Kerim DEMİR
unread,Aug 9, 2010, 2:13:38 PM8/9/10Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to Vata...@googlegroups.com
Nerede hata yaptı
Fatih Çekirge-Hürriyet
GÖSTERMELİK OLAN: Anayasa’ya göre TSK’nın komuta kademesini yürütme onaylar. Yani belirler...
GERÇEK: Son 30 yıl içinde TSK içindeki tüm tayin ve terfiler yürütmenin
yani hükümetlerin inisiyatifi dışında gerçekleşmiştir. Özal’ın iki
önemli operasyonu dışında bu böyle olmuştur. (Org. Necdet Üruğ ve Org.
Necip Torumtay olayları...)
GÖSTERMELİK OLAN: Milli Savunma Bakanı
terfileri Başbakan’a sunar. Başbakan inceler-imzalar ya da imzalamaz. Ve
Cumhurbaşkanına onay için götürülür... Cumhurbaşkanı da inceler onaylar
ya da geri çevirir.
GERÇEK: Genelkurmay Başkanı kuvvet komutanlarını
belirler. Başbakan ve Cumhurbaşkanı da altına imzaları atar... YAŞ
toplantıları daha çok bir tören şeklindedir. Toplantı başlamadan üst
kademe için zaten imzalar atılmış, onaylar verilmiştir. Anıtkabir’e
gidilir. Köşk’te akşam yemeği verilir.
GÖSTERMELİK OLAN: Org. Başbuğ her defasında “Ordu demokrasiye, seçilmiş Hükümet’e bağlıdır” demiştir...
GERÇEK:
Org. Başbuğ, son krizde, seçilmiş sivil iradenin, yani yürütmenin
genelkurmay başkanı gibi değil, sanki millet iradesinden bağımsız başka
bir gücün temsilcisi gibi davranmıştır.
Hata buradadır.
Teamül diye meşrulaştırılmaya çalışılan “kör alışkanlık” işte budur...
Çünkü “TSK Hükümet’in emrindedir” sözü bugüne kadarki terfilerde işlememiştir...
Böylece komutanlar kendi aralarında bir hiyerarşik denge kurmuşlardır...
Bu denge, “Siyaseti askere bulaştırmayın. Onların kendi iç düzeni var” sözüyle karşılanmıştır...
Ama
bu durum zamanla ordunun kendisini yürütmenin üzerinde, dışında ya da
denetiminin ötesinde görmesini sağlayan bir psikolojiye neden
olmuştur...
Bu kısa özetten sonra bugüne bakabiliriz...
Hükümet açıkça şunu söylemiştir:
“Ortada
iddialar var... AK Parti’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı’nın hazırladığı dosyada bazı haberler yer almıştır. Bu
haberlerin bir bölümü Org. Hasan Iğsız’ın Genelkurmay ikinci başkanlığı
sırasında kurdurttuğu bazı internet sitelerinden alınmıştır... Bu kişi
Kara Kuvvetleri Komutanı olamaz...”
Aslına bakarsanız, Anayasa’ya göre hükümetlerin böyle bir gerekçe sunmasına bile gerek yoktur...
Bu nedenle iddiaları bir kenara bile bıraksak, hükümet bu inisiyatifi gerekçesiz de kullanabilir...
Ama
anlaşılan o ki; hükümet durumu Org. Başbuğ’a önceden iletmiş... Ve bu
çekince Org. Başbuğ tarafından uzun süre askıda bırakılmıştır...
Şimdi asıl meseleye gelelim...
Org. Başbuğ, hükümetten gelen bu talebi son dakikaya kadar elinde tuttuğu için olay YAŞ toplantısı sırasında krize dönüşmüştür.
Bu bir hatadır...
Peki Org. Başbuğ ne yapmalıydı?
1) Ya komutanlarına dönüp, “Hükümet Iğsız Paşa’yı istemiyor. Anayasal hakkıdır” diyecekti...
Ya da:
2) Eğer ikna edici bir formül bulamadıysa istifa edecekti...
İkisini de yapmadı. Sorunu ortaya bıraktı. Bu nedenle KKK olması gereken Org. Atila Işık istifa etmek zorunda kaldı...
İşte hata buradadır.
Her
basın toplantısında, “TSK demokrasiye ve parlamenter rejime bağlıdır”
dedikten sonra bu direncin gösterilmesi inandırıcılıktan uzaktır...
3)
Ayrıca ister CHP olsun ister Türkiye Komünist Partisi ya da BDP. Kim
olursa olsun, eğer seçilmiş bir hükümetse, TSK Anayasal yapıya uymak
zorundadır...
Öğrenilmesi gereken ise şudur:
Asıl komutanlık
“Silah arkadaşlarına olan duygusal bağlılıktan” değil, parlamentoya ve
demokrasiye olan bağlılıktan geçmelidir...
Şimdi “Kardeşim sen hangi ülkede yaşıyorsun. Askeri de kuşatıyorlar” diye başlayan ağır eleştirileri duyar gibi oluyorum...
Aynı
eleştirileri, “BDP bu Meclis’in Anayasal partisidir. Açılım ya da Kürt
meselesi onlarla da konuşulmalı” diye yazdığımda da duymuştum...
(Ayrıca hükümet açılım konusunda BDP’yi dışlayarak hata yapmıştır.)
Evet; artık şu gerçeği görmeliyiz:
Eğer demokrasiye inanacaksak;
Artık, “O partiye ya da şu partiye göre demokrasi olmaz” diyeceğiz.
Millet iradesine saygı duyacağız. Halka güveneceğiz...
İster kızın, ister bağırın demokrasinin başka yolu yok..
Çünkü demokrasi kalıcı, siyasi iktidarlar geçicidir...