Oğuz KAAN
unread,Oct 4, 2010, 9:55:33 AM10/4/10Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Vata...@googlegroups.com
Avcı ve madalyonun iki yüzü
Bana göre, "Bir kitap yazdı; Fethullahçıların hedefi oldu ve hapse girdi" iddiası, madalyonun sadece tek yüzü.
Kitap yayınlanmadan önce, Hanefi Avcı, Necdet Kılıç'la arkadaşlığı dolayısıyla, Devrimci Karargâh örgütünü dinleyenlere takıldı. Savcının üzerinde durduğu iki görüşmeden biri, Avcı'nın Kılıç'a, "Dinleme kararından bahsederek dosya numarası vermesi ve onu uyarması." Diğeri ise şu ilginç konuşma: "KILIÇ: Abi sana telefon ettiğim ankesöre aynı adam girdi. Elinde cep telefonu var. Gözlüklü, hafiften sakallı. AVCI: Hangi numarayı aradığını öğrenmeye çalışıyordur. Peşindeki polisin fotoğrafını çek."
Bu bilgiler ışığı altında, madalyonun diğer yüzü açığa çıkıyor: Avcı,
kitabı yazdığı için hedef olmadı. Devrimci Karargâh örgütüyle irtibatına
ilişkin bazı bulguların aleyhine kullanılabileceğini anladığı için,
-kamuoyundan destek bulmak ve kendini "kurban" gibi göstermek
amacıyla- kitabı yazdı. Destek bulmak için, poliste ve adliyede
Fethullahçı örgütlenmeden söz etmeliydi; bunu yaptı.
Kendisini muhtemelen -iddia ettiği gibi- "Fethullahçı" diye
bilinen bir emniyet mensubu dinletmişti. Bunda, şahsi bir garez ya da
rekabet olabilirdi. (Yani, sırf Hanefi Avcı'ya ulaşmak maksadıyla tezgâh
kurulmuş, Necdet Kılıç, Devrimci Karargâh örgütü üyesi gibi gösterilmiş
olabilirdi.) Ya da, rutin bir işlem söz konusuydu. Devrimci Karargâh
örgütü üyesi olduğu düşünülen Necdet Kılıç takibe alınmış, onunla
irtibatlı görülen başka telefon numaraları kayda girmişti. Dinlenilen
Hanefi Avcı değil, Necdet Kılıç'tı.
Dedim ya; iki iddia da doğru olabilir: 1) Kişisel garez ya da rekabet.
2) İhbar üzerine başlatılan teknik takip neticesinde tesadüfen Hanefi
Avcı'ya ulaşılması.
Burada yanlış olan, Avcı'nın, kamuoyunda destek bulmak ve kendini
savunmak gibi içgüdülerle, sadece haksızlık yapan ya da yapanlara
yönelmek yerine, Fethullah Gülen cemaatini "Devlet içinde devlet" gibi göstermesi. Toptancı bir bakış açısıyla, herkesi suçlaması. Sakarya, Ankara ve İstanbul Emniyeti'nde önde gelen isimlere, (Sakarya'da
Emniyet Müdürü Faruk Ünsal'a, Ankara'da Emniyet Genel Müdürü Orhan
Özdemir'e, Genel Müdür yardımcıları Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü'ye,
KOM'dan sorumlu Emniyet Genel Müdür yardımcısı Emin Aslan'a) karşı
yapılan operasyonların tümünü, İstihbarat Dairesi ve KOM'u ele geçirmek
isteyen Fethullahçıların tertibi gibi takdim etmesi. Soruşturmaları
yürüten farklı illerin savcılarına da, (Mehmet Berk, Fatih Genç, Cemil Tuğtekin, Kadir Altınışık), "Fethullahçı" yaftası yapıştırması.
O zaman sormazlar mı, 2003'ten beri, Kaçakçılık Organize Suçlarla
Mücadele Başkanlığı, Edirne ve Eskişehir emniyet müdürlükleri gibi üst
düzey makamlarda bulundunuz da, dinlenildiğinizi anlayana kadar, bugün
çok önemli bir örgüt diye takdim ettiğiniz "Fethullahçılar" hakkında, niçin hiçbir soruşturma açmadınız, açtırmadınız?
Nazlı ILICAK