Proteinler

23 views
Skip to first unread message

doruk

unread,
Apr 24, 2010, 5:55:18 AM4/24/10
to VISION international People Group
Proteinler
Bütün teknik imkânlar kullanılsa, bütün ilmi esaslar seferber edilip
hatasız bir antrenman programı hazırlansa bile, herhangi bir kuvvet
gelişimi elde etmek, düzgün protein alımı olmuyorsa hayaldir.
Protein, organizmadaki her hücrenin ve bu hücrelerin yenilenmesinin
«regeneration
Proteinler; yüksek moleküllü ve bugüne kadar tespit edilebilmiş olan
32 çeşit amino asit moleküllerinin değişik oranlarda birleşmesinden
meydana gelmiştir. Tespit edilebilen bu 32 çeşit amino asitin değişik
oranlarda birleşmesinden sayılamıyacak çeşitte protein türü meydana
gelir. Meydana gelen bu proteinlere yüksek değerli veya alçak değerli
proteinler denir. Eğer bir protein çeşidi, kendisini teşkil eden 32
çeşit Amino Asitten, «Temel Amino Asitler
Organizma; beslenme yoluyla temin ettiği proteinleri, onları teşkil
eden amino asitlere parçalayarak, kendi hücre ya-Pmıı için gerekli
amino asitler haline getirebilir. Fakat 10 te-mel amino asidini hiçbir
şekilde yapamaz.

Agağıda organizmaca yapılamayan ve hazır halde 1 ması mecburiyeti olan
10 temel amino asidin isimleri ve f" lojik özelliklerini görmekteyiz.

Amino Asit ismi: Fizyolojik özelliği:
Valin......................... Sinir sistemi fonksiyonlarını düzenler.
Leucin....................... Kan ve hücre yapımı için kullanılır.
îsoleucin.................... Diğer amino asitlerin kullanımını temin
eder
Threonin.................... Diğer amino asitlerin kullanımını temin
eder.
Methionin................... Karaciğer koruma mekanizması ve saç
gelişi-
mine etki eder.
Phenylanalin............... Hormon ve kan yapımı sağlar.
Tryptophan................ Üreme faaliyetini düzenler.
Histidin...................... Kanın kırmızı madde yapımını temin
eder.
Argenin...................... Vücut gelişimine etki eder.
Lysin......................... Uzunluğuna büyüme ve kadınlarda regli
ge-
lişim ve normal devam edişini sağlar.

Vücutta dolaşan kanda 300 gr.a yakın protein vardır. Organizmadaki
hücreler kendi yapı yenilemeleri ve değişimleri için gerekli proteini,
kanda bulunan bu proteinden alarak bunları yapacakları hücre
özelliğine uygun protein haline getirirler. Organizmanın protein
deposu olmadığından kullanılmayan proteinler, karaciğerde parçalanır;
bu parçalanma esnasında meydana gelen zehirli tesiri olan Amonyaklar,
iki molekül amon-yak'a bir molekül karbondioksit eklenmesi suretiyle
zehirli tesiri olmayan üre haline getirilip böbrekler vasıtasıyla
dışarı atılır. «Dr. Rolf Albanico'ya göre
Örneğin: 60 Kg.lık bir kişinin
24 saatte 60x1 = 60 gr. proteine ihtiyacı vardır. Bu miktar yeni doğan
çocuklarda vücut ağırlığının her Kg. için 2,5-3, Sprin-ter atlayıcı ve
atıcılar için 2 gr. olarak hesaplanır. Uzun mesafe koşuculan için
günlük ihtiyaç, 1,2 gr. olarak kabul edilmektedir. Alınacak bu
proteinlerin yüksek değerli hayvani proteinlerden olması gelişimi
etkileyen en önemli faktördür.
Beslenme yoluyla alınan proteinler sindirim esnasında kendilerini
teşkil eden amino asitlere parçalanır. Bu amino asitler kanda
dolaşmaya başlar. Hücreler uyarım neticesi, yeni hücre yapmaya
başlayacağı vakit ihtiyaç hissettikleri amino asitleri kandan alırlar.
Eğer uyarım esnasında kanda yeteri miktarda amino asit olmazsa
hücreler yapı faaliyetlerini yürütemezler.

Bu sebeple; proteinlerin her gün ve yeterli oranda alınması gerektir.
Organizmanın protein depo edemediğini, ihtiyaç fazlası alman proteinin
«Üre Kuvvet çalışmaları yeni hücre yapımı için en kuvvetli uyanındır.
Bu uyarımın hemen sonrası yeni hücre yapımı için organizma amino
asitleri kandan çekmeye başlar. Yapılan yeni hücrelerle adele
çaplarında genişleme, dolayısiyle de kuvvet artımı meydana gelir. Eğer
kuvvet çalışmaları esnasında kanda gerekli amino asitler olmazsa, yeni
hücre yapımı olmaz. Bu araştırma neticesi, bugün birçok ülkede kuvvet
ve ağırlık ça-hşması, ya hemen öncesi, ya hemen sonrası bol proteinli
gıdalar sporculara verilir. Ağırlık ve kuvvet çalışması yapan sporcu,
eğer idmanı öğleden önce yapıyorsa sabah ve öğle yemeklerinde, akşam
üzeri antrenman yapıyorsa öğle ve akşam yemeklerinde bol proteinli
besin maddeleri yemelidir. «Prof. Dr. Hans Glatzel'e göre Sindirim
esnasında proteinlerin amino asitlere ayrışması birçok salgı bezinin
faaliyetini gerektirir. Salgı bezi faaliyeti neticesi meydana gelen
asitlerin rahatsız edici tesirleri özellikle uzun mesafe koşucularında
görülebilir.



Rahatsızlıkları önlemek için uzun mesafe koşucularının müsabakadan en
az iki gün önce çok az proteinli fakat çok bol karbonhidratlı bir
besin rejimi takibetmeleri gerektir.
Bazı besin maddeleri ve 100 gr.'ırıda bulunan protein miktarları:



Aslan pençesi


Latince adı: Leontice leontopetalum
Almanca: Löwentrapp
İngilizce: Rakaf
Özellikleri: Meme-, lenfbezi-, rahim-, ve prostat kanserlerini
önleyici • hormon dengeleyici • menopoz dönemi şikâyetleri
• iyi huylu prostat büyümesini önleyici • düzensiz regl
dönemlerine karşı • PMS (Post Menstrual Syndrome)
Meme, prostat, rahim veya lenfbezi kanserlerinden birine yakalanmaktan
korkuyormusunuz? Ailenizde ve yakın akrabalarınızda, belirtilen bu
kanser türleri olduğundan dolayı ben de risk altındayım diye düşünüyor
veya kanserin ırsi olma riskinin olduğuna inanıyor ve bundan dolayı
kendinizde bir gün bu kanser türlerinden birinin ortaya
çıkabileceğinin çelişkisi veya endişesi içinde misiniz? Eğer, bu
türden şüpheleriniz ve korkularınız var ise, arslanpençesi (Leontice
leontopetalum) bitkisi bu konudaki şüphelerinizin ve korkularınızın
cevabıdır. Tıpta, özellikle meme veya prostat kanserlerine yakalanma
riski taşıyan gruplar vardır. Bu gruba girenler için arslanpençesi
kürü bitkisel olarak en ideal çözümdür. Almanya Bonn Üniversitesi
İnsangenetiği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Peter Propping 19 Eylül 2001
tarihinde yaptığı açıklamada genetik riskin %10 olduğunu bildirmiştir.
Yani, kanserin kalıtımsal olma riski %10 dur. Bu risk grubunda olanlar
genel olarak kansere çok erken yaşlarda yakalanmaktadırlar.
Arslanpençesi, belirtilen kanser türlerine karşı aynı oranda önleyici
güce sahip değildir. Yüzde olarak belirtmek gerektiğinde bu oranlar
kabaca ve sırasıyla:

%90 – 95 Meme kanseri
%80 – 85 Lenfbezi kanseri
%70 – 75 Rahim kanseri
%50 – 55 Prostat kanseri

Arslanpençesi memleketimizde arslankuyruğu, arslankulağı ve kırkbaş
olarak da bilinmektedir. Literatürde arslanpençesi üzerine çok az
bilgi bulunmaktadır. Daha doğrusu bu bitki çok az araştırılmıştır.
Birbirlerinden tamamen farklı iki bitki bir tanesi benim üzerinde uzun
yıllar araştırma yaptığım Leontice leontopetalum, diğeri ise üzerinde
henüz araştırma yapmadığım Alchimilla vulgaris. Türkiye’de,
birbirlerinden tamamen farklı olan bu iki bitkide
“arslanpençesi” olarak bilinmektedir. Aktarlarda maalesef
her ikiside aynı isim altında satılmaktadır. Satın alırken veya
kendiniz toplarken kolayca ayırt edebilmeniz için, yapraklarının
kenarlarına dikkat ediniz. Doğru olan Leontice leontopatalum’
dur. Her ikisinin de çiçekleri sarı renklidir. Ancak, benim
bahsettiğim ve doğru olan arslanpençesinin yapraklarının kenarları
düzgündür. Diğerinin (Alchimilla vulgaris) ise, yapraklarının
kenarları ince testere dişlidir.
Arslanpençesi hemen hemen tüm Akdeniz bölgeleri ülkelerinde
yetişmektedir. Özellikle Türkiye, Kıbrıs, Suriye, Yunanistan ve de
Irak’ta bol miktarda tarlalarda gelişigüzel bir şekilde
yetişmektedir. Nisan-Mayıs aylarında çiçek açan , 50-80 cm
yüksekliğinde bir bitkidir. Gölgede yetişmeyen ancak, hem nemli hem de
kurak toprakta yetişebilir. Leontice leontopetalum
hemafrodit’tir. Yani, hem erkek hem de dişi organlarını aynı
zamanda bulundurur. Bu bitkinin toksin (zehirli) ve de herhangi bir
yan tesir özelliği olmadığından hiç çekinmeden
kullanılabilir.Arslanpençesi onbeş dakikanın üzerinde demlendiği
taktirde toksin (zehirli) olabilmektedir. Bu nedenle uygulama
şeklindeki demleme süresine mutlaka özen gösteriniz. Bütün bunlardan
başka alınan her hangi bir ilaçla da etkileşmesi söz konusu değildir.
Arslanpençesinin kökleri hariç, yaprakları, yaprak sapları ve gövdesi
ve de çiçekleri kullanılır. Kesinlikle köklerini kullanmayınız. Bu
bitkinin en önemli özelliği bir den çok şifa verici özelliğinin
olmasıdır. Bunlar sırasıyla;
-Meme, rahim, lenfbezi ve prostat kanserlerine karşı önleyici ve
koruyucu olmasıdır.
-Belirtilen kanser türlerinin başlangıcında ise tedavi edici gücünün
olmasıdır.
-Belirtilen kanser türleri ileri aşamada ise bunlarıda
yavaşlatmaktadır.
-Menopoz dönemindeki bayanların stres, terleme, gerginlik, depresif,
ruhsal sıkıntılı durumlarında (PMS) ve de hormonlarının
dengelenmesinde mucizevi etki gösterir. Düzensiz olan regl dönemlerini
de düzenler.

-Prostat fonksiyonları ve prostatın sağlıklı çalışması üzerinde çok
olumlu etkileri vardır.
-Böbrek fonksiyonları ve sağlıklı çalışması üzerinde çok olumlu
etkileri vardır.
-Prostat büyümesini önleyici özelliği mevcuttur.
-Genel olarak hormon dengeleyici olmasıdır. Kısaca arslanpençesi halk
arasındaki bir deyişle “binbir derde deva” dır.

Meme kanserinin en önemli oluşma nedenlerinden biri hormon
dengesizliğidir. Meme kanserine karşı koruyucu ve önleyici olarak
arslanpençesinin hormon dengeleyici gücü tabiat ananın insana sunduğu
sonsuz nimetlerinden biridir. Gerek meme ve gerekse de prostat
kanserlerinin irsi olma riski mevcut olduğundan dolayı, ailesinde ve
yakın akrabalarında meme, rahim veya prostat kanseri olanların,
özellikle bu bitkiyi kullanmaları çok faydalıdır. Çünkü, arslanpençesi
hem önleyici hem de koruyucudur.

Arslanpençesi, menopoz dönemindeki bayanlar için bulunmaz bir imkan...
Özellikle menopoz döneminde stres, uykusuzluk, gerginlik, ruhsal
sıkıntı, sinirlilik, ruhsal değişkenlik, isteksizlik, sıcak basması,
sebepsiz korku ve terleme nöbetleri gibi şikayetlerin ortadan
kalkmasında arslanpençesi çayı çok büyük bir yardımcı ve
destekleyicidir. Menopoz döneminde osteoporoz ve dolaşım bozuklukları
gibi somatik şikâyetlerde ortaya çıkabilmektedir. Menopoz dönemindeki
tüm bu şikâyetlerin ortaya çıkış nedenin arkasında yumurtalıkda
üretilen östrojen hormon seviyesinin giderek azalması yatmaktadır.
İşte, bu nedenledirki, menopoz dönemindeki bayanlara östrojen hormon
tedavisi uygulanmaktadır. Çünkü, östrojen hormon tedavisi uzun zaman
uygulandığı taktirde de, meme kanseri gibi riskleri de beraberinde
getirmektedir. Bu nedenle, bu konudaki uygulama kararını ancak, uzman
bir hekim verebilir. Son yıllarda, her hangi bir yan etki ve risk
göstermeyen bitkisel hormon tedavileri uygulanmaktadır. Bitkisel
hormon tedavisinde alternatif olarak başarıyla kullanılan soya,
kırmızı yonca (Trifolium pratense) ve Cimicifuga racemosa
bitkileridir.
Aynı şekilde menopoz döneminde olmayan her yaştan genç bayanların
ağrılı, ruhsal sıkıntılı, depresif ve gerginlik içinde geçirdikleri
regl dönemleri için de arslanpençesi çayı bulunmaz bir yardımcıdır.
Arslanpençesi kürünü uygulayanlar kısa zamanda ne denli etkili
olduğunu gözleyebilirler.

Erkeklerin orta yaşlarından sonra korkulu rüyalarından biride iyi
huylu prostat büyümesidir (benigne prostate hypertrophy). İyi huylu
prostat büyümesinin en önemli dezavantajı, yaşam kalitesini (quality
of life) olumsuz etkilemesidir. Sık sık idrara çıkma, idrar kesesini
tam boşaltamama, idrar yaparken uzun uzun bekleme, idrar kesesi
üzerinde basınç duygusu, idrar yaparken çatallanma ve zaman zaman
idrar yaparken de yanma olması ve ileri safhalarda da cinsel
isteksizliğin yavaş yavaş kendisini gösterebilmesidir. Bütün bunlar
prostat büyümesinin neden olduğu sonuçlardır. İşte, iyi huylu prostat
büyümesinin önünü alabilmek için ve de sağlıklı bir biçimde prostat
fonksiyonlarının çalışmasını sağlayabilmek için arslanpençesi çayı
bulunmaz ve yeri doldurulamaz bir nimettir. Yılda bir iki defa
uygulanacak olan brokoli kürü de gerek iyi huylu prostat büyümesine
gerekse de prostat kanserine karşı güçlü bir önleyicidir (Bakınız:
Brokoli). Tekrar vurgulamakta büyük fayda görüyorum; bir hastalığı
önlemek, hastalığı tedavi etmekten çok daha kolaydır. Hastalık ortaya
çıktıktan sonra çoğu zaman vücudumuzda önemli tahribatlar
yapabilmekte, yatağa düşürebilmekte veya da kalıcı bazı şikayetlerin
ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Yaklaşık 35 yaşından sonra hem bayanların hem de erkeklerin yılda en
az bir iki defa, arslanpençesi kürünü uygulamaları kendilerini bir çok
hastalıktan korumuş olurlar. Özellikle prostat ve meme kanserine
yakalanmaktan çekinenler arslanpençesi kürünü zaman zaman uygulamaları
halinde çok büyük bir oranda bu riskten kendilerini korumuş olurlar.

Erkeklerde prostat bezinin sağlıklı bir şekilde çalışması ve de
menopoz döneminde bulunan bayanların da menopoz dönemlerini sıkıntısız
bir biçimde atlatabilmeleri için arslanpençesi çok önemli doğal bir
yardımcıdır.

Değerli okuyucu, her sağlıklı insanda yaş durumuna göre bir gün
içerisinde 50 ile 300 defa kanser hücresi oluşmakta, ancak vücudumuzun
bağışıklık sistemi (immün sistem) bu hücreleri yok etmektedir.
Vücudumuzun bağışıklık sistemi herhangi bir nedenden dolayı zayıflarsa
kanser hücrelerini denetlemekte yetersiz kalabilmektedir. Bu
yetersizliğinden dolayı kanser hücrelerinin sayılarının artmasına ve
gelişmelerine engel olamaz duruma düşmektedir. Bu nedenle kansere,
bağışıklık sisteminin zayıflamasının yol açabileceği bir hastalık
olarakda bakılabilir. Ancak, bağışıklık sisteminin zayıflaması
durumunda ortaya çıkan hastalık bir tek kanser değildir. En genel
anlamda şunu söyleyebiliriz, bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar her
türlü hastalığa karşı tehlike içindedirler. Bundan dolayı bağışıklık
sistemimizin güçlü olması gerekir. Bağışıklık sistemini en iyi
güçlendiren sebzeler ve meyveler arasında; brokoli, beyaz lahana,
domates, kayısı, portakal bulunmaktadır.

Gerek meme ve gerekse de prostat kanserinde son 20 yıl içerisinde %100
artış olmuştur. Bilim adamları bu artışın nedeni üzerinde görüş
bildirirken hemen hemen hepsinin ortak görüşü çevre faktörlerinde
birleşmektedir. Çevre faktörleri derken bu konuda birinci sırayı zirai
ilaçlar almaktadır. Günümüzde ne içtiğimiz su, ne yediğimiz sebze ve
meyve ne de hayvansal besinler katkısız değildir. Herbiri belirli
oranda eser miktarda da olsa zirai ilaç içermektedirler. Tarımda
kullanılan bir çok zirai ilaç hormon sistemimizi olumsuz yönde
etkilemektedir. Kısaca, hormon dengemizi bozabilmektedir. Almanya
Resmi Sağlık Kuruluşları, 8 Kasım 2000 de toplanarak en az 200 tane
zirai ilaç ve sanayide kullanılan kimyasal maddenin hormon sistemini
olumsuz etkilediğini ortaya koymuşlardır. Bugün Almanya’da bir
çok zirai ilacın kullanımı yasaklanmıştır. Hormon sisteminin olumsuz
etkilenmesi, hormon dengesinin bozulması anlamına gelir. Yukarıda
belirtildiği gibi gerek prostat ve gerekse de meme kanserlerinin
oluşmasında hormon dengesizliğinin rolü olduğudur. Hormon sistemi
üzerinde olumsuz etkisi olan zirai ilaçlardan ve kimyasal maddelerden
bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.


Tablo: Hormon sistemini olumsuz etkileyen bazı zirai ilaçlar ve
kimyasal maddeler:

Vinclozolin
Zirai ilaç

Maneb
Zirai ilaç

Thiram
Zirai ilaç

Zineb
Zirai ilaç

Lindane
Zirai ilaç

Linuron (Lorox)
Zirai ilaç

Atrazina
Zirai ilaç

Styrene
Sanayide kullanılan kimyasal madde

di-ethylhexyl phthalat
Sanayide kullanılan kimyasal madde

Resorcinol
Sanayide kullanılan kimyasal madde

Amitrol
Zirai ilaç

Diuron
Zirai ilaç

Stannane
Sanayide kullanılan kimyasal madde




Tarımda kullanılan zirai ilaçların olumsuz olarak etkilediği diğer bir
faktör de erkeklerdeki sperm kalitesidir. Sperm kalitesi, normal sperm
konsantrasyonu anlamına gelir. Normal sperm konsantrasyonu 40 milyon/
ml dur. Yani, 1 mililitrede 40 milyon tane sperm var demektir. Bu sayı
ne kadar düşük olursa, erkeklerin baba olma ihtimali’de o oranda
azalmaktadır. Almanya’da yapılan klinik deneyler zirai
ilaçların, hareketli sperm sayısını olumsuz etkilendiğini ortaya
koymuştur. Bu konuda halk sağlığı ile ilgili resmi kuruluşlar halkı
yayınladıkları dergiler yada internet üzerinden
bilgilendirmektedirler.

Sanayileşmiş ülkelerde yaşayan erkeklerin genel olarak sperm
kalitesinde önemli ölçüde düşüş gözlenmektedir. Bu kısaca,
sanayileşmiş ülkelerde yaşayan erkeklerin baba olabilme yüzdelerinin
azaldığı anlamına gelir. Almanya’da erkeklerin %35 nin sperm
sayıları çocuk sahibi olabilmek için gerekli olan sınırın altındadır.

Erkeklerdeki sperm sayısını olumsuz etkileyen diğer bir faktör de,
hamilelik dönemlerinde östrojen hormonu (diethylstilbestrol = DES)
tedavisi gören anne adaylarının dünyaya getirdikleri erkek
çocuklarının yetişkin dönemlerinde sperm kalitelerinin düşük
olduğudur. Yani, sperm sayıları normal değerlerin altında
kalmaktadır.

Sperm sayıları düşük olan erkeklerin sperm sayılarını yükselten
mükemmel bir çözüm bitkisel olarak mevcuttur. Keçiboynuzu, kısa
zamanda hareketli sperm sayısını yükselten özelliğe sahiptir. Bakınız:
Keçiboynuzu.

Arslanpençesinin kullanma şekli:
Arslanpençesi kür olarak kullanılır. Başarı oranı çok yüksek olan bu
bitkinin önerilen kullanma şekline göre tatbik edilmesi mühim bir
noktadır.

1) Meme-, Rahim-, Lenfbezi- ve Prostat kanserlerini önleyici kür:
4 - 5 gram (yaklaşık bir tutam) kurutulmuş arslanpençesi kaynamakta
olan yarım litre suyun içine atılır ve hafif ateşte iki dakika
kaynatılmaya devam edilir. İkinci dakikadan sonra sıcaklığını
kaybettirmeden on dakika demlenir. Daha sonra soğumaya bırakılır ve
süzülür. Demleme işlemi tamamlandıktan sonra mutlaka süzme işleminin
yapılması gerekir. Kesinlikle demleme işlemi tamamlandıktan sonra daha
fazla kabın içinde bitkiyi bekletmeyiniz ve süzerek bitkiyi ayırınız.
Bir ay boyunca bir gün arayla (gün aşırı) bir bardak içilir. Bir aydan
sonra onbeş gün ara verilir. Onbeş günlük aradan sonra altı ay boyunca
haftada iki defa bir bardak içilir. Altı aydan sonra dönem dönem
uygulanır.

2) Meme-, Rahim-, Lenfbezi- ve Prostat kanserlerini tedavi edici veya
yavaşlatıcı kür:
Bu durumda hazırlanış şekli yukarıdaki gibi olup, sadece tüketim şekli
farklıdır. Bir ay boyunca hergün bir bardak (yaklaşık 250 ml) içilir.
Bir aydan sonra bir hafta ara verilir. Bir hafta aradan sonra altı ay
boyunca haftada dört gün bir bardak (yaklaşık 250 ml) içilir. Altıncı
aydan sonra haftada bir veya iki defa içilir.

3) Menopoz dönemindeki bayanlar için:
Bir nolu kullanma şekli aynen uygulanır.

4) Bayanların regli dönemlerinin rahat geçmesi için:
Bir nolu kullanma şekli aynen uygulanır.

Dikkat: Arslanpençesi çayı kullanırken herhangi bir şekilde
tatlandırıcı veya içimini kolaylaştırmak için herhangi bir madde
kesinlikle ilave edilmez. Yemek yedikten bir saat sonra içilir.
Arslanpençesi çayını hazırlarken kesinlikle on dakikadan fazla
demlemeyiniz. Demleme süresi tamamlandıktan sonra süzülerek ayrılması
gerekir. Hazırlanan arslanpençesinin arta kalanı buzdolabında en fazla
üç gün korunabilir. Üçüncü günden sonra kullanılmaz ve mutlaka taze
olarak tekrar hazırlanması gerekir.

Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki
uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Ancak, bilmeniz gereken
nokta kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu
konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis
koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, buradaki bilgiler ile kendi
kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Buradaki bilgilerin kesinlikle
bir hastalığı teşhis amacı yoktur.

Kaynak:Prof.İbrahim Adnan Saracoğlu
Bitkilerdeki sağlık mucizesi adlı kitabı



--
Subscription settings: http://groups.google.com/group/vision-international-people-group-/subscribe?hl=tr
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages