OKTAY SİNANOĞLU KİMDİR?
Oktay Sinanoğlu 1962 yılında 26 yaşında Yale
Üniversitesinde profesör olmuştur, dünyanın en genç yaşta profesörlük ünvanına
sahip olan kişisidir. Aynı zamanda dünyanın çeşitli ülkelerinde iki defa Nobel'e
aday gösterilmiştir. Dünyanın bir çok ülkesinde başta Alfred Sloan ödülü olmak
üzere, Aleksander von Humboldt Bilim ödülü, TÜBİTAK Bilim ödülü, İLESAM Üstün
Hizmet Ödülü v.b gibi bir çok ödülün sahibi olmuştur. 1964 yılında Yale
Üniversitesinde ikinci kürsüsüne atanmıştır. Dünyada "Türk Aynştaynı" diye
tanınmaktadır. 250 kadar uluslararası bilimsel yayını, bilim kuramları, çeşitli
dillere çevrilmiş birçok kitabı vardır. Türkiye'de bilim adamlığından çok
Türkçe'ye verdiği önemle anılmaktadır... "Bye – Bye Türkçe" başlıca eseridir.
OKTAY SİNANOĞLU VE DOĞU PERİNÇEK İŞBİRLİĞİ
(Aşağıda görülen resimler, Doğu
Perinçek'in 1991 yılında Bekaa'daki PKK kampını ziyareti esnasında çekilmiştir.
Elele tutuştuğu kişi de Abdullah Öcalan'dır... Resimlerin tamamını görmek
isterseniz buraya dokunun)
Perinçek
ve Sinanoğlu'nun ilişkisini bilmeyen kalmadı artık. Perinçek ve ADD (Atatürkçü
Düşünce Derneği)'nin sahte Atatürkçü üyeleri ile konferanstan konferansa koşan
Sinanoğlu daha sonra da Perinçek ve İşçi Partisinin siyasi yayın organı olan
"Yeni Aydınlık Dergisi" isimli paçavrada köşe yazıları yazmaya başladı. Ayrıca
yine İşçi Partisinin bir yayın organı olan "Ulusal Kanal"ın hemen hemen bütün
programlarında boy gösterdi. 3 Kasım Seçimleri öncesi Sinanoğlu ve ablası
sanatçı Esin Avşar katıldıkları bütün toplantı ve programlarda İşçi Partisi'nin
reklamını yapıp oy ve taraftar toplamaya çalıştılar. Aynı zamanda Sinanoğlu'nun
Yeni Aydınlık Dergisinde köşe yazıları yazmaya başlamasıyla dergi satışları
ikiye katlandı bir anlamda ekonomik olarak da İşçi Partisine çok fazla yardımda
bulunmuş oldu. "Türkçe Eğitim"i kendine alet ederek her ortamda ulusalcılıktan
(Ulus – ulusçuluk sol kesimin kullandığı bir terim olup, aynı sınırları paylaşan
bireylerin tamamını karşılar ve kesinlikle millet ve milliyetçilik terimlerini
karşılamaz), milli hükümetten, milli ekonomiden (buradaki milli kelimeleri
sadece ekonomi alanında milli olmayı kapsamaktadır) bahsederek bilinçli bir
propaganda ile İşçi Partisi ve Perinçek'in iktidara talip olduğu parti
programını anlattı insanlara... İşçi Partisinin önceki seçimlerde 0.2 olan oy
oranının son seçimde 0.5'e yükseltmesinde Oktay Sinanoğlu'nun etkisi gerçekten
büyüktür...
OKTAY SİNANOĞLU TÜRKÇÜ MÜ? TÜRKÇECİ Mİ?
Oktay
Sinanoğlu'nun iyi bir bilim adamı ve iyi bir Türkçeci olduğu konusunda hemen
herkes hemfikirdir. Lâkin Türkçeci olmasının dışında aynı zamanda milliyetçi ve
Türkçü müdür? İşte konu buraya geldiği zaman fikirler ayrılmaktadır. Bazı
milliyetçi ve Türkçü geçinen çevreler Oktay Sinanoğlu'nun "Yaşayan En Büyük
Türkçü" olduğunu iddia etmektedirler. Bu iddialarını destekleyici birkaç örnek
sunmaları istendiğinde ise Türkçeciliği dışında hiçbir örnek veremezler.
İstedikleri kadar araştırsınlar, Sinanoğlu'nun Türkçülük için yaptığı herhangi
birşeyi zaten bulamazlar. Oktay Sinanoğlu sadece bir Türkçecidir, Türkçülük ile
uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur çünkü su katılmamış bir solcudur.
Atilla İlhan gibi, İlhan Selçuk gibi Türkiye'de "Ulusal Sol" denen türedi fikri
oluşturan kesimin içindedir. Milliyetçiliği ise "sözde" milliyetçilikten ileri
gitmez...
Ülkemiz
ne yazık ki anlam kargaşalarının sıkça yaşandığı bir yerdir. İnsanlarımızın bir
çoğu araştırmadan, detaya inmeden kulaktan dolma bilgiler ve propagandaların
etkisiyle bazı düşüncelere körü körüne inanıyor. Oktay Sinanoğlu'nun iyi bir
Türkçeci olduğu doğrudur ama Türkçülüğü sadece palavradan ibarettir. Türkçe
konusu ayrı bir konudur... Türkçülerde Türkçe önemli olduğu kadar sol kesimde de
önemlidir. Yabancı dillerin emperyalizmin simgesi olduğunu düşünen sol kesim,
emperyalizme karşı oldukları için yabancı dillere de karşıdırlar. Türkçe
konusundaki ısrarları bu yüzdendir. Düzgün ve yabancı sözcüklerden arınmış
Türkçe konuştukları için Doğu Perinçek, Bülent Ecevit, Mihri Belli nasıl ki
Türkçü olamıyorlarsa, Oktay Sinanoğlu'nun Türkçü olması söz konusu değildir.
Zaten Oktay Sinanoğlu'nun kendi ağzından da "Ben Türkçüyüm" tarzında bir ifade
çıkmamıştır. Ulusalcı olduğunu tekrarlar her ortamda. Ulusalcılık kelimesi ise
kesinlikle milliyetçiliği kapsayan bir ifade olmayıp aynı sınırları paylaşan
bütün herkesi kapsar... Ulusal solcuların birçoğu ulusalcı olduğunu söylerler ve
mümkün olduğunca sol kelimesini kullanmaktan kaçınırlar, amaçları ise hem sağa
hem de sola şirin gözükmektir. Özellikle son seçimler öncesi kızıl zihniyetler
sandıklardaki milliyetçi oyları kapmak için "ulusalcı" görüş takınıp kendilerini
milliyetçi göstermeye çalışmışlardır. Azılı vatan haini Doğu Perinçek bile
ulusalcı olduğunu söyleyip, propaganda yapmıştır. Bazı sözde "Türkçüler" de Doğu
Perinçek'in ulusalcılığını kullanarak hem kendi reklamlarını yapıp, hem de
sinsice "kızıl zihniyetlerin" propagandalarını yapıp, genç beyinleri kandırmaya
çalışmışlardır.
Sonuca ulaşmışlar mıdır? Bazı çevrelerde, okuyup araştırmak yerine duyduklarına
inanmayı seçen insanlar arasında amaçlarına ulaşmışlar. Bu kesimler Oktay
Sinanoğlu'nun da Perinçek'in de Türkçü olduklarını iddia etmektedirler. Ama her
seferinde bu iddiaları çürütülmekte, rezil olmaktadırlar... Bugün Kemalist
Devrimi ve Altı Oku savunan Ulusalcı – Türkçü – Milliyetçi – Militarist
Perinçek'in biraz geçmişine bakalım... 70'li yıllarda TİİKP (Türkiye İhtilalci
İşçi Köylü Partisi) Davası sırasında yargılandıklarında mahkeme heyetine tam
anlamıyla anti-kemalist, anti-milliyetçi, anti-ulusalcı hatta tamamıyla kürtçü
bir ideolojik görüş çerçevesinde hazırlanmış bir savunma veren, 80'li yılların
sonunda ve 90'lı yılların başında da Ordu karşıtı olan, TSK'yi ve generalleri
faşist militaristler olarak adlandıran ve yayınladıkları dergilerinde TSK
mensuplarını boy hedefi haline getiren, "Bağımsız Kürdistan" fikrini ve kürtçü
hareketleri en çok destekleyen, PKK'nin Bekaa Vadisindeki kamplarına gidip,
terörist başının ve onun uşaklarının ellerini sıkan, onlara çiçek uzatan, PKK'ye
siyasal anlamda işbirliği teklif eden, hatta partinin doğu illerindeki ilçe
teşkilatlarına parti bayrağının yanına PKK bayrağı asılması talimatını veren ve
PKK'ye silah ve para yardımı yaptığı gerekçesiyle cezaevine giren de yine aynı
Doğu Perinçek'ti...
Bu örnekler Doğu Perinçek'in nasıl bir vatan haini olduğunu bize
kanıtlamaktadır. Bir önceki seçimlere kadar kürtçülük bayrağını en önde taşıyıp,
kimselere bırakmayan Doğu Perinçek sandıkta hüsrana uğradığı kürtlere onca
yalakalık yaptığı halde beklediği oyu alamadığı için taraf değiştirmiş gibi
görünerek en ateşli milliyetçilerden bile daha fazla milliyetçi olduğunu
göstermek için Türk insanlarına ve TSK'ye yapmadığı yalakalık kalmamıştır. 3
Kasım öncesine kadar bulunduğu her ortamda milliyetçi nutuklar atmıştır... tabii
ki yutana... 3 Kasım sonrası sonuç yine değişmemiştir, sonuç hüsran...
Türkiye'deki bir numaralı vatan haini olan katil Apo köpeğine bile oy için
yalakalık yapan, elli bin tane takla atan sahtekar ve azılı vatan haini Doğu
Perinçek'in birkaç yıl içinde Türkçü – Milliyetçi olduğuna inanılır mı? En cahil
insan bile buna inanmazken, genç yaşında profesörlük unvanı alan, iki tane kürsü
sahibi olan Oktay Sinanoğlu buna inanarak mı onun yanında olmuştur? Kendini Türk
Aynştayn olarak gören, IQ'su yüksek bir profesör madem bu kadar milliyetçi o
zaman nasıl oluyor da böyle bir vatan hainin yanında olabiliyor, onun başkanı
olduğu bir partinin propagandasını yapıyor? Çünkü kendisi de o hainin yoldaşı,
aynı fikirleri taşıyorlar, aynı görüşe inanıyorlar...
Doğu Perinçek'in yaptığı hainlikler neticesinde Türkçü –Milliyetçi olması nasıl
söz konusu bile değilse onun yoldaşlarının da Türkçü – Milliyetçi olması söz
konusu değildir. Oktay Sinanoğlu da Doğu Perinçek'in hain yoldaşlarından
biridir...
Ayrıca Oktay Sinanoğlu'nun kendi ağzından çıkan milliyetçilik tanımına göre "
Bir millete mensup olmak ırk genleri ile değil, kültür genleri ile mümkündür"
... Türkçülükte ise Milleti oluşturan faktör gen ve kan unsudur. Bugün esaret
altına kültürünü, dilini kaybetmiş olan bir Türk taşıdığı genler ve damarında
dolaşan kanı sayesinde Türk milletinin bir mensubudur. Ama bir Türk'le aynı
kültürel çevrede yetişmiş, aynı dili konuşan hatta asimile olmuş ve kendini Türk
gibi hisseden bir etnik özürlü ise asla Türk milletinin bir mensubu olamaz...
Kültürü, dili, inancı ne olursa olsun 300 milyonluk Turan Coğrafyasını oluşturan
ve bizi tek bir millet haline getiren tek unsur taşıdığımız genlerimiz ve
damarlarımızda dolaşan kanımızdır. Genleri ve kanı hiçe sayarak kendi kafasınca
millet tanımı yapan Oktay Sinanoğlu'nun bazı çevrelerce Türkçü gösterilmesi
sadece içi boş bir balondan ibarettir. Türkçü olmadığı gibi bizlere göre de
haindir.... Perinçek ne kadar hain ise yoldaşları da onun kadar haindir...
Türkçe'ye karşı tavizsiz olması, iyi bir Türkçeci olması da HAİNLİĞİNİ
değiştirmez...
http://www.nihalatsiz.org/oktay_sinanoglu.htm
A L M I L A--
We are in the world as words are in a book. Each generation is like a line, a phrase...
Dünyada, bir kitabın içerisindeki sözcükler gibiyiz. Her nesil bir satır, bir cümle misali…