz ayları için en uygun sıvı kaynağıdır. İdrar akımını da
arttırarak, sıvı azlığından ya da aşırı terlemeden oluşabilecek
taşları önler.
Elma: Böbeklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol
edilmesine yardım eder.
Kayısı: Kan yapıcıdır. Güzel bir cilt ve saça olumlu etkisi vardır.
Kanserin önlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır.
Muz: Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa ve ishale
birebirdir.
Vişne: Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık
renklilere oranla daha fazla mineral içerir.
Mandalina: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır.
Kavun: Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine
karşı Amerikan Kanser Topluluğu'nca tavsiye edilmiştir..
Kiraz: Kolesterolü düşürür, özellikle sapları idrar söktürücüdür.
Armut: Kalp - damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa
iyi gelen vitaminleri barındırır.
Çilek: Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir
odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.
Sivribiber: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve
cilde çok iyi gelir.
Brokoli: Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır.
Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum
sağlıklı bir cilt verir, erkeğin cinsel gücünü artırır.
Havuç: Enerji verir. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü
dengelemesine yardım eder.
BAŞ AĞRISINA KARŞI ELMA İLE KEREVİZ
* Uykusuzluk: Havuç ve kereviz sapının suyunu karıştırın.
* Sakinleştirici: Havuç ve lahana suyunu karıştırın.
* Sindirimi kolaylaştırıcı: Karnabahar, havuç ve maydanoz suyu.
* Yorgunluk: Tek başına havuç ya da elma, kereviz ve maydanozdan
herhangi biriyle birlikte sıkılmış meyve suyu.
* Grip: Bir bardak kızılcık suyu ya da elma + kızılcık, elma + üzüm +
ananas suyu.
* İktidarsızlık: Lahana, brokoli, kıvırcık yapraklı lahana suyu.
* Sigara dumanı: Kereviz ya da çilek suyu.
* Ezilme, çürüme: Portakal suyundaki bioflavonoid kan damarını ve
kılcal damarları güçlendirir. Ezik ve çürükler daha çabuk iyileşir.
* Kabızlık: Patates + havuç + elma + maydanoz suyu iyi bir tercihtir.
En çok işe yarayan meyve suyu ise elma + armuttur.
* Ağrıyan kemikler: Havuç, lahana ve maydanoz karışımının suyu.
* Mide asidi: Havuç + salatalık + pancar suyu ya da havuç + lahana +
kereviz suyu mideyi yatıştırmaya yardım eder.
* Hemoroid: İçinde özellikle patates bulunan içecekler öneriliyor.
Patates + havuç + elma + maydanoz suyu ya da patates + elma + armut
suyu.
* Boğaz ağrıları: Turp + limon.
* Mide ülseri: Lahana ya da patates suyu.
* Baş ağrısı: Elmayla birlikte karıştırılan kereviz suyu.
TÜKETİRKEN BUNLARA DİKKAT
Doğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, sebze ve meyvelerin insan
hayatında bir ilaç kadar önemli olduğunu söyledi. Saraç, günde yarım
kilo sebze ve meyve tüketilmesi gerektiğini vurgulayarak, dikkat
edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Besin değerinin kaybolmaması
için sebzeler az suyla, buharlı tencere veya toprak güveç kaplarında
zeytinyağıyla pişirilmelidir. Havucu rendelemek B ve C vitaminlerinin
kaybolmasına yol açar. Ayrıca sebze ve meyveleri vitaminlerinin
kaybolmamısı için kalın doğramak gerekir. Meyveler tok karnına değil,
aç karnına ya da yemekten 2 - 3 saat sonra tüketilmelidir.