İLAÇSIZ HAYAT
Mükemmel bir sağlığa sahip olmak için en önemli şart, insan vücuduna
gerekli olan molekül sayısının gerektiği yerde ve zamanda olmasıdır.
Laynus POLİNG.
Vitamin devrimi tam 20 sene önce başladı.
Bio-Aktif Gıda Katkıları (BAK).
BAK'lar konusunda tartışmalar hep vardı. Güvensizlik, sevmesizlik
(antipati), her şey toplum nazarında karıştı. Gerçek nedir? Gelin, hep
birlikte buna bir cevap bulalım.
En başta kendi kendimize birkaç soru
soralım.
Bio-Aktif Gıda Katkıların, o kadar meşhur olmasının sebebi nedir?
Neden tüm dünyada uzmanlar arasında BAK'lar konusunda ve onların
kullanılması hakkında hep
tartışmalar var?
BAK'lar hastalığın iyileşmesini veya onu önleyebilir mi?
Ve sonuçta BAK'lar hakkında yüzlerce kitap ve makaleler yazıldı.
Neden her zaman yine bu konuya dönmek zorundayız?
Birinci sorunun cevabı bize tıbbi istatistikler verecek. Bu
istatistikler iki yüz yıldan beri var. Hastalıkların iyileşme şartını
ararken, doktorlar daima hastalığın ön göstergesini kayıt ederlerdi ve
yaptıkları başarısız deneyleri kaydını tutarlardı. İstatistiklere
göre, XX.yüzyılın özellikle ikinci yarısında eskiden hiç kimsenin
bilmediği hastalık çeşidi ortaya çıktı. Enfarktüs ve beyin kanamasına
sebep olan ve ayni anda hipertansiyon, ülser hastalığı, nevrolojik ve
psikolojik rahatsızlıklara (sonuna kadar anlaşılamayan ve insan
psikolojisini çökerten depresyonlara), bütün bunlara sebep olan
ateroskleroz (damar sertliği) gibi hastalıklar.
Neden böyle oldu? Aşağı-yukarı bellidir. Birincisi, yeni
hastalıkların ortaya çıkmasının sebebi olan, insanın yaşadığı ortamın
değişmesidir, en başta toplu yaşam yerlerde ekolojinin bozulması.
Fabrikaların zehirli atıkları. Örnek olarak ; uzun zamanlardan beri
araştırmacıların yaptıkları araştırmalarda, Afrika kabilelerinde
günümüzdeki mevcut hastalıkların hiçbirine rastlanmamıştır. İkincisi
ise, birincisinin devamı olarak, tüketilen gıdaların kalitesi ve
içerdiklerinin değişmesidir. Daha fazla tatlı, daha fazla yağlı ve
konserve yemeye başladık. İnanılmayacak kadar az taze sebze ve meyve
tüketimi söz konusu. Kronik vitamin, mikro element ve diğer hayati
önem taşıyan maddelerin eksikliği vücudumuzu değiştirdi, onu
hastalıklara karşı savunmasız hala getirdi.
Tabi ki, tıp onlarla savaşmak için daima her çeşit yolu
aramakta. Yüzlerce hatta binlerce yeni ilaç çıktı piyasaya. Onlar da
iyileştiriyorlardı. Ama hastalığın kedisinin değil, hastalığın vermiş
olduğu zararı, onun göstergeleri. Ayni zamanda farmakolojik ürünlerin
sahip olduğu yan etkileri çoğu zaman kendileri insan sağlık durumunu
bozuyordu.
Ve sonunda bir çok doktor ayni soru hakkında düşünmeye başladı.
Belki de hastalıkları modern farmakolojinin bütün gücüyle
bastırılması gerekiyor, belki de bütün dikkatlerini, insan vücudunun
gerek duyduğu normal balans seviyesine getirip ona hastalıklarla
savaşması için bir imkan vermektir.
İşte o zaman BAK'lara müracaat edilmesi kaçırılmaz oldu. Bio-Aktif
Gıda Katkıları üzerinde yapılan araştırmalar dünyanın bir çok
araştırma enstitüsünde ayni anda yapılıyordu. Ve kendi deneyler
sonuçu, bir çok doktor BAK'ların taraftarı oluyordu.
Bio-Aktif Gıda Katkısı nedir? Bu soruya şöyle bir cevap verilmeli.
BAK'lar - bu insan vücudunda hastalığı başlatan mekanizmayı ve
hastalık sebeplerini doğrudan etkileyen ve nötrolize eden doğal bir
maddedir.
Doktorların arasında güvensizlik nedeniyle, hala BAK'lara
karşı negatif bakanlar bulunmaktadır. Bunun sebebi ; Bazı uzmanlar
hala insan vücudunun gerek duyduğu günlük vitamin ve mineral miktarını
normal gıdadan alınabilir diye savunuyorlar. Ama taze ürünlerde bile,
bir çok vitamin ve mikro elemanların eksik olduğunu görüyoruz. Şöyle
ya da böyle, sağlığımızı korumak için ekstra bir vitamin ve mikro
elementler almamız şart. Hepimiz vücudumuzun üretemediği ve
depolayamadığı kronik C vitaminin eksikliğini yaşıyoruz.
BAK'lara karşı olanların ikinci bir tezi ise, katkıların
kullanımı ilaçlı tedavilerde vücuda olumsuz etki yapmasıdır ve büyük
miktarda kullanıldığında zararlı olmasıdır.
Bunda her ne kadar doğruluk payı olsa da, geride kalan
gerçeklerden uzaktır. Gerçek şudur ki, bazı durumlarda katkılar
farmoseptik ürünlerin etkisini engelliyorlar. Örneğin, magnezyum,
kalsiyum ve diğer mineraller Tetrasiklin ile birlikte alınmaz. Çünkü,
bu ilaç nötrolize ediyor. Bazı katkılar, gebelik zamanında kullanmak
doğru değildir. Genelde ilaç kullanımı sırasında, vücudumuzun hiçbir
zaman olmadığı kadar besin maddelere ihtiyacı vardır. Bunların
arasında C vitamini, B vitaminleri ve ciğerlerin işlevini destekleyen
maddeler.
Tavsiye edilen ve alınan vitamin miktarı konusunda ise,
basit olan şu ki, tavsiye edilen miktar, insan vücudunun en az duyduğu
miktardır. Bu miktar ise, iyileştirici fonksiyonu yerine getirecek
kadar yeterli değildir. Vitamin ve mineral maddeleri, laboratuar
yöneticisi olan Profesör Doktor V. SPİRİCEV (Rusya) yaptığı deneyler
sonucunda, günlük tavsiye edilen A ve D vitamin miktarını hiç
korkmadan 10 katına yükseltilebileceğini ifade etmiştir. B ve K
vitaminleri 50 katına, B1 vitamini ve Beta-Karoten 100 katına, B2,
B12, C ve E vitaminleri ise, 1000 katına kadar yükseltilebilir. İşte
bu tezi yaklaşık olarak kırk sene önce bir şekilde kanıtlayan Laynus
POLİNG'ydı.
Modern tıp o kadar çok zorlaştı ki, her doktorun kendi
dalında birer uzman haline gelmesi gerekiyor. Genelde biyokimya ve
molekül biyoloji hakkındaki son buluşları izleme ve araştırma vakti
olmuyor. Bu yüzden çoğu zamanlarda farmakologlara gözü kapalı
güvenmelerinden başka seçenekleri yoktur. Onlar da ne yazık ki,
BAK'lara karşı olan kesimde yer alıyorlardı. " Bugüne kadar bilinen ve
denetlenen yüzlerce aktif gıda maddeleri, bizim mönümüze eklenince,
bir çok sağlık sorunlarımızdan kurtulmamıza yardımcı olduğunu görüldü.
Bazı BAK'ların yerini hiç bir şey tutamaz. Deneyler devam ediyor ve
bilim adamları her gün BAK'ların yeni mucizevi işlevlerini ortaya
çıkartıyorlar. Tabi ki, bütün BAK'ları bir makaleyle anlatmamız mümkün
değil, sadece fikriniz olması açısından önemlidir.
Örneğin, vücudumuzun koruyucusu olan vitamin C gibi, güçlü
antioksidan enzim Q10, damar ve enfeksiyon hastalıklarla savaşan
vitamin A, damar koruyucusu olan mucizevi Piknogenol, bağışıklık
sistemini harekete geçirten vitamin bio-aktif gıda maddeleri Foliasit,
hayat bitkisi olan Ginko Biloba, Unkaria tominosı, sarımsak, inanılmaz
bir besin maddeleri içeren ve spurilin için bir besin kaynağı olan ve
yüzlerce hatta binlerce insanın bir daha geri getiremeyeceği sağlığı
ve enerjiyi geri veren bu BAK'lar oluşturuyor.
Gerçekten BAK'lar iyileştiriyorlar mı?
Evet, BAK'lar gerçekten iyileştiriyorlar. ABD de ve Avrupa
ülkelerinde yapılan deneyler bunu kanıtlıyor. Bio-Aktif Gıda Katkıları
tek başına ya da ilaç tedavisiyle birlikte, hastalıkların en ağır
olanlarının ilerlemesini engelliyor ve çoğu zamanda onları
iyileştiriyor. Ayni zamanda, vücudunun kaybettiği ya da bozulmuş olan
fonksiyonların normal hale gelmesini sağlıyor. Bugün dünyada yüz
binlerce hastanın iyileşmesini sağlayan ve bundan dolayı büyük ün
kazanan bir çok diyet kliniği ve merkezi bulunmaktadır.
Deneyler gösteriyor ki, BAK'lar bazen hastalığa karşı
koyabilmek ve sağlığı yeniden kazanmak için insan oğlunun bildiği tek
çıkış yoludur. Örneğin, yüksek dozda B1 vitaminin ve Ginko Biloba'nın
yaprakları, nerdeyse çaresi olmayan Alzheimer hastalığı taşıyanların
kendilerini iyi hissetmesini sağlıyor. Yapılan deneyler, A vitaminin
13-20 ünite alınırsa, bugüne kadar bilinen en korkunç hastalık olan
AİDS in, vücutta yaygınlaşmasının hızını azaltıyor. Laynus POLİNG
diğer bilim adamlarına kanıtladı ki, yüksek dozda C vitaminin alınması
kanserle mücadele etmesine yardım ediyor, hatta en ağır durumlarda
bile, hastanın hayatını uzatıyor.
Alzheimer hastalığı, kanda b1 vitaminin eksikliğinden
dolayı meydana geliyor. Ve kanın içinde bulunan C ve A vitaminin
miktarından, doktorlar bir AİDS'li hastanın ne kadar yaşayabileceğini
söyleyebiliyorlar.
Ya depresyonlar. Bugün sinir sisteminde meydana gelen en
modern rahatsızlıktır. Tabi farmakolojik ürünlerle onların tedavisi
mümkün, Noroletik ve Antidepresat la. Ama BAK'lar de ayni şekilde işe
yarıyor ve BAK'lar bağımlılık yapmaz. Yan etkileri yok. Bugüne kadar
biyolojik maddeler hakkında en geniş kitaba sahip olan yazar Robert
ATKİNS, kendinin olan DR. ATKİNS iyileşme merkezinde, müşteri özenle
hazırlanmış vitamin kompleksi sayesinde depresyondan kurtarıyor ve
kendi tecrübelerini bizlerle paylaşıyor.
Ve sanırım burada söylenmesi gereken en önemli şey,
BAK'ların kullanıma insanlara zarar verdiğini hiç görülmemiş.
Bütün bunlar yukarda bahsettiğimiz gibi defalarca ve
defalarca kanıtlanmış. Ve sadece özel tıp yayınlarında değil, bir çok
değişik yayınlarda. Her zaman bunu tekrar etmeye değer mi? Şüphesiz
ki, evet.
Birincisi, birçoğu unutuyorlar, BAK'ların kullanımında en
mükemmel sonuçlar, bir kerelik ya da rasgele bir kullanım sırasında
değil, sürekli kullanımlarda elde edildi.
İkincisi ise, gerçek patentli ürünler, sahte ve kalitesiz
ürünlerden ayırt edebilmesi için.
"Vitamin devrimi", muhabbetlerin çıkartmış olduğu bir
terim değildir. Bu Bio-Aktif Gıda Katkılarını sunan satıcıların
çikartığı reklam sloganı da değil. "Vitamin devrimi" fazla uzak
olmayan bir geçmişin gerçek tarihi, sadece teknolojinin ilerlemesi
demek değildir. Bununla birlikte birçok yeni problem ortaya çıkıyor.
BAK'lar, bugün için kayıpları dolduran tek yol.
Ama, mümkün olabildiği kadar erken başlamak lazım. Neden
hastalıkların geldiğine dair ön göstergeleri bekleyelim ki? Neden biz
de Amerika ve Avrupa insanları gibi kendi sağlığımızı düşünmeyelim.
Aslında, gereken dengeyi sağlayabilmek için günlük
yediğimiz yemeklerle BAK'ları ilave etmemiz yetiyor. Onlarda
vücudumuzun gerek duyduğu bütün vitaminleri ve mineralleri verip, onu
hastalıklara karşı savaşmayı ve ayni anda kirli atmosfer, su,
yiyeceklerin kalitesizliği ve en önemlisi, streslerden korunmasını
sağlar.
Elbette, bir gün bu olacak. Çünkü başka alternatif yolu
yok. Bio-Aktif Gıda Katkıları, insan oğlunun sahip olabileceği bir
mucize.
--
Subscription settings:
http://groups.google.com/group/vision-international-people-group-/subscribe?hl=tr