Fwd: <NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE>Sayın"Ön-Türk Tarihi Araştırmacısı Haluk TARCAN: Türkçeyi yeni bir dil ailesinde...

5 views
Skip to first unread message

Hulan Türk

unread,
Jun 17, 2009, 4:25:19 PM6/17/09
to


---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: Aydogan Kekevi <dog.k...@t-online.de>
Konu: <NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE> Haluk TARCAN: Türkçeyi yeni bir dil ailesinde...
Kime:


Sevgili Haluk TARCAN dostumuzdan gelen iletideki iki ayrı yazıyı birleştirerek ilgilerinize sunuyor; kendisine teşekkür ederek, verimli aydınlatıcı  çalışmalarının devamını diliyorum.

Aydoğan KEKEVİ 17.06.09

 

ZORUNLU BİR  NOT:

Şu veya bu derginin Sn.Haluk TARCAN’ın yazılarını yayınlayıp yayınlamaması onların bileceği iştir ama ben şahsen sayın Haluk TARCAN’ın yazılarını dağıtmaktan onur duyduğumun bilinmesini isterim.

Bundan 15 yıl kadar önce de Sn.Tarcan’ın “Ön-Türkler”le ilgili ilk yazıları Milliyet’in “Pencere”sinde  yayınlandığında  ne alaycı yorumlar okumuştuk.

Ve ben tüm o alaycı “bilimciler”e rağmen Haluk Beyin yılmamasını, yazılarının devamını dilemiştim.  

Bugün gelinen nokta ise o alay edenleri değil ama en başta Sayın Kazım MİRŞAN ve Sayın Haluk TARCAN  olmak üzere Türk Tarihi’nin üstüne Atatürkçü bir tarih anlayışı ile giderek TÜRK TARİHİ’ni yabancı boyunduruğundan kurtarma çabası içinde olanları haklı çıkarmıştır.

Bu arada üzülerek belirtmek isterim ki Atatürk’ün bu tür çalışmaları yapsın yürütsün; yapanlara destek olsun diye kurup görevlendirdiği TTK oldukça pasif bir konumda kalmış; bu çalışmaları doğrudan ”desteklemek”,  “sahip çıkmak” bir yana, en azından bulguların “doğruluğu yanlışlığı” konusunda toplumumuzu aydınlatabilmek amacıyla  çalışmalara “gözlemci” olarak katılmak iradesini bile göstermemiş,  gösterememiştir.

Şimdiye kadar bu yönde yapılan tüm çalışmalar özel ve özverili bireysel çabalar olarak yapılmıştır.

Yanılıyor olmayı dilediğim acı tahminim odur ki başta TTK olmak üzere konuyla ilgilenmesi gereken kurumlarımız bu “Ön-Türk Çalışma” ve “Bulgular”ına destek vermek için de  yabancı tarihçilerin onaylamasını beklemektedirler..

* * *

Tüm olumsuzluklara rağmen yılmadan usanmadan, inandıkları doğrultudan ödün vermeden giderek tarihimizdeki  bilinmezleri bilinir kılan”; bir çok karanlık noktayı aydınlığa kavuşturan tüm Ön-Türkçülere selam olsun!

Aydoğan KEKEVİ 17.06.09

 

Haluk Bey’in site adresi:

http://www.haluktarcan.com/

 

* * * * * * * * * * * * * *

----- Original Message -----

From: Tarcan haluk

Cc: ........................

Sent: Wednesday, June 17, 2009 12:36 PM

Subject: E-posta gönderiliyor: TÜRKÇEYİ YENİ BİR DİL AİLESİNDE TANIMLAMALIYIZ

 

Saygılarla sunulur

halûk tarcan

 

* * *  

Aşağıdaki yazıyı, Aydınlık dergisine göndermiştim. Ulusal değerde pek çok soruna ışık tutan bu değerli derginin bu bilimsel seviyede yapılan tartışmalara verdiğim yanıtlarımı yayımlamakta tereddüt etmeyeceğini sanmıştım ; Yanılmış olduğumu üzüntülerimle bildiririm.

 

TÜRKÇEYİ YENİ BİR DİL AİLESİNDE TANIMLAMALIYIZ

 

Tanınmış ve değerli araştırmacılarımızın bu başlık altında derginizin 30 mayıs 2009 tarihli sayısının 50’nci sahifesinde yayımlanan bilgilerinden mutluluk duyduk.

Ancak, takıldığım  bazı noktalara açıklık getirmek, Türk kültürünün bilinmeyen ya da bilinmek istenmeyen kökenlerine dikkatleri çekmek görevimi de yerine getirmek isterim..

 

Sayın Muazzez İlmiye Çığ hocamız,  Sümerce için, “… genel kanaate göre, Ural-Altay dil ailesine girebilir, fakat

·     Batılılar bu dilin hiç bir dile benzemediğni söylüyor…” demektedir.

Yanıtım :

Batılıların, tarihin, hattâ zamanın  derinliklerindeki Türk kültürü konusunda konuşabilmeleri için önce, Urkun’da(Orhun anıtlarında) sona eren Ön-Türkçe’yi bilmeleri gerekir ;

Sanskrit, Grek ve Lâtin dilleri ve Batı dünya görüşü ile Türk kültürü hakkında hüküm verecek güce sahip olamazlar : Türk Kültürü, Doğduğu yerde Doğduğu dilde araştırılır.

Sanırım, Sümerce ile Bask’ça arasında bir bağlantı kurulabilir.Ama, bu bağlantıyı kurmak için de Ön-Türkçe’yi ve Ön-Türk  yazısını okuyabilmek gerekir.

Sümerce ile Türkçe’nin ayrı diller olduğunu iddia eden sn. Osman Nedim Tuna’nın bu bilgiye sahip olup olmadığını bilmiyorum.

 

 

Çok değerli ve gerçekten çok çalışkan Sn. Doçent İsmail Doğan’ın konuşması “Akrabalığı kesinleşen dil ailesi Hint-Avrupa” cümlesiyle başlıyor .

Yanıtım :

Centre National de la Recherce Scientifique –Paris Bilimsel Ulusal Araştırma Merkezi)nin

·     Eylül 2000, 386 numaralı bülteninin 8’nci sahifesinde, “artık Hint-Avrupa Dil ailesini yalanlama zamanı gelmiştir”, kaydı ile bunun bilimsel değerini yitirmiş olduğu ortaya konmuştur

Kembriç’ten Colin Renfrew, Stanford üniversitesinden Cavalli-Sforza ve devamında Greenberg, Ruhlen vb… arkeolog, genetikçi ve dilcilerin imzasıyla yayınlanan bültende

“…Dil bilim alanında , dil tipolojisi ve dil sınıflandırması hakkında , yeni hipotezler zarurî olmuştur. XVIII’nci y.yıl sonları ve XIX y.yıl başlarında, dil bilimcilerce ortaya atılan HİNT AVRUPA DİLLERİ karşılaştırmalarını  tamamiyle YALANLAMA ZORUNLUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTIR. Birkaç hipotez, dillerin birkaç üst-aile olarak gruplandırılmasını öngörmektedir.(Avrasyatik, Dene-Kafkas, Nostratik, Nilo-saharien, Kızılderili, Hint-pasifik , Avustrik) böylece , örneğin, Hint-Avrupa grubunun kendisi, Altay grubu dillerle , ayni üst- ailenin dalları olmaktadırlar ki, Fransızca-Türkçe- Mançuca gibi birbirinden farklı diller , bu üst aile içine girmektedir…”

Büyük Hint-Avrupacı G. Dumezil, yaşamının sonunda bu konuda çeşitli şüpheleri nedeniyle, bunun, kitaplıkta çok yazarlı bir roman olarak yer alacağını söylemişti.(Entr.D.Erion, G.Dumezil, Gallimard, Paris,1987)

 

Bu bilgiler ışığında sn. Doç. İsmail Doğan’ın, “bugün akrabalığı kesinleşmiş tek dil ailesinin Hint Avrupa dil ailesi…” olduğunu ileri sürmesi geçersizdir. Görüldüğü gibi Hint-Avrupa dil ailesinin  varlığı yalanlanmıştır.

·     “…Türkçeye en yakın dilin Moğolca olduğu söyleniyor…”ifadesinde de

sn.İ.Doğan’ın büyük bir yanlışlık yaptığını görmekteyiz :

·     söz konusu dil, Moğolca değil, MANÇUCA’dır.

 

Fakat, sn .Doçent İ. Doğan, MAYA diliyle olan akrabalığımızı ortaya çıkarmakla Türk kültürüne büyük hizmette bulunmuş, Kızılderili kültürü konusuna ışık tutmuştur, tebrik ederiz.

 

Sn. Doçent İ. Doğan’ın bir öteki isabetli görüşü vardır : Maya dili ile Baskça arasında bir ilişkinin olacağı doğru bir düşüncedir.

Basklar ile  Lâzlar arasındaki ilişkiyi, CNRS’te halk oyunları ve Aksak tartılardan hareketle ortaya koymuştum…

·     Tümce yapısı, Türkçe’dir. Ve onlar Taklamakan çölünden, AQ-Sipil’den kuraklıktan kaçarak gelmişlerdir. Yazıları ise Karuşti/ Aq-sipil tipidir (K.Mirşan)*. Bunun için ayrı bir makale yazmam gerekmektedir.( Kökenindeki Ön-Türk kültürünü bilmeyen Avrupa Birliği Kitap 2-Halûk Tarcan)*(kale demek olan sipil Grekçe’de Spilo olmuştur-K.Mirşan)

 

İlâve edelim : Büyük dilci G.Duhamel, Keçua dili ile Baskça arasındaki yakın akrabalığı ortaya koymuştu.(D.Erbon / G.Dumezil)

 

RÜNİK YAZI SORUNUNA GELELİM 

RÜN yazısının kökeninin İskandinavya’da olmadığını bilen İsveçli araştırmacılar onu İskandinavya dışında aramışlardır .

İsveç’in büyük araştırmacılarından E.N Tigerstadt  : Bu yazı biçimi

·     Alp geçitlerinde mi

·     Don ırmağı çevresinde mi yoksa

·     Kuzey ülkelerinde mi , sorularına cevap aramıştır ?(E.N.Tigerstadt, Svenska Litteratur, historia s.11 Solna 1971  - A Riza Ergüven).

 

Yanıtlayalım: Alp geçitleri denen yer , QAMUNLAR VADİSİDİR(gravures rupestres. d.Val camonica, D.Riba),Ön-Türklerin yazılarıyla bulunduğu vadidir.Qamunlar İmparator OGÜST zamanında Roma egemenliğine girmişlerdir.(D.Riba)

Sözleri edilen :

·     Don nehri çevresi , Ön-Türkçe adıyla OQ-ARA OY’dur, Burada, Ön-Türk kültürünün varlığından söz etmeyi fazla buluyoruz.

·     Kuzey’den amaç, ORAL’lar ya da, ABAKAN stepleri ise Ön-Türklerin

yurtları olan bu yerlerde Ön-Türk kültürünün varlığı herhalde tartışılmaz.

 

Bir öteki İsveçli araştırmacı Türk dili Doçenti GUNNAR JARRİNG, Svenska Dagbladet Gazetesinin 22.08.1985’te çıkan makalesinde “ Hazarlar ile İskandinavlar arasındaki ilişkilere dayanarak, Rün yazısının kökenini Hazarlara atfetmektedir”.(A.R.Ergüven)

 

Norveç Bilimler Akademisinden SHELL  ARTUN, 12 ekim 1994 tarihli Üniversite Gazetesinde “ RÜN yazısı, Orta Asya kökenlidir, sanıldığı gibi  Alman değildir ve de  bilinen ve düşünülen tarihlerden 2.000(ikibin) yıl daha eskidir “demektedir. (H,Cevizoğlu- tarih Türklerde başlar, C.kabuğu yayınları- 2002)

 

İsveççe’ye gelelim :

Artikller, yani belirtici son ekler Türkçe’de olduğu gibi sona gelir…kapı=dörr

Kapı(y)I = dörr/EN…bir örnek : ãppna dörr/EN för mig…Açınız Kapı(y)I benim için(Ali Rıza Ergüven)

 

Etnolojik öğeler : İsveç tarihinde son kurulan İsveç kentlerinden BİRKA’da 600 Qurganlar(Oq Türklerinin mezarları) i Ön-Türklerdeki Ateş-Kültü, Hint ve Grek sanılan ölü yakma geleneğinin varlığının delilidirler.(Archéolgie Nouvelle no/19)

 

SCANDİNAVİE, adında,  SCAN= ASQAN, Tanrı beldesinde asılı olma …son (V)İE, İYE, “sahip olma, ülke” anlamlarını verir.

 

Nihayet Kâzım Mirşan’ın  GOTLAND yazılarını Ön-Türkçe okumuş olduğunu  kaydedip bu bölümü bitiriyoruz.

 

Sayın araştırmacı yazar Turgay Kürüm için  tekrarlamakta fayda vardır : “Türk Kültürü bu kültürün doğduğu yerde ve doğduğu dilde yapılır”…Ya da bu araştırmaları yapanların yayınları ile, ön-Türkçe ve Ön-Türk yazısını kolayca tanıyacak seviyeye gelinmiş olmalıdır”.

Sn.Kürüm, Batının İhtirasını nakleden Resmî Türk  Tarihine uyarak Hunların tarihini (-300)ler diye vermekte ve RÜN yazısını bu tarihe yükseltmektedir.

·     Hunlar, asıl adlarıyla ON’lar ,Tarihte (-5.000 / beşbin)de yazılarıyla görülmektedirler. Bunu, ON’ların barış teklif eden NOTA’sında okumaktayız.(K.Mirşan)

 

Bir öteki nokta : Sn, Kürüm, Rün yazısı için,

·     “halklar arasında alışveriş”ten söz etmektedir. Şunu da ilâve etmek isterim ki, Türk dilleri konusunda araştırma yapmak için

·      Anadolu Türkçesi yetersizdir,  ya da

·     Batılı yazarların verdikleri bilgiler eksik ya da yanlıştırlar. Çünkü, Bu konuda bilimsel değerde bir karar alabilmek için

·     39 Türkçe veya lehçelerinden en az dört ,beşini bilmek gerekmektedir. Ancak bu şartla Türklerin son yazısı olan Urkun(Orhun) yazısından aşağı binlere inilerek doğru bir sonuca varılabilir.

 

Saygılarla,

Halûk Tarcan    Bilimsel araştırmacı( Centre National de la Recherche Scientifique- Paris)

Mecidiyeköy,  02/06/2009

..............................................................................

 

2.EK YAZI

 

(W) harfı, ÖN-TÜRKÇE’DEKİ İLK DAMGALARDANDIR.

 

VAN adının (W) ile yazılmasından doğan soruna yanıt.

 

(V), İlk insan’ın korku halindeki ağzından dudakların sıkılması sonucu ilk çıkardığı  seslerdendir.

Bunu damga halinde Ön-Türkçe’de görüyoruz.

(W) yani, çifte (V),,UW diye okunur kutsal demektir.Korktuğunun, gazabına uğramamak için onu kutsallaştırmıştır.İşte, İstanbul’da Erenköy yazıtı , tarihi İ.Ö.1980..

·    Sağ başta görülen iki(V) UW diye okunur ve kutsal demektir.

·    Sonra gelen (N) ise damga olduğunda (ON) diye seslendirilir , (HUN) demektir; Orta Asya’daki (ON) orta doğuya geldiğinde HUN halini almıştır.

·    İlk satır UW-ON yani kutsal HUN demektir. (K.Mirşan)

Sonuç : (W) damgasının harf olarak algılanması , bu işi yapanların kökenlerini Orta Asya’da aramaları gerektiğini açığa çıkarır.

Anadolu Tarihi, Batının kendi çıkarlarına göre kaleme almış olduğu Resmî tarihle öğrenilmez, sorunlar bu tarihle çözülemez. Türkçe kelime ve cümlelerin çözümlenmesi için Orta Asya Türkçelerini bilmek gerekir. Hele, kulaktan- (Niyagara-ne yaygara) yoluyla bilim yapılamaz.

Türk cumhuriyetlerinin müşterek alfabesine için (W,Q X) harfleri kabul edilmiştir.

Önemle bildiririm.

 Halûk Tarcan

Mecidiyeköy 11.6.2009

 

 

 

 






--
ANDIMIZ--
TÜRKÜM-DOĞRUYUM-ÇALIŞKANIM-YASAM-KÜÇÜKLERİMİ KORUMAK-BÜYÜKLERİMİ SAYMAK-YURDUMU MİLLETİMİ ÖZÜMDEN ÇOK SEVMEKTİR-ÜLKÜM YÜKSELMEK-İLERİ GİTMEKTİR.
EYYY..BÜYÜK ATATÜRK-AÇTIĞIN YOLDA-GÖSTERDİĞİN HEDEFE-DURMADAN YÜRÜYECEĞİME-
ANT İÇERİM.
VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN-NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...


header.htm
image001.png
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages