WELLNESS ENDÜSTRİSİ

40 views
Skip to first unread message

doruk

unread,
Apr 24, 2010, 5:07:14 AM4/24/10
to VISION international People Group
WELLNESS ENDÜSTRİSİ


Pol Pilzer (Paul Zane Pilzer) ile yapılan reportajdan bazı önemli
noktalar.
Jon David Mann and Jon Millton Fogg
( "Network Marketing Lifestyles" dergisi, Eylül 2001)

İki Amerikan başkanının Ekonomik danışmanlığını yapan ve yayınladığı
kitaplarını NewYork Times gazetesi tarafından "Best Seller" olarak
kabul edilen Pol Pilzer'in size iyi bir haberi var: Bizler bir Trilyon
dolarlık yepyeni bir endüstrinin doğuşunun görgü tanığız ve bu
endüstriyi yaratan da Network Marketing temsilcileri.


Pilzer'in sözlerine göre, bugün zengin olmanın en mükemmel yolu
"entelektüel distribütörlüğünü" yapanlardadır.
- "Sıradaki Trilyön" isimli yeni kitabımda dağıtımının iki
fonksiyonunu vurguluyorum, fiziksel ve entelektüel.

Fiziksel dağıtım, tüketicinin bildiği ve elde etmek istediği ürünü
tüketiciğe ulaştırmaktır.

Entelektüel dağıtım, henüz kimsenin bilmediği bir ürünü ya da hizmeti
sunmaktır. Bugünün en iyi perspektif imkanlar "entelektüel
dağıtımında" bulunmaktadır.

Yeni bin yılın ilk on yıl içeresinde kazanılacak olan para entelektüel
dağıtımından gelecek. Tüketicinin henüz bilmediği ama onun hayatını
kolaylaştıracak ürün veya hizmet ile tanışması.

Bunu başaranlar da, patentli olan mükemmel teknoloji sayesinde bunu
yapacaklar. Sadece mükemmel değil, ayni zamanda da işe yarayan ve hiç
kimsede olmayan teknoloji.

"Wellness", bu bilinen sağlık parametrelere göre, "hasta" olmadığınız
taktirde, kendinizi daha iyi hissetmek ve daha da sağlıklı olmak
amaciyla yatırılan para. Daha güçlü olmak, daha iyi görmek, daha iyi
işitmek ve yaşlanma belirtilerine karşı savaşmak. Bugünün en büyük
ihtiyaç para değil, sağlıktır.

Gelirler azalırken, şişmanlık çoğalıyor. Şişmanlık - kötü beslenmenin
belirtesidir. Şişmanlık sorunu yaşayanlar, ayni zamanda da
vitaminsizlik sorunu yaşıyorlar ve kötü beslenmenin getirdiği diğer
sorunlar da.

ABD'de 1980 yılından bu yana aşırı kilo sorunun olan insanların ikiye
katlandı. 1980 yıllında, şişmanlık sorunu halkın % 15'nde görünüyördü,
2000 yıllında % 27'ye yükseldi, bu klinik şişmanlığı olan 77 milyon
insan! Sadece son 4 yıllda bu rakam % 10 olarak arttı ve virüslerin
yayılma hızından da hızlı yayılmaya devam ediyor.

Aşırı kilo sorunu yaşayan bunca insanların, seker gibi ve diğer
hastalıklara yakalanma oranı üçe katlandı. Ekonomik durumumuzun hiç
bir zaman olmadığı kadar iyi oldu halde, bir uçurumdan aşağa
düşüyoruz. ABD'de aşırı kilo sorunu olanlar % 61'dır. 1980 yıllından
beri bu rakam da ikiye katlandı.

Bugün gıda endüstrinin yıllık cirosu 1 trilyön dolardır ve 1 trilyön
de (daha doğrusu 1,4 trilyön) "hastalık ticaretinde" dönüyör. Bu iki
endüstri de bir birini besliyorlar, çünkü hastalıkların oluşmasında en
büyük faktör, gıda sektörünün sunduğu kötü besinler. Her biri 1
trilyön dolar cirosu olan bu iki endüstri de, % 61 gibi aşırı kilo
sorunu rakamını korumak için iş birliği yapıyorlar.

Bu rakamlar abakarak, bir gün herkes aşırı kilo sorunu yaşayacak gibi
düşünceler geliyor aklına. Aslında bu doğru değil.

Diğer % 39 kısmında yer alan Amerika'lılar, 10-15 milyon yaşlanan
insanlardır; her gecen yılla daha da sağlıklı ve her türlü tıp
sonuçlarına göre tam anlamıyla da güçlü ve gençleşen insanlar.

Bu insanlar yeni ekonomi sektörünü temsil ediyorlar. Genellikle bu
varlıklı insanlar, ellerine para geçtiğinde, kendi sağlığını nasıl
daha da güçlendirebilirim düşünerek, bunu tıp kuruluşların dışında
yaparlar. Spor salonlara gidiyorlar, daha iyi beslenmeye başlıyorlar,
ihtiyaçları oldu kadar vitamin ve mineral alıyorlar, gıda katkıları ve
sağlığa iyi gelen diğer ürünleriyle ilgileniyorlar.

Bu potansiyeli gördüğümde, burada ticaretin olup olmadığına baktım ve
sonuç beni şaşırttı.

2000 yıllında Wellness Amerika'da 200 milyar dolarlık bir endüstri
haline gelmiş; burada 24 milyar spor salonlarında harcanırken, 70
milyar vitamin ve mineralere harcandı. Oysa on yıl önce böyle bir şey
hiç yoktu.

Sonuç itibariyle Wellness - yeni teknoloji ve yeni bir sistemdir.
Bununla tanışmanız, ancak bu işte çalışıp bu konuda bilgi sahibi olan
bir tanadığınız vasitasıyla mümkün. Lise de birlikte okuduğunuz
biriyle karşılaşıyorsunuz "Ahmet, çok iyi görünüyörsun! Böyle sağlıklı
kalmaya nasıl beceriyorsun? " burada Wellness adında bir endüstrisiyle
karşılaştınız ve yep yeni ürün ve hizmetlerle tanışıyorsunuz.
Bugüne kadar yaptıklarımdan, en çok vaat eden Wellness endüstrisidir

Diyet, beslenme, vitamin, mineraller ve gıda katkıları hakkında olan
doğru bilgiler, bugüne kadar geleneksel tıptan duyduklarımızdan çok
farklıdır, çoğumuz için, bizim yetiştirildiğimiz tarza da aykırı
gelebilir. Doğru olmayan bir çok bilgi var, ve insanların kuşkuyla
size bakabilmesi normaldır. Onların görüşlerini değiştirmenin ve yeni
bilgiyi vermenin tek yolu - kişisel temaslardır.

Bu bir günde olacak birşey değil. Fikrinizi değiştimeniz için bazen
üç, dört, beş yada altı farklı insanla görüşmeniz gerekebilir. İşte bu
yüzden wellness endüstrisi, düşünme şeklini değiştiren ve bunu en iyi
interaktif paylaşımla (yani bire-bir) olarak yapan, Network
Marketing'ten alınmış sisteme göre yapılıyor.

Perspektifte şunu görüyörum, 2010 yıllında Wellness endüstrisi 1
trilyön dolara ulaşacak. Network Marketing ve onun temsilcileri için
eşsiz bir imkan görüyorum. Gördüğüm bazı şirketler diğerlerinden daha
hızlı ve etkili bir şekilde bilgi yaydıkları için bu endüstrinin
başında yer alıyorlar. Network Marketing önünde açilan mükemmel
fırsatları görüyorum, çünkü hem ABD'de hem de tüm dünyada ürün ve
hizmetin bu şekilde yayılması en mükemmelidir. Network Marketing
sisteminde çalışan şirketler için, insanları Wellness ürünleri ve
hizmetleriyle tanıştırmanın sınırsız kapı açılıyor. Özellikle wellness
endüstrisinde çalışan Network Marketing şirketleri büyük
potansiyellere sahip. Tüketicilerini en iyi memnun eden şirket
kazanacaktır.

% 70 hastalıkların uluşmasının nedeni, modern insanın beslenme
şeklidir.
Milyonlarca insan beslenme şeklinin önemini sadece oluşabilecek kronik
hastalıklardan ve onların birlikte getirebileceği sorunlardan korunmak
için nekadar önemli olduğunu bilmekle, günlük kendimizi nasıl
hissettiğimizi ve vucüdümüzün hastalıklara karşı verdiği savaş için
önemini de biliyorlar.

Modern insanın beslenme şekli neye benziyor?
Aci gerçek şu ki, bir çok insan için sıradan beslenmede iki pusu var:





Bir yandan, zararlı va hastalığa yol açabilecek çeşidi bol besin
ürünleri. İlk sırada aşırı yağlar, kolesterol, ilerde vucüdümüzda yağ
birikintelerine dönüşecek olan hayvansal proteyinler. Tuz ve şeker
fazlalığı , bun ikisine "beyaz ölüm" ismini boşuna takmamışlar. Burada
sebze ve meyveleriyle birlikte gelen çeşitli kimyasallar da yer
alıyor, nitratlar, pestisitler. Hazır gıdada renklendirici ve
konservantlar kullanılıyor. Hayvanlara verilen büyüme hormonları ile,
yemek pişirme sırasında kanserojenler oluşturuyor. İneklere verilen
antibiyotikler süt ile bize geliyor, v.s..

Tüm bunlar yediğimiz gıdalarla bizim vucütlaramıza girerek birikiyor
ve hastalıkların oluşması için musait bir ortam hazırlıyor.

Öbür yandan da, ayni besin ürünleri, temel ihtiyacımız, vücudumuzun
hayat fonksiyonları ve sağlığı koruyacak olan maddeleri içeremiyor.
Yediklerimiz ihtiyacımız oldu kadar vitamin ve mineraller mikro ve
makro-elementleri içermiyor. Örneğin, vücudumuzda kalsiyum yetmezliği
147 hastalığa neden oluyor. Bunlardan en yaygın olanı - osteoporoz,
kemiklerde kalsiyum yetersizliği. İhtiyacımız olan aminoasitleri
alamiyoruz, özelikle de hücre oluşumunda önemli yer alan bitkisel
aminoasitleri. Hücreler hayatımızın temelidir. En basit ise, moder
insan çok az miktarda su tüketiyor.

Günlük ihtiyacımız 90 maddedir :

* 60 mineral
* 16 vitamin
* 12 temel aminoasit
* 3 temel yağ asidi

Bukadarını günlük beslenmeyle alabiliyor muyuz? Hayır.

Besinlerde eksiklikler ve fazlalıklar hastalıkların % 70 oluşturuyor.

* Birincisi - Kalp krizi
* İkincisi - Kanser
* Üçüncüsü - Şeker hastalığı

Organizma ihtiyaç duyduğu maddeleri alamayınca bu sorunu fazla besin
tüketerek halletmeye çalışıyor.
Burada da enerji dengesizliği meydana geliyor :
Q(a) > Q(h)
Q(a) alınan enerji miktarı Q(h) haracanandan fazla ise, aşırı kilo
birikimi oluşuyor.
Aşırı kilo sorunu da, kalp-damar, şeker v.s. hastalıklara yol açiyor.

"Ölüm üçgeni" Aşırı kilo sorunu olanlar, mutlaka da yüksek tansiyon,
şeker ya da her ikisine de sahip.

İstatistik sonuçları şunu gösteriyor :

* Aşırı kilo sorunu olanlar daha sık sağlık sorunları yaşıyor
* ABD'de her yıl 300.000 kişi aşırı kio sorunu sebebi olan
hastalıklardan ölüyorlar.
* Aşırı kilo sorunu olanlar, tıp hizmetlere daha fazla para harciyor.

Organizmamız yeterli besini alabilmesi için, doğru diyet uygulamak
yeterli değildir. Önemli olan, yediklerinizi vücut tarafından tam
olarak sindirebilmesidir.

Besin maddelerin çoğu, ince bağırsakta bulunan mikro-kanallardan
alıyoruz. Ne yazık ki, çoğumuz yetersiz beslenme, kötü alışkanlık,
hastalıklar yüzünden, tükettiğimiz beslerde denge bozukluğu yaşanıyor.

Tıkanmış bağırsağımızı, (sağadaki resim) lavabomuzdaki pislikle
tıkanan ve zaman zaman temizlediğimiz su borusuna (soldaki resim)
benzetebiliriz.
Oysa biz bağırsaklarımızla ne yapıyoruz? Doğduğumuzdan beri hiç kimse
onu temizlemiyor. Sonuç olarak, 40 yaşa geldiğimizde ince bağırsağın
mikro-kanalları
% 80 pislikle tıkanmış oluyor. Kalın bağırsakta ise, insan 2 ile 15
kilo arası zehirli madde (pislik) taşıyor.

Böylece beslenme sorunu ve bu besinleri hazm etme sorunu bir çok ciddi
sağlık sorunlara yol açiyor.

"Wellness" endüstrinin sunduğu ürünler, bu sorunları çözmeye işe
yarıyor.

Modern etapta Wellness Endüstrisi

Yapmak istedikleriniz konusunda değerlendirme yaparken, dünya
ekonomisinde mega-potansiyel olanı göz önnde tutmalısınız, yani en
büyük ürün akışı sağlayabilecek, sadece şimdiki zaman için değil, 5-10
yıl sonra bile hizmet ve ürünleri gündemde olabilecek sektörü
seçmelisiniz.

XXI yüzyılın başlangıcında böyle bir mega-potansiyel Wellness
endüstisinde görünmeye başladı.

Nedir bu Wellness?

Bir çok insan hastanede olmadığı sürece sağlıklı olduklarını
zanederler. Wellness endüstri ise, sadece hastalıkların karşıtı değil.
Wellness demek - kendini iyi hissetmek, iyi görünmek, uzun yaşamak ve
canınızın istediği herşey yapabilecek güce sahip olmak demek. Sabah
uyandığınızda kendinizi mükemmel hissetmek demek, çocuklarınızla
nefes zorluğu çekmeden her türlü oyunları oynayabilmek demek. Bir de
sağlıklı (olması gereken) kiloya sahip olmanız demek.

Ünlü Amerikan iş adamı, ekonomist ve yazar Pol Zein Pilzer (Paul Zane
Pilzer) bu işin derin analizini yaptı. Güçlü bir kişiliğe sahip olan
Pol Pilzer, 25 yaşındayken milyoner oldu, 30 yaşına geldiğinde multi-
milyoner. Üniversite öğretim üyesi olan Pol Pilzer üç adet (Best
Seller) kitap yazmış. Zamanında heyüz kimse bilmiyorken "kişisel
bilgisayar", ardından da "internet" patlamasını tahmin eden kişi.
ABD'nin cumhurbaşkanının iki alanda ekonomi danışmanlığını yapıyor.

Kitaplardan bir tanesi "Wellness devrimi - sıradaki trilyon dolar".
Pol Pilzera göre Wellness endüstrisi 2010 yılında bir trilyonluk ciro
yapacak.
Bu neden gerçekleşecek? Bunun gerçekleşmesi için görünen objektif
ekonomik durmlar nedir?

Bugün ABD'de halkının % 61 (bu 97 milyon kişi demek!) aşırı kilo
sorunu yaşıyor. Ama bundan daha da korkuç rakamlar var. 38.8 milyon
insan (Amerika halkının dörtte biri) klinik obezlik sorunu yaşıyor,
tıpta buna "sağlık durumu tehlikeli boyutlara sürükleyen aşırı kilo"
denir, yani fazladan bir 15 kiloya sahipseniz, hayatınız için bu ciddi
bir risk sorunu demek.

80'li yılların başında Amerika'da aşırı kilo sorunu olan insanların
sayısı % 30 civarındaydı. 20 yıl geçince Amerika bunu durdurmak için
milyarlarca dolar harcadığında bile, bu rakam ikiye katlandı.

İşin en kötü tarafı da, bu kötü alışkanlıklarımızı çocuklarımıza da
öğretiyoruz. Şu an için Amerikan çocukların % 14 aşırı kilo sorunu
yaşıyorlar.

Yaş ilerledikçe, insanlar yüksek tansiyon, şeker gibi rahatsızlıklara
alışıyor.

İşte bu yüzden Amerika'da aşırı kilo sorunu ekonomik soruna dönüşüyor.
Ve bu sadece Amerika'ya özel olan bir şey değil, diğer ülkeler de
Amerika'nın yolundan geliyor. Kanada'da, Avrupa ve bir çok Avrupa
ülkelerinde, Rusya'da bile halkın % 50'si aşırı kilo sorunu
yaşamaktadırlar.

Neden bu böyle? Virüslerin yayılma hızını bile aşan bu aşırı kilo
sorunu nedir?

Bugün Amerika'nın 10 trilyonluk cirosunda iki endüstrinin önemli yeri
var.

Birincisi - hızlı yemek (fast food) ve hazır gıda endüstrisidir.
Restoranlarda, kafelerde ve barlarda verilen yemekler, yararlı hiç bir
şey içermiyorlar. Sadece kalori ve bunlarla birlikte hisslerimizi
bastıran ve daha fazla yememizi sağlayan bazı katkılar da yer alıyor.
Bağımlılık yaratıyor.
İnsanlar da, özellikle çocuklar bu gıdaya alışıyor. Ama bu besinlerde
yararlı birşeyın olmadığı için sağlık sorunları meydana geliyor, aşırı
kilo gibi. Oysa şirketler para kazanıyor. Gıda endüsrisi senelik1
trilyon dolar ciro yapıyor.

İkincisi ise, - tabiki tıp. Bu endüstri de 1.5 trilyon dolar ciro
yapılmaktadır. Modern tıp hastalıkları iyileştimekle uğraşıyor. Şöyle
bir toblo hayal edin - çocukluğundan beri gamburger ve kola ile
beslenen bir kişi, besinde aşırı kalori yüzünden aşırı kilo almış ve
30 - 40 yaşına geldiğinde kendini kötü hissetmeye başlıyor. Sağlık
sorunları oluşuyor, ağrılar başlıyor ve o doktora gidiyor. Doktor ne
yapıyor? Çeşitli kimyasal ilaçları yazarak, var olan hastalıkların
belirtilerini ortadan kaldırmaya çalışıyor. Bu reçete ile hasta
eczaneye giderek, ilaç satın alıyor. Farmoseptik şirket, reçeteyi
hangi doktorun yazdığını tespit ederek ona bonus (komisyon) ödüyor.
Bu şekilde sağlık sektörünün sistem olarak insanların sağlıklı
olmasını işlerine gelmez. İşlerine gelen şey, insanlar uzun yaşasın,
hastalansın ve bol bol ilaç satın alsın.

Bu iki endüstri bir birini besliyor, çünkü hastalıkların çoğu kötü
beslenmeden dolayı meydana geliyor.

Birşeyler değiştirmek çok zor, çünkü bu ülkenin ekonomisini etkiliyor,
vergiler, iş yerleri v.s. Son zamanlarda basında bir çok kez
"McDonald's" ta beslenen bir çok kişi, yedikleri yüzünden kalp-damar
rahatsızlıklarını yaşadıklarını gerekçesiyle tazminat davalarını
açildığını görebiliyoruz. Kalifornia eyeletinde gazlı içeçekler satışa
yasaklandı (tütün ve alkolle eş değer tutuluyor). Kanada'da sağlık
bakanlığı Fast Food restoranlarda kızarmış patates yerine, makarnalı
salatalarla değişmesini tavsiye ediyorlar. İsrail'de ise daha az tuz
kullanılmasını tavsiye ediliyor.
Amerika'nın % 61 aşırı kilo sorununa neden olan ve birbirini
destekleyerek yıllık 2,5 Trilyon ciro yapan bu iki sektörün
alternativi olarak, yeni ekonomi sektörü doğuyor.

Aşırı kilo sorunu olmayan Amerika'nın diğer % 39'zu, 40 - 55
yaşlarında olup, ilerde sağlık sorunlarla karşılaşmamak için, bugün
önlemini almak istiyen insanlardır. Daha sonra yaşlanmaya karşı koymak
için daha fazla para harciyacaklar. Bu tur insanlar spor salonlara
gider, ihtiyaçları olan vitamin ve mineral kompleksleri kullanıyorlar,
bir de sağlık durumu koruyan bitkisel gıda katkıları ile
ilgileniyorlar.

Pol Pilzer'in Los-Angeles'te yaptığı konuşmanın bir kısmı :
"Söz konusu sorunu 6 yıldır araştırıyorum ve şunu kesin olarak
söyleyebilrim ki, bu tıbbi veya biyolojik bi sorun değildir, bu bir
ekonomi sorunudur. Amerikalıların % 61 aşırı kilo (aşırı kilo -
normal kilodan en az 15 kg. fazla ) sorunu yaşıyorlar, bunların %
27'si klinik obez (bu kadar kilo hayati tehlike demek). Şu an Amerika
sağlık durumuna göre üçünçü dünya ülkeleriyla kıyaslanabilir. Bunun
için XX yüzyılın 80'li yılları hatırlamamız yeterli olur. O zaman ABD
halkının % 30 aşırı kilo sorunu yaşıyorlardı ve bunların % 13 klinik.
30 yıl önce sosyal oluşumunuz, toplumdaki statüsünüzü belirtiyordu,
oysa artık değil. Bugün birşeyleri başarmak için sosyal oluşumunuz
değil, sağlıklı ve çekici bir insan imajı gerekiyor. Atletik bir
vücuda sahip olmak prestij meselesi oldu. Şişman insanlar fakir
toplumu simgeliyor, hazır gıda (fast food) bu konuda kendi işini
yapıyor."
İstatistikler :
İngirtere : halkın % 60 - aşırı kilo, % 30 klinik obez
Rusiya : halkın % 50 - aşırı kilo
Benzer durum Almanya, Çin, Brazilya'da ve diğer ülkelerde
görünmektedir.
Japonya'da bir kaç yıl öncesiyle kıyasladığınızda aşırı kilo sorunu
olan insanlar iki kat arttı.
Söz konusu istatistikler, bu insanların çoğu 25 - 30 yaşında olduğunu
gösteriyor.
Aşırı kilo sorunu olanlar kendilerini iyi bir iş, iyi bir hayat
arkadaşı bulamiyorlar.

Fast food hakkında :
Mass-Marketing kanunları diyor ki, yeni müşteri aramaktan ise, daha
fazla ürün var olan müştirilere satmak daha kolaydır. Cipsolar,
gamburgerler, kalorili içiçekler, bu ürünlerin %90'nı halkın % 10-20
'si satın alıyor. İnsanlar % 20 daha fazla akilo alınca, % 40 oranında
daha fazla "fast food" ürünleri kullanıyor. Bu da sonsuz bir döngüye
dönüyor. Tüm bunlar "fast food" üretimini yapanlar tarafından
hesaplandı. Bir, iki veya üç muz yiyebilirsiniz. Ayni şeyı elma ve
portakal hakkında da söyleyebiliriz. Tokluk hissi geldiğinde daha
fazla yemek istemiyoruz. Oysa cipsolar kimyasal olarak değiştirildi
için, onlarla doymak mümkün değil. Sürekli yemek istiyorsunuz. Böyle
bir yaklaşımı tütün üreticileri buldular.

Biyolojik-tıp sonuçları :
Gıda ürünlerini üreten şirketlerinin başında olan insanlar, tıp
şirketlerinin başında olanlarıyla kıyaslandığında, ufak çocuklar gibi.
ABD'de yılda harcanan 10 trilyon dolardan 1 trilyon gıda sektöründe
harcanıyor, oysa ilaçlar için 1,5 trilyon dolar harcanıyor. Şu andaki
tıp hastalıkların belirtileri iyileştiriyor, hastalığa neden olan
sevebleri değil. Yüz yıl önce tıp çok farklıydı. Aile hekimleri vardı,
sizin ve aileniz hakkında herşeyı biliyorlardı. Şimdi ise,
hastalıkların belirtilerini iyileştirmek ekonomi açisından daha
uygundur. Geleneksel tıpbı ve doktorları suçluyamiyoruz, onlar sadece
iyi bir gelir elde etmek için en uygun yatırımı bulmaya çalışıyorlar.
İnsanların uzun yaşayıp, çok kez hastalanarak onlara başvurmaları
istiyorlar.

Sağlık sigortaların sistemi :
Sağlık sigortaları iş veren tarafından ödeniyor. Eskiden insanlar tüm
hayatını bir yerde çalışarak geçeriyorlardı. Şimdi ise, ortalama 1,4
yıl. İş veren neden sizin sağlık sigortanızı ödesin ki, onon için
15-20 yıl çalışmıyacaksınız ki. En kolay yolu, sizi bir başka
şirketlere yollamak ve unutmaktır. 20 yıl içinde "fast food"
ürünleriyle beslenerek işe yaramaz haline geliyorsunuz.

Mega-potansiyelin doğuşu :
Kendi kendime hep sorardım, neden Güney Kaliforniya'da ABD'nın diğer
eyaletlere göre daha az şışman insan var? ama hepimiz biliyoruz ki,
Güney Kaliforniya'da oturanlar varlıklı insanlardır. Bu tür insanlar
sağlıklarına dikkat ederek herşeyı yiyemiyorlar. Gıda sektörü bize çok
kötü sonuçlar gösteriyor.
XX yüzyılın 80'li yıllarında "sağlıklı yaşam biçimi" (Wellness
Industry) doğdu. Buraya kozmetoliji, estetik ceyrahi, çeşitli vitamin
üretimi ve yaşlanma etkisini yavaşlatan bir sürü yöntem ve teknoloji.
O yıllarda bu endüstri de 15-20 milyar dolarlık bir ciro yapılıyordu.
Şimdi ise, 200 milyar. 2010 yılında bu endüstride 1 trilyon dolarık
endüstri haline gelecek. "Sıradaki Trilyon" kitabımda bundan
bahsetim.
20 yıl önce her evde bir kişisel bilgisayarın olacağına inanmiyorduk.
80'li yıllardan 90'lı yıllara kadar (hi-tech) endüstrisi yükseldi.
Buna iletişim, internet v.s. Bundan sonra ise, paraların önemli kısmı
yeni endüstiye akacaktır, Wellness endüstrisi.

Baby-Boom :
Neden 1 trilyon dolara çıkacağız?
İkinci dünya savaşından sonra, evlerine dönen bir çok erkek oldu,
bundan dolayı de Avrupa'da ve ABD'de doğum patlaması oluştu. (Baby-
boom) devri başladı. 1946 ile 1966 arasında doğan insanlar. Sayıları,
gelişmiş ülkelerin % 28'sini oluşturdu. Gereken tecrübe, kişisel statü
ve bazı başarılar yüzünden tüm dünya paralarının % 50'sine sahipler.
1974 yıllında İnglizce dilinde "Retro" anlamı oluştu - araba, müzik,
giyim fasonları ve diğerleri 50'li yıllarında olan stili devam
ettiriyorlar. Neyi satın alıyoruz? Bize çocukluğumuzu ve gençliğimizi
hatırlatan şeyleri. Son zamanlara kadar insanlar eski otomobillere 5
trilyon dolar harciyorlardı. Nostalji ağır basıyordu. Daha uzun
yaşamak ve daha çekici görünmek isteriz, ayni gençliğimizdeki gibi.

Talep ve teklif :
Eskiden "talep" ve "teklif" gibi kavramlar vardı. Şimid ise herşey
değişiyor, bu kavramlara bir de "kalite" kavramı eklendi.
Eskiden çocuklarımız yüksek okulu bitirmelerini isterdik. Şimdi ise,
kaliteli bir eğitim almalarını istiyoruz.

10 adet takım elbisesi olan biri artık takım elbiseye ihtiyaci yok
anlamına gelmez, sadece 200 $'lık takım değil, 600 $'lık takım ister.
Çoğunluk kaliteye yer veriyor.

60-70'li yıllarının Japon elektronik endüstrisini hatırlayalım. SONY
ürünleri o zaman en ucuz ürünlerdi. İşte bu yüzden Japonya dışında
bile bu firmanın ürünlerine raslayabilirdiniz. Ardından SONY yetkileri
"bu şekilde devam edemez..." diyerek kaliteli ürünler üretmeye
başladı.

Eskiden talep miktarlarla belirleniyordu, şimdi ise kaliteyle.
Çoğu kez satınalmaya hazır olduğumuz ve istediğimiz kaliteyı
bulamiyoruz.

Kişisel bilgisayarımızı bazen yılda bir kaç kez değiştiririz. Çok
çabuk eskidi diye mı? Hayır, daha fazlasını ve daha yenisini isteriz.
Gerçek şu ki, bilgisayarlar üç ay içinde diğil daha hızlı bir şekilde
eskiyorlar.

Eskiden insanlar masa veya sandalya alıp bunları 20 yıl
kullanıyorlardı. Bizler ise - değiştik. Zamanı daraltıyoruz.
Sabırsızlıkla sonuçları bekliyoruz. XX yüzyılda hiç kimse daha güzel
ve daha genç görünmek için para harçamiyordu.

Geleneksel tıp ne durumda?
Xlll - XlX yüzyıllar arasında Britanya deniz piyadelerin % 50'si
vitamin eksikliği yüzünden ölüyorlardı. Dikkat edin, savaşta değil,
vitamin eksikliği yüzünden. Ve bu bir sorun olarak
değerlendirilemiyordu! Sadece XlX yüzyıllın ortasında askrlere meyve
suyu verilmeye başlandı. Bunun sonuçunda diniz piyadelerin verimliliği
2 kat arttı. Nihayet komutanlar askerlerin sağlığını düşünmeye
başladı.

"Tamam, herşeyı çok iyi anlatıyorsunuz, neden o zaman doktorum bana bu
besin katkıları kullanmamı önermiyor?" diye düşünüyor olabilirsiniz.
Doktorlar bunu yapamazlar. Neden mı? Doktorlar ne olduğunu
bildiklerini verebiliyorlar. Bir adım sola bir adım sağa yaptığı
zaman, etki-tepki zincirinin bağlantısını kaybedip, kendilerini
diskonfor falinde hissediyorlar. 150 yıl önce ABD tıpbı doğal
yöntemiyle iyileştirmekten vazgeçti. Neden mı? Çünkü "bunun nasıl
çalıştığını" tarif edemiyorlardı. Oysa hapların çalışma mantığı daha
basit. Örneğin, bir hap belli bir zaman diliminde şu kadar bakteri
öldüriyor diyebilirler. Doktor bunu anlayabiliyor. Peki bitkiler, veya
diğer doğal ürünler? Bu artık mikro biyoloji alanına giriyor.
Doktorlar bu konuda hiç eğitim almamışlar. Trilyonlarça molekül
birleşimi. Doktor bunların çalışma mantığını değil, isimlerini bile
aklında tutamaz.

XX yüzyılda pazara hızla yeni ürünler ve hizmetler sunulmaya başlandı.
Yat, araba veya bilgisayar arasında önem sırasına göre sağlık en önde
gidenlerdendir. Bu her insanın ihtiyaci olan şey. Hepimizin
yenilenmesi gerekiyor. Ve bunu huçre seviyesinde yapmalıyız.


--
Subscription settings: http://groups.google.com/group/vision-international-people-group-/subscribe?hl=tr
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages