TÜRKİYE AİLE MECLİSİ ADALET PLATFORMU
BASIN BÜLTENİ
10.12.2020
Sayı:28
Türkiye AİLE Meclisi ve İYİLİK İnsan Hakları Derneği Başkanı Adem ÇEVİK “İnsan Hakları Günü” dolayısı ile basına aşağıdaki yazılı açıklamayı yaptı:
BM’de 10 Aralık 1948’de “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nin kabul edilmesi nedeniyle, 10 Aralık tarihi bütün dünya ülkelerinde “İnsan Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.
2. Dünya savaşı 1 Eylül 1939’de başladı ve 2 Eylül 1945’de sona erdi. 16 ay sonra da bu bildiriyi yayınladılar.
Daha öncesinde beyaz adam, 300 yıllık geçmişinin ilk yüz yılında bütün Kızılderilileri öldürdü, kara derilileri köleleştirdi, sarı ırkı ise sömürgeleştirdi. Bir yandan bunu yaparken öte yandan kendi aralarında 100 yıl savaşları yaşandı. Ardından dünyaya iki dünya savaşı armağan ettiler. 3. Dünya savaşı ise soğuk savaştı. Soğuk savaş 1947’de, yani İnsan Hakları bildirisi imzalanmadan bir yıl önce başladı ve 1991’de sona erdi. Şimdi bugün, CoVID ile başlayan süreçte “Tanrıyı kıyamete zorlamak” isteyenler, “Tarihin sonu”nu getirecek bir “medeniyetlerarası savaş”ı başlatmadan, “yeni Normal dönem”e geçişte, “Great reset” için “CoVID” kod adını taşıyan bir “korku pandemisi” ile bir atak başlatarak yargısız bir infazla insanlığı ev hapsine mahkum ettiler.
Kendilerine, köklerini Antik Yunana dayandırdıkları bir “Demokrasi” icad ettiler. Ulus devlet sonrası Laiklik, Cumhuriyet, ardından Barış, Özgürlük ve Hukuk düzeni inşa ettiklerini söylediler. İşgal ettikleri ülkelerin yağmalanmasının ardından ele geçirdikleri kitapları tercüme ederek yeni evrensel bir medeniyet inşa ettiklerini söylediler, ele geçirdikleri servetle bir iktidar düzeni, topladıkları alet ve edevattan bir sanayi devrimi çıkardılar.
İnsan Hakları için referans kabul ettikleri 1215 tarihli Magna Carta "Büyük Ferman" Kral Johnile derebeylerle aralarında imzaladıkları bir anlaşmadan başka bir şey değildi.
Ulus devletlerin doğuşu 15 Mayıs 1648 Westfalya anlaşması ile oldu. Derebeyler, Kilise ile bir barış anlaşması yaptılar. Rönesans 15-16 YY’da, işgal edilen ülkelerden, doğudan, batıdan, Amerika, Afrika’dan getirilen el yazması eserlerin tercümesi ile başladı. Üniversiteler, bilim, sanat, felsefe, tıp ve mimari üzerinde yapılan çalışmalar Judeo-Grek medeniyeti olarak tescillendi. Ardından 1789 Fransız devrimi. Kiliseden bağımsızlaşan ulus devletler... Ardından Cumhuriyet, Milliyetçilik, Sosyalizm, Liberalizm, Kapitalizm tartışmaları. Sanayi devrimi, kölelerden daha ucuza gelen, kontrol edilebilen İşçi sınıfının doğuşu ve kölelere özgürlük!
İnsanlık bu güne kadar Demokrasi, İnsan Hakları, Hukuk devleti ve çevrecilik yalanları ile oyalandı. Batı bu süreçte tarihin en kanlı, en acımasız devranını sürdürdü.
Bize insan haklarından söz edenlerin insan hakları ihlalleri ile ilgili dosyaları son derece kabarık.
Batılılar Westfalya sonrası bir uluslararası düzen inşa ettiklerini söylediler. 2. Dünya savaşı sonrası bu sistemi revize ettiler. Sonra 1972 de düzen bir kez daha revize edildi. 1991’de SSCB’nin dağılması ile artık tehlikenin rengi kırmızıdan yeşile dönmüştü.
İslam dünyasında ardı arkası kesilmeyen darbeler ve terörün arkasında kimlerin olduğunu biliyoruz. FETÖ’nün, PKK’nın arkasında kim olduğunu da. 15 Temmuzun kimler tarafından tezgahlandığını da, Sabancı suikastinin sanıklarının nerede ve kimler tarafından himaye edildiğini de.
Diğer yandan, İstanbul sözleşmesini ve CEDAW'ı dünyaya dayatanlar da kendileri idi. Kadına Şiddet bahanesinin arkasına saklanarak “Toplumsal cinsiyet eşitliği, Toplumsal cinsiyet adaleti, cinsel deneyim, cinsel tercih ve cinsel yönelim” diye aileyi ifsad edenlerin kim olduklarını yaşayarak gördük. İnsanları “Birey” diye tanımlayarak, din, ahlak ve gelenekten bağımsız, kişiyi kendisi yapan alameti farikaları kazıyıp yoketmekten söz eden bir anlayış günümüzde yasa gücünü arkasına alarak bizi şahsiyetsizleştirerek “toplumsal cinsiyet/Gender” diye fıtratının dışında fuhşiyat temelinde bir kimlikle tanımlama iddiasında bir düzen kurdular.
Ve bizi dini ve ahlakı, aile saadetini tehdit eden, zulüm nitelikli uygulamalara sebeb olan bu İstanbul sözleşmesi hakkında yıllardır Ankara’dan verilen sözlerin yerine getirilmesini bekliyoruz.Daha İstanbul sözleşmesi belasından kurtulmamışken, şimdi bir de Hayvan Hakları sözleşmesi ile birileri Meclise yeni bir teklif sunuyor.
İslam geleneğinde Hak, Allaha ait olan ölçüdür. Batıda “Hak” kavramı yoktur. “Right” İnsan merkezli bir “sağ duyu” gibi bir anlama gelir. İnsan, Kadın, Erkek, Çocuk, Hayvan, İşçi hakkı diye bir hak olmaz. Hak nerede tecelli ederse, herkes o Hakkın yanında yer alır. Bizim geleneğimizde “Hak merkezli bir düşünce ve inanç vardır. Yoksa insan, kadın ya da erkek olsun, ekmeli mahlukat ve eşrefi mahlukat olabileceği gibi eylem ve söylemleri ile hayvandan daha aşağı da olabilir. Dolayısıyla biz salt insan merkezliliği kabul eden humanistlerden de değiliz. Bizim geleneğimizde eşitlik yerine adalet esastır. İnsanlar kendi aralarında birbirlerinden üstün de olabilirler. Erkek erkeğe, kadın kadına eşit değil ki, kadın erkeğe eşit olsun. Her ikisi de birbirinden veya hemcinslerinden üstün olabilirler.
Batılı kavram ve kurumların bir çoğu makyaj malzemesi, illüzyon, görüntü türü şeylerdir. Onların tek kutsalı vardır o da çıkarları.
Bugün Kuvayı Milliye ruhu ile ve Müdafayı Hukuk anlayışı ile ayağa kalkacaksak, kendi özümüze, kendi kavram ve kurumlarımıza dönmemiz, yeni bir medeniyetin ihya ve inşası için harekete geçmemiz gerekir.
2019 rakamların göre dünyada her gün açlıktan 8220 çocuk ölüyor. Oysa dünyada 2020’de CoVID’den günde ortalama 3840 kişi ölmüştü. Zengin ülkelerin 1 yıllık gıda israfı ve lüks tüketimi, en azından yoksul ülkelerdeki çocuk ölümlerinin önlenmesi için bugünkü 100 yıllık bir kaynak oluşturabilir. Batıda aşırı beslenmenin sebeb olduğu obezitenin tedavisine harcanan para, tüm dünyadaki açların tamamına yeter.
Yoksul ülkelerde çöplerden ekmek arayan çocuklar, gelişmiş ülkelerin refah ve mutluluğunun harcını karıştırıyorlar.
Batılıların zenginliği, yoksul ülkelerin yoksulluğu kadar büyük.
Bu ve benzeri günler beyaz efendilerin vicdanlarını dinlendirmek, cinayetlerini maskelemek, kendi reklamlarını yapmak için birer reklam aracından başka bir şey değil.
Biz onların insan hakları ve demokrasilerini Afganistan’da, Irakta gördük. Ebu Gureyden, Guantanamodan biliyoruz, Afrikadan tanıyoruz, Fransa’dan tanıyoruz. Cezayirden ve Mısırdan tanıyoruz onları.
Emperyalist, sömürücü, “Haydut” devletlerde de elbette mazlum ve erdemli insanlar var. Ama Pedofili bağımlısı, Fuhşiyatı “onur” diye göstermeye çalışan soysuzlara, İstiklal Marşımızın şairi Akif’in mısraları ile cevap vermek gerekirse: “Medeniyet denilen maskara mahluku görün / Tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün”. “Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar”ın siyasi emelleri ile kendi siyasi emellerini, şahsi çıkarları ile kendi çıkarlarını tevhid eden bedhahlara da lanet olsun!
Dünya Gıda Programı (WF) Direktörü David Beasley, gelecek yıl en kötü insani krizlerden birinin yaşanabileceği ve 12 ülkenin kıtlık riski ile karşı karşıya kalabileceği ikazını da dikkate alarak;
Allah Hakkı Kul hakkı eksenli bir anlayışı tüm insanlıktan sorumluyuz bilinciyle insanlık için hayata geçirmeliyiz. Allah Hakkı Kul hakkı eksenli bir anlayışı, tüm insanlıktan sorumluyuz bilincini insanlık için hayata geçirmeliyiz. Genetiğiyle oynanmış insanın ve AİLE medeniyetimizin yeniden inşaası için; kendini, ailesini, vatanını ve tüm insanlığın hayrını düşünen Kur'an Neslini yetiştirmek için yaşayan Kuran Resüllullahın hayatı ve #önceAile dersi tüm okullarda seçmeli değil mecburi ders olarak okutulmalıdır.
İnsanlığın son kalesi Aileyi ve ailenin haklarını korumak için, aile seferberliği evlilik seferberliği başlatmalı. Tüm okullarımızı Aile Okuluna dönüştürmeliyiz. Evlilik seferberliği için de devletin her evlenene en az 100 gram altını karşılıksız hibe etmeli, aile kurmayı teşvik için de aile kuranları sigortalı yapmalı, insan neslinin devamı için de çocuk istemeyi teşvik etmeli. Asgari ücret en az NET 4 bin TL olmalı. Bu #insaniücret #ahlakiücret ailenin ve ülkenin kalkınması için geleceğimiz ve milli güvenliğimiz için zarurettir.
#İnsaniÜcretVerilsinAsgariDeğil #AsgariÜcretNet4000LiraOlsun