Kohut'a göre Narsistik Gelişim Süreci

42 views
Skip to first unread message

Dr Can Güngen

unread,
Oct 19, 2008, 11:29:50 AM10/19/08
to varoluscupsikoterapi
Narsistik gelişim süreci

Bu tabloda yapısal sorun teknik olarak ,"büyüklenmeci kendiliğin"
teşhirci-büyüklenmeci gösterilerine özellikle preodipal dönem denilen
yaşamın ilk üç senesi içinde ve kısmen devam eden odipal dönemde
"kendilik nesnesinden" onaylayıcı-aynalayıcı cevabın alınamamasına
bağlıdır.

Bu yaklaşımdaki ,ebeveynin çocuğun gelişen narsisistik büyüklenmeci
kendiliğini aynalayarak geliştirme özelliğinin Lacan'cı ayna kavramı
ile bir ilgisi yoktur. Zira ne Winnicot ne de Kohut narsistik gelişim
sürecinde "ayna" modelini geliştirirken Lacan'a ve kültüre doğrudan
bir atıf yapmışlardır.

Tüm güçlü narsistik evre

Çocuğun nesne ilişkileri bağlamında ben ile ben olmayan arasındaki
ayrımı kuracağı döneme kadar arkaik narsistik bir dönem söz
konusudur.Çocuk bu dönemde mutlak anlamda "omnipotent-tüm güçlü"
konumdadır.İlişkide bulunduğu "kendilik nesnesine" -ki bu ebeveyni ve
çoğu kez annesi veya anne yedeğidir-büyüklenmeci kendiliğinin teşhirci
gösterilerini sunar ve kendilik nesnesinin "gözlerinin ışıltısında-
gülümseyişinde-dokunuşlarının sıcaklığında" bu kendiliğin kabul
edilmesini-onaylanmasını bekler.İdeal nesne-ideal ebeveyn çocuğun
narsistik tüm güçlülüğünün bir parçasıdır ve onun sınırsız
beklentilerinin nesnesidir.Bu dönem her halükarda geçirilmesi zorunlu
olan ve narsisizmin sağlıklı gelişmesi için tayin edici özellikte bir
dönem olarak düşünülmektedir.

Benlik sınırlarının ayrılması-dönüştürerek içselleştirme evresi

Doğal gelişim sürecinde tüm güçlü bu evrenin sağlıklı olarak geçilmesi
ideal annenin çocuğun zaman zaman hayal kırıklığına uğramasına
rağmen büyüklenmeci-teşhirci benliğine yeterince-kafi derecede ayna
tutabilmesine bağlıdır.Eğer çocuk bu evreyi anneyi fiziksel olarak
kaybetmeden veya annenin kendi ruhsal problemleri veya uğraşları
nedeni ile ilgisini kaybetmeden geçirmeyi başarırsa ,yaşadığı hayal
kırıklıkları ve gelişen sinir siteminin fonksiyonalitesi çocuğun dış
dünyaya ait nesnelerle kendi benlik sınırlarını ayırt edebildiği bir
döneme ulaşmasını sağlayacaktır.

Artık sınırlar ayrılmıştır ancak eskisi kadar ideal olmasa da
(sınırsız beklentilerin nesnesi olmasa da) ideal anne imagosu ile
özdeşim süreci devam etmektedir.Çocuk sağlıklı narsistik gelişim
sürecinde annenin beklediği kadar ideal bir nesne olmadığını tedricen
anlayacak kadar şanslıysa başarılı bir narsisistik süreçten geçecek
demektir.Bu esnada anne, çocuğun büyüklenmeci-teşhirci kendilik
gösterilerini seçici olarak aynalayarak çocuğun annenin değer
sistemini "dönüştürerek içselleştirmesine" izin verir.Bu çocuğa ait,
başlıca annenin (ve varsa diğer önemli ideal nesne figürlerinin) onayı
ile gelişen "düşünce- davranış tarzı repertuarıdır." Eğer anne çocuk
ilişkisi başarılı olmuşsa çocuğun güçlü bir öz saygıya ve kendiliğe
ilişik "gurur" erdemine(kibir değil) sahip olduğu görülür.

Narsistik kişilik bozukluğunun patogenezi

Eğer anne aynalama görevini yapamayacak durumdaysa ,örneğin fiziksel
olarak az bulunuyorsa,hastalık nedeniyle (depresyon-psikoz veya
fiziksel rahatsızlıklar) ilişki kurmuyorsa veya eşduyum bozuklukları
gösteriyorsa (aynalama görevini yerli yerince yapmıyor veya anne
çocuğu kendi narsistik bozukluğu nedeniyle yine kendisinin ruhsal
durumuna uyması-senkronize olması için manipüle ediyorsa) çocuk
tutarlılık göstermeyen sayısız kendilik çekirdeklerini birleştirip
"saygı ve gurura" sahip özgün-tek bir kendilik oluşturmayı
başaramaz.İdeal ebeveyn imagosu ile uygun temas kesintiye uğradığında
gelişim süreci de kesintiye uğrar ve bu noktada saplanma (fiksasyon)
oluşur.Böyle bir ideal ebeveyn imagosu arkaik -tüm güçlü özellikler
gösterir ve yatırılan narsisistik libido ile düzensiz kendilik
çekirdeklerini bir arada tutan tutkal görevi görür.Narsistik kişilik
bozukluğunda ideal ebeveyn imagosunun yerini tutacak nesne arayışı
ömür boyunca sürebilir.

Sonuçta ortaya çıkan kendisini giderilemeyen bir "boşluk-eksiklik
hissi" ile tanımlayan kendiliktir.Zaman ve uzayda fiziksel ve psişik
parçaların bütünlüğü kurulamaz.Dönüştürmeli içselleştirme ile
olgunlaşamayan ve ancak bastırılabilen "büyüklenmeci kendiliğin"
teşhirci gösterilerinin yüzeye yükselme tehdidi narsisistik bir
gerilim halinde hissedilir. Bu etkinlik sosyal hayatta tehlikeli
olabileceği için utanç tehdidine yol açar.Büyüklenmeci çabalar ego
güdümünde rasyonel amaçlara yönlendirilemeye çalışılabilir.Kısmen
başarılı da olabilir bu çabalar.Ancak hiçbir zaman elde edilen başarı
yeterli olmayacak ve başarının sınırlı insani etkinliğin bir ürünü
olması fikri kabul edilemeyecektir.Böylece bastırılmış-bilinçdışı
sınır tanımayan başarı düşlemleri ile dolu belirsiz bir gelecek
tahayyül edilir.

Büyüklenmeci düşlemler ve rüyalar

Bu tür büyülenmeci impulslar gerçeklik denetiminin kaybolduğu "düş"
esnasında "uçma" ve "zihin yoluyla nesnelerin kontrolü" gibi üstün
güçlere sahip olunan rüyalarda kendisini gösterir.Gündüz düşlerinde
de benzer bir etkinliğe şahit olunur..

Yakın zamanda on yedi yaşlarında meslek lisesi son sınıfında
"kalıpçılık" üzerine staj yapan bir hastam uyumsuzluk ve işe ilgisinin
olmaması nedeniyle öğretmeni tarafından gönderilmişti.Konuştuğumuzda
bu işin kendisine hitap etmediğini söyledi.İş yerlerinin makinelerle
dolu olduğundan,çalışma arkadaşlarının-diğer işçilerin kaba
yapılarından, kendi aralarında küfürlü konuşmalarından şikayet
ediyordu. Duraklayarak ,utangaç bir tavırla ancak zekice cümleler
kurarak konuştu.Kendisinin yaşayıp yaşamadığından emin olamadığını
söyledi (kendiliğin zaman ve uzayda bütünleşmiş varlığının
hissedilememesi) ve çok unutkan olduğunu-günün hangi saatinde
bulunduğunu kaçırdığını (zamansal süreklilikte eksiklik)
iletti.Gelecekte ne yapmak istediği ile ilgili bir fikri yoktu ancak
stajı bitirerek lise eğitimini tamamlamak arzusundaydı.Kalıpçılığı bir
yana bırakırsak hangi mesleklerin kendisine daha uygun olabileceğini
araştırdık.Devlet memuru olabileceğini söyledi.Devlet memurluğunun tek
başına bir meslek olamayacağını belirterek,kendisine daha özgül bir
makam seçmesini bekledim.Aldığım yanıt şaşırtıcıydı.Belediye reisliği
ve ya valilik görevleri kendisine uygundu!Genç hastam sosyal olarak
tecrit olmuştu ve öz güveni çok düşüktü.Yakınındaki herhangi bir kimse
sırf kendisi olmadığı için kendisinden üstün görünüyordu.Ancak
büyüklenmeci benliğinin görkem-ihtişam düşlemleri özgüven eksikliğinin
yanında tablonun teşhis edilebilmesi için gerekli ipuçlarını veriyordu.
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages