BEYİN HÜCRELERİ ÖLÜMÜ

1,353 views
Skip to first unread message

Poseydon

unread,
Jun 26, 2010, 12:41:35 PM6/26/10
to VISION international People Group
BEYİN HÜCRELERİ ÖLÜMÜ

İnsanoğlu ana rahmine düşünce, embriyon hâlinde iken, hücreleri
bölünerek çoğalmaya başlar. İleride vücudun hangi parçasının bir
hücresi olacaklarını bilirler. Yâni bir kısmı kas hücresi olarak
gelişirken, bir diğeri göz, sinir v.b hücresi olmak üzere çoğalır.
Beyin hücreleri, bir kere oluştuktan sonra sayı olarak ölünceye kadar
artmazlar.

Aslında vücudumuzda sonradan çoğalmayan başka hücreler de vardır. Ama
boyut olarak büyüyebilirler. Eğer vücudu geliştirmek için halter
çalıştırılırsa kaslar büyür, ama bu yeni kas hücrelerinin oluşması
demek değildir. Mevcut hücrelerin boyutları büyümüştür.

Bir insan doğduğunda beyni 350 gr ağırlığındadır. Bir yasında 1000
grama, gelişme tamamlandığında da nihâî ağırlığına ulaşır. Beyin
hücreleri daha anne karnında iken son şekillerini aldıklarına göre, bu
artış miktarı nereden geliyor diye sorulabilir. Burada da kas
örneğinde olduğu gibi hücrelerin çoğalması değil, büyümeleri söz
konusudur.

20 yaşına gelince beyin hücrelerinde eksilme başlar. Her gün yaklaşık
50.000 tanesi ölür. Bu sayı altmış yaşlarında, günde 100.000 hücreyi
bulur. Yetmişbeş yaşına geldiğimizde tüm nöronların % 10'unu kaybetmiş
oluruz. Tabiî ki, bu doğduğumuz ana oranla zekâmızın %10 azaldığı
anlamına gelmez. İnsan hayatında iyi beslenme, tecrübe ve öğrenme gibi
faktörler, geriye kalan nöronların kapasitelerinin daha da
geliştirilmelerini sağlarlar. Yâni, beyin ne kadar çok kullanılırsa o
kadar iyi durumda olur.

Beynin oksijen tüketimi sâbittir. Beyinde oksijenle birlikte sâdece
glikoz kullanılır ve bunların beyinde yedeği yoktur. Bu demektir ki,
sinir hücrelerinin yaşaması her an için kan dolaşımının getireceği
miktara bağlıdır. Oksijensizliğin ve kanda glikoz azalmasının yol
açtığı kötü ve onarılmaz sonuçlar, hatta beynin bazı bölümlerinin
ölmesi bununla açıklanabilir. Beyindeki bu kan akımı, vücudun diğer
kısımlarına oranla bağımsızdır. Kalpten çıkan kanın yaklaşık beşte
biri buraya gider.

Vücut ağırlığımızın yalnızca yüzde ikisini oluşturan beynimiz, toplam
enerji üretimimizin yüzde yirmisini tüketir. Bu enerjiyi kanın
taşıdığı oksijen ve glikozdan alır. Kanımızdaki glikoz (kan şekeri)
seviyesi düşerse önce acıkır ve huzursuz oluruz. Seviye daha da
alçalırsa beyin faaliyetini azaltır, biz de yarı baygın hâle geliriz.
Oksijen daha da hayâti bir önem taşır. Oksijensiz kalan beyin
hücreleri en fazla beş dakika içinde ölürler. Beynin bir bölümünde kan
dolaşımı duracak olursa, o bölgede hayatiyet sona erer.

Spor yaparken kalp daha hızlı çalışır, daha fazla kan pompalar. Bu
durumda beyne daha çok kan gitmesi, dolayısıyla beynin daha iyi
çalışması gerekmez mi? Hayır. Beyne giden kan miktarı hep aynıdır.
Ortalama bir kalp, dakikada yaklaşık beş litre kanı vücudun her
tarafına pompalar. Bunun 750 ml.si beyne giderken, 600ml. si de
bacakların diz altındaki kısımlarına gider. Spor yaparken kalbin
pompaladığı miktar onyedi litreye kadar çıkar. Bunun 14.000 ml.'si
bacaklara giderken, beyne giden miktar yine aynı, yani 750 ml.'dir.

Furkan Öztürk

unread,
Feb 12, 2018, 9:47:10 AM2/12/18
to Sağlıklı yaşam Group
merhaba bir sorum olacak 20 yaşına gelene kadar hücreler artıyormu çoğalıyorlarmı bide kafaya alınan  darbe beyin hücrelerinin ölümüne sebep olurmu şimdiden teşekkürler

26 Haziran 2010 Cumartesi 19:41:35 UTC+3 tarihinde Poseydon yazdı:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages