Ateizm ve varoluşçu akım

3 views
Skip to first unread message

Dr Can Güngen

unread,
Sep 6, 2008, 3:20:49 AM9/6/08
to varoluscupsikoterapi
1755.Büyük Lizbon depremi "azizler gününde" vurdu.30.000 ölü: 1755'te
bir deprem Lizbon kenti nüfusunun dörtte birini (30.000 kişiyi) yok
eder. "Lizbon Depremi" diye bilinen bu doğal yıkımda ölenlerin çoğu
Azizler Günü nedeniyle kilisede toplanmış dua ediyordu. Felâketi,
Tanrı'nın günahkâr kullarını cezalandırması diye yorumlayan papazlar
Voltaire'in sabrını taşırır. 18. yüzyılın ünlü düşünürü onlara şu
dizelerle seslenir:
"... tüm duyarlı nesneler, aynı günde doğmuş benim gibi acı çeker,
benim gibi ölürler. Kartal ödlek kurbanı üstüne çullanmış Titreyen
organları kanlı gagasıyla parçalar... Savaşın toz dumanında yuvarlanan
adam, Can çekişen arkadaşının kanıyla kanı karışmakta, Beklerken leş
kargalarına yem olma sırasını. Evet, her kişide tüm dünya sızlanmakta
Hepsi ıstırap için doğmuş, birbirini yok etmekte Peki, bu korkunç kaos
ne için Her birimizin acısı hepimize mutluluk mu dersin! Ne kutsanacak
dünya, öyleyse!"

Voltaire'in çağdaşı Rousseau ise yıkımdan doğrudan insanı sorumlu
tutuyordu. Ona göre insan "uygarlık merkezleri" diye bilinen kent
yaşamı için değil, pastoral yaşam için yaratılmıştır. Voltaire'in bu
tür romantik açıklamalar karşısında da sessiz kalması olanaksızdı.
Ünlü yapıtı Candide'de alaycı bir dille yazılmış şu satırları
okuyoruz:
"... burun gözlük taşımak, bacak çorap giymek, taş görkemli şatolar
yapmak için dizayn edilmiştir. İster insandan, ister doğadan
kaynaklansın, başıma gelen her belânın gerisinde demek ki, Tanrı'nın
usta eli vardır. Doğanın karmaşık düzeni Tanrısal dizaynın kanıtı ise,
o zaman, Tanrı'nın ya çok beceriksiz, ya da habis olduğunu kabul etmek
zorundayız. Tanrı ya önleyebileceği kötülüğü isteyerek önlememektedir;
ya da istemediği kötülüğü önleyememektedir."

Dr Can Güngen

unread,
Sep 7, 2008, 12:10:52 PM9/7/08
to varoluscupsikoterapi
18.yyda başlayan aydınlanma hareketi Voltaire gibi tanrının varlığını
ve dinin kurumsal kimliğini-meşruiyetini sorgulayan aydınların ortaya
çıkmasına neden oldu.Fransız devrimi kral ve aristokrasiye karşı
olduğu kadar ruhban sınıfına karşı da yapılmış bir devrimdir.1793 de
Fransız devriminin üçüncü dönemi olarak bilinen Jacoben diktatörlüğü
döneminde katolik kilisesine savaş açıldı ve "akla tapmaya" yönelik
resmi bir din kurma teşebbüsünde bulunuldu.Çok sayıda devrim
karşıtının(17.000 civarı) idam edildiği ve bir devrim terörünün
yaşandığı 14 ay süren bu dönem ,Thermidorcu bir grup tarafından
yapılan karşı devrim hareketi ile sonlandırıldı.Robespierre ve
arkadaşları idam edildi.Fransız devrimi kilisyi tümüyle ortadan
kaldırmayı başaramamış olsa da dini inançlara sekte vurmuş ve
kilisenin ekonomik ve siyasi hayattaki gücünü azaltmıştır.. 1885
yılında "Böyle buyurdu Zerdüşt" isimli eserle Nietzsche "tanrının
öldüğünü duyurdu".Musevi ve Hıristiyan geleneğinin "asil ve güçlü
insani özelliklere" köleci ahlak anlayışı tarafından açılmış bir
savaşın parçası olduğunu ileri sürüyordu.Hıristiyan geleneği değerler
koyma gücüne sahip kudretli insanı tarih sahnesinde silmeye
kalkmasıyla meşruiyetini yitirmişti.İnsan gurur ve aklının,istenç
gücünün,değerler koyma arzusunun düştüğü yerden ayağa kalkışı
Nietzsche'nin güçlü ve görkenli ifadelerinin etkisiyle hızlandı.

Tanrı fikrinin dayanaksızlığı bu gün insanlar tarafından açıkça
görülmektedir.Tanrıya her ne kadar psikolojik bir dayanak noktası
olarak ihtiyaç duyulduğu bir gerçek olsa da realite böyle bir gücün
yanımızda bulunup bizi ,sevdiklerimizi gözetip kolladığını
göstermiyor.

Tanrının varlığına duyulan inancı yansıtan argümanları tartışmaya ne
dersiniz?

Tartışmaya sunduğum ilk argüman "ilk neden argümanıdır "

Bu argüman her şeyin bir nedeni olması gerektiği ve evreninde bir
nedeni olması gereğidir.Böylece evreni yaratan bir "öncüle" yani
tanrısal bir varlığa ihtiyaç duyulur.Oysa evreni yaratan tanrının
varlığı kabul edilse bile araştırmanın kesilmesi gerekmez.Evrenin
nedeni merak ediliyorsa hiç şüphesiz tanrının nedeninin de merak
edilmesi gerekir.

Tanrının kendi kendisinin nedeni olması iddiası akla yatkın
değildir.Zira evrende kendi kendisinin sebebi olabilir.İnsan aklı
fenomenlerin ötesini göremez.Yani "kendinde şeyi",Kant'ın "numen"
dediği şey gözlerimizden ve duyu organlarımızdan gizlidir.Dolayısıyla
evrenin kendi kendisinin sebebi olup olmadığını da tanrı gibi
bilemeyiz.Zira bu tür şeyler biçim için nüfuz edilemeyen gerçekliğe
ait kavramlardır.
Tanrının kendi kendisinin nedeni olduğu iddiasını kanıtlayan delil de
yetersizdir.Zira bu delil ,tanrının inananlarına "öyle olduğunu
"söylediği şeklinde bir rivayete dayanır.Varlığı kanıtlanmaya
çalışılan bir varlığın "öyle söylediği için doğru olduğu" şeklindeki
argümanın çelişkisi ortadadır.
Böyle düşünüldüğünde bu akıl yürütmenin yetersizliği ortaya çıkmış
oluyor.

Devam edeceğim ancak katılımlarınızı da bekliyorum..

AKIL CAGI

unread,
Sep 30, 2008, 1:57:18 PM9/30/08
to varoluscup...@googlegroups.com
Ellerinize sağlık

07 Eylül 2008 Pazar 19:10 tarihinde Dr Can Güngen <cang...@gmail.com> yazdı:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages